Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-03-2008, 19:00   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Peygamberlerİn GÖnderİlİŞ Gayesİ

PEYGAMBERLERİN GÖNDERİLİŞ GAYESİ:
1. Kulluk
İnsanın yaratılşındaki esas gaye Allah'a kul olmadır. Allah(c.c.) Zariyat suresi 51. ayette mealen "Ben cineleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" buyurmaktadır. Ayetten anlaşıldığı üzere insan O'nu bilip tanımak ve O'na layıkıyla kul olmak için var edilmiştir. Yoksa yeme içme ev bark sahibi olma vs. şeyler yaratılışımızdaki esas gaye degildir. Bunlar insanın fıtratında bulunan ihtiyaçlardır ama kesinlikle esas gaye değildir.

Peygamberlerin gönderiliş gayesi insanın yaratılış gayesi ile örtüşmektedir. Insan akıl ve vicdan yolu ile Allah'ı bulabilir. Fakt O'na nasıl kulluk edeceğini bilemez. İşte peygamberler insana Allah'a (cc) nasıl kulluk yapılacağını göstermek için gönderilmiş ve yolda insanlara önderlik etmiştirlerdir.

2. Tebliğ
İnsan ki, Allah'ı bilip tanımak ve bu bildiklerini vicdanında duymak için yaratılmştır. İşte ona bu vazifesini hatırlatmak ve aynı zamanda onu bu marifete ulaştırmak için art arda peygamberler gönderilmiştir. Hz. Adem(as) hem ilk insan hem ilk nebidir.

Evlatları daha gözlerini açar açmaz kareşılarında babalarını, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir peygamber olarak bulmuşlardır. Ondan Hatamül Enbiya , iki cihan serveri Hz. Muhammed (sav)'e kadar bütün peygamberler hayatlarını bu uğurda harcamışlardır. Onlar bizlere ibadete ait meseleleri öğretmiş, Allah'ın emir ve yasaklarını bizlere bildirmiş, mükellefiyetlerimizi kavramamıza vesile olmuşlardır.

3.Güzel örnek
Peygamberlerin gönderilişindeki bir diğer husus da onların ümmetlerine güzel birer örnek olma keyfiyetleridir. Onlar bizler için birer önder ve imamdırlar. Zira bizler için gerçek hayatı onlar onlar temsil etmişlerdir

4. Dünya Ukba Müvazenesini Temin
Peygamberler dünya ve uba dengesini kurmak için gelmişlerdir. Bu denge ile insanoğlu ifrat ve tefritten kurtulacak ve istikameti bulacaktır. Evet, ne papazlar ne ruhbbanlar gibi bütün bütün dünyayı terkedip manstıra çekilme, ne de her şeyi ile dünyaya dalıp ona kul köle olma değil sürekli orta yolu bulma ve yaşama ki bu da ancak vahyin aydınlık iklliminde olabilecektir.

Bu denge Kur'an-ı Kerim'in "Allah'ın sana verdikleri ile ahiret yurdunun peşinde ol, dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan da bulunduğu gibi sen de ihsan da bulun yer yüzün de fesad peşinde olma. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez." (Kassas 28/77) şeklinde ifade edilmektdir.

5. İtiraz Kapısını Kapama
Cenab-ı Hakk, "Biz peygamber göndermedikçe azap edici değiliz(17/75) buyurmaktadır.
Evet her ümmert kendi peygamberine ait nice mucizeleri gördü vea dinledi. Böylece kimi insanlar inandırılmış, inanmayanların da bahane bulmalarına meydan verilmemiştir. Yani ahirette hiç kimsenin herhangi bir itiraz hakkı bulunmayacaktır.

Peygamberler maddi alanda da insanlığa birçok katkıda bulunmuşlardır. Hz Nuh(as) gemicilik de Hz. İdris(as) terzilikte Hz. Yusuf(as) saatçilikte Hz.İsa tıp alanında insanlara önder olmuşlardır.

Hatemül Enbiya Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed(sav)
Peyganber efendimiz'in (sav) nübüvvetinden evvel cahiliye devri Arap toplımuna göz atmak O'nun büyüklüğü açısından faydalı olacaktır.

Cahiliye Dönemi
1.Putperestlik
Cahiliyet dönemi insanlarında tam bir putperestlik hakimdir. İnsanların ekserisi ağaca taşa toprağa güneşe aya yıldıza kullukta bulunuyor hatta helva ve peynir gibi yiyeceklerden kendi elleri ile yaptıkları putlara bir süre tapıyor, acıkınca da bu putları yiyorlardı. Kabeye doldurdukları putlarla övünüyor ve teselli oluyorlardı. İçlerinde az bilgisi olanlar ise" Biz onlara sırf bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" (Zümer 39/3) düşüncesi ile onları Allah'a yaklaştırıcı birer vasıta olarak görüyorlardı.

2.Kız çocukları diri diri gömülüyordu.
Kız çocuğu bir utanç vesilesi olarak görülüyordu. Öyle ki adeta cemiyetten gizlenmeyi gerektiren bir utançtı bu. Kız çocuğu müjdesi alan bir kişi ya cemiyet içindeki horlanmaya katlanıp o çocuğu hayatta bırakacak yada şerefini temizlemek için o kız çocuğunu ortadan kaldıracaktır.

Hz. Ömer cahiliye döneminde yaptıkları iki şey için, birisi hatırlayınca kendimi gülmekten alamam diğerini hatırlayınca ise çok ağlarım demektedir.Birincisi için, cahiliye döneminde helvedan putlar yaptıklarını ve onlara taptıklarını, bir katıldıklarında ve acıkdıklarında ise bu putlatı yedıklerini söyler. Ağladığı mesele için ise "Biz kız çocuklarını diri diri toprağa gömerdik" demektedir.

Yine bir sahabe , peygamber efendimiz ve başka sahabelerin bulunduğu bir toplulukta başından geçen bir hadiseyi anlatır. Şöyle ki; "Benim küçük bir kızım vardı. Bir gün hanımıma onu giydirmesini söyledim. Annesi bunun ne demek olduğunu biliyordu. Daha sonra kızımı alıp daha önce kazdığım bir çukurun yanına getirdim ve ona çukurun içine bakmasını söyledim. O baktığı esnada onu itekleyip çukura attım. Kızım her nasılsa çukurun ağzına tutundu bir yandan da "Baba elbisem kirlendi deyip elbisemdeki tozu siliyordu. Fakat ben onu tekrar itip üstünü toprakla örttüm." demektedir. Bu esnada peygamber efendimizin(sav) mübarek gözlerinden damal damla yaşlar akmaktadır. Sahabelerden biri uyarı olsun diye "Peygamberi çok hüzünlendirdin" der. Ama peygamber efendimizin müdahale ederek tekrar tekrar anlattırır. Belki de böylece islamiyetin böylesine acımasız vahşi bir toplum meydana getirdiğini anlatmaya çalışmaktadır.

3. Ahlaki bozukluklar
Cemiyetin içine düştüğü bataklık bu kadarla sınırlı değildi elbette. İnsanlar leş eti yer, kan içerlerdi. Hint'in Hz. Hamza'nın kalbini yemesi ve kanını içmesi gibi..

Bir kadın birden fazla erkekle beraber oluyordu. Kadının tamamen hakir görüldüğü bu dönemde üvet anne oğluna miras olarak kalıyordu.İçki tüketimi çok yaygındı. Kabileler arasında kan davaları ve savaşlar vardı.

Evet Molier'e göre Hz. Muhammed cemaati kadar yeryüzünde islah edilmeye müsait olmayan başka bir cemaat var olmamıştır. Böylesine vahşi ve bedevi bir kavimden mükemmel bir topluluk meydana getirmesi onun nübüvvetine başlı başına bir delildir.

Evet bu toplumun davranışları karşısında çok küçük kalan sigara alışkanlığı bile ortadan kaldıramayanlar bir araya gelip o çağa gitsinler ve kolaysa onun bir senede yaptığını yüz senede yapabilecekler mi?
Peygamberimizin risaletinden önceki hayatı onun peygamberliğine delildir.
Dünyaya teşrifi esnasında meydana gelen olağanüstü hadiseler, çocukluk devresinde yakınlarının müşahedeleri ve gençliğinde firaset sahiplerinin sezdikleri manalar onun sıradn bir insan olmadığının ifadesiydi.

Çevresinde fuhuş adına bütün olup bitenlere rağmen peygamberliğine kadar olan bu devrede iffet namus ve hayasına toz kondurmamıştır. İki defa düğüne giderken yolda uyuyup kaldığı bizzat kendisi ifade buyurmaktadır. Sefere çıkışta "kızımı namusumu kime teslim edeyim" diye düşünenlerin hemen iljk akıllarına gelen bu iffet abidesi genç olmalıydı.

Peygamberlik öncesi dönemde bir defa olsun yalanına ve sözünden dündüğüne şahit olunmamıştır. Bu durumda, düşmanları dahil hiç kimse her hangi bir misal gösterememektedir. Kaldı ki en azılı hasımları bile ona Muhammed-ül emin diyorlardı. (Kabe tamiratında hacer-ül esvedi yerine koyma şerefi uğrunda kabileler arasında çıkan anlaşmazlıkta hakem tayin edilmiş...)

Kırk yaşına kadarki hayatı boyunca en ufak bir yalan ve dengesizliğe rastlanmöayan bir kimsenin meleke haline gelmiş bütün ahlakını birden kırk yaşında değiştirmesinasıl düşünülebilir?

Peygamberimizin düşmanları bile onun sıdkına şahittırler.
Düşmanları onu yalancılıkla itham edemiyor, getirdiklerini red ve ınkar edemiyor sadece "sahir, şair, mecnun" yakıştırmalarında bulunuyorlardı. Mevcudiyet ve hakikatını inkar edemedikleri mucizelerine de sihir deyip geçiyorlardı.

Mekke müşrikleri şiir ve belagatta çok ileriye gitmişlerdi. Okuma yazması olkayan ümmi bir zat tarafından "destekçilerinizi de çağırıp haydi benzerini hatta bir suresinin benzerini siz de getirin" diye meydan okunarak tebliği yapılan Kur-an'a ve peygamberlik davasına karşı en kolay yol olan dille mücadeleyi bırakıp en tehlikeli yol olan kılınçla mücadeleyi seçmeleri onun nübüvvetine apaçık bir delilidir.
Müşrikler onun açığını arama yanlışını bulma ve ilan etme mevzuunda çaresiz kalıyorlardı. Zira bir açığını ve yalanını bulsalardı hemen bütün cihana ilan edecklerdi.

Peki ama neden kabullenmiyorlardı? Aslında O'nun doğru söylediğini biliyorlardı fakat peygamberliğin O'na verilişini kibir ve gururlarına yediremeyip "neden eşraftan falan falana verilmedi de bir yetime verildi" diye kendilerince sözde mazeret beyan ediyorlardı.

Küçük bir davada küçük bir topluluğa küçük bir yalanın telaşlanmadan, farkettirmeden söylenmesi ve bunun tesir etmesi çok zordur. Oysa o çok büyük bir davayla ortaya çıkmış çok mühim hakikatleri geniş insan topluluklarına hem de hiç tereddüt etmeden telaşsız etkileyici ve ulvi bir şekilde anlatmıştır. Bu söylenenlerde yalan bulunabilir mi?

Allah Resulünün mektubu Hirakliyusa vardığında orda Ebu Süfyan da bulunmaktadır. Mektuptaki sözler kendisine tesir eden Hirakl ile Ebu Süfyan arasında şu diyalog geçer.

-Bu zatın nesebinasıldır?
-Soylu ve asil bir nesebe sahiptir.
-Daha evvel atalarımdan böyle bir iddiada bulunan oldu mu?
-Hayır yoktu
-Ona tabii olanlar zayıflar mı ileri gelenler mi?
-Ekseriyet itibari ile zayıflar.
-Azalıyorlar mı artıyorlar mı?
-Gün geçtikçe artıyorla
-Hiç yalan söylediğine şahit oldunuz mu?
-Hayır onu hiç yalan söylerken görmedik
-Hiç vefasızlık ettiği oldu mu?
-Bugüne kadar olmadı ancak bundan sonrasını bilemem.

İşte henüz müslüman olmayan Ebu Süfyan Hirakl ile olan konuşmasına ancak son cümlesindeki kadar tereddüt sokuşturabilmiştir. Hiraklin cevabı ise çok manidardır. "Bu yaşına kadar insanlara yalan söylemeyen biri bu yaşından sonra Allah'a yalan söyleyemez.

Peygamberimizin Gaybi meseleler hakkında söyledikleri de onun nübüvvetine delildir

1. Kendi devrine ait verdiği gaybi haberler
- Bedir'de Ebu Cehil'in, Utbe'nin, Şeybe'nin ve Velid'in ölecekleri yerleri göstermesi.
- Mekke'nin fethi sırasında müslüman olan ancak tam olarak iman etmeyen Ebu Süfyan'ın Peygamber Efendimizle(sav) Kabe'yi tavaf ederken "Acaba yeniden bir ordu toplayıp şunun karşısına çıksam nasıl olur?" diye içinden geçirmesine karşılık Peygamber Efendimizin(sav) "O zaman seni yine mağlup ederiz" diye Ebu Süfyan'ın kulağına fısıldaması...
-
2. istiİkbale ait verdiği haberler
- Hz. Üsame'ye "Şu anda ecvlerinizin arasına yağmur gibi fitnelerin dökülmekte olduğunu görüyorum" buyurdular.
- Hz. Ömer , Hz. Osman ve Hz. Ali fitnelerin kurbanı olarak şehit edildi.
- Müslümalar zor bir dönemde iken Mekke'nin fethini müjdelemesi
- Hz. Fatıma'ya kendisinin vefat edeceğini, ilk olarak onun kendisine kavuşacağını bildirmesi.
- Kendisinden sonra Al-i Beyti'nin katle belaya ce nefye maruz kalacağını haber vermesi.
- Hz. Osman'ın Kur'an okurkenşehit edileceğini ferman etmesi.
- Önce Emeviye 'nin daha sonra Abbasiye'nin zuhur edeceğini
- Kaderiye mensupları ümmetimin mecusikeridir deyip kaderi inkar eden Kaderiye tayfesini haber vermesi.
- Hayber'in fethinin Hz. Ali'nin eliyle olacağını
- Abdullah bin Busr'un 100 yıl yasayacagını ve yuzundekı sevımsı sigillerinde gideceğini haber vermesı
- Ammar'ın Hz.Ali'ye baş kaldıranbir cemaat tarafından şehıt edıleceğini bildirmesi
- İstanbul'un fethini haber vermesi
- Rumlara galip geleceklerıni
- Kendisinden yaklaşık 2500 yıl önce yaşamış Mısır fıravununun cesedinin sonrakilere ib ret olsun dıye denizden çıkarılıp korunacağını
- Kendisinden sonra 30 sene hilafetın süreceğini daha sonra saltanatın olacağını bildirmesi
- Mısır,İran,Hindistan,Küdüs veKıbrısın feth edileceğni
- Ebu Zer'ın yalnız yaşayıp öleceğinihaber vermiş ve söylediği herşey vuku bularak onun nübüvvetine delil olmuştur.
-
Peygamberimizin mucizeleri
- Peygamberimizin mirac'ı
- Parmağının işareti ile ayın ikiye bölünmesi
- Yemeklerin bereketlenmesi
- Parmaklarından su kaynaması
- Hasta ve yaralıların şifa bulması
- Ağaçların sözünü dinlemesi
- Kuru hurma direğinin inlemesi
- Avucundaki taşların Allah'ı tesbih etmesi
- Yağmur için dua ettiğinde yağmur yağması

O isteseydi müreffeh bir hayat yaşayabilirdi ama istemiyordu. Birgün melek Peygamber Efendimize Allah'ın(cc) selamını iletir ve ona sorar ; Ya Resulallah Cenab-ı Hakkın selamı var soruyor; Bir melık peygamber mi olmak istersin yoksa bir kul peygamber mi?

Cibril imdada yetişir :" Ya Resulallh rabbine karşı mütavazı ol" der. Allah Resulü tercihini yapar. "Bir gün aç kalıp tazarru eden, diğer gün tok olup şükreden bir kul peygamber olmayı ısterim."

O'nun Mekke'yi fethettiği zamanki mal varlığı peygamberlik verilmeden evvelki mal varlığından fazla değildi. Bir gün Hz.Ömer(ra) Peygamber Efendimizin(sav) yanına gelir ve henüz uykudan uyanmış olan Allah Resulünün mübarek yüzünde üzerinde yattığı hasırın izlerini görür ve ağlamaya başlar. Allah Resulü O'na neden ağladığını sorduğunda : Ya Resulallah, kisralar saraylarda kuş tüyü yataklarda yatıyor. Sen ki Allah'ın Resulüsün oysa sen hasırda yatıyorsun. İşte buna ağlıyorum der. Buna mukabil Peygamber Efendimiz(sav) "Ya Ömer istmez misin dünya onların Ahiret bizim olsun" buyurur.

Ebu Hureyre'den rivayet bir vakada Ebu Hureyre Allah Resulünün oturarak namaz kıldığını söyler. Namazını bitirince O'na Ya Resulallah Hasta mısınız diye sorar. Allah Resulü" Hayır açlık ! Ya Ebu Hureyre"der. Ebu Hureyre ağlamaya başlar. Zira kainat kendisi için yaratılmış,Allah'ın En sevgilisi açlı yüzünden ayağa kalkacak güç bulamadığı için namazını oturarak kılmaktadır. Onun ağladığını gören Resulallah onu teselli eder:"Ağlama Ya Eba Hureyre Bu dünyada açlık ızdırabını çeken, diğer tarafta Allah'ın azabından emin olacaktır" buyurur.

Ensardan bir kadın Hz. Aişe Validemize bir döşek getirir. O da onu Allah Resulünün her zaman istirahat ettiği hasırın üzerine serer. Geldiğinde bu manzarayı gören Allah Resulü ne olduğunu sormuş ve aldığı cevap üstüne de şöyle buyurmuştur.:"Aişe! Onu derhal geriye teslim et. Allah'a yemin ederim ki eğer ben arzu etseydim Allah benim sağımda solumda altında gümüşten dağlar yürütürdü..." Evet O'nun dünya namına istediği hiçbir şey yoktu. O'nun tek dileği ümmetinin kurtuluşuydu. O doğarken ümmeti ümmeti demiş ve kati rivayetle ahırette de yine ümmeti ümmeti diyecek ve ümmetinin kurtuluşu için Allah'a duada buluınacaktır. Kur'an'da O'nun müminlere karşı düşkünlüğü şöyle dile getirilir. " Size kendi aranızdan öyle bir peygamber geldi ki zahmete uğramanız ona ağır gelir. Kalbi üstünüze titrer ve, müminlere karşı pek şefkatli ve merhametlidir(Tevbe 128).

Bizi böylesine seven Efendimiz'e karşı biz de O'nun sünnetine uyarak karşılık vermeliyiz.
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 01:39


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows