Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-10-2008, 19:16   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart rötgenci

Bir süredir evdeki sivrisinekler onda paranoya duygusu yaratıyor. Sanki dünyadaki tüm sivrisinekler birleşip tüm kanını emecekler. Vücudunun milyonda biri kadar olan bir canlıyla resmen savaşıyor. Sivrisinek kovucu tableti fişe takıyor, yine sivrisinek kovucu spreyi evin tümüne sıkıyor. Ara sıra azaldığını fark edip süper markette en iyisini almak için bir saat kadar tüm spreylerin kutularını okuyor. Ama hala istediği sonucu alamadığı kesin. Bunun dışında gözleri sürekli duvarları, havayı tarıyor uçan bir yaratık görme umuduyla. Görünce deli gibi peşinden koşuyor, çok sinirleniyor kaçırınca. Muharebe kaybetmiş komutana benziyor bu anlarda. Sinirli, üzgün ve hatasını fark etmiş olmanın utancını yaşıyor. Belki iki elini çırpıp sivrisineği öldürecekken acele ettiğini fark ediyor,belki de duvara sert vurmayıp elinden kaçırıyor avını.
Peki, ben bunları nereden biliyorum?
Bu eve geçen yıl taşınmıştı. Bir yatak, bir sandalye ve masadan oluşan odasındaki eşyalar gün geçtikçe arttı. Önce bir bilgisayar geldi, sonra TV, müzik seti derken doğru dürüst bir görünüme kavuştu evi. Buradan sadece kendi odası görünüyor. Perdeleri çok güzel, en azından dürbünden bakınca transparanlığı iyi yakalamış.
Daha önce bu evde iki bayan oturuyordu. Akşama kadar izleyebiliyordum onları. Önceleri lezbiyen zannediyordum ama sonra eve erkek arkadaşları gelince durumu anladım. Akşamları güneşlikleri kapatıp dışarıdan izleyenleri engelliyorlardı.Bilirsiniz; bir binada iki genç kız aynı evi paylaşıyorsa,mutlaka ne yaptıklarını merak eden komşuları vardır.
Yalnız yaşayan dostumun üst katında yaşlı bir amca oturuyor. Hayatı rutine bağlamış. Tek yaptığı sabah kalkıp dişlerinin kestiği kadar bir şeyler yiyip ardından TV’nin karşısına oturmak. Prostatı var sanırım, bu kadar başından ayrıldığına göre TV’nin başka bir olasılık gelmiyor aklıma. Üzerinde gazete serili olan masada birkaç parça esmer ekmek, domates, salatalık gibi hafif yiyecekler, bir sahan ve bir de demlik var. Ara sıra oğlu geliyor ziyarete. Oğlu gelince bir anda dili açılıyor, vır vır bir şeyler anlatıyor. Anladığım kadarıyla oğlunun işleri yoğun, tornacı olabilir, en azından emek yoğun çalışanların yorgun yüzünü taşıyor. Oğlu hiç gülmüyor, az konuşuyor, ilgisiz, biraz TV izliyor, elindeki poşetleri masaya bırakıyor ve :-):-):-)tir olup gidiyor. 30–35 yaşlarında ve hala babası sigara içtiğini bilmiyor. Evden az uzaklaşınca hemen tellendiriyor bir tane.
3. katta yeni evli bir çift var. Terapi yetmemiş gibi, hala açlıkları dinmedi. Evliliğin bir kutsallığı vardır, ne bileyim. Paylaşımdır, ortaklıktır, yoldaşlıktır. Bunların paylaşımı tek yönde; :-):-):-):-). O kadar aynılar ki röntgenlemeye bile deymez.
4. katta sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında oturan 15–16 yaşlarında bir genç var. Porno siteler, bilgisayar oyunları, Chat, sörf derken çocuğun günü bitiyor. 20 saat aralıksız -çiş molaları dışında- bilgisayarın başından kalkmadığı oluyor. Perdesi de annesinin tercihlerine göre açık veya kapalı. Gencin etrafındaki hiçbir şey umurunda değil. Annesi sürekli meyve suları, sandviçler getiriyor. Çocuk arada acıktığını duyumsayınca birikmiş nevaleyi midesine indiriyor. Çok fazla mastürbasyon yapıyor. Bu kadar saat internette Chat yapıp bir kız arkadaş bulamamış olması düşündürücü. Niye vaktini bu kadar boşa harcıyor anlayabilmiş değilim.
Son katta yaşlı bir aile oturuyor. Onlar da rutin. Sabah birkaç gazeteyi kapıcı evlerine bırakıyor, kahvaltı ve evin beyinin gazete faslından sonra iki kahve içiliyor. Kadın yemek yapıyor, bey dışarı çıkıp gereken malzemeyi alıyor. Sonra yemek yeniyor ve TV’nin karşısında geçen boş saatler. Hafta sonları çocukları torunlarıyla beraber ziyarete geliyor. Torunlardan küçüğünü buraya bırakıyor çocukları. Çocukları orta sınıftan anladığım kadarıyla. Küçük çocuk evde olduğu zamanlar hayatlarında ki griliğin tonlarında değişmeler oluyor. Yüzler gülüyor, şakalaşılıyor, koşuşturuluyor. Ama artık izlemeye değmez.
Son gözdem bu çocuk. Bir şeyler var bunda. Eve, ilk geldiği zaman sersem tavuk gibiydi. Şehrin bu yakasına ilk defa gelmişti anlaşılan. Yalnızdı, ruh sağlığı yerindeydi. En azından uğraşları vardı. Gitar çalıyor, kitap okuyor ve kâğıt üzerinde bu mesafeden anlayamadığım bir takım işler yaparken bir şey bularak seviniyordu. Belki edebi bir şeyler belki de bilimsel bir takım çalışmalardı yaptığı. Ara sıra içiyor sigara kullanmıyordu.
Sonra bir gün evde deli gibi ağladığını gördüm, hüngür hüngür ağlıyordu. Neye ağladığını anlayamıyordum. Çünkü ağlanabilecek bir durumu yoktu. Sadece ağlıyordu. Onu ağlatabilecek bir şeyler düşünmeye çalıştım önce. Kız arkadaşı yoktu, ailesi yoktu, arkadaşı yoktu. Tamam, ara sıra evden çıkıp bir yerlere gidiyordu ama bugün evden de hiç çıkmamıştı, telefonla da konuşmamıştı. Sadece kâğıtlarını açıp birkaç saat bir şeyler yaptı ve mutlu da oldu. Sonra CD’den film izledi. Komediydi anladığım kadarıyla, gülüyordu paso. Sonra nedenini anlamadığım bir şekilde ağlama krizine girdi. Kendini duvarlara vurmaya başladı bir ara. Dehşete kapılmıştım. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Fakat gidip de “Ben seni karşı binadan röntgenleyen pezevengim” diyemezdim. İzledim sadece, tarafsız kaldım ve taraf oldum. Salak çocuk hala bitmedi ağlaması, bozuk p:-):-):-)oloji durumları. Elimde lanet dürbünüm, hiçbir şey yapamamanın ve gizli kalması gerekli olan hislerini kamuya açmış olmanın utancını yaşıyorum. Daha doğrusu adını sanını bilmediğim ama hakkında çok şey bildiğim, hayatını nasıl sürdürdüğünü hayatındaki insanlardan daha çok bildiğim dostum; bunları bana sen yaşatıyorsun. Büyütüyorsun beni ve büyüyorsun gözümde biraz daha.
Bir şeyleri kafasına takmaya başladığının miladı olarak o deli gibi sebebini bilmediği zırladığı günü verebilirim. Sonraki birkaç günü odasına getirdiği birkaç parça ekmek biraz su ve az biraz hazır yiyecekle geçirdi. Yatağın içindeydi ve hiç durmadan tavana bakıyordu. Bir ara göz göze geldik. Uzun süre benim bulunduğum tarafa baktı. Bende uzun uzun onun yorgun gözlerine baktım. Tekrar aynı senaryo; ağlama krizi. Sinirlerim yıpranıyordu. Gözümün önünde gencecik bir insanın yitip gitmesine dayanamıyordum. Sinirleri artık ağlamaktan tamamen boşalınca o normal hayatına döndü bende rutin seyirlerime başladım. İçim rahattı. İntihar etmeyecekti. Uzun süre beynimi kurcalayan bu olasılık ortadan kalkmış gibi görünüyordu. Ben de sıkılmıştım artık gözümün önünde cereyan eden depresif ruh halinden ve gözümü üst katlara çevirmiştim.
Bakışlarımı 4. kattaki çocuğa çevirdim. Bilgisayar denen çağımızın sessiz devriminin içinde yaşayan aptal insanlardan biri daha. Bilgisayarın içindeyiz. Gerçi görsel elektronik cihazlar çoğumuzu esir aldı ancak bu muydu? Bu kadar mıydık?
Eleman daha heyecanlı bu aralar. Chatte vakit öldürmüyor gibi. Daha doğrusu Chat yapıyor ancak daha verimli sanki daha bir heyecanlı. Bilgisayarın sağ üst köşesinde seçemediğim bir görüntü var, hareket ediyor, film gibi. İlk önce görüntüyü film zannettim. Anlamalıydım onun sarışın, kendi yaşlarında bir kız olduğunu. Görüntülü Chat olayı. Annesi odaya zırt diye girince kovmasından belliydi özel bir haltlar karıştırdığı. Sabah kalkıp saçını başını yapıp oturuyor bilgisayarın başına. Ruh ikizini buldu anlaşılan. Ulan birbirinize dokunmadan ne bok yemeye… Of of… Aşka bak!
Artık seni izlemeyeceğim, boş teneke. Çık şu aptal kutusunun içinden. Birde TV’ye laf söylerler aptal kutusu, klişe bilmem ne diye. Nasıl aptal kutusu bu alet? TV bunun yanında misk-ü amber kalır.
Yaşlı çift hep aynı tempo, slow motion, koyun gibiler. Her şeyleri aynı, heyecanları, yedikleri, içtikleri, konuştukları ve izledikleri. Demek ki bu kadar yaşlanmamak lazım. Hayattan zevk almak giderek zorlaşıyor bu yaşlarda. Kabak tadı vermez mi bu kadar aynılık anlamam.
Genç çiftimiz terapi sonrası kavgaya başladı. Ben bıkmıştım sizin sevişmelerinizden. Siz de tükettiniz sonunda birbirinizi. Son olarak erkeğin evden ayrılmasıyla sonuçlandı bu süreç. Tabi arada yaşanan erkeğin kadına uyguladığı şiddetin tek canlı tanığı olmak ayrı bir utanç.
Röntgencilik hoş bir uğraş olmaktan çıktı artık. Şiddet, manik depresif hezeyanlar, erkek egemen toplum, yaşlılık sendromu, tüketen bireyler derken kabak tadı verdi.Kısaca karşımdaki bina yaşadığımız toplumun bir panoraması…
Yine zemin kattayız…
Gencin duvarında artık kült hale gelmiş filmlerin afişleri vardı. Pulp fiction, fight club, trainspottig gibi. Gerçi adını buradan seçemediğim birkaç film afişi daha vardı bir zamanlar. Yeraltı kültürünün kla:-):-):-)leri de diyebiliriz. Şimdi duvarda beyaz kocaman kâğıtlar var. Beyazın üzerine koli bandının o iğrenç bok rengi kalıntıları var. Öncelikle bu bok rengi kalıntılara anlamlar yüklemeye kalktım. Dürbünle duvardakilere bakıp bir yandan da resimlerini yapmaya çalıştım. Öküzlük bende çocuk afişleri ters yapıştırmış. Hangi arada yaptı çözemiyorum bir türlü!
Artık hiçbir hareketini kaçırmamak için camın önünde yatıp kalkıyorum. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak içinde gidip küçük çapta bir teleskop aldım kendime. Meret de ne pahalıymış. Benim emektar dürbünün gözünden kaçıyordu artık bir takım olaylar.
Neyse geri dönersem eğer konumuza; vicdan azabı çekiyorum. Çocuk tozutuyor. Teleskopumun bana sağladığı nimetlerin sayesinde izlediğim görüntüler beynimde daha kalıcı hale geliyor ve bu durum rahatsız ediyor uykularımı.
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rötgenci AzRaiL Diğer 3 07-02-2008 11:14


Şu Anki Saat: 17:49


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows