Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-14-2008, 15:05   #1
LeGoLaS
 
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 6.606
Tecrübe Puanı: 938
LeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond repute
Standart Anadolu Aslanı ve Kangal Çomar

ÇOMARIN KAHRAMANLIKLARI
Bir varmış bir yokmuş diye mi başlasak bilmiyorum, ama bizim hikayemiz gerçeklere dayandığı için isterseniz şöyle bağlıyalım. Günün birinde kendini Kral zanneden Aslan, hatta yelelerinin çoğu Aslandan uzun olmasına rağmen, bakın kendini ne durumlara düşürüyor. İsterseniz fazla uzatmadan bu şımarık ve zalim Aslanın hikayesine bağlıyalım. (Yelelerinin uzunluğu onun ihtişamını gösterir.)
Birden kükremeye başlar. Hayvanlar ne oldu gene ,yine çok kızmış Kral Bağırırken en yakın yalakaları çakal ve tilki birden yanına gelir.
TİLKİ: Hayırdır! Kralım ne oldu, niye çağırdın bizi.
ÇAKAL: Buyur Kralım emret... Emrinize amadeyim.
ASLAN: "Derhal bütün hayvanları toplayın, yeni emir ve yasaklarım var"
TİLKİ: Hemen Kralım.
ÇAKAL: "Heyecanla ben mi çağırayım, yoksa tilkimi Kralım" der.
Hemen iki yalaka bütün hayvanları çağırmaya çıkar. Tilki ve Çakal bir gün boyunca tüm hayvanlara çeşitli yollarla ulaşıp Kralın emirlerini söyler ve dönerler.
Kralın yanına gelerek, Tilki; Sayın Kralım bütün hayvanlar bir gün içinde huzurunuzda toplanacak.
ÇAKAL: Heyecanlı bir vaziyette "Kralım Kralım.., fil, karınca ve güvercin huzurunuza gelmeyeceklerini hatta fil daha da ileri giderek sizin krallığınızı kabul etmeyeceklerini söyledi."
Aradan bir gün geçmişti tüm hayvanlar toplanmıştı Kral kendini ortaya atar.
ASLAN: Demek fil denilen uzun burunlu mahluk, baş kaldırmış, benim, buranın yegane Kralı olduğumu bilmiyor mu!?Ben bunun hesabını ağır sorarım?
Aslan çok kızarak, felaket bir şekilde kükredi. Bütün hayvanlar korkudan tir tir titrediler. Bazıları korkudan hemen aslanın önünde eğildiler.Yalandan çünkü çoğu korktuğundan dolayı ona itaat ediyorlardı.O zalim di.
TÜM HAYVANLAR: Sen yeter ki kızma Kralımız biz gerekeni yaparız.
Diyerek önünde eğildiler. Ta ki Kral tamam kalkın diyene kadar
ASLAN: Bu fil kendini ne zannediyor! Baş kaldırarak bana meydan okuyor. Yoksa kendini Kral mı zannediyor?
Hayvanlar çok şaşırmıştı... Kendi aralarında fısıldaşmaya başladılar, yükselen sesleri duyan Aslan sesleri susturmak için birden!
ASLAN: Neler oluyor orada, Ne bu sesler. (Kralın karşısında)... Çıkın dedim size yoksa emirlerime karşı mı geliyorsun.
Aslanın kükremesi ile hayvanların sesi birden kesilir, korkudan. Bu arada çıkan ayı olayı yumşatmak için;
AYI: Sayın Kralım, çok uzaklardan geldik. Ben taaaa! Siberya Ormanlarından geldim. Bana güçlü Kutup Ayısı derler ama size her zaman saygımız var. Neden böyle bağırıyorsunuz bakın biz emrinize uyduk. Ayrıca yeni emir ve yasaklarınız olduğunu duyduk onun için burdayız.
ASLAN: Tabi, tabi... eskiden düşmanımdınız, ama şimdi dost olduk, şu anda bizim yanımızdasınız. Bazen tepemi attırıyorsunuz. Dikkatli olun! Şu toplantıya çağırılıp ta gelmeyen, Fil gibi yapmadınız!
AYI: Sayın Kralım ne demek; ayrıca sizleri bizim ormanlara bekleriz. Şimdilik müsaadenizle. Ayrıca her zaman emrindeyim.
KRAL: Bir dakika sizi niçin topladığımı biliyor musun ki gidiyorsun.Bundan sonra asla kimse emirlerime karşı gelmesin yoksa çok kötü cezalandırırım. Bazı gizli çalışmalar duydum? Umarım sizden kimse yoktur.
Ayı arkasına bakmadan gider. Rus ormanlarından gelen kuşlar, yılanlar birde maymunlar.. Diğer hayvanlarda dağılırlar. Hayvanlar gittikten sonra, yalaka olan tilki ve çakal aslanın yanında kalmıştır. Birden hava kararmaya başlar. Aslan neler oluyor derken;
TİLKİ: Sayın Kralım havaya bakar mısınız, doğudan yüzlerce Karga geliyor.
Kargaların başı, Aslanın önüne doğru süzülür, kanatlarını açarak, başını eğerek, sözüne başlar.
ASLAN: Konuş bakalım, en sadık kargam, dostum.
KARGA: Sayın Kralım, Orta Doğudaki Filin yüzünden dolayı, çok sayıda hayvan zayiat verilmiştir.
ASLAN: Bu bizim kaderimiz. Her zaman kıskanan olur ama bizler bu Krallığı devam ettirmek için elimizden geleni yapacağız.
KARGA: Biz daha güçlüyüz. Her türlü yırtıcı arkadaş var. Mazlumların kazanma inancı var.
ASLAN: Sus sus yeter... Peki Kartal ve Atmacalardan ölen olmuyor mu?
KARGA: Hayır, hayır Kralım, onlar yükseklerden uçabiliyorlar, bunun için onlardan ölenler olmuyor. En önemlisi ise; Ortadoğu da ki savaştan dolayı , Hayvanların huyu bile bozuldu. Sayın Kralım sizden acil emirler beklemekteyiz. Şu anda üç yılan, beş deve ve ikide porsuk ölü var ve bir çok ta yaralı var.
ASLAN: Tamam yeter moralim çok bozuldu. Dağılın beni yalnız bırakın.
Filin kulağına gitmişti, Aslanın kızgınlığı, ama fil korkmuyordu. Çünkü bir aslan daha vardı. Anadolu Topraklarında. O adaletliydi. Ona güveniyorlardı. İşte o Aslan şimdilik olayları seyrediyordu. Çünkü o barıştan yanaydı. Öyle muhteşem bir geçmişi vardı ki, fakat şimdilik o yalnızdı.
FİL: Demek Aslan çok kızmış, kızsa ne yazar ben daha iriyim ve daha da güçlüyüm. Hemen şu Aslanın çaresine bakmalıyım.
Fil derin derin düşünceye dalmıştı, akşam olmak üzereydi. Ormandaki ağaçların yüksekliğinden karanlık daha da belirgindi. Güvercin çıka geldi. Fakat fil dalgındı, güvercinin geldiğini fark etmemişti.
GÜVERCİN: Buyurun beni çağırmışsınız?
FİL: Ha.. Geldiniz mi? Kusura bakmayın dalmışım. Sizden istihbarat ekibinizi almanızı ve Aslanın yapmak istediklerini öğrenip bana bilgi vermenizi istemekteyim, şimdilik...
FİL: Ayrıca Reis Karıncayı da bana gönderir misiniz?
GÜVERCİN: Af edersiniz, bir konuya değinebilir miyim?
FİL: Anlat bakalım hayırdır?
GÜVERCİN: Aslanın çağırdığı toplantıya gitmedik, meydan okuduk. Sizce doğru mu yaptık?
FİL: Korkuyorsan çeker gidersin. Ondan özür diler, onun emrine girersin. Ben asla girmeyeceğim.
GÜVERCİN: Kızma yanındayım. Hani demek istedim ki bir planın var mı, çünkü bütün dostlarımız çekiniyor. Biliyorsun ki Aslan Kral çok zalim.
FİL: Kral mı... Onun Krallığına tüküreyim. Esas Kral Anadolu Ormanlarında, işte ben ona güveniyorum. Geçmişte bende ona kazık attım ama şimdi onu daha iyi anlıyorum. Sen şimdi çekil bana hemen Karıncayı gönder.
Güvercin biraz şüphelense de, file güveniyordu. Derhal gidip Karıncaya, filin kendisini çağırdığını söyledi. Karınca hemen filin kaldığı yere gider.
KARINCA: Buyurun, beni emretmişsiniz.
FİL: Evet, benimle beraber misiniz?
KARINCA: Sonuna kadar ve de ölene kadar.
FİL: Peki sen neyine güveniyorsun, çok ufaksın, hiçbir yaptırımın yok.
KARINCA: Öylemi sanıyorsunuz, şimdi bir bakalım.
Birden acayip sesler çıkarır. Tüm Karıncalar filin ayağından başlar, milyonlarca karınca filin her tarafını sarar ve fil kıpırdayamayacak duruma gelir. Gözlerine varıncaya kadar her tarafını karıcalar kaplamıştır.
Fil çok şaşırmıştı.
FİL: Çek şunları tamam... Yeter ispatladın...
KARINCA: Çekilin arkadaşlar, fili rahat bırakın.
FİL: Boyunuz küçük ama birlik olunca sizi durduracak hiçbir güç yok. Aslanı dahi yok edebilecek bir güç bu. Muhteşem bir şey...
KARINCA: Benle arkadaşlarım barıştan yanayız. Hiçbir zaman kuvvetimizi başkalarını sömürmek ve ezmek için kullanmayız. Ya siz ne yapmayı düşünüyorsunuz?
FİL: Yakında sen ve bütün Hayvanlar Alemi görecek yapacaklarımı, merak etmeyin.
Karınca ve güvercin fil'e artık güveniyorlardı. Filde onlara güvenmişti. Kendinden emin olarak zalim Kralı, eninde sonunda yeneceğine inanıyordu. Çünkü ona göre iyiler çoğunlukta kötüler azdı. Fil yürüyor ve bazen de koşuyordu. Bir ara susamıştı. Az ileride göl görmüştü, oraya doğru yöneldi.
FİL: Şu gölden suyumu içeyim. Orada kurtlar ne yapıyor acaba. Hey... Kurtlar ne oluyor orada?
Fil Kurtların yanına gelince kurtlar biraz çekinse de korkarak ve titrek bir sesle
KURT: Hiç... Kral Aslan bizim derhal yanına gitmemizi istemiş. Ama biz gitmek istemiyoruz. Zalimlerle beraber olmaktansa ölürüz.Ondan kaçıyoruz.
FİL: Aferin iyi düşünmüşsünüz. Benimle gelin eski Krala gidiyorum. Hiç korkmayın, ben ve birkaç arkadaşım da onun çağrısına uymadık. Kısacası meydan okuduk.
KURTLAR: Deme.... Vallahi bravo, siz de bizi yanınıza alın. Her zaman sizin yanındayız. Anadolu Aslanı ölmedi ha demek yaşıyor.
FİL: Hadi yolumuza devam edelim. Tabi ki yaşıyor.
İki Kurt çok sevinmişlerdi. Kendilerine yakın güçlü bir arkadaş bulmuşlar, artık yalnız değildiler. Şimdi üçü Anadolu Aslanına doğru gidiyorlardı. Anadolu Aslanı Bolu Ormanında çok sayıda yavrusuyla yaşıyordu. Ama ayrıca istihbaratını da devam ettiriyordu. Onun en güvendiği adamı Kangal Köpeği "Çomardı". Çomar aynı zamanda Hikayenin kahramanı idi, Çomar dağdan ovaya iniyordu. Bir Kartal gördü.
ÇOMAR: Kartal yine av peşinde. Hele bir bakayım oda ne tavşanı kovalıyor. Şimdi görürsün sen.
Çomar koşmaya başladı. Kartal tavşanı tam alacaktı ki yerden çomar zıplayarak, kartalı o meşhur pençesiyle yere indirdi.
ÇOMAR: Seni gidi zalim kartal seni...
KARTAL: Ne olur, çomar beni affet çok açtım.
TAVŞAN: Hayır. Yalan söylüyor, yalan. Önce savunmasız yavrularımı yedi, şimdide beni yemeye çalışıyor, inanma ona.
ÇOMAR: Biliyorum, Tavşan sen merak etme. Ben onun ne kadar zalim olduğunu biliyorum. Ayrıca bütün zalimlere bir gün kan kusturacağım.
Çomar uzun yoldan geliyordu ve de çokta acıkmıştı. Hem tavşanı kurtarmış hem de güzel bir öğle yemeği yakalamıştı. Ve yemeğini yiye dursun Aslan, çiçekler rengarenkti, güneş yakıyordu. Çomar bazen sıcaktan olacak ki sinekleri kovalıyordu ama keyfine diyecekte yoktu bir ara homurdandı.
ÇOMAR: Yemeği yedik, şimdi yolcu yoluna gerek önce vatan gelir. Hemen Aslanın yanına gidip gereken istihbaratı aktarmam gerek. Çünkü o yegane adaletli şefkatli Kraldır.
Bu arada fil'de Anadolu Aslanıyla görüşmek için yola çıkmıştı. Bir ara durakladı kurtlara seslendi.. Bana bakın buralarda zalim kralın yandaşları çakallar var dikkatli olun..
KURT: Çakal mı, onları döveriz. Siz merak etmeyin. Az mı çakal kovaladık biz fil.
FİL: İki veya üç olsa döveriz ama burada bayağı çakal var kalabalık olabilirler. Siz yinede dikkatli ve tetikte olun. Sanki kokularını alıyorum,ortalık bir anda sessizleşti.
Çomarda Aslana doğru gidiyordu ki o arada çomar filin kesiştiği yola geliyordu. ve çakal sesleri çoğaldı. Çomar sesleri duyunca seslere doğru yöneldi.
ÇOMAR: Yine birilerinin başı dertte. Hemen bir bakayım belki bir mazlumun korkutuyorlardır.
Fil ve Kurt hızlı bir şekilde yürüyorlardı. Çomarda seslere doğru yürüyordu ki seslerden kalabalık olduklarını düşünürken çok çetin bir kavga olabileceğini düşünüyordu ve koşmaya başladı. Filin düşündüğü çıkmış çok sayıda çakal fili ve kurtları sarmıştı ki!
FİL: Ben size demedim mi? Çok sayıda çakalın çıkabileceğini, ama yinede merak etmeyin bunlarla başa çıkabiliriz. Hele siz şöyle arkama doğru geçin. Baksanıza çembere aldılar bizi. Bir anda saldırabilirler.
KURT: Sen merak etme şimdi döveriz onları.
ÇAKAL: O...! Fil ve iki dostu kurt, demek buralardan geçmeye çekinmediniz.
KURT: Biz hiçbir şeyden çekinmeyiz şimdi görürsünüz siz.
ÇAKAL: O kadar büyük konuşma.
FİL: Ne yapacaksan yap ta görelim gücünüzü.
ÇAKAL: Saldırın dostlarım.
İki çakal öncü olarak saldırır fil hortumunun içindeki yedek suyunu çakallar sıkar. Çakallar suyu görünce geriye doğru çekilir.
ÇAKAL: Suyun bitti şimdi ne yapacaksın görelim. Saldırıya devam. Haydi Çakal dostlarım.
Çakallar bu sefer çemberi daraltmaya başlar. Yavaş yavaş fil ve kurtlar saldırıya hazırlanır. Bir yandan bağırıyor, bir yandan da çakalları kızdırmak için onlara laf atıyorlardır ki bir yanda tam kayalıkların karşısında kayalıkların üstünde korkusuz bir ses.. Tepelere yankı vuruyordu.
ÇOMAR: Ne oluyor bakayım benim mekanımda ha... bak sen sayın çakallar hem de yirmi kişi. Üç kişi saldırıyor haa... Ne büyük cesaret, dağılın yoksa hepinizin leşini sererim. Benim adım Çomar beni görünce morar.
Çakal: Sen de kimsin ki seni görünce moraracağım. Alt tarafı bir Köpeksin. Biz yirmiyiz unutma....Seni ve bu Fili Kurtları alıp döver sonrada sıra Anadolu Aslanına gelir.
Çomar çok kızmış kuyruğu kaldırmış ve o meşhur Kangal misali kulakları dikmiş ve saldırıya geçmişti. Üzerine doğru bir sıçrayış yaparak o kalın pençelerini bir ona bir buna derken altısını yere sermişti. Fil hortumuyla saldırıyor kurtlarda birer birer çakalları dövüyorlardı. Çakallar kaçmaya başladı. Bazıları cesaretli olsa da onlarda kaçıyorlardı.
ÇOMAR: Kaçın kaçın sizi bir daha buralarda görürsem Leş Kargalarına yem yaparım bunu bilmiş olun. Geçmiş olsun dostlar, benim adım Çomar beni gören morarır. Ama siz dostumsunuz. Dostlara daima yumuşak davranırız. Ama kalleşlere, zalimlere asla.
FİL: Çok teşekkür ederiz, tam zamanında geldiniz.
KURT: Evet dostum tam zamanında.
ÇOMAR: Ne tarafa böyle.
FİL: Anadolu Aslanına bir konu üzerinde görüşmek üzere gidiyoruz.
ÇOMAR: Hayırdır!
FİL: Sadece onunla ilgili.
ÇOMAR: Peki o zaman beraber gidelim. Yolcu yolunda gerek. Ortalık karışık, başlarında güvenebilecekleri yapıda kimse yok. Zalimler kol geziyor güçlü güçsüzü eziyor, ama yakında düzelir. İyiler kazanır kötüler her zamanki gibi kaybeder.
FİL: Doğru söyledin haydi gidelim görelim. Neyler, neylerse güzel eyler.
ÇOMAR: Kim güzel eyler?
FİL: Orasını karıştırma. Anlayan anlar. Anlayana davul zurna saz, anlamayana sivri sinek az, boş ver bunları.
Çomar, Fil ve Kurt düşerler yola az giderler uz giderler dere tepe düz giderler, birde bakmışlar ki akşam olmuştur, varacakları yere daha çok yol vardır. Akşamı geçirecekleri bir yer ararlar az ileride bir mağara görürler.
ÇOMAR: Şurada barınalım o kavgadan sonra dinlenmek iyi gelecek bize. Bayağıda yol aldık, yarın öğleye doğru varırız.
Çomar, Fil ve Kurtlar buldukları mağaraya girerler. Sabahın ilk ışıklarında yola çıkmak istedikleri için deliksiz bir uyku çekip dinlenirler. Gün ışımaya başlar, kuş sesleri içinde uyanırlar. Çomar gerilerek dışarı çıkar. Dışarıda çok güzel bir hava vardır. Masmavi bir gökyüzü rengarenk, mis gibi kokan çiçekler, etrafta yemyeşil çam ağaçları. Uzaktan gelen çok hoş bir ezan sesi duyulmakta. Arkadaşlarına birden Çomar seslenir!
ÇOMAR: Hadi uyanın, erken kalkan her zaman kazanır. Baksanıza Kuşlar yine her zamanki gibi işlerine başlamış, rızklarının peşindeler. Siz de hala yatıyorsunuz, hele şu karıncalara şaşıyorum! Karıncalar çok çalışkan hayvanlar. Geleceklerini düşünerek, bütün yaz çalışıyor ve kışa hazırlık yapıyorlar. İmreniyorum bunlara öbür hayvanlar gibi şaşırmıyorlar kışın ne yiyeceğiz diye. Yazın topladıklarını kışın yiyorlar.Helal olsun size be.....
FİL: Hayırlı sabahlar Çomar, erkencesin sen.
ÇOMAR: Erken ne demek. Ben şu insanların ezan dediği sesle kalkarım, birde gece ezanıyla yatarım. Bana bile huzur verir. Hatta benim bir arkadaşım vardı o ezan başlayınca oda beraber okurdu.
KURT: Evet, evet... Doğru söyledin, benim bir arkadaşımı insanlar alıp evlerinde bakmışlardı. Tabi ki insanların hayatına alışamadı, kaçıp buralara yine eski yuvası ormanına geldi. İnsanlar ona iyi davranıyorlardı, birazda eğitmeye çalışıyorlardı. İnsanların sesini, hareketlerini taklit etmeye çalışırdı. O ezan dedikleri nedir? Ezan okununca sabah erkenden kalkar oda okurdu ve oda şöyle derdi, içim huzurla doluyor ama siz anlamazsınız.
ÇOMAR: Haydi yolumuza az ileride bir köprü var çok sağlam bir şey değil ama yinede oradan geçersek yolumuz biraz kısalır.
FİL: Ne köprüsü?
ÇOMAR: İnsanlar karşıdan karşıya geçmek için yaparlar. Ama çok eski, benim dedelerim zamanında yapılmış, ormanın malzemelerinden ağaçlardan, anlayacağınız. Ama çok ses çıkartıyor. Sanki kırılacakmış gibi.
KURT: Ben geçmem o köprüden. Daha önce öyle bir köprüden geçmiştim. Düştüm ayağımı incitmiştim, şimdi çok korkuyorum.
ÇOMAR: Korkacak bir şey yok. Teker teker geçeriz o zaman kırılmaz.
FİL: Siz çok hafifsiniz. Yalnız ben sizin yirmi misli ağırlığındayım, beni tartar mı bu köprü?
ÇOMAR: Oradan, Öküzlerin geçtiğini gördüm. Her halde geçersin, haydi bakalım yola devam.
Ve dostlar yürüyordu, havada da kuşlar onları takip ediyordu. Nihayet uzaktaki köprü gözükmüştü.
ÇOMAR: İşte köprüye geldik. Önce kurtlar sonra ben ve en sonunda fil geçsin. Haydi kurtlar geçin.
Kurtlar korkuyordu. Peş peşe köprüyü geçtiler ama titriyorlardı. Karşıya geçince çok sevinmişlerdi. Haydi haydi ne bekliyorsunuz, geçin korkacak bir şey yokmuş. Çok kolay diye bağırdılar. Ama Fil çekiniyordu, Çomara dönerek,
FİL: hadi sen geç, en son ben geçerim.
ÇOMAR: Peki, bak. bende geçiyorum, beni takip et.
Çomar önde fil arkada gidiyorlardı. ve Çomar geçmişti ki bir çatırdı koptu Çomar zıplayarak karşıya geçti ama filin aklına gelen başına gelmiş köprü fili tartmamış ve kopmuştu. Fil hortumuyla köprünün bir ucuna asılı kalmış acı acı bağırıyordu. Çomar bir taraftan şaşırmış heyecanlanmış ne yapacağını bilemez bir şekilde etrafa koşuyordu. Birden karşıdaki sarmaşıkları fark etti ve sarmaşıklardan bir uç bulup file doğru uzattı.
ÇOMAR: Kurtlar şu sarmaşığı ağaca dolayın ve ağzınızla sıkı sıkı tutun. Ben sarmaşığı file uzatıyorum, ayakları ve hortumuyla buna sarılsın ve sonra hep beraber çekeriz.
KURT: Bizim gücümüz yeter mi ki?
ÇOMAR: Deneyelim bakalım, olmazsa hemen ağaca dolarız, düşmesini önleriz.
Kurtlar aceleyle ipi ağaca doladılar ve sıkıca tutuyorlardı. Çomar ipi aşağıya sarkıttı ve...
ÇOMAR: Fil attığım sarmaşığı bir anda hortumunla yakala oldu mu? biz seni çekmeye çalışacağız.
FİL: Beni çekemezsiniz, daha tehlikeli olur siz en iyisi yardım getirin daha gücüm kalmadı.
ÇOMAR: Peki merak etme. Kurtlar siz yinede sıkı sıkı tutun ve ucunu bırakmayın. Tamam mı? Yoksa Fil kardeşi yok ederiz..
Çomar koşmaya başladı ve bir yandan da yardım için imdat diyordu, az ileride gözüne yabani bir At ilişti, hemen Ata koşarak,
ÇOMAR: Arkadaşım Fil köprüde asılı kaldı, acele bize yardım etmelisin...
AT: Tamam, hemen filin yanına gidelim. Ben zaten yardım etmeyi çok severim, benimde başıma gelmişti, böyle bir durumla bende karşılaşmıştım ve bir fil bana yardım etmişti ve beni kurtarmıştı. Belki o bana yardım eden fildir, o olmazsa bile önemli değil. Önemli olan yapılan iyiliği unutmamaktır. Öğle değil mi?
ÇOMAR: Evet, doğru söylüyorsun, fakat fazla zamanımız kalmadı yoksa geç kalmış olacağız.
Bir an önce koşalımda, File yetişelim.
At ve Çomar çok hızlı bir şekilde koşarlar ve Filin olduğu yere varırlar. Kurtlarında pek Fili tutacak güçleri kalmamıştı. Kurtlar, Atı görünce sevinçten sarmaşığı birden bırakıverdiler. Tam o sırada bunu fark eden Çomar, birden sarmaşığı tutuvermişti ve buna Atta yardım etti ve Fili çekip kurtardılar. Çok yorulmuşlardı ama deydi. Arkadaşlarını kurtarma sevinci yaşıyorlardı, mutluydular onlar yardım severdi. Tıpkı Anadolu Aslanı gibi.
FİL: Çomar, çok teşekkür ederim, hayatımı kurtardın.
ÇOMAR: Ne demek, kim olsa yapardı. Hem bana değil bu Ata dua et o olmasaydı biz seni biraz zor çekerdik ve şu anda yaşamıyor olabilirdin.
Çomar ve arkadaşları Fil ve Kurtlar Anadolu Aslanının yanına gelmişlerdi. Aslanın mekanına vardığında küçük Aslanlar Çomarı tanıdılar ve onun gelişine çok sevinmişlerdi. Şaka yapmaya başladılar, onunla oynamak ister gibi üzerine atlıyor ve ısırıyorlardı. Fil ve Kurtlardan ise korkuyorlardı. Onlara hırlıyorlar, yanaşmayın tarzında kızıyorlardı ki birden Çomar;
ÇOMAR: Bunlar benim dostlarım, Fil ve Kurtlar onlara dostça davranın. Aynı zamanda babanızın da dostları.
KÜÇÜK ASLAN: Öylemi çok affedersiniz, sizleri yabancı zannettik. Ayrıca ilk kez bu kadar iri bir hayvan gördüm, Fil de çok büyükmüş. Geçenlerde en küçük reis karıncalarla tanıştım, Kurtları tanıdım, ama Fil tanımıyorum.
ÇOMAR: Aferin özür dilemen çok iyi, babana yakışır bir evlatsın sen, git şimdi geldiğimizi söyle sen.
KÜÇÜK ASLAN: Peki Çomar hemen gidiyorum. Ayrıca babam geçenlerde seni sormuştu. Nerde kaldı bu bizim Çomar çok merak ettim diyordu. Şimdi çok sevinecek.
Küçük Aslan babasına haber vermek için koşmaya başladı. (Bu arada; Kral Aslanın da yeni tezgahları vardı. Ona dönersek Aslan Kralın kulağına gitmişti. Filin Anadolu Aslanının yanına gittiğini ve Kral köpürüyor ve hatta onun tekrar Kral olmasını engellemek için bütün hayvanları sorguya çekiyor ve korkutuyordu.) Ve bir gün çok sinirli bir vaziyette, bir sağa bir sola doğru gidiyordu.
KRAL ASLAN: Demek Anadolu Aslanı; Ben sorarım o file. Uyuyan Aslanı uyandıracak bak şu edepsize. Ne güzel sessizce her şeye göz yumuyordu. Bizde istediğimiz gibi hareket ediyorduk. O çok iyi ben ise iyileri sevmem. Ben kötüyüm ve Kralım. Tilki çabuk buraya gel.
TİLKİ: Buyurun Kralım Aslanım emredin.
KRAL ASLAN: Fil denilen iri yaratık Anadolu Aslanına gitmiş. Bu konuda hemen istihbarat toplayın.
TİLKİ: Sayın Kralım; Duyduğuma göre Aslanın yenide Kral olması için davet edeceklermiş.
KRAL ASLAN: Demek öyle neye güveniyorlar ki. Bütün hayvanlar benim yanımda ve beni destekliyorlar.
TİLKİ: Sayın Kralım geçenlerde yandaşlarımız Çakallar, Fil ve iki Kurdu sıkıştırmış. Hatta o iki Kurt toplantıya çağrılıp gelmeyenler, Çakallar onları dövecekleri zaman, Aslanın en yakın fedailer ileriymiş. Çomar isminde çok iri bir köpek, çıkagelmiş ve bütün Çakalları dövmüş.Hem de yirmi çakal korkup kaçmış bir Aslanı yenecek güçteymiş.
KRAL ASLAN: Çomar ha, daha önceleri duydum bu köpeği. Demek bu kadar kuvvetli. Şimdi hemen uçan zehirli Yılanı ayarla Çomarı yok etsin. Ayrıca Fili de buraya çağırın.Ona önemli bir teklifim var; belki o zaman bize yanaşır.
TİLKİ: Hemen Kralım.
Kral Aslan çok sinirliydi. Çomardan da çok korkuyordu o Anadolu da çok seviliyordu. Vatanseverdi en çokta bu korkutuyordu Kralı. Eğer uçan Yılan bu suikastı başarırsa büyük bir olay halledilecekti. Bu arada Anadolu Aslanı Fil, Çomar ve Kurtları karşılamıştı.
ANADOLU ASLANI: Vay,vay,vay... Fil sen uzun zamandan sonra görüştük hayırdır. Çomar; Nerdesin sen bakayım. Kurtlar; Sizde hoş geldiniz.
ÇOMAR: Sormayın Aslan Başıma neler geldi, ayrıca sizle yalnız görüşmem gerekiyor.
ANADOLU ASLAN: Tamam görüşürüz. Önce misafirlerle görüşelim, evet sorun mu var Ortadoğu’da...
FİL: Sayın Aslan, Kral Aslan çok zalimlik yapıyor. Sık sık Ortadoğu’daki ve Afrika’daki hayvanlara saldırıyor. Ve bizlerde onlara katılmayınca tehdit ediyor. Senin tekrar Kral olmanı adaletle bizleri idare etmenizi istiyoruz.
ASLAN: Hızlı kalkan zararla oturur. Erken öten Horozun başı kesilir. Kendi düşen ağlamaz. Bu atasözlerini hiç ama hiç unutmayın. Şimdi yemeğimizi yiyelim daha sonra görüşürüz.
Anadolu Aslanı bu atasözlerinden sonra dostlarıyla yemek yedi. Ve daha sonra bir ağacın gölgesinde toplandılar. Anadolu Aslanı, üstün zekasıyla, heybetli görünümüyle dostlarına bile işte şefkatli adaletli ve korkusuz Kral bu olmalıydı dedirttiriyordu. Bir ara sessizlik çöktü akşam olmak üzereydi. Aslan düşünüyordu birden.
ANADOLU ASLANI: Bakın dostlarım, benim Kral olmam için bütün hayvanların desteğini almam lazım. Bizim amacımız kavga değil barıştır. Hayvanlar onu destekliyorsa benim yapacağım bir şey yok. Ama bana gelirlerde senin Kral olmanı istiyoruz. Bunun değil derlerse, o zaman başka. Önce iyilikle söyleriz. Baktık anlamıyor, o zaman kötekle hallederiz. Benim dedelerim yıllarca bu ormanları yönetmiş.
FİL: Sayın Aslan hayvanlar toplantıya çağrıldığında Güvercin Karınca bu iki Kurt ve ben gitmedim. Diğerleri toplanıp gitmişler. Ama korkudan sen bize önderlik yaparsan zannediyorum bütün Ortadoğu Asya Afrika’dan bize destek gelir. Avrupa ormanlarında zaten fazla yiyecek yok, bizim içimizdeki Çakallar, Tilkiler, Yılanlar sayesinde. haaaa bir de Kargalarla geçiniyorlar onları kullanıyorlar.Çoğu da sizin öldüğünüzü sanıyor.
ANADOLU ASLANI: Ben bilmem daha önce benim Krallığımı yıktılar. Şimdi güvenemiyorum. Ah bir güvensem ben ne yapacağımı biliyorum!
KURT: Aslan bakın bizler içimizdeki Kurtlarla ve diğer tanıdıklarla konuşuruz.
FİL: Evet bende diğerleriyle konuşurum bu işi hallederiz.
ÇOMAR: Evet Aslan Kralım. O değil gerçek Kral. Esas Kral, Aslan Kral. Siz yeter ki isteyin ben varım.. O zaman biz çalışır tüm ormandaki hatta Avrupa’daki ormanlarda yaşayanları bile ikna ederiz.
Anadolu Aslanı, derin düşünceye dalmıştı. Karar veremiyordu, acaba güvenebilirimiydi bunlara fakat plan yapması gerekiyordu. Çünkü çok akıllıydı bir ara aniden durdu.
ANADOLU ASLANI: Çomar kalsın bizi biraz yalnız bırakır mısınız. Bak Çomar hemen Avrupa’ya gidiyorsun elçi olarak. Kral Aslanın zulmetmeyi bırakmasını adaletli olmasını, saldırıları durdurmasını ileteceksiniz ve ayrıca yolarda dikkatli ol ve bu iki Kurdu yanına al ve hemen yola çık.
ÇOMAR: Emredersin, Aslan Kralım Çomarı gören morarır. Siz hiç merak etmeyin bu görev tamam yolda bir şey olmazsa artık, ecel gelirse bir şey yapılmaz, bana müsaade sana rast gelsin.
ANADOLU ASLANI: Şimdi sen çık misafirleri bana gönder. Bu işi bitirelim.
FİL: Karar verdiniz mi Aslan?
ANADOLU ASLANI: Siz iki kurt Çomara yetişin, onunla beraber gidin. Gereken yapılacak şimdilik bu kadar. Bizim milli davamızda başarılı olmamız için çok iyi çalışmamız, boş yere kavga etmemiz gerekir. Tüm hayvanlar eşittir. Ancak kötüler ve iyiler vardır. İyiler çoğunlukta olursa kötüler bir şey yapamaz. Fil sende derhal dönüyorsun, haberimi bekliyorsun şimdilik bu kadar.
Anadolu Aslanının kafasında neler vardı bilemiyoruz. Ama hikayemizin ileriki bölümlerinde tabii ki öğreneceğiz. Ben zannediyorum Anadolu Aslanı bu işe bir çare bulur. Çünkü onun dedeleri uzun yıllardır adaletli bir şekilde ormanları idare etmiş, her halde bu işe de bir çare bulur. Bu arada Çomar tek başına Avrupa ormanlarına doğru yola çıkmıştı. Ama onu bir tuzak bekliyordu.
UÇAN YILAN: Çomarın korkusunu anlıyorum, yakınlarda olabilir. Bir yere hatta ağaç üzerine çıkmalıyım. Oradan hızlı bir sıçrayışla Çomarı ısırır zehirlerim, oda ne geliyor herhalde.
Çomar hiçbir şeyden habersiz yoluna devam ediyordu. Bir ara yoruldu. Ağacın gölgesinde dinlenmeye karar verdi, ha bu arada Anadolu Aslanının görevlendirdiği iki kurtta onu gizlice takip ediyorlardı. Bir ara kurtlardan biri..
1.KURT: Kötü kokular alıyorum. Hatta bu ses uçan yılan olabilir. Kral Aslanın uçan silahları bunlar. Çomara suikastta bulunabilirler.
2.KURT: Evet hemen yaklaşalım hatta sen arkasına doğru dolaş.
YILAN: Evet şimdi şu ağaçtan ineyim. Oda ne ileride bir Kurt bunlar iyi koku alır, beni fark etti mi acaba pek fark etmişe benzemiyor.
ÇOMAR: Çok yorulmuşum be... havada çok güzel oda ne ağaçta yılan var bunlara güven olmaz en iyisi tetikte olayım.
KURT: Çomar... Dikkat et üstünde Yılan var. Çomar...
YILAN: Aman fark ettiler hemen dalışa geçeyim.
ÇOMAR: Sen merak etme gelsin bakıyım yılan.
yılan birden dalışa geçmiştir ama Çomar farkındaydı bu suikasttin. Birden ani bir hareketle yerini değiştirir. Yılan uzunca yere çakılır. Bu arada Kurtlarda gelmişti.
ÇOMAR: Sizler beni takip mi ettiniz. Kim söyledi yoksa Aslan mı?
KURTLAR: Evet demek yılanı fark ettiniz. Vallahi bravo...
Kurtlar ve Çomar ilerlemeye devam ettiler. Az ilerideki Çakallar, Çomar ve Kurtları izliyordu. Çakallar kalabalıktı fakat Çomardan çok korkuyorlardı. Çakallarda değişik bir hareket vardı. Kurtlar Çomarı fark etmişlerdi. Ayrıca birkaç tanede Tilki vardı. Çakallar dolaşıyorlardı.
KURT: Çomar, Çakalları fark ettiniz mi.
ÇOMAR: Evet üstelik bayağı kalabalıklar.
ÇAKAL: Tilki sen hemen git Krala haber ver. Çomar ve arkadaşları Yılanın tuzağından kurtulmuşlar oraya doğru geliyorlar. Sizler daha çabuk varırsınız ama dikkatli olun.
ÇOMAR: Kurtlar siz benden ayrılın. Çakalların arasına doğru gidin. Benim yalnız kaldığımı görünce saldıracaklar. Sizler o zaman ortaya çıkarsınız. Zannedersem Tilkileri Krala gönderdiler. Burada ki Çakallar bizi çembere alıp yola devam etmemizi engelliyeceklerdir.
KURT: Güzel plan, biz hemen gidiyoruz, tehlikeyi sezdiğimiz anda yardıma çıkarız. İstersen Tilkilerin peşinden gidelim.
ÇOMAR: Hayır, hayır, çok kalabalıklardır. Onlarda tuzak hazırlamış olabilirler!
KURT: Doğru bunu hiç düşünmedim. Sen bilirsin.

Kurtlar ayrılmıştı. Çomar yalnız kalmıştı ama hiç korkmuyordu, çünkü o kahramandı. Anadolu Aslanının en güvendiği adaydı. Bu işi başarmalıydı. Onun Krala karşı eskiden kalma bir kini vardı. Ayrıca verilen görevi her zaman bitirmeyi severdi. Canı pahasına bile olsa!
ÇAKAL: Tam zamanı. Çomar yalnız kaldı. Şuan işini bitirelim Kurtlar. Kolay hadi arkadaşlar saldıralım.
Çomar yavaş yavaş yürüyordu. Birden karşısına onlarca Çakal çıkıverdi. Sağı ve solu Çakallarla dolmuştu. Çomar hiç istifini bozmadan yürümeye devam ediyordu. O yürüdükçe çakallar geri çekiliyordu. Kolay mı koca çomara saldırmak iri yarı korkusuzdu. Çünkü bir ara bir ses yankı yaptı. Neler oluyor orda diye bir ses. Küçücük bir karınca meydan okuyordu. Çakallar hep birden gülmeye başladı.
ÇAKALLAR: Hep birlikte güldüler ha ha ha ha... aman aman karınca meydan okuyor. Ha ha ha...
KARINCA: Ummadığın taş baş yarar.
ÇOMAR: Gülün bakalım son gülen iyi güler.
Bir anda hava kararmaya başladı. Gökyüzünde yüzlerce kan emici yarasa Çomar hala bozuntuya vermiyordu. Yarasalar ve çakallar saldırıya geçmek üzereydi ki milyonlarca karınca çakalların her tarafını sarmıştı. Çakallar kaşınmaya başlamıştı. Kaşınmaktan deli gibi oldular. Yarasaların arkasında binlerce güvercin çıka geldi. Çakallar ve yarasalar neye uğradığını anlamadan kaçmaya başladılar.
ÇOMAR: Nice az olanlar çoklara galip gelmiş önemli olan çoğunluk değil, dürüst ve adaletli olmaktır. Çünkü eninde sonunda adalet yerini bulacaktır. Ayrıca Güvercin ve Karıncalar sizlere çok teşekkür ederim. Siz gidin bizde şu Kral mı ne onu görelim bakalım.
KURT: Çomar başka tuzaklarda olabilir. İstersen onlarda bizleri takip etsin.
ÇOMAR: Hayır gerekmez, biz savaşmaya değil görüşmeye gidiyoruz.
Evet, Çomar. Anadolu Aslanından aldığı görevi tamamlamak için yola devam eder bu arada Çakallardan birkaç Kral Aslana olayları anlatmak için yanına gitmişlerdi.
ÇAKAL: Sayın Kralım Çomar yine kefeni yırttı. Size doğru gelmekte.
KRAL: Gelsin bakalım, bırakın gelsin tuzak kurmayın artık.
ÇAKAL: Ona güven olmaz, Kralım isterseniz tel var, bir tuzak kuralım, bu sefer kalabalık bir şekilde üstüne gidersek, umarım onu yakalar, Anadolu Aslanını zayıflatmış oluruz.
KRAL: Nasıl olacak bu.
ÇAKAL: Tüm hayvanlar saldıracağız. Sizin yanınıza yaklaşınca, tabi ki onu parçalarsak işleri biter Anadolu Aslanı teslim olur. Yegane Kral siz olursunuz.
Bu arada Anadolu Aslanı da Kral Aslanı çok iyi tanıdığı için o da yola çıkmıştı çünkü o asla arkadaşını yalnız bırakacak hayvan değildi... Anadolu Aslanı nerdeyse Avrupa topraklarına ayak basmak üzereydi ki, onu gören tüm hayvanlar, Anadolu Aslanı geliyor diye sevinmeye başladılar. Hatta daha da ileri giderek bir çakal;
ÇAKAL: Siz ha... Anadolu Aslanı demek ölmediniz biz ise seni öldü biliyorduk. Demek Kral ve adamları bizi kandırmış.
ANADOLU ASLANI: Hayır ölmedim. Büyük bir tuzakla krallığımı aldılar.
ÇAKAL: Ben hemen bütün hayvanlara haber salmaya senin yaşadığını duyurmaya gidiyorum.

ANADOLU ASLANI: Bizim Çomardan haberin var mı?
ÇAKAL: Evet, dün birkaç Çakal akrabamın konuştuğunu duydum tuzaktan falan bahsediyorlardı.
Evet gerçekten Anadolu Aslanı çok seviliyordu. Demek ki onu ölü sanan hayvanlar Kral Zalim Aslana katlanıyorlardı. Artık onunda sonu yakındı. Her zalimin sonu geldiği gibi Anadolu Aslanı yoluna biraz daha devam ettikten sonra biraz dinlenmek için durdu. Bu arada Karıncanın biri Aslanın ayaklarından kulaklarına kadar çıktı.
KARINCA: Hey Anadolu Aslanı duyuyor musun ben karınca senin Çomar paçayı kurtardı. Ama Kralla illa görüşmem gerek diye ona doğru yola devam ediyor. yanında sadece iki kurt var onlar ise çok kalabalık hatta bir tuzak daha ayarladıklarını duydum. Dinlenmeye gelmez.
ANADOLU ASLANI: Öylemi sen merak etme sen bütün karıncaları topla. Krallığa doğru gidin. Bende oraya gidiyorum. Artık kozları paylaşmanın zamanı geldi. Yetmiş ila seksen yıldır babam, dedem şimdi de ben yeter artık bunlara boyun eğmek yok. Neyse ya ölürüz yada adalet gelir bütün ormana.
Anadolu Aslanı ve tüm adalet yanlısı hayvanlar seviniyordu. Artık zalim Kralın sanki sonu yakındı. Çomar ve iki Kurt çok yaklaşmıştı. Anadolu Aslanı da hızla yoluna devam ediyordu. İki Çakal tüm hayvanlara Anadolu Aslanının ölmediğini zalim Krala doğru Çomara yardıma gittiğini hep beraberce bizde yardım edelim diye çalışıyordu.
ANADOLU ASLANI: Çok sıcak, yolum az kaldı. Fakat gücümü yerinde tutmam lazım, her an bir tuzakla karşılaşabilirim. Biraz yiyecek bulayım.
İki çakal Anadolu Aslanın yanına doğru yola çıktı ve yanında çok sayıda Çakal, Yılan, Karga bulunuyordu. Ayrıca Atmaca ve Ceylan vardı.
ANADOLU ASLANI: Bunlar da ne bana doğru geliyor. Yoksa saldırımı yapacaklar. Pekte öyle bir hava yoktu ama yinede belli olmaz.
ÇAKAL: İşte bakın orada gördünüz mü ne de kahramanca görünüyor, ne de mahcup, mütevazı işte gerçek Kralımız işte ona yardım etmeliyiz. Haydi hep beraber işte Kral. Kral Aslan mı yoksa bu Aslan mı? Adaletli Kral, gerçek Kral, Anadolu Aslanı.
Tüm hayvanlar bağırmaya işte yukarıdaki sloganları atmaya başladılar. Gerçek Kralın o olduğunu haykırıyorlardı. Anadolu Aslanı ise çok mütevazı bir şekilde boynunu yere eğerek hayır hayır gerçek Kral sizlersiniz yanlışı değil doğruyu seçtiğiniz için diye sesleniyordu.
ANADOLU ASLANI: Tamam arkadaşlar yeter, bu kadar yeter. Şimdi hep beraber Çomara yardıma gidelim. Haydi savaşınız hayırlı olsun!
Anadolu Aslanı ve diğerleri yola çıktı. Bu arada Çomar Kralın kaldığı yere çok yaklaşmıştı ki Kralın adamları Çakal, Tilki, Kartal ve çok sayıda Yılan v.s. onun etrafını sarmışlardı. O yinede korkusuzca Kralınız gelsin der gibi iki ayak üstüne oturmuş yanında da iki Kurt aynı vaziyette meydan okuyorlardı.
ÇOMAR: Yoksa Kralınız benden korkuyor mu hani nerde ben buraya savaşmaya değil barışa geldim. Eğer Anadolu Aslanı bırakırsan Krallığı kim senin canı yanmaz. Çünkü sizler onu kalleşçe indirdiniz. Halbuki o adaletli idi. Yardıma muhtaç olanlara yardım, zalimlere ise duvar oluyordu. Onları engelliyordu. Siz ise bir avuç tembel kendi çıkar ve menfaati için tüm hayvanlara eziyet ediyorsunuz.
Birden bir ses duyuldu. Kimseden çıt çıkmıyordu. Bu Kralın sesiydi, dayanamadı bu konuşmaya çıktı meydana.
KRAL: Sen kimsin bana meydan okuyor, akıl veriyor, zalim olarak suçluyorsun. Ben yegane Kralım, Anadolu Aslanı öldü, senin dediğin başkası, bizi sizin içinizde seven, uyan hayvan var. Aslında siz bir avuçsunuz. Biz ise tüm ormandaki hayvanların Kralı sevilen sayılan Kralız anladın mı?
ÇOMAR: Sen öyle düşünüyorsun. Senin kalleşçe, kahpece ve vahşice saldırından korktukları için öyle hikayeden yani mecburiyetten seni destekliyorlardı. Ama şimdi artık Anadolu Aslanı var o geliyor teslim ol.
KRAL: Yakalayın şunu, getirin önüme, ayaklarımı öpsün yoksa ona haddini bildiririm..
ÇOMAR: Haddini bil beni tanımıyorsun. Ben kimseden korkmam. Ancak yaratandan korkarım. Sıkıysa saldırsın köpeklerin, yalakaların uşaklarından kokmuyorum. Anladın mı beni korkak... Senin gibi alçaklardan ise asla.....
KRAL: Bana korkak dedin ha... Şimdi görürsün sen gününü...
Tam Kral saldırıya geçmişti ki az ileride kayanın üstünde bir Kartal bağırmaya başlar.
KARTAL: Durun... neler oluyor Kral sende dur bakalım.
KRAL: Ama sayın Kartal, bana meydan okuyor.
ÇOMAR: Bir Kartaldan korkan Kral nasıl olur, yoksa senin Kralında onu gizli Kral sizleri birbirinize düşüren parsayı kapan Kartal hem de...
KARTAL: Sen sus seni iki pençede yere sererim.
ÇOMAR: Serde görelim, ot mu seriyorsun yoksa beni emrine giren şu korkak Aslan mı sanıyorsun... Ben Anadolu Aslanının Baş Kumandanı Çomarım. Bizim geçmişimizi iyi bilirsin. Seni Avrupa'dan kovdular. Biz kucak açtık. Şimdi bana parçalarım ayakları yapıyorsun. Hadi oradan hadi. Benim Kralım burada olsaydı sana aynen böyle derdi. "Hadi oradan, hadi sende..." derdi anladın mı?
KARTAL: Seni çok iyi tanırım çok cesaretlisin Anadolu Aslanı da öyle ama çoğunuz bizden sen ve senin gibiler üç beş kişi...
ÇOMAR: Bizim üç beş kişimiz sizin topunuza meydan okur. Ama öyle değil, tüm adalet isteyen, özgürlük isteyen bizden yana, yakında öğreneceksiniz. Anadolu Aslanın sizlere bunların hesabını sorması pek yakındır.
KARTAL: Daha fazla konuşma. Sus Kral saldırın yok edin şu Anadolu Çomarını bakalım neymiş şunun gücü.
KRAL: Saldırın, tüm hayvanlar. Getirin şunu bana.
Hayvanlar dona kalmıştı. Üç beş Çakal, Tilki ve Yılan öne geçip Çomara doğru yürüdü diğerleri ise durdu. Saldırıya geçmedi. Aradan bir Ayı şöyle dedi;
AYI: Demek sen gerçek Kral değilsin. Uşaksın şu zalim Kartala. Kartalları çok iyi bilirim onlar gerçekten kalleştir. Tüm hayvanlara saldırıya geçmeyin bunları terk edin.
KARTAL: Şimdi görürsünüz siz.Tüm Kartallar çıkın.
Ortaya birden yüzlerce Kartal havaya çıkıverdi. Hayvanlar neye uğradığı şaşırmıştı. Anadolu Aslanı da çok yakınlarda idi.
ANADOLU ASLANI: Yaklaştık herhalde çok sessizlik var acaba Çomara yok yok ona bir şey yapamazlar. O işini bilir.
GÜVERCİN: Anadolu Aslanı yetiş Çomarı sıkıştırdılar. Çok sayıda Kartal da var. Meğer Kral o değilmiş Kartalmış. Hayvanların bazısı da kafa tuttu fakat kartallar çok sayıda...
ANADOLU ASLANI: Çomar ne yaptı. Yoksa !
GÜVERCİN: Çomar korkusuzca meydan okudu, hiç çekinmeden gerekenleri söyledi.
ANADOLU ASLANI: O bir tane çok akıllı, kurnaz ve dürüst işte hepiniz böyle olursanız başınıza zalimler gelemez. Sizleri adaletliler yönetir o zaman Anladınız mı? Şimdi gidelim neler olacak bir bakalım (Mevla’m neylerse güzel eyler.)
ÇOMAR: Hadi gelin, gelin bakalım gerçek zalimler, gizli kalleşler gelin bakalım siz ancak kalabalıkta ötersiniz, yalnız başınıza hiçsiniz.
KARTAL: Yeter artık susturun şunu, çabuk, çabuk...
KRAL: Sen kendini ne sanıyorsun, gel bakalım açılın bana bırakın ona dünyanın kaç bucak olduğunu göstereyim.
Kral Çomara doğru saldırıya geçmiştir. Hırlıyor, bağırıyor, çağırıyordu. Çomar sessizce bekliyor, gel, gel der gibi bakıyorlardı. O sırada birbirlerine tam dalacaklardı ki;
ANADOLU ASLANI: Durun, durun bakalım.
Birden tüm sesler kesilmişti, öyle etkileyici bir sesti ki, her kez ürperdi, Kartalları kaçtı gitti, Yılanlar sessizce kaçtı, Çakallar kenara çekildi, kimseden çıt çıkmayınca;
ANADOLU ASLANI: Hani nerde seni destekleyen emreden Kurtlar.
KRAL: İşte ne... ne... nereye gitti bunlar?
ANADOLU ASLANI: Seni yalnız bıraktılar, hadi bakalım şimdi bire biriz, göster Krallığını, hakimiyetini. Hani seni sevenler nerde, hani demek senden korktukları için senin yanındaydılar. Ben ise onların gönlünü kazandım.
KRAL: O zaman kozlarımızı paylaşalım. Eğer ben yenersem, benim Krallığım devam eder, yok sen yenersen ben çekilip giderim. Kral sen olursun. Anlaştık mı?
ANADOLU ASLANI: Ben kavgadan yana değilim. Çekip gidersen serbestsin. Ama illa da kavga dersen ederim. Beni sevenler kavga değil barış istiyor. Yinede tercih senin.
KRAL: Hayır, ben kavga istiyorum, kozlarımızı paylaşalım ne olacaksa olsun. ya herro ya merro.
ANADOLU ASLANI: Pekiyi açılın meydanı boş bırakın.
Anadolu Aslanı yener. Tüm hayvanlar sevinir ve ormana adalet gelir. Kral Aslan ölmez serbest bırakılır. Anadolu Aslanı ve tüm hayvanlar bu zalimin elinden kurtulurlar. Korkmakla olmayacağını cesaretli olmak gerektiğini anlarlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine...
__________________
LeGoLaS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ANADOLU GÜZEL SANATLAR LiSESi,İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Yaso Liseler 0 08-16-2008 13:25
ERKEK TEKNiK ÖĞRETiM OKULLARI,ANADOLU TEKNİK LİSELERİ,ANADOLU MESLEK LİSELERİ Yaso Liseler 0 08-16-2008 13:22
TÜrkİye Tarİhİ Anadolu Beylİklerİ Anadolu SelÇuklulari Ve HaÇlilar уυѕυƒ Tarih Testleri 0 04-11-2008 21:07
Anadolu Gezisi LeGoLaS Şairlerden Şiirler 0 04-07-2008 23:12
Anadolu Sevgisi LeGoLaS Şairlerden Şiirler 0 04-07-2008 23:11


Şu Anki Saat: 03:26


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows