Bilqi Forum  
Kıyametin Büyük Dokuz Alameti (EN GERÇEK PAYLAŞIM)

Geri git   Bilqi Forum > > >

Alacakaranlık Kuşağı Artık tüylerinizi diken diken edecek, korkunc olaylar bu bölümde. otopsi resimleri videoları , akıl sır ermeyecek korkunç bir dünya

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Kıyametin Büyük Dokuz Alameti (EN GERÇEK PAYLAŞIM)

Alacakaranlık Kuşağı


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-16-2008, 23:31   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kıyametin Büyük Dokuz Alameti (EN GERÇEK PAYLAŞIM)

Kıyametin Büyük Dokuz Alameti (EN GERÇEK PAYLAŞIM)
Yemin OlsuN kendi Paylaşımımdır


1-Mehdi Aleyhisselam’ın Gelmesi

Ahir zamanda Muhammed bin Abdullah isimli Ehli Beyt’ten birisi, doğu tarafından çıkacak ve Allah onunla bu dini güçlendirecektir. O kişi Fatıma (Radıyallahu Anha)’nın soyundan, Hasan (Radıyallahu Anh) yoluyla gelir. Alnı şakaklarına kadar açık, burnu uzun ve kıvrık, uç tarafı ince ve ortası kemerlidir.
Doğu tarafından, bayrakları siyah olan bir topluluk onun zaferine yardımcı olacak, onun alt yapısını kuracak ve ordusunu oluşturacaktır.
Allah (Azze ve Celle) bir gecede Mehdi (Aleyhisselam)’ı ıslah eder ve eski halinden başka bir hale çevirir. O insanların arasında anlaşmazlıkların ve depremlerin olduğu bir zamanda ortaya çıkacaktır. Yeryüzü ondan önce zulüm ve haksızlıklarla dolu olduğu gibi, onun gelmesiyle adalet ve doğrulukla dolacak, gökte ve yerde bulunan herkes ondan razı olacaktır. Yedi sene idarede bulunacak, onun zamanında Allahu Teâlâ bol yağmur yağdıracak, yerden de bolca ürün çıkacak, mal sayılamayacak kadar çoğalacak ve ümmet arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. İsa (Aleyhisselam) gökten inince onun arkasında namaz kılacaktır.
Müslim: 156/247, Ebu Davûd: 4282-4285, Tirmizî: 2331-2333, İbni Mâce: 4082-4086, Ahmed: 1/84 No:645, 3571-3573, 4098, 4279, Mecmau’z-Zevaid: 7/313-314, Hâkim: 4/557-558, Albani Sahiha: 711, Albani Sahihu’l-Cami: 6734-6736
Mehdi (Aleyhisselam)’ın gelişiyle ilgili hadisler manevi mütevatir derecesinde olup Ehli Sünnet alimlerine göre onun gelmesine iman etmek vaciptir.
Muhammed bin Cafer el-Kettanî, ‘Mütevatir Hadisler’ ismiyle tercüme edilen kitabında derlemiştir. Sayfa: 534-536


2-Mesih Deccal’in Gelmesi

Mesih kelimesinin elliye yakın manası vardır. Bunların içinde ‘doğru söyleyen’ ile ‘saptıran yalancı’ gibi birbirinin zıddı manalar da vardır.
Allahu Teâlâ iki tane mesih yaratmıştır ki, biri diğerinin zıddıdır: Mesih İsa (Aleyhisselam) doğru söyleyen ve insanlara doğru yolu gösterendir. Mesih Deccal ise, insanlık için yaratılmış en büyük fitnelerden birisi olup çok yalan söyleyen ve insanları saptırandır. Ona mesih denmesinin sebebi iki gözünden birinin silik olması veya yeryüzünün tamamını kırk günde dolaşarak ayak basmadık bir yer bırakmayacak olması da olabilir.
Deccal ise, mübalağalı ism-i fail olup anlamı, görülmemiş ve duyulmamış yalanlar söyleyerek hakkı batıla karıştıran, gerçeği ters çeviren demektir.
Deccal denilince akla, çok yalan söyleyen kişi gelmekle beraber asıl kastedilen kıyametin kopmasından önce ortaya çıkıp insanları olağanüstü haller göstererek saptıracak olan Adem oğullarından bir insandır. İnsanlar onu bilip, sakınmalara için birçok özelliği Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bizlere bildirilmiştir. Bunlar şöyledir:
Kırmızı yüzlü, iri yarı, kısa boylu, bacak arası açık, kalın boyunlu, alnı açık, bol ve kıvırcık saçlı, sevimsizce, genç ve eğri bir adamdır. Sağ gözü şaşıdır, çukur ve tümsek olmayan bir halde silme düzdür. Sol gözünün üzerinde de görmeye engel olan kalın bir perde vardır. Alnında ‘KAFİR’ anlamında ‘ك ف ر‘ harfleri vardır ki, bunu okuma bilen bilmeyen her Müslüman okuyabilir. Kendisi kısır olup çocuğu olmayan bir Yahudidir.
Buhârî: 6976-6980, Müslim: 2933-2934, 2937, 2942, Ebu Davûd: 4316-4320, Ahmed: 2/291 No: 7892, 4/20 No: 16368
Muaz (Radıyallahu Anh)’ın rivayet ettiği bir hadiste Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıyametin alametlerinden dördünü şöyle sıralamıştır:
“Beytü’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’ in çıkışına delalet eder.”
Ebu Davûd: 4294
Deccal’in ortaya çıkışı ile öldürülüşü arasında cereyan edecek olaylar ise şunlardır:
Şam ile Irak arasında Horasan’da ortaya çıkar, İsbehan Yahudilerinden yetmiş bin kişi ona tâbi olur. Yeryüzünde kırk gün kalır ve iki mukaddes belde olan Mekke ile Medine dışında ayak basmadık bir yer bırakmaz. Bu kırk günden birincisinin uzunluğu bir sene gibi, ikincisinin uzunluğu bir ay gibi, üçüncüsünün uzunluğu bir hafta gibi ve kalan günler de bilinen günler gibidir.
Dolaştığı beldelerde insanları kendisinin ilahlığını tanımaya davet eder, davetine inanalar için göğe emreder de yağmur yağar, toprağa emreder de her türlü bitkiyi çıkarır. Davetini kabul etmeyenlere şiddetli musibetler ve kıtlık isabet eder. Deccal bir harabeliğe uğrayarak içindeki hazineleri çıkarmasını emreder. Bunun üzerine oranın hazineleri, bal arılarının arı beyinin peşinden gittiği gibi Deccal’in peşi sıra giderler.
Onun yanında ekmekten ve etten dağlar ile iki tane akarsu vardır ki, bunlardan birisi beyaz bir su, diğeri de alevlenen bir ateştir. Hâlbuki bunların aslı tam tersi olup ateş gibi olan serin bir su, su gibi olan da bir ateştir. Deccal genç bir mü’mini öldürüp diriltir. Ancak o genç, onun yalancı Mesih Deccal olduğunu ilan eder, buna karşın Deccal ona bir daha zarar veremez. Nihayet İsa (Aleyhisselam) gökten iner ve Beytü’l-Makdis Kudüs civarında onu öldürerek bu büyük fitneyi ortadan kaldırır.
Müslim: 2934, 2937, 2939, 2942-2944, Buhârî: 6979, İbni Mâce: 4072
Deccal Ortaya Çıktığında Şerrinden Korunmak İçin Şunlar Yapılmalıdır
1) Ondan uzak durulmalıdır.
2) Karşılaşmaktan kaçılamamışsa davetine uyulmamalıdır. Çünkü onun iddia ettiği gibi bir ilah olmadığına dair çokça alamet vardır. Gözünün şaşı olması, bir insan oluşu, alnında ‘kafir’ yazması, genci öldürememesi vb.
3) Ateşine girmek ya da suyundan içmek zorunda kalınırsa ateşine girilmelidir.
4) Kehf Sûresi’nin ilk on ayeti ezberlenmeli ve o görüldüğünde Kehf Sûresi okunmalıdır. Bunlar da onun şerrinden korunmaya yardımcıdır.
Müslim: 809/257, 2934, 2937, Ebu Davûd: 4315, 4319, 4321, 4323
Mesih Deccal’in kıyamete yakın bir vakitte ortaya çıkacağı ve bazı harikuladelikler göstereceği ile ilgili hadisler mütevatir olup Kettanî, ‘Mütevatir Hadisler’ de sayfa: 541’de bu hadisler hakkında bilgi vermiştir.

3-İsa Mesih Aleyhisselam’ın Yeryüzüne İnmesi

Allah (Azze ve Celle) Meryem (Aleyhisselam)’dan doğmasını takdir ettiği, Allah’ın kelimesi ve kendinden bir ruh olan Nisa: 171 İsa (Aleyhisselam)’dır. Bilindiği gibi o, Beni İsrail’e Yahudilere gönderilen nebilerden birisiydi. Onlar birçok nebiyi öldürdükleri gibi onu da öldürmek istediler. Ancak Allahu Teâlâ buna müsaade etmedi ve onu kendi katına yükseltti. Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de İsa (Aleyhisselam)’ın öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini, başka birinin ona benzetildiğini ve o benzetilen kişiyi öldürdüklerini, Allah’ın İsa’yı kendine yükselttiğini, dolayısıyla halen diri olduğunu haber vermekte, onun kıyametin yaklaşması hakkında bir alamet olduğunu bildirmektedir:
Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Biz Allah’ın Rasûlü olan Meryem oğlu İsa’yı öldürdük.’ demelerinden dolayı (Yahudileri yıldırım çarptı). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat (o öldürdükleri) kendilerine (İsa’ya) benzetildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana kuşku içindedirler. Bu hususta tam bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu yakînen öldürmediler. Bilakis Allah onu kendisine yükseltti. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.”
Nisa: 157-158
Allahu Teâlâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:
“Muhakkak ki o (İsa), kıyamet saati için bir bilgidir…
Zuhruf: 61
İsa (Aleyhisselam) hakkında Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den varid olan hadis-i şeriflerden anlaşıldığına göre; kıyamet saati yaklaşıp Deccal ortaya çıktığı esnada İsa (Aleyhisselam) bir sabah vakti adaletli bir hakem olarak Şam’ın doğusundaki beyaz bir minarenin yanına, ellerini iki meleğin kanatlarına koyarak inecek, Müslümanların imamının arkasında sabah namazını kılacak, Mesih Deccal’i öldürecek ve Müslümanlar onun taraftarı olan Yahudilerin köklerini büyük bir savaş neticesinde yeryüzünden sileceklerdir.
İsa (Aleyhisselam), yeryüzünde Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şeriatı ile hükmederek Hristiyanların tazim ettikleri haçı kıracak, aslen yenmesi haram olan ve Hristiyanlarca etinin yenmesi helal sayılan domuzu öldürecek ve cizyeyi ortadan kaldıracaktır. Çünkü Ehli Kitabı İslam dinine zorlayacak, aksi takdirde cizyeyi kabul etmeyip onlarla İslam üzere savaşacaktır. Allah onun zamanında İslam dışındaki tüm dinleri ortadan kaldıracak ve İslam yeryüzündeki tek din olacaktır.
İsa (Aleyhisselam), Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerine karşı Müslümanları bir kaleye sığındıracak ve Allahu Teâlâ, onun duasının bereketiyle o iki kavmi bir gecede helak edecektir.
İsa (Aleyhisselam) yeryüzünde toplam kırk sene kalacak, bu dönemde dünya bolluk ve bereketle, huzur ve asayişle dolacak, kimse kabul etmeyecek derecede mal çoğalacak, vahşi hayvanlarla evcil hayvanlar ve insanlar bir arada yaşayacak, kimse kimseye rahatsızlık ve zarar vermeyecektir. İsa (Aleyhisselam), umre ve hac ibadetlerini yerine getirmek için telbiye getirecektir. Eceli geldiğinde de vefat edecek ve Müslümanlar ona cenaze namazı kılacaklardır.
Buhârî: 3263-3264, Müslim: 155/242-246, 156/247, 2897/34, 2937/110, Ebu Davûd: 4324, Ahmed: 2/406 No:9259, 9630-9632
İsa Aleyhisselam’ın Nitelikleri
O, hamamdan yeni çıkmış gibi kızıl, buğday tenli, esmerlerin en güzelinden, kıvırcık uzun saçlı, saçları taranmış, orta boylu ve geniş göğüslüdür. Yeryüzüne indiği anda üzerinde sarımsı iki parça elbise bulunacak, başını eğdiğinde su damlayacak ve başını kaldırdığında su damlacıkları inci taneleri gibi dökülecektir. Nefesi, gözünün gördüğü yere kadar yayılacak olup onun nefesini hisseden her kâfir o an ölecektir. Beytü’l-Makdis’e yakın ve bilinen bir belde olan Lüdd Kapısı civarında Deccal ile karşılaştıklarında, Deccal tuzun suda eridiği gibi eriyecek ancak İsa (Aleyhisselam) onu kendi elleriyle öldürecektir.
İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzünde kalacağı süre hakkında sahih olarak iki rivayet vardır: yedi veya kırk sene. Âlimler bu rivayetlerin arasını şöyle cem etmişlerdir:
İsa (Aleyhisselam)’ın göğe yükseltildiğinde otuz üç yaşında olduğuna dair rivayetler vardır. Dünyaya inmesinden sonra ise yedi sene daha kalacak ve toplam ömrü kırk yaş olacaktır, Allah en doğrusunu bilir.
Buhârî: 3257-3259, Müslim: 168/272, 169/273, 2937/110, 2940/116, Ebu Davûd: 4324
Mehdi (Aleyhisselam)’ın gönderilişi ve Deccal’in ortaya çıkması ile ilgili hadisler gibi İsa Mesih (Aleyhisselam)’ın yere inişiyle ilgili hadisler de mütevatir olup Kettanî, ‘Mütevatir Hadisler’ de sayfa: 542-543’de bu hadisler hakkında bilgi vermiştir. Dolayısıyla bu hadislere iman edip kabullenmek vaciptir, inkâr etmek ise kişinin durumunu tehlikeye düşürür.
Bununla beraber tarih boyunca ümmetin önemli bir kesimi tarafından yapıldığı gibi; Mehdi’nin gönderilişi ve İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inişi ile ümmetin toparlanma sürecine girecek olması uyuşukluk ve tembelliğe bir kalkan yapılmamalı, İslam’ın bize öğrettiği gibi ümmet bilincini yayarak ve yaşatarak bir duvarın tuğlaları gibi olmaya gayret gösterilmelidir.
Çünkü Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Mü’minler ancak kardeştirler…”
Hucurat: 10

4-Ye’cüc ve Me’cüc’ün Ortaya Çıkışı

Allahu Teâlâ, İsa (Aleyhisselam)’ın eliyle Deccal fitnesini ortadan kaldırdıktan sonra diğer büyük bir fesat daha ortaya çıkacaktır ki o da, Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki kavmin yeryüzünü istila etmeleridir. Bu olay İsa (Aleyhisselam) henüz hayattayken olacaktır.
Allahu Teâlâ, Kur’an’da iki yerde bu iki kavimden bahsetmektedir. Tefsirlerde aktarılan bilgilere göre Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin soyu Nûh (Aleyhisselam)’ın oğlu Yafes’e dayanmaktadır.
Kehf: 94-98, Enbiya: 96-97 İbni Kesir Tefsiri: 5079-5086, 5379-5384
Kehf Sûresi’nde anlatıldığı gibi, Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme uğradı. Bu kavim kendilerine zarar veren Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerini ona şikayet ettiler ve onlarla kendi aralarına onların geçmelerini engelleyecek tarzda bir set yapmasını istediler. Bunun üzerine Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) geçidin iki yanına genişliğine ve yüksekliğine dolduracak şekilde demir kütlelerini yığdırtarak bunları yaktırdı. Nihayet demirler kor halini alınca erimiş bakır istedi ve o korun üzerine döktürdü. Nihayet bu, Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin delmeye ve aşmaya güç yetiremeyecekleri şekilde muhkem bir set oldu.
Bu iki kavim o günden beri bu seddi delmeye çalışmaktadırlar. Her gün seddi bir miktar delerler. Nihayet güneş ışığını görmeye yaklaşınca başlarındaki amirleri:
−Kazıyı bırakıp dönün, kalanı yarın kazarız, der. Allah (Azze ve Celle)’de seddi eskisi gibi sağlam hale getirir. Allah’ın dilediği vakte kadar bu olay sürekli tekrar eder. Nihayet onların vakitleri tamamlanıp Allah onları insanların üzerine göndermeyi dilediğinde onlar seddi yine kazarlar ve delme işini tamamlamaya yaklaştıklarında amirleri:
−Kazmayı bırakıp dönün, Allahu Teâlâ dilerse yarın kazarsınız, diyerek istisnada bulunur. Ertesi gün seddin yanına vardıklarında onu inşa olmuş halde değil de bıraktıkları gibi bulurlar ve seddin kalanını kazarak yeryüzü halkının üzerine saldırırlar.
Bu esnada Allahu Teâlâ İsa (Aleyhisselam)’a:
−“Ben şimdi Bana ait olan birtakım kullar çıkardım. Hiç kimsenin onlarla savaşmaya gücü yetmez. Bu sebeple sen yanındaki kullarımı Tûr Dağı’na sığındır ve orayı onlar için sağlam bir sığınak ve kale yap! diye vahyeder.”
Seddi delen Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri insanlara saldırırlar, canlarını ve mallarını ifsad ederler, yeryüzündeki bütün suları içerler. Hatta bu iki kavim şu an İsrail sınırları içinde Hayfa kentinin doğusunda bulunan Taberiye Gölü’ne uğrar ve suyunu içmeye başlarlar. Kalabalığın sonu oraya uğrar, su bulamayınca şaşırırlar da:
−Yemin olsun bir zamanlar burada su vardı, derler. Onlar öyle kalabalıktırlar ki, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların kalabalıklığını bize bir kutsî hadiste şöyle tasvir eder:
−“Cehenneme gönderileceklerin miktarı her bin kişiden dokuzyüz doksan dokuz dur.” dedi. Sahabeler:
−Geriye kalan o binde bir hangimiz olabilir diye sordu? Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap vererek ümmetini sevindirmiştir:
−“Sevinin, sizden her bir kişiye karşılık Ye’cüc ve Me’cüc’den dokuzyüz doksan dokuz kişi vardır. Sizler mahşer halkının toplamı içinde beyaz bir öküzün derisindeki siyah bir tüy veya siyah bir öküzün derisindeki beyaz bir tüy mesabesindesiniz…”
Buhârî: 4576, Müslim: 222/379
Bu iki kavim yeryüzüne hâkim olurlar. En son olarak İsa (Aleyhisselam) ve yanındakileri Tûr Dağı’nda kuşatıp oraya hapsederler. Öyle ki, yiyecek ve içeceklerin tükenmesi, temin de edilememesi sebebiyle o Müslümanların her birine verilecek bir öküz kafası yüz altından değerli olacaktır.
Yeryüzü halkının işini bitirdiklerine kanaat edildiğinde Ye’cüc ve Me’cüc kavminden bir kişi:
−Şu yeryüzü halkının işini bitirdik, şimdi gökyüzü halkıyla savaşacağız, der. Onlardan birisi mızrağını göğe doğru fırlatır ve Allah’ın dilemesiyle o mızrak kana bulanmış olarak yere düşer. Bunun üzerine onlar büyüklenerek:
−Gökyüzü halkını da öldürdük, derler. Müteakiben İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allahu Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunurlar da, Allahu Teâlâ o iki kavmin üzerine, boyunlarına musallat olacak deve ve davarların burunlarında bulunan bir kurtçuk gönderir. Bu kurtçuklar onları boğazlarından yakalar. Onlar çekirge sürüsünün ölümü gibi ölürler ve birbirlerinin üstüne yığılıp kalırlar.
Ertesi gün onların helak oldukları anlaşılınca İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları sığındıkları kaleden inerler. Yeryüzünde bu iki kavmin fertlerinin yağlarının ve pis kokularının doldurmadığı bir karış yer bulunmaz. Müslümanlar ellerinde kalan hayvanları salıverirler ancak o iki kavmin leşleri dışında bir yiyecek bulamazlar. Onların leşlerini yiyerek ot yiyip semizlendikleri gibi semizlenirler ve memeleri sütle dolar. Müslümanlar onların ok, yay ve kalkanlarından yedi yıl boyunca ateş yakarlar.
İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah’a niyazda bulunurlar ve Allah birtakım kuşlar gönderir. Bu kuşlar o kokmuş cesetleri Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allahu Teâlâ şiddetli bir yağmur gönderir, o yağmur her tarafı yıkayıp temizler, ayna gibi parlatır. Sonra yere:
−Ürünlerini bitir, bereketini geri getir, denilir. Öyle ki, bir kalabalık bir tek nar ile doyar, onun kabuğunun altında gölgelenir. Süt bereketlenir de bir sağmal hayvandan sağılan süt kalabalık bir cemaate yeter. Bolluk ve bereket yeniden çoğalır, huzur ve asayiş artar. İsa (Aleyhisselam) vefat eder, halk onun üzerine cenaze namazını kılar. İnsanlar bu haldeyken Allahu Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir, o rüzgâr Müslüman olan insanları koltuk altlarından yakalar ve ruhlarını alır. Artık geriye kıyametin tepelerine kopacağı en şerli insanlar topluluğu kalır.
Müslim: 2937/110, Tirmizî: 2341, 3359, İbni Mâce: 4075-4076, 4079-4080

5-Üç Büyük Çöküntü (Hasıf)

Kıyametin kopmasından önce vuku bulacak on büyük alametin zikredildiği hadiste üç büyük hasıftan bahsedilmekte, ancak bunun teferruatı hakkında pek bilgi verilmemektedir.
Müslim: 2901/39, Ebu Davûd: 4311, Tirmizî: 2274, İbni Mâce: 4055
Hasıf, yere batma ve yerin çökmesi şeklinde olur. Nitekim eski ümmetlerden bazısı işledikleri günahlardan dolayı yere batırılarak cezalandırılmıştır. Kibirli bir şekilde yolda yürürken yere batırılan ve kıyamet gününe kadar da batırılacağı haber verilen kişi de bu şekilde cezalandırılanlardandır.
Buhârî 5850
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiğine göre bu ümmetten de yere batırılarak cezalandırılacak olanlar bulunacaktır ki, bunlar kaderciler ve zındıklardır.
Ahmed: 2/91 No: 5639, 5867, 6208, Tirmizî: 2280, İbni Mâce: 4061
Kıyametin büyük alametlerinden biri olarak zikredilen bu hasıf, yerin çökmesi şeklinde olacaktır. Bu çöküntülerden birisi yeryüzünün doğusunda, diğeri batısında ve üçüncüsü de Arap Yarımadası’nda olacaktır. Bu çöküntüler henüz gerçekleşmemiştir, şimdiye kadar gerçekleşen irili ufaklı çöküntüler küçük çöküntü kısmından olup küçük alametler kısmındandır, Allah en iyi bilendir.

6-Duhân (Duman)

İnsanların alışkın olmadığı alametlerin ilki olan duman hakkında Allahu Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Göğün, insanları bürüyerek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar):
−Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır, doğrusu biz artık iman edenleriz (derler).”
Duhân: 10-12
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bu duman hadisesinden çeşitli kereler bahsetmiş ve kısmen teferruatını haber vermiştir. Buna göre kıyamete yakın bir vakitte apaçık olacak ve herkes tarafından görülecek bir duman gökle yer arasında meydana gelerek insanları saracaktır. Bu duman sebebiyle insanlar azap duyacaklar, mü’minler nezleye tutulmuş gibi olacaklar, kâfirlerin de nefesleri kesilecek, şişecekler, kızaracaklar ve sonunda duman kulaklarından çıkacaktır. Bir rivayete göre bu duman yeryüzünde kırk gün kalacaktır. Neticede insanlar, bunun Allah tarafından kendilerine gönderilen bir ikaz ve azap olduğunu anlayacaklar, akabinde bu azabı kaldırması için Allah’a dua edeceklerdir.
“Biz azabı birazcık kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.” Duhân: 15 ayetinden Allahu Teâlâ’nın onlardan bu duman azabını istekleri üzere kaldıracağı, ancak onların âdetleri üzere tekrar küfre geri dönecekleri ve bu ikazı da kulak arkası edecekleri anlaşılmaktadır.
“Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün (kıyamet günü), kesinlikle intikamımızı alırız.” Duhân: 16 ayetinden de Allahu Teâlâ’nın onları azaplandırma işini, gözlerin korkudan dışarı fırlayacağı kıyamet gününe ertelemekte olduğu anlaşılmaktadır. O şiddetli günün azabından Allah’ın rahmetine sığınırız!
Müslim: 2798/39, 2901/39, Nevevî Müslim Şerhi: 5/2744, İbni Kesir Tefsiri: 13/7180-7185, Ölüm Ötesi Tarihi: 146-148

Güneşin Batıdan Doğması
Kıyametin büyük alametlerinin yedincisi güneşin, her zamankinin aksine doğudan değil de battığı yerden doğmasıdır. Bu hususta Kadı Iyad (Rahmetullahi Aleyh)’in dediği gibi; bunun gibi kıyamet alametlerine dair olan hadisler, Ehli Sünnet’e mensup bütün fıkıh, hadis âlimleri tarafından zahirî manalarıyla kabul edilmiş ve başka türlü yorumlanmamıştır.
Nevevî Müslim Şerhi: 1/310
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre, güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmayacaktır. Güneşin battığı yer tarafında genişliği yetmiş yıllık mesafe olan bir kapı vardır ki, buna tevbe kapısı denilir. Bu kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar daima açık olacak ve tevbe eden herkesin tevbesi kabul edilecektir. Güneşin battığı yerden doğma hadisesi vuku bulduğunda, o kapı da kapanacak ve artık hiç kimseden tevbe kabul edilmeyecek, daha önce iman etmemiş veya imanından bir hayır elde edememiş insanların imanları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Hâlbuki o dehşetli alameti gören bütün insanlar iman edecekler, ancak bu nafile bir iman olacaktır.
Yine kavranması zor, ancak iman edilmesi vacip olan gaybî haberlerden birisi de Allah Rasûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre şöyledir:
“Güneş her gün battıktan sonra Arş’ın altındaki müstekarrına karar kılma, yerleşme yerine gider ve secde etmek için izin ister. Kendisine secde için izin verilir, secde eder ve bu halde kalır. Nihayet kendisine:
−Kalk, geldiğin yerden geri dön! denilir. Bu hal rutin olarak ta ki insanların her türlü çirkinliği âşikâre yaptığı bir döneme kadar her gün devam eder. Belirlenen o vakit geldiğinde güneşe:
−Kalk ve battığın yerden doğ denilir! Bunun üzerine güneş batı tarafından doğar. Bu alamete şahit olan insanların hepsi imana gelir, ancak tevbe kapısı artık kapanmıştır. İşte o gün şu ayette bize bildirilen gündür:
“…Rabbinin ayetlerinden bazısı geldiği gün, önceden iman etmeyen veya imanından bir hayır kazanmayan kimseye (o günkü) imanı hiçbir fayda vermez.” En’am: 158
Buhârî: 3017, 4362, 4696, 6974, Müslim: 157-159, Ebu Davûd: 4310, 4312, Tirmizî: 2281, 3265-3266, 3763-3764, İbni Mâce: 4068-4070, Ahmed: 5/145 No: 21625, 21679, 21734, 21791, 21874, İbni Kesir Tefsiri: 6/2873-2878

8-Dabbetü’l-Arz’ın Ortaya Çıkması
Kıyamete oldukça yakın bir vakitte ortaya çıkacak alışkın olunmayan alametlerin ikincisi, yerden bir Dabbe’nin canlı hayvanın bir kuşluk vakti insanların arasına çıkması ve onlarla konuşmasıdır.
Bu hususta Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Söz aleyhlerine gerçekleştiğinde onlara yerden bir dabbe çıkartırız. O dabbe, onlara hitaben insanların ayetlerimize yakînen (kesin olarak) inanmadıklarını söyler.”
Neml: 82
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den Dabbetü’l-Arz’ın ortaya çıkacağına dair sahih rivayetler nakledilmiştir. Onlardan birisi şudur. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
“Dabbe çıkar ve insanların burunlarını damgalar. Sonra o damgalanan insanlar sizin içinizde yaşarlar. Hatta deve satın alan birine diğeri:
−Onu kimden aldın? diye sorar, o da:
−Burnu damgalı olanların birinden (aldım), der.”
Ahmed: 5/268 No: 22664, Buhârî Tarih: 3/172, Mecmau’z-Zevaid: 8/9, Albani Sahiha: 322
Ancak onun niteliği, nerede ve nasıl ortaya çıkacağı, başka neler yapacağı hakkında birbirine muhalif, sıhhatleri hakkında da fikir sahibi olamadığımız birçok rivayetler nakledilmiş ve bunlara dayalı görüşler ortaya sürülmüştür.
Hafız İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh) değerli tefsirinde şöyle demiştir:
“Bu canlı, ahir zamanda insanların bozulduğu ve Allah’ın emirlerini terk ederek gerçek dini değiştirdikleri sırada ortaya çıkar. Allahu Teâlâ, onlar için yerden bir canlı çıkaracaktır. Bu canlının Mekke’den çıkacağı da, Mekke’nin dışında başka yerlerden çıkacağı da söylenmiştir. O canlı, insanlarla durumları hakkında konuşacak yani hitap edecektir.”
İbni Kesir Tefsiri: 11/6176-6177
Bu Dabbe’nin sahip olacağı söylenen vasıflardan; uzunluğunun otuz metre, insan yüzlü, öküz başlı, domuz gözlü, fil kulaklı, dağ keçisi boynuzlu olduğu, boynuzları arası mesafenin beş bin metre olması, devekuşu boyunlu, aslan göğüslü, kaplan renkli, kedi böğürlü, koç kuyruklu, deve ayaklı oluşu, önünden kaçan kimsenin ondan kurtulamadığı, arkasından koşan kimsenin ona yetişemediği, Musa (Aleyhisselam)’ın asasını ve Süleyman (Aleyhisselam)’ın mührünü taşıması gibi hakkında söylenen şeylerden hiç birinin delili yoktur.
Hakkında sahih bir nass gelmediği için bu konunun peşine düşmek ve kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak bize bildirildiği kadarına iman etmeli ve teslim olmalıyız.
Aynı şekilde bu canlının akıbeti hakkında da herhangi bir delil bulunmadığı gibi, bu hususa dair bir görüşe de ulaşamadım.
Müslim: 2941/118, Ebu Davûd: 4310, İbni Mâce: 4069, İbni Kesir Tefsiri: 11/6176-6181, Kurtubî Tefsiri: 13/231-237

9-İnsanları Önüne Katıp Sevk Eden Ateş

Kıyametin büyük alametlerinin sonuncusu ise, Yemen’in Aden ile Hadramevt şehirleri civarından büyük bir ateş çıkmasıdır. Bu ateş insanları kuzeye, Şam topraklarına doğru göç etmek zorunda bırakacaktır. Artık bu alametten sonra kıyamet kopacak, imtihan bitip hesap görme ve karşılıkların verileceği ebedi hayat başlayacaktır.
Bu hususta Kur’an’da bir delil bulunmamakla beraber Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Sizler şu on alameti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır: Duman, Deccal, Dabbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması, İsa Aleyhisselam’ın yeryüzüne inmesi, Ye’cüc ve Me’cüc, birisi doğuda, birisi batıda ve diğeri de Arap Yarımadası’nda olmak üzere üç yer çöküntüsü. Bu alametlerin sonuncusu ise, Yemen’den Aden’in en uzak yerinden çıkıp insanları göç ettiren onları haşrolunacakları yere doğru önüne katarak süren bir ateştir.”
Müslim: 2901/39-40, Ahmed: 4/6-7
Bu hadisin şerhinde İmam Maverdî şöyle demektedir:
“Aden ve Yemen’in en uzak noktasından çıkacak olan bu ateş, hadiste açıklandığı gibi insanları haşredip toplayacaktır.”
Nevevî Müslim Şerhi: 5/2745
İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Kıyamet gününden önce Yemen’in Hadramevt şehrinden veya Hadramevt Denizi tarafından bir ateş çıkacak ve insanları toplayacaktır. Sahâbe:
−Ya Rasûlallah! Bu durumda bize ne emredersin? diye sorunca Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−Size Şam’ı tavsiye ederim.” buyurdu.
Tirmizî: 2314, Ahmed: 2/8 No: 4536, 5146, 5376, 5738, 6002
Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“İnsanlar dünyanın son döneminde bazı şeylere rağbet edip onları isteyen ve bazı şeylerden korkanlar olarak üç grup halinde haşrolunurlar: İkisi bir deve üzerinde, üçü bir deve üzerinde, dördü bir deve üzerinde, hatta onu bir deve üzerinde sevk olunurlar. Bunların kalanlarını yani üç gruptan üçüncüsünü ise, bir ateş haşredip toplar. Onlar nerede kaylule yaparlarsa ateş de onlarla beraber kaylule yapar. Onların geceledikleri yerde onlarla beraber geceler, onların sabahladıkları yerde onlarla beraber sabahlar, onların akşamladıkları yerde onlarla beraber akşamlar.”
Kaylule: Öğle ile ikindi vakitleri arasında yapılan ve Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından da yapılması tavsiye edilen uykunun adıdır. Bu uykunun insan vücuduna faydası tıbben de tespit edilmiştir.
Buhârî: 6438, Müslim: 2861/59
İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh)’in de dediği gibi bu hadiste ravilerden kaynaklanan bir eksiltme olduğu aşikardır. Çünkü üç gruptan bahsedilmekte, ancak iki grubun durumu hakkında bilgi verilmektedir. Şu hadiste eksik olan birinci grup hakkında bilgi verilmektedir:
“İnsanlar kıyamet gününde üç grup halinde haşredilirler: Bir grup yiyeceğini yemiş, giyeceğini giymiş ve bineğine binmiştir…”
Ahmed: 5/164-165 No: 21788
Hafız İbni Kesir (Rahmetullahi Aleyh) bu hadisleri zikrettikten sonra şöyle demiştir:
“Bu hadislerde bahsedilen haşir, dünyanın son vakitlerinde mevcut olan insanların, haşir yeri olan Şam diyarında üç sınıf olarak toplanmaları demektir. Bu üç sınıftan biri yiyeceğini yemiş, giyeceğini giymiş ve bineğine binmiştir. İkinci grup bazen bineğe biner, bazen de yaya gider. Bunlar binek azlığından dolayı iki kişi bir deveye, üç kişi bir deveye ve on kişi bir deveye nöbetleşe binerler. Üçüncü gruba gelince; Aden’in derinliklerinden çıkıp insanları her taraflarından kuşatan ateş, onları önüne katıp yaya olarak mahşer sahasına götürür.”
Ölüm Ötesi Tarih sayfa: 183
İmam Nevevî (Rahmetullahi Aleyh) ise şöyle demiştir:
“Alimler, bu haşrin, kıyametten ve Sûr’a üflenmesinden önce, dünyanın son vakitlerinde olduğunu söylemişlerdir. Bunun delili ise, ateşin o insanlarla beraber kaylule yapması, sabahlaması ve akşamlamasıdır. Çünkü kıyamet koptuktan sonra sabahlama, akşamlama vs. yoktur. Müslim’in zikrettiği gibi bu, kıyamet alametlerinin sonuncusudur.”
Nevevî Müslim Şerhi: 5/2718-2719
Tüm bu rivayetlerden Şam bölgesinin, insanların toplanacağı haşir alanı olduğu anlaşılmaktadır. Şüphesiz ki bu, o diyarın faziletinden kaynaklanmaktadır. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şam diyarını övmüş, orası için dua etmiş ve oraya yerleşmeyi teşvik etmiştir. Bu konu hakkında bazı hadisler vardır.
Birinci Hadis:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Ne mutlu Şam’a! Bizler:
−Ya Rasûlallah! Bu hangi sebepten ötürüdür? dedik.
−Çünkü Rahman’ın melekleri kanatlarını Şam’ın üzerine germiştir.”
Tirmizî: 4211
İkinci Hadis:
Muaviye bin Hayde (Radıyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e:
−Ya Rasûlallah! Bana nereyi tavsiye edersin? diye sorunca Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘İşte şurayı’ dedi ve eliyle Şam tarafını gösterdi.”
Tirmizî: 2288
Üçüncü Hadis:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Yapılacak olan savaş gününde Müslümanların sığınağı, Şam şehirlerinin en hayırlısından biri olan ve kendisine Dimeşk denilen şehrin yanındaki el-Ğuta olacaktır.”
Ebu Davûd: 4298
Dördüncü Hadis:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Ey Allah’ım! Şam’ımızda bize bereket ihsan et! Ey Allah’ım! Yemen’imizde bize bereket ihsan et!” diye dua etti.
Buhârî: 6954, Tirmizî: 4210
Beşinci Hadis:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−Yakında işler sizin muhtelif ordulara ayrılmanız şeklinde olacak; bir ordu Şam’da, bir ordu Yemen’de ve bir ordu Irak’ta olacaktır. Bunun üzerine İbni Havale (Radıyallahu Anh):
−Ya Rasûlallah! O zamana yetişirsem benim için onlardan birini seç, deyince Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−Sen Şam’ı seç! Orası Allah’ın arzının en hayırlısıdır. Allah kullarından en hayırlı olanları orası için seçer. Şayet Şam’a gitmeyi istemezseniz Yemen’i seçin ve havuzunuzdan için. Şüphesiz ki Allah Şam’a ve ahalisine benim için vekil olmuştur.”
Ebu Davûd 2483
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah Korkusunun 7 Alâmeti... нüzüη Dini Konular 0 10-18-2008 12:29
MÜthİŞ PaylaŞim [fİfa 2009 Full Rİp]+700 Mb +kaÇirmayin Korax Oyun Download ve İstekleri 0 10-09-2008 22:10
Mesih deccal'in çıkış alameti: Ahir zamandaki büyük kuraklık Korax Türk Belgeseller 0 10-05-2008 09:45
Dokuz 'ışık' sürprizi Haberci Siyaset Meydanı 0 08-27-2008 02:40
kıyamet alameti gibi нüzüη Enteresan Resim ve Videolar 1 03-29-2008 20:41


Şu Anki Saat: 06:36


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows