Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-01-2008, 17:15   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Dİnİ HİkÂyeler -2-(5 Tane)

HZ. İBRAHİM'İN HACCI

Hz.İbrahim (a.s.) insanlara hac ibadetini ilan ettikten sonra Cebrail (a.s.) onu alıp kendisine Safâ ve Merve tepelerini göstermiş, Harem sınırlarını çizmiş ve belli yerlere sınır taşları dikmesini emretmişti. İbrahim de bunların hepsini yerine getirmişti.

Böylece Cebrâil (a.s.)'ın talimatıyla, Harem'in sınır taşlarını ilk koyan İbrahim (a.s.) olmuştur. Zilhicce ayının yedinci günü öğle vaktinde İbrahim (a.s.), İsmail (a.s.)'ın oturarak dinlediği bir hutbe îrat etti. Ertesi gün, beraberlerinde taşıdıkları bir su kırbası ve ellerinde bir asâ olduğu halde ihramlı vaziyette yürüyerek telbiye getirdiler.

Bu yüzden bu güne terviye günü dendi. Sonra Mina'ya geldiler; orada öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını kıldılar. Bu esnada Mina'nın sağ tarafında konaklamışlardı.

Sonra güneş çıkıncaya kadar Sebîr tepesinde kaldılar. Daha sonra İbrahim (a.s.) ve İsmail (a.s.) beraberlerinde Cebrâil (a.s.) olduğu halde Arafat'a geldiler. Cebrâil (a.s.) ikisine hac ibadetinin yerlerini teker teker gösteriyordu.

Sonunda Nemire'ye geldiler, Cebrâil (a.s.), İbrahim (a.s.)'a Arafat'ı tarif etti. İbrahim burayı daha önceden bildiği için: "Bildim" manasına gelen "araftü" sözünü söylemiş, bu yüzden buraya "Arafât" denilmiştir. Öğle vakti olduğunda İbrahim (a.s.) onları alıp bugünkü Nemire Mescidi'nin bulunduğu yere getirdi; İbrahim (a.s.) kalkıp bir hutbe îrâd etti. İsmail (a.s.) bu hutbeyi oturarak dinledi. Sonra İbrahim (a.s.) öğle ve ikindi namazını cemederek (birleştirerek) kıldı. Sonra Cebrâil (a.s.) onları yüksek yerlere çıkardı; ikisi, güneş batıp aydınlık yok oluncaya kadar ayakta dua ettiler. Sonra Arafât'tan ayrılarak Müzdelife'ye gelinceye kadar yürüdüler. Orada konaklayıp akşam ve yatsı namazlarını, bugün hâlâ kılınan yerde kıldılar. Geceyi orada geçirdiler.

Fecr vakti olduğunda Kuzah denilen yerde vakfe yaptılar. Daha sonra Muhassir denilen yere geldiler, o bölgeyi süratli bir şekilde katettikten sonra tekrar önceki yürüyüş tarzlarına döndüler. Sonra Müzdelife'den aldıkları yedi taşla Akabe cemresini taşladılar. Fecr vaktinde Mina'nın sağ tarafından aşağıya inip orada kurban kestiler ve tıraş oldular. Mina'da kaldıkları günlerde, güneşin doğumundan zeval vaktine kadar cemreleri atmak üzere gidip geldiler. Sader günü oradan ayrılıp öğle namazını geniş ve düzlük alanda kıldılar. Bütün bunları Cebrâil (a.s.) onlara teker teker gösteriyordu.


HZ. İSMAİL'İN KURBAN EDİLMESİ

Hz. İbrahim, kendi yurdundan hicret edip ayrıldığında, Allah Teala'dan, kendisine sâlih bir evlat bahşetmesini istemiş ve duası kabul edilerek İsmail (a.s.) ile müjdelenmişti.

Bu sırada İbrahim (a.s.)'ın yaşı seksenaltı idi. İsmail yürüyüp gezecek çağa geldiğinde, babası rüyasında kendisini kurban ettiğini gördü. Peygamberlere ait rüyaların vahiy olduğu konusunda kesin bir hükmün bulunduğu herkesçe malumdur. Allah Teala bununla İbrahim (a.s.)'ı büyük bir imtihana tabi tutuyordu. İbrahim (a.s.): "Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?" dedi. İsmail de cevaben: "Babacığım! sana emredileni yerine getir, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

Sonra ikisinden, Allah Teala'nın bu emrine teslim olmaları istendi. "Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup İbrahim İsmail'i şakağı üzerine yatırınca..." İlahi emre teslim olup

onu yerine getirmeye kararlı oldukları görülünce, Hak Teala İbrahim (a.s.)'a seslenmiş ve melekler tarafından kedisine bir hediye takdim edilmiştir.

"Ona: Ey İbrahim! Sen rüyayı doğruladın, işte biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır, diye seslendik. Biz, oğluna bedel olarak ona büyük bir kurban verdik.

Geriden gelecek nesiller arasında ona iyi bir nâm bıraktık; İbrahim'e selam olsun! dedik.

Biz iyileri böyle mükafatlandırırız. Çünkü o, bizim mü'min kullarımızdandı."

İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın imtihan edilmelerinden ve ilahi emre kayıtsız şartsız teslim olmalarından gaye hasıl olduktan sonra, Allah Teala bedel olarak ona beyaz, iri gözlü ve boynuzlu bir koç göndermiş, İbrahim (a.s.) da onu Sebîr Dağı'nın yakınındaki bir ağacın altında bağlı bir vaziyette bulmuş ve Mina'da kurban etmiştir. Hac ibadeti ile kurban ibadeti,bu yerlerin, İbrahim ve İsmail (a.s.)'ın hatırasını ölümsüzleştirmiştir. İbrahim'e, İsmail'e ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya salât ve selâm olsun!




KABE’NİN İNŞASI()

İBRAHİM (A.S.)'İN KABE'Yİ İNŞA ETMESİ

Kâbe, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen tek binadır.

İbrahim (a.s.) Mekke'ye, Allah Teala'nın, Kâbe'yi inşa emrini yerine getirmek için geldi ve oğlu İsmail'e: "Yavrucuğum, Allah Teala bana bir şey emretti" dedi. Bunun üzerine İsmail: "Rabbin ne emrediyorsa yerine getir babacığım" dedi. İbrahim (a.s.) da ona: "Bu konuda bana yardımcı olur musun?" diye sorunca, İsmail (a.s.): "Elbette olurum babacığım" diye cevap verdi. Bunun üzerine İbrahim (a.s.) yüksek bir yere işaret ederek: "Allah Teala, bana burada bir bina inşa etmemi emretti" dedi. İşte orada Kâbe'nin duvarlarını inşa ettiler. İsmail (a.s.) taş taşıyor, İbrahim (a.s.) da duvarları örüyordu. Duvar insan boyu yükseldiğinde, İsmail (a.s.) getirdiği taşlardan bir merdiven yaptı. İbrahim (a.s.) bu yığın taşların üzerine çıkıp İsmail (a.s.)'ın uzattığı taşları örüyor ve şöyle dua ediyorlardı: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur, şüphesiz Sen hem işitir, hem bilirsin. Rabbimiz! İkimizi sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olan bir ümmet ver. Bize naasıl ibadet edeceğimizi göster, tevbemizi kabul buyur; çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan sadece Sen'sin. Rabbimiz! İçlerinden, onlara senin ayetlerini okuyan, Kitab'ı ve Hikmet'i öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu sen Aziz ve Hakim'sin." Ve sonunda Allah Teala, Kâbe'nin inşasını tamamlamayı onlara nasib etti.

Kâbe'nin İbrahim (a.s.)'dan önce inşa edilmiş olduğu hususunda hiçbir sahih rivayet yoktur. Kur'an-ı Kerim'deki "Hani bir zamanlar İbrahim'e Kâbe'nin yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik: ..." (Hac, 26) ayetini; veya: "Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve:..." ayetini (Bakara, 127) bu konuda delil olarak ileri sürenlerin kastettiği mana şudur: Kâbe'nin yeri Allah Teala'nın ezelî ilminde takdir edilmiştir, dolayısıyla yeri bellidir; ancak Kâbe'nin inşası, İbrahim (a.s.) ile oğlu İsmail (a.s.) tarafından gerçekleştirilmiştir. Tarihi olarak bu zaman diliminden öncesine ait bilgi ve rivayetler Benî İsrâil(Yahûdi ve Hristiyan) kaynaklarından nakledilmektedir ki, kural olarak, bunları ne doğruluyor ne de yalanlıyoruz. En doğrusunu sadece Allah bilir!

İBRAHİM (A.S.)'İN İNŞA ETTİĞİ KABE'NİN ÖZELLİKLERİ

- Yüksekliğini dokuz zirâ, (bir zirâ yaklaşık seksen cm.dir.)

- Hacerü'l-Esved'ten Rükn-i Şâmî'ye kadar uzunluğu otuziki zirâ,

- Rükn-i Şâmî tarafındaki Altınoluk'tan Rükn-i Garbî'ye kadar eni yirmi iki zirâ,

- Rükn-i Garbî'den Rükn-i Yemânî'ye kadar uzunluğu otuzbir zirâ,

- Rükn-i Yemânî'den Hacerü'l-Esved'e kadar olan eni de, yirmi zirâ olarak inşa etmiştir.

Kapısını yer seviyesinde yapmış, ancak onu takmamıştır. Tübba Himyerî Kâbe'ye bir kapı yaptırmış ve bundan sonra kapı kapatılmıştır. Hz. İbrahim'in inşa ettiği Kâbe'nin orta kısmı genişçeydi. Sadece Yemâniyyân diye bilinen iki köşesi vardı. Kâbe'nin Hicr (kuzey) tarafı ise köşeli değil de, yarım daire şeklinde yuvarlak yapılmıştır ki, şu anki haline benzemektedir. Kâbe'yi inşa ettiği esnada İbrahim (a.s.)'ın yüz yaşında olduğu rivayet edilirse de ancak doğrusunu en iyi Allah bilir!

MELEKLERİN KABE'Yİ İNŞASI

Yüce Allah meleklere şöyle buyurmuştu: "Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım." Bunun üzerine melekler: "Ey Rabbimiz! Yerüzünde bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın?! Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz!" (Bakara, 30) dediler.Allah'ü Tealâ:"Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." Melekler bu sözleriyle önce, Allah Tealâ'ya bir itirazda bulunduklarını, bu yüzden de O'nun kendilerine gazaplandığını düşünmüş ve hemen kendilerini toparla***** O'na sığınmış, gazabından korkarak huşû ve niyaz içinde O'na yalvarmaya başlamışlardır. Arkasından Allah Tealâ, onların Arş'ın etrafında tavaf etmelerine nazar kılmış ve üzerlerine rahmet sıfatı tecelli etmiştir. Bunun üzerine Yüce Allah Arş'ın altına bir ev bina etmiş ve onu, "Beytü'l-Ma'mûr" diye isimlendirmiştir. Sonra meleklere: "Arş'ı bırakıp bu evi tavaf edin!" demiş, onlar da orayı tavaf etmeye başlamışlar. Bundan sonra melekler, her gün, yetmişbin kişilik bir grupla tavaf ediyor ve ikinci defa tavaf etme sırası bulamıyorlardı. Sonra Allah Teala yeryüzüne melekler gönderip onlara: "Bana, yeryüzünde, bu evin benzeri başka bir ev inşa edin" buyurmuş sonra da, bazı kullarına, meleklerin Beyt-i Ma'mûr'u tavaf etmeleri gibi, bu evi tavaf etmelerini emretmiştir.

ADEM (A.S.)'IN KABE'Yİ İNŞASI

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Allah Teala Adem ve Havva'ya vahyedip onlara: "Benim için bir ev inşa edin" diye emretmiştir. Cebrail (a.s.) onlara bir plan çizmiş, onlar da evi inşa etmeye başlamışlar; Adem temeli kazıyor, Havva da toprak taşıyormuş. Su seviyesine geldiklerinde, alttan: "Ey Adem! Yeter artık" diye nidâ edilmiş.

Adem (a.s.) evi bitirdiğinde, Allah Teala, ona evi tavaf etmesi için vahyetmiş. Ona şöyle denilmiştir: "Sen ilk insansın, bu ev de ilk evdir" Asırlar geçtikten sonra, İbrahim (a.s.) evi yeniden inşa etmiş. Dolasıyla Kâbe'yi ilk bina edip onda ilk namaz kılan ve tavaf eden Adem (a.s.) olmuştur.

ŞİT (A.S.)'IN KABE'Yİ İNŞASI

Adem (a.s.) vefat ettikten sonra, onun oğulları Kâbe'yi toprak harcı ve taşlarla inşa ettiler. Kâbe'yi inşa edenin Şît (a.s.) olduğu nakledilir. Nuh (a.s.) devrine gelip tufan onu yerle bir edinceye kadar, Kâbe nesilden nesile inşa edilerek asırlar boyu varlığını sürdürmüştür.

Vehb b. Münebbih'e isnad edilen bazı israilî haberlerde, "Adem (a.s.)'ın, Kâbe'nin olduğu yere bir çadır kurduğu, vefat ettikten sonra da, oğullarının bu çadırı yıkıp yerine Kâbe için ilk binayı inşa ettikleri" rivayet edilir.

* Yukarıda zikredilen ve meleklerin, Adem ve Şît (a.s.)'ın Kâbe'yi inşa etmelerine dair olan üç görüşün dayandıkları hiç bir delil yoktur.

Biz, bu görüşlerin zayıf olduğuna parmak basmak ve alimlerin çoğunluğu nezdinde, Kâbe'yi ilk inşa edenin İbrahim (a.s.) olduğunu vurgulamak için bunlara yer vermiş bulunuyoruz.

Amâlika Kabilesinin Kâbe'yi İnşası:
Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in, Kâbe'yi inşa etmelerinin üzerinden asırlar geçtikten ve Kâbe yıkıldıktan sonra, Amâlika kabilesi onu yeniden inşa etmiştir.

* Kaynakların büyük çoğunluğunda bu inşa hakkında ayrıntılı bilgi mevcut değildir.

CÜRHÜM KABİLESİNİN KABE'Yİ İNŞASI

Kâbe'nin Amâlika kabilesi tarafından inşa edilmesinden sonra asırlar geçmişti. Daha sonra Mekke'nin üst yamaçlarından gelen sellerle Kâbe'nin duvarları çatlamış, ancak yıkılmamıştı. Bunun üzerine Cürhüm kabilesi, duvarları restore etti ve akan sellerle Kâbe arasına bir duvar çekti. Bir başka rivayete göre de, seller Kâbe'yi tamamen yıkmış Cürhüm kabilesi de restore ederek, onu,İbrahim (a.s.)'ın inşa ettiği şekle geri çevirmiş ve binaya iki kapı ile bir kilit takmıştır.

KUSAY BİN KİLAB'IN KABE'Yİ İNŞASI

İbrahim (a.s.)'dan sonra Kureyş kabilesinden, Kâbe'nin binasını ilk defa yenileyen Kusay b. Kilab olup kendisi, hurma dalları ve ahşaptan Kâbe'ye bir çatı yapmıştır. A'şâ şöyle der:

"Övgülerim Şâm diyarındaki rahibe,

Dedesi Kusay ve Cürhüm oğlunun inşa ettiği Ev'e."

KUREYŞ'İN KABE'Yİ İNŞASI

Hz. Peygamber (s.a.v.) delikanlılık çağına girdiğinde (zayıf olan bir başka görüşe göre de yirmibeş yaşlarında olduğunda) bir kadın Kâbe'de tütsü yakmış, derken bir kıvılcım Kâbe'nin örtüsüne sıçra***** onun yanmasına sebep olmuş. Bunun üzerine Kureyş'liler Kâbe'yi yıkmış ve yeniden inşa etmişlerdi. İnşa esnasında, Hacerü'l-Esved'in hangi kabile tarafından yerleştirileceği hususunda aralarında anlaşmazlık ortaya çıkmış. Bunun üzerine birbirlerine: "Gelin, Benî Şeybe kapısından bize doğru gelen ilk kişiyi hakem tayin edelim" dediler. İlk gelen Hz. Peygamber (s.a.v.) oldu ve onu hakem tayin ettiler. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir bez parçası getirilmelsini emretti, sonra Hacerü'l-Esved'i alıp bezin ortasına koydu, arkasından her kabilenin reisini çağırıp çarşafın bir köşesini verdi ve kaldırmalarını istedi, sonra kendisi alıp Hacerü'l-Esved'i yerleştirdi. Kureyşliler Kâbe'nin içine iki sıra halinde altı sütun yerleştirdi.

Kureyşliler, Ebu Huzeyfe b. Muğîre'nin teklifi üzerine Kâbe'nin kapısını yerden yüksek yaptılar. Ebu Huzeyfe teklifini şöyle dile getirmişti: "Efendiler! Kâbe'ye sadece merdivenle girilebilmesi için kapısını yerden yüksek yapın. O zaman sadece girmesini istediğiniz kimseler oraya girebilir; şayet istemediğiniz birisi girecek olursa, onu tekmeler ve yere düşürürsünüz ve bu durum, bütün görenlere ibret olur!" Kureyşliler bu teklifi yerine getirip Kâbe'nin duvar yüksekliğini dokuz zirâdan onsekiz zirâ‘a çıkardılar. Bunun yanında Hz. İbrahim'in attığı temelin altı zirâ'ını Hicr'e eklemek suretiyle, onu kısaltma yoluna gittiler. Bununla, Kâbe'nin binası, Hz. İbrahim'in yaptığından altı zirâ eksilmiş oldu.

ABDULLAH BİN ZÜBEYR'İN KABE'Yİ İNŞASI

Kâbe, Yezid b. Muâviye zamanında yanıp başına beklenmedik şeyler geldiğinde, Abdullah b. Zübeyr hacılar gelinceye kadar Kâbe'yi olduğu haliyle bıraktı. Hacılar toplandığında onlara şöyle seslendi: "Müslümanlar! Kâbe konusunda bana akıl verin; onu yıkıp yeniden mi yapayım, yoksa onu olduğu gibi bırakıp restore mi edeyim?" Bunun üzerine İbn Abbas şöyle dedi: "Benim Kâbe konusunda şöyle bir görüşüm var: Olduğu gibi bırakıp restore etmen ve böylece, zamanında ashabın islama girdiği, Resulüllah (s.a.v.)'in peygamber olarak gönderildiği bina ve taşlara dokunmaman daha hayırlıdır." Bunun üzerine Abdullah b. Zübeyr şöyle karşılık verdi: "İçinizden birinin evi yansaydı, onu yenilemeden gönlü rahat eder miydi?! Rabbinizin evi buna daha layık değil mi?! Andolsun ki ben Rabbimle üç defa istihare yapacak ve gereğini yerine getirmek üzere son kararımı vereceğim."

Abdullah b. Zübeyr üç istiharesini tamamladıktan sonra Kâbe'yi yıkmaya karar verdi. Fakat orada bulunanlar Kâbe'den ilk taşı sökecek olanın başına gökten bir bela gelmesinden korktular. Nihayet bir kişi Kâbe'nin çatısna çıkarak bir taşı söktü ve aşağıya attı. Oradakiler de bu adama bir şey olmadığını görünce işe koyuldular. Abdullah b. Zübeyr ahşap direkler dikip etrafını örtüyle kapladı. içerden inşa işini sürdürürken hacılar örtülü alanın etrafında tavaf ibadetlerini yerine getirdiler. Kâbe, her zaman olduğu gibi tavaf edenlerle doldu taştı.

Abdullah b. Zübeyr der ki: "Hz. Aişe'nin şöyle dediğini işittim: Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kavmim küfrü bırakıp yeni müslüman olan bir kavim olmasaydı ve Kâbe'ye harcayacak imkanım olsaydı, Hicr'in beş zirâ'lık bir bölümünü Kâbe'ye dahil eder ve ona hem giriş hem de bir çıkış kapısı yapardım." hadisini rivayet ettikten sonra: "Ben artık bu imkanlara sahibim ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kavmi hakkında taşıdığı endişeyi de taşımıyorum."

Abdullah b. Zübeyr Kâbe'yi yıkıp onu yer seviyesinde, Hz. İbrahim (a.s.)'ın attığı temeli açtı ve onun altı küsur zirâ Hicr'e dahil olduğunu gördü, temel sanki deve boynu gibiydi, kırmızı taşlar, tıpkı parmakların birbirine geçirildiği gibi örülmüştü.

Hafriyat esnasında bir mezara rastlamış: "Bu İsmail'in annesinin mezarıdır" demiş ve saygın insanlardan elli kadar kişiyi buna şahit tutmuştu.

Abdullah b. Mütî Adevî elindeki bir demiri Kâbe'nin temeline soktuğunda, duvarların tümü sallanarak çatladı ve tüm Mekke'yi saran bir çatırdama sesi koptu; ses Mekke'lileri ürkütmüş ve ardından Abdullah b. Zübeyr: "Şahid olun, ey insanlar" diye seslenmişti. Daha sonra Abdullah b. Zübeyr Kâbe'yi bu temel üzerine inşa etmiş ve yer seviyesinde, karşılıklı iki kapı koymuştu.

Abdullah b. Zübeyr Kâbe'nin yüksekliğine dokuz zirâ ekleyerek onu yirmiyedi zira'a çıkarmıştır.

Kâbe duvarının enini iki zirâ yapmıştır.

Kureyş'in inşa ettiği altı sütun yerine, Kâbe'nin içine sadece üç sütun yerleştirmiştir.

San'â'dan mermer getirterek, aydınlık olması için onu kenarlara yerleştirmiştir.

Kâbe kapısına, uzunluğu onbir zirâ olan iki kapı kanadı takmıştır.

Kâbe'nin çatısına doğru çıkan, ahşaptan kavisli bir merdiven yaptırmıştır.

İnşasını tamamladıktan sonra onu ketenden mamûl kaliteli Kabatî kumaşıyla süslemiş ve hem içten hem de dıştan güzel kokularla tütsülemiştir.

Abdullah b. Zübeyr (r.a.) Kâbe'ye yüz adet deve kurban ettikten sonra tavafını yapmış ve Kâbe'nin bütün rükünlerini istilâm etmiştir.

HACCAC BİN YUSUF ES-SEKAFİ'NİN KABE'Yİ İNŞASI

Haccâc, Abdullah b. Zübeyr'i öldürüp Mekke'ye girdikten sonra, Abdülmelik b. Mervân'a, Abdullah b. Zübeyr'in gerçekleştirdiği tüm çalışmaları bir mektupla bildirdi. Abdülmelik b. Mervân ona: "Abdullah'ın Hicr'den alıp Kâbe'ye kattığı kısmı yık ve Kâbe'yi eski haline çevir; batı tarafından açılan kapıyı kapat ve diğerini de bırak" diye bir ferman gönderdi.

Haccâc Hicr'de yer alan duvarı yıkıp onu eski haline çevirdi ve bu alanı Hicr'e dahil etti.

Haccâc, Abdullah b. Zübeyr'in, Kâbe için koyduğu ahşap merdiveni kaldırdı.

Kapının boyunu beş zirâ kısalttı.

Batı tarafındaki kapıyı kapattı ve asıl kapıyı eski haline çevirdi.

SULTAN IV. MURAD HAN'IN KABE'Yİ İNŞASI

19 Şâban 1039 H. Çarşamba günü Mekke'de büyük bir yağmur yağmış ve oluşan seller sonucu Mescid-i Haram'ın içi sularla dolmuştu. Perşembe günü Şâmî (Şâm yakasına bakan) duvarı tamamıyla, doğu ve batıya bakan duvarların bir kısmı yıkılmıştı. Yağmur devam etmiş ve oradaki insanlar büyük bir panik yaşamışlardı.

Müslümanlar, Sultan IV. Murad Han'ın direktifiyle Kâbe'yi önceki hali üzere inşa etmeye başlamış ve 2 Zilhicce 1040'da, altı buçuk ay gibi kısa bir zamanda inşasını bitirmeye muvaffak olmuşlardır.

Kâbe'nin son inşası bu olmuş ve günümüze kadar aynı şekliyle kalmıştır. Suud ailesi döneminde de bazı genişletme faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.

SUUD GENİŞLETMESİ

Hadimul Haremeyn Kral Faht b. Abdulaziz göreve gelir gelmez Mescid-i Haram'a büyük önem vermiş ve Haremeyn tarihindeki en büyük genişletme projesini başlatmıştır. Bu sayede Mescid-i Haram normal günlerde yaklaşık 730 bin, hac mevsiminde ise bir milyondan fazla kişinin namaz kılmasına uygun hale gelmesi hedeflenmiştir. Bu projenin şu ana kadarki toplam maliyeti yirmi dokuz milyar Suud riyalidir.

Mescid-i Haram'ın bakım ve genişletilmesi projesi için Hicri 1409 yılı Safer ayında temel atılmış çalışmalara ise Hicri 08.06.1409 tarihinde başlanmıştır. Mescid-i Haram'da yapılan genişletmeler, Harem'in batı cihetinde Umre ve Melik kapıları arasında kalan bölüme ilave edildi. Yapılan genişletmeler 190 bin kişinin namaz kılabileceği 76 bin m²'lik bir alanı kapsamaktadır. Bu alanın 130 bin kişinin namaz kılmasına elverişli 59 bin m²'lik bölümü Harem'in dış alanıdır.

Böylece Harem'in içinde ve dışında genişletmeler sonundaki toplam alanı, normal zamanlarda 730 bin, hac mevsiminde ise bir milyondan fazla kişinin namaz kılabilceği şekilde 361 bin m²'ye ulaşmıştır.



KABE'NİN KAPISI

İbrahim (a.s.)'in inşa ettiği Kâbe'de, yerle aynı hizada tek bir kapı mevcuttu.

Kureyş, Kâbe'yi yeniden inşa ederken Ebu Huzeyfe b. el-Muğire'nin teklifi doğrultusunda, kapı yerden yüksek tutulmuştur.

Abdullah b. Zübeyr'in inşasında Kâbe'de, kapı tekrar yer seviyesinde tutulmuş ve buna ilâve olarak Kâbe'nin batı tarafında Rükn-i Şâmî ile Rükn-i Yemânî arasında bir başka kapı daha yapılmıştır.

Haccâc döneminde kapı tekrar Kureyş'in inşa ettiği şekle iade edilmiş ve batı tarafındaki kapı kapatılmıştır.

Şu an mevcut kapı ise, saf altından yapılmış olup, Kral Halid b. Abdulaziz tarafından yaptırılmıştır.




MAKAM-I İBRAHİM

Makam-ı İbrahim, Hz. İbrahim (a.s.)'ın Kâbe'yi inşa ederken, örülen duvarın boyunu aşması üzerine, üstüne çıkıp inşaatı devam ettirdiği taştır. İsmail (a.s.) bu taşı, babası üzerine çıksın diye koymuştur.

Malumdur ki, İbrahim (a.s.), Kâbe'yi inşa ettiğinde, duvarın yüksekliği sadece dokuz zirâ idi. Kureyşliler, Kâbe'yi inşa ettiklerinde bu yüksekliği onsekiz zirâ'a çıkarmışlardır. Sonra Abdullah b. Zübeyr bu yüksekliği yirmiyedi zirâ'a çıkarmış ve aynen öyle kalmıştır.

Bu taş Hz. Ömer'in halifeliği dönemine kadar Kâbe'nin duvarına, ilk halinde olduğu gibi, bitişik olarak bırakılmıştır. Hz.Ömer bu taşı Kâbe'nin etrafında tavaf eden kalabalıkların, taşın yanında namaz kılanları rahatsız etmemeleri için, Kâbe'nin gerisine çekmiştir.

Hz. İbrahim (a.s.)'ın ayak izleri bu taş üzerinde hâlâ mevcut olup, meşhûr kasidesinde Ebu Talib bu gerçeği şöyle dile getirmiştir:

"İbrahim'in taş üzerindeki ayak izleri dipdiri,


Yalınayak halde giymemişti hiç bir şeyi."

Ebu Tâlib bu beytiyle İbrahim (a.s.)'ın çıplak ayaklarının o taşa gömüldüğünü, böylece yalınayak bir halde ayak izlerinin taşın üzerinde iz yaptığını ifade etmek istemiştir.
__________________



уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dİnİ HİkÂyeler -3-(8 Tane) уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 09-01-2008 17:14
Dİnİ HİkÂyeler -1-(5 Tane) уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 09-01-2008 17:14
Dİnİ HİkÂyeler -3-(8 Tane) уυѕυƒ Dini Hikayeler 1 09-01-2008 17:13
Bir kaç tane msn özelligi уυѕυƒ Msn Teknik Destek 0 07-25-2008 12:26
OrtaÇaĞda Dİnİ YaŞayiŞ уυѕυƒ Din KüLtüRü ve AhLak 0 04-03-2008 19:09


Şu Anki Saat: 07:35


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows