Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Dini Bölüm > Dini Konular > Dinimiz ve Diğer Dinler

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

İSLAM, KÜRESEL KRİZ SEBEP ve ÇARELERİ

Dinimiz ve Diğer Dinler


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-20-2008, 18:22   #1
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.914
Thanks: 0
Thanked 5 Times in 5 Posts
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart İSLAM, KÜRESEL KRİZ SEBEP ve ÇARELERİ

İSLAM, KÜRESEL KRİZ SEBEP ve ÇARELERİ

Prof. Dr. Osman Eskicioğlu*

Kriz kelimesi, mücerret ve soyut bir kavram olup “ekonomik kriz”, “siyasi kriz” veya “kabine buhranı” ifadelerinde olduğu gibi ancak başka bir kelime ile kullanıldığı zaman bir anlam ifade eder. Eskiden dilimizde kriz yerine buhran kelimesi kullanılırdı. Buna bunalım da denir. Buhran ise bir hastalığın en ağır zamanı, nöbet ve kriz hali demektir. Zaten kriz de birden bire meydana gelen kötüye gidiş yönündeki bir gelişmedir. Şu halde kriz kelimesi bir şeyin normal değil, anormal halini, sağlıklı değil, hastalıklı durumunu dile getirir.
Bedenimiz için cari olan bazı kanun ve kuralların sosyal bünyemiz için de geçerli olduklarını söyleyebiliriz. O sebeple bedenimiz zaman, zaman hasta olduğu gibi toplumun sosyal bünyesi de bazen ekonomik, politik veya ailevi bir takım hastalıklara yakalanabilir. Fakat burada bilhassa toplum açısından çok önemli olan bir husus vardır. Bireyin biyolojik veya fiziksel bünyesi, onun kendi iradesi dışında oluştuğu için genellikle organları arasında uyum ve ahenk vardır. Bir motorun parçaları olan piston, silindir, şanzıman ve gömlek gibi organları birlikte çalışıyor ve bunlar arasında tam bir uyum ve ahenk varsa toplumu meydana getiren kurumlar arasında da bir birlik ve beraberlik bulunması gerekir. Onun için her sistem kendi bünyesi içerisinde geçerlidir, diyoruz. Tabi ayrıca her organın da kendi içinde ahenkli olması gerekmektedir. Mesela ekonomik alanda bu alanın elamanlarından olan mal, para, emek ve sermaye arasında bir uyum yoksa ve bu işlevsizlikten dolayı tam bir verim elde edilemiyorsa bu alan ve organ hasta demektir.
Hekimler bedensel hastalığı tıbbi açıdan şöyle yorumluyorlar: “Hastalık tıbbi açıdan öncelikle fizyopatolojik-organik süreçleri içerir. Hasta içinse, bedensel, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, cinsel çok boyutlu bir olgudur, bir yaşam, kimlik ve var oluş krizidir. Hastalık durumu bedensel ya da ruhsal yapıyı, işlevleri ve organizmanın süre giden yaşam dengesini değiştiren, engelleyen ve çeşitli belirtilerle kendini gösteren bir bozukluktur. Hastalık durumu iyi oluş halinin geçici olarak bozulmasından, yeti yitimine, beden bütünlüğünün ve işlevselliğinin bozulmasına neden olabilecek hatta bireyin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanabilecek düzey ve derecelerde olabilir.” Buradan anlaşıldığına göre vücut sağlığını kaybeden bünyeyi bu hastalığa sürükleyen birden fazla etkenler vardır. Hastalık tedavi edilmezse veya tedavi edilme zamanı geçmişse bu kimsenin hayatını kaybetmesi de doğal bir olaydır. Şu halde sosyal hayatta da çeşitli yönleriyle hastalığa duçar olmuş bir bünye, eğer tedavi edilmezse ortaya çıkan kriz sebebiyle bir toplum çöküş ve yok olma sürecine girebilir. Hatta doğal ve fıtri kural ve kanunlardan, hareket ve davranışlardan uzak kalan tolumlar da böylece haritadan silinme ve tarih sahnesinden çekilme gibi bir sonuçla da karşı karşıya kalabilirler. Burada örnek vermek gerekirse Asurlular, Hititler, Urartular, Frigyalılar, İyonyalılar, Lidyalılar ve Fenikeliler gibi devlet ve medeniyet kurmuş toplumlara bu Anadolu toprakları hep mezar olmuştur. Ama kaynakların belirttiğine göre sağlıklı yaşamın ve uzun ömürlü olmanın bir simgesi olarak görülen zeytin ve zeytin ağaçları yine bu topraklarda 6 bin yıldan beri hayatlarını devam ettiriyorlar. Çünkü bitki dediğimiz bu tür canlı varlıklar, doğal hallerini bozmuyor, yapaya kaçmıyor ve bünyelerine uymayan yollarda dolaşmıyorlar.
Bilindiği gibi ABD’de başlayan, dünyanın birçok yerine de sıçrayan ve kendisine “küresel kriz” adı verilen ekonomik bir bunalım ve bir kriz meydana gelmiştir. Buna benzer 1929 tarihinde Kuzey Amerika ve Avrupa’da meydana gelen krize de dünyada ve özellikle sanayileşmiş ülkelerde kendisini hissettirdiği için “Dünya Ekonomik Bunalımı” demişlerdi. Bize göre bu her iki ekonomik krizin sebebi tamamen yapısaldır.
Amerika’da inşaat sektöründe kredi geri ödemelerinde yavaşlama olunca mortgage krizi, hemen kredi krizine dönüştü; finans ve sigorta, gayrimenkul, inşaat ve madencilik sektörü başta olmak üzere toplam dört sektörün büyüme hızının yavaşlamasıyla genel ekonominin büyüme hızı da yavaşladı. Ekonomik büyümenin yavaşlamasına neden olan reel sektör, mortgage krizinden olumsuz etkilendi. İşte böyle bir kredi sebebiyle başlayan kriz, mutfakta başlayıp bütün evi saran bir yangın gibi, ekonominin bütün her tarafını sarıp kapladı.
Ekonominin doğal kanunları olmasına rağmen bugün dünyada ekonomiyi ellerinde tutan sermaye sahipleri, ekonomi bizim elimizde bir enstrüman gibidir, biz onu istediğimiz şekle sokarız dercesine, ağaç üzerinde çalışan bir marangoz gibi hareket ediyorlar. Hâlbuki ekonominin doğal-ilahi değişmez kanun ve kuralları vardır. Mesela bir ülkede ne kadar hasta çoksa o kadar iyidir; çünkü ilaç fabrikaları çalışır, hastaneler iş bulur, hasta bakıcılar ve doktorlar para kazanırlar felsefesi bize göre yanlıştır. Zira bize göre toplum bir uzviyettir. Oysa bireyci ve bireyselci anlayışa sahip kapitalist zihniyet öyle demez. Onun iddialarından birisi de ekonominin ve ekonomik kanun ve kuralların ahlak dışı bir alanda çalışır olmasıdır. Onun için de uyuşturucu üretip tüketmek alıp satmak ve bu sektörden para kazanmak öyle kötü bir şey değildir. Yüz kızartıcı bir şey de değildir; bu da bir ihtiyaçtır. Öyleyse bu ihtiyacın tatmin edilmesi için mal ve afyon üretilmesi kadar doğal bir şey olmaz. Bakınız bir iktisat profesörü olan Şükrü Baban İktisat Dersleri adlı eserinin (İstanbul–1942) 7. sayfasında bir esrarkeş için afyon faydalıdır, demektedir. Bu anlayış bireyi toplumdan ayırmış olan ve bireyin toplumla olan alakasını koparmış olan bir zihniyetin ürünüdür. Hâlbuki bizim anlayışımıza göre biz, birey ile toplumu, fert ile devleti bisikletin ön ve arka tekerlekleri gibi kabul ettiğimiz için ve bunlar da biri diğeri ile irtibatlı olduğundan dolayı birey için faydalı olan bir şey aynı zamanda toplum içinde faydalı; birey için zararlı olan bir şey de toplum için da zararlı olduğu; toplum için faydalı olan bir şey, birey için de faydalı; toplum için zararlı olan bir şey de birey açısından da zararlı olduğu kabul edilir. Bir kişi afyon veya başka bir uyuşturucu kullanmakla ihtiyacını gidermiş ve kendisi açısından fayda sağlamış olduğu kabul edilse bile, bu durum toplum açısından tamamen bir zarardır. Ekonomistler bunu ekonomide ihtiyacı karşılayan her şey faydalıdır prensibine dayandırırsa, bu ekonomi insana ne kadar fayda sağlar ve bu söz ne kadar gerçekçi ve bilimsel olur? Esrarkeşlerden oluşan bir toplum, ekonomik açıdan bir değerlendirmeye tabi tutulduğu zaman acaba o toplum ekonominin amacını gerçekleştirebilen ve ihtiyaçlarını tatmin edebilen bir refah toplumu olabilir mi? Üreten, tüketen, harcayan, yatırım yapan ve çalışan capcanlı bir toplum olabilir mi? İşte bunlar, bu Rönesans medeniyetinin ekonomi anlayışının ortaya koyduğu çelişkilerdir. Bir ekonomik alandaki çelişkilerin sebep olduğu hastalık sadece orada kalmaz genel sosyal bünyeye de sirayet eder. Biz her zaman genel sosyal düzenin bir uzviyet gibi organik olduğunu iddia ediyoruz. Bir insan toplumunu meydana getiren dini alan ve olaylar, ilmi, içtimai, iktisadi ve ailevi alan ve olaylardan her biri kendi alanında uyum ve ahenkli olduğu gibi diğer alanlara da paralel olup uyum sağlamalıdır.
Biz İslam açısından baktığımız zaman bugünkü dünya toplumlarının veya Rönesans medeniyetinin kendi alanlarında bir takım zıtlık ve çelişkilerin var olmasıyla bünyenin arızalı yani hasta olduğuna kani olduğumuz gibi, ayrıca toplum veya devlet yapısında da yapısal bir çarpıklık halinde bulunduğunu iddia ediyoruz. Bugün Amerika’da başlayıp hemen, hemen bütün dünyaya yayılan ve bunun için de ondan küresel kriz diye bahsedilen ekonomik bunalım, yıllardır birike, birike yapısal sektörde meydana gelen bir damlanın bardağı taşırmasıyla başlamış oldu. Ekonominin asıl temel elamanları olan mal, para, emek ve sermaye gibi uzuvlar kendi alanında ve kendi kanunları ile çalışmalıdır. Mal kanun ve kuralları ile paranın kanun ve kuralları farklı olduğu gibi, emek ile sermayenin kanun ve kuralları farklıdır. Mal üretken olup bir ihtiyacı tatmin etme özelliğine sahip iken paranın asla böyle bir özelliği yoktur. Yani para ile mal farklı şeylerdir. Mal dünyanın her tarafında mal olup onun mallığının arkasında bir destek yoktur ve buna ihtiyaç da yoktur. Hâlbuki para öyle değildir; paranın mensup olduğu toplum ve devletin desteğine ihtiyacı vardır yani o muhtaç durumdadır. İşte bu sebeple mal ile para farklı olmaları dolayısıyla, farklı kanun ve kurallara tabi tutulurlar. Mesela mal alınır ve satılır, kiraya da verilebilir. Para da alınır ve satılır; fakat para kiraya verilemez. Çünkü mal kiraya verilip kullanıldığı zaman onun fayda vermesi kesin değildir. Hâlbuki mal kullanıldığı her zamanda kesinlikle fayda vericidir. Çünkü malda üretkenlik sıfatı olduğu için o, bir ihtiyacı tatmin ederek fayda meydana getirir. Hâlbuki para hiçbir ihtiyacı tatmin edemez. Zira para yenilmez, içilmez, giyilmez ve ondan ev yapıp içinde oturulamaz. İşte bunun için para kiraya da verilemez. Hâlbuki bugünkü ekonomilerde teori ve pratiğinde düzen ve sistem parayı kiraya vermeye dayanmaktadır. Teknik ifadesiyle düzen faizli düzendir. Oysa anlattığım sebeplerden dolayı paranın faizi olmaz, yani para kiraya verilemez. Çünkü faiz, karşılığı olmayan fazlalık olduğu için bir tarafta birikme meydana gelirken, diğer tarafta hiçbir şey kalmaz ve neticede mal ve para akışı durur. Bu da insan bedeninde akan kan misali, bir tarafa kan gitmezken, diğer tarafta kanın yığılması, vücutta felçlere sebep olduğu gibi, faiz paranın, birilerinin cebinde veya sermaye sahiplerinin kasasında toplanmasıyla toplumun ekonomik bünyesinde mal ve para akışı durur, bu da ekonomik krizlere sebep olur.
Kuranda faizli düzen ile zekâtlı düzen mukayese edilerek, bireylerin mallarında ve sermayelerinde artış meydana gelsin diye yapılan faiz uygulamalarının toplum açısında hiçbir artış meydana getirmediği açıklanarak şöyle buyrulmaktadır: “ İnsanların mallarında artış olsun diye, verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah (toplum ve devlet) katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekâtı veren o kimseler, kat, kat artıranlardır.”(Rum 30/ 39). Başka bir ayette de faiz yiyen toplumun ancak şeytan çarpmış yani epilepsi hastalığına tutulmuş deli bir kişi gibi ayakta durabileceği ifade edilerek böyle bir toplumun krize gireceği dile getirilmektedir. (ayetin aslında geçen “mess” kelimesi deliliği kinaye yoluyla anlatmaktadır. Bak. Rağıb el-Isfahani, Müfredat) “Faiz yiyen toplum, ancak kendilerini şeytanın çarpmış olduğu kimsenin ayakta durduğu gibi durabilir… Allah faizli kazançları bereketten mahrum eder; karşılıksız yardımları ise kat, kat artırarak bereketlendirir” (Bakara 2/ 275–276)
Yine İslam’a göre mal, para, emek ve sermaye akışları da sadece bölgesel veya toplumsal-devletsel değil, küresel ve uluslar arası bir dolaşıma sahiptir. Ayette “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan isteyin” (Cuma 62/ 10) buyrularak alıp satmanın ve çalışma alanının bütün yeryüzü olduğuna işaret edilmiştir. Onun için İslam ekonomisinde malın ithalat e ihracat yasağı anlamına gelen gümrük vergisi yoktur. Sadece ticaret mallarının belli bir nisabın üzerinde olması halinde ticaret vergisi vardır.
Şu halde bugünkü ekonomi anlayışı İslam ekonomisine ters düşerek, gerek yapısal olarak arızalı ve gerekse kendi alanı itibariyle uyum ve ahenk bulunmamaktadır. Zira mal halka ait olup herkes istediği malı üretme ve hiçbir yerden izin almadan istediği kadar yatırım yapıp istediği kadar üretme hakkına sahip iken merkantilist anlayışın mirası olarak üretim için devletten izin alma şartı getirilmiştir. Tabi var olmayan ve doğal bulunmayan bir şeyi siz yapıya sokarsanız ilaçlarda olduğu gibi yan tesirler meydana getirerek rüşvet ve adam kayırma gibi gayr-i tabii davranışlara sebep olur.
Ayrıca bugünkü ekonomilerin para ekonomisi olması dolayısıyla para merkeze alınıp mal ile para ve emek ile sermaye dengeleri ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca el kadar olan bir kâğıt parçasının üzerine rakamlar konulmak suretiyle kâğıt para icat edilerek ve karşılıksız para basarak yabancı ülkelerden adeta bedavaya mal ithal etmek de küresel dolaşımı etkilemekte mal ve paraların bir yerde yığılması sebebiyle krizler ortaya çıkmaktadır. Biz kâğıt paralar yerine gümüş ve altın paraların eskiden olduğu gibi yeniden tedavüle sokularak gümüş paraların milli sınırlar içinde bölgesel alanda, altın paraların ise uluslar arası alanda küresel olarak tedavül etmesi bu arızayı önleyebilir düşüncesindeyiz.
Ayrıca ekonomik bünyede yapımdan ziyade yıkım meydana getiren elamanlardan birisi de vergi anlayışları ve uygulamalarıdır. Hâlbuki İslam ekonomisinde ancak zekât esasları dâhilinde alınan vergi ekonomik bünyede bir takım faydalar meydana getirmekle krizleri de önleme yetisine sahiptir diyebiliriz. Buna bir örnek vermek gerekirse İslam’da vergi para, altın, gümüş ve ticaret eşyalarından % 2,5 olarak alındığından ancak bu kadar kar edebilen kimseler, devlete çalışıyor demektir. Daha az kar getiren sektörler ise küçülürken ve hatta belki piyasadan düşerken, ancak bundan daha fazla kazananlar büyüme ansına sahip olurlar. Bu demektir ki, İslam ekonomisinde aşırı kazanmalara ve dev sermayelere pek geçit yoktur. Meşhur ifadeyle zengini daha zengin eden, fakiri ise daha fakir eden esaslara İslam ekonomisinin yapısında yer yoktur.
Ekonomik alanın kendi arasında ahenkli olabilmesi için mal-para, sermaye-emek dengelerinden başka, imar-iaşe, tasarruf-yatırım, ithalat ve ihracat, serbest alan ve planlı alan gibi kendi arasındaki dengelerin kurulması gerekir. Diğer taraftan ekonomi toplumda yalnız başına bir iş yapamadığı için diğer alanlarla da ahenkli olmak zorundadır. Nasıl tabiatta insan hayvan bitki ve cansız varlılar aralarında uyum ve ahenk var olmasıyla birbirlerine zarar vermiş olmazlarsa aynı şekilde ekonomi din, ilim ve idare alanlarıyla birlikte çalışarak hiç çelişmeden ve çatışmadan birlikte toplum için hizmet etmiş ve fayda üretmiş olurlar. Oysa bugün insan merkezli bir dünya denilerek diğer varlıklara zulüm edildiği gibi, çağ ekonomi çağıdır denilerek diğer alanların sahaları daraltılmış ve metre kare olarak küçültülmüştür. Bu da böylece toplum yapısının çarpıklığını açıkça göstermektedir.
Özetleyecek olursak insan toplumları organik bir yapıya sahip olduğu için herhangi bir alanda meydana gelen bir arıza ve hastalık hemen diğer yerlere de sirayet etmektedir. Bu bakımdan tüm alanlarda normal ve doğal olan kanun ve kuralları uygulamak, hareket ve davranışları gerçekleştirmek krizleri önlemenin tek genel çaresidir. İslam’da tıpta nasıl koruyucu hekimlik esas ise ekonomide ve diğer alanlarda da ortaya çıkan hastalıkları sistemin kendi bünyesinde tedavi etmesi İslam’ın önerdiği toplum biçiminin en önemli bir özelliği olarak görülmektedir. Bu sebeple biz bu günkü ekonomik, politik ve pedagojik anlamda istikrarlı dengelerin değil, bilakis istikrarsızlık sanki esas alınmış gibidir. Yukarıdan beri anlatmış olduğumuz bu yanlışlar, toplum bünyesinden kaldırıldığı zaman sistemi sarsacak, deprem meydana getirecek, piyasaları ve borsaları allak bullak edecek büyük krizler meydana gelmeyecektir. Bütün bunların yanı sıra Amerika ve batı ülkeleri insanlık alemini sömürü zihniyetinden vazgeçerek tüm dünyanın bir şekilde ortak bir zemin üzerinde yaşayan ortaklar olarak görmeleri kendi sıkıntılarının da bir çeşit tedavisi olacaktır.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Alt 11-20-2008, 19:54   #2
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

emegine saglık...
__________________



уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tag Ekle
Çarelerİ, krİz, küresel, sebep, ve, İslam

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Küresel ısınma riski küresel krizden daha büyük Haberci Bilim ve Teknoloji Haberleri 0 10-29-2008 18:35
Küresel ısınma riski küresel krizden daha büyük Haberci Bilim ve Teknoloji Haberleri 0 10-29-2008 18:20
Titiz anneler neye sebep olduklarının farkında mı? Yaso Çocuk Sağlığı ve Bakımı 0 08-23-2008 09:54
''Irak'tan çekilme toplu katliama sebep olur'' Haberci Dünyadan Haberler 0 04-07-2008 11:34
Uğur Mumcu'nun öldürülmesine sebep olan yazısı LeGoLaS Fikir Sofrası 0 03-13-2008 15:53


Şu Anki Saat: 13:31


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628