Tekil Mesaj gösterimi
Alt 03-06-2010, 13:49  
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 35
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

7) Hacet Namazı:


Dünyevî veya uhrevî bir isteği olan kimse abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat, başka bir görüşe göre on iki rekat namaz kılınır, sonra Allah Teala'ya senada, Resulullah (s.a.s)'a salatu selamda bulunur, bundan sonra hacet duasını okuyup, isteğinin gerçekleşmesini Allah Teala'dan niyaz eder.


Merfû bir hadiste rivayet edildiğine göre, bu namazın birinci rekatında, bir kere Fatiha, üç kere Ayetel-kürsî okunur. Diğer üç rekatın her birinde Fatiha ile birer defa İhlas, Felak ve Nas sureleri okunur.


Tirmizî'nin Abdullah b. Ebî Evfa (r.aj'dan naklettiğine göre, Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"Her kimin Allah'tan bir dileği olursa yahut insanlardan her hangi birinden bir isteği bulunursa, önce abdest alsın ve iki rekat namaz kılsın. Sonra Allah'a hamd ve senada bulunsun, O'nun Resulü Muhammed'e salat ve selam getirsin. " Bundan sonra şu duayı okusun:

Hacet duası:

"La ilahe illallahü el-Halîm, el-Kerîm. Sübhanallahi Rabbil-arşilazîm. el-Hamdü lillahi Rabbilalemîn. Nes'elü-ke mücibati rahmetike ve azaime mağfiratike ve'l-ganîmete min külli birrin ve'sselametü min külli ismin. Lâ teda' lî zenben illa gafertehu ve la hemmen illa ferahtehü ve la hacete hiye leke ridan illa kadayteha. Ya erhamer-rahımîn".


Anlamı:

"Halîm ve Kerîm olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi Allah'ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Allahım! rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyiliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim. Affetmediğin hiç bir günah, feraha çıkarmadığın hiç bir tasa, senin rızana uygun olan hiç bir ihtiyacı da karşılamadan bırakma. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım!"

(Tirmizî, Vitr, 175; İbn Mace, İkame, 189; et-Tergîb, l, 476).


8) Yolculuk Namazı :

Bir müslümanın yola çıkacağı veya bir yoldan döndüğü zaman iki rekat namaz kılması menduptur. Giderken evde, gelirken de mescitte kılmak daha faziletlidir. Hz. Peygamber (s.a.s), yolculuktan gündüz kuşluk vakti döner, Mescid-i Nebevî'ye giderek iki rekat namaz kılar, orada bir süre otururlardı

(Buharî, Salat, 59, Cihad, 198).


9) İstiska (Yağmur İsteme) Namazı:


Yağmurun hiç yağmaması, az yağması, yeraltı sularının kesilmesi, tarım ve hayvanlar için su ihtiyacının ortaya çıkması gibi durumlarda yağmur duası yapılır. İnsanların Rablerinden gafil olmaları ve aralarında günahların yayılması sebebiyle, Allah insanları denemek için bazı zamanlarda kuraklıklar meydana getirir. Bu durumun değişmesi için, Allah'a tevbe ve istiğfar etmek gerekir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Nuh, Mûsa ve Hûd (aleyhimü's-selam) gibi Peygamberlerin kavimlerine yağmur verilmesi için yaptıkları dualardan söz edilir.

Allah Teala Nuh (a.s)'dan söz ederek şöyle buyurur:

"Onlara Şöyle dedim: Rabbinize istiğfar edin ki, gökten size yağmur indirsin. Size çok mal, evlat ve bahçeler versin, nehirler akıtsın" (Nuh, 71/10-12). Hz. Musa'dan söz ederek Yüce Allah şöyle buyurur: "O zamanı hatırla ki, Musa kavmi için su istemişti de, kendisine asanı taşa vur demiştik" (el-Bakara, 2/60).


Ebû Hanife'ye göre, İstiska namazının cemaatle kılınması sünnet değildir. İnsanlar yağmur duasında ayrı ayrı namaz kılarlarsa kerahetsiz olarak caiz olur. Çünkü İstiska dua ve istiğfardan ibarettir. Bu yüzden bu dua cemaatsiz ve hutbesiz olarak yerine getirilir.

Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre; yağmur duası namazının, ihtiyaç varsa, hazar veya seferde kılınması menduptur. Bu dua, Resulullah (s.a.s)'ın sünneti ve raşid halifelerin amelleri ile sabittir. Yağmurun yağması gecikirse, yağmur duası günler boyu bir kaç defa tekrarlanır. Çünkü Allah Teala duada ısrarlı olanları sever
(el-Kasanî, a.g.e., l, 282; İbnül-Hümam, Fethul-Kadîr, l, 437; İbn Abidîn, a.g.e., l, 790 vd.; İbn Rüşd, Bidayetül-Müc-tehid, II, 209).



Enes b. Malik (r.a) şöyle anlatır:

"Hz. Peygamber, cuma günü hutbe irad ederken bir adam geldi, onun karşısında durdu ve şöyle dedi:
- Ya Rasülüllah! Hayvanlar mahvoldu, yollar kesildi. Allah'a dua et, bize yağmur versin.
Allah'ın Rasul'i ellerini kaldırarak, "Allahım bize su ver, Allah'ım bize su ver" diye dua etti. Gökte hiç bir bulut işareti yok iken, birden bir bulut çıkıp çevreye yayılmış ve yağmur yağmağa başlamıştı. Bu durum bir hafta sürdü. Ertesi cuma bir adam geldi: "Ey Allah'ın elçisi! Mallarımız telef oldu, yollar kesildi. Allah'a dua et, bizden yağmuru kessin dedi.

Bunun üzerine Hz.

Peygamber şöyle dua buyurdu:

"Allahümme havaleyna vela aleyna. Allahümme alel-akami ve'zzırabi ve bulünil-evdiyeti ve menabiti'ş-şeceri".

Anlamı:

"Allahım! Yağmuru üzerimize değil, çevremize, dağlara, tepelere, vadilere ve ağaçlı yerlere ver". Bu dua île yağmur kesildi (Buharî, İstiska, 6; Müslim, İstiska, 8).


Hadis kaynaklarında zikredilen, Resulullah (s.a.s)'in yaptığı yağmur duası şudur:

"Allahümme eskına gaysan muğîsan merîen tabakan merîan gadakan acilen gayra raisin. Allahümme eski ibadeke ve behair, eke venşür rahmeteke ve ahyi beledekel-meyyite"

(Allahım! can kurtaran, tatlı; bol, bereketli, çok, geç değil, çabuk yağmur ver. Allahım! Kullarını, hayvanlarını sula, rahmetini yay, ölü memleketini dirilt)

(İbn Mace, İkame, 184; Ebû Davud, İstiska. 2; Ahmed b. Hanbel, Iş', 395).


Yağmur duası namazı, cuma namazı gibi açıktan okunarak kılınır. Namazdan sonra, bayram hutbesi gibi hutbe okunur, ancak hatip minbere çıkmaz, yerde durur, kılıç, ok ve baston gibi bir şeye dayanır.
Yağmur gecikirse, eski elbiseler giyilerek, çocuklar, ehli hayvanlar ile bunların yaşlıları beraberce kıra çıkılır. Çocuklar ve yavrular bir süre annelerinden uzaklaştırılır, zayıflara ve yaşlılara dua ettirilir. Böylece Allah'ın rahmet ve merhametinin celbi umulur.


10) Küsûf Namazı:

Güneş tutulmasına "küsûf", ay tutulmasına da "husüf denir. Güneş tutulduğu zaman, bir beldede cuma naımazını kıldıran imam, ezansız ve kametsiz olarak en az iki rekat namaz kıldırır. Her rekatta fazla miktar, Ebû Hanîfe'ye göre gizlice, Ebû Yusuf ve İmam Muhammed'e göre de açıktan kıraatta bulunur. Hutbe okunmaz, her rekatta, diğer namazlardaki gibi tek rükü ve iki secde yapılır.

Çünkü Ebû Davud'un naklettiği bir hadiste şöyle denilmektedir:

"Güneş tutulduğu zaman Hz. Peygamber iki rekat namaz kıldı ve her iki rekatta da kıyamı uzattı, güneş açılınca da namazdan ayrıldı.


Bunun üzerine Allah elçisi şöyle buyurdu:


"Bu olaylar Allah'ın büyüklüğünü gösteren delillerdir. Allah Teala bunlarla kullarını korkutmak istiyor. Bunları gördüğünüz zaman, en son kıldığınız, farz namaz gibi bir namaz kılın "

(bk. Buharî, Küsüf, 1,17; Ebü Davud, İstiska, 4, 9, Sünnet, 9; Nesaî, Küsûf, 5, 12,14,16, 24; İbn Mace, İkame,152).

İbnül-Hümam şöyle der:

Sahabenin en son kıldıkları namaz sabah namazıydı. Çünkü küsûf namazı güneşin iki mızrak boyu yükselmesi sırasında kılınmıştı

(el-Kasanî, a.g.e., l, 280; İbnül-Hümam, a.g.e., l, 432; İbn Abidîn, a.g.e., l, 788 vd.).


Ay ve güneşle ilgili olarak Allah Teala şöyle buyurur:"

Allah'ın varlığını gösteren ayetlerden biri, gece ile gündüz, ay ile güneştir. Ne güneşe, ne de aya secde etmeyin. Bunların hepsini yaratan Allah'a secde edin" (Fussilet, 41/37)

. Bu ayetteki "secde edin" emri ay ve güneş tutulunca namaz kılınmasını ifade eder.

Hz. Peygamber (s.a.s), oğlu İbrahim'in öldüğü gün güneşin tutulması üzerine şöyle buyurmuştur:

"Ay ile güneş Allah'ın varlığını gösteren ayetlerdendir. Hiç bir kimsenin ne ölümünden ne de hayatından ötürü tutulmazlar. Böyle bir durumu gördüğünüz zaman, ay ve güneş açılıncaya kadar namaz kılın, dua edin"

(Buharî, Kürat; 1, 15; Ebû Davud, İstiska, 4; Ahmet b. Hanbel, II, 222, III, 318, V, 62, 428).

Ashab-ı kiramdan bazılarının, Hz. Peygamber'in üzüntüsüne güneşinde tutulmak suretiyle katıldığını ve yas tuttuğunu söylemesi üzerine Allah elçisi bu yanlış kanaati değiştirmek için bu sözleri söylemiştir.

Küsûf namazının büyük bir camide kılınması daha faziletlidir. Dışarıda, sahrada da kılınabilir. Küsûf ve husûf namazlarının sahih hadislerle sabit olduğu halde farz olmamasının sebebi, daha önceki konularda geçen hadiste; bedevinin Hz. Peygamber'e hitaben

"Beş vakit namazdan başka farz var mıdır? sorusuna karşılık, Hz. Peygamber'in; "Hayır, ancak nafile olarak kılarsan bu müstesnadır"

(Buhari, İman, 34, Savm, 1, Şehadat, 26; Müslim, İman, A; Ebû Davud, Salat, 1; Tirmizî, Zekat, 2; Nesaî, Salat, 4) şeklindeki ifadesidir.


Küsûf namazından sonra imam güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta veya cemaata karşı oturarak dua eder. Cemaat da "amin" der. İmam bulunmazsa, herkes kendi evlerinde tek başına kılarlar.
İmam Şafiî ve bazı hadisçilere göre, namazdan sonra hutbe okunması müstehaptır.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla