Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Dini Bölüm > Dini Konular > Dini Hikayeler

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Uçma Zamanı(hikaye)

Dini Hikayeler


Yeni Konu aç Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 04-12-2008, 18:23   #1
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Uçma Zamanı(hikaye)

UÇMA ZAMANI


Kantarcı Hasan bir fabrikada işçi olarak çalışan, fabrikaya hammadde getiren kamyonları boş ve dolu olarak tartan, fişlerini düzenleyen, vardiyada kapı giriş ve çıkışlarını kontrol eden, kendi halinde uysal bir insandı.
Kimseye zararı yok gibi görünse de, fabrikada faaliyet gösteren sendikalardan sağ görüşlü olanında yerini alır, işlerini kimseye çaktırmadan yürütürdü.
İşveren, Hasanın bu durumunu bildiği için; sol görüşlü sendikayla ilgili işittiği bir haberi ilk kez Hasan’dan duyardı. Hasan hiçbir sendikal faaliyete katılmaz, işveren ne hak verirse ona razı olurdu.
Hacı Murat zengin bir çiftçiydi. Babadan kalma büyük tarlaları, meralarda otlanan büyükbaş hayvanları, iki katlı konağı ve kendine hizmet eden uşakları vardı.
Günlük namazlarını kaçırmazdı. Camiye gittiğinde, acaba camiye kimler geldi, kimler gelmedi diye, şöyle bir camiyi gözleriyle tarar, gelmeyenlerden hesap sormak için isimlerini kafasının bir köşesine yazardı.
Dinin gereklerini yerine getiren, babadan aldığı şıhlığını devam ettiren Hacı Murat; her yıl otobüs kiralar, Hac faraziyesini yerine getirecekler ve Umreye gidecekler için turlar düzenlerdi. Bunlardan para kazandığını gizler, her şeyi ‘Allah rızası için’ yaptığını söylerdi.
Hacca gidenlerden müridi olmayanlar, daha sonra Hacı Murat’ın ‘müritleri arasında’ yerlerini alırlardı. Bunların hayır duaları, Hacı Murat’a yeterdi.
Hacı Murat'ın kendisi de belki yirminin üzerinde hacı olmuştu. Allah'ın kendisini ‘erdirmişlik mertebesine’ çıkardığını söyler, bunu da kendisine neredeyse taparcasına inanan Kantarcı Hasan’a tasdik ettirirdi.
İki katlı evinin üst katında Cuma akşamları zikir toplantıları düzenler, hacca gittiği günlerle ilgili anılarını ve olmamış mucizevi birtakım olayları olmuş gibi anlatır, sonra da Kantarcı Hasan’a:
“ -Öyle değil mi? Hasan efendi “ diye sorar Hasan efendide:
“ -Öyle oldu “ diye tasdik ederdi. Ayrıca camiye namaz kılmaya gitmemiş müritlerini uyarır, cehennemde hak ettikleri günahlarını bildirir, 'tövbe' kendisini Allah yerine koyardı.
Zikir toplantılarının birinde Hilmi dayının oğlu Çakır’a:
“ -Çakır seni Kâbe'de tavaf ederken gördüm, bu senede seni götüreceğim hacca” demişti de Kendisini erişmişlik mertebesine çıkaran Hacı Murat’ın ellerini öpmüştü. Anlayacağınız ağaların kimisini rüyasında hacda, kimisini camiye yardım ederken, kimilerini de gökyüzünde meleklerle uçarken görmüştür. Hacı Murat’ın müritleri, kapı girişindeki masanın üzerine kimi yumurta, kimi tereyağı, kimi tavuk getirir, hediyelerini bırakan ikinci kattaki zikir odasına çıkardı.
Hacı Murat para babalarını hacca götürmek için sıraya koymuştu. Her müridi de kendisine ermiş gözüyle baktığından, zikir toplantıları da tıka basa kalabalık olurdu.
Hacı Murat altı kız ve bir erkek çocuğu babası idi. İki hanımı vardı. Tabi ikincisi kuma. İlk karısından altı kızı olunca, ‘bana bir erkek evlat vermedin’ diye karısının üstüne birde kuma getirmişti. Halbuki Hacı Murat, çocuğu olmayan hanımlara, okuyup üflediğinden çoğunu çocuk sahibi yaptığına inandırmıştı da ününe ün katmıştı. İlk karısı:
“ -Mademki çocuğu olmayanları çocuk sahabı yapıyon, o zaman bana da bir erkek çocuğu yaptırsaydın” demişti de:
“ -Sus lan garı, sus kafir olacan, o Allah'ın işi. Senin çocuğun yok mu da bunu söylüyon?” deyip işi geçiştirmişti.
Hacı murat’ın kumadan da bir erkek çocuğu olmuştu. Erkek olduğu için de hanımının ısrarı ile üniversiteye göndermişti. Kızlarının hepsi hem ilkokulu hem de kuran kurslarını bitirmişlerdi. 'Kız kısmının okuması günahtı.' Onun için hiçbirini yüksek okula göndermemişti. Hepsini de ufak yaşta evlendirmiş, her kızını evlendirdikçe de:
" -Soframızdan bir gursak daha eksildi" diye Yüce Rab- bine şükrederdi. Böyle şükrettiği zaman da hanımıyla başlardı münakaşaya. Öyle ya kendisine bir erkek evlat vermeyen hanımı bu söze kızmasında ne yapsındı? Avrat kızdıkça Hacı Murat üstüne, üstüne gider, Bundan da ikinci avrat pek hoşlanırdı. Hacı Murat:
" -Gız gısmını istiyeni olunca hemen vereceen. Yoğsam dedikodusu çıkar, everemen elinde kalır" derdi.
Hacı Murat’ın oğlu ile arası pek iyi değildi. Oğlu İstanbul’ a gittiğinde bir ‘oh’ çeker:
“ -Çok şükür veletten kurtuldum" derdi. Çünkü oğlu:
" -Baba yaptığınız zikirlerle içinizi temizleyemezsiniz. Fakir, zengin demeden aldığın hediyeler hep haramdır. İnsanları kandırıp hacca götürüyorsun, paralarını alıyorsun. İnsanlar yanında bedava çalışıyor." Oğlunun böyle konuşmalarına sinirlenen Hacı Murat:
" -Sen garışma benim işime" deyip oğlunun üzerine yürüdüğünde de kavgalarını annesi zor ayırırdı. Ne yapabilirdi ki kadıncağız; bir tarafta kocası, diğer tarafta oğlu. İki arada bir derede kalırdı. Tabi ki buna da kız anası sevinir ‘oh’ çekerdi. Hacı Murat da:
" -Ah ne ettim de oğlanı Mühendislik mektebine verdim. İmam Hatibe gitseydi, oradan da ilahiyata. Orayı bitirince de benim işlerime yardımcı olsaydı; mühendislikten daha iyi para gazanmaz mıydı? Ah ne ettim de muhtarın sözünü dinnemedim. O dememiş miydi: ‘Bi mühendisliğe ver bak, o çocuk senin başına ne işler açar’ Muhtar temelli haklıydı." Her oğlu geldiğinde Hacı Murat’ın yarası tazelenirdi.
Hacı Murat’ın her Cuma akşamı evinin üst katında düzenlediği zikir toplantılarına, fabrikada işçi olarak çalışan Kantarcı Hasan’da katılırdı. Hani şu fabrikaya hammadde taşıyan kamyonları tartan Hasan.
Hasan dini bütün bir insandı. Fabrikada işverenin gözü kulağı, tarikatta da Hacı Murat’ın. Fabrikada işverenin kurdurttuğu sarı sendikaya üyedir. İşçiden yana olan ve işçi haklarını savunan sendika da Hasan’a göre ‘gominist sendika olduğu’ için bir sürü işçi faaliyetlerini işverene bildirirdi.
Kantarcı Hasan Hacı Murat'ında en inançlı müritlerindendi. Hacı Murat ‘öl’ dese canını verirdi. Hacı Murat bunu bildiği için de gel, git işlerinden tut da; kendi yalanlarını müritlerinin yanında doğrulatmaya kadar, her işte Hasan’ı kullanırdı. Hasan şıhhının ermişliğini her tarafta yayar, şıhhı da Hasan’ı ödüllendirirdi. Ödüllendirmekte müritlerinden gelen nevalelerden ezilen, bozulanlar olduğu zaman Hasan’a verirdi. Hasan'da Şıhhının kendisini düşünmesine karşı ona layık olmaya çalışırdı.
Gene öyle bir Cuma akşamı, Kantarcı Hasan zikir toplantısı için Hacı Murat’ın evine gelmiş, belki otuz, belki kırk kişi toplanmışlardı. Akşam namazlarını kıldılar, sohbetlerini yaptılar, tespihlerini çektiler, gülsuları döküldü. Hacı Murat yağ yakan müritlerinden birkaçına methiyeler düzdü.
Dualar okunmaya başlandı. Çoğu Arapça bilmeyen müritler, kutsal saydıkları Arapça sözlerin tesirine kapılmış olmanın verdiği şartlanma ile ve Kantarcı Hasan’ın kafasını sağa, sola sallamasıyla başlayan, ellerini önce dizlerine, sonra da göğüslerine vurarak: yavaş yavaş “Huuuu Allah Huuuuu allah” sözlerinin daha sonra hızlı bir şekilde,
" -Hu Allah, Hu Allah, La ilahe illallah, Hu Allah, Hu Allah! La ilahe illallah" diyerek dövünmeleri aralıksız sürmeye başlar. Bu işin komutunu sanki Kantarcı Hasan vermiştir. Zikre ilk o başlar, sonra diğer müritler onu takip eder. İki eller önce göğüslere, sonra dizlere vurularak:
" -Hu Allah’ ve ‘La ilahe illallah"lar gitgide hızlanır. Hacı Murat', verilen paraların camilere, kuran kurslarına ve yoksullara gittiğini söylediğinden daha bir şevkle kafalar sallanıp, daha bir başka dizler dövülmektedir. 'Hu Allah ,Hu Allah' demelerinin kendilerinde bıraktığı hazla dizler üzerinde yerde hareket etmelerde başlamıştır artık. Hem dövünürler hem de dizler üzerinde zıplayarak hareket edip, odanın içersinde daire çizerek dönmeye, kafalarını bazen sağa, sola, bazen de yukarı ,aşağı döndürerek sallamaya başlamışlardır. Her müridin alınlarından terler, saralı hastalar gibi ağızlarından köpükler gelmektedir sanki. İşte tam bu sırada nereden geldiğini bilemedikleri gaipten bir ses gelir:
“ -Uçuuun! uçun, uçma zamanınız geldi!”
Hacı Murat o kadar zikir toplantısı düzenlemiş hayatında böyle bir ‘ses’ işitmemişti. Erişmişliğinin Müritleri tarafından da duyulmasının bir ‘an’ıydı bu. İçinde duyduğu haz tarif edilemezdi. ‘Ses’e pür dikkat kesilmiş müritlerine dönerek:
” -Görüyonuz canlarım, bu emir hepimize. Şükürler olsun ya Rabb’im bize bu günleri de gösterdin!” deyip ardından da:
“ -Hepiniz benim söylediğimi tekrar edeceksiniz” Yüksek bir sesle ve hep bir ağızdan:
” -Şeytaniysen defol git, rahmaniysen bir daha söyle!”
Biraz duraksayıp zikirlerine tekrar başlarlar. Gene kafalar sallanır, dizler dövülür, alınlarından terler akmaya başlar. Hacı Murat’ın bir kulağı gelecek ikinci sestedir. ‘Huuuu Allah, Huuu Allah’ diye bitkinliklerinin son raddesindeyken, gaipten gelen o ses gene duyulur:
“ -Uçuuun, uçun! Uçma zamanınız geldi uçuuunn!” Gene hep bir ağızdan:
” -Şeytaniysen defol git, rahmaniysen bir daha söyle” derler. Bir iki dakika soluklanıp, sessizliği dinlerler, tekrar Kantarcı Hasan’ın başlamasıyla zikir devam eder. Allah'ın hakkının ‘üç’ olacağını düşünmektedir Hacı Murat, onun için üçüncüde artık uçacaklardır. Gene kendilerinden geçerler, başlar öne, arkaya, sağa, sola sallanır:
" -Huuu Allah, Hu Allah!" derler bir taraftan da, sesleri artık daha görkemli, daha tok ve kalındır. Gecenin karanlığından gelecek bir ses kendilerine cennetin kapılarını açacaktır. Gene müritlerin kendilerinden geçtiği bir andır . Gaipten beklenen o ses gelir:
“ -Uçuuun uçun, uçma zamanınız geldiii, uçuuun uçun!” diyen ses biter bitmez; başta Hacı Murat olmak üzere Bütün müritler kendilerini, pencereleri açıp ikinci kattan aşağı, boşluğa bırakırlar. Kiminin kolu kırılır, kiminin başı yarılır. Tabi hepsi yere çakılırlar.
Bu olay Hacı Murat’ın erişmişliğini ve müritlerin kendisine olan inancını biraz sarsmıştır ama sonunda geç de olsa gene müritlerini kandırıp kendi düzenini devam ettirecektir.
Kafası ve kolu kırılanlardan biride Kantarcı Hasan’dır. Kantarcı Hasan’ın adı Fabrikada; 'Uç Baba Hasan'a çıkmıştır. Hacı Murat da birçok insanı umreye ve hacca götürmüştür. Kafalarının yarılmaları, kol ve bacakların kırılmaları unutulmuştur. Zaman her şeyin ilacıdır. Geriye yalnız gaipten gelen bir ‘ses’ vardır herkesin dilinde.
Hacı Murat’ın oğlu üniversiteyi bitirmiş, Başkentte devlet kademesinde Müsteşarlığa kadar yükselmiştir. Hacı Murat kız çocuklarından sonra oğlundan da torun sahibi olmuştur. Oğlu her ne kadar, babası Şıh da olsa babasını ziyarete gelmektedir. Gene böyle izinli günlerinden birinde babasını ziyarete geldiğinde, Babasının elini öper ve hoş beşten sonra Babasına:
“ -Baba kızmayacağına söz ver sana bir şey söyleyeceğim.” der Babası da:
“ -Söz kızmayacağım” der. Oğlu:
" -Hani geçmişte bir zikir olayınız vardı ya; İşte o gaipten geldi dediğiniz sözleri ben söylemiştim tavan arasındaki bir budak deliğinden sizlere.” Babası:
“ -Olum çarpılırsın, o ses Cenabı Hak tarafından gelen bir sestir“ deyip inanmak istememiştir oğluna. Oğlu yemin billah eder ki:
" -Ben söyledim; uçuuun , uçun ,uçma zamanınız geldi” diye ben bağırdım. Düşünsene bir, Üniversite son sınıftaydım. Çok yalvardım baba bu işleri bırak diye , izinli gelmiştim. Gene zikir toplantıları yapıyordun.”
Hacı Murat biraz inanır gibi olmuşsa da oğluna:
“ -Benim yanımda söyledin sakın başkalarının yanında söyleme” diye oğlunu tembih eder. Oğlu da:
“ -Söz söylemeyeceğim ama sen de bana bir söz ver bakalım.”
" -Neymiş bakalım vereceğim söz?”
“ -Bu tarikat toplantılarını bırakacaksın, bak senin müsteşar bir oğlun var, yaptıklarınla beni küçük düşürme” der. Oğlu devamla babasına:
“ -Keşke yerin göğün dua ile durmadığını bir anlayabilseniz, keşke dua ile yağmurun yağmadığını , keşke erişmişlik diye bir şeyin olmadığını bir anlayabilseniz” der babasına.
Hacı Murat zikir toplantılarını bırakır, Zaten yaşı da oldukça ilerlemiştir. Müritlerinden biri Hacı Murat’ın kendisine el verdiğini söyleyerek tarikat işini devam ettirir ama artık yaşlılığını bahane ederek Hacı Murat her şeyden elini eteğini çekmiştir.
Bu 'uçma zamanı' sırrı da baba ile oğul arasında birbirlerine verdikleri söze göre hayatlarının sonuna kadar gizli kalacaktır.

Ahmet Canbaba
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tags
uçma, zamanıhikaye

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aşığım Diyenlere İbret Bir Hikaye. LeGoLaS Deneme, Hikaye 1 07-19-2008 15:23
Cumhuriyet: Klasik hikâye Haberci Yurttan Haberler 0 07-02-2008 03:33
Bakkal Nasıl Kurtulur (hikaye) уυѕυƒ Deneme, Hikaye 0 04-10-2008 20:17
Uçma Zamanı (hikaye) LeGoLaS Deneme, Hikaye 0 03-14-2008 18:04
Gerçek bir hikaye LeGoLaS Paranormal-Telepati 0 02-25-2008 15:57


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:15 .


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628