Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-10-2008, 19:19   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart senin yerine ağladım

Bu toprakların geneli hiçbir vakit verimli olmamıştı. Yıllar yılı on dönüm toprak, otuz ölçekten fazla vermiyordu. Ama yine de bu toprakları ekiyorlardı. Böyle gelmiş, öyle gidiyordu. Dedeleri, dedelerinin de dedeleri böyle ekmişlerdi. Haram votka ancak çavdardan çekiliyordu. Çavdarlar tarlalarda burcu burcu kokarak olgunlaşıyordu. Esmer yanaklı dilberler çavdardan ev işi votkalar yaparlardı. Pınardan kaynayan su mudur, votka mıdır ayrıt edilmezdi. Güzün köyler, nahiye merkezleri körkütük sarhoşluğa gömülüyordu.
İçini bir acı kemiriyor, kaslarında tarifsiz bir yorgunluk hissediyordu. Havaya sinmiş, ince öğütülmüş çavdar kokusunu içine çekti. Aldırış bile etmeden, tepeye kadar yürüdü. Düşünceleri geçmişlere kadar uzanıyordu. Mezarlığın dışında, kardeşin kardeşi yargıladığı günlerde, kurşuna dizilenlerin, asılanların sayısını bilen yoktu. Derinliklerinde gözyaşlarını saklayan, topraklarında çiçekten çok genç dulların yaşadığı kutsal ırmak; hala akmaya devam ediyordu. Suyun çıkardığı hıçkırıkları dinliyordu. Güneş durmadan bulutun arkasına gizleniyor, yeniden çıkıyordu. Akarak geçen bulut kümelerinin gölgeleri bozkırlara düşüyordu. Keder yüreğini kabartınca, yanaklarından akan gözyaşları tenini yakıyordu. Esen rüzgar, gözyaşlarını kurutmaya yetmiyordu.
Güneş batarken, sular leylak rengine bürünüyordu. İki genç kız yan yana pınardan doldurdukları su dolu kovalarıyla evlerine dönüyorlardı. Avlu önüne oturmuş iki kadın ellerinde yün eğiriyorlardı. Bu yıl güz erken gelmişti. Rüzgar, sararmış kavak yapraklarını sürüklüyor, yabani otları karıştırıyordu. Biliyordu ki, birazdan gece bozkırların üzerine kanatlarını gerecek, ortalığı süt rengi bir pus kaplayacaktı. Ufukta görünürde hala kimsecikler yoktu. Gündüzleri onun hasretini çekiyor, geceleri onun için gözyaşları döküyordu. Umutsuzca kalktı. Ağır aksak, gönülsüz eve dönüyordu. ‘Kadıncağız oğlunun hasretiyle eridi, bitti. O gelemeyecek ama onu hala gelir diye ümitle beklemeye devam ediyor zavallı’ diye söylenmelerine aldırmıyordu. Geçen giden günlere aldırış bile etmiyordu.

Koyu bir karanlık, vişne ağaçları arasına sokuluyordu. Kuzeyden esen rüzgar, kuş başı kar taneleri atıştırmaya başladığı bir gündü. Kocası gecenin ilerleyen saatlerinde eve dönerken; yolda kaza geçirmiş bir yabancıyı getirmişti. Perişan durumdaydı. Onun yaralarındaki kanları silip temizlemişlerdi. Donmaya yüz tutan vücudunda yaşamdan nerdeyse bir eser bile yoktu. Ölüden farksızdı. Onu uzun bir süre ovdular. Yaşam varsa ani sıcak onu felç edebilirdi. Uzun bir süredir, onunla uğraşıyorlardı. Kendi evlatlarından farksızmışçasına onu hayata döndürmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Gerekli pansumanları yapmışlar, kanayan yerleri sarmışlardı. İçlerinden onun kurtulması ve kendilerine bağışlaması için Allah’a yakarıyorlardı. Tertemiz bir oğlana benziyordu. Esmerdi ama yüzü bu güne kadar gördükleri yüzlerden çok farklıydı. Adam karısına baktı. Kadının gözlerinden akan yaşlar yanaklarından göğüsleri üzerine dökülüyordu. Yüreği, mayıs yağmurundan sonraki çavdar gibi büyüyordu. Boğazı gözyaşlarıyla düğümlendi. Kalbi sıkışıyordu. Adam:
“Galiba artık yaşamıyor.”
“Bir hekim çağırsan…” dedi.
“Bu saatte… Kar yolları kapamıştır.”
“Ölürse, yazık olacak…”
Aradan saatler geçtikçe umutları azalıyordu. Kadın yabancının başından ayrılamıyordu. Bir ana şefkatiyle onun için ağlıyordu. Bu arada sabahı etmişlerdi. Kar yağmaya devam ediyordu. Etraf tamamen beyaza bürünmüş, yer gök birleşmişti sanki.
O arada arda kapı çalındı. Birbirilerine baktılar. Kimseyi beklemiyorlardı. Merakla kapıyı açınca; kar da soğukla beraber içeriye doluverdi. Gelen komşu kadın ile kızları Ayyüce’ydi. Komşu kadın :
“Yahu komşu, Neyiniz var? Sabaha kadar ışıklarınız sönmedi.”
Kadın başıyla hareketsiz yatan yabancıyı gösterdi. O yöne baktı. Bir ölüden farksız biri yatıyordu. Ona yaklaştı. Elini tuttu. Eli soğuktu. Nabzının atıp atmadığını anlayamadı. “Yazık. Ölmüş mü” Yeniden baktı. Ayyüce, genç adamın elini avucuna alarak sıktı. Bir süre kendinden ona hayat veriyor gibi tuttu. O da annesi gibi onun yaşaması için içinden dua ve dileklerde bulundu. Adamın zayıfta olsa nabzının attığını fark etti.
“Bu yaşıyor, ölmemiş” dedi. Onun olumlu enerjisi mi, sevgisi mi genç adamı hayata döndürdüğünü anlayamadılar. Kadın yeniden bulmuş gibi sevindi. Eğilip ona baktı. Evet o yaşıyordu.

Günlerce ayıkmadan yatmıştı. Ona şifalı otlardan merhemler yapmıştı. Ayyüce gönüllü hemşire gibi çalışmıştı. Zamanın çoğunu onun yanında, ona yardım ve izlemekle geçiyordu. Balla sütü karıştırarak, ağzına damlatarak içiriyordu.

Yatağın başucunda uykusuz geçen gecelerden dolayı, kadın her geçen gün biraz daha kuruyordu. Ayyüce’nin yardımlarını takdir ederken; diğer yandan da kıskanıyordu onu. Bir kazayla gelen konuğu kaybetmeyi asla düşünmek istemiyordu. Sessizlik gözle görülmez dantelden ağlar örüyordu. Çakır ayazlı gecelerde; ay pencereden kederini gözetliyor, bir :-):-):-):-):-)n özlemini seyretmekten zevk alıyordu. Hayat, delikanlıya ağır ve istemeye istemeye geri dönüyordu. İki hafta geçtiği halde, gözlerini yeni açmıştı. Başı yastıktaydı. Güçlükle bakındı. Kadın :
“Şükürler olsun yaşıyorsunuz” diyordu.
“Neredeyim ben?”
“….”
“Kimsiniz? Nerelisiniz?” diye sormak istediyse de sormaktan vazgeçti. Kim veya nereli olduğunun ne önemi vardı. Kurtulmuş ve yaşıyordu ya.. Bu yetmez miydi? Genç adam gözleriyle kadına baktı.
“O kimdi?”
“O dediğin kim?”
“Bir kız… Beni kurtaran…”
“Besbelli rüya görmüşsünüz.”
“Bilmiyorum rüya mıydı, gerçek mi? Uçurumdan yuvarlanıyordum. Son anda bir ay yüzlü kız, eliyle elimden tuttu ve o beni kurtardı.
...
Her geçen gün biaz daha iyileşiyordu. Ay yüce, yakınlığını ve sevgisini esirgememişti. Bir ara : ‘Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" demeyecek. Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında. Sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları... Dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin. Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli... Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözlerinden yaş gelmeli...’ gibi sözler söylemişti.Bir şeyler sezse de bir şeyler söylememeye kararlıydı. Yaşlı kadın:
“Buralarda ne arıyordunuz?”
“…”
“Ailen yok mu?”
“Gökteki yıldızlar kadar yalnızım.”
“Madem ailen yok, bizimle kal. Bir oğlumuz vardı. Ama ondan iki yıldan beri haber alamadık. Karı koca körebe oynuyoruz. Gerçi bizim kanımızı taşımıyorsun. Bizimle kal. Seninle ekmeğimizi taştan çıkartırız. Topraklarımız verimlidir, cömerttir. Biz yaşayacağımız kadar yaşadık. Çiftlik senin olur. Bizi bırakıp gitme…”
“Yanınızda seve seve kalırım ama…”
“Ama ne!...”
“Yapmam gereken bir görevim vardı.”
“Tamamen düzelmen aylar alır.”
“Tamam sizinle kalıyorum. Allah Kerim…”
“Belki temelli kalırsın…”

Günler bahara gebeydi. Buzlar kurt yemiş gibi göz göz olmuştu. Güneşin yıkadığı sel sularıyla oluşan göllerde ayna gibi parlıyordu. Rüzgar çiçeklerin insanı büyüleyen kokularıyla yüklü esiyordu. Yabani elma ağaçlarının dökülen çiçekleri yerleri kaplamıştı. Ebe gümeci, kuzu kulağı, sarı sığır kuyrukları yeşermeye başlamıştı. Bir gün yabancı adama benzeyen iki adam geldi. Yol kenarında konuştular. Birlikte eve geldiler. Kadına dönerek :
“Beni çağırıyorlar. Şu anda gitmem gerek ama mutlaka geri döneceğim.” dedi.
Kadının beklediği an gelip çatmıştı. Gözyaşlarını tutamıyordu. “Bilmelisin ki bizim güneşimiz oldun. Seninle aydınlandık. Günlerce ‘Senin Yerine Ağladım’ Mutlaka dönmelisin. Yolun açık olsun.”
Kadının elini öptü. “Mutlaka döneceğim” dedi.
“Ne olur dön bize…”
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Senin annen bir ikondu Yaso Magazin & Dedikodu 0 08-06-2008 10:43
Senin annen bir ikondu Yaso Magazin & Dedikodu 0 08-06-2008 01:54
Ayrılınca 1 hafta ağladım Yaso Magazin & Dedikodu 0 07-24-2008 15:23
Ben senin namazlarinim уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 04-12-2008 17:27
Bir Aşk Öyküsü (Okudukça Ağladım) LeGoLaS Deneme, Hikaye 1 03-15-2008 22:54


Şu Anki Saat: 22:36


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows