Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-03-2008, 19:27   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart İBRAHİM b. EDHEM

İBRAHİM b. EDHEM

Ebu İshak İbrahim b. Edhem b. Mansur

(ö. 161 / 778 [ ? ] )
Zahid, sufi ve muhaddis.

Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya geldi. Anne ve babasının hac için Mekke’de bulunduğu sırada orada doğduğunu söyleyenlerde vardır. Ailesi arap kabilelerinden Beni İcI’e veya Temim’e mensuptur. Hakkında kaynakların verdiği bilgiler çelişkilidir. Genç yaşta zühd yoluna girmeye karar verinceye kadar Horasan’da yaşadığı anlaşılmaktadır. Memleketinden ayrılmadan önce bir çok hizmetçisi bulunan zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olduğuna dair kayıtlar, Belh hükümdarı veya hükümdarın oğlu ya da torunu olduğu şeklîndeki rivayetlerden daha doğru görünmektedir. Sahip bulunduğu bütün dünya nimetlerinden vazgeçip zühd yolunu seçmesi sebebiyle destanlaştırılan hayatına dair bilgiler arasında önemli farklılıklar görüldüğü gibi tarih kimliğiyle menkıbelerle anlatılan şahsiyeti arasında da ciddi uyumsuzluklar gözlenmektedir.

Kaynaklarda İbrahim b. Edhem’in zühd yoluna girmesine sebep olan menkıbevi bazı olaylardan söz edilmekte olup bunların en meşhuru, hizmetçisi İbrahim b. Beşşar’ın bizzat kendisinden dinleyip nakleddiği hadisidir. Buna göre İbrahim b. Edhem gençlik çağında avlanırken iki defa, “ Sen bunun için mi yaratıldın. Bunu yapmakla mı emrolundun?” şeklinde gaipten bir ses duymuş. Aynı sesi, üçüncü defa atının sırtındaki eyerin karşısında da işitmesi üzerine bütün malını mülkünü terk edip zühd yoluna girmeye karar vermiş. Abdullah b. Mübarek’in de aralarında bulunduğu altmış kadar ilim yolcusu gençle birlikte Mekke’ye doğru yola koyulmuştur. Başlangıçta, sahip olduğun geniş imkanların geride bırakıp vatanından ayrılmak kendisine ağır gelmişse de bir daha geri dönmemek için nefsine karşı çetin bir mücadele vermiş ve kararında sebat etmeyi başarmıştır. Bu sıradaki ruh halini. “Bir çok acı çektim, ancak vatanımdan ayrılmak kadar ağır geleni olmadı; nefsime karşı en şiddetli kavgayı vatan hasreti hususunda verdim.” Şeklinde dile getirmiştir. Bir müddet sonra beraber yola çıktığı gruptan ayrıldığı anlaşılan İbrahim b. Edhem çölde tek başına aylarca seyahat etmiş. Menkıbeye göre bu sırada tanımadığı bir kişi ona arkadaş olup, “ism-i azam” duasını öğretmiştir. İbrahim b. Edhem bu duayı okuyunca Hızır’la buluşmuş. Hızır ona ism-i a’zamı öğreten zatın Davut adında bir kişi,diğer bir rivayete göre İlyas olduğunu bildirmiştir. Hücviri ise İbrahim b. Edhem’e ism-i a’zamı bizzat Hızır’ın öğrettiğini söyler. (keşfü’l-mahcup, s.202). İbn Asakir, İbrahim b. Edhem’in Abbasi ihtilâcısı Ebu Müslim-i Horasani’den kaçtığı için vatanında ayrıldığını belirtmektedir. ( Tarıhu Dımaşki II.372). Bu bilgi doğruysa Belh’ten 129 (747) yılı civarında ayrılmış olmalıdır.

Horasan’dan ayrıldıktan sonra Şam, Irak, Hicaz ve Rum /Anadolu) bölgelerine seyahatler yapan İbrahim b. Edhem Mansure (el-Masısa). Sur Kayseri’ye (o zamanki Şam bölgesinin sahil şehri). Humus, Askalan, Beyurt, Basra, Küfe, Mekke, Medine, Kudüs, İskenderiye, Trablus, Antakya, Tarsus, Maraş gibi şehirleri dolaşıp boştan bekciliği, ırgatlık, değirmencilik gibi işler yaparak elinin emeğiyle geçinmeye çalışmıştır. Hayatının en az yirmi dört yılını geçirdiği Dımaşk’ta hemşehrisi Şakik-i Belhi ile karşılaştırdığında ona memleketinde bulunmadığı huzuru Şam beldelerinde bulduğunu söylemiştir. Mekke’de iken babasının vefat ettiğini haber alınca ülkesine giderek babasının vasiyeti üzerine malını gerekli yerlere dağıttıktan sonra kendi payını da diğer varislere bırakıp tekrar Mekke’ye dönmüştür. Bazı kaynaklara göre Belh’ten ayrılmadan önce evlenmiş, bu evlilikten bir oğlu olmuştur; Ebu Ishak künyesini bu sebeple almış olmalıdır. Ancak anlaşıldığı kadarıyla daha sonra hiç evlenmemiş, bununla birlikte çoluk çocuk sahibi olmanın kendi bulunduğu durumdan daha hayırlı olduğunu açıkça ifade etmiştir.

İbrahim b. Edhem’in kara ve deniz seferlerine katıldığı, Bizanslılar ’a karşı yapılan son deniz seferi esnasında ismi belirtilmeyen bir adeta vefat ettiği kaydedilmektedir. Ölüm yılı için 130 (748) , 140, 161, 162, 163 (780) , 164 ve 166 gibi tarihler verilmekle birlikte kaynakların çoğu 161 (778) veya 162 (779) yılını zikretmektedir. Defnedildiği yerle ilgili olarak da Şam bölgesi, Askalan , Bağdat, Bizans’a ait bir ada, Sukin veya Sufanen Kalesi, Mısır, Lut kavminin helak edildiği mahal gibi çeşitli yerler zikredilmektedir. Ancak omum, kız kardeşinin oğlu şair İbn Künase’nin “garp toprağındaki mezar” diye tanıttığı kabrinin Şam bölgesinde sahile yakın bir yerde bulunduğu kabul edilmektedir.

Ignaz Goldziher, Reynold Alleyn Nicholson, Ebü’l-Ala el-Afifi gibi araştırmacılar, İbrahim b. Edhem gibi şahsiyetlerin riyazet hayatını tercih etmeleri Belh’teki Budizm’in etkisine bağlamışlarsa da bu görüşün bir çok bakımdan tutarsızlığı ortaya konmuştur. (ali Sami En-Neşşar, III 407-412). Öte yandan İbrahim b. Edhem’in giydiği yünabayı Kugeli Şii Zahidlerin de bir şiar olarak giydiği hatırlatmış, ayrıca av sırasında meydana gelen bir olaydan sonra dua ederken, “Rabbim beni koruduğu sürece...” şeklinde bir ifade kullanmasından hareketle onun kendisini Şii imamlar gibi masum saydığı söylenmiş. Buna benzer sebeplere dayanılarak İbrahim b. Edhem’in zühd hayatının Şii kaynaklı olduğu ileri sürülmüştür. (Kamil Mustafa eş-Şaybi.1. 355-354); ancak bu iddianın da bir zorlanmadan ibaret olduğunu açıktır.

İBRAHİM b. EDHEM

İbrahim b. Edhem, İskenderiye’de Eslem b. Yezid el-Cüheni’yi ziyaret ederek onun sohbetinde bulunmuş, Mekke’de Süfyan es-Sevri ve FudayI b. İyaz’la tanışıp kendileriyle dost olmuştur. Ayrıca Sevri ve Evzai ile zaman zaman mektuplaştığı anlaşılmaktadır. Bu arada Ebu Hanife ile de buluşmuş ve aralarında dostluk meydana gelmiştir. Hücviri, İbrahim b. Edhem’in zahir ilmini Ebu Hanife’den öğrendiğini söyler. (Keşfü’l-mahcub, s.201) Ebu Osman el-Esved, Süleyman el-Havvas, Ebu Abdullah el-Kalanisi, Şakik-i Belhi, Huzeyfe el-Mar’aşi de İbrahim b. Edhem’in en yakın arkadaşlarındandır. Onun sohbet meclislerinde yetişenlerden bazıları şunlardır: Ebu İshak el-Fezari, Ali Bekkar Muhammed b. Hüseyin, Ebu Yusuf el-Gasuli, İbrahim b. Beşşar, Ebu İshak İbrahim el-Herevi.

Tabiın ve tebeu’t tabiınden hadis rivayet eden İbrahim b. Edhem’in bazı hadisleri mürsel olmakla birlikte kendisinin sika olduğu belirtilmektedir. Eu İshak es-Sebii, Ebu Hazim, Katade b. Ziyad el-Cumahi, Eban b. Yezid. A’meş, Ebu Hanife, Muhammed b. Aclan, Musa b. Ukde, Evzai, Süfyan es-Sevri, Şakik-i Belhi, Şu’be b. Haccac ve babası Edhem b. Mansur’dan hadis almış. Kendisinden de hizmetçisi İbrahim b. Beşşar. Süfyan es-Sevri, Şakik-i Belhi, Ebu İshak el-Fezari rivayette bulunmuştur. Hadis toplama yolunu seçmediği için az hadis rivayet etmiştir. Onun dadis toplama işine fazla rağbet etmesinin çeşitli sebepleri vardır. Bunların başında, hadis toplamakla meşgul olurken ameli ihmal etme endişesinin geldiği söylenir. Nitekim kendisine, “Dininin korumak için ibadetin yanı sıra ilmide ihmal etme” diyen Ebu Hanife’ye , “Sen de ilminle amel etmeyi ve ibadetle meşgul olmayı ihmal etme” diye cevap verdiği rivayet edilir. Süfyan es-Sevri , İbrahim b. Edhem’i hadis toplamadığı için tenkit etmeye kalkışınca ona, “Sen kendini ‘haddesena, haddesena’ ile meşhur ettin” diyerek karşılık vermesi hadis toplamaktan aynı zamanda riya korkusuyla kaçındığını gösterir.

İbrahim b. Edhem daha hayatta iken şöhreti geniş bir çevreye yayılmıştır. Kurduğu sohbet meclislerinde dostlarına nasihat etmişi, uzakta bulunanların sorusuna cevap yazmıştır. Onun çok fasih konuştuğu ve zaman zaman şiir söylediği belirtilir ; kaynaklarda kendisine nispet edilen bazı beyitlere yer verilmiştir. Öğütlerinde helal kazancın önemini vurgulaması dikkati çeker. Dua kabul edilmesi için ne yapması gerektiğini soran birine helal yemesini tavsiye eden İbrahim b. Edhem, helal kazançla çoluk çocuğun nafakasını sağlamayı yiğitlerin işi olarak görür.

Gecelerini tefekkür geçirip çok az uyduğu, gündüzleri ise sürekli oruç tuttuğu belirtile İbrahim b. Edhem zühdü farzı nafile ve selamet olmak üzere üç şekildeki zühd nafiledir. Selamet olan zühd ise şüpheli şeylerden uzak durmaktır. En mükemmel zahid kalbi en temiz, en samimi olan ve en fazla cömertlik yapan kişidir. İbrahim b. Edhem’in zaman zaman dağa çekilere Allah ile ünsiyet kurmaya çalıştığı görülmekle birlikte onun zühd hayatın da kendisini halktan tecrit etmek gibi bir anlayışı yoktur. Nitekim vaktini çoğunu halkın içinde onların derdiyle ilgilenerek geçirmeye çalışmış, insanlara ulema meclislerine devam etmelerini, namazı cemaatle kılmalarını, hacca gitmelerini, cihada katılmalarını, fakat nefsin hevasına karşı koymayı da ihmal etmemelerini tavsiye etmiştir.

Evzai, özellikle halkın arzsına katılmasını ve cömertliği sebebiyle İbrahim b. Edhem’i akranından üstün saymış ; Ebu Hanife, Süfyan es-Sevri ve Şakik-i Belhi de onun faziletleri üzerinde durdurulmuşlardır. Cüneyd-i Bağdadi kendisi için, “Bu yolun bilgilerinin anahtarı İbrahim’in elindedir” ifadesini kullanır. Kelabazi de onu, gaipten gelen bir sesle uyardığı için “murad” vasfına sahip olan sufierde yani Hak’ın cezbe kuvvetiyle kendine çektiği ve içindeki halleri müşahede ettirdiği kimselerden saymakta; bu tür bir cezbeye tutulaşanlara önce kendi iç hallerinin gösterildiği, ardından nefis ve maldan uzaklaştırıldıklarını belirtmektedir. Hücviri’ye göre İbrahim b. Edhem Hızır tarafından yetiştirilmiştir. Mevlana Celaleddin-i Rumi de onu “manalar denizinin yüzücüleri” olarak nitelendirdiği Bayezid-i Bistami, Cüneyd-i Bağdadi gibi sufilerle birlikte anar ve Ebu Hanife’ye uyanların din yolunu kesen eşkıyanın şerrinden, bu sufilere uyanların ise hilekar nefsin tuzaklarından kurtulduğunu söyler.

Muahhar kaynaklarda İbrahim b. Edhem’e nispet edilen, ancak babasının adıyla anılan Edhemmiyle diye bir tarikattan söz edilmektedir. Ayrıca kendisi Çiştiyye tarikatı silsilesinde de yer alır; silsileye göre İbrahim b. Edhemhem, FudayI b. İyaz’ın Halifesi, Huzeyfe el-Mar’aşi’nin de mürşididir.

Ebu Nuaym, İbrahim b. Edhem’in her Cuma günü sabah ve akşam on defa okuduğu, “Merhaben bi-yevmi’l-mezid ve’s-subhi’l-cedid” diye başlayan evradını kaydetmiş. (Hilye, VIII, 38-39), Kabe’yi ziyareti sırasında terennüm ettiği, “Hecertü’l-halka turran fi hevaka” sözleriyle başlayan altı beytlik münacatı yayımlamıştır. ( Münacat [Mecmua], İstanbul 1268, s.62-63 ; a.e [Mecmua], İstanbul 1279, s.68) Onun genellikle tergib ve terhıbe dair merfü ve mevküf rivayetlerinde elli bir tanesi Ebu Abdullah İbn. Mende tarafından bir araya getirilmiş. (Müsnedü İbrahim b. Edhem ez-Zahid [Müsneda ehadisi İbrahim b. Edhem]) ve Mecdi es-Sayyid İbrahim tarafından neşredilmiştir. (Bulak 1408/1988). Kendisine izafe edilen Cevabü İbrahim b. Edhem ‘an’ ‘ademi istica- beti’d-Du’a’ adlı eser (Süleymaniye Ktp. Süleymaniye, nr. 1054, vr. 82b –86b ), anonim bir derlemeden ibaret iken baş tarafda İbrahim b. Edhem’e air olduğu rivayet edelen ve duaların kabul edilmeyişinin başlıca sebeplerini gösteren bir açıklamadan dolayı ona nisbet edilmiş olamlıdır.

Ebu’l- Ala el-Afifi, el-Taşavvuf: Şevretün ruhiyye fi’l-İslam, İskenderiye 1963, s. 74, 82, 92, 215, 273 ; Kamil Mustafa eş-Şeybi, eş-Şıla beyne’t-tsavvusf ve’t-teşeyyu ‘Bağdad 1964, 1,351-354; Ali Sami en-Neşşar. Neş’etü’l-fikri’l-felsefi fi’l-İslam, Kahire 1978, III, 407; E. Demenghem, Vies des saints musulmnas, Paris 1981 s.17-49; Gulam Ali Arya, Tarika-i Çiştiyye der Hind ve pakistan, Tahran 1365 hş., s. 74; C. Van Arendonk-Nicholson. “İbrahim b. Adham “El, III, 432-434; Russel Jones, “İbrahim b. Adham, El2 (ing.), III, 985-986; Fethullah Müctebai. “İbraim Ethem” , DMBİ, II, 403-407; K. A. Nizami, “Çiştiyye” , DİA, vII, 343; “Ebrahim b. Adham”, Elr. , vII, 62-63.
REŞET ÖNGÖREN


EDEBİYAT. İslam edebiyatlarında İbrahim b. Edhem’in hayatı ve kişiliği etrafında oluşan menkıbeler manzum-men-sur edebi eserlere konu olmuş. “İbrahim b. Edhem hikayeleri”, “İbrahim b. Edhem menkıbeleri” ve “İbrahim Edhem destanı” gibi adlarla anılmıştır. Türkçe İbrahim Edhem destanlarında yer alan maceralar daha ziyade tasavvufi bir mahiyet arz eder. Buna göre İbrahim Edhem tahtının üzerinde uyuya kaldığı bir gece rüyasında tavanın sallandığını hisseder. Orada kimin bulunduğunu sorunca, “Tanıdık biriyim, devemi kaybettim, onu arıyorum” cevabının alır. İbrahim Edhem, damda deve armanın şaşkınlık olduğunu söyleyince sesin sahibi ona, Allah’ı altın taht üzerinde ve atlas elbise içinde aramanın damda deve aramaktan daha büyük bir şaşkınlık olduğunu hatırlatır. Bunu üzerine İbrahim Edhem düşünceye dalar. Olaydan birkaç gün sonra devlet ileri gelenlerinin bulunduğu şölende bir adam korkusuzca muhafızları geçerek İbrahim Edhem’in karşısına dikilir. İbrahim Edhem ne istediğini sorunca adam şölenin verildiği handa kalmak istediğini belirtir. İbrahim Edhem, buranın han değil kendisine ait bir konak olduğunu ve her önüne gelenin burada kalmayacağını söyler. Adam, konağın daha önce kimlerin olduğunu ve onların şimdi nerede bulunduğunu sorar; İbrahim Edhem de önceki sahiplerinin öldüğünü belirtir. Adam, “bu ne biçim konaktır ki bir gelmede, biri gitmede” der ve oradan uzaklaşır. Bundan etkilenen İbrahim Edhem onun peşine düşer; kendisiyle konuşmak istediğini belirterek kim olduğunu sorunca “Hızır” cevabını alır. Ertesi gün ava çıkan İbrahim Edhem atının üzerinde iken “uyan” diye bir ses duyar. Üç defa tekrarlanan bu sese aldırış etmeyince aynı ses, “Başkaları seni uyandırmadan önce kendi uyan!. Cümlesiyle yankılanır. Ayrıca İbrahim Edhem’in o esnada karşısına çıkan bir ceylan dile gelerek, ‘Ben avlamak için gönderildim; senin beni avlaman için değil. Bir çareye ok atıp avlamak için mi yaratıldın? Bundan başka işin yok mu?” der. Ardından aynı sözleri atını eğerini kaşından ve kendi içinden de işiten İbrahim Edhem aniden ruhi bir değişime uğrar. Keşfi açılır. Allah’a tövbe eder ve “Rabbim! Beni koruduğun sürece bugünden itibaren sana asi olmayacağım” diyerek üzerindeki kıymetli eşyaları, elbiselerini ve atını orada karşılaştığı çobanlarından birine verir, sürüyü de bağışlar ve çobanın elbiselerini giyip Belh’ten ayrılır:

İbrahim Edhem’in tahtından vazgeçmesine sebep olan diğer bir olay ise şöyledir. Belh’te hükümdar iken avlanmak için bir ceylanı takip eden İbrahim Edhem. Vadiye indiğinde eli ayağı bağlı bir kişiyi bir karganın beslendiğini görür. Adamın eşkıyalar tarafında bu hala getirildiğine, karganında Allah tarafından gönderildiğini öğrenince tahtından vazgeçer. (özön, s. 73; levend, Divan Edebiyatı, s. 145). Bundan sonra bir derviş gibi ibadet ve riyazetle vakit geçiren, kendi el emeğiyle ve alın teriyle geçinen İbrahim Edhem memleketini terk edip Mekke’ye gider. Çölde tanımadığı biriyle arkadaşlık kurar, ondan ism-i a’zam duasını öğrenir ve bu doğayı okuyarak Hızır’la buluşur. Bu arada çocuk yaşta Belh’te bıraktığı, kendisinin ardından oraya hükümdar olan oğlu babasının Mekke’de olduğu haberini alınca buraya gelir ve onu alıp memleketine götürerek tekrar tahta çıkarmak niyetinde olduğunu söyler. Fakat Allah sevgisi içinde bütün varlığını yok eden İbrahim Edhem
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Celal İbrahİm ahmetanriverdi Sporcular 0 04-10-2008 13:24
Erzurumlu İbrahİm Hakki Hz. Korax Dini İçerikli Film ve Klipler 0 03-14-2008 11:14
Hz. İBRÂHİM (a.s) Korax Peygamberler 0 03-11-2008 21:36
İBRAHİM TATLISES - Bulamadım. Korax Cep için Videolar 0 03-08-2008 19:57
İbrahİm Kaypakkaya LeGoLaS Asker ve Siyasetçiler 0 02-25-2008 16:48


Şu Anki Saat: 06:50


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows