Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Diger Spor Dalları Voleybol , Tenis,Yüzme , Atletizim Konularını Burada Paylaşabilirsiniz...

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-15-2008, 18:32   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Dans...dans hakkında bilgi..

Dans...dans hakkında bilgi..

Amerikalı dans tutkunları baleden break–dance'a, hora‘dan hip-hop'a değişen figürlerle kıtayı bir ucundan diğerine adımlıyor.


Ana rahminde atılan ilk tekmeden, son "Yıldönümü Valsi"ne... Bedenimizin ritmine ve çevremizdeki seslere uyum gösteriyor ve her zaman dans ediyoruz. İnsanlar sözcükleri yazıya dökmeden önce dans dilini konuşuyordu... Aslında sadece bedenimizi kullanmıyor, dansa yüreğimizi de katıyoruz. Antropolog Judith Lynne Hanna, "Dans, bedenin ifade tarzı," diyor. Onunla sevgi ve nefretimizi, neşe ve kederimizi dışa vuruyoruz.

Ruhlara, tanrılara ve doğaya yakarıyor; flört ediyor, baştan çıkarıyor, kur yapıyor; doğumları, ölümleri ve bu ikisi arasında yaşadığımız her şeyi dansla kutluyoruz. Ve dans, bazı dinlerde yasaklanacak kadar büyük bir ahlâksızlık olarak algılanırken, bazılarında da sahiplenilecek bir kutsallığa bürünüyor...
Dans dünya genelinde olduğu gibi, ABD'nin dört bir yanında da çiçek açıyor, tüm sınırları zorluyor... Florida'’dan Alaska'ya, bir ufuktan diğerine ve bir denizden ötekine, büyük kentlerdeki balo salonlarında ve kasaba barlarında, Büyük Ovalar'daki çiftçi derneklerinde, yeraltındaki kivalarda, kilise bodrumlarında, varoşlardaki gece kulüplerinde ve liselerin toplantı salonlarında dans ediliyor. Hem de ne danslar... Beguine, polka, vals, fox–trot, tarantella, jitterbug, samba, salsa, rumba, mambo, tango, bomba, cha cha, merenge, mazurka, konga, cakewalk, çarliston, two–step, jerk, swim, watusi, twist, frug, monkey, electric slide, harlem shake, shim sham shimmy, cabbage patch, fandango, garba, gourd dance, corn dance, hora, hopak...
Büyük bir heves ve coşkuyla dans ediyoruz. Kederliyken, acımızı hafifletmek için, bazen de kendimizi tedavi etme çabasıyla dans ediyoruz. Davenport’ta (Iowa, ABD) bir dans stüdyosu işleten Lester Hillier, “Unutamadığım bir çift var,” diyor. Adam, emekli çiftçi; eşi, düz ayakkabılar ve çiçekli elbiseler giyen bir ev kadını. "Oğullarından biri öldürülmüştü," diye anımsıyor Hillier. "Bir aşk üçgenine karışmış ve bir kulüpte uğradığı silahlı saldırıda vurulmuştu. Perişan olan anne-baba, olaydan önce, yaşanan bu acının bir ertesi günü için bir dans dersi ayarlamıştı. Ve her şeye rağmen dersi kaçırmamaya karar verdiler."
Rumba, fox–trot, swingin canlı, neşeli hareketleri üzerinde çalıştılar. Dans dersinin sonlarına doğru çift son bir dans ricasında bulundu. Vals yapmak istiyorlardı. Dans sona erdiğinde kadın başını eşinin göğsüne yaslamış, adam kadını kollarının arasına almıştı. Birbirlerine tutunup, hareketsiz kalakaldılar.
Adam usulca şöyle dedi: "Evden çıkmasak halimiz ne olurdu?"
Dans, güm güm atan bir kalbin ritmi gibi yaşamın kendisi aslında. Aynı zamanda da kalp atışlarının arasındaki o boşluk. Koreograf Alwin Nikolais'in dediği gibi, burasıyla orası arasında, başladığınız an ile bitirdiğiniz an arasında yaşanan şey.
Dans insana özgü. Dans kutsal bir eylem...
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:32   #2
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart







Hiç Kimsenin Yağmurun Bile...


Lester Hillier bir dans stüdyosu işletmenin eğitimini aldığı elektrik mühendisliğiyle karşılaştırıldığında, insanlarla iletişime daha açık olduğunu düşünerek 1968'de Davenport'ta (Iowa) bir Arthur Murray şubesi açmış. O zamandan beri 130.000 saati aşkın bir süre ders vermiş ve dans etmiş; dans pistinde yüz binlerce kilometrelik yol kat etmiş. "Erkek kolunu kadının beline doladığında şunu söylemiş olur: ‘Seni koruyacağım.' Kadının söylediği ise şudur: 'Tamam, kendimi sana bırakıyorum.' İşte dansın esası budur: Güven."









Stella Formunu Nasıl Koruyor?


Austin Chronicle tarafından "En Heyecan Verici Garson", ayrıca Texas'taki iki güzellik yarışmasında Şirinlik Güzeli ve Neşe Güzeli seçilen Stella Boes, Austin'deki "Atlıkarınca Salonu"ndaki postalarında ele geçirdiği her fırsatta dans ediyor. Bu kulüpte 18 yıldır masalara hizmet veriyor, ama "beşik"ten beri dans ediyor. "Dans beni formda tutan, bana mutluluk veren, insanların yüzünde gülücükler açan bir şey." Orkestranın çaldığı müziğe bağlı olarak, müşteriler onun jitterbug, vals, mariachi, Ukrayna dansı ya da two-step hareketleri sergilerken izleyebiliyor. "Dans ettiğimde başka bir dünyaya giderim. Eğer dans pistinde ölürsem, hiç gam yemem; çünkü en mutlu haldeyken göçmüş olacağım."








Doğu Batıya Taşınıyor


Lily Cai Çin Dans Kumpanyası sanatçıları, "Si Ji" ("Dört Mevsim") parçasını icra eden viyolonsel eşliğinde dans ederken, vücutlarının birer uzantısı gibi kullandıkları çarşaflarla zarif ve büyüleyici görüntüler yaratıyor. Doğanın gizemini sergileyen bu dans sırasında çarşaflar her mevsimin rengini ve uyandırdığı duyguları yansıtıyor -soğuk mavi kış, sıcak kırmızı yaz, altın sarısı sonbahar ve uçuk yeşil ilkbahar. Sanat yönetmeni Cai, "Dansımız daha çok Çin kaligrafisi gibi," diyor. "Benim hayalim Amerikan dansına Çinli bir kişilik vermek."












Tatil Yeri

Panama City Beach'teki (Florida, ABD) Club La Vela'ya akın eden binlerce genç köpüklere bulanmış.














Dans Dürtüsü


Bir dansçı yaratmak istiyorsanız, dikkati esas alın, buna disiplini katın ve bol miktarda yetenekle güzelce karıştırın. Ailey Okulu'nun müdürü Denise Jefferson, "Disiplin ve dikkat en başta gelir," diyor. "Eğer bunlar yoksa, yeteneği geliştiremezsiniz." Okulun Fordham Üniversitesi'yle birlikte yürüttüğü güzel sanatlar lisans programına kayıtlı Lynorris Evans (ön planda) gibi öğrenciler, diğer derslerin yanı sıra haftada 14-17 dans dersi alıyor. Çok sıkı bir yarışma söz konusu: Program başvuran 300 kişiden ancak 35'ine giriş hakkı tanınıyor. Jefferson dansçılığın doğuştan geldiğini, sonradan edinilmediğini belirtiyor. "Dansçılar içten gelen bir dürtüyle bu işi yaparlar. Dans etmeden duramazlar."
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:32   #3
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

____________flemenko_____________






Flamenko Nedir?
Flamenko, Güney İspanya'nın Endülüs bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür. 14.yy. sonrasında çingenelerin, Arapların, Yahudilerin ve toplumdışı bırakılmış Hristiyanların toplumun dış çevresinde kaynaşması sonucu meydana gelmiştir. Her ne kadar flamenko Endülüs bölgesine özgü olsa da sadece bu bölgeye veya İspanya'ya ait değildir. Flamenko flamenkocularındır. Dünyanın her yerinden gönül verenlere, flamenko için içten olarak bir şey yapanlara aittir.

Halkların problemleri vardır. Kendilerini bir şekilde ifade etmek isterler. Bunu da müzik ve dans yoluyla yaparlar. Yıllarca zulüm gören, yoksulluk çeken, ezilen, toplumsal sorun ve güvenilmez olarak nitelendirilen, bütün tarihleri boyunca mal mülk edinemeyen, adi işlerde, tarım yada maden ocaklarında çalıştırılan çingeneler hırs, şefkat, özgürlük ruhu, isyan, sosyal kalıplaşmanın olmaması gibi etkenlerle flamenko'yu oluşturdu. Acılarını, mutsuzluklarını flamenko ile ifade ettiler. Flamenko'daki sert duruşlar, ifadeler hep bunların sonucudur.

Bizler belki de, asırlardır süregelen bu gizemli müzik ve dansın içinde barındırdığı hüznün güzelliğine, içinde bulunduğu hüznü terk etmek istemeyen insanların halini anlatan ve flamenko sanatına ilham veren bu ruhani güç'e (İspanyolca'daki karşılığı duende'dir) kapılıyoruz ve flamenko sanatından bu kadar çok etkileniyoruzdur.

Flamenko'nun özü şarkıdır. Çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder.

3 sınıf flamenko vardır. En ağır başlısı "cante grande" (büyük şarkı) adıyla anılan ve ölüm, keder ve din konularını işleyen "cante jondo" dur (derin şarkı)

Ara sınıfta "cante intermedio" (orta şarkı) bulunmaktadır. Gene dokunaklı ama daha az ağırbaşlı ve çoğunlukla doğu müziğinden esintiler taşıyan flamenko'lar yer alır.

En hafif tarz olan "cante chico" (küçük şarkı) konuları ise aşk, kırsal yaşam ve eğlencedir. Her tarzın kendine özgü bir ritmi ve akor yapısı bulunmaktadır. Vurgu ve duygusal içerik farklarıyla da birbirlerinden ayrılmaktadır.

Flamenko Terimi, tam olarak nereden çıktığı tesbit edilememiştir, elde edilen teoriler ise şunlardır;
İspanyol Yahudiler dini şarkılarını, rahatsız edilmeden söyleyebilecekleri yerlere göç etmişler ve bu şarkılar İspanya'da kalan Yahudilerce "Flamenko" olarak adlandırılmıştır.
Flamenko kelimesi, "fellah minküm" diye okunan "sizden olan çiftçi" anlamına gelen Arapça kelimelerden edinilmiştir.
19. yy. başlarında kibirli, küstah insan anlamına gelen bir argo kelime olarak kullanılmıştır.

Flamenko Tarihi
Avrupa'nın en eski yerleşimi olarak bilinen Cadiz, M.Ö.1100'de Fenike'liler tarafından kurulmuştur. M.Ö.550'de eski Yunanlılar Güney İspanya'yı kontrol altına aldılar. M.Ö.201- M.S.206 Roma İmparatorluğu'nun bir parçası oldu. 711'de Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler İspanya'yı işgal ettiler. 800 sene burada hakimiyet kurdular.

Arap kültürü İspanya'yı çok büyük ölçüde etkiledi. Kendi şiir, şarkı ve müzikal enstrümanlarını getirdiler. İspanya'nın müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar.

1492'de İspanya tekrar Hristiyan hakimiyetine girdi. En son Endülüs bölgesine ulaştılar. Arap işgalinde en uzun süre kalan bölge Endülüs bölgesi oldu. Hristiyan krallar çok fanatiklerdi ve bu bölge köylerine çok kötü davranıyorlardı. İnsanları zorla vaftiz edip Hristiyan dinine geçiriyorlardı. Böylelikle Müslüman kültürü dağıldı, krallar oraya yerleştiler. Bölgedekilerin varlıkları ellerinden alındı, halk fakirleşti. Bir şekilde yaşam mücadelesi verip kendi kendilerine ayakta durmaya çalıştılar. Yüzyıllar boyu süregelen hoşgörünün yerini baskılar ve yasaklar almaya başlamıştı.


Flamenko'nun Doğuşu ve İspanya'ya Gelişi
Kristof Kolmb'un Hindistan'a ulaşmak için batıda doğuya yola çıkarak Amerika'yı keşfetmesi ve çingenelerin İspanya'ya girişi aynı döneme rastlamaktadır. Katolik kralı ve kilise izni ile Endülüs dağlarında sığınma hakkını almışlardır. Genellikle çayırlık bölgelerde kendine has ve kötü şartlarda yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Göç halkı olan çingenelerin Endülüs'e yerleşmesiyle ilk artistik flamenko doğmuştur. Bu müzik kendi müzikleri ve Endülüs folklörünün birleşmesiyle meydana gelmiştir. Endülüs Müziği'ni Etkileyen Unsurlar
1700'lerden beri İspanyol'ların Afrika'yı yoğun bir şekilde keşfetmeye başlamaları ve Sevilla şehrinin İspanya yarımadasının en büyük köle marketi haline gelmesi ve zenci müziğinin Endülüs müziği üzerindeki etkisi.
İspanyolların Amerika'yı keşfetmeleri sırasında Akdeniz bölgesinden yapılan yolculuklarla Sevilla ve Cadiz limanları Amerika'nın en önemli limanları haline geldi. Ticaret buralarda yapıldı. Zenginlik içinde güneyden pek çok sanatçının gelmesiyle kültürler yayıldı. Güney Amerika'da oluşan Latin Amerikan müziği geri gelen İspanyollarla Endülüs'e taşınmış oldu.

Flamenko'nun Tarihsel Aşamaları
1780'den itibaren ilk canteor- La Edad de Oro'dan (şarkıcı) haberimiz oluyor.
1840'dan itibaren flamenko'nun altın çağı başladı. Şarkı ve dansa daha çok önem verilmeye başlandı. Çingene cante'leri önceleri evlerde aile içinde oluşuyordu, sonra da küçük tavernalarda. Diğer yandan çok tanınmış şarkıcılar her yıl değişik ülkelerde fiesta'larda (parti, eğlence) şarkı söylüyorlardı (Cante de Payo - çingene olmayanların şarkısı- Fandango türü) İlk " Cafe Cante" (flamenko gece klübü) 1842'de Sevilla'da açıldı. "Cafe Cantante" olarak bilinen bu dönem için, bugünkü flamenkonun başlangıcıdır demek hiç de yalan olmaz.
1850'de Silveria Francoletti- çok önemli bir şarkıcı- işadamı oluyor ve Cafes Cantantes gibi mekanları işletmeye başlıyor. Tüm seyircileri kendine çekmek için de her iki tür müziği birleştiriyor.
Şimdiki flamenko bu iki türün birleşimi. Yani Cantes Gitanos (çingenelerin şarkıları) ve Cantes Payo (çingene olmayanların şarkıları) Flamenko'nun gelişmesinde, yani makamların oluşmasında çok büyük katkısı olan pek çok sanatçı bu dönemde yaşamıştır. Bu nedenle flamenko'nun büyük gelişme gösterdiği bu döneme "Altın Çağ" denilmektedir.
1910 senesi flamenko'nun altın çağı ve cafe cantante'lerin sonudur. "Puro flamenko"nun (geleneksel) geleceğinden endişe duyan entelektüel kesim, bu sanatın, ticari bir araç olarak kullanılamayacağını, "kırsak kesimin" sanat dalı olarak kalması gerektiğini savunuyorlardı. Dönemin iki önemli sanatçısı, Manuel de Falla ve Lorca, 1922'de Granada'da El Primer Concurso de Cante Jondo adlı şarkı yarışmasını organize ettiler. Yarışma'dan sonra flamenko profesyonelleşti, gelişti ve geniş halk kitlelerine yayıldı.
1936'daki iç savaş ile, birçok sanatçı ülkeyi terk etti. Böylece flamenko dünyaya açıldı.
1950'lerde flamenko artık festivallerde icra edilen bir sanat dalına dönüştü. Cafe Cantante'lerin yerini bugünkü tablao'lar almaya başladı. Sevilla Bienali günümüzde düzenlenen festivaller arasında en önemlilerinden biridir.
1954'de tüm flamenko ustaları Antologia del Cante Flamenko'ya kaydedildi.
1956'da Cante Jondo'nun ulusal yarışması Cordoba'da başlatıldı.
1958'de Jerez de la Frontera'da " Catedra de Flamencologia" (Flamenkoloji Kürsüsü) kuruldu. Amaçları flamenko'yu korumak ve bu konuda çalışmalar yapmaktı.
1960'lardan itibaren flamenko rönesans yaşamıştır. Eski şarkılar gelecek nesillere aktarılmak üzere kayda alındı. Flamenko tarihini araştıran ve türlerini analiz eden kitaplar yazılmaya başlandı.
1960'ların sonunda Paco de Lucia'nın ilk albümü çıktı, flamenko gitarının devrimi gerçek anlamda başlamış oldu. "Rumba" albümüyle İspanya'daki ulusal ilgiyi flamenko üzerine çekti.
1970'lerde, Paco'nun birlikte çalıştığı "cante"lerin genç dehası Camaron, en etkili şarkıcıydı.
Yine 1970'lerde festival olgusu ortaya çıktı. Flamenko'daki samimiyet ve doğaçlama yerini ustalığa ve ticarete bıraktı. Sanatçı içini saran isteği dindirmek için değil , sırası geldiği için dans etmeye başladı.
1980'lerde ise sanatın her alanında teknik gelişmeler yaşandı. Beraberinde ticari patlamayı getirdi.
Günümüzde ise flamenko esnek yapısıyla gelişmeye açık ve kontrol dışındadır
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:33   #4
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

moderndans


M o d e r n d a n s n e d i r ?



Bugünün Modern Dansı’nın kökleri Almanya ve Amerika’ya dayanmaktadır.Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki on yıllık dönemde Amerikalı ve Alman dansçılar birbirlerinden bağımsız olarak, öykülemeci ve gösterişli bale geleneğine karşı çıkan yeni dans biçimleri geliştirdiler.Ancak Amerikan ve Alman Modern Dans gelenekleri birbirini etkilemeseydi yeni biçimlerin geliştirilmesinden büyük olasılıkla söz edilmeyecekti . Amerika’da yaşayan Kızılderili’lerin geleneksel danslarının varoluşu ve Avrupalıların Salon dansları ve balelerinin bir araya gelmesi ile Amerika’nın Modern Dans anlayışı ortaya çıkmıştır.


Almanya’da da otuzlu yıllarda birçok Alman dansçı Amerika’ya göç etmiş ve Amerikan modern dansının gelişimine katkıda bulunmuşlardır. İsadora Duncan, Ruth St Denis ,Ted Shawn, Martha Graham ,Merce Cunningham ,Paul Taylor gibi isimler de Modern Dansa yeni bir boyut getirmiştir.



M o d e r n d a n s v e a n l a t ı m


Hareketler ve jestler bir vücut dili geliştirerek, sözcüklerin anlatım yükünü üstlendikleri gibi, bu anlatımı, sözcükleri aratmayacak şekilde, hatta bazı durumlarda sözcüklerden daha da kuvvetli bir şekilde gerçekleştirmektedirler. Bunun en güzel örneği, dans dünyasında görülmektedir. İlkel insandan günümüze kadar insanlar, çeşitli nedenlerle her zaman dans etmişlerdir. Özellikle, sözcüklerle anlatımın henüz oluşmadığı ilkel zamanlarda, insanlar sevinçlerini, kaygılarını, korkularını, başarılarını ve yaşadıkları çeşitli olayları dans diliyle anlatmışlardır.


Günümüz insanı, bir şeyleri belirli şekillerde görmeyi bekler durumdadır. Modern dansın amacı da bu şekillenmelerde yeni bakış açıları geliştirmektir. Bu durumda Modern dans, sadece belirli şekillerle ifade edebilme fikrinden yola çıkmayıp, özünde bale ve müzikten bir çok öğeyi içermekle birlikte sadece vücutla bir ifade yaratmaktadır. Örneğin; balede kullanılan mimikler, modern dansta çok nadir olarak kullanılmaktadır.


Eski uygarlıklarda da rastlanılan bu yapı, özellikle maske takarak yapılan sahne gösterilerinde görülmesine rağmen, günümüz modern dansında yüz ifadesinin nötr konumu bu anlamda bu dans türünde bir çeşit maske olarak kabul edilebilir.


Sanatsal boyutu yoğun olarak ön planda tutulan bu dal, klasik baleden hareketle gelişen yeni pek çok açılımlarla balenin yapısına da önemli yaklaşımları katmıştır.



D e r s y a p ı l a r ı


Modern Dans, bir şeyleri kalıplar içinde görmek yerine, bu kalıpları kırarak, yaratıcılığı ön plana çıkaran ve sanatçının kendinden bir şeyler katabileceği kompozisyonlar haline getirmeyi amaçlar . Bu durumda Modern dans, sadece kalıpların kırılması fikriyle yola çıkmayıp , özüne yoğunlukla Baleden ,müzikten,tiyatrodan , kısacası sanatın her dalından her parçayı alarak yaratıcılığın enginliği içinde birbirine harmanlamaktadır
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:34   #5
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Türkiyede Dansın Tarihçesi


Osmanlı toplumu, kadın ve erkeğin birlikte müzik eşliğindeki modern dansları ile 19.yüzyılın son çeyreğinde gayrimüslim burjuvası, levanten ve yabancı misyonlar kanalıyla tanışmıştır.

Şüphesiz dans, Osmanlıdan günümüze geçen en çarpıcı modernleşme sembollerinden birisidir. Çengi ve köçek oynatan bir toplumdan vals yapan bir topluma geçiş, eğlence kültürünün içeriğini büyük ölçüde değiştirmiştir. Osmanlı insanı başkaları tarafından eğlendirilen edilgen bir karaktere sahip iken, Cumhuriyet insanı kendisinin katılımına imkan veren modern eğlence anlayışını benimsemiş ve dans pistine çıkma cesaretini göstermiştir.

Cumhuriyet, eğlence hayatımıza kadın ve erkeğin aynı ortamda birlikte eğlenmesi ve eğlencenin çeşitlenip, kitleleşmesi gibi iki önemli değişikliği getirmiş ve bu eğlence tarzı meşrutiyetini Cumhuriyet Baloları ile ispatlamıştır.

Cumhuriyet döneminde dans, batılılaşmanın önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmiş, Atatürk’ün özel isteği ile Türk kadınlarının da dansetmesi hedeflenmiş, dansa adeta "devlet teşviki" uygulanmıştır.

İlk dönemlerde, gelişmelere ayak uydurmakta güçlük çeken yüksek kademeli memurlar, rütbeli askerler eğlenceli balo öykülerine konu olmuşlardır. Frak giyip baloya giderken yumuşacık meslerini beline sokup frağın kuyruklarıyla gizleyenler, ilk dansı heyecandan kaskatı olan türbanlı ama dekolte yakalı eşiyle açıp birkaç kez pistte döndükten sonra rugan ayakkabılarını kimselere göstermeden çıkarıp meslerini giyen kaymakamlar, her baloda mutlaka hastalanan ve baloya katılamayan vali, kaymakam ve eşleri….

Bu dönemin ilk yıllarında tango, resmi baloların, düğünlerin ve eğlencelerin asri dansı olmuştur. Kendine güvenen “monden” genç hanım ve beyler gösteri mahiyetinde fokstrot yapsalar da, balolar vals veya tango ile, düğünler ise mutlaka "La Comparsita" ile açılmıştır.

1930’lu yıllara doğru bütün dünyayı saran çarliston salgını Beyoğlu’na kadar uzanmış, çeviklik isteyen bu yeni dans, kısa sürede genç, yaşlı herkes tarafından benimsenmiştir.

Son yıllarda unutulan eski danslar yeniden gündeme gelmiştir. 1991 yılında Swissotel’de Viyana Opera Balosu Orkestrası eşliğinde, Viyana Balosu düzenlenmiştir. Altı haftalık vals dersi alan çiftlerin katılımıyla gerçekleştirilen balo, 1996 yılına kadar her yıl düzenli olarak, daha sonraları ise aralıklarla gerçekleştirilmektedir. Tango Dostları Derneği’nin yaptığı dans gösterili konserlerle başlayan tango geceleri, yerini öncelikle 1994 yılından itibaren Armada Otel’de süregelen "Tangolu Pazar Geceleri" ne bırakmıştır.

Günümüzde dansa yönelik ilgi yeniden canlanmıştır. Çok sayıda dans aktivite ve geceleri düzenli olarak gerçekleştirilirken, sıklıkla yurtdışından yabancı dans eğitmenleri atölye çalışmaları için gelmekte, çeşitli organizasyon, kurum ve kuruluşlar faaliyete geçmektedir.

Cumhuriyet Baloları

19. yüzyılın sonlarında, İstanbul, İzmir gibi levantenlerin yoğun yaşadıkları büyük merkezlerde düzenlenen balolar, Türk Ocağı�nın kültürel faaliyetleri ile ivme kazanmış, Cumhuriyetin ilanından sonra ise resmiyet kazanarak, sosyal yaşamın önemli bir parçası durumuna gelmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ilk balo, Eylül 1925'te İzmir�de düzenlenmiştir. Atatürk�ün isteği ile sadece Müslüman erkek ve kadınların bulunduğu bu eğlence, aslında kadın ve erkeğin aynı ortamda bulunması ve eğlenmesi adına büyük bir devrimdir.

29 Ekim 1925 tarihinde ise, ilk resmi Cumhuriyet Balosu, Ankara�-'da Türk Ocağı'nda, başta Cumhurbaşkanı Atatürk olmak üzere; başbakan, bakanlar, büyükelçiler, ordu komutanları ve basının ileri gelenlerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu tarihten itibaren, Ankara�da düzenlenen Cumhuriyet balosuna katılmak üzere her yıl İstanbul, İzmir ve diğer büyük illerden birçok yerli ve yabancı konuk davet edilmiştir.

"Türk Ocağı o zamanlar, Hamamönü semtindeki Şengül Hamamı'nın yanındaki eski Ermeni mektebinin binasında çalışmaktadır. Balo gecesi bu harap binanın salonunda, duvar diplerine sandalyeler dizilmiştir. Herkesin sus pus sıralanıp oturduğu, sessiz hareketsiz, hatta kadınsız; benzetme garip kaçmazsa adeta bir mevlit toplantısıdır bu. Süreyya Ağaoğlu bu ilk baloya katılan birkaç Türk kadınından biridir. Anılarında kısaca şunları aktarır: Büyük bir heyecanla hazırlanmış, yüzüme de pudra sürmüştüm. Girişteki aynada yüzümü görünce hiç beğenmeyip mendille sildim. O günlerde o küçücük bina bizim için sanki bir saraydı" (Unutma Beni - Gökhan Akçura, 2001)

Cumhuriyet Baloları toplum için bir örnek oluşturmuş ve kısa zamanda müzikli, danslı eğlenceler sıklıkla düzenlenmeye başlamıştır. Başta çeşitli kurumlar yararına olmak üzere Türk Ocağı, Hilal-i Ahmer, Himaye-i Etfal ve buna benzer birçok kurum birbiri ardına balolar düzenlemişlerdir. Artan ilgi karşısında özel dans okulları kurulup, dans dersleri verilmeye başlanmıştır.

Dans muallimi İsmail Ruhi Bey tarafından perşembe, cumartesi günleri gecesi, cuma pazar günleri gündüz istenilen saatte ders verebileceğinden heveskaranın şeraiti anlamak ve kaydını icra ettirmek üzere Karşıyaka Belediye bahçesine müracaatları�� (Hizmet, 3 Ağustos 1926)

Cumhuriyetin ilk yıllarında, küçük bir taşra kasabası görüntüsü veren başkent Ankara'yı canlandırmak, siyaset, ticaret, kültür ve eğlence merkezi yapmak amacıyla özel balolar sıkça düzenlenmiştir. Örneğin, Şubat 1927�de Başbakan İsmet Paşa�nın ev sahipliğini yaptığı ve Bakanlar Kurulu, İstiklal Mahkemesi üyeleri, yabancı büyükelçiler ve işadamlarının katıldığı yaklaşık iki yüz kişilik bir balo düzenlenirken, iki gün sonra yine Ankara�da, Cumhurbaşkanı M. Kemal Paşa�nın katıldığı bir Himaye-i Etfal Balosu düzenlenmiş, baloya birçok seçkin yerli ve yabancı konuk katılmıştır.

Şüphesiz Cumhuriyet baloları batılı yaşam tarzının topluma empoze edilmesinde etkin bir araç olması nedeniyle önem taşımaktadır.


Bir Zamanlar Dans Dersleri

"Dansing"ler

İstanbul'da "dansing"lerin ortaya çıkışı, şüphesiz Beyaz Rus göçmenlerin savaş sonrası kente yerleşmeleri ile başlamıştır. 1920 yılında Rusya'dan gelen zenci Thomas, Şişli'de "Hospital de la Paix" Akıl Hastalıkları Hastanesi'nin hemen yanındaki Stella bahçesinde İstanbul'un ilk dansingini açmış ve daha çok subayların tercih ettiği seçkin bir mekan olmuştur. Kiev'li bir Yahudi olan Mösyö Weinbaum, Cercle d'Orient'in karşısındaki binanın zemin katında, "La Nose Noire (Siyah Gül)" adında başka bir Rus dansingini işletmiştir. M. Lehmann'ın işlettiği varyete tiyatrosu "Garden Bar" ise, zamanla bir Rus dansingi haline dönüşmüştür.

Rus dansinglerinin yanısıra, Tokatlıyan, Pera Palas gibi dönemin rağbet gören otellerinin de dansingleri olup, pek çok danslı çay partisine ev sahipliği yapmış, pek çok gönül ilişkisinin başlamasına ya da bitmesine vesile olmuştur.

Bu salonlarda kendine özgü disiplin ve nezaket hakim olup, herkes bu kurallara uymuştur. Örneğin, dansa kalkmayan dam zorlanmamış, "angajeyim" diyen dama karşı ısrar edilmemiştir.


Dans Dersleri ve Eğitmenleri

Araştırmacı yazar Gökhan Akçura, dönemin dans derslerini şu şekilde aktarmaktadır:

"Üzerinde dans muallimi" yazılı kapıdan içeri girip merdivenleri çıkıyoruz. Sonunda, sandalyelerin duvar diplerine dizildiği büyük bir salona ulaşıyoruz. Biz vardığımızda galiba dans yeni bitmiş ki; herkes yerine oturuyor. Bu sırada yanımıza gelen kısa boylu adam cebinden bir fiş çıkarıp uzatıyor. Fişin üstünde dershane ile ilgili temel bilgiler yeralmakta. Bunların en önemlisi dans saatlerinin düzenlenişi ile ilgili olanı:

Ders Saatleri;
10:00 - 12:00
13:00 - 17:00
19:00 - 21:00
22:00 - 24:00

Gramofonun karşısındaki boş sandalyelere oturtuluyoruz. Hemen bir matmazel gelerek karşımıza dikiliyor. Acemi olduğumuzu anlayınca söz konusu fiş karşılığı, kişi başına 15 kuruş vereceğimizi söylüyor. Karşımızdaki gramofonun yanında beş altı kız oturuyor. Bunlar günde elli ila yetmiş kuruş yevmiye alan "muavinler". Sabahtan akşama kadar çalışıyor ve gelen erkeklerin damları olarak görev yapıyorlar. Bizim oturduğumuz tarafta da on onbeş kadar erkek var. Rum aksanıyla konuşan dans profesörü, önce danslar hakkında açıklamalar yapıyor. Sonra erkekler kızların önüne giderek kızları revaransla dansa kaldırıyorlar. Gramafona konan tango çalmaya başlıyor. Bunu daha sonra vals ve paso doble takip ediyor."

Dans dershanelerine giriş (duhuliye) ücreti, Fener'de, İstanbul yakasının ilk dans salonunda 25 kuruş iken, Beyoğlu'nda başta Haçopulo Hanı'ndaki Mösyö Yani'nin salonu olmak üzere yalnız kavalyeden alınan giriş ücreti 30 kuruş ve üstüne çıkmaktadır.

Bazı dans dershanelerinin hemen yanında "kafeşantan"lar yeralmakta olup, giriş ücreti erkekler için 25 kuruş, bayanları teşvik etmek için ise 10 kuruştur. Amaç dansetmek için gelen erkek ve kadınları biraraya getirmektir.
Dönemin dans eğitmenlerinden ilk akla gelenler;

* Yüksekkaldırım'da Madam Sari
* Galatasaray'da Şahinyan
* Tokatlıyan Oteli'nin arkasında Yorgo
* İpek Sineması karşısında Hanımyan
* Sakelaridis
* Taksim'de Lukas
* Fener'de Halid ve Halide Armanlı
* Bahri Bey
* Haçopulo Hanı'nda Mösyö Yani
* Madam Salaha


Mösyö Yani'nin dans salonunun kavalye müşterileri daha çok banka, büro ve büyük mağazalarda çalışıp, salona yakın semtlerden gelen öğrenci ve gençlerden oluşurken, damlar ağırlıklı olarak Fener, Balat, Hasköy, Cibali, Kuledibi, Tarlabaşı, Feriköy ve Beşiktaş'tan gelmektedirler
__________________
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:35   #6
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Meditatif dans bilince açılan bir köprü. Amacımız öncelikle kendi doğamızı keşfetmek, kendi potansiyelimize ulaşmak.

Şehir hayatında bize en yakın doğa parçası kendi vücudumuz. Meditatif dansta vücudumuzu nasıl kullanmamız, ona nasıl davranmamız gerektiği Yoga, Klasik Bale, Modern dans ve diğer tekniklerle sunuluyor. Böylece varlığını bile bilmediğimiz kasları kullanmayı öğreniyoruz. Yanlış baskılar veya sakatlanmaya yol açabilecek kullanımlardan uzaklaşıyoruz. Şehir hayatının doğal sonuçları olarak bizi bekleyen iç ve dış hastalıkları engellemek için doğal yöntemlerimiz olduğunu öğreniyoruz. Güçlenen sırtımızla düzgün duruşu yakalıyor, taban düşüklüğünden, menisküse, kireçlenmelere, fıtıklara, disk kaymalarına karşı önlemimizi alıyoruz.

Endüstri devriminden itibaren hiç olmadığı kadar artan kalp, damar hastalıkları, sinir, tansiyon, şeker ve kansere karşı bir zırh kuşanıyoruz. İç organlarımızı hissetmeye başlıyor, onlara yardım ediyor ve üzerlerindeki baskıyı kaldırıyoruz. Nefes teknikleriyle gerçek ve doyumsuz bir nefese ulaşıyor, bu nefesle fiziksel ve ruhsal sağlığımızı korumayı, hücrelerimizi ve düşüncelerimizi yenilemeyi öğreniyoruz.

Meditatif dans temelini bir his ve hareket konsantrasyonu olan Mevlevilerin dansından alıyor. Hareket konsantrasyonunu, bilinçli egzersizlerle birleştiriyor.

Kasma ve gevşetme yaşam demektir. Vücudumuzu germeyi batı teknikleri Klasik Bale ve Modern Dansla, gevşetmeyi ise yoga ve diğer doğu teknikleriyle öğreniyoruz. Böylelikle hem güç kazanıyor, hem de bu gücü kontrol etmeyi öğreniyoruz. Kazandıklarımızı paylaşarak artırıyoruz.

Meditatif dansla insan düşüncesinin ve vücudunun nasıl işlediğini, mükemmelliğini, karışıklığını ve düzenini bilinçli hareketlerimizle kavramaya başlıyoruz. Öncelikle dik duruşu kazanıyor ve sonra bu duruşla ve bilinçle harekete geçiyoruz. Bilincimizi durağanlıkta ve yavaşlıkta buluyor ve sonra hıza ve harekete yöneliyoruz.

Meditatif dans doğadan ve onun parçası olan vücudumuzdan hislerimiz aracılığıyla bilgi kazanmamızı ve bu bilgileri geliştirmemizi sağlıyor. Doğa ile iletişimimiz ise bizi sağlıklı, bütüne yönelik ve doğru düşünmeye yöneltiyor. Böylelikle takıntılarımızdan, saplantılarımızdan uzaklaşırken, huzur ve güven gibi saf duygularla bütünleşiyoruz. Meditatif dansı spor ya da jimnastik gibi algılamamak gerekiyor. Çünkü yalnızca meditatif dansta, bedenimiz araç olarak değil amaç olarak öne çıkıyor. İlerleme için gerekli olan gücü rekabet ve hırs ile değil, uyum, bilinç, anlayış ve duygu ile kazanabileceğimizi öğretiyor.

Meditatif dans, bilim dünyasının maddeci tavrına yine bilimin bulgularıyla yanıt veriyor, ve gözle görülmeyen enerjilerin gücünü hissedip keşfetmemizi sağlıyor. Beyin ve kalp gibi organların nasıl çalıştığını inceliyor, onları geliştirmemizi ve alanlarını keşfetmemizi sağlıyor. Bizi kuşatan dünya ile iletişimimizi kolaylaştıracak ve renklendirecek bilgi ve becerilerle kuşanırken, hey şeyi anlamlandıracak bir anlayışa ulaşıyoruz.

İnsanın varlığına ve bedenine nasıl yaklaştığını, tarih boyunca insanlıkla tekrar öğreniyoruz. Doğa ile iletişimimizde bize en köklü ve derin bağı hissettiren yoga ve meditasyonla doğamızı ve bir varlık olarak kendimizi keşfediyoruz. İnsanların kendi aralarında kurduğu sistemi, insan olma gururunu ve tarihini, klasik bale kalıpları ve modern dans ile öğreniyoruz.

Meditatif dans, insanlığın uzun ömürlü çelişkisi madde ve ruh ikiliğini sentezle çözümlüyor ve parçayı bütünle buluşturuyor. Bu ikiliğin çevremize ve düşünme biçimimize akıl ve duygu, doğu ve batı, erkek ve kadın, sol beyin ve sağ beyin olarak yansımalarını incelerken, ne maddenin, sol beynimizin zincirleme çalışma biçimini öne çıkarıyor, ne de ruhsal gelişim için aklı yadsımayı öneriyor.

Meditatif dans gerçeğe kurduğu köprüden, bu ikiliğin insanı oluşturan iki temel güç olduğunu görüp, her ikisini de geliştirip, uzlaştırmaya çalışıyor. Batı teknikleriyle koordinasyon yeteneklerimizi, doğu teknikleriyle ise konsantrasyon yeteneklerimizi artırıyor. Altyapıya ise kendi tarihimizden bir bakışı koyuyor; ve bu bakış gerçeği özünden yakalamış Tasavvuf felsefesine uzanıyor..Günlük hayatımızı, uzun süreli bakışımızı, andaki mutluluğumuzla birleştiren meditatif dans, bedenin, düşüncenin ve enerjinin limitlerini araştırıyor.

Meditatif dans bir çocuk bakışı için çocukluğunuza, zindelik için gençliğinize, kökleriniz için tarihinize, saflık için benliğinize ulaşabileceğiniz bir köprü. Sağlığınız için yapabileceğiniz en bilinçli ve etkili çalışma. Gerçekte olduğunuz yeri bütünlüğüyle görmenizi sağlıyor ve geleceğe şekil vermek isteyenleri buluşturuyor.



Meditatif dans sistemin olumsuz etkileriyle baş etmeniz ve şehir hayatında sağlığı yakalamanız için tek çare. Postmodernizmin sıkıntısını kaybolan vücut bilincine bağlıyor, duygular için mantık sistemlerinde yer açıyor ve çatışma yerine uyum koymayı amaçlıyor.

Her şeyin değişmekte olduğu ve değişmeye devam edeceği dünyamızda yerini görmek isteyenlere ve onun dönüşüne eşlik edenlere duyurulur....




Medİtatİf DansIn YararlarI

· Bedenimizi tanımak ve bilinçli olarak kullanabilmek, bize hem eşsiz bir güç ve algılama yeteneği kazandıracak, hem de beynimizin vücudumuzla koordinasyonunu sağlayarak günlük hayatımızda bilinçli, doğru ve sağlıklı hareket etmemizi sağlayacaktır.

· Her hareketimiz bir ritimdir. Hareketlerimizin doğal ritimlerini yakalamak bizde dışarıdan görünür bir uyum yaratacaktır.

· Hareketlerimizin içimizden gelen akışını hissettiğimiz zaman, dokunduğumuz her şeyin varlığını duyumsayacağız ve bu bize mutluluk verecek. Gündelik hayatta yapmak zorunda olduğumuz her şeyde; yürürken, otururken, çalışırken, yaşadığımız dünyayı daha farklı algılayacak ve onu daha çok seveceğiz.

· Meditatif Dansın daimi hedefi DURUŞLA ilgilidir. Duruşunuzu düzeltmek uzun süreli bir amaçtır. Bu teknikle kullandığınız her kasın onlarcasına sahip olacak; bazı kaslarınıza gereğinden fazla yüklenip sakatlanma olasılığınızı tamamen ortadan kaldıracaksınız. Meditatif Dans, vücudun akışkanlığını kullanarak sizi vücutla ilgili kısıtlı tutumunuzdan kurtararak, kendiliğinden hissi veren bir geniş kullanma ağında potansiyel gücünüzü kullanma yeteneği verecektir. Bu size hayatınızın sonuna kadar kullanabileceğiniz yepyeni güçler hediye edecektir.

· Meditatif dans, insanların günlük hayatında eksik tuttuğu Sezgisel akıl ve doğal yaşam gibi tarihsel birleşenlerini, varlığının geçmişte oluşan sihirli mutluluk ve yeteneklerini, beynimizin altında, rahatça ulaşabileceğimiz yerlerde bulmanın anahtarlarını sunar. Bunların yokluğu,yirmili yaşlardan itibaren büyüme ve sürekli yenilenme becerilerinin üstünü kapatır. Bedenin isyanı ağrılar, ve sürekli tutulan yanlış alışkanlıklarla kendini gösterir. Devamını öngöremeyen beden, kendini kalıplaşmış hareketlere hapseder; bu da bazı kas ve hareketlerimizle beraber bazı duygularımızı da kaybetmemize neden olur.

· Omuriliğin açılması ve dengesi kişisel esneklik ve yaratıcılıklarınızın dışavurumunda size destek olacaktır. Meditatif Dans, omuriliğin akordeonel yapısının bozulmasıyla onu hareketsizlikten kireçlenmeye götüren süreci durduracak ve ona çok eski ve yeni yeteneklerini sunacaktır. Bilinçli hareketleriniz, geçmişte ruhunuzda oluşmuş ve varlığını üstünüzde tutan tüm duygularınıza yeni bir yön ve size sonsuz bir güven verecektir.

Medİtatİf DansIn Vücudunuza KazandIracaklarI

· vücut bilgisi

· duruş&çizgi

· denge

· esneklik

· uzama

· akıl-vücut koordinasyonu

· rahatlama

· performans ve güç

· konsantrasyon



NELER ÖĞRENECEĞİZ?



· Fiziksel, duygusal ve sinirsel gerilimi azaltabilme yeteneği

· Hareketle rahatlama bilgisi

· Zihinsel odaklanma ve tüm vücut konsantrasyonunu geliştirme

· Vücudunuzu dinleme

· Nefesinizi tüm hareketlerinizin bilinçli ve tamamlayıcı bir parçası haline getirme

· Zihninizi rahatlatmak ve sezgilerinizi açmak

· Yeni tekniklerle vücut açmak

· İnsanlarla ve doğayla kurduğumuz denge ve uyumu diğer insanlarla kuracağımız ilişkilerde, oluşturduğumuz yaratıcı kombinasyonlarda sunmak




Meditatif dans doğu ve batı teknikleri senteziyle; vücut farkındalığı, nefes ustalığı, rahat ve akıcı hareket için tasarlanmıştır.

Sıfır noktasından başlayarak bedenin potansiyel gücünü ortaya çıkarır. Modern hayatın ve şehir yaşamının beden ve zihin üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerden insanı kurtarırken, sağlık, bütünlük hissi, akıcılık, güç ve kondisyon verir.

Meditatif dans, paralel gelişimi hedefler.

Konsantrasyon yeteneklerini belirgin bir şekilde artırır.

Zihin gücü ve motivasyon kabiliyetini somut ifadelerle yükseltir. Bütünsel gelişim için, katılımcıları, beden, zihin ve ruh ile barışık, grup enerjisiyle aktif, yaratım gücüyle zengin, sanatsal evren ile tatminli kılmayı hedefler.

Meditatif dans, anı kendimizin kılmak için geçmişi biriktirir.

İlkçağ ve ortaçağda oluşmuş teknik ve öğretilerle ~ Helen tekniği, Yoga, sufi dönüşleri, şamanik çemberler ~ yeni ve yakınçağda oluşan metot ve disiplinleri ~ Klasik bale, Modern teknikler, Alexander, Pilates, Risk, Contact ~ bir araya getirir. Beden ve zihin gücünü artırır, sınırları ve limitleri sorgular...

Meditatif dans, ilhamını topraklarımızın karışımından alır.

Meditatif dans, özümüzün dansıdır. Kollarını özgürce doğuya ve batıya açar. Derinliğini tasavvuf felsefesinin açıklığından, yüksek tahayyülünden ve eşitlik prensibinden alır. Hızını ve çevikliğini batıya, durağanlıktaki huzurunu doğuya borçludur. Tutarlı ve bütünsel gelişimi hedefler. Zamanı tersine çevirerek algıyı ve bedeni, her daim genç, diri, meraklı ve açık tutar. Bütünlük, kendi içindeki birleşenlerine, diğerlerine ve evrene dönüktür. Tüm basamakların ilkeleri farklı, fakat uyumludur. Doğruluğunun ispatı, eşsiz harmonisidir.

Yaşamı, kaostan çıkararak fraktal organizasyona dönüştürür.



Meditatif dansın doğal gelişimiyle ifade yetenekleri gelişir.

Düşünceler, harekete dönüşür. Potansiyel, kullanılabilir hale gelir. Uyuyan kaslar, hayat bulur. Ölü kütleler canlanır. Endişeler dizginlenir. Beden çizgileri uzamaya ve düzelmeye başlar. Sırt, dikliğini bulur. Sembolik ifadesi hafıza olan sırt, meditatif dansın temel noktasıdır. Her yeni gelişim sonunda sırtta yeni bir diklik, benlikte yeni bir güven hissi ve ifadede cesaret oluşur. Sadece omurgada bulunan altı yüzü aşkın kas, bir seneye yayılan sürede canlanır ve güçlenir.

Hafızamızda ve geçmişimizde saklı, bilinçaltında her zaman canlı pişmanlık, tutarsızlık ve suçlululuk hislerinden kaynaklanan korkular, yerini sonsuz bir güvene, sorumluluk hissine ve olgunluğa bırakır. Böylece kendi geçmişimizi bir kambur gibi taşımaktan vazgeçer, onun doğruluk ve saflıklarını ayırt ederek, vicdanımızı yok saymak yerine, onunla anlaşmaya başlarız.

Ve hafızamızın üstünde, esnek bir çizgiye sahip oluruz. Tüm özelliklerimize ifade canlılığı ve birleşenlerimize uyum getiririz.



Kişi ve Grup

Meditatif dans, bireysel ve modern dünyada hareket yeteneği, estetik sunumlar, sağlık ve gelişim vurgusuyla ön plana çıkar. Meditatif dans ben içinde, zihine bağlı yaşamı açarak, doğayla bütünleşmişlik hissi, ve diğerleriyle kaygısız ve içten bir şekilde iletişime geçmek için bir fırsattır. Ben, sen ve o’yu keşfederken biz’den yardım alan meditatif dans öğrencileri, zihnini tutarlı bir biçimde sentezleyerek gelişimin, öğrenmenin formülünü çözüyor

NEPHES TEKNİĞİ



Meditatif dans gerçek bir keşiftir. Dünyada yeni yeni oluşmaya başlayan bu akımın Türkiye’de ilk defa gerçek yerini bularak ve genişletilerek sunulması Quote araştırma grubunun çalışmaları ve vücut eğitmeni NEPHES’in zengin altyapısı, üstün yeteneği ve yaratıcı ruhu ile geliştirdiği ders tekniği ile başlamıştır.

Meditatif dans modern dünya sisteminin gelişimi ile birlikte insanlığın kaybettiği vücut bilinci, sezgisel akıl ve doğal yaşam gibi varlığının geçmişte oluşan sihirli mutluluk ve yeteneklerini, odaklanma ve meditasyon, ve özel olarak tasarlanmış vücut çalışmaları yoluyla sahiplerine geri kazandırır. Duruşu düzelterek ve omuriliğin akordeonal yapısını koruyup güçlendirerek insana hak ettiği güveni ve sağlığını verir. Aksi halde oluşacak yanlış alışkanlıklar, ağrılar, rahatsızlıklar ve hastalıklardan vücudu sonsuza dek korur.

Vücut bilinciyle vücudunuzu baştan şekillendirebilirsiniz. Gerçek, güçlü bedene ulaşırsınız. Hastalıklarınızı, sakatlıklarınızı kontrol altına alırsınız. Bedeni dinler ve onu yönlendirirsiniz. O da sizi dinler ve kendinizi dilediğiniz gibi yansıtmanızı sağlar; kendinizle ve diğerleriyle kurduğunuz ilişkileri, oluşturduğunuz yaratıcı kombinasyonlarla ifade etmenize, yaşamınızla uyum içinde varolmanıza yardımcı olur..

Beden üzerindeki binlerce yıllık insan düşüncesini ve deneyimini bu geniş yelpazede yepyeni ve ışıltılı bir zekayla yorumlayan Nephes tekniği; vücuda güç, form ve esneklik kazandırır. İnsan bilincini vücut üzerinde gerçekleyerek duygu ve beden dünyası arasındaki dengeyi sağlamak, katılımcılarda sınırsız bir yaratıcı enerji oluşturur. Grup enerjisinin iyileştirici gücü, hareketin ve dansın sonsuz varlığı, insanı köklerine, gizli dünyalarına ulaştırır ve onu geleceğe taşırken hak ettiği güveni ve saf neşeyi verir. Meditatif dans, Doğunun birikimini, duygusunu ve evrenle bütünleşme tarzını, Batının tekniğini ve hızını kendi saf gerçekliğimize yansıtarak, insana yeni açılımlar ve ihtiyacı olan anlayışı vaat eder. Bu çalışmadan varlığımızın tüm birleşenleri yararlanır:

Bedenimiz güç, uzama, esneme; bilincimiz konsantrasyon; ruhumuz güven ve anlayış kazanır ve böylece aralarındaki sağlıklı dengeye ulaşılır.

MEDİTATİF BİLİNÇ

Meditatif Dans kendimizi keşfetmek için benzersiz bir sistemdir. Kendimizle, diğer insanlarla ve evrenle kurduğumuz ilişkilere yeni bir gözle bakmak için harika bir fırsattır. Yaşadığımız dünyanın karmaşasından, benliğimizde oluşan yabancılaşma duygusunundan kurtulmayı; kendimizi ve bedenimizi tanımayı, bilerek varolmanın sihrini tatmayı, ruhunuzu rahatlatmayı ve canlı tutmayı amaçlar. Meditatif Dans kendimizi denetlemek için varolan yeteneklerimizi besler; vücudumuz ve aklımız arasında bütünleşme sağlar, bilinçliliğimizi ve yaratıcılığımızı artırır.

Meditatif dans tek bir sisteme veya tekniğe bağlı kalmadan, doğu ve batı disiplinlerini kendi amacı doğrultusunda sentezleyerek birçok teknik ve çalışma metodunu buluşturur.

Klasik Bale, Yoga, Modern Dans, Alexander, Risk Teknik, Contact Improvisation, Pilates, Helen ve Horton gibi köklü vücut disiplinleri ve teknikleri meditatif dansın temelini oluşturur. Dünyanın dört bir yanında oluşan bu tekniklerle dengeye bakış açıları ve vücut formları buluşur. Katılımcılarda eşsiz bir form, enerji ve bilinç oluştururken, bedene gerçek gücünü iade eder.

Bedeni gerçekten keşfetmek, tüm iç ve dış kas sistemlerini harekete geçirerek gerçekliği yakalamak; duruşu düzeltmek ve gerçek nefes teknikleriyle bedeni tüm potansiyeline ulaştırmak, birçok rahatsızlığa, hastalığa karşı koyar. Bedene tüm potansiyelini kazandırır, iç organlar üstündeki baskıyı kaldırır, ve katılımcılarda köklü bir değişim sağlar.

Duruş&Çizgi
İlk hedef duruşu düzeltmektir. Meditatif dans bu amaç için ilk önce duruş çizgisine odaklanır, omuriliğin akordeonel yapısını koruyup, güçlendirir, çizgisini doğrular.

Türkiye’de sekiz kadından birinde oluşan disk kaymaları ve çağımız hastalığı bel fıtığı ve kireçlenme gibi rahatsızlıklar bu çalışma ile insanı sonsuza kadar rahat bırakır.

Vücut Bilinci
Çağımız insanının yaşam biçimi bedenin ve beyinin büyük ölçüde potansiyelini kullanmamasına, bu da zamanla çoğu özelliğini yitirmesine neden olmuştur. Zincirleme öğrenme becerilerini barındıran sol beyinin gelişimiyle sağ beyin ve ürünü olan sezgisel bilgi yitirilmeye başlamış, aralarındaki denge bozulmuştur. Sağ beyinin özellikleri, sezgisel akıl bu çalışmayla tekrar canlanmaya başlar, insana kaybettiği yarısını bulmasının mutluluğunu verir.

Vücut Kondisyonu
Kendi ağırlığımızı, dengemizi ve yerçekiminin yarattığı baskıyı kullanarak, vücut çizgilerini keşfedip düzelterek, bedenin potansiyelini ortaya çıkardıktan sonra, çeşitli tekniklerle limitlerimizi zorlamak bizi enerjik, sağlıklı ve güçlü bir bedene ve tatminli ve yaratıcı bir ruha ulaştıracaktır.

Meditasyon ve odaklanma
Bilimsel olarak alt-beyinin keşfi konusundaki çalışmalar artmıştır. Meditatif dans alt beyine ulaşmanın en etkili yolu olan meditasyon ve odaklanma metotlarını kullanır. Beyin ve beden arasındaki uyumu yakalar, akıl vücut koordinasyonunu geliştirir. İnsanı stresten, sıkıntıdan, seçeneksizlikten ve depresyondan uzaklaştırır.

Grup enerjisi
Sanayi devrimi ile birlikte rekabet ve iş bölümü insanı grubundan ve tarihinden ayırmıştır. Ancak insan tek başına bir birey olarak yaşayamaz ve duygusuna ve gücüne ulaşamaz. Meditatif dans hem kişi hem de grup üzerine yoğunlaşır. Grup, enerji birleşimi ve uyum için vardır. Grup enerjisinin bireye sağladığı olumlu duygular, insanı kendi egosundan uzaklaştırması, önüne uçsuz bucaksız bir yol açar.

NEPHES derslerinde, grup enerjisini eşi bulunmaz bir motive edici güce dönüştürür, ortak bir amaç, sağlık ve mutluluk etrafında varolan grubun zekasını tüm arınmışlığıyla ortaya çıkarır. Katılımcıların bedensel farklılıklarına tek tek yaklaşır, her sorunu inceler ve çözümler oluşturur.

Kişi, grup enerjisinin itici ve destekleyici gücüyle, açığa çıkan kendi gücüne, köklerine, bedenine, düşünce dünyasına ve oradan evrene yansıyan görüntüsünün gerçekliğine ve uyumuna ulaşacaktır.

Meditatif dans insanı yalnız bir birey değil, enerjinin doğa ve dünya yüzündeki tüm canlılarla paylaştığı ortak gerçeği olarak görür. İnsana hafızasının hak ettiği güveni hediye eder. O hafızada hepimizin yerini ve rengini görmek elimizdedir.


Ve dans...
Gezegenimizin hareketi, bizi oluşturan tüm hücre ve atomların hareketleri bir ritim ve uyum oluşturur. Bu hareketin sihrini yakalamak, onunla uyum sağlamak, dansla mümkündür. İnsanlığın en eski ortak noktası dans ve ritimdir.

Vücut kondisyonu, grup enerjisi ve binlerce yılda oluşmuş teknik ve duyguların birikimiyle çalışma başlar. Derste öğrenilenlerin uygulamaya dönüşü ve verimi yine derste açığa çıkar. İnsana güven ve güç duygusu ve eşi bulunmaz bir tatmin verir. Doğan enerji modern dans teknikleri ile kendini yaratıcı kombinasyonlarla ifade eder. Medeni cesaret, güven ve uyum duyguları gelişir.

Etrafımızdaki her şeyin, gezegenimizin ve tüm evrenin ortak özelliği hareket ve değişimdir; bu sonsuz dansa uyarsak yaşamı ve onun sihrini, sağlığımızı ve geleceğimizi güven altına almış oluruz.

Hafızanın ve bilincin sırlarını çözmek, tüm tarihle ve insanlıkla paylaştığımız ortak anahtarımız olan Bedenimizle ve onu güçlendirmekle mümkündür. Unutulmamalıdır ki düşünceyi üreten bedendir ve geleceği hazırlayan düşüncedir.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:36   #7
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

:: Latİn Danslar ::




Latin Danslar 3 Kategori altında Toplanır...

1-Salon Dansları
2-Sosyal Danslar
3-Serbest Stil( bu dans türü Latin danslarından ayrıdır)

Bu 3 kategori altında farklı dans çeşitleri vardır

1-Salon Dansları
Amerikan Rhythm (cha cha, rumba, swing, mambo, bolero)
Amerikan Smooth (vals, tango, viyana valsi, foxtrot)
Uluslararası Latin (samba, cha cha, rumba, paso doble, jive)
Uluslararası Standart (vals, tango, viyana valsi, foxtrot, quickstep)


2-Sosyal DanslarArjantin Tango
Flamenko
Geleneksel Latin Dansları - Küba (salsa, son, mambo,cha cha, merenge,conga, bolero, rumba free, lambada, samba)
Latin Klüp Dansları (salsa, merenge, cha cha, cumbia, bachata)

3-Serbest Stil
Rock'n roll, disco, sirtaki,oryantal vb.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:36   #8
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

:: Cha Cha ::


Küba familyası danslarının diğer bir üyesi olan Cha Cha Cha, aynı zamanda sosyal Latin-Amerikan danslarının en popüler olanıdır. Cha Cha Cha'nın birçok hareketinde bu sebeble Rumba Mambo hareketlerinden benzerlikler vardır. En temel farklılık "Cha Cha Cha" dadır. Bu terim adını müzikteki dördüncü vuruşun, kolay yakalanabilen Cha Cha Cha ritmini vermek için bölünmesiyle oluşmuştur.
Bu dans başlangıçta Mambo ve Rumba'nın bir çeşidiydi ancak 1948'de Enrique Jorrin, Mambo'nun doğduğu danzon ritmiyle, montuno ritimlerini karıştırdı.


Sonuç gözle görülür şekilde farklı ve heyecan vericiydi. Jorrin'in "aldatmaca" anlamına gelen bu yeni kompozisyonu "Enganadora" 1953'te kayıtlara geçti ve devasa ölçülerde popülarite kazandı. Dansçılar hep daha da fazlasını talep ettiler. Cha Cha Cha'nın anlaşılır ritmi küçük müzik topluluklarından büyük orkestralara kadar hemen hemen her şekilde yorumlandı ve kısa sürede neredeyse tüm müzisyenler Cha Cha Cha çalmaya başladı.

Cha Cha Cha dansı, müziğinin de olduğu gibi; canlı, göz alıcı, alaycıdır ve coşkun ritmiyle dünyadaki tüm dansçıların rağbet edip zevk alacağı türden nadir bir eğlence sunar.

Cha Cha Cha adı İspanyolca'da "Chacha" çocuk bakıcısı demektir. Aynı zamanda "chachar" kokain yaprağı çiğnemek anlamına da gelmektedir. Ama Cha Cha Cha hızlı bir Küba dansı olan Guaracha'dan geldiği düşünülmektedir.

Müzik ve Ritim
Cha Cha Cha'nın da ritmi Mambo ve Rumba'da olduğu gibi 4/4'tür. Cha Cha Cha ritmindeki 2, 3, 4 & 1 ritmini vermek için dördüncü vuruş ikiye bölünmüştür. Bu ritimde ilk vuruş vurgulanır. Cha Cha Cha ritminin temposu Rumba'nınkinden biraz daha hızlıdır. Yarışmalardaki sabitlenen ritim dakikada 30 bardır. Göze yavaş görünen bu tempo Cha Cha Cha'nın diğer danslara göre fazla olan adımlarıyla esasen hızlıdır.


Cha Cha Cha Notları
Karakter: Küstah, Hareketli, Tutkulu Hareketler: Sert ağır ve hızlı adımlar, düz bacak yapısı. Bar/dakika:30 bar. Zamanlama: 4/4 Yükselip alçalma:Yok

Zamanlama
Cha Cha Cha'nın bölünmüş dört vuruşu içersinde bir sonraki bara geçmeden dansçının Cha Cha Cha şasi adımları denilen adimlari vardır. Şasi adımları iki vuruşunda öne ve geri atılan temel adımlarla Cha Cha Cha'nın esas ritmine bağlanır. Birçok dansçı Cha Cha Cha'ya bir vuruşunda yana atılan bir adımla başlar. Bu adım bir sonraki 2 vurusunda atılan ön ve geri temel adımlarına yol açmış olur.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:37   #9
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Arjantin Tango ::


Endülüs ve İtalyan folklorundan izler taşıyan tango, 19. yüzyılın sonlarında Arjantin’de ortaya çıkmıştır. Kasvetli ve tutkulu görüntüsüyle diğer danslardan ayrılır. Müziği ve kökeni Latin danslarından çok farklıdır. Arjantin'de doğmuş, çok uzun süre keşfedilememiş hakettiği yeri bütün dünyanın onu farketmesiyle almıştırHer zaman kaba, hırçın bir tarzda olup, hareketli ve canlı ritminin yanısıra, son derece hüzünlü ve mutsuzdur. Büyük kentte düş kırıklığına uğrayan göçmenlerin kırılan umutları, sıkıntıları, başkaldırıları bu dansla dışa vurulmuştur. O dönemde tango, kapalı küçük çevrelerin ayıplanan ve hor görülen dansıdır.


Her ne kadar tango bugün ışıltılı dans salonlarında yapılsa da, aslen Buenos Aires'in kenar mahallelerinde ve genelevlerinde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın sonunda Buenos Aires, Avrupa ve Afrika'dan gelen, bir çoğu bu yeni ülkede kendini yalnız hisseden göçmenlerle ve sürgünlerle dolmuştu. Bunlar geçici arkadaşlıklarda, içkide ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak herhangi bir eğlencede avuntu buluyorlardı. Bu göçler sonunda aradıklarını bulamamışlar ve büyük bir ümitsizliğe düşmüşlerdir.Kendilerini bu ülkede yabancı gibi hissetmişler ve hiçbir yere ait olmama duygusundan kurtulmaya çalışmışlardır. Bu koşullar altında , bu baskı altındaki kültür yeni bir müziğin doğmasına yol açmıştır.. Sosyal baskılar nedeniyle duygularını ifade etmekten kaçınmışlar , bunun yerine kendilerini tangoyla özetlemişlerdir.

Zamanla Buenos Aires’in eğlence ve kültür merkezi olan Calle Coriente’ye ulaşan tango, önemli değişimler geçirerek bir eğlence müziği ve salon dansına dönüşmüştür. 1907’lerde tangonun yıldızı hızla yükselmiş, Arjantin’li müzisyenler tarafından önce Paris’e, oradan da tüm Avrupa’ya ve hatta Uzakdoğu’ya kadar yayılmıştır. Arjantin Tangosu gerek müzik, gerekse dans olarak her ülkede o ülkenin ulusal kimliğine bürünmüştür.
Dünyada 3 farklı şekilde yapılır (Arjantin stili, Amerikan stili ve uluslararası stil).


Bugün Arjantin’de tangonun tarihsel gelişimini araştıran bir “Tango Akademisi” bulunmaktadır. Tangonun tarihsel sürecini beş dönemde özetlemek mümkündür.

Tango çeşitli kültürlerin karışımıdır,; Afrika vuruşları, Kızılderili ritmi ve Latin etkisi Arjantin pampalarının müziğiyle birleşti. Tango adının Afrika tamtamlarının çıkardığı "tan-go" seslerinden, ya da Latince dokunmak anlamına gelen "tangere" fiilinden türediği sanılmaktadır. Tango adı nereden gelmişse olursa olsun, tango müziği tango dansına da can verdi. Hayal kırıklığına uğrayan milyonlarca insan duygularını müziğe de yansıtmıştır -ki bunlar öfke, hüzün, vatan hasreti ve düşkırıklığı olmuştur.


Başlangiçta tango, kapalı ve küçük çevrelerin ayıplanan ve hor görülen müziğidir. ..aile babaları bu müziğe kuşku ile bakmakta ve bırakın dansetmeyi, sabah fabrikaya çalışmaya giden kız çocuklarının kulakları tango sözlerini ve bandeneo'nun baştan çıkarıcı ezgilerini duymamasi için pamukla tıkanmaktadır İlk tangolar Arjantin aristokrasisinin "aşağı" bulduğu bir davranış idi. Bunu nedeni şöyle açıklanabilir: Tango, daha çok genelev dünyasında rağbet görmekteydi. Muhabbet tellalları cafishio veya cafio'lar, çoğunlukla fakir Doğu Avrupa'dan gelen sermaye kadınlar ve kaçamak yapan maceraperestlerin bu yeni ve erotik dansı rahatlıkla yapabilecekleri yer ancak batakhanelerdi... O günlerdeki tangoların adları bu gerçeği yansıtır.


Dönemin tangocu tipini temsil eden guapo veya compadre'ler özel giysiler giyen, kıskanç, kavgacı, bıçak taşıyan, sık sık da hapse giren yarı köylü, yarı şehirli kabadayılardır. Meslekleri çoğunlukla arabacılık, at bakıcılığı ve kasaplıktır. Kendi aralarında 'compadraje' adlı kurallar geçerlidir.

1912'de Arjantin'de alt sınıfa seçme hakkı verilmesi,bu sınıfın kültürel özelliklerini daha üst sınıfların tanımasına olanak sağladı.Böylece tango halk arasına karıştı. Durum bir süre sonra değişti, "aile"nin gidebildiği açık hava eğlence gazinolarında "edepli" tangolar yapılmaya başlandı.

Yüksek sosyeteye göre tango ,kabul edilemeyecek kadar kaba ve müstehcendi.Fakat birinci Dünya Savaşı'ndan çok kısa bir süre sonra tango Fransa'ya taşındı.Fransız sosyetesi tangoyu bağrına bastı.Fakat Avrupa'da yaygınlaşmaya başlayan tango biraz değime uğramıştı.Tangonun Fransız versiyonu orjinaline göre daha duygusal,daha melankolik ve daha az ihtiraslıdır.

Tangonun Paris'teki bu büyük başarısından sonra Arjantin'de halka açık yerlerde tango yapılmaya başlandı.1940'lar tangonun altın çağı olarak ifade edilir.Fakat 1950'lerde çeşitli nedenlerden ötürü tango tekrar yeraltına dönmeye başladı.Rock'n Roll'un yayılması ile birlikte eşli danslar popülaritesini yitirdi.1950 1980 yılları arasında Arjantin birsürü diktatör tarafından yönetildi.Dansetmek yasaklandı. Şuanda özgürlükle birlikte tango bütün ihtişamıyla birlikte geri döndü

Türkiye'nin tango ile tanışması Cumhuriyet'in kabulünden hemen sonraya rastlar.Medeni hayatta batıya yönelik yenilemelerin arasında dans da gelmektedir. Fakat Arjantin tango uzun yıllar Türk insanı tarafından benimsenmedi. Bunun en önemli nedeni dans stilinin fazla müstehcen bulunmasıydı.Avrupa'da değişime uğramış stili benimsenmeye başlandı ama yine de bay ve bayan hiçbirzaman gerektiği gibi yakın dansetmediler. Tango ve Türkiye ile ilgili asıl inanılmaz olan, Türkiye'nin dünyada tangonun ulusal bir marş gibi söylendiği tek ülke olması.Ama yine de Türkiye Avrupa Dans Federasyonuna üye olmayan tek Avrupa ülkesi.Ulusal marş gibi söylenen şarkı , ' La Cumparsita ' Türkiye'de her düğünün açılış şarkısıdır. Tango sadece bir dans değildir. Tango bir yaşam stilidir.Tango çoğu şairin şu kelimelerle belitmeye çalıştığı direkt, duyguların dışa vurumudur: " bir kavganın, kutlamaya dönüşebilme inancı"..


Arjantin Tangosu;Son yüzyılda Arjantin' in Buenos Aires şehrinde ortaya cıkmış, halkın sosyal yaşantısını tam olarak yansıtan bir danstır. Gerçek bir yönlendirme ve yönelme dansıdır. Dramatik bir müziğe sahip olan Arjantin Tangosu keskin ayak ve bacak oyunlarına sahiptir.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-15-2008, 18:37   #10
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

:: Bolero ::


Bolero 1930'ların ortalarında ortaya çıkmış, "Amerikan Style" bir dansdır. O zamanlar bolero klasik formda dans ediliyordu. Bolero'nun orjinali 3/4 lük ritm ile İspanyol bir dansdır. Bolero Küba'da önce 2/4'lük ritm, sonunda ise 4/4'lük ritme değişti. Şu anda Rumba ritminin çok yavaş bir versiyonu olarak dans edilir. Müzik sık sık İspanyol vokalleri ile ve ince perküsyon efektleri ile düzenlenir, ve 20 ile 25 mpm (measures per minute) ile çalınır. Bolero Fandango'nun istenmeyen kısımları çıkarılarak yapılmış bir modifikasyondur. Ama bütün zerafeti aynen karunmuştur. Bolero kilisede dans edilse, rahipler bile kendilerini bu dansın çekiciliğinden alamayıp dans edeceklerdir.


Bolero'da "slip pivot" ve sola dönüşler olan bir dansdır. ( slip pivot bir daire içinde, ayakların bir eksen üzerinde ileri ve geri hareketleri ile yapılan vucudun dönüşüdür.) Bolero'da sadece vucut yükselişi vardır. (ayaklardan bir yükselme olmaz.) Slip pivot ile dans eden bir çift ve yavaş harika müziği Bolero'ya çok yavaş, düzgün, güçlü ve romantik hava verir. Bolero'nun ayak hareketler Rumba'ya benzer fakat çok farklı bir havası vardır. Bolero genellikle, yavaş ve harika temposu ve güzel melodilerinden dolayı "aşkın dansı" olarak bilinir.Rumba müziği duyduğunuzda onu Bolero sanabilirsiniz ama aslında tempo bakımından çok farklıdır
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ismini yaz dans etsin Korax Komik Animasyonlar 4 09-07-2008 00:53
Beckham'dan dans şov Yaso Magazin & Dedikodu 0 08-05-2008 15:00
Savaşa rağmen dans Yaso Kültür ve Sanat 0 06-07-2008 22:50
GAFFUR un ASLI ile dans Korax Cep için Videolar 0 03-08-2008 18:03


Şu Anki Saat: 20:42


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows