Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-01-2008, 16:12   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart şüphelenmek Istemiyorum Diyenlere.

ir çok insan vardır ki bunlar Allah`ın varlığına inanma konusunda şüphe içindedirler.Boyna bu kafalarını kurcalamakta ancak bu sorunlarını çözmek için hiç araştırma yapmamaktadırlar.
İşte bu yazım umarım bu tip insanların doğru yolu bulmalarında bir reçete olur.
Ormanda yürüdüğünüzü ve karşınıza bir kitap çıktığını düşünün. Bu kitabı aldınız ve 1. sayfasından okumaya başladınız. Kitapta Komşunuzun evinin yarın yanacağı yazıyor. Gerçekten de yarın komşunuzun evinin yandığına şahit oluyorsunuz. İhtimaldir diyorsunuz ama etkileniyorsunuz. Okumaya devam ediyorsunuz. 1 Ay sonra köyünüze yağmur yağıp her tarafı sel basacağını ve kardeşinizin boğulacağı yazıyor. Siz bu olamaz diyorsunuz ama 1 ay sonra gerçekten de sel oluyor ve kardeşiniz boğuluyor. O okudukça kitabın yazdıkları hep doğru çıkıyor. Ve nihayet okuduğunuz kitabın sonuna geliyorsunuz ve kitabın son cümlesi şu oluyor:`` Bu kitabı seni yaratan Allah yazmıştır``
Şimdi soruyorum size. Sizce önceki yazılanların hepsi doğru çıktıktan sonra Bu son cümle yanlış mıdır?
Eminim ki bazılarınız banabenim elime böyle bir kitap geçmedi ki Allahın varlığına emin olayım) diyecek. Şu an dünyada bundan çok daha fazla mucizeleri olan bir kitap var. Ancak acaba bu kitabı kaçımız alıp da okuduk? Bu kitap Kurandır.
Kuranda 1400 yıl önce (bilimin neredeyse sıfır noktasında olduğu dönemde) Evrenin genişlediği belirtiliyor ki bilim bunu daha yakın tarihte keşfediyor.Demirin atom numarası belirtiliyor ki o devirde atom biliniyor muydu acaba?. Petrolün oluşumundan tutun da insanların kromozom sayılarının 46 olduğuna kadar herşeyin Kuran`da 1400 yıl önce belirtilmesi mucize değil midir? Kuranda bütün bunlar yazılırken bir de Allahın varlığı ve birliği olduğu, sonra sizin ona döndürüleceğiniz yazıyor. Yoksa mucizelere inanıp kuranda yazılan bu kısmında mı şüphe ediyorsunuz?
Aslına bakarsanız benim bu yazdıklarımı okuyup da allahın varlığından ve birliğinden şüphe etmeniz 2x2 nin 4 ettiğinden şüphelenmek gibidir.
Kuran`ı samimi araştırın. Gerçekten de buna dair aklınızda hiç bir şüphe kalmayacağına emin olacaksınız. Saygılarımla

EVRENİN SIRLARI ÇÖZÜLÜYOR

Geçenlerde gazetede okuduğum bir haber evrenin başlangıcı hakkında Kuran’da anlatılanları tekrar düşünmeme, Evren`in ve zamanın bir başlangıcı olduğunu, her şeyin Allah tarafından yaratılmış olduğunu daha da iyi anlamama sebep oldu. Haberde, “Dünyanın en büyük süper iletken mıknatısı, evrenin sırlarının ortaya çıkarılması çabalarında dönüm noktası olabileceği düşünülen fizik deneyi için yer altına indirildi” deniyordu. Mıknatıs, CERN’in yeraltı laboratuvarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı LHC ile parçacık çarpıştırma deneyi yapılmasını sağlayacaktı ve deneyin temel amacı, maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmaktı. Haber, “deney, evrenin başlangıcını oluşturan Büyük Patlama-Big Bang’den sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak, parçacıkların yine ortaya çıkmasını sağlayacak” şeklinde bitiyordu.

Allah, kutsal kitabımız Kuran’da, bu deneyin ve benzerlerinin yapılmasından 1400 yıl kadar önce evrenin ve zamanın başlangıcı ile ilgili bilgileri bizlere aktarmıştı:

“İnkar edenler Evren(Gökler) ve yer birbirleriyle bitişik iken onları ayırdığımızı, her canlıyı sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Yine de onlar inanmayacaklar mı?” 21- Enbiya Suresi 30

Ayetin ifadesinden, bu ayette belirtilenlerin inkârcılara karşı bir delil niteliğinde olduğunu, bu ayette belirtilenler sebebiyle inkârcıların inanması gerektiğini anlıyoruz. Ateistlerin en temel iddiası maddenin sonsuzdan beri var olduğu ve maddenin tüm canlı-cansız varlıkları tesadüfen oluşturduğudur. Oysa Big-Bang teorisi Evren`in ve zamanın bir başlangıcı olduğunu ortaya ko***** ateizmin bu en temel iddiasını yıkmaktadır. Ayette belirtilenler hem Evren`in başlangıcı olduğunu ortaya ko*****, inkârcılığın maddenin sonsuzdan beri bu şekilde var olduğu iddiasını yıkmakta ve inkârcıları inanmaya mecbur etmektedir, hem de Kuran`ın indiği dönemden 1400 yıl sonra anlaşılacak bu gerçek Kuran`da geçtiği için, inkârcıları bir kez daha Kuran`ın Allah`ın sözü olduğunu kabule zorlamaktadır.

Evren`in genişlediğini ve tüm Evren`in bitişikken birbirinden ayrıldığını Kuran dışında ortaya koyan hiç kimse olmamıştır. Gelişmiş aygıtlar olmadan, bilimsel birikim kullanılmadan bu sonuçlara varmak imkansız olduğu için tüm bu ünlü felsefeciler, fizikçiler bu sonuçlara varamamışlardır. Bugünküne benzer deneylerin yapılması ve Big Bang’in anlaşılması çok da eski tarihlere kadar gitmemektedir. 1948`de George Gamov ve öğrencisi Ralph Adler, Big-Bang olduysa bu ayrılmanın (patlamanın) bir kalıntısı olması gerektiği sonucuna vardılar. Gamov ve Adler`in tahmin ettiği radyasyon 1960`larda New Jersey`de Princeton üniversitesi`nde bir grup tarafından çok hassas aletlerle araştırılmaya başlandı. Arno Penzias ve Robert Wilson, 1965`te bu radyasyonu keşifleriyle Nobel`i aldıktan sonra da, 1989 yılında daha da gelişen teknolojinin yardımıyla daha detaylı bilgiler alabilmek için COBE uydusu bir roketle uzaya gönderilmişti.

Evren`in yaratıcısı olan Allah, evren hakkındaki bu en önemli bilgileri yüzyıllar önce kitabıyla insanlara bildirerek hem bu Evren`sel oluşumlara dikkatleri çekmiş, hem de Kuran`ın kendisi tarafından gönderilen bir kitap olduğunu ispat etmiştir. Günü gelince Uzay`da bir nokta olan insana tüm Uzay`ın bir noktadan yaratıldığının delillerinin örtüsünü açan Allah, böylece hem Evren`in bilgisini insanlara sunmuş, hem de kendi kitabının mucizelerini göstermiştir. Ancak inanmaya niyeti olmayanlar hangi delili görürlerse görsünler inkâra kendilerini şartlandırmışlardır:
"Bizi büyülemek için delil olarak her ne getirirsen getir, biz sana inanmayacağız."
7-Araf Suresi 132

MÜMINLERIN DÜNYAYA BAKIŞ AÇISI

Müminlerin Dünyaya Bakış Açısı

Allah (cc) Kuran’ın "Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi." (Ankebut Suresi, 64) ayetiyle dünya hayatının kalıcı değil, geçici bir hayattan ibaret olduğunu bildirmiştir. Dünya hayatında tanınan ömür süresi, insanların denenmesi, iman edenlerin eksikliklerinden arınması ve eğitilerek cennete layık olacak bir ahlaka ulaşması, inkar edenlerin de kötülüklerinin ortaya çıkması içindir.

Allah (cc)’a kesin bir imanla iman eden bir müminin dünyaya bakış açısı, Kuran`da haber verilen bu önemli gerçekler üzerine kuruludur. İman sahibi bir insan dünyaya bağlanmaz, aksine sonsuz ahiret hayatı için sürekli bir hazırlık içinde olur. Ayrıca Kuran`da haber verilen, "... İnsanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56) ayeti gereği, dünyada bulunma amacının her şeyden önce "Allah (cc)`a kulluk etmek" olduğunu bilerek hayatını sürdürür.

Allah (cc)`a kulluk etmek, bir insanın tüm hayatını kapsayan bir ibadettir. Samimi bir imana sahip bir mümin, tüm yaşamını Rabbimiz`e kulluk etmekle geçiren, yalnızca Allah (cc) için yaşayan, Allah (cc) için çalışan, kendisine verilen tüm imkanları yine sadece Allah (cc)’ın rızasını kazanmak için kullanan insandır. Kuran`ın, "Şüphesiz Biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık." (İnsan Suresi, 2) ayetiyle bildirildiği gibi Allah (cc)`ın, dünya hayatını insanı denemek için yarattığının bilincindedir.

Allah (cc), dünya hayatının bir denenme yeri olduğunu ve bu hayatın aldatıcılığını bildirmiş ve insanları bu konuda uyarmıştır:

Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah`ın va`di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın... (Fatır Suresi, 5)

Dünya hayatı, Kuran ayetlerinde bildirildiği gibi; "bir oyun", "tutkulu bir oyalanma", "bir süs", "insanların arasında bir övünme konusu", "mal ve çocuklarda bir çoğalma tutkusu"dur. Ancak yeryüzü üzerinde hiçbir şey zamana karşı koyamaz; ne güzel evler, arabalar, mekanlar, manzaralar, ne de genç, güzel ve makam sahibi insanlar... Yeni olan herşey kısa sürede eskir, genç olan herkes yaşlanır, güzel olan yıpranır ve hatta zamanla tanınmaz hale gelir. Yine en değer verilen eşyalar zamanla tahrip olup değerlerini yitirir. En mutlu anlar hızla geçip tarih olur, en güzel lezzetlerden eser kalmaz. Biraz zaman geçtiğinde insan neredeyse bunları hiç yaşamamış gibi hisseder. Dikkat edilirse tüm bu dünya nimetlerinin ortak yanı, hepsinin de sınırlı ve geçici zevkler olmalarıdır. Bu nedenle dünya üzerinde hırs ve tutku ile bağlanılabilecek hiçbir şey yoktur. Herşeyden evvel ne insanın et ve kemikten oluşan yapısı, ne de dünyadaki diğer malzemeler buna uygun yaratılmamıştır. Bunlar cennetteki nimetlerin çok eksik birer kopyası olarak, ahireti hatırlatmak amacıyla var edilmişlerdir.

İşte bu önemli gerçeği kavrayan iman sahibi bir mümin, dünya üzerindeki tüm nimetlerden yararlanır ama -dünyaya aldanan insanlardan büyük bir farkla- bu nimetlere karşı bir hırsa kapılmaz. Hiçbir zaman için elindekileri sahiplenmez, aksine kendisine verdiklerinden dolayı her an Rabbimiz`e karşı şükredici bir tavır içerisinde olur. Yeryüzündeki tüm mülkün asıl sahibinin Allah (cc) olduğunu unutmaz.

Müminleri, gaflet içindeki insanlardan ayıran en büyük farklardan biri, Müslümanların, Kuran`ın "... çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar" (İnsan Suresi, 27) ayetinde belirtilen gerçeğin bilincinde olmaları ve dünyaya değil, ahirete yönelik bir hazırlık içinde bulunmalarıdır.

Allah (cc) bu samimi davranışlarına ve dualarına karşılık olarak, onlara hem dünyanın hem de ahiretin tüm güzelliklerini ve nimetlerini vereceğini bildirerek müminleri müjdelemiştir:

Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları sever. (Al-i İmran Suresi, 148)

Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah`ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük `kurtuluş ve mutluluk` budur. (Yunus Suresi, 64)


KARA DELİKLER

KARADELİKLER: BÜYÜK BİR YEMİN

75 Hayır, yıldızların düştükleri yere (mevkilerine) yemin ederim.

76 Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.

56 Vakıa Suresi 75-76

75. ayette yıldızların düştükleri yerler diye tercüme ettiğimiz "düştükleri yeri" deyimi,Arapça`da "mevki" kelimesiyle ifade edilmektedir. Aynı kelime 18. Kehf Suresi 53. ayette de geçer ve orada da suçluların cehenneme düşmesindeki "düşmeyi" ifade etmek için kullanılır. Bu kelimenin kökü Arapça "Vakaa"dır ve Kuran`da düşmek, vaki olmak, gerçekleşmek anlamlarında kullanılır.

Yıldızlar bünyelerinde hidrojen bombaları patlatarak yaşar. Bu patlamalarda bir kısım madde enerjiye dönüşür ve çok büyük bir sıcaklık açığa çıkar. İki milyon kilo kömürü yakarak elde edeceğiniz enerjinin tamamını sadece bir gram maddeyi enerjiye dönüştürerek elde edebilirsiniz. örneğin orta boy bir yıldız olan Güneş`imizde her saniye dört milyar kilo madde enerjiye dönüşür. Yani bir saniye gibi ufak bir zaman diliminde sekiz milyon kere trilyon ton kömüre eşdeğer sıcaklık ortaya çıkar. Bir yıldız bütün maddesinin az bir kısmını yakıt olarak kullanır ve bu yakıt bitince yıldızlar da ölür. Allah`ın canlılar için takdir ettiği doğum ve ölüm yıldızlar için de takdir edilmiştir. Her yıldızın muhakkak bir sonu vardır, Evren`in bir yanında yıldızlar doğarken, diğer tarafta ölen yıldızlar adeta "Biz ölür gideriz, ama bizim Yaratıcımız her zaman vardır, onun yaratışı hep devam etmektedir." demektedirler.

YILDIZLARIN DÜŞÜŞÜ VE BÜYÜK YEMİN

Kuran`da birçok varlığın, olayın üzerine yemin edilerek bunlar vurgulanır. Yıldızların düştükleri yerlere de böyle dikkat çekilmekle beraber, ilgili ayetlerde özel bir durum da oluşmuştur. Yıldızların düştükleri yerlere yemin edildikten bir ayet sonra bu yeminin büyük bir yemin olduğunun söylenmesiyle özel durum oluşur. çünkü Kuran`da bu tarzda birçok yemin olmasına rağmen bir tek burada bu yeminin büyüklüğüne dikkat çekilmiştir. Birazdan yakıtını tüketen yıldızların ölümünde ortaya çıkan müthiş sayısal değerleri göreceğiz. Evren`in en büyük sayısal değerlerinden bir kısmının yıldızların ölümünde ortaya çıkması ayette "Eğer bilirseniz, bu gerçekten büyük bir yemindir." denmesinin ne kadar anlamlı ve yerinde olduğunu ortaya koymaktadır.



Fizikle uğraşan herkes Evrendeki en ilginç olaylardan birinin karadelikler olduğunu bilir. Büyük yıldızlar (Güneşimizin 3 katından daha büyükler) ömürlerini bir karadelik olarak tamamlarlar. Enerjilerini tüketen bu yıldızlar şiddetli bir şekilde büzüşür. çok küçük bir hacme bürünen dev yıldız müthiş bir yoğunluğa ve çekim gücüne sahiptir. Bu çekim gücü o kadar şiddetlidir ki saniyede 300 bin kilometre hızla hareket eden ışık bile bu çekim gücünden kurtulamaz ve karadelikler yakınlarından geçen ışığı bile yutar. Bu çekim gücü bir yıldızın kendi üstüne düşmesi (büzüşmesi) sonucu oluşur; fakat daha sonra birçok gezegen, birçok yıldız da bu şiddetli çekim alanına düşer. Yani karadelikler kendi dışındaki yıldızların da “düşme alanı”, sonu olmaktadır. Teleskopla görülemeyen karadeliklerin varlığı, çevredeki yıldızların maddesini anafor gibi kendi içlerine çekip X ışınları yaymalarından, civarlarındaki her ışını, yıldızı yutmalarından anlaşılabilir. Stephen Hawking`in en meşhur çalışmaları da karadelikler üzerine olanlardır. Stephen Hawking, Hawking Radyasyonu`nu bularak bir karadeliğin hem radyasyon yaymasının, hem de fiziğin enerji yasalarına uymasının mümkün olacağını keşfederek fizik bilimine büyük katkılarda bulunmuştur.

Yıldızların kendi içlerine çökmesiyle oluşan ve daha sonra diğer yıldızları da çekimleriyle içlerine düşüren müthiş çekim kuvvetine sahip karadelikler Vakıa Suresi`nin 75. ve 76. ayetleriyle tam bir uygunluk göstermektedirler. Kuran`ın indiği dönemde yıldızların sonu, yıldızların son bulup karadeliğe dönüşmeleri ve Evren`in fiziği açısından bunun önemi elbette ki bilinmiyordu. Yıldızların son bulurken karadeliğe dönüşmeleri de, tüm geçirdikleri aşamaları da çok enteresandır.

Yakıtlarını tüketen yıldızlar birden bire ölmezler, yıldızlar önce büyümeye, şişip kabarmaya başlar. önceleri 15 milyon derece olan sıcaklık yükselerek 100 milyon dereceye varır. Yıldız kırmızı dev veya süper dev olur. Bir süper devin kapladığı alan o kadar büyüktür ki 60 milyon taneden fazla Güneşi içine rahatlıkla alabilir.(Tüm bu sayıların büyüklüğü karadeliğin çekiminin büyüklüğü gibi Vakıa Suresi 76. ayette işaret edilen büyüklüğü çağrıştırmaktadır.)

Stephen Hawking, Hawking Radyasyonu`nu bularak karadelikler hakkındaki bilgimizin artmasını sağladı.

Koca kırmızı devlerin bazıları sıkışır ve bir cüce olur çıkar. Bu aşamadaki yıldız, beyaz cüce olur ve insan hacmindeki bir parçasının ağırlığı 10 milyon kiloya gelmektedir. Daha büyük yıldızlar ise nötron yıldızlarına (pulsarlara) dönüşürler. Nötron yıldızlarında madde çok daha yoğundur, burada bir çay kaşığı madde bir milyar ton gelmektedir. Evren`deki tüm bu müthiş gelişmeler her an yaşanırken, biz Dünya`mızda ne müthiş patlamalardan, ne olağanüstü çekimlerden, ne de yüksek ısılı kaynamalardan zarar görmeden yemek yeriz, uyuruz, spor yaparız, koşarız, sohbet ederiz... Kısacası yaşamaktayız, daha doğrusu yaşatılmaktayız. çok mükemmel bir şekilde ve çok ince hesaplarla...

MUCİZE !!! MARSIN YÜZEYİNDE ALLAH YAZIYORMUŞ

İnsanlar, Allah`la ilgili mucizeleri hep uzaklarda ya da uç şeylerde arıyorlar. Çoğu zaman duymuşuz veya görmüşüzdür, karpuz çekirdeğinde Allah yazıyor, bazı ağaçlarda da yine Allah yazıyor diye büyük mucize bulduklarını söylerler. Bazı balıklarda da Arapça birşeyler yazdığı görülmüştür. Allah yazısı, Arapça'da çok kolay yazıldığı için örneğin yosunlarda yanyana gelince Allah yazısı gibi birşey ortaya çıkabilir. Geçen gün gazetede okudum; Mars gezegenin yüzeyinin bir bölümünde Allah yazıyormuş. Bunlar gerçekte olabilir ama asıl olan bir gerçek var ki; Allah`ın mucizeleri heryerde ve her an karşımıza çıkabilir. Kainatın yaratılmasından, arının bal yapmasına ya da çiçeğin ölüp tekrar açmasında, kendi vücudumuzda, bulutta, yağmurda, kısacası gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu herşeyde bir mucize vardır. Mucizeleri bulmak için Mars`a gitmeye gerek yok.
Kuran`da Yusuf 105'te "Göklerde ve yerde nice mucizeler var ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile." der.

HER YIL AYNI ÖLÇÜDE YAĞAN YAĞMUR


Yağmur, yeryüzündeki bütün canlıların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli yeri kaplamaktadır. Allah`ın nimeti olan yağmurun özellikleri saymakla bitmez. Beni en çok etkileyen özelliklerinden biri de yağmurun yeryüzüne her sene eşit miktarda inmesi ve bunun da Kuran`da geçmesidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar yağmurun her sene aynı miktarda dünyamıza düştüğünü gösteriyor. Dünyamıza saniyede 16 milyon ton düşmekte, bu değer bir senede 500 milyar ton civarıdır. Aynı ölçüde su da gökyüzüne doğru buharlaşmaktadır. Yeryüzündeki bütün dengelerin korunması açısından bu değerlerin sabit kalmasının çok önemli olduğu bilim adamlarınca vurgulanmaktadır. Bilimin yeni ortaya koyduğu bu gerçeği, Kuran bundan asırlar önce şöylemiştir. Belki bu ufak(!) örnek bile, sıradanmış veya birilerinin sözüymüş gibi gösterilmeye çalışılan Kuran`ın mucizelerinden biridir.
Kuran`da Zuhruf 11 de şöyle der, "Gökten bir ölçüye bağlı olarak su indirmiştir O. O suyla biz ölü bir beldeyi hayata kavuşturduk. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız."

Kuran mucizeleri


Kuran'ın bir ayetinde rüzgarların "aşılama" özelliğine ve bunun sonucunda yağmurun oluştuğuna dikkat çekilir:
Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık... (Hicr Suresi, 22)

Ayette, yağmur oluşumundaki ilk aşamanın rüzgarlar olduğuna dikkat çekilmektedir. Oysa bu yüzyılın başlarına kadar, rüzgarla yağmurun yağması arasındaki tek ilişki rüzgarın bulutları sürüklemesi olarak biliniyordu. Modern meteorolojik bulgular ise rüzgarların yağmurun oluşumunda "aşılayıcı" rol oynadıklarını gösterdi.


Rüzgarların bu aşılama özelliği şöyle gerçekleşir:
Okyanusların ve denizlerin yüzeyinde, köpüklenme nedeniyle her an sayısız hava kabarcığı oluşmaktadır.

Bu kabarcıklar patladıkları anda, milimetrenin 100'de biri çapındaki binlerce parçacığı havaya fırlatırlar.

"Aerosol" adı verilen bu parçacıklar, rüzgarlar sayesinde karalardan gelen tozlarla karışarak atmosferin üst katmanlarına taşınır. Rüzgarların bu şekilde yükseklere taşıdığı parçacıklar, burada su buharı ile temas eder. Su buharı da bu parçacıkların etrafına toplanarak yoğunlaşır ve su damlacıklarına dönüşür. Bu su damlacıkları önce biraraya gelerek bulutları oluşturur, bir süre sonra da yağmur olarak yeryüzüne iner.

Görüldüğü gibi rüzgarlar, havada serbest halde bulunan su buharını denizlerden taşıdıkları parçacıklarla "aşılamakta" ve böylece yağmur bulutlarının oluşumunu sağlamaktadır.

Eğer rüzgarların bu özelliği olmasa, yüksek atmosferdeki su damlacıkları hiçbir zaman oluşamayacak ve yağmur diye bir şey de olmayacaktı.

Burada önemli olan nokta ise, rüzgarların yağmur oluşumundaki bu kritik görevinin asırlar önce Kuran ayetinde bildirilmiş
__________________



уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ben Hiç Asik Olmadim Diyenlere Dark Angel Aşk Resimleri 16 09-09-2008 00:16
Evliyim ve bikiniyle görüntülenmek istemiyorum Haberci Magazin & Dedikodu 0 08-31-2008 01:51
Artık Kayahan şarkıları söylemek istemiyorum Yaso Magazin & Dedikodu 0 07-11-2008 01:36
Çekmeyin istemiyorum Yaso Magazin & Dedikodu 0 07-06-2008 04:58
Haber olmak istemiyorum Yaso Magazin & Dedikodu 0 06-18-2008 01:27


Şu Anki Saat: 20:11


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows