Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-25-2008, 20:18   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Çocuklara Tevhid öğretimi

Çocuklara Tevhid öğretimi
Bismillahirrahmanirrahim
Hamd, ancak ALLAH içindir. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden, amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. ALLAH kimi hidayete erdirirse onu saptıracak, kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.
ALLAH’tan başka ibadete layık ilah olmadığına şehadet ederim. O, tektir ve ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasulü’dür.
“Ey iman edenler! ALLAH’tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak müslümanlar olarak ölün.”
(Al-i İmran: 3/102)
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz ALLAH’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa: 4/1)
“Ey iman edenler! ALLAH’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki ALLAH işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim ALLAH’a ve Rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzab: 33/70-71)
Muhakkak ki, sözlerin en doğrusu ALLAH’ın Kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed’in (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bidat, her bidat sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.” (Bu Hutbetul hace ismiyle meşhur olan Allah Resulunden sahih olarak nakledilen bir açılış duasıdır.)
Bundan sonra,
Arapça eserleri gözden geçirirken Muhammed bin Et_Temimi(rahimehUllah)'ın daha önce eserleri arasında hiç görmediğim bu risalesi dikkatimi çekmişti, eser çocuklara tevhid öğretiminde faydalı ve yol göstericiydi. Bu konuda bildiğim kadarıyla türkçe te'lif veya tercüme olarak
bir şey görmedim. Eserin faydalı olması için değerli dostum Sami bin Fehmi'den tercüme etmesini rica ettim o da ricamızı yerine getirdi cezaAllahu hayr/Allah onu hayırla mükafaatlandırsın. Eser biraz kısa ve veciz olduğundan bazı kelimeleri açıklamaya çalıştım,hadislerin derecelerini ve kaynaklarını belirttim. İnşeAllah türkçe konuşan aileler için faydalı olur.
Ebu Talha Abdulkerim Çobanoğlu

Şeyhulislam Muhammed bin Et-Temimi der ki:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle
Hamd alemlerin Rabbi Allah'adır, selatu selam peygamberlerin efendisine, ehline ve ashabının tamamının üzerine olsun.
Bu risalenin içindekilerin, çocuklara Kur'an taliminden önce öğretilmesi insanların üzerine, daha önemli ve faydalı olduğundan vacibtir.
İslam fıtratıyla iyi bir muvahhid (1) olmak, iman yolu üzere olgunlaşmak için bu risale soru-cevap şeklinde tertip edilmiştir/düzenlenmiştir.
Soru 1: Sana denilse: "Rabbin kim?"
Cevap 1: De ki: "Rabbim Allah!"
Soru 2: Rabb (kelimesinin) anlamı nedir?
Cevap 2: De ki: "Herşeyi yaratan Uluhiyyet (2) ve Ubudiyyet (3) sahibi, Melik (4), Ma'bud (5), Mu'in (6) olan Allah (subhanehu ve teala)'dır.

Soru 3: Sana denilse: "Rabbini nasıl bilirsin?"
Cevap 3: De ki: "O'nu ayetleriye ve yarattıklarıyla bilirim. O'nun ayetleri nedir? (denilse, de ki Gece ve gündüz, güneş ve ay, gökkubbe ve yeryüzü, ikisi arasında ne varsa (hepsi) O'nun yarattıklarındandır. Buna Allahu teala'nın kitabından delil: "Şübhesiz Rabbiniz O Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde (7) yarattı. Sonra arşa istiva etti (8). Geceyi durmadan kovaladığı gündüze bürür. O güneşi, ayı ve yıldızları emriyle ram eden O'dur. İyi bilin ki yaratma da, emretme de yanlız O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı ne yücedir."
Soru 4: Sana denilse ki: "Niçin yaratıldın?"
Cevap 4: De ki: "O'na şirk koşmadan, O'na tevhid (9) ederek ibadet etmek, O nemrettiyse, bunlara itaat edip, neyi yasakladıysa, onu da terk etmek. Allahu teala'nın buyurduğu gibi: "Ben cinleri ve insanları da ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56.ayet)

"Çünkü kim Allah'a ortak koşarsa, hiç şübhesiz Allah onu cenneti(ne) haram kılmıştır." (Maide Suresi, 72.ayet)
Şirk: Dualarda ve yönelişlerde Allah'tan başkalarına yönelmek ve korkmak, her şeye karşı kibirlenmek, (yardım ve sıkıntı giderme için) başka şeylere teveccüh etmek (10), (namaz, oruç, kurban, adak ve dua gibi) ibadetleri Allah'tan başkasına yapmaktır.
İbadet: Gizli , açık, sözlü veya fiili işlerde Allahu teala'nın sevdiği ve rızası olduğu tüm yapılan eylemlerdir.
Duada Şirk: Allahu teala buyurdu ki:" Hiç şübhesiz ki mescidler Allah'a mahsustur. O'nun için Allah ile birlikte hiç bir kimseye dua (11) etmeyin." (Cin Suresi, 18. ayet)
Allahu teala'nın buyurduğu gibi Allah'tan başkasına duanın küfür olduğuna dair (kitabından) delil:
"Kim Allah'la beraber bir başka ilaha dua ederse ki, onun buna dair hiçbir delili yoktur. Onun hesabı ancak Rabbinin indindedir, kafirler elbette felah bulamazlar." (Mu'minin Suresi, 117. ayet)
kitap ve hikmeti(16) indirdi
Sünnetten delil: Enes (radiyAllahu anh)' tan merfu olarak: "Dua ibadetin özüdür." (Zayıf bir hadistir. bknz.Daifu Süneni Tirmizi li'l Şeyh Albani, hadis no: 3611/669.)
Öncelikle Allah'ın farz kıldığı ibadetlerde tağutu reddetmemiz ve Allah'a iman etmemiz gerekiyor. Allahu teala şöyle buyurur: "Andolsun ki biz her ümmete Allah'a ibadet edin ve tağuttan sakının diye bir Resul göndermişizdir." (Nahl Suresi, 36. ayet)
Tağut: Allah'ın yanında şeytana, kahinlere, muneccimlere kulluk yapmak. Allah'ın indirdiğinin dışında hükmetmek, hak üzere olmayanlara tabi olmak (ve) itaat etmek.
Allame İbn Kayyim (rahimehUllah) şöyle der: "(Tağut) İster kendisine ibadet edilen, ister tabi olunan ve isterse itaat edilen olsun kulun haddini aşmasına sebep olan her şey demektir."
Soru 5: Sana denildiği zaman: "Dinin nedir?"
Cevap 5: De ki: "Dinim İslam!"
İslam'ın manası: Tağutlardan sakınıp Allah'ı tevhid ederek/birleyerek (O'na) teslim olmak/yönelmek, mü'minlerin dostu, müşriklerin düşmanı olmak/onlardan uzak durmaktır.
Allahu teala buyurdu ki: "Kuşkusuz Allah indinde din İslam'dır" (Al-i İmran Suresi, 3. Ayet)
"Kim İslam'dan gayri din ararsa, o ondan asla kabul edilmeyecektir" (Al-i İmran Suresi, 85. Ayet)
Sahih olarak Allah Rasulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Kim Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasulu olduğuna şehadet eder, namazı kılar, zekatı verir, ramazan orucunu tutar, beyti haccederse apaçık bir yol üzeredir." (12)
La ilahe illAllah'ın manası: Allah'tan başka hakkıyla ibadet edilecek yoktur. Allahu teala'nın buyurduğu gibi: "Hani İbrahim babasına ve kavmine: 'Muhakkak ben sizin ibadet etmekte olduğunuz şeylerden uzağım. Ancak beni yaratan müstesna, çünkü O bana hidayet edecektir' demişti. Bu sözü kendisinden sonra gelecekler için baki kıldı. Umulur ki rücu ederler/dönerler." (Zuhruf Suresi, 26.-28. Ayetler)

Namaz ve zekata delil: Allahu Teala buyurdu ki: "Halbuki onlara, onun dininde ihlas sahibleri ve hanifler olarak Allah'a ibadet etmeleri ve namazı dosdoğru kılmaları ve zekatı vermeleri emrolunmuştu. Ve işte doğru din budur. (Beyyine Suresi, 5. Ayet)
Bu ayetlerde ki tevhidin ve şirkten uzaklaşmanın manası: En azim emir tevhidi gerçekleştirmek ve en büyük nehiyde şirktir. İşte bu muazzam din, namazın dosdoğru kılınması, zekatın verilmesi ve Allahu Teala'nın şeriatından(13) uzaklaşmamadır.
Orucun farz oluşuna delil: Allahu Teala buyurdu ki: "Ey iman edenler, oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı/farz kılındığı gibi, sizin de üzerinize yazıldı/farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız." (Bakara Suresi, 183. Ayet)
"O ramazan ayı ki, Kur'an onda inidirilmiştir. (O Kur'an) insanları hidayete erdirmek, doğru yolu ve hak ile batılı ayıran hükümleri açıklamak üzere indirilmiştir. Sizden her kim bu aya erişirse orucunu tutsun." (Bakara Suresi, 185. Ayet)
Haccın farz oluşuna delil: Allahu Teala buyurdu ki: "Orada apaçık alametler ve İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse emin olur. Yoluna gücü yeten kimsenin, beyti haccetmesi insanlar üzerine Allah'ın (hakkıdır)." (Al-i İmran Suresi, 97. Ayet)
İmanın altı esası: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahiret gününe, hayır ve şerriyle kadere iman etmektir. Bunun delili Ömer bin Hattab (radiyAllahu anh'tan sahih olarak rivayet edilen Cibril) hadisidir.(14)

Soru 6: Sana denildiği zaman "Nebin/Peygamberin kim?" Cevab 6: De ki: "Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)(15) bin Abdullah bin Abdulmuttalib bin Haşim bin Abdulmenaf'tır. Allahu Teala onu İsmail (aleyhisselam)'ın soyundan saf ve temiz olarak insanlara gönderdi. İnsanlar ibadetlerini Allah'a has kılmaları, Allah'tan başkasına ibadeti terk etmeleri için (sallAllahu aleyhi ve sellem)'e dedi ki: kitap ve hikmeti(16) indirdi.

'Allah'tan başkasına'nın manası: Putlar, taşlar, ağaçlar, peygamberler, salihler, melekler, ve diğer tapınılan şeylerdir.
İnsanlar şirki terkedene kadar 0(sallAllahu aleyhi ve sellem) onlarla savaşmış, ibadetleri sadece has kılmaya davet etmiştir. Allahu Teala buyurdu ki: " De ki: 'Ben ancak Rabbime dua ederim. O'na hiç bir şeyi ortak koşmam'." (Cin Suresi, 20. Ayet)ıÜü
"De ki: 'Ben dinimi kendisine halis kılarak, ancak Allah'a ibadet ederim'." (Zümer Suresi, 14. Ayet)
"De ki: 'Bana yalnız Allah’a ibadet edip O’na hiçbir ortak koşmamam emredildi. Ben ancak O’na dâvet ederim ve dönüşümde yanlız onadır'.(Ra'd Suresi, 36. Ayet)
"De ki: 'Allah'tan başkasına mı ibadet etmemi bana emrediyorsunuz, ey câhiller?' Gerçektir ki, sana da senden öncekilere de vahyolunmuştur: 'Eğer Allah'a şirk koşarsan, muhakkak bütün amelin boşa gider ve hüsrana uğrayanlardanolursun'.Bu itibarla yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol." (Zümer Suresi, 64.-66. Ayetler)
Küfürden kurtaran iman esasları: Bais ve neşire(Öldükten sonra dirilmeye), cezaya, hesaba, cennetin ve cehennemin hak olduğuna iman etmek. Allahu Teala buyurdu ki: "Sizi işte o yerden yarattık; yine oraya döndürecek ve bir kere daha oradan çıkaracağız. (Taha Suresi, 55. Ayet)
"Eğer şaşacaksan, onların:'Biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız?' sözüne şaşmak gerekir, işte Rablarını inkâr edenler bunlardır. Boyunlarında demir halkalar bulunanlar bunlardır. İşte bunlar cehennem ashabıdırlar ve orada daimîdirler. (Ra'd Suresi, 5. Ayet) (Bu) İnsanı inkarından dolayı kafir yapan, küfrü yüzünden de devamlı ateşte kalmasının vacib olmasına a Bu ayetlerin beyan ettiklerini toparlayacak olursak: Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem) insanlara, Allah'a ihlasla ibadet etmek, Allah'tan başkasına ibadetten alıkoymak, kulluğu (Allah'ın emrettikleri doğrultusunda ki) ibadetlerle(17) sınırlı tutmak, insanları bu dine çağırmak ve onlarla bu din uğruna mucadele etmek için gönderildi. Allahu Teala'nın buyurduğu gibi: "ıÜüFitne kalmayıncaya ve dîn, tamamen Allah'a âit oluncaya kadar onlarla savaş. Eğer vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah, yaptıklanı görmektedir." (Enfal Suresi, 39. Ayet)yetten delildir. Küfür ve ameli küfürden Allah'a sığınırız.

'Allah'tan başkasına'nın manası: Putlar, taşlar, ağaçlar, peygamberler, salihler, melekler, ve diğer tapınılan şeylerdir.
İnsanlar şirki terkedene kadar 0(sallAllahu aleyhi ve sellem) onlarla savaşmış, ibadetleri sadece has kılmaya davet etmiştir. Allahu Teala buyurdu ki: " De ki: 'Ben ancak Rabbime dua ederim. O'na hiç bir şeyi ortak koşmam'." (Cin Suresi, 20. Ayet)ıÜü
"De ki: 'Ben dinimi kendisine halis kılarak, ancak Allah'a ibadet ederim'." (Zümer Suresi, 14. Ayet)
"De ki: 'Bana yalnız Allah’a ibadet edip O’na hiçbir ortak koşmamam emredildi. Ben ancak O’na dâvet ederim ve dönüşümde yanlız onadır'.(Ra'd Suresi, 36. Ayet)
"De ki: 'Allah'tan başkasına mı ibadet etmemi bana emrediyorsunuz, ey câhiller?' Gerçektir ki, sana da senden öncekilere de vahyolunmuştur: 'Eğer Allah'a şirk koşarsan, muhakkak bütün amelin boşa gider ve hüsrana uğrayanlardanolursun'.Bu itibarla yalnız Allah'a ibadet et ve şükredenlerden ol." (Zümer Suresi, 64.-66. Ayetler)
Küfürden kurtaran iman esasları: Bais ve neşire(Öldükten sonra dirilmeye), cezaya, hesaba, cennetin ve cehennemin hak olduğuna iman etmek. Allahu Teala buyurdu ki: "Sizi işte o yerden yarattık; yine oraya döndürecek ve bir kere daha oradan çıkaracağız. (Taha Suresi, 55. Ayet)
"Eğer şaşacaksan, onların:'Biz toprak olduğumuz zaman mı yeniden yaratılacağız?' sözüne şaşmak gerekir, işte Rablarını inkâr edenler bunlardır. Boyunlarında demir halkalar bulunanlar bunlardır. İşte bunlar cehennem ashabıdırlar ve orada daimîdirler. (Ra'd Suresi, 5. Ayet) (Bu) İnsanı inkarından dolayı kafir yapan, küfrü yüzünden de devamlı ateşte kalmasının vacib olmasına a Bu ayetlerin beyan ettiklerini toparlayacak olursak: Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem) insanlara, Allah'a ihlasla ibadet etmek, Allah'tan başkasına ibadetten alıkoymak, kulluğu (Allah'ın emrettikleri doğrultusunda ki) ibadetlerle(17) sınırlı tutmak, insanları bu dine çağırmak ve onlarla bu din uğruna mucadele etmek için gönderildi. Allahu Teala'nın buyurduğu gibi: "ıÜüFitne kalmayıncaya ve dîn, tamamen Allah'a âit oluncaya kadar onlarla savaş. Eğer vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah, yaptıklanı görmektedir." (Enfal Suresi, 39. Ayet)yetten delildir. Küfür ve ameli küfürden Allah'a sığınırız.
Dipnotlar
(1):Muvahhid:Birleyen, tevhid eden, Allah'ı zatında, sıfatlarında ve ef'alinde eşi ve benzeri olmadığına inanarak tasdik etmekle beraber, ibadetle de O'nu birleyen. Yani ibadeti O'ndan başkasına yapmadan, yanlız O'na mahsus kılan.
"Muvahhid olabilmek için, Allah'tan başka ibadete layık olmadığına ve O'nun tek olduğuna şahitlik etmek, aynı anda sadece Allah'a kulluk etmede kararlı olmak ve O'na şirk koşmamak gerekmedir." (Bknz. Feth'ul-Mecid, AbdurRahman bin Hasan)
(2): Uluhiyyet: Uluhiyyet, "ilah" kökünden türemiş bir kelimedir. Kendisine itaat edilen Ma'bud anlamındadır. "İlah" kelimesi hak ma'bud olan ALLAH hakkında şöyle gelmiştir:
"ALLAH, O'ndan başka ilah olmayan, Hayy (diri), Kayyûm'dur (yarattıklarını her an gözetendir)" (A'li İmrân, 3/2)
Terim anlamıyla Uluhiyyet; namaz, oruç, zekât, hac ve kurbanda, duâda, adakta, korkuda, ümit ve sevgide, ibadet ve itaatte sadece ALLAH'ı birlemek, bu ibadetleri yalnız O'nun için yapmaktır. Bunu yapan mü'minler, bunu sadece ALLAH'a itaat etmek ve O'nun rızasını kazanmak için yaparlar.

(3) Ubudiyyet: İbadet,Kulluk. Kul olduğunu bilip Allah'a itaat etmek. Allah'a teslim olup, Kur'an ve Sünnet'le bildirilen emirleri aynen icra ve tatbike çalışmak.
(4) Melik: Büyüklük, galibiyet, yönetim, yaratma, emretme ve ceza vermede hertürlü tasarrufa sahib olmak demektir. Melik ismi, gerçek manada her yönüyle yanlız Allah içindir. O gerçek Rabb'tır, gerçek Meliktir, gerçek ilahtır. O emredendir, yasaklayandır, dilediğini yücelten, dilediğini alçantandır, kullarının işlerinde istediği gibi tasarruf edendir.
(5) Ma'bud: Kendisine ibadet edilen. Allah'tan başka kendisine ibadet edilmeğelayık ve hakkı olan hiç bir şey ve kimse yoktur. Gerçek Ma'bud ancak Allahu (subhanehu ve teala)'dır.
(6) Mu'in: Yardım istenilen. Allahu (subhanehu ve teala) Fatiha suresinde şöyle buyurur: "Ancak sana ibadet ederiz, ancak senden yardım isteriz." Yardım istenilen ancak Allah'tır. Başları sıkıştıklarında şeyhlerinden yardım isteyenler ve risalelerinde/kitaplarında yardım istediklerinde, ölen şeylerinin bile nasıl yardıma koştuklarına böbürlenerek anlatanlar kime ibadet ettiklerine bir baksalar...
(7): Allahu teala (gökleri ve yeri) altı günde yaratmıştır. Dileseydi bunları bir anda dahi yaratırdı. Ancak O, hikmetinin gerektirdiği şekilde sebeplerle şonuçlar arasında belli bir bağ takdir buyurmuştur. (bknz. Usulu Selase Şerhi, Muhammed bin Salih)
(8): Rahman arş üzerine istiva etmiştir… buyruğu şanı yüce Allah’ın arşın üzerine istiva ettiğini haber verdiği, Kur’anın yedi yerinde geçmektedir. Bu buyruklar açıktır ve herhangi bir te’vil ihtimali yoktur.İstiva Arab dilinde ‘yüksek oluş’ ve ‘yükseğe çıkmak’ demektir. Burada ise istiva lafzından ancak istikrar etti (yerleşti), üstüne çıktı, üzerine yükseldi ve üzerine çıktı anlaşılır.Bu açıklamayı İbnu’l Kayyım ‘en-Nuniyye’ diye bilinen şiirinde dile getirmektedir. (Bknz. Kaside'i-Nuniyye li'l-İbn Kayyim el-Cevziyye)
Arş ve Kürsi Ehl
'i-Sünnet ve’l cemaat kürsi ile arşın hak olduğuna inanırlar. Arşın büyüklüğünü Yüce Allah’tan başka kimse bilemez. Kürsi’nin arş’a nisbeti ise büyük bir düzlükte bırakılmış bir halka gibidir. Gökleri ve yeri kuşatmıştır. Allah’ın arş’a da, kürsi’ye de ihtiyacı yoktur. Ona ihtiyacı olduğundan dolayı arşa istiva etmiş değildir. Aksine bu kendisinin tesbit ettiği sonsuz bir hikmetin gereğidir. O arşa’da, arşın dışındaki diğer varlıklara da muhtaç olmaktan münezzehtir. Şanı yüce Allah bundan çok daha büyüktür. Aksine arş da, kürsi de, O’nun kudret ve eğemenliği ile taşınan iki varlıktır.
Ehl-i sünnet ve’l cemaate göre yüce Allah’
ın kendi zatı hakkında haber verdiği şekilde arşı üzerinde yüce zatının bildiği bir keyfiyet ile yarattıklarından ayrı olmak üzere istiva etmiştir. Nitekim İmam Malik ve başkaları da: “İstiva”nın ne demek olduğu bilinmektedir, ancak keyfiyeti meçhuldur (nasıllığı bilinemez)” derler.
Bazılarının (ta’tilcilerin) körükledikleri, istivanın kabul edilmesi halinde doğru olmayan birtakım şeylerin de kabul edilmesi gerekir, şeklinde ifadeler bağlayıcı değildir. Çünkü ehl-i sünnet ve’l cemaat, O’nun arşın üzerinde oluşu herhangi bir mahlukun, bir başka mahlukun üzerinde oluşu gibidir, demiyor. Burada ve Allah’
ın diğer sıfatlarında da uydukları kaide de yüce Allah’ın: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur ve o herşeyi işitendir, görendir,” buyruğudur.(Şura Suresi, 11.ayet)
Acaba bu bazıları: Semada kendisine yönelinecek bir Rab, arşın üzerinde kendisine ibadet olunan bir İlah yoktur mu demek istiyorlar? Acaba bu bazıları bu inaçlarıyla Allah’
ın ve Rasulünün getirdiklerine karşı geldiklerinin ve böylece de delalete düştüklerinin farkındamıdırlar?
Ehl-i sünnet ve’l cemaat Allah Azze ve Celle’nin arşın üzerinde olduğuna ve arşın da gökte olduğuna iman ederler. Allah’
ın, gökte ki arşın üzerine istiva ettiğini belirten birçok ayetler ve sahih hadisler vardır:
Allah Azze ve Celle’nin gökte olduğuna delalet eden ‘Kur’an Ayetleri’ “Allah semadan bütün dünya işlerini idare eder. Sonra ameller bir günde O’na yükselir…”
(Secde Suresi, 5.ayet)
“Göktekinin sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz?”
(Mülk Suresi, 16.ayet)
“Yoksa semada olanın üzerinize taş yağdıran bir rüzgar göndermesinden emin mi oldunuz?..(Mülk Suresi, 17.ayet)
__________________________________________________ _________________________




“Üstlerindeki Rablerinden korkarlar…”Nahl, 50
“Firavun, veziri olan Haman’a şöyle dedi: Ey Haman! Bana yüksek bir kule yap, belki bazı yollara muttali olurum. Göklerin yoluna muttali olurum da, Musa’nın İlahını görürüm. Çünkü ben Musa’nın söylediğinin, yani davet ettiği semada ki İlah iddiasının yalan olduğunu zannediyorum.”Mu’min, 36/37
Allah Azze ve Celle’nin gökte olduğuna delalet eden ‘Hadisler’ Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem cariye’ye: “Allah nerede” diye sormuş, o: Semadadır, diye cevap vermiş. Bu sefer: “Ben kimim?” diye sormuş, yine cariye: “Sen Allah’
ın Rasulüsün,” deyince, Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem: “Sen bunu azad et, çünkü o mü’min birisidir,” demiştir.Müslim, Ebu Davud, Nesai, Malik, Ebu Hanife ve başkaları rivayet etmişlerdir. (Allah’ın semada olduğunu söyleyen cariyenin Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi Vessellem tarafından mü’min ilan edilmesi, kişinin mü’min olabilmesi için Allah’ın semada olduğunu bilmesinin gerektiğini teşkil eder.)
Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: “Merhametli olanlara, Rahman olan Allah’u Azze ve Celle’de merhamet eder. Dünya ehline merhamet edin ki: semada ki Rahman olan Allah’da size merhamet etsin.”Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed, Humeyd Hakim ve Hatib sahih bir senedle rivayet etmişlerdir
Yine Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmaktadır: “Semada bulunan Allah’
ın emini olduğum halde bana güvenmez misiniz?”Buhari ve Müslim

Bundan sonra ki yazılanlar yorumsuz ve eklemeler yapılmadan Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi Ve Sellem’in faziletlerinden bahsettiği ve şüphesiz İslam dinini herkesten daha iyi bilen ilk üç neslin akideleridir (inançlarıdır). Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyuruyorlar: “
İnsanların en hayırlısı benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler.”Buhari ve Müslim
Bu nesiller Allah’ı Kur’an ve sünnette gelmiş sıfatlarla bilip, tanıdılar. Allah’ı, Allah’ın kendi zatını ve Rasulünün O’nu nitelendirdiği sıfatlarla nitelendirdiler. Lafızları kullandıkları gerçek anlamlarından saptırma yoluna gitmediler. O’nu isim ve ayetlerinde ilhada (Haktan meyletmek ve sapmak demektir. Ta’til, tahrif, tekyif (keyfiyetlendirme), temsil (örneklendirme), ve teşbih (benzetme) de bunun kapsamına girer.
Ta’til; Allah’
ın sıfatlarını kabul etmemek, yahut bazılarını kabul edip geri kalanını kabul etmemek demektir.
Tahrif; nassı lafzen ya da mana itibariyle değişikliğe uğratıp onu zahir (kuvvetli) anlamından uzaklaştırıp, ancak zayıf bir ihtimal ile lafzın delalet ettiği bir manaya göre açıklamaktır. Buna göre her tahrif bir ta’til, fakat her ta’til bir tahrif değildir.
Tekyif; Allah’
ın sıfatlarının, yaratılmışlar tarafından bilinmeyen nasıllığı hakkında yorum yürütmektir.
Temsil; Birşeyin diğeri ile her yönden benzer oluşunu söz konusu ederek aynılığını ortaya koymak demektir.
Teşbih; Bir şeye bazı yönleriyle benzeyen başka şeyin varlığını kabul etmek demektir.
) sapmadılar. Yüce Allah’ın yedi semavat’ın üstünde ve yarattıklarından ayrı olarak Arşın üzerinde istiva ettiğine, ilmiyle herşeyi kuşattığına ve keyfiyet nisbeti olmaksızın inandılar. Kur’an’da geçen ‘istiva”ya ‘istila etti’ yahut ‘malik oldu’ yahut ‘galib geldi ve kahretti’ anlamları kesinlikle vermediler.
9): Tevhid, Allah'ı (celle celaluhu) zatında, fiillerinde, isim ve sıfatlarında birleyip, bütün ibadetleri yalnızca O'na yapmaktır. Tevhid şu üç çeşidi ile bir bütündür:
1- Rububiyyet Tevhidi: Allahu Teala'nın yaratan, sahip olan, öldüren, yaşatan, dirilten, rızıklandıran, yöneten, fayda ve zarar veren, dualara icabet eden, kaza ve kaderi takdir eden olduğuna inanmaktır. Rasulullah'ın (sallAllahu aleyhi ve sellem) dönemindeki müşrikler tevhidin bu türünü kabul ediyorlardı. Fakat bu, onların İslam'a girmeleri için yeterli değildi. Yahudiler ve hristiyanlar da tevhidin bu türünü kabul ederler. Hepsi kainatın yaratıcısının bir olduğuna iman ederler (Buna bir çok ayet delildir, mesela: "Andolsun ki, onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, mutlaka: 'Allah' derler. 'Hamd Allah'adır' de. Bilakis, onların çoğu bilmiyorlar." [Lokman Suresi, 25.ayet]), fakat sadece tevhidin bu kısmını iman eden müslüman olmaz, çünkü tüm kalpler Allah'ın rububiyyetin kabul edecek şekilde yaratılmıştır, dolayısıyla müslüman olabilmek için tevhidin diğer kısımlarına da iman etmek gerekmektedir.
2- Uluhiyyet Tevhidi: İbadetin yalnızca Allah
(celle celaluhu)'ın hakkı olduğuna inanmaktır. Namaz, Oruç, Zekat, Hac ve Umre, duada, adakta, korkuda, ümit ve sevgide, ibadet ve itaatte, yardım istemede, güvenmede ve buna benzer gizli ve açık tüm ibadet çeşitlerinin hiçbirisinin Allah (celle celaluhu)'dan başkasına yapmamaktır. Yasama yetkisini de sadece ve sadece Allah (cc)'a ait kılmaktır. Uluhiyyet Tevhidi tüm peygamberlerin ortak çağrısıdır. Önceki ümmetleri helaka götüren tevhidin bu kısmının inkarıdır. Dinin başı, sonu, içi ve dışı Uluhiyyet Tevhididir. Peygamberlerin ilk ve son çağrısı budur. Bundan dolayı peygamberler gönderilmiş, kitaplar indirilmiş, cihad maksadıyla kılıçlar çekilmiş, mü'minlerle kafirler, cennetliklerle cehennemlikler biribirinden ayrılmıştır. günümüzde bir çok fırkaların ayaklarının kaydığı nokta tevhidin bu kısmıdır. Şeylerinden yardım dilenenler, kabirlerden medet umanlar, ölmüş şeyhlerin yardım etmede kınından çekilmiş kılıç mesabesinde olduğuna inananlar uluhiyyette Allah'a şirk koşmaktadırlar. Hidayet ancak Allah'tandır.
3- İsim ve Sıfat Tevhidi: Allah (celle celaluh)'un kendini Kur'an'da vasfettiği, Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in sahih sünnetlerinde bizlere açıkladığı üzere,
1.ta'til/iptal etmeden,
2.teşbih/benzetme yapmadan,
3.tecsim/cisimlendirmeden,
4.te'vil/değiştirmeden,
olduğu gibi kabul etmektir. Allah (subhanehu ve teala)'nın isim ve sıfatlarının anlamı, sözlük anlamıyla hepimizce bilinen bir gerçektir. Allah (subhanehuve teala) bize isim ve sıfatlarını Kitabı ve Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) yoluyla bildirmiş, fakat bunların keyfiyyetini / nasıllığını bize bildirmemiştir. Bizim ta'tili, teşbihi, tecsimi ve te'vili reddetmemizin sebebi Resulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem)'den böyle öğrendiğimizdendir. İslam nimetinden dolyı Allah'a hamdolsun.
Bir kişi tevhidin bu üç türüne de iman etmedikçe mü'min olamaz. Tevhide inananların sayısı azdır. İnsanların çoğu Allah(celle celaluhu)'a ortak koşarak inanırlar. Bir davaya inananların
az olması onun yanlış olduğunu göstermez. Öyle rasuller vardır ki hiç ümmeti yoktur. Nuh (alehisselam) 950 yıl tebliğ yapmasına rağmen çok az kimse iman etmişti. Bu yüzden tevhid ehlinin üzülmemesi gerekir, hidayet yalnızca Allah'tandır.
(10): Kim Allah'ın dışında bir şeyle ihtiyacını gidermeye, ya da sıkıntıdan kurtulmaya çalışırsa, onun sevgisi yöneldiği şeye olur. Kim kendisi ile Allah arasına aracılar koyup, onlara bel bağlayıp dua eder ve onlardan bir şey isterse icma' ile kâfir olur. ( bunu AbdurRahman bin Hasen Feth'ul-Mecid'te İbn Teymiyye'den nakleder) İbn Kayyim el-Cevziyye, ölülerden ihtiyaçların giderilmesini istemenin veya onlarla Allah'tan bir şey dilemenin yahut onlara teveccüh etmenin şirk olduğunu söyler. (bknz. aynı eser) (11): Allah Resulü (sallAllahu aleyhi ve sellem), buyurdu ki: “Duaibadettir” ve sonra şu ayeti okudu: "Rabbiniz buyurdu ki: "Bana dua edin, size icabet edeyim, bana ibadet etmede büyüklük taslayanlar, hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir (Mu'min Suresi, 60. ayet)." (Sahih bir hadistir, bknz. Sahihi Tirmizi li'l Şeyh Albani, hadis no:3612/2685)ıÜüKur’an’daki “dua” sözcüğü de bu anlamı kapsamına alır. Yani hem “ibadet” ve hem de “istek sunma” anlamını birarada ifade eder. Bu iki anlamdan her biri diğerini de gerektirir. AbdurRahman bin Hasan der ki: "Allah'tan başkasından istekte bulunmak şirktir. Böyle bir amel "La ilahe illAllah" diyerek şehadette bulunan kimsenin şahitliğiyle çelişir ve tevhidi bozar. Çünkü ihlas kelimesi de denilen bu kelime, böyle bir batıl ameli, yani şirki reddetmektedir. Zira Allah'tan başkasına dua ederek, ondan herhangi bir şey istemek onu ilahlaştırmak ve ona ibadet etmek anlamına gelir. (Zaten) kenisine dua edilen varlık, ona dua ederek bir şeyler isteyen kişiye hiç bir zarar veremediği gibi, hiç bir fayda da sağlayamaz. Çünkü isteyen de acizdir, kendisinden istenilen de. Hatta kendisinden istekte bulunulan kimse bir peygamber veya melek de olsa durum aynıdır." (bknz. Feth'ul-Mecid. AbdurRahman bin Hasan)
(12) Hadisi bu lafızla Kütübi Sitte ve giğer kaynaklarda bulamadım. Fakat şu şekilde hemen hemen tüm hadis kitaplarında nakledilir: İbn Ömer (radiyAllahu anh)'tan: "Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: 'İslam beş (temel) üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasulu olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve ramazan orucunu tutmaktır" (Hadis Sahihtir; Buhari, Muslim ve diğerleri tahric etmişlerdir. En doğrusunu Allah bilir.
(13)Şeriat, sözlükte mezheb (gidilen yol) ve din demektir. Su içmek isteyenlerin gittikleri yola da şeriat denilir. Şerî (cadde) de buradan gelmektedir. Çünkü maksada götüren yol odur. O hâlde şeriat, Allah'ın kulları için din olarak teşrî buyurduğu şeyler (koyduğu yol) dur. Çoğulu Şefai' dir. Dinde şeriatler ise, yüce Allah'ın kulları için açtığı yollardır. (bknz. Kurtubi Tefsiri, Casiye Suresinin 18. Ayetinin tefsirinde) (14)Cebrail, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in de aralarında bulunduğu bir sahabetopluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne (sallAllahu aleyhi ve sellem) sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi"adıverilmiştir.Abdullah b. Ömer (radiyAllah anhuma)'n, babası Ömer (radiyAllah anh)'tan naklettiği bu hadis şöyledir:"Bir gün Rasûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerinide uylukları üzerine koydu.Ve:"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'indeAllah'ın Resulu olduğuna şehadet etmen, namazı (dosdoğru) kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yol bulursan/gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam
(13)Şeriat, sözlükte mezheb (gidilen yol) ve din demektir. Su içmek isteyenlerin gittikleri yola da şeriat denilir. Şerî (cadde) de buradan gelmektedir. Çünkü maksada götüren yol odur. O hâlde şeriat, Allah'ın kulları için din olarak teşrî buyurduğu şeyler (koyduğu yol) dur. Çoğulu Şefai' dir. Dinde şeriatler ise, yüce Allah'ın kulları için açtığı yollardır. (bknz. Kurtubi Tefsiri, Casiye Suresinin 18. Ayetinin tefsirinde) (14)Cebrail, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in de aralarında bulunduğu bir sahabetopluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne (sallAllahu aleyhi ve sellem) sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail'in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise "Cibril hadîsi"adıverilmiştir.Abdullah b. Ömer (radiyAllah anhuma)'n, babası Ömer (radiyAllah anh)'tan naklettiği bu hadis şöyledir:"Bir gün Rasûlullah (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerinide uylukları üzerine koydu.Ve:"Ya Muhammed! Bana İslâm'ın ne olduğunu söyle" dedi. Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem): "İslâm; Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'indeAllah'ın Resulu olduğuna şehadet etmen, namazı (dosdoğru) kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yol bulursan/gücün yeterse Beyt'i hac etmendir" buyurdu. O zat: "Doğru söyledin" dedi. Babam
Allah'a, Allah'ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır" buyurdu. "Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.""Bana imandan haber ver" dedi. Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem):
O zât yine:"Doğru söyledin" dedi. Bu sefer:"Bana ihsandan haber ver" dedi. Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem):" Allah'a O'nugörüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür" buyurdu. O zat:"Bana kıyametten haber ver" dedi. Allah Resulu(sallAllahu aleyhi ve sellem) "Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir" buyurdular."O halde bana alâmetlerinden haber ver" dedi. Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem):"Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir"buyurdu. Babam dedi ki:Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: "Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?"dedi. "Allah ve Rasûlü bilir" dedim."O Cibrîl'di. Size dininizi öğretmeye gelmişti"buyurdular.(Buhârî,İman1;Müslim,İman1).
Abdullah b. Ömer bu hadîsi Basra' dan Hacc veya Umre için Hicaz'a gelen Yahya b. Yamer ve Humeyd b. Abdirrahmân el-Himyerî'nin kader hakkında soru sormaları üzerine rivayet etmiştir. Basra'da ilk olarak Ma'bed el-Cühenî ve ona tabi olanlar kaderi inkâr etmişler; hâdiselerin, Allâh'ın hiç bir takdir ve bilgisi olmaksızın yeni yeni husûle geleceğini ileri sürmüşlerdir. Abdullah b. Ömer onları dinledikten sonra şöyle demiştir:"Sen Basra'da onlarla görüştüğün zaman kendilerine söyle ki, ben onlardan uzağım. Onlar da benden uzaktır. Allah'a yemin olsun ki onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa da onu hayra harcasa, kadere inanmadıkça Allâh onun hayrını kabul etmez." Sonra Abdullah (r
adiyAllahu anh) yukarıdaki hadisi nakletmiştir (Sahîh-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İstanbul 1977, I, 106).
15) Bu salatu selamlar orijinal nushalarda devamlı yazılmamıştır, lakin İmam Nevevi gibi alimler bunların devamlı yazılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır: " Hadis yazan kişinin Allah'ın ismi geçtiğinde 'Azze ve celle, Subhanehu ve teala, Tebareke ve teala vb. ifadeleri yazması müstehabtır. Hakeza Allah Resulu ismi geçtiğinde sallAllahu aleyhi ve sellem'in tamamını yazmalı, selat ve selamı kısaltmayla geçmemeli, (sav,s.a.v. veya a.s. gibi kısaltmalarla) yetinmemelidir. Sahabe ismi geçtiğinde de 'radiyAllahu anh' demelidir. Şayet sahabe, sahabe oğluysa 'radiyAllahu anhuma' demelidir. Diğer ulema ve salih insanlar için de 'radiyAllahu anh ve(ya) rahimehUllah demelidir. Kendisinden nakledilen nüshada(eserde) yazılı olmasa bile, bunların hepsini yazmaya dikkat etmek gerekir. Bunlar rivayetin bir parçası olmayıp duadır. Kişinin bahsettiğimiz bu duaları okumuş olduğu nüshada olmasa bile okuması, tekrarından usanmaması gerekir." (Bknz.İmam Nevevi, Şerhu Muslim)Yeni baskılarda Allah'a hamdolsun bir çok yayıncı buna dikkat eder olmuştur.
(16) Allahu Teala şöyle buyurur:ıÜü"İçlerinden kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden, inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur." (A-li İmran Suresi, 64. Ayet) Alimlerin cumhuru hikmet Kur'an'dan ayrı bir şeydir ki o da Nebi
(sallAllahu aleyhi ve sellem)'in sünnetidirdemişlerdir.İmam Şafii (rahimehUllah) der ki:
"Hikmet burada Kur'an'a tabidir. Allah kitabı zikretti ki, O KUR'ANDIR. Hikmeti de zikretti ki, o da Resulünün sünnetidir çünkü Rasulullah (sallAllahu aleyhi ve sellem)"Kur'anla birlikte bana onun bir misli/gibisi verildi" (Hadis Sahihtir, bknz.:Sahihu Ebi Davud,Sahihu İbn Mace, li'l Şeyh Muhammed Nasiruddin el-Albani [rahimehUllah])buyurmaktadır. Hikmet kelimesini istedikleri gibi yoran Hadis/Sünnet inkarcı alimcikleri seni şaşırtmasın.
(17) Allahu Teala ve Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in bize bildirdikleri dışında Allah'a ibadet edilemez. Zira din tamamlanmıştır ve Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) bize
__________________________________________________ _____________
bilmemiz gereken herşeyi açıklamıştır, buna göre hind yogacılarından alınan dönme ayinleri, şiş sokma sadistlikleri veya AllahResulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in kutlamadığı ve emretmediği hristiyanların noeline özenerek mevlid/yaş günü kutlamalarıyla ibadet edilemez/Allah'ın rızası aranamaz.
(18) Sahih/Mutevatir bir hadistir. Buhari, Muslim ve diğerleri rivayet etmişlerdir.Hadiste geçen ilk üç Nesile (sahabe,ıÜütabiin ve tebe-i tabiin) tanımlama olarak selef-i salihin, yani geçmiş salih öncü insanlar denilmektedir.Selef akidesi uyulması gereken tek doğru menhectir/metodtur.Selim el-Hilali şöyle der: "Bir müslümanın sahih menheci/doğru metodu veya doğru yolu nasıl olması gereklidir?Bu ümmeti en hayırlıları: Allah azze ve celle'nin kitabı ve Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in sünnetinin beyanına göre Sahabe, sonra onlardan sonraki nesil (tabiin) ve sonra onlara hayırda uyanlar ve kıyamet gününe kadar uyacak olanlardır. Başarılı olmak isteyen, en iyi yaşam tarzını arzulayan, dünyada ve ahirette mes'ud olmak isteyen her müslüman, Allah'ın kitabını ve resulunun sünnetini İslam'da en hayırlıların anlayışı üzere anlaması ve benimsemesi gerekir. Bunun sebebi ilk nesillerin anlayışından daha iyi ve daha uygun bir anyaşın kabul edilemeyeceğinden dolayıdır. Çünkü sonraki nesillerin islahı ancak (en hayırlı olan) ilk nesillerin islah olduğu şeyle mümkündür (Buna benzer sözler İmam Malik [rahimehUllah]'tan da nakledilmiştir. Çeviren). Hakikaten Kur'an'da ki ve sünnetteki deliller ve alimlerin ifadeleri araştırıldığında Kur'an ve sünneti anlamanın ancak ilk nesillerin anlayışı ışığında anlamanın gerekliliği sonucuna varılacaktır. Buna ilaveten bu menhecin/metodun geçerliliği ve doğruluğu konusunda geçirdiğimiz asırlarda (alimlerin) görüş birliği vardır. Sonuç olarak biz müslümanlar Kur'an'ın her ayetinin, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in her hadisinin akabinde mesela sahabelerin
(radiyallahu anhum ecmain/Allah kendilerinden razı olsun) bu ayeti veya hadisi nasıl anladıklarını ve hayata tatbik ettiklerini sormamız gerekir. Müslümanların "bence...", "bana göre..." veya "şöyle olabilir..." diye başlayıp bir islami meselede (yarım yanlış) görüşlerini ortaya koymaması ve onların (yani sahabe ve onlara uyanların) anladığı gibi anlaması gerekir. Bu da birliğin/ittifakın ve problemlerin çözümünün yoludur." (Al-Salah dergisinde el-Hilalinin bir makalesinden derlenmiştir.)
(19)Uzunca bir hadisin sonunda Allah Resulu buyurdu ki: "...Dımeşk'in doğusunda ki beyaz minarenin yanına İsa ibn Meryem aleyhisselam inecek, (Deccala) yetişip Lud kapısının yanında onu katledecek." (Sahih Hadistir. Bknz. Sahihu Ebi Davud li'l Şeyh el-Albani) Ahmed b. Hanbel'in hocası Ali el-Medînî (234/848)ve el-Acurrî (360/970) gibi Selefin mutekaddimîni, Deccal'in çıkışına ve İsa'nın nüzulüne inanmayı önemle vurgulamış, birer iman konusu olarak "inanılması gereken hususlar" başlığı altında ele almışlardır.(Bknz. El-Lalikaî, Şerhu Usuli İtikadı Ehli's-Sunne ve'l Cemaa)
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
aşkı çoçuklara sordunuzmu hiç? GÜLLL Aşk'a Dair Her Şey 7 08-31-2008 19:38
Çocuklara Örgü OyuncakLar... Yaso El Örgü Örnekleri 0 08-07-2008 16:13
Kur'anı Kerim Öğretimi уυѕυƒ Dini Programlar 0 04-11-2008 18:28
Ağaçlarin Gövdesinde Kelime-i Tevhid Korax İbretlik Resim 1 03-31-2008 18:20
Ámá çocuklara yarasa tekniği LeGoLaS Dünyadan Haberler 0 02-11-2008 01:31


Şu Anki Saat: 04:09


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows