Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-04-2008, 18:55   #1
LeGoLaS
 
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 6.606
Tecrübe Puanı: 937
LeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond repute
Standart Yunus Emre

YUNUS EMRE HAYATI




Türk dili ve edebiyatı tarihinin en önde gelen simalarından Yunus Emre'nin hayatı hakkında,ne yazık ki,fazla bir bilgi yoktur.Türk milletinin yetiştirdiği en büyük şairlerden olan Yunus Emre'nin hayatı ve kimliğine dair hemen hemen hiçbir şey bilinmemektedir.

YUNUS EMRE HAYATI

Bilinen hususlar onun Risalet-ün-Nushiyye adlı eserini H.707 (M.1307-1308) yılında yazmış olması ve H.720 (1320-1321) tarihinde 82 yaşında iken vefat etmesidir.Böylece H.638 (M.1240-1241) yılında doğduğu anlaşılan Yunus Emre XIII. yüzyılın ikinci yarısıyla XIV. yüzyılın ilk yarısında yaşamıştır.Bu çağ,Selçukluların sonu ile Osman Gazi devrelerine rastlamaktadır.Yunus Emre'nin şiirlerinde bu tarihlerin doğru olduğunu gösteren ipuçları bulunmakta;şair çağdaş olarak Mevlana Celaleddin,Ahmet Fakıh,Geyikli Baba ve Seydi Balum'dan bahsetmektedir.
Yunus Emre'nin nereli olduğu,nerede tahsil gördüğü,nerelerde bulunduğu,ne işle meşgul olduğu,nasıl yaşadığı hususları da meçhuldür.Sarıköylü ve Karamanlı oluşu meselesi hala çözülememiştir.Yüzyıllardan beri halk arasında yaşayan inanca göre O,Sivrihisar yakınında Sarıköy'de doğmuş,çiftçilikle meşgul olmuş,Taptuk Emre adlı bir şeyhe intisap etmiş,tekkelerde yaşamış ve veliliğe erişmiştir.Anadolu'da on ayrı yerde mezarı (daha doğrusu makamı) olduğu ileri sürülen Yunus Emre,halk arasındaki inanca ve bazı tarihi kaynaklara göre Sarıköy'de ölmüştür.orada yatmaktadır.

DİĞER BİLGİLER

Hacı Bektaş,Rum diyarına geldiği sırada orada "Seyyid Mahmut Hayrani,Celaleddin-i Rumi,Hacı İbrahim Sultan" gibi bir takım büyük mutasavvıflar arasında bir de "Emre" adlı kuvvetli velayet sahibi bir şeyh vardı.Hacı Beştaş'ın daveti üzerine Rum Erenleri onun nezdine geldikleri halde,bu şeyh her nedense davete gelmedi,Öbür Rum erenleri Onun gelmediğini Hacı Bektaş'a haber verdiler.O da,Sarı İsmail adındaki dervişini gönderdi.Emre'yi yanına çağırttı.Gelmemesindeki hikmeti sordu.Emre, "Perde arkasından çıkan bir elin kendisine nasip verdiğini,hazır bulunduğu o erenler bezminde Hacı Bektaş adlı hiç kimesne görmediğini" söyledi.Hacı Bektaş "O elin bir işareti olup olmadığını" sorunca, "Ayasında yeşil bir ben" gördüğünü anlattı.O vakit Hacı Bektaş elini uzattı.Ayasındaki yeşil beni hayretle gören Emre,kendisine evvelce el veren mürşit karşısında bulunduğunu anlayınca üç kere heyecanla "Taptuk Emre" dedi ve adı o zamandan sonra Taptuk Emre oldu.
O bölge köylerinden birinde,Yunus adında,rençberlikle geçinir,çok fakir bir adam vardı.Bir yıl kıtlık oldu.Yunus'un fakirliği büsbütün arttı.Nihayet birçok kehanet ve inayetlerini duyduğu Hacı Bektaş'a gelip yardım etmeyi düşündü.Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha gitti.Pirin ayağına yüz sürerken hediyesini verdi;bir miktar buğday istedi.Hacı Bektaş ona lütufla muamele ederek,bir kaç gün dergahta misafir etti.Yunus geri dönmek için acele ediyordu.Dervişler Pir'e Yunus'un acelesini anlattılar.O da: "Buğday mı ister,yoksa erenler himmeti mi?" diye haber gönderdi.O buğday istedi.Bunu duyan Hacı Bektaş tekrar haber gönderdi: "İsterse o alıcın her tanesince nefes edeyim!" dedi.Yunus buğdayda ısrar ediyordu.Hacı Bektaş üçüncü defa haber gönderdi: "İsterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim" dedi.Yunus yine buğdayda ısrar edince;emretti,buğdayı verdiler.Yunus dergahtan uzaklaştı.Yolda yaptığı kusurun büyüklüğünü anladı.Pişman oldu.Geri dönerek kusurunu itiraf etti.O vakit Hacı Bektaş,onun kilidi Taptuk Emre'ye verildiğini isterse ona gitmesini söyledi.Yunus bu cevabı alır almaz hemen Taptuk dergahına koşarak başına geleni anlattı.O da Yunus'u dergahın odunculuğuna tayin etti.Yunus 40 yıl bu hizmette bulunduğu halde,dergaha eğri ve yaş odun getirmedi.Uzun yıllardan sonra bir erenler meclisi kuruldu.Orada şeyhi ile beraber oduncu Yunus hazır olduğu gibi,Yunus-i Guyende adlı tanınmış bir ilahici de vardı.Mecliste Taptuk Emre'ye coşkunluk geldi. "Şevkimiz var,haydi sen de biraz terennüm et!" diye Yunus-i Guyende'ye seslendi.Ama bunu bir kaç defa söylediği halde Yunus-i Guyende'den hiç ses çıkmadı.Nihayet oduncu Yunus'a dönerek: "Haydi,dedi,artık zamanı geldi,kilidin açıldı.Hacı Bektaş sözü yerine geldi,durma söyle!!" Bunun üzerine Yunus'un perdesi yırtılarak,kilidi açıldı ve arifane nefesler,ilahiler söylemeğe başladı.
Hakikate varmak için geçirdiği çilekeşlik devrinde Yunus Emre'nin dergaha hiç eğri ve yaş odun getirmediğini farkeden Taptuk Emre bir gün Yunus'a: "Dağda hiç eğri odun kalmadı mı?" diye sordu.Yunus: "Dağda eğri odun çok,lakin senin kapına odunun bile eğrisi yakışmaz" diye cevap verdi.
Rivayet ederler ki,her nedense,Yunus'a şeyhi, kırk yıl seyahat etmesini emretmiş.O da tam kırk yıl gezip dolaştıktan sonra tekrar şeyhinin dergahına gelmiş, "Ana Bacı" yı bularak şeyhin kendi hakkındaki düşüncesini sormuş.Ana Bacı da demiş ki: "Yarın sabah namazında,şeyhinin yolu üzerine yat,şeyh senin kim olduğunu elbette bana soracak,ben de Ona Yunus diyeceğim,Eğer,bizim Yunus mu diyecek olursa anla ki,artık çilen dolmuştur." Ertesi sabah Yunus,bu nasihate uyarak yola uzanır.Şeyhi merak edipte "Bizim Yunus mu?" diye sorunca,Taptuğun ayaklarına kapanır ve o günden başlayarak şeyhin müsaadesiyle hayata yeniden doğarak ilahi şiirlerini söylemeğe başlar.
Salihli kazası civarında Emre adlı,yetmiş evlik bir köyde.taştan bir türbenin içinde,Taptuk Emre ve çocukları ile torunları yatmaktadır.Türbenin eşiğinde de,bir başka mezar vardır.Bu,Yunus'un bir çok mezarlarından biridir.Yunus Emre kapı eşiğine kendisinin gömülmesini vasiyet etmiş...Şeyhini ziyaret edecekler,kendi mezarını çiğneyerek geçsinler diye.
__________________
LeGoLaS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yunus Emre уυѕυƒ Din KüLtüRü ve AhLak 0 04-03-2008 18:44
Yunus Emre Ve Felsefesİ уυѕυƒ Felsefe 0 04-02-2008 14:25
Yunus Emre Yaso Türk Dili ve Edebiyat 0 04-01-2008 16:18
Yunus Emre LeGoLaS Şairler - Yazarlar 0 03-27-2008 19:38
Yunus Emre Ve Hayati Yaso TaRiH 0 03-13-2008 23:03


Şu Anki Saat: 17:10


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows