Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Şiir Ve Edebiyat Bölümü > Edebiyat > Deneme, Hikaye

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 04-10-2008, 20:16   #1
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart İlanla gelen mutluluk

İLANLA GELEN MUTLULUK



Bankta dinlenirken bir çoban kırması ilişti gözüme. İriyarı bir köpekti. Bir deri bir kemik kalmıştı zavallı. Kim bilir bu ana gelinceye kadar, nerelere gitmiş başından neler geçmişti. Belediyenin zehirlemesinden kurtulup, kaç kere zalimlerin taşına hedef olmuştur. Ya doğuşu, ‘Herkesin sevdiği minnacıkken kucaklarından indirmedikleri günler. Sahiplenmek isteyenlerin çok olduğu ama o zamanki sahibinin kimselere vermeye kıyamadığı günler,’ hepsi geride kalmıştı.
Bakımlı ellerde büyüdüğü belliydi. Bir asalet vardı duruşunda köpeğin. Sokak köpeği deyip geçmeyin. Zengin bir yerde el bebek gül bebek büyümüş bir köpekle, sokakta dünyaya gelip büyümüş köpekler arasında çok büyük fark vardır. Belli ki bir terbiye almış. Açlığın verdiği çaresizlik olmasa işi neydi burada.
Çevrecilik konusundaki yayınlar, işkencecilerin her gün basındaki foyaları, insanların biraz daha vicdanını sızlatmış olacak ki, hayvanlara karşıda bir nebze olsun şefkat duyanları gün yüzüne çıkarmıştı.
Bir çoban köpeği neler hatırlatmıştı bana. Zavallı hayvancağız. Sabahın ilk ışıklarında koşmak için çıktığım koşu yolunun kenarındaki çöp bidonunun etrafında, yerlere dağılmış çöpler arasından dondurması eriyip yerlere akmış bir gofret artığını yemekteydi. Yerlere akıp dağılmış dondurma artıklarını da diliyle yalayıp bir güzel bitirdi. Koşuyu bırakmış, meraklı gözlerle köpeği izliyordum. Sabahın erken saatlerinden, akşama kadar ‘bir günü nasıl geçer’ diye düşündüm. Takip etmeye karar verdim. Bir günlük serüveninde neler yapacak, neler yaşayacaktı.
Çöpün etrafında dolanan çoban kırması, koşu yolunun pekişmiş kahverengi sert toprağın kenarındaki çimler üzerinden giderken, bende çoban kırmasını gözlerimle takip ediyordum. Müşterek bir koşunun antrenmanındaydık sanki. Ben onu izlerken oda ara ara bana bakıp ben koştukça koşar adımlarla beni izliyordu. En azından benden kendisine bir zarar gelmeyeceğini anlamıştı. Aramızdaki mesafe biraz açıldı. Asfalt yoldan karşıya geçti, başka bir çöp bidonundan bir şeyler bulmaya çalıştı. Bir kağıda sarılmış birkaç kuru ekmek parçasını kağıdıyla birlikte çöp bidonunun arkasındaki çimenlere kadar taşıdı. Yatarak ön ayaklarının arasında sıkıştırdığı kuru ekmeği sanki kemik yiyormuş gibi önce parçalıyor sonrada yiyordu. Orada bir onbeş dakikası geçmişti. Yolun karşısındaki koşu parkurunun kenarındaki banka oturup, uzaktan seyrettim kuru ekmeği yiyişini. Sonra köpekle birlikte bende kalktım yerimden. İçimdeki hayvanlara karşı olan sevgimden, hayvanların ne kadar insancıl olduklarını ve onların iç yüzünü yazacaktım.
Kendisinin takip edildiğini anlayan çoban kırması, biraz daha bana yaklaşmak için gidişini ağırlaştırdı. Sanki ‘beni sahiplenin ‘ der gibi gözlerimdeki iyimserliği çözmeye çalışırken, iyice yanıma yaklaşmıştı belki de ellerimle kafasını okşamamı istemişti. Başını pantolon paçamdan dizime doğru aşağı yukarı sürterek birkaç kez indirip kaldırdı. Bende onun istediğini yaptım. Elimle kafasına hafifçe dokundum. Dünyalar onun olmuştu sanki. Kendisine taş atarak yanlarından uzaklaştıran insanları gözünün önüne getirip içinden bir kıyaslama yaptığına kesinlikle eminim. Bir şeyler alıp vereyim diye düşündüm ama köpeğin bir günlük serüvenini uzaktan takip edeceğim için bundan vazgeçtim. Saat ona doğru gelirken tasmalı bakımlı ve sahipli cins bir köpeğin kendisine sataşmasına aldırış etmeden parkın bahçesindeki ağaçlardan birinin altına yatarak uyumaya başlamıştı. Belli ki geceyi çöp bidonlarını karıştırarak uykusuz geçirmişti. Yanına yakın geçenleri hissettiğinde, gözünün tekini açıp, sonra tekrar kapıyordu. Tasması çözülmüş ufak bir teriyerin yanı başına gelip havlamasına bile aldırış etmedi. Teriyerin canı oyun istiyordu. O uyku saatinde uyku, oyun saatinde oynaması için sahibi tarafından gezdiriliyordu. Çoban kırması çok uykusuzdu demek. O uyurken ben yakındaki büfeden bir gazete aldım. Gazeteyi okurken bir kızılca kıyamet koptu sanki. Havlamayla karışık bir acının feryadıydı köpek çenilemesi. Çoban kırmasına daha güçlü bir kurt köpeğinin saldırdığını gördüm. Hızlı ve kaçar adımlarla çoban kırması oradan uzaklaşırken, sanki kendilerine saldıracaklarını sanan birkaç insanın da taşlı saldırısına maruz kalmıştı. Taşlardan korunmak için daha hızlı koşmuş ve ortalıktan kaybolmuştu. Bende peşinden koşar adımlarla giderken bir taraftan da taş atanlara:
“-Niye taş atıyorsunuz, hayvanı rahatsız etmeyin” diye bağırdım. Benim kendisine doğru koştuğumu gören çoban kırmasının durup beklemesi, beni çok duygulandırmıştı.Yanına yaklaştığımda başını gene pantolonumun paçasına sürtüp birkaç kez aşağı yukarı indirip kaldırdı. Ben gene başını okşadım. Artık benden hiç ayrılmadan gidiyordu. Ben duruyorum oda duruyor, ben gidiyorum oda gidiyordu. Ben yanında ona bir kuvvettim sanki. Öğleye doğru bir büfeden aldığım yarım ekmek arası dönerin bir kısmını ona vererek karnımızı doyurduk. Akşama kadar parkta birbirimize alışmıştık. Çoban kırmasının sanki morali düzelmiş keyfi yerine gelmişti. Benimle oyun yapmak istercesine, ön ayaklarından birini kaldırıp başının yanına getiriyor, sonrada benim elimin bulunduğu yere uzatıp geçmişte öğrendiği bir şeyi tekrarlıyordu. Sonra yere yatıp, iki elleri ile yüzünü kapatıyor, bir şeyi görmemek için yapılan bir hareketi tekrarlıyordu. Çevreden ilgilenenler çoğalmaya başlamıştı. İsmini bilmediğim için elimle gel diye çağırdım. Yanıma geldi, ön iki ayaklarını benim oturduğum bankın üzerindeki dizlerime uzattı. Gözlerini gözlerime dikti. Bir şeyler yapmak için benim bir işaretimi bekliyordu sanki. O sırada alışverişten dönen bir bayanında dikkatini çekmişti çoban kırmasının oyunları. Hoşuna gittiğinden ister istemez bayanda yanıma kadar gelip çoban kırmasının başını okşamış:
“-Sizin mi köpek?”
“-Hayır benim değil” dedim. Köpeğin bir günlük neler yaşadığını merak ettiğimden gizlice peşini takip ettiğimi ama en sonunda onunla arkadaş olduğumu anlattım. Bayanın çok hoşuna gitmişti yaptıklarım:
“-Peki evinize döndüğünüzde ne yapacaksınız ?” dedi bayan. Bende ‘ yerimin müsait olmadığını belirterek’ :
“-Tekrar sokakta kalacak” dedim. Biraz önceki yüzündeki mutluluk dağılmış yerini belli belirsiz bir kızgınlığa dönüştürüp üzülerek:
"-Olur mu beyefendi! lütfen sokakta bırakmayın, hani ben müsait olsam alırım. Şu anda iki kedimle, üç köpeğim var “ dedi. Tabi ki benimde içim razı değildi. Ben apartman katında oturuyordum. ‘Böyle büyük bir köpeğin bırakılmasına kimsenin gönlünün razı olmayacağını’ söyledim:
“-O zaman ben alır ona da bakarım. Baksana hayvancağız bir deri bir kemik kalmış. Birazcık kendisine gelsin istekli bir aile çıkarsa veririm” dedi. Bayanın ismini dahi sormamıştım. Köpeği kendisine bıraktım. Bayandan ve çoban kırmasından ayrıldığımda çok mutluydum.
Aradan ne kadar bir zaman geçti bilemiyorum. Bir büyük gazetenin evcil hayvanlarla ilgili bölümünde, bir ilan ilişmişti gözüme. ’Ücretsiz çoban kırması verilecektir’ diye. Yanında sahiplenmek isteyenler için bir de telefon numarası yazıyordu. Halbuki ben böyle ilanları takip ederek, birçok insanlara hayvan sahiplendirmiştim. Gerçi böyle büyük köpekler için hayvan barınakları da var ama şayet cins bir köpekse ve insanla iç içe yaşamaya alışmışsa hayvan barınakları en son düşünülmesi gereken bir yer olmalı diye düşünüyorum. Çoban köpeği kırması yazısı bende bir çağrışım yaptı. ‘Acaba o köpek olabilir miydi?’ Çoban kırmasını bayana verdikten sonra onu görmek için bayanın telefonunu almadığıma çok pişman olmuştum. Ara sıra aklıma geldiğinde şimdi ‘kim bilir nasıldır’ diye içimden geçiriyor, bazen de ‘sanki tekrar sokağa bırakılmışsa üzülürüm’ diyordum. Bu düşünceler içinde gazetedeki ilana telefon ettim. Bir bayandı telefonu açan. Bayandan köpekle ilgili bilgi aldım. Bayan köpeğin mazisini anlattığında sanki bana beni tarif ediyordu. Köpeğin çok eğitimli bir köpek olduğunu söylediğinde:
“-Peki görebilir miyim” dedim. Bayan ısrarla:
“- Alacak mısınız beyefendi?
“- Hayır! ama görmek geldi içimden” dedim. Bayan birazda kızarak:
“-Almayacaksanız göremezsiniz efendim” dediğinde, ben ‘parkta köpeği kendisine verdiğim kişi olduğumu’ söyledim.’:
“-Ayy siz misiniz !.. Kusura bakmayın göremezsiniz dediğime, tabi ki görebilirsiniz” deyip bana adresini verdiğinde, kaybettiğini sonradan bulan insanlar gibi sevindim.
Batıkent’te iki katlı dubleks bir evde tek başına yaşıyordu. Özenle seçilmiş ufak bodur ağaçlar arasından ve parke taşlarla döşenmiş yoldan evlerine gidip kapısının zilini çaldığımda güler yüzle karşılamıştı beni:
“-Kusura bakmayın daha isminizi bile bilmiyorum, benim ismim Gül” deyip elini tokalaşmak için uzattığında:
“-Benim ismimde Can” dedim. Ayakkabılarımı çıkarttırmadan salon içersinden arka bahçeye geçtik. Bambu bahçe koltukları ile düzenlenmiş beton platformun kenarlarındaki güller, ortama ayrı bir zarafet katıyordu. Etrafı demir parmaklıkla çevrilmiş bahçenin kenarındaki köpek kulübesi dikkatimi çekti. Baktım çoban kırması kulübenin önünde yatıyordu. Benim geldiğimi gördüğünde kuyruğunu seri hareketlerle sağa sola sallayıp yanıma geldi. Bana başını okşamak düşüyordu. Semizleşmiş iri gövdesi ve parlayan tüyleriyle bambaşka bir çoban kırması duruyordu karşımda. Gül hanım ismini ‘Cesur’ koymuştu.
Biz bambu koltuklarımızda kahvemizi içerken, Gül hanım bir taraftan da:
“-Bugün bir aile gelecek. Köpeğe kıymet vermeyen biri gelirse, kesinlikle vermem. Şimdiye kadar böyle çok sokak köpeğini, kedisini geçici sahiplendim; onların eline, yüzüne bakılır bir duruma getirdikten sonra, onların her birine isimler koyar, sonrada gazete ilanlarıyla sahiplendiririm. Sahiplendirirken de gerçekten ihtiyacı olanlara veririm” demişti.
Gül hanım bir şeyler anlatıyordu ama sanki ben Gül hanımı hiç dinlemiyordum. Benim kafam başka yarlerdeydi. Salonun açık kapısından dışarı çıkan iki yavru kedinin birbirleriyle oyunlarını seyrettim bir hayli. Sonra siyah kaniş, ve beyaz hasky cinsi köpeklerin arkadaşlıklarını gördüm gözlerimle. Bu kadar hayvanlarla iç içe olmasına rağmen Gül hanımın evi pırıl pırıldı. Her hayvan sever Gül hanım gibi temiz olamazdı. Öyle kişiler tanıyorum ki ellerinden değil yaptığı bir şeyi yemek, kabuklu yemiş bile yenmezdi. Kaç aile biliyorum ki yalnızca evlerine bir defa gitmişimdir. Hayvan tüyünden geçilmeyen parçalanmış koltuk yüzleri içersinde hiç rahatsız olmadan oturuyorlar. Ağır koku içersinde nasıl zaman geçirdiklerine hep hayret etmişimdir. Bu duygu ve düşünceler içersinde Gül hanıma beslediği kedi ve köpekleri göstererek:
“-Bunları da verecek misiniz?”.
“-İsteyene vereceğim, ben en fazla herkesin bir hayvan bakması taraftarıyım. Bende en fazla birkaç hayvan, bir iki ay durur, sonra onu muhakkak sahiplendiririm.” dedi.
İnsanların insanlarla geçinemediği bir dönemde, hayvanların sevgi ile terbiye edilmesi karşısındaki hayretimi gizleyemedim.
“-Gül hanım bunlar ne kadar iyi anlaşıyorlar birbirleriyle”.
“-Evet Can Bey benimkisi sabır ve sevgi işi. Birini sevip diğerini sevmezlik olmaz. Sevdiğini belli edeceksin. insanlar içinde öyle değil midir?
“-Haklısınız, birazda kendinizden bahseder misiniz?”.
Hayat hikayesini anlattı bana. Eşinden ayrılmıştı. Yalnız yaşamanın verdiği zorluğa rağmen:
“-Nerede! Şimdi kafana uygun bir eş” dedi. Benden bir şeyler söylememi bekliyor gibi hissettim kendimi.
“-Haklısınız” dedim. Gül hanım tekrar:
“-İnsan bir arayış içinde oluyor, karşısına kimin ne zaman çıkacağı belli olmuyor” deyince Can:
“-Bende aynen sizin gibi düşünüyorum, yalnız yaşayan ve eşinden ayrılmış biri olarak şu anda sizinle olmaktan dolayı mutluyum. İtiraf ediyorum, sizi o gün gördüğümde sevmiştim. Gazetedeki bir ilan bizi tekrar buluşturdu. Şayet kabul ederseniz sizinle evlenmek istiyorum”.
Sanki böyle bir şeyi bekliyormuşçasına Gül hanım hiçbir tepki göstermeden Can Beyin teklifini kabul etti. Can Bey kendi kendine, ‘bazen bir hayvan severlik, insana mutluluğun kapılarını açıyordu’ demek. Tesadüflerin böylesi de geliyordu insanların başına. Şimdi düğün hazırlıkları içersine girdik. Sanıyorum böyle mutluluğu herkes ister değil mi?...

Ahmet Canbaba
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
gelen, mutluluk, İlanla

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cep Telefonunuza En Son Gelen Mesaj?? _Seda_ Geyik Oyunlar 11 12-18-2008 16:25
O mutluluk karesi hiç unutulmayacak Haberci Yurttan Haberler 0 07-08-2008 03:40
"Erdoğan'la görüşmekten mutluluk duyarım" Haberci Dünyadan Haberler 1 06-16-2008 17:00
Her Şey Mutluluk İÇİn Yaso Din KüLtüRü ve AhLak 0 03-29-2008 19:52
Mutluluk Nerede ... LeGoLaS Deneme, Hikaye 0 03-14-2008 17:41


Şu Anki Saat: 14:35


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628