Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-25-2008, 20:12   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kiyamet - Ahiret Ve Merak Edilenler***mutlaka Okuyun

Kiyamet - Ahiret Ve Merak Edilenler***mutlaka Okuyun
Zaman Saati Çaldığı An


...Ve Allah Âdemi yaratır. Bütün melekler emr-i ilahîyle secdeye kapanır. İblis kibirlenir, secde etmez. Âdeme ve nesline düşman-ı hâin kesilir; huzûru ilahîden kovulur, şeytanı lâin haline gelir. Derken büyük muharebe başlar. Yasak ağaçtan tadılan mevye, savaş sahasının değişmesine sebep olur. Gökler ötesi âlemlerde başlayan bu şeytan-insan mücadelesi nihayet yeryüzüne iner, orada devam eder. Karanlığın nûra açtığı kaderî savaştır bu. İnsanoğlundan aldananlar, şeytana kapılanlar olur. Peygamberler gelir hakkı tebliğ için, kitaplar iner semadan. Medeniyetleri deniyetler, idbârları ikbâller takip eder. Her nebinin dudağında bir ahirzaman fısıltısı kıpırdar.. fısıltısı mı kıpırdar, fırtınası mı kopar. Dehşetinden ümmetler korkar. Kum saatinde asırlar geçer, seneler biter ve nihayet başlar büyük fitneler, küfürler, şirkler, zinalar, binalar, savaşlar, fitneler, fesatlar. İkindi Peygamberinin (sas) verdiği haberler gerçekleşir birer birer. Kendisini peygamber sanan Deccallar, Süfyanlar türer. Bir Kahtânî, bir Cahcah peyda olur. Asr-ı saadet yılları kadar aşkın ve kısa süreli bir ışık tufanı yükselir ahirzaman diliminde. İsanın alnında, Mehdinin çehresinde. Peygamber Arkadaşlarına mukabil Peygamber Kardeşleri doğar gurbet mağaralarından ve hicret diyarlarına göç ederler. Nebi mesajı güneşin doğup battığı her yere ulaşır. Derken o ışıklar da söner gider birer birer. Bu arada Müslümanlar Yahudilerle final savaşını yaparlar ve galip gelirler. Hariküladelikler çağıdır. Cansızlar bile konuşmaya başlar. Zaman hızlanır, mekan daralır. Kadınlar idareyi ele alır. İnsanlar camileri doldurur, içlerinde hakiki tek bir mümin yoktur. Ümmet yüzlerce büyük günahla perişandır. İslam toplumunda küfür ve şirk virüsünü kapmayan tek hücre kalmamıştır. Azıcık dünya mukabilinde dinini satanlar zuhur eder. Lat ve Uzzaya yeniden tapılmaya başlanır. Sefiller sultan olur. Emanet zayi edilir. İş, ehli olmayana verilir. Elbise değiştirir gibi din değiştirilir. İlim, küçüklerin eline düşer. Fırat nehrinin altından dağ gibi bir hazine çıkar. Yecüc ve Mecüc hurûç eder. Sedd-i Zülkarneyn harâb olur. Büyük bir ateş yükselir Hicâzdan. Kızıl rüzgarlar, kanlı kasırgalar. Zelzeleler. Kıtâller (herc). Suret değiştirmeler (mesh). Yere batmalar (hasf). Gökten yağan taşlar (kazf). Dünya, cehenneme dönmüştür. Şefkat tokatlarını ikaz tokatları, onu da zecr tokatları takip etmiştir. Şok üstüne şoklar yaşanır. Ancak hiçbir sadme, mümini uyandıramaz. Bir kuşluk vaktidir, Dabbetül-Arz zuhûr eder ansızın. Bu sırada kum saatinde tek kum tanesi kalmıştır, zaman saatinin çalması ân meselesidir. Bir meltem eser önce Şamdan, Yemenden, ötelerden. Zerre kadar imanı olan herkesin ruhunu kabzeder gider. Geriye sadece kafir, şerir kimseler kalır. Küre-i arz kafasının aklı mesabesinde olan Kurân bütünüyle çekip gitmiştir. Akılsız kalan yeryüzü, izn-i ilahiyle başını bir seyyareye çarpar ve dünya, tersine dönmeye başlar. Tam o esnada kum saatindeki tek kum tanesi de düşer ve kıyamet saati çalmaya başlar. Bir cuma günüdür bu, dünya hayatının en son cuması. Ve güneş batıdan doğar. Herkes mümindir artık, ancak iş işten geçmiştir, tevbe kapısı kapanmış, kalbuler mühürlenmiş ve yazıcı melekler kalemlerini kırmıştır. Yeryüzünde Allah Allah diyen tek kişinin kalmadığı işte o vakit meçhuller, malum olur.. ve kıyamet kopar!!!
İman hayattır, vücûdîdir, küfür ölümdür, ademîdir. Bütünüyle imanını kaybetmiş bir insanlık artık topyekün ölümü hak etmiştir. Kıyamet böyle küllî bir ölümün adıdır, hem ölümün, hem dirilişin. Kıyamet vaktine, saat de denilmiş, zaman saati. Dünyanın bitiş, ahiretin başlangıç vaktini bildirir. Bu büyük hadiseler, Sultan-ı Mutlakın emir-ber memuru İsrafilin komutuyla başlar ve biter. Sûra (boynuzvâri bir boruya) üç defa üfler. Üflemeler arasında kırk r30; vardır. Kırk, ne? Meçhul gizem. Bu üç ses, üç devredir, korku, ölüm ve diriliş devreleri. İlkine Nefha-i Fezâ (korkutan üfleme) denmiş: Gün gelecek Sûra üflenecek, Allahın diledikleri dışında herkes müthiş bir korkuya kapılacakr30;(Neml, 87). İkincisine Nefha-i Sak (öldüren üfleme) denilmiş: Sûra üflenir, göklerde ve yerde kim varsa çarpılıp cansız yere düşer, tabi Allahın diledikleri hariç.(Zümer, 68). Üçüncüsüne ise Nefha-i Kıyâm (diriliş üflemesi) adı verilmiş: Sûra bir daha üflenir: bir de bakarsın bütün insanlar, kabirlerinden ayağa kalkmış, etrafa bakınıp duruyorlar.(Zümer, 68). Sûra üflendi, kalk borusu çaldı.. işte bak kabirlerinden kalkıp, Rablerinin huzurunda duruşmaya koşuyorlar. Eyvah bize! Kim kaldırdı bizi yatağımızdan? diyorlar. İşte Rahmânın vadi buydu! Rasûller doğru söylerler. Bütün olay, bir çağrıdan ibaret! İşte hepsi büyük duruşma için toplanmışlardır. Artık bugün hiç kimseye zulmedilmez, size hakkınızdan başka bir karşılık da verilmez. (Yasin, 51-54).




1.SAHNE: ELVEDA DÜNYA

israfilin sûra ilk iki üflemesi
Kıyamet vakti deyince hayalde beliren genel sahnelerr30; Önce yürekleri yırtan bir sayha kopar! Mukarreb melekler dahil, sema, arz, rüzgar, dağ ve deniz herşey dehşete düşer. Ve ardından: Kurânın kuvve-i câzibiyyesinden mahrum kalan arz ü şems ve arş ü ferş birbirine girer. Derken imâmesi kopan uzay sistemi, tespih taneleri gibi saçılan samanyolu, çil çil dağılan galaksiler, yörüngesinden fırlayan gezegenler, birbiriyle çarpışan seyyareler, parça parça aylar, külçe külçe dünyalar... Güneş dürülür, yıldızlar kararıp dökülür ve dağlar yürütülür. Okyanuslar bir kazan gibi kaynatılır. Kazıklarının sökülmesiyle bir çekirdek gibi çatlayan yeryüzü.. ve derken her şeyi yerle bir eden ıslık ıslık kasırgalar, dağları söküp fırlatan tufanlar, karaları yutan deniz dalgaları, dört bir yandan fışkıran lavlar, cehennem gibi kaynayan mağmalar, her yeri saran alev alev yangınlar, yeryüzünü yeraltına katıp karıştıran depremler.. karalara çakılan vapurlar, uçaklar, havalarda uçuşan trenler, arabalar, denizlerde boğulan dağlar, Lut gölüne dönen Everestler-Ağrılar, ekvatorlaşan kutuplar, volkanlarla boğuşan dev buzullar, okyanuslara gömülen adalar, birbirine giren kıtalar, Asyalar, Avrupalar, Afrikalar, Amerikalar... Ve bütün bunlarla birlikte: gümbür gümbür yıkılan binalar, tuz buz olan apartmanlar, saraylar, abideler, çöken tapınaklar, kiliseler, havralar, camiler, devrilen minareler, dağılan kubbeler, ufalanan fabrikalar, yerleri delen gökdelenler, caddeleri kaplayan enkazlar, enkazlar altında kalan canlar, şak şak yarılan yollar, ekinler gibi yatan ormanlar, bir anda silinip giden tarihî umranlar, köyler, kentler ve devletler...
Evet evet insanlar, çığlık çığlık insanlar, feryat feryat hayvanlar ve avaz avaz bütün canlılar.. çocuğunu düşüren anneler, annesinin delirişini gören bebeler, bir anda saçları ağaran yavrular.. gözler fal taşı gibi açık, akıllar donmuş, ruhlarda korkunç bir telaş, zihinler karma karışık.. bütün düşünceler, mazinin haber verdiği şu ânın çıkmazında ve hatırlamalar, feveranlar, hezeyanlar, heyecanlar, helecanlar, hafakanlar, şaşkına dönenler, çırpınanlar, çıldıranlar, dövünenler, debelenenler, elini-kolunu ısıranlar, gözlerini kapayanlar, kulaklarını tıkayanlar, bir köşede yırtınırcasına böğürenler, âh ü fiğan edenler, bağıranlar, nutku tutulup bağıramayanlar, dilini yutanlar, karnını tutanlar, ödü kopanlar, yerinde bayılıp kalanlar, sağa sola kaçışanlar, bir yarıktan uçuruma yuvarlananlar, gökdelenlerle birlikte yere çakılanlar, azgın dalgalar altında boğulanlar, kızgın lavların arasında yananlar, arabasının yahut evinin içinde ezilenler, ya da işyerlerinde pestile dönenler, parçalanan cesetler, cesetsiz ruhlar, havalarda uçuşan eller, kollar, kafalar ve kanlı organlar.. kırılan hayaller, yıkılan ümitler, sararıp solan yüzler, bembeyaz kesilen benizler, akıl-cinnet arası gel-gitler.. ve hepsinden öte yalnız kendi derdine düşmüş insanlar ve cinlerr30; Evet evet hepsi, nihayet hepsi bütünüyle ölüp giderler ve cansız birer yığın halinde yere serilirler.. yere mi, uzaya mı?
Nefha-i sak, öldürür her canlıyı, her cansızı. Ayaktakiler yıkılır, yıkılanlar toz-duman olur. Her bir şey, herşeyin içinde, herşey her bir şeyin. Ad, Semud, Sodom-Gomorenin helak olmuş halleri ne ki! Şimdi bütün insanlar, hayvanlar ve bitkiler.. tüm dağlar, çöller ve denizler.. ötesinde dünyalar, aylar ve yıldızlar.. yani herşey can vermiştir. Şaşırmak, korkmak, ürpermek, titremek, bayılmak ve ölmek. İşte saniyelere sığıştırılan upuzun bir süreç, ölüm süreci. Görünen-görünmeyen bütün âlemler ve o âlemlerdekiler hem şâhittirler, hem de meşhûd. Bütün varlık mezaristana dönmüştür, bütün varlık tabuta. Ölen de kendisidir, gömüldüğü yer de kendisi. Kim nedir, ne kimdir? Nasıllar, niçinler biter. Çünkü Azraili gören gözden perde kalkar, ve bir saniye önce şiddet-i zuhûrundan göremediği hakikatı, âyân-beyân müşahede eder. Dağılan bedeniyle, bedenindeki gözüyle değil, ruhuyla, yani kendisiyle. Muhteşem kâinat, muhteşem bir enkazdır artıkr30;
Böyle bin dekorlu bir yok oluş sahnesi canlanıyor, bir bitiş, bir tükeniş tablosu beliriyor insanın tahayyül dairesinde önce. Sonra git gide belirginleşiyor tasavvur perdesinde. İşte bu, insanoğlunun bütün bir tarihten miras aldığı köklü inanç: Kıyamet Saati! Nebilerin sözlerinden, velilerin gözlerinden. Şimdi Göğün yerlilere verdiği haber gerçek olmuş, tevîl-i rüya vuku bulmuştur. Bütün beşeriyetin müşterek yâdına çarpan bir hak söz vardır. Topyekün mazinin olması yakındır dediği o cihanşumûl gerçek artık varlık sahnesine düşmüştür. Nihayet kıyamet saati donk! etmiş ve olan olmuştur. Demek Gök, doğru söylemiş. Heyhat ki süre bitmiştir. İman kapısına kilit vurulmuş, teklif semaya çekilmiştir. Derken bir devran böylece kapanmış, ve dünya Hey gidi günler!e karışmıştır.




2.SAHNE: MERHABA UKBÂ

israfilin sûra üçüncü üflemesi ve mahşer mahkemesi
İsrafil Sûra üçüncü defa üfleyince,: yeryüzü, bir başka yeryüzüne, gökler de bir başka göklere tebeddül eder.. burada yeni bir âlemin eşiğine ayak basılır. Çağrı gelir gelmez Arştan, kabirler yarılır, içindekiler dirilirler. Ruhlar, kendi acbüz-zenebinden yaratılan cesetlerini giyerler. Zarflar mazrufuna girer. Kimsenin bir işareti yoktur üzerinde. Herkes üryandır, sünnetsizdir. Ayağa kalkmış vaziyette insanlar, etrafına bakınır dururlar ve: Ne oluyor, ne oluyor? diye sorarlar. Sonra Allaha hamd eder ve huzûr-u ilahîde toplanmak için koşmaya başlarlar. Bu esnada, ne de az kaldıklarını düşünürler dünyada. Sütbeyaz bir zemindir mahşer meydanı, ve dümdüz. Her tarafı Rabbin nuru aydınlatır ışık ışık. Gözler yerdedir, başlar eğik. Herkes mahcuptur, herkes muhtaç, herkes mefluç. Toprak ana, gayri evlatlarına bakamaz hale gelmiştir. Aksine bütün sırlarını ifşa eder bir bir. Hesabı-kitabı tutulan dünya hayatının muhasebesi yapılır. Mahkemesi kurulur bütün davaların. Artık herkes yaratıldığı gayeye ulaşmıştır. İrade, mesuliyetini tamamen yüklenir. Kaçmak ihtimali yoktur. Mazeret kabul edilmez. Herşey ne ise o olarak meydandadır. Maskeler düşer. Perdeler, elbiseler, etiketler, ünvanlar ve şanlar kaybolur; oyun biter, piyonlar da, şahlar da aynı torbaya konulur. Ve sûretler, sîretlerin aynısı olur.
Cennet ve Cehennemi vücuda getirecek malzeme toplanır. İman ve amel-i salihler, cenneti; küfür ve günahlar da cehennemi meydana getirir. İman ve amel-i salihler Allahın emrine uymuş olmaktır ve âlem-i hakikatte bir cevheri olduğu için vücûdîdir dolayısıyla Cennet vücûdîdir. Küfür ve günahlar ise Allah'ın emrine uymuş olmamaktır ve âlem-i hakikatte bir cevheri olmadığı için ademîdir. bu sebeple Cehennem de ademîdir. Artık şirke paydos! Bütün tanrılar ölmüştür. Bir Allah vardır. Tağutlara hesap sorulur. Zalimlerden, şeddatlardan intikam alınır. Tam tekmil tutulan hayat defterleri, sahiplerine verilir, kimine sağdan, kimine soldan, kimine de arkadan. İstisnanın olmadığı bir âlemdir burası. Harf harf, nefes nefes sigaya çekilir insanlar ve cinler. Sonra bakılır:

Bir kalbte cennetin anahtarı iman yoksa, hemen derdest edilir kalıbıyla birlikte ve atılır sorgusuz-sualsiz cehenneme. Cennetin anahtarı var mı bir kişide? Var! Peki orada oturabileceği bir saray inşa etmiş midir kendisine, iyi amellerden? Etmişse ne âlâ, ne rânâ. Hali pek yaman aksi takdirde. Meğer ki rahmet-i ilahi galeyana gele ve imdadına yetişe. Ne mal fayda verir, ne evlat, ne şu, ne bu. Hızır bile yetişemez Eynel-Meferr? Yok mu kaçıp sığınılacak bir yer, yok mu? çağrılarına. Herkes birbirinden kaçar. Alacaklılar, verecekliler. Kul hakları, Allahın hakları. Herkesin ateşi kendini yakar. Yalnız bir Nebi (sas) var. herkes kendi derdinde, O herkesin derdinde. Kaldı ki O bile şu üç yerde, amellerin tartıldığı, defterlerin dağıtıldığı ve Sıratın geçildiği yerlerde, evet o bile nefsî ya Rabbî, nefsî! demekte. İş çetin, çok çetindir bu üç yerde. Hatta bir vakit darda kalır bütün nebiler de, ancak kurtulabilirler ümmet-i Muhammedin şehadetiyle...
Güneş iki mızrak boyu yaklaşır. Kafirler derekelerine, müminler de derecelerine göre tere boğulurlar, bazısı dizlerine, bazısı kulaklarına kadar. Allahın gölgesinden başka gölgenin olmadığı o günde, sadece yedi sınıf insan zıllullahın altında gölgelenirler: Âdil devlet başkanı, Allaha ibadet ederek yetişen genç, gönlü mescidlere bağlı olan kimse, Allah için seven-sevişen, o sevgiyle birleşip o sevgiyle ayrılan iki dost, mevki sahibi güzel bir kadın tarafından harama davet edilip de kadın kendisini ona arzettiğinde Ben Allahtan korkarım! diyerek haram işlemeyen kimse, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde gizlice sadaka veren kişi, ve yalnız kaldığı vakitlerde gizli gizli Allahı zikredip gözyaşı döken kimse. Evliyaullaha korku yoktur o gün, hüzün yoktur. Hepsi nurdan minberler üzerinde necatı ve saadeti zevketmektedir. Onların dışında bütün insanlar ve cinler, lâl kesilmişlerdir. Ancak nebiler Allahümme sellim, sellim! derler. Zaman, ana-baba günüdür; mekan, can pazarı. Sıcaktan bunalan, susuzluktan kırılan her ümmet, kendi peygamberinin havzına koşar. En Büyük Peygamber (sas), en büyük havz-ı kevserin de sahibidir: genişliği Eyleden Adene (veya Ammana) kadar uzanan. Ne acıdır ki develer gibi kovulanlar da olur bu arada, havz-ı Nebi'nin başından.
İnsanlar, şefaat için peygamberlere koşarlar; Âdeme, Nuha, İbrahime, Musaya, İsaya. Hepsi, dua haklarını dünyada kullandıklarını belirtir ve Rabbim bugün çok gazablıdır, daha önce böylesine hiç gazablanmamıştı, bundan sonra da böylesine hiç gazablanmayacak derler, sonra da kendi zellelerinin derdinde olarak nefsî, nefsî diye inlerler. İnsanlar en son, gelmiş ve geçmiş bütün zelleleri affolunmuş Seyyidül-Beşere (sas) müracaat ederler. Şefaat hakkını bugüne saklamıştır O. Makam-ı Mahmudun ve Livâ-i Hamdin Sahibi o Zât, kalkar Arş-ı Azamın altına gider ve secdeye kapanır. Allah daha önce hiç kimse için açmadığı en yüce medh ü senaları Onun için açar. O da bunlarla medh ü sena eder Mâlik-i Yevmiddini. Kendisine şefaat-i uzma verilir, O da (sas) ümmetinden şirk koşmamışlara, ehl-i kebâire şefaat eder. Ve tabii ki başka şefaatçiler de Onun gölgesinde aynı mazhariyete ererler. Nihayet Rahmânın sonsuz rahmetiyle ğufrana boğulur daha nice mücrimler, nice müflislerr30; Burası mahşer mahkemesidir, haksızlık yapılmaz zerre kadar. Ahkemul-Hâkimîn, müminlere rahmetiyle muamele eder, kafirlere ise adaletiyle. Bütün şefaatlere ve rahmetlere rağmen kurtulamayanlara bir ses gelir: Siz şöyle bir tarafa ayrılın ey günahkârlar! En son ve en büyük karşılaşma günüdür bugün. Ardından cihetsiz, her yönlü, izzet ve azamet yüklü bir nida daha duyulur: Limenil-mülkül-yevm? Bugün mülk ve hakimiyet kimin? (Kimmiş mülkün hakiki sahibi, gördünüz mü şimdi?) Lillâhil-Vâhidil-Kahhâr! Mutlak galip, tek hâkim olan Allahın!!! (Ğâfir, 16)
İnsanlar ve cinler iki ana gurubtur. Her ikisinin de sağcıları ve solcuları vardır. Sağcılar, yani cennetlikler de bölük bölük: Nebiler, sıddîkler, şehitler, salihlerr30; Bazıları sorgusuz sualsiz derhal, bazıları uçarak, bazıları yürüyerek, bazıları binekle, bazıları da yüzüstü sürünerek.. ve tabii Sıratta takılıp kalanlar.. evet onlar da ateşte temizlendikten sonra yetişecek olanlar kervana, cennete giden kervanlara... Solcular, yani cehennemlikler de kısım kısım: Kimileri sorgusuz sualsiz anında, kimileri odun kütüğü gibi yaka-paça, kimileri elinde kelepçe, ayağında pranga derdest edilir, kimileri nasiyelerinden sürüm sürüm çekilir, kimileri herkesin önünde rezil rüsvay edilir, kimileriyse alevlerin kollarında ateşe sürülür.. ve yüzlerine nazar-ı ilahînin hiç teveccüh etmediği bazıları... En son kalbinde zerre kadar imanı olan son kişi de cezasını çekip cennete erişince, Arştan nihaî karar gelir. Ölüm bir koç suretinde getirilir ve herkesin gözü önünde kesilir. Cennet ve Cehennem kapıları bir daha açılmamak üzere mühürlenir ve içindekiler sonsuz bir hayatta yaşar giderler, ya ebedî saadet veya sermedî şekavet içinde. Ama herkesin (cennetliklerin de, cehennemliklerin de) dudağında aynı kelime: Keşke! Ah keşke!!!



SEMANIN YERLİLERE SON MESAJINDAN BİR KİTÂBE

Ey insanlar! Rabbinizden korkun. Çünkü kıyamet saatinin depremi çok korkunç bir şeydir. (Hac, 22/1). Evet kıyamet, bizim zihinlerimizde bir yıkılıştır, bir dağılıştır; tıpkı korkunç bir deprem gibi, her şeyi yerle bir eden tufan gibi. Hem arzî, hem de semâvî çok yönlü bir âfettir o. Tabii ilk etapta hayale gelen görüntüler bunlar. Fakat aslında bir kuruluştur o, kusursuz bir kuruluşun ilk merhalesi. Yani fani dünya malzemelerinden, baki bir âlem inşa etmek. Su bulanmadan durulmaz. Hamur yoğrulmadan ekmek olmaz. Dünyada birbirine karışık vaziyette bulunan hayır ve şer, hayırlılar ve şerliler de kıyametle tam hallaç olur ve sonra yeniden haşirle tamamen birbirlerinden ayrılırlar. Olaya bu aslî yönüyle bakmak gerek. Ne muhteşem, ne mükemmel bir icraat! Zaten kıyamet kelime olarak, yeniden dirilme, ayağa kalkma, kurulma, bina edilme demek. Zaman saatinin çaldığı o vakit ortalığın öyle aniden birbirine karışması ise malzemeleri ayırt etmek için. Bir kimyevî maddeyi elde etmek yolunda, materyalin bütününü kaynatmak gibi. Sapı-samanı buğdaydan ayırmak için harman etmek yani. Taneler ambara. Samanlar yanmaya.
Ölüm bir yokluk (!). Öyle zannediyor inançsızlar ve korkuyorlar. Oysa ölüm kadar yeniden diriliş de sabit bir gerçek. Eşyanın perde önüne inançsız bir bakış açısıyla bakınca çok şey gibi kıyamet saati de korkunç. Bilinmeyene karşı duyulan dehşet gibi. Fakat varlığa iman adesesinden nazar edince ise kıyamet sahneleri de bir başka harika, bütün hadiseler kadar harika. Manası derin, geniş, yüksek ve büyük bir kaza-yı ilahîdir o. Vallahi Billahi Tallahi: İnsanoğlunun ebede uzanan hayatında sadece bir defa yaşayacağı en muhteşem ve en hayret-engiz manzaralar olacak kıyamet sahneleri... Evet iman bir cennet; dünyada da, ukbada da. Küfürse malum... Şimdi semanın yerlilere son mesajından bir kitabe, bir hitabe ile tefekküre ve muhasebeye çekilme zamanı: İkterabe linnâsi hısâbühüm ve hüm fî gafletin muridûn. İnsanların hesaba çekilecekleri vakit çok yaklaştı, ama onlar hala koyu bir gaflet içinde haktan yüz çevirmekteler. (Enbiya, 21/1).


Keşke ötede hiç keşke! demeyeceklerden olabilseydik...
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
HUSNA CANE mutlaka okuyun ahmetanriverdi Yabancı Şarkı Sözleri 2 05-03-2013 02:27
En Çok Merak Edilenler _Seda_ Makyaj 0 04-12-2008 10:24
Petrol, Doğal Gaz ve Jeotermal Enerji Hakkında Merak Edilenler уυѕυƒ Coğrafya 0 04-02-2008 13:46
Petrol, Doğal Gaz ve Jeotermal Enerji Hakkında Merak Edilenler Yaso Coğrafya 0 03-24-2008 19:53
linux hakkında merak edilenler LeGoLaS Linux ve MAC İşletim Sistemi 0 03-22-2008 21:22


Şu Anki Saat: 02:37


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows