Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-10-2014, 18:12   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Ehl-i Sunnete Göre Mehdi İnancı, Siyah Sancaklılar ve İlgili Hadislerin Sıhhati

Selamun aleykum
Mevzu hadisleri arastirirken bir iddiayla karsilastim. Bu hadisler gercekten de mevzu mu?Yazi su sekilde:

" 8- Mehdi meselesinde çoğu rivayet uydurmadır:
Mehdi meselesinin bir aslı olduğunu kabul etmekle beraber bu konuda çoğu rivayetin uydurma olduğunu söyleyebiliriz.
Örnekler: "İbn-i Mace'de yer alan
"siyah bayraklı bir ordunun Horasan'dan zuhur ettiği zaman, kar üzerinde emekleyerek dahi olsa o orduya iltihak edilmesi gerektiği, zira onun içinde Halife Mehdi'nin olduğunu "
ifade eden rivayet için;

Hadis alimi Veki" Hadis olarak bir değeri yoktur " derken Zehebi ise"Bu sahih değildir" demiştir.
Mehdi'nin doğudan ve Horasan'dan zuhur edeceğine dair rivayetler sanki Horasan isyanın lideri Ebu Müslim'in komutasındaki siyah bayraklı ordunun gerçekleştirdiği hareketi teşvik ve tasvir ediyor gibidir. Ona zemin hazırlamak için uydurulduğu görülüyor.
İbn-i Kesir de buna dikkat çekiyor . "Siyah bayraklı ordu" rivayetlerindeki dikkat çeken bir nokta da "kar üzerinde emekleyerek dahi olsa"ifadesidir.Halbuki sıcak arap yarımadasında kar üzerinde emeklemek tabiri kolay anlaşılacak bir tabir değildir.
"Mehdinin zuhur ettiği zaman Şam'dan üzerine bir ordu gönderilmesi, bu ordunun Beyda mevkiinde batması ile ilgili rivayetler Abdullah bin Zubeyr'in hilafeti sırasında uydurulmuştur. Çünkü zalim Mervan'ın komutanı Haccac bin yusuf Kabe üzerine yürümüş ve Mekke'yi kuşatmıştı."
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-10-2014, 18:13   #2
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Mehdi ile ilgili hadislerin içerisinde zayıfların olması, sahihlerin olmadığı yahud Mehdinin gelmeyeceği manasını taşımaz. Bu konuda ehl-i sunnet ittifak halindedir.

Mehdî’nin geleceğine işaret eden hadisler

Ebû Hurayra (radıyallahu anh) diyor ki: Rasûlullâh (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
“İmamınız (devlet başkanınız) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu (İsâ) sizin içinize indiği zaman acaba sizler nasıl olursunuz?”
(Buhârî, Enbiyâ’, bab: 49; Muslim, İmân, bab: 244, hn: 155)

Câbir b. Abdillâh (radıyallahu anh) diyor ki: Ben Rasûlullâh’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim:
“Ummetimden hak üzere olan bir taife, muzaffer olarak kıyamete kadar savaşmaya devam edecektir.
Sonra Meryem oğlu İsâ inecek ve Müslümanlar’ın emiri ona: ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek.
O da: ‘Hayır, Allah’ın bu ummet’e bir ikramı olmak üzere sizler birbirinize emirsiniz’ diyecektir.”
(Buhârî, Enbiyâ’, bab: 49; Muslim, İmân, bab: 244, hn: 155)

Yine Câbir b. Abdillâh Rasûlullâh’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Ummetim’in sonunda öyle bir halîfe gelecek ki, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır.”
(Muslim, İmân, bab: 247, hn: 156)
Buhârî ve Muslim’de geçen bu hadisler şu iki şeyi ifade etmektedirler:

1. İsâ gökten indiği zaman Müslümanların yöneticisi kendilerinden biri olacaktır.

2. Müslümanların bu amiri namaza gelecek, onlara namaz kıldırmaya hazırlanacak, bu esnada İsâ’yı görünce, öne geçip namazı kıldırmasını teklif edecek fakat İsâ onun namaz kıldırmasını isteyecek, O da imam olup namazı kıldıracaktır.

Her ne kadar bu son hadislerde “Mehdî” unvanı zikredilmemişse de bu zatın sâlih biri olduğu, mu’minleri yönettiği, namazları kıldırdığı, İsâ’nın dahi onun imam olmasını isteyeceği beyan edilmiştir. Diğer sahîh hadis kitaplarında bunun Mehdî olacağı açıkça zikredilmiştir. Hadisleri en iyi izah eden yine hadisler olduğuna göre, Buhârî ve Muslim’de Mehdî’nin ismi açıkça zikredilmemişse de sıfatlarından bir kısmı zikredilmiştir. “Bu iki kitapta Mehdî’den bahsedilmemiştir” demek yersizdir.

Diğer yandan Hâris b. Ebî Usâme, Musnedi’nde, Câbir b. Abdillâh’ın naklettiği hadisi şu lafızlarla rivayet etmiştir: Rasûlullâh (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş ki:
“Meryem oğlu İsâ inecek, Müslümanların emiri olan Mehdî ona şöyle diyecektir: ‘Buyur namazı sen kıldır’…”
Evet, bu rivayet açıkça gösteriyor ki, o zamandaki Müslümanların emirinden maksat Mehdîdir.

Hakim'in sahih dediği bir rivayette Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Siyah bayraklı bir ordunun Horasan'dan zuhur ettiği zaman, kar üzerinde emekleyerek dahi olsa o orduya katılın"
(Hakim, Mustedrak, 4/510. Hadis no: 8432)

Elbani, Silsile-i Zaife 85 "hadis munkerdir" demiştir.
Beyhaki, Delail En Nubuvve de 6/515: Abdurrazzak "teferrud etmiştir" der.
Hakim, Mustedrak, 4/510. Hadis no: 8432 "Sahih" demiştir.
Bezzar, El Ahkam Eş Şeriyye El Kubra da 4/527 "sahih" demiştir.
Bezzar, El bahru’z Zihar da 10/100 "isnadı sahihtir” demiştir.
Kurtubi, ise Et Tezkere de 614: "isnadı sahihtir” demiştir.
İbni kesir (rahimehullah), Nihayetu'l Bidaye ve En Nihaye de 1/42 "isnadı kavi, sahihtir" demiştir.

Mehdî hakkındaki hadisler manen mutevatirdir

Mehdî’nin geleceğini bildiren hadisler manen mutevatirdir. Âlimlerin birçoğu bunu beyan etmişlerdir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Hafız Ebû’l-Hasen el-Âbirî (Bu zat, Hasen Muhammed b. Hüseyin es-Sicistanîdir. Hadis imamı ve hafızıdır. Kendisine güvenilen, sağlam biridir. Hicri 363 te vefat etmiştir. İbni Huzeyme’den ve onun dengi olan âlimlerden hadis rivayet etmiştir. “İmam Şâfi`î’nin Menkıbeleri” isimli bir eseri vardır. Tezkiretu’l-Huffaz, II, 954-955; Şuzurâtu’z-Zeheb, III, 46-47) diyor ki: “Rasûlullâh’tan (sallallahu aleyhi ve sellem) Mehdî’nin çıkacağı, Ehl-i Beyt’inden olacağı, yönetiminin yedi sene devam edeceği, yeryüzünü adaletle dolduracağı, İsâ’nın, onun zamanında ineceği ve Deccâl’i öldürmede İsâ’ya yardım edeceği, bu ummetin imamı olacağı ve İsâ’nın onun arkasında namaz kılacağı hakkında mutevâtir haberler(hadisler) zikredilmiştir.”
(Yusuf el-Muzzî, Tehzibu’l-Kemâl fî Esmai’r-Ricâl, III, 1194; el-Menâru’l-Munîr, 142; Fethu’l-Bârî, VI, 493; el-Hâvî li’l-Fetâvâ, II, 85-86; Abdu’l-Muhsin el-Abbad, Akidetu Ehli’s-Sunneti fi’l-Mehdî, 171-172)

Muhammed el-Berzencî (Bu zat Şâfi`î mezhebi fıkıh âlimlerindendir. Tefsîr ve edebiyat dallarında da bilgili biridir. İlim için Bağdat’a, Şam’a, Mısır’a göç etmiş, nihayet Medine-i Munevvere’ye yerleşmiş, orada talebeler okutmuş ve hicri 1103’te orada vefat etmiştir. Birçok eseri bulunmaktadır. Hayreddin ez-Zirikli, el-Âlem, VI, 203-204) el-İşâ`a fî Eşrâti’s-Sâ`a isimli eserinde şöyle diyor: “Kıyamete yakın ortaya çıkacak alâmetler oldukça çoktur. Bunlardan biri de Mehdî’dir. Bu, alâmetlerin ilkidir. Şunu bilmek gerekir ki, Mehdî hakkında çeşitli rivayetlerle nakledilen hadisler sayılamayacak kadar çoktur.”
(el-İşâ`a fî Eşrâti’s-Sâ`a, 87)

Kitabının diğer bir yerinde el-Berzencî şöyle demektedir: “Böylece bilmiş oldun ki, Mehdî’nin hak olduğu, ahir zamanda çıkacağı, Rasûlullâh’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) soyundan, Fâtıma’nın neslinden biri olacağı hakkındaki hadisler mânen mutevâtirdir. Bunları inkâr etmenin hiçbir anlamı yoktur.”
(el-İşâ`a fî Eşrâti’s-Sâ`a, 112)

Allâme Muhammed es-Sefarinî, (Bu zat, hadis, hadis usulu ve edebiyat dallarında muhakkik bir âlimdir. Filistin Nablus Şehri’nin Sefarin Köyü’nde doğmuştur. Birçok eseri bulunmaktadır. En önemlileri şunlardır. -Levâihu’l-Envâr: Bu eseri itikatla ilgilidir ve şiir olarak yazılmıştır. -Gidau’l-Elbâb: Bu eseri, edebi şiirlerin şerhidir. Hicri 1188 de Nabulus’ta vefat etmiştir. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lâm, VI, 14)
Levâihu’l-Envâri’l-Behiyye isimli eserinde şöyle diyor: “Mehdî’nin çıkacağı ile ilgili olan hadisler oldukça çoktur. Bunlar manen mütevâtir derecesine ulaşmışlardır. Bu nedenle Mehdî’nin geleceği, Ehl-i Sünnet âlimleri arasında yayılmış ve onların itikadî meselelerinden sayılmıştır. Mehdî’nin geleceği ile ilgili olan hadisler, çokça sahabîden ve onlardan sonra gelen tabiinden rivayet edilmiştir. Bunlar bir bütün olarak kesin bilgi ifade etmektedir. Bu itibarla ilim erbabı nezdinde bu konu karara bağlandığı ve Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in itikat kitaplarında yazıldığı üzere, Mehdî’nin çıkacağına iman etmek farzdır.”
(Levâihu’l-Envâri’l-Behiyye, II, 84; Abdulmuhsin el-Abbâd, İtikad-i Ehli’s-Sünneti ve’l-Eser fi’l-Mehdiyyi’l-Muntazar, 173)

Şevkânî, el-Vâdıh fî Tevâturi Mâ Câe fi’l-Mehdîyyi’l-Muntezar ve’d-Deccâl’i ve’l-Mesîh isimli eserinde şunları söylemektedir:
“Beklenen Mehdî hakkında gelen mutevâtir hadislerden kendilerine vakıf olunanlar elli adettir. Bunların bir kısmı Sahîh, diğer bir kısmı Hasen, bazıları da birbirlerini destekleyen Zayıf hadislerdir. Bunların mutevâtir olduklarında şekk ve şubhe yoktur. Hadis usullerinde bunlardan daha alt derecede olanlara mutevâtir denilmektedir. Mehdî hakkında sahâbîlerden gelen haberler oldukça çoktur. Bunlar da Rasûlullâh’a (sallallahu aleyhi ve sellem) dayandırılan hadisler hükmündedir. Çünkü bu mesele içtihatla söylenebilecek bir mesele değildir.”
(el-Vâdıh. Şevkânî’nin bu eserini ve sözlerini Sıddık Hasan “el-İzâa” isimli kitabında zikretmiştir. El-İzâa, 113-114. Yine Şevkanî’den bunları Kettânî “Nuzumu’l-Mutenasir” isimli eserinde nakletmiştir. Nuzumu’l-Mutenâsira, 145-146. Ayrıca Abdu’l-Muhsin el-Abbad’ın “Akidetu Ehli’s-Sunneti ve’l-Eser fil Mehdî” isimli eseri, 171-172)

Sıddîk Hasan (Bu zat, Allâme Muhammed Sıddık Han b. Hasen el-Huseynîdir. Buharalıdır. Tefsîr, hadis, fıkıh ve usul ilimlerinde eserleri vardır. Bu eserlerinden biri de kendisinden alıntı yaptığımız “el-İzâa limâ Kâne vemâ Yekûnu Beyne Yedeyi’s-Sâ`a” -Kıyametten önce olmuş ve olacak şeyleri yayma- isimli eseridir. Hicri 1307 de vefat etmiştir. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lâm, VI, 167-168) diyor ki: “Mehdî hakkında çeşitli rivayetlerle zikredilen hadisler oldukça çoktur. Bunlar mânen mutevâtir derecesindedirler. Hadis kitaplarında, musnedlerde ve diğer İslâmî eserlerde zikredilmişlerdir.” (el-İzâa, 112)

Muhammed b. Ca`fer el-Kettânî (Bu zat hadis ve tarih âlimidir. Fas’ta doğmuş, Hicaz’da, Şam’da belli bir süre kalmış tekrar Fas’a dönmüş, hicri 1345 te Gırnata’da vefat etmiştir. Birçok eseri vardır. Bunlardan birisi de “Nuzumu’l-Mutenasir fî Hadisi’l-Mutevâtir” isimli eseridir. Alıntı, buradan alınmıştır. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lâm, VI, 72) diyor ki: “Gelmesi beklenilen Mehdî hakkında vârid olan hadisler mutevâtirdir. Deccâl’in çıkacağı ve İsâ’nın ineceği hakkında rivayet edilen hadisler de mutevatirdir.”
(Nuzumu’l-Matenasir fî Hadisi’l-Mutevâtir, 147)

Mehdî hakkında yazılan eserlerden bazıları

Kıyamet kopmadan önce Mehdî’nin geleceği, Ebû Dâvûd’un, Tirmizî’nin, İbni Mâce’nin sünenlerinde; İmam Ahmed’in, Bezzâr’ın, Ebû Ya`lâ’nın, Hâris b. Ebî Usâme’nin müsnedlerinde; Hâkim’in Mustedreki’nde; İbni Ebî Şeybe’nin Musannefi’nde; İbni Huzeyme’nin Sahîhi’nde ve diğer hadis kitaplarında zikredildiği gibi, bazı âlimler de Mehdî hakkında özel kitaplar yazmışlardır. Abdu’l-Muhsin el-`Abbâd, bu konuda yazılan kitaplardan otuz altı tanesini zikretmiştir.(Abdu’l-Muhsin el-Abbâd, Akîdetu Ehli’s-Sunneti ve’l-Eser fi’l-Mehdiyyi’l-Muntazar, 166-168)
Bunlardan bir kısmı şu eserlerdir.

1. Hafız Ebû Bekir b. Ebî Heyseme’nin (Bu zat, büyük hadis hafızlarındandır. Babası Zubeyr b. Harb, İmam Muslim’in hadis hocalarından biridir. Ebû Bekir, İmam Ahmed’den ve İbni Main’den ilim tahsil etmiştir. “et-Tarihu’l-Kebir” isimli eser bunundur. Bu kitabı hakkında Zehebi: “Ben bundan daha faydalı bir eser görmedim” demiştir. Ebû Bekir hicri 279 da vefat etmiştir. Hayatı ile ilgili olarak Siyeru A`lami’n-Nubelâ, XI, 492-493; Tezkiretu’l-Huffaz, II, 596. Tabakatu’l-Hanâbile, I, 44.) “Mehdî hakkında varid olan hadisler.” isimli eseri. Bu eseri İbni Haldûn Târîh’inde Suheylî’den nakletmiştir.(Tarih-i İbni Haldûn, el-Mukaddime, 556)

2. İmam Suyûtî’nin “el-`Urfu’l-Vurdî fî Ahbari’l-Mehdî” isimli eseri. Suyûtî bu eserini “el-Havî li’l-Fetâv┠isimli kitabının bir bölümü olarak yazmıştır.(el-Hâvî li’l-Fetâvâ, II, 57)

3. Hafız İbni Kesîr’in “en-Nihaye” isimli kitabının “Fiten ve Melâhim” bölümünde Mehdî’ye ait özel bir cildi vardır.(en-Nihaye, Fiten ve Melahim, I, 30. Tâhâ Zeynî’nin tahkiki)

4. Ali el-Muttekî el-Hindî’nin (Bu zat Hindistanlı biridir. Hadis âlimlerindendir. Mekke’ye yerleşmiş ve hicri 975 te orada vefat etmiştir.Şuzuratu’z-Zeheb, VIII, 379; Hayrettin ez-Zirikli, el-A`lâm, IV, 271) Mehdî hakkındaki risalesi. (el-İşâ`a fî Eşrâti’s-Sâ`a, 121)

5. İbni Hacer el-Mekkî’nin (Bu zat İbni Hacer el-Heysemî’nin torununun oğludur. Şâfi`î fıkıh âlimlerindendir. Birçok eseri vardır. Hicri 973 te Mekke’de vefat etmiştir. Şuzurâtu’z-Zeheb, VIII, 370; Hayrettin ez-Zirikli, el-A`lâm, I, 234) el-Kavlu’l-Muhtasar fî `Alâmati’l-Mehdîyyi’l-Muntazar.” isimli eseri. (el-İşâ`a, 105; Levâihu’l-Envâr, II, 72)

6. Aliyyu’l-Kari’nin (Bu zat Afganistan’ın Herat kentindendir. Hanefi Fıkhı âlimidir. Mekke’ye yerleşmiş ve hicri 1014 de orada vefat etmiştir. Birçok eseri bulunmaktadır. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lâm, V, 12) “el-Meşrabu’l-Verdî fi Mezhebi’l-Mehdî” isimli eseri. (el-İzâa, 113)

7. Şevkânî’nin “et-Tavdîh fî Tavâturi Mâ Câe fi’l-Mehdiyyi’l-Muntezar ve’d-Daccâli ve’l-Mesîh” isimli eseri. (el-İzâa, 113)

8. Muhammed b. İsmâîl el-Emirî el-Yemânî es-San`ânî (Bu zat “Subulu’s-Selâm şerhu Bulûği’l-Merâm” isimli eserin sahibidir. Birçok eseri vardır. Hicri 1182 de Yemen’in San`â Şehri’nde vefat etmiştir. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lam, VI, 38) de Mehdî’nin çıkacağı ile ilgili hadisleri toplayıp özel bir eser yazmıştır. (el-İzâa, 114)

9. Mer`î b. Yûsuf el-Hanbelî’nin (Bu zat aslen Kudûsludur. Tarihçi, edebiyatçı ve büyük fıkıhçılardandır. Yetmişe yakın eseri vardır. Hicri 1033 te Kahire’de vefat etmiştir. Hayreddin ez-Zirikli, el-A`lam, VII, 203) “Fevaidu’l-Fikri fî Zuhûri’l-Muntazar.” isimli eseri. (Levâihu’l-Envâr, II, 76; el-İzâ`a, 147-148)

Mehdî’nin geleceğini inkâr edenler

Mehdînin geleceği ile ilgili olan hadis-i şerîflerin mânen mutevâtir olmalarına rağmen bazı yazarlar Mehdî’nin geleceğini inkâra kalkışmışlardır. Bunların öncüleri, hicrî 808’de vefat eden tarihçi İbni Haldûn’dur.
(Bu zat aslen İspanyalıdır. Tunus’ta yetişmiş, Mısır’a göç edip orada vefat etmiştir. İbni Haldun “el-İber ve Divanu’l-Mubtedei ve’l-Haber fî Tarihi’l-Arabi ve’l-Acemi ve’l-Berber” isimli eseri ile şöhret bulmuştur. Şuzurâtu’z-Zeheb, VII, 76; Hayrettin ez-Zirikli, el-A`lam, III, 330)
İbni Haldûn bu sahanın âlimlerinden olmamasına rağmen, akıllarının kabul etmediğini inkâr için bir yol arayan ve inkârcıların karşısında ruhen mağlup olan modernistler, onu rehber edinip Mehdî diye bir şeyin olmadığını iddia etmişlerdir. Bunların en ileri gelenleri şunlardır: Muhammed Reşîd Rızâ (Tefsîru’l-Menâr, IX, 499, 505), Muhammed Ferîd Vecdî (Dairetu’l-Mearifi’l-Karni’l-`İşrîn, X, 480), Ahmed Emîn(Duha’l-İslâm, III, 237, 241), Abdurrahmân Muhammed Osmân (et-Talik `alâ Tuhfetu’l-Ahvezî, VI, 484) , Muhammed Abdullâh Anân(Mevakifu’l-Hâsime fî Tarihi’l-İslâm, 359) , Muhammed Fuheym (et-Talik `alâ en-Nihaye, İbni Kesîr, I, 37), Abdulkerîm el-Hatîb (el-Mesih fi’l-Kur’âni ve’t-Tevrâti ve’l-İncîl, 539), Abdullâh b. Zeynel Alî Mahmûd (Lâ Mehdîyye’l-Muntazar Bade’r-Rasûl) ve bunlara uyanlar.

Abdu’l-Muhsin b. Muhammed “Mehdî hakkında varid olan sahîh hadisleri inkâr edenlere reddiye” isimli eserinde, bu gibi inkârcıları susturacak nitelikte cevaplar vermiştir. Konunun detayı için ona başvurulmalıdır.

Mehdî’nin geleceğini inkâr edenlerin delilleri

Mehdîyi inkâr edenlerin geneli, akıllarına dayanarak onu inkâr etmişlerdir. Bazıları ise zayıf bir hadisi delil göstermişlerdir. Bunların delillerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

1. Dayandıkları zayıf hadis şudur:

Enes b. Mâlik’ten (radıyallahu anh), Rasûlullâh’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“İş gittikçe şiddetlenecek, dünya gittikçe sırt çevirecek, insanlar gittikçe cimrileşeceklerdir. Böylece kıyamet yalnız insanların şerli olanlarının başına kopacaktır. Mehdî yoktur, sadece Meryem oğlu İsâ’dır.”
(İbni Mâce, Fiten, bab: 24, hn: 4039; Hâkim, Mustedrak, VI, 441-442)

Bu hadisi altı sahîh hadis kitabından sadece İbni Mâce rivayet etmiş, bir de Hâkim Mustedraki’nde zikretmiştir.

Hadislerin kritiğini yapan hadis yorumcuları ve hafızlar, bu hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Zira hadisin raviler zincirinde Muhammed b. Hâlid el-Cundî bulunmaktadır. Bu, oldukça zayıf bir ravidir.

Zehebî, Ezdî’nin bu kişi hakkında “Bu, hadisi munker olan biridir.” dediğini nakletmiş, kendisi de “Bu, İbni Mâce’nin rivayet ettiği munker bir haberdir.” demiştir. (Mizanu’l-İtidal, III, 535)

Hâfız İbni Hacer ise “Bu kişi meçhul biridir.” demiştir. (Takribu’t-Tehzîb, II, 157)

İbni Teymiyye “Bu hadis zayıf bir hadistir… Buna güvenilemez. Çünkü Muhammed b. Hâlid el-Cundî, hadisi delil kabul edilmeyen biridir.” demiştir.(Minhacu’s-Sunne, IV, 211)

İbni Kesîr gibi bazı âlimler, İsâ’dan başka Mehdî olmadığını açıklayan bu zayıf hadis ile Mehdî’nin geleceğini beyan eden diğer sahîh hadislerin aralarını bağdaştırarak şöyle demişlerdir: Bu hadisin manası:
“İsâ’dan başka mükemmel ve masum olan bir Mehdî yoktur” demektir. Bu da İsâ’nın dışında, peygamber olmadığından dolayı masum olmayan bir Mehdînin geleceğini reddetme anlamını ifade etmez. Yani İsâ peygamber olduğundan, o masum bir Mehdî dir. Ondan önce gelecek olan Mehdî ise peygamber olmadığından masum değildir. Bu itibarla bu hadisler arasında çelişki yoktur. (İbni Kesîr, en-Nihâye el-Fiten ve’l-Melâhim, I, 32. Tâhâ Zeynî’nin tahkikli nushası; Tezkiretun fî Ahvali’l-Mevta ve Umuri’l-Âhira, 617)

Bize göre Mehdî’nin geleceğini beyan eden ve sayıları mânen mütevâtir derecesine ulaşan bu kadar sahîh hadisin karşısında, senedi zayıf olan bu hadise itibar etmeye ihtiyaç yoktur. Aksini iddia edenler dilediklerini söyleyip dursunlar.

2. Mehdî hakkındaki hadisler çelişkilidir, itibar edilmezler:

Muhammed Reşîd Rızâ, Mehdî’nin geleceğini inkâr edenlerin önderleri olarak şu iddiaları ileri sürmüştür:
“Mehdî hakkındaki hadislerin birbirleriyle çeliştikleri açık ve kuvvetlidir. Bunları birbirleriyle bağdaştırmak oldukça zordur. Bunları inkâr eden pek çoktur. Bunlarda şubhe olduğu açıktır. Bu nedenle Buhârî ve Muslim bunlardan herhangi birini rivayet etmemişlerdir. Mehdî meselesi, Müslüman halklar arasında fitne ve fesadın çıkmasına en büyük bir etken olmuştur.” (Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, IX, 499)

Sonra Reşîd Rızâ, Mehdî hakkındaki hadislerin birbirleriyle çeliştiklerine ve güvenilir olmadıklarına misal olarak şunları zikretmektedir:

a. Mehdî’nin ismi ihtilaflıdır:
“Ehl-i Sünnet’te meşhur olan rivayete göre, Mehdînin ismi Muhammed, babasının isimi Abdullâh’tır. Şîî Mezhebi’nin İmamiye fırkalarına göre ise Mehdî’nin adı Muhammed, babasının adı Hasan el-`Askerîdir. Bu zatlar Şîî İmamiye fırkalarının on birinci ve on ikinci imamlarıdır ve onlara göre masumlardır. Onlar mehdîlerine Huccet, Kâim, Muntazar unvanlarını vermişlerdir. Şîî Mezhebi’nin Keysâniyye Fırkası’na göre ise Mehdî, Ali’nin oğlu Muhammed b. el-Hanefiyye’dir. Şu an Rıdvâ Dağı’nın altında yaşamaktadır. Kıyametten önce çıkacaktır.”(Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, IX, 501)

b. Mehdînin nesebi ihtilaflıdır:
“Meşhur olan görüşe göre Mehdî, Ali’nin Fâtıma’dan doğma olan büyük oğlu Hasan’ın soyundandır. Bazı rivayetlere göre ise küçük oğlu Huseyin’in soyundandır. Bu rivayetler, Şîî İmamiye fırkalarının inancına uygundur. Diğer bazı rivayetlerde ise Abbâs’ın soyundan olduğu açıklanmıştır.”(Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, IX, 502) Evet, Reşid Rıza bunları anlatmaktadır. Fakat anlattığı bu rivayetlerin hangi sahîh ve güvenilir kaynakta geçtiklerini beyan etmemektedir. Gecenin karanlığında eline geleni toplayan oduncunun durumuna düşmüştür. Her söylentiye itibar edip sahîh hadislerle çeliştirmek, nasları esas alan âlimlere yakışmamaktadır. Ne var ki mucizeleri dahi akılla bağdaştırmak için onları tevil eden Reşid Rıza ve benzerlerine yakışan budur ve bunu yapmışlardır.

3. “Hadis kitaplarına çokça İsrailiyyat girmiştir.
Şîî, Abbâsî ve Fars taassubunun, Mehdî hakkında birçok hadis uydurulmasında rolü oldukça büyüktür. Her fırka Mehdî’nin, kendi grubundan olacağını iddia etmiştir. Yahudîler ve Fârisîler de Müslümanları uyuşturmak için bu gibi rivayetleri yazıp, geçer akçe yapmışlardır. Tâ ki Müslümanlar, Allah’ın kendisiyle Din’i destekleyeceği ve dünyaya adaleti yayacağı Mehdî’nin çıkmasını bekleyip dursunlar. Ona güvenip herhangi bir şey yapmasınlar.” (Reşid Rıza, Tefsîru’l-Menâr, IX, 501-504)

Mehdî’nin geleceğini inkâr edenlerin delillerine cevaplar

1. Bu guruhun “Buhârî ve Muslim, Mehdî’ye dair hadislerden herhangi birini rivayet etmemişlerdir. Bu da Mehdî ile ilgili olan hadislerin zayıf olduklarını gösterir” iddiaları yersizdir. Zira Buhârî ve Muslim’de Mehdî’nin ismi açıkça zikredilmemişse de onun sıfatları zikredilmiştir. Daha önce geçen şu hadisler bu türdendir:

Ebû Hurayra (radıyallahu anh) diyor ki: Rasûlullâh (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
“İmamınız (devlet başkanınız) kendinizden olduğu halde Meryem oğlu (İsâ) sizin içinize indiği zaman acaba sizler nasıl olursunuz?”
(Buhârî, Enbiyâ’, bab: 49; Muslim, İmân, bab: 244, hn: 155)

Câbir b. Abdillâh (radıyallahu anh) diyor ki: Ben Rasâlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim:
“Ummetimden hak üzere olan bir taife, muzaffer olarak kıyamete kadar savaşmaya devam edecektir.
Sonra Meryem’in oğlu İsâ inecek ve Müslümanların emiri ona ‘Gel bize namaz kıldır’ diyecek.
O da ‘Hayır, Allah’ın bu ummet’e bir ikramı olmak üzere sizler birbirinize emirsiniz’ diyecektir
(Muslim, İmân, bab: 247, hn: 156)

Yine Câbir b. Abdillâh (radıyallahu anh) Rasûlullâh’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Ummetim’in sonunda öyle bir halîfe gelecek ki, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır.”
(Muslim, Fiten, bab: 67, hn: 2913)

Bu sıfatlar diğer hadislerin açıkladığı gibi Mehdî’nin sıfatlarıdır. Diğer yandan Buhârî ve Muslim’de Mehdî ile ilgili herhangi bir hadis rivayet edilmediği farzedilse dahi bu, Mehdî hakkındaki hadislerin zayıf olduklarını ifade etmez. Zira sahîh hadislerin tümü sadece Buhârî ve Muslim’de toplanmış değildir. Onların dışındaki dört sahîh hadis kitabında, müsnetlerde, musanneflerde, mucemlerde ve diğer hadis kitaplarında da mevcuttur. Zaten Buhârî ve Muslim sahîh hadislerin tümünü kendi kitaplarında topladıklarını hiçbir zaman iddia etmemişlerdir. Sadece kitaplarına sahîh olmayanı koymadıklarını beyan etmişlerdir.
Bu hususta İbni Kesîr diyor ki:
“Buhârî ve Muslim sahîh olduğuna hüküm verdikleri hadislerin tümünü kendi kitaplarında zikredeceklerine dair herhangi bir taahhutte bulunmamışlar ve kendilerini bunu yapma mecburiyetinde görmemişlerdir. Bunlar bir kısım hadislerin sahîh olduğuna hüküm vermişler fakat kendi kitaplarında onu rivayet etmemişlerdir. Nitekim Tirmizî ve diğerleri, Buhârî’nin bir kısım hadislerin sahîh olduğuna hüküm verdiği halde onu kendi kitabında rivayet etmediğini diğer hadis kitaplarının rivayet ettiklerini nakletmişlerdir." (İbni Kesîr, el-Baisu’l-Hasîs Şerhu İhtisari Ulûmi’l-Hadis, 25)

2. Mehdî’yi inkâr edenlerin ileri sürdükleri “Hadislere çokça İsrailiyyât girmiştir. Bazı hadisler de Şiîler’in ve diğer fırkaların uydurmalarıdır. Bunlara güvenilmez” şeklindeki iddialarına gelince bunun cevabı şudur:

İslâm’ın ana kaynaklarından ikincisi olan hadislere karşı güveni sarsmak için bu gibi teşebbüsler olmuşsa da peygamberlerinin hadislerini gözbebeklerinden daha fazla koruyan hadis âlimleri, bunların çabalarını boşa çıkarmışlar, heveslerini kursaklarında bırakmışlardır. Hadis hafızları uydurma hadisleri toplayıp kitap haline getirmişler, zayıf olan hadisleri tespit edip kayıtlamışlar, hadis rivayet eden ravilerin güvenilir olup olmadığını ortaya çıkaracak kurallar belirlemişlerdir. Bu ölçülerle bid’atçiler ve yalana bulaşanlar açığa çıkmış ve teşhir edilmişlerdir. Böylece Allahu Teâlâ kendi adına konuşan peygamberinin sünnetini, fesatçıların tuzaklarından, aşırı gidenlerin saptırmalarından, batıla saplananların şerrinden muhafaza etmiştir. Bu da bu dinin bizzat Allahu Teâlâ’nın koruması altında olmasındandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Şubhesiz ki zikri biz indirdik, biz; onun koruyucusu da şubhesiz ki biziz, biz!” (Hicr 9)

Diğer yandan bazı fanatik fırkaların Mehdî hakkında hadisler uydurmaları, bizlerin onun hakkındaki sahîh hadisleri kabul etmemize engel değildir. Bu durum sadece Mehdî meselesinde değil her mevzuda olabilir. Hak olduğu sabit olan bir şey hakkında uydurmalar veya efsaneler ortaya atılacak olursa, haktan vazgeçilemez, iftiralar bertaraf edilir. Şiîler’in, imamları ve Mehdî hakkındaki aşırı düşünceleri sahîh nasları esas alan Ehl-i Sünnet’i bağlamaz.

İbni Kayyım, Şîî İmamiye Fırkası’nın Mehdî hakkındaki inancını özetleyerek şöyle diyor:
“Bunlara göre Mehdî Hasan el-`Askerî’nin oğlu Muhammed’dir. Ali’nin oğlu Hasan’ın soyundan değil, Huseyin’in soyundandır. Şehirlerde mevcuttur fakat gözlere görünmez. Asâya mirasçı olacak, gökleri mühürleyecektir. Irak’taki Samerra Şehri’nin Dehlizi’ne küçükken girmiş bir daha görülmemiştir. Yüzlerce yıldan beri ondan haber alınamamıştır. Şîî İmamiye Mezhebi’ne mensub olanlar her gün onun çıkmasını beklerler. Dehliz’in kapısında atla dururlar ve ona “Efendimiz çık, Efendimiz çık” diye seslenirler. Sonra dönüp giderler. Onların devamlı tavırları budur.”

Şimdi Mehdî’nin geleceğini inkâr edenlerin ileri sürdükleri Şiîler’in bu inançları, gerçek Mehdî’ye gölge düşürür mü? Elbette ki, ‘Hayır’.

3. Mehdînin geleceğini inkâr edenlerin “Mehdî hakkındaki hadisler birbirleriyle çelişmektedir” şeklindeki iddialarının cevabı şudur:

Bu çelişki sahîh olmayan hadislerle, sahîh olan hadisler arasındadır. Sahîh olan hadislere baktığınızda çelişki göremezsiniz. Şimdi sizler sırf Mehdî’yi inkâra bir yol bulmak için aslı olmadığı belirlenen hadisleri sahîhmiş gibi kabul ediyor ve konu hakkındaki sahîh hadislerle çeliştiğini söylüyorsunuz. Bu inadınızı bırakın da aciz aklınıza değil, sahîh olan hadislere dayanın ve kurtuluşa erin!

Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Rüya nedir islamda rüya nedir rüyanın sözlük anlamı nedir Yaso Off Topik 0 02-01-2014 11:11
Kur'an-ı Kerim Nedir? Korax Kur'an-ı Kerim 6 01-16-2014 09:08
atomun yapısı, çözeltiler, maddenin özellikleri ile ilgili össde çıkmış sorular Korax KiMya 1 03-16-2013 12:01


Şu Anki Saat: 16:42


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows