Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-07-2008, 14:36   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Hadis-i Şeriflerde Ölüm

Hadis-i Şeriflerde Ölüm


"Lezzetleri yok eden ölümü çok anın." (Tirmizî, Zühd 4, Kıyâme 26; Nesâî, Cenâiz 3; İbn Mâce, Zühd 31)
Ensardan bir adam Peygamberimiz’e sordu: “Mü’minlerin hangisi en akıllıdır?” Aleyhi’s-salâtu ve’s-selâm: “Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonra en iyi hazırlığı yapandır. İşte bunlar en akıllı kimselerdir.” buyurdular. (Kütüb-i Sitte Terc. 17/598)
"Ölümü ve öldükten sonra kemiklerin ve cesedin çürümesini hatırlayın. Âhiret hayatını isteyen dünya hayatının süsünü terk eder." (Tirmizî, Kıyâme 24; Ahmed bin Hanbel, I/387)
Berâ (r.a.) anlatıyor: “Biz Rasûlullah (s.a.s.)’la birlikte bir cenâzede beraberdik. Peygamberimiz, kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (gözyaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da: “Ey kardeşlerim! İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hâdisesi) için iyi hazırlanın!” buyurdular. (Kütüb-i Sitte Terc. 17/584)
“Ey insanlar! Ölmezden önce Allah’a tevbe edin. (Musîbet, hastalık, yaşlılık gibi) ağır meşgûliyetlere düşmezden önce sâlih ameller işlemede acele edin. Çok zikir ederek, gizli ve açık çok sadaka vererek Allah’a karşı üzerinizdeki borcu ödeyin ki bol rızka, ilâhî yardım ve zafere, halinizin ıslâhına mazhar olasınız...” (Kütüb-i Sitte Terc. 17/49)
"Allah bir kulunun bir memlekette ölmesini takdir ettimi, onu oraya -veya 'orada bulunan bir şeye' dedi- muhtaç kılar." (Tirmizî, Kader 11, hadis no: 2148)
"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'lâ ilâhe illâllah' demeyi telkin edin." (Müslim, Cenâiz, 1, 2; Tirmizî, Cenâiz 7; Ebû Dâvud, Cenâiz 20; Nesâî, Cenâiz 4)
"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) Yâsîn sûresini okuyun." (Ebû Dâvud, Cenâiz 24; İbn Mâce, Cenâiz 4; Kütüb-i Sitte Terc. 15/238)
"Sizden hiç kimse, mâruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temennî etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecbûriyetini hissederse, bari şöyle söylesin: 'Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise, yaşat; ölüm hayırlı ise canımı al!" (Buhârî, Merdâ 19, Deavât 30; Müslim, Zikr 10; Tirmizî, Cenâiz 3; Ebû Dâvud, Cenâiz 13; Nesâî, Cenâiz 1)
"Sizden kimse ölümü temennî etmesin. Muhsin (iyi amel üzere) ise, hayır cihetiyle artacağı umulur. Kötü amel işliyorsa kötülükten dönüp Allah'ın rızâsını arayacağı ümid edilir." (Kütüb-i Sitte Terc. 5/7)
"Mü'min kişinin ömrü, onu hayırca ziyadeleştirir." (Kütüb-i Sitte Terc. 5/7)
Mekke'li müşrikler tarafından ateş üzerine yatırılmak gibi çok ağır işkencelerden aldığı yaralar vücudunda hayat boyu devam eden eser bırakmış olan, zaman zaman bu yaraları tekrar iltihaplanan ve açılan yaralardan akan iltihapları gidermek için vücudunu arada sırada dağlatmak zorunda kalan Habbâb İbn Eret (r.a.), karnından yedi yeri dağlatmıştı. Ve şöyle diyordu: "Eğer Rasûlullah (s.a.s.) ölüm talep etmekten bizi men etmeseydi, mutlaka onu talep ederdim." (Buhârî, Merdâ 19, Deavât 30, Rikak 7, Temennî 6; Müslim, Zikr 12; Nesâî, Cenâiz 2)
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) hasta oğlu İbrâhim'i aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra İbrâhim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Efendimiz'in gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman bin Avf (r.a.): 'Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah'ın Rasûlü?' dedi. Aleyhissalâtu ve'sselâm: "Ey İbn Avf! Bu merhamettir!" dedi ve ağlamasına devam etti.Sonra şöyle buyurdu: "Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi râzı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrâhim! Senin ayrılmanda bizler üzgünüz!" (Buhârî, Cenâiz 44; Müslim, Fezâil 62; Ebû Dâvud, Cenâiz 28) Tirmizî'nin bu konudaki rivâyetinde şu ilâve vardır: Abdurrahman bin Avf: "Yâ Rasûlallah! Ağlıyor musun? Ağlamaktan bizi sen men etmedin mi?" dedi. Peygamberimiz: "Hayır! (Ağlamaktan değil,) iki ahmak, fâcir sesten yasakladım: Musîbet sırasındaki (isyankâr) ses; yüzleri tırmalamak, cepleri yırtmak ve şeytan mâtemi. -Ağlamak ise rahmettir; merhamet etmeyene rahmet edilmez.-" (Tirmizî, Cenâiz 25, hadis no: 1005)
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) mâtemci (ağıt yakan) kadına da, onu dinleyene de lânet etti." (Ebû Dâvud, Cenâiz 20; hadis no: 3128)
İbn Ömer (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) Sa'd bin Ubâde'ye geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. (Yanına gelince) onu baygın buldu ve "ölmüş olmalı!" dedi. Yanındakiler: "Hayır" deyince, Aleyhissalâtu ve'sselâm ağladılar. Rasûlullah'ın ağladığını gören halk da ağladı. "İşitmiyor musunuz?" buyurdular. "Allah Teâlâ ne gözyaşı sebebiyle ne de kalbin hüznüyle azab vermez. Ancak şunun sebebiyle azab verir!" -dilini işaret ettiler.- yahut da merhamet eder." (Buhârî, Cenâiz 45; Müslim, Cenâiz 12)
"(Istırap ve mâtemi sebebiyle) Yanaklarını yolan, üst başını yırtıp dövünen, câhiliyye duâsıyla duâ eden bizden değildir!" (Buhârî, Cenâiz 36, 39, 40, Menâkıb 8; Müslim, İman 165; Tirmizî, Cenâiz 22; Nesâî, Cenâiz 19)
Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s.) Ebû Seleme (r.a.)'nin (ölümü anında) yanına girdi. Ebû Seleme'nin gözleri açık kalmıştı; onları kapattı. Sonra: "Ruh kabzedildimi göz onu takip eder." buyurdu. Ehlinden bazıları feryat koparmaya başlamıştı. "Kendinize kötü temennîde bulunmayın; hayır duâ edin! Çünkü melekler, söylediklerinize âmin derler." buyurdu. Sonra ilâve etti: "Allah'ım, Ebû Seleme'ye mağfiret buyur! Derecesini hidâyete erenler arasında yükselt. Arkasında kalanlar arasında ona sen halef ol! Ey âlemlerin Rabbi! Ona da bize de mağfiret buyur! Ona kabrini geniş kıl, orada ona nur ver!" (Müslim, Cenâiz 7; Tirmizî, Cenâiz 7; Ebû Dâvud, Cenâiz 19, 21; Nesâî, Cenâiz 3)
"Bir müslüman muhtazar olduğu (can çekişme ânına girdiği) zaman rahmet melekleri, beyaz bir ipekle gelirler ve şöyle derler:
'Sen râzı ve senden de (Rabbin) râzı olarak (şu bedenden) çık. Allah'ın rahmet ve reyhânına ve sana gazabı olmayan Rabbine kavuş!'
Bunun üzerine ruh, misk kokusunun en güzeli gibi çıkar. Öyle ki melekler onu birbirlerine verirler, tâ semânın kapısına kadar onu getirirler ve: 'size arzdan gelen bu koku ne kadar güzel!' derler. Sonra onu mü'minlerin ruhlarına getirirler. Onlar, onun gelmesi sebebiyle sizden birinin kaybettiği şeyinin kendisine geldiği zamanki sevincinden daha çok sevinirler. Ona:
'Falanca ne yaptı? Filânca ne yaptı?' diye (dünyadakilerden haber) sorarlar. Melekler:
'Bırakın onu, onda hâlâ dünyanın tasası var!' derler. Bu gelen (kendisine dünyadan soran ruhlara):
'Falan ölmüştü, yanınıza gelmedi mi?' der. Onlar:
'O, annesine, Hâviye cehennemine götürüldü!' derler. Aleyhissalâtu vesselâm devamla der ki:
"Kâfir, muhtazar olduğu vakit, azap melekleri mish (denen kıldan kaba bir elbise) ile gelirler ve şöyle derler: 'Bu cesetten kendin öfkeli, Allah'ın da öfkesini kazanmış olarak çık ve Allah'ın azâbına koş!'
Bunun üzerine ruh, cesetten, en kötü bir cîfe kokusuyla çıkar. Melekler onu arzın kapısına getirirler. Orada:
'Bu koku ne de pis!' derler. Sonunda onu kâfir ruhların yanına getirirler." (Nesâî, Cenâiz 9)
"Âni ölüm, kâfir için gazab-ı ilâhî'nin bir yakalamasıdır; mü'min için de bir rahmettir." (Ebû Dâvud, Cenâiz 14)
"Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girince, bir münâdî (çağırıcı) aralarında: 'Ey ateş ehli ölüm yoktur; ey cennet ehli asla ölüm yoktur, hulûd (ebedîlik) vardır' diyecektir." (Buhârî, Rikak 50)
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) ölüm anına yaklaştığı zaman, sık sık ıstıraplar bürümeye başladı. Kerîmeleri Hz. Fâtıma (r.a.) 'Vay babacığım, ne çok ıstırap çekiyor!' diye yakınmaya başladı. Peygamberimiz, kızını şöyle teselli ediyordu: "Bugünden sonra baban ıstırap çekmeyecek!" (Buhârî, Megâzi 83; Nesâî, Cenâiz 13; İbn Mâce, Cenâiz 65)
Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.)’ı ölüme götüren hastalığı sırasında: “Namaza ve sağ ellerinizin mâlik olduğu şeylere dikkat edin!” diyordu. Öyle ki, mübârek lisanları bunu söyleyemeyecek hale gelinceye kadar tekrara devam ettiler.” (Kütüb-i Sitte Terc. 17/152)
Hz. Âişe (r.a.)’nin anlattığına göre: “Rasûlullah (s.a.s) bir gün yanına girdiği sırada, bir yakınımın nefesini ölüm kesmek üzere idi. Peygamberimiz, Hz. Âişe’nin üzüntüsünü görünce kendisine: “Şu akraban için üzülme. Zira onun şu ıstırabı, hasenâtındandır.” buyurdu. (Kütüb-i Sitte Terc. 17/111)
“Ölülerinizin yanında hazır bulunduğunuz takdirde (ölünce) gözlerini kapayıverin. Çünkü göz, ruhu takip eder (ve açık kalır). Ayrıca hakkında hayır söyleyin. Çünkü melekler ev halkının söylediklerine ‘âmin!’ derler.” (Kütüb-i Sitte Terc. 17/112)
"Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet ve cehennemdeki) yeri arzedilir. Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir).
Kendisine: 'Allah seni kıyâmet günü diriltilinceye kadar senin yerin işte budur!'denilir." (Buhârî, Cenâiz 90, Bed'ü'l-Halk 8, Rikak 42; Müslim, Cennet 65, Tirmizî, Cenâiz 70; Nesâî, Cenâiz 116)
Enes (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) bir kabirden bir ses işitmişti: "Bu ne zaman öldü? (Bileniniz var mı?)" diye sordu. "Câhiliye devrinde!" dediler. Bu cevaba sevindi ve şöyle buyurdular: "Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım kabir azabını size de işittirmesi için duâ ederdim." (Müslim, Cennet 68; Nesâî, Cenâiz, 114)
"Kul kabrine konulup yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup:
'Muhammed (s.a.s.) denen kimse hakkında ne diyorsun?' diye sorarlar. Mü'min kimse bu soruya:
'Şehâdet ederim ki O, Allah'ın kulu ve Rasûlüdür!" diye cevap verir. Ona:
'Cehennemdeki yerine bak! Allah orayı cennette bir mekâna tebdil etti' denilir. (Adam bakar) her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden cennete bakan bir pencere açar.
Eğer ölen kâfir ve münâfık ise (meleklerin sorusuna):
'(Sorduğunuz zâtı) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!' diye cevap verir. Kendisine:
'Anlamadın ve uymadın!' denilir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopa ile vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden ibaret olan) iki ağırlık dışında ona yakın olan bütün (kulak sahipleri) işitir." (Buhârî)
"Cenâzede çabuk olun. Eğer sâlih biri ise, kendisine iyilik yapmış olursunuz. Böyle biri değilse, belâyı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz." (Buhârî, Cenâiz 52; Müslim, Cenâiz 51; Ebû Dâvud, Cenâiz 50; Tirmizî, Cenâiz 30; Nesâî, Cenâiz 44; Muvattâ, Cenâiz 56)
"Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır." (Buhârî, Rikak 42, Zühd 5; Tirmizî, Zühd 46)
"Ölüp de pişman olmayan yoktur; mutlaka herkes nedâmet duyar: Muhsin (İyi yolda) olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedâmet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedâmet duyar." (Tirmizî, Zühd 59, hadis no: 2405)
"Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i câriye (bırakan) veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine duâ edecek sâlih evlât (bırakan)." (Müslim, Vasıyyet 14; Ebû Dâvud, Vesâyâ 10; Tirmizî, Ahkâm 36; Nesâî, Vesâyâ 8)
"Mü'min kul (ölünce), dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur. Fâcir (ölünce) ondan da kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur." (Buhârî, Rikak 42; Cenâiz 61; Nesâî, Cenâiz 48, 49; Muvattâ, Cenâiz, 54)
"Mü'minin ruhu, cennet ağacında beslenen bir kuş olur. Yeniden dirilme gününde Allah onu cesedine döndürünceye kadar orada beslenir." (Nesâî, Cenâiz 117; İbn Mâce, Zühd 32; Muvattâ, Cenâiz 49)
"Ölüm için bir korku vardır. Öyleyse cenâze gördünüzmü ayağa kalkın." (Kütüb-i Sitte Terc. 15/275)
"Kim cenâzeyi takip eder ve önce üç kere taşırsa (ölen kardeşine karşı olan) borcunu ödemiş olur." (Tirmizî, Cenâiz 50, hadis no: 1041)
"Ölülere sövmeyin (sebbetmeyin). Çünkü onlar (sağken hayırdan ve şerden) gönderdiklerine kavuştular." (Buhârî, Cenâiz 97, Rikak 42; Ebû Dâvud, Edeb 50; Nesâî, Cenâiz 51)
"Ölülerinizin iyiliklerini zikredin; kötülüklerini zikretmeyin." (Ebû Dâvud, Edeb 50; Tirmizî, Cenâiz 34)
Ebu'l-Heyâc el-Esedî anlatıyor: "Bana Hz. Ali (r.a.): 'Rasûlullah (s.a.s.)'ın beni göndermiş olduğu şeye ben de seni göndereyim mi?' diye sordu ve Rasûlullah'ın kendisene: "Haydi git, kırıp dökmedik put, düzlemedik yüksek kabir bırakma!" buyurduğunu söyledi." (Müslim, Cenâiz 93; Ebû Dâvud, Cenâiz 72; Nesâî, Cenâiz 99)
Hz. Câbir (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) kabrin kireçlenmesini, üzerine bina (kubbe, türbe) yapılmasını, üzerine oturulmasını, üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı." (Müslim, Cenâiz 94; Ebû Dâvud, Cenâiz 76; Tirmizî, Cenâiz 58; Nesâî, Cenâiz 96)
"Ben sizi kabirleri ziyaretten men etmiştim. Artık onları ziyaret edebilirsiniz. Çünkü onlar size âhireti hatırlatır." (Müslim, Cenâiz 106; Ebû Dâvud, Cenâiz 81; Tirmizî, Cenâiz 60; Nesâî, Cenâiz 100)
İbn Abbas (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.), Medine ehlinin mezarlarına uğramıştı. Mezarlara yüzünü çevirerek: "Esselâmu aleyküm (selâm üzerinize olsun) ey kabir halkı! Allah sizi de bizi de mağfiret buyursun. Sizler bizim seleflerimizsiziniz. Biz de arkadan geleceğiz." buyurdular." (Tirmizî, Cenâiz 59, hadis no: 1053)
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) bir mezarlığa uğramıştı. Mezarlara karşı şöyle buyurdu: "Selâm üzerinize olsun ey mü'minler cemaatinin mahalle halkı! İnşâallah biz de sizlere kavuşacağız!" (Ebû Dâvud, Cenâiz 83, hadis no: 3237) Müslim ve Nesâî'deki rivâyette şu ziyâde vardır: "Allah'tan bizim için de sizin için de âfiyet dilerim." (Kütüb-i Sitte Terc. 15/296)
"Allah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescidler yapanlara, kandiller takanlara lânet etsin!" (Tirmizî, Cenâiz 61)
"Kim çocuğunu kaybeden bir anneye tâziyede bulunursa, cennette ona bir bürde (hırka, kaftan) giydirilir." (Tirmizî, Cenâiz 74, hadis no: 1076)
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ölüm Nedir? уυѕυƒ Araştırmacılar'ın bölümü 0 07-14-2008 13:33
200 bin hadis 20 bine indirilecek... Haberci Yurttan Haberler 0 06-12-2008 11:03
İşte Size Dev Arşiv(40 Hadis Animasyon Şeklinde ) уυѕυƒ Dua, Ayet, Hadis 0 04-07-2008 14:21
Üç maddeli hadis-i şerifler Korax Dua, Ayet, Hadis 0 03-10-2008 23:48
Kütüb-i Sitte (Hadis Arşivi) Yaso E-Kitap (Pdf formatında) 0 02-28-2008 21:28


Şu Anki Saat: 02:14


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows