Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-03-2008, 19:19   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart TÜrklerİn İslamİyetİ KabÜlÜ Ve Sebeplerİ

TÜRKLERİN İSLAMİYETİ KABÜLÜ VE SEBEPLERİ

Uzak-doğudan Avrupa ortalarına kadar bütün bozkırlar bölgesinde 1200 yıl hüküm sürmüş ve birçok siyâsî, sosyal ve etnik izler bırakmış olan Türk toplulukları İslâmî devirde de ve bu defa, hâkim zümreler sıfatıyla tarihî ağırlıklarını koydukları çeşitli müslüman ülkelerde büyük İmparatorluklar (Kara-Hanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlar, Hind-Türk İmparatorluğu) veya devletler (Irak, Suriye, Kirman, Anadolu Selçukluları, Tolunlular, Ihşidliler, Mısır Türk Devleti, Delhi Türk Sultanlığı, Timurlular, Kara-koyunlu, Akkoyunlular), Atabeylikler (Salgurlular, İl-Denizliler, Böriler, Zengîliler, Beğ-Teginliler) ve beylikler (Artuklu, Dânişmendli, Mengücüklü, Saltuklu, İnallı, Ahlat Şahları, İzmir, Efes) kurarak islâm dünyasının mukadderatına hâkim olmuşlar ve Osmanlılar'la birlikte değerlendirildiği takdirde, Orta Asya, Yakın Doğu ve Doğu Avrupa'nın son bin yıllık tarihine yön vermişlerdir.
Umumiyetle kabûl edildiği gibi, Türkler'in dünyâ tarihinin en mühim hâdiselerinden biri olmak üzere, İslâmiyete girişleri kendi arzuları ile vukû bulmuştur. Bu durum Arapça eserlerde de bazı yankılar bırakmıştır. Meselâ Halife Al-Me'mûn'un hususi kütüphânesinde memur olan bir Türk şöyle demiştir. "İranlılar ve Rumlar ülkelerini başkalarına kaptırıp kendi yurtlarında esir olurlar, Türkler memleketlerini hiç kimseye vermiş değillerdir..."

Gerçekte İslâm dininin eski Türk inanç ve telâkkilerine uygun cihetleri çoktu. Türkler uzun zamandan beri tek Tanrı inancına âşina bulunuyorlardı. Ahiret'e ve ruh'un ölmezliğine inanıyorlar ve Tanrı'ya kurban sunuyorlardı. Ayrıca İslâmiyet'in telkin ettiği ahlâkî kaideler eski Türk "alplik" anlayışına uygun düşüyor ve özellikle "cihâd" Türk'ün fütuhât görüşünü takviye ediyordu. Türkler'in kısa zamanda İslâmiyet'in bayraktarı olarak dünyâ karşısına çıkış sebepleri bunlar olmak gerekir.

İlk Müslüman Türkler
IX. asrın ortalarından itibaren gelişen askerî, ticârî ve dini münâsebetler neticesinde Türkler büyük gruplar halinde birbiri arkasından Müslüman olmağa başladılar. IX. Asrın ikinci yarısında Sâmânîlerin hâkimiyetine geçmiş olan şehirlerin (Talas, İsficâb) halkının çoğunluğunun Müslüman olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak büyük rakamlara ulaşan din değiştirmeler X. asırda başlamıştır. Nasr b. Ahmed'in Talas seferi ve İsficab beglerinin faaliyetleri sonunda Balasagun'un batısındaki Ordu şehrinde oturan Türkmen meliki İslam'ı kabul etmiş ve İsficâb beylerine vergi vermeye başlamıştır. Türk boyları arasında kalabalık bir grup halinde Müslümanlığı ilk kabul edenler, Balasagun ile Talas'ın doğusundaki Mîrkî kasabasında oturan Türkmenler olmuştur.

Türklerin İslâmı Kabul Sebepleri
Türkler Müslümanlıktan başka diğer dinlere de zaman girmişlerdir. Fakat Musevîlik, Hıristiyanlık ve Budizm gibi dinler çok az sayıda taraftar bulmuşlardır. Hatta bu dinlerin yayılmasına karşı sert tepkiler bile olmuştur. Buna karşılık İslâmiyeti kabullerinde böyle bir durumda karşılaşmıyoruz. XII. asırda yaşamış din adamı ve tarihçi Süryâni Mihail (ölm.1199) şu bilgiyi vermektedir "Türk Milleti tek tanrıya inanmakta idi. Arapların da tek Allah'a inanmaları Türklerin islam dinini kabul etmelerine sebep olmuştur." Süryani Mihail'in bu tesbiti bir gerçeği ortaya koymaktadır. Türklerin M.Ö. III. asırdan itibaren her şeye kadir olan ebedi Gök-Tanrıya inandıkları tarihi hakikat olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple kendi "Tanrı" anlayışlarına ters düşmeyen İslamın Allah'ını kolaylıkla kabul etmişlerdir. Diğer tarafdan İslamın cihat mefkuresi ile Türklerin savaşçılık ruhu ve dünyaya hakim olma idealleri birbirini tamamlıyordu.
Cihadın faziletleri ve mücahitlere ahirette vaat edilen mükafatlarda, Türkler, kendi ideallerini bulmuş oluyorlardı. Esasen kendi inançlarında öldürdükleri düşman nisbetinde öteki dünyada mükafatın vaad edilmiş olması yeni dini kabulde teşvik edici bir sebep olmuştur. Hz. Muhammed'in Türkler hakkındaki hadisleri, Türkler arasında İslam peygamberine karşı bir sempati ve yakınlığın doğmasına sebep olmuştur. Keramet sahibi olan ve gaipden haber veren Kamlar ile İslamın Evliya ve mürşitleri birbirlerinin yerine geçerken daha doğrusu birbirleri ile kaynaşırken meydana gelen değişiklik pek farkedilmiyordu. Türk töresi ile İslam'ın ortaya koyduğu nizam arasında bilhassa ahlaki meselelerde büyük benzerlik dikkati çekmektedir. Kısaca belirtmeye çalıştığımız bu hususlar Türklerin inanç ve ideallerine uygun gelen ve zamanın en mükemmel bir dinine ve medeniyetine neden ve nasıl girmiş olduklarını ortaya koymaktadır.

Türkler'in İslam Davasını Üzerlerine Almaları
Türklerin İslam dünyasındaki ilk faaliyetleri İslam Devletinin bünyesinde olmuştur. Halife el-Me'mun zamanından itibaren isyanların bastırılmasında ve Bizansa yapılan gazalarda Türk Birlikleri önemli roller oynamışlardır. X. yüzyılın başlarından itibaren İslam dünyasında tam bir parçalanma dikkati çekmektedir. Merkezi hükümeti temsil eden Abbasi halifelerinin hükmü Bağdat'ın dışına çıkmıyordu. Ülkenin doğu eyaletleri Samanilerin idaresinde bulunuyor, Suriye de ise Hamdaniler istiklallerini kazanmışlardı. (929). Bunlardan çok daha tehlikelisi 899'da Bahreyn'de ortaya çıkan ve kısa zamanda Hicaz ve Suriye'de söz sahibi olan Karmatiler ile 908 Tunus'da kurulan, 969'da Kahire'yi zapteden ve daha sonra bütün kuzey Afrika, Mısır, Suriye ve batı Arabistan'a hakim olan Şiî Fatimî hilafetini zikretmeliyiz.
Diğer tarafdan Büveyhiler 945 yılında Bağdat'ı işgal ettiler. Siyasî birliğin bozulması iktisadi çöküntüye zemin hazırlıyordu. İslam dünyasında bu parçalanma devam ederken Bizans İmparatorluğu toparlanıyor ve İslam Ülkelerine karşı saldırılarını sürdürüyor, toprak kazanıyordu.
İslam dünyasını parçalanıp zor durumda kaldığı sıralarda yeni bir güç ortaya çıkıyordu 1038 yılında istiklalini kazanan ve 1040 Dandanakan Savaşı ile İran'da yegane siyasi güç haline gelen Selçuklu Devleti Bağdat'ı Büveyhiler'in tahakkümünden kurtarıp Abbasi halifelerine manevi itibarlarını iade ediyor ve Bizans'a yaptığı seferlerle cihat ruhunu yeniden canlandırıyordu.
Halife Ömer zamanında başlayan Anadolu gazaları asırlarca devam etmesine rağmen bu kıtanın fethi bir türlü gerçekleştirilememişti. Bu büyük fetih Selçuklulara nasip olmuştu. Anadolu'yu bir Türk Müslüman ülkesi haline getirmede önemli bir merhale olan 26 Ağustos 1071 tarihindeki Malazgirt Savaşının meydana geldiği Cuma günü Abbasi Halifesi Kaim bi'emrillah tarafından hazırlanan ve aynı gün İslam memleketlerinin minberlerinde okunan hutbe, bu savaşın islam dünyasının kaderi üzerindeki ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Hutbede şöyle deniyordu: "Allah'ım İslamın sancağını yükselt...
Senin dinini şerefli ve yüce tutabilmek için onu lütufkar ve her zaman müessir olan desteğinden mahrum kılma... Ordusunu meleklerinle destekle, niyet ve azmini hayır ve başarıyla neticelendir. Çünkü o senin rızan için rahatını terk etti, malı ve canıyla buyruklarına uymak için senin yoluna düştü... Ona zaferi kısmet eyle... Ey Müslümanlar, onun için Allah'a dua ve niyazda bulununuz. Allah'ım, onun bütün güçlüklerini kolaylaştır. Ve şirke onun içinde boyun eğdir."

Müslümanlığın Türkler Üzerindeki Etkileri
Türkler'in Müslümanlığı kabulü bu milletin kaderi üzerinde de son derece önemli bir yer işgal geder. Yeni bir din veya medeniyetin kabulü, cemiyette inanış, düşünüş ve yaşayış gibi çeşitli bakımlardan meydana getirdiği değişiklik ve gelişmeler dolayısıyla bir milletin tarihinde en önemli bir hadise olma özelliğini daima korumaktadır.
Böyle bir değişiklikle milletlerin varlıklarını koruduğu, yeni bir iman ve hızla ileri bir seviyeye eriştiği veya bunun tam aksine milli bünyelerinin sarsıldığının, hatta milli benliklerini kaybettiklerinin örneklerine tarihte sık sık rastlanmaktadır. Din değiştirmenin bir milletin hayatında meydana getirdiği değişikliklerin Türk tarihinde açık olarak görebiliriz.
Türkler Müslüman olmadan önce gerek Türkistan'da ve gerekse yayıldıkları ülkelerde Budizm, Maniheizm, Musevilik, ve Hıristiyanlık gibi dinleri kabul etmişlerdir. Ancak bu dinleri kabul kısmen olmuş ve büyük Türk kitlesi kendi Gök-Tanrı dinlerine bağlı kalmışlardır. Türklerin kısmen de olsa kabul ettikleri bu dinlerin ortaya koyduğu nizam, onların töre ve yaşayışlarına uymadığı için, kısa zamanda onların milli benliklerini kaybetmelerine sebep olmuştur.
Gök Türk Hakanı Bilge Kağan, vezir'i Tonyukuk'tan bir Budist mabedinin yapılmasını istediği zaman bu Bilge vezirin ona verdiği "Savaşı ve hayvan etini yemeği yasaklayan ve miskinlik telkin eden bu dinin kabulu Türkler için felaket olur" cevabı bu husustaki ileri görüşünü ve endişesini bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.
İslamiyetin kabulü Türklere yeni bir ruh ve kuvvet vermiş, Asya steplerinden Avrupa içlerine kadar uzanan sahalarda büyük ve uzun ömürlü devletlerin kurulmasında başlıca sebep olmuştur. Bunlardan daha önemlisi İslam dininin ortaya koyduğu nizam ile Türk töre ve yaşayışı birbirine uyduğu ve birbirini tamamladığı için Türkler milli varlıklarını devam ettirmişlerdir. İslam dinini kabul eden Türk boylarından hiçbirisi, diğer dinleri kabul eden Macarlar, Bulgarlar, Hazarlar ve Peçenekler gibi milli varlıklarını kaybetmemişlerdir.
Diğer bir ifade ile dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olan Türk Milleti varlığını İslam dini sayesinde koruyabilmiştir. İslamiyetin bu müsbet tesiri, devlet idaresinden sanata kadar toplum alanının her alanında kendisini göstermiş, ilham kaynağı olmuş ve ölümsüz eserlerin meydana gelmesini sağlamıştır.
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
TÜrklerİn İslamİyetİ KabÜlÜ уυѕυƒ TaRiH 0 04-01-2008 22:04


Şu Anki Saat: 13:46


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows