Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-03-2008, 15:06   #1
нüzüη
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 3.916
Tecrübe Puanı: 704
нüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond repute
Standart 40 nafile hac duası

Kırk defa kabul olmuş hac sevabı

Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa, kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?
CEVAP: İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi ba’de külli ehad, elhamdü lillahi alâ külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Yâ Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)
Elhamdü lillahi kable külli ehad=Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.
Elhamdü lillahi ba’de külli ehad=Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.
Elhamdü lillahi alâ külli hâl=Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.

Sonradan görme!
Sual: Tarihte dönmeleri okuyoruz. Çokları Müslümanlığa karşıdır. (Sonradan görme, gâvurdan dönme) sözü doğru değil mi?
CEVAP: Dönmelerin genelde samimi olmayanları için öyle söz ediliyor. Yoksa, samimi olarak dönen, tertemiz Müslüman olur. Sonradan görmeler, genelde yeni duruma ayak uyduramayıp gülünç duruma düşerler. Hatta kimseye bir şey vermeyenleri, verse bile rahatsız edip burnundan getirenleri çok olur. Davud aleyhisselam buyuruyor ki:
(Sonradan görmüş birinden bir şey istemek, elini ejderhanın ağzına sokmaktan kötüdür.) [İbni Asakir]

Noel Baba
Sual: Bir ilahiyatçı profesör, (Noel Baba bizce de saygıya değer bir mümindir. Hazret-i İsa’nın tebliğ ettiği dîne inanmış, o dinde yetişerek evliya olmuştur) diyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP: Elbette yanlıştır. Çünkü İsa aleyhisselama 12 kişi inanmıştır. Bunlara havari denir. Sonradan birisi [Yehuda] mürted olmuştur. İsa aleyhisselam, dinini yaymadan henüz 33 yaşında iken göğe kaldırıldı. Yahudiler Hıristiyanlığı bozarak saçma bir din meydana getirmişlerdir. Yani İsa aleyhisselama doğru olarak inanan insan, hemen hemen hiç kalmamıştı. Hıristiyanlık doğru din olarak yayılmadığı için Hıristiyanlıktan evliya çıkmaz. Aziz dedikleri kimseler, Hıristiyan görünüp İseviliği bozan Yahudilerdir. Birçok Hıristiyan bile, ‘Noel Baba’nın efsane olduğuna inanır, bilir. Buna rağmen ilahiyatçının öyle söylemesi, kraldan çok kralcı geçinmektir. Maksadı, Hıristiyanlara yaranmaktır.
Nikolaos denilen ‘Noel Baba’nın, Antalya Kaş Gelemiş köyünde doğduğunu ve Antalya civarında yaşadığını söyleyen Hıristiyanlar var ise de, bu tamamen bir efsanedir. Bu yöreye böyle bir heykelin dikilmesi, Hıristiyan emperyalizmine ve misyonerlere malzeme olmuştur.

Vatani asli edinmek
Sual: Evli bir kimse, iki sene sonra ben falanca şehre temelli yerleşeceğim demekle orayı vatani asli edinmiş olur mu?
CEVAP: Hayır olmaz. Bir şehre yerleşilir, temelli kalmaya niyet edilirse o zaman vatani asli edinilmiş olur. Bu arada herhangi bir görevle birkaç aylığına veya birkaç seneliğine başka şehre gidilse de, bu gittiği yer değil, temelli yerleşmeye niyet ettiği şehir, vatani asli olur. Bir yerin vatani asli olması için, önce orayı vatan edinip orada ikamet etmek gerekir. Bunun bozulması için de, başka bir şehre temelli kalmak üzere yerleşmek gerekir.

Sohbet
Mehmet Ali Demirbaş


Kırk günün önemi nedir?

Sual: Birçok duanın, kırk gün okunması bildiriliyor. Kırk günün önemi nedir?
CEVAP: Kırk sayısı, çoğunluğu bildiren işlerde, asgari en büyük sayıdır. Bir duayı çok okumak istenirse, en az kırk kere okumalıdır.
Beş vakit namaz, sünnetleri ile beraber, kırk rekattır. Fatiha, beş vakit namazın, her rekatında okunur. Böylece, her gün en az, kırk kere okunur. Tırnak kesmeyi, koltuk, kasık temizlemeyi kırk günden fazla geciktirmek günah olur. Salih akrabayı ziyarette, kırk günü geçirmemeli. (S. Ebediyye)
Kırk gün, sabah namazının sünneti ile farzı arasında, kırk bir kere Fatiha okunur. Besmelenin sonundaki Mim harfi, Fatihanın Lam harfi ile birlikte okunursa, yapılan dua kabul olur. Suya üfleyip, hasta veya büyülenmişe içirilirse, şifa bulur ve büyü çözülür. (Tefsir-i Azizi)
Kırk sayısı ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şu mealdedir:
(Her gece kırk âyet okuyan, gafillerden yazılmaz.) [Beyheki]
(Kırk kişi, bir cemaattir. Bir ölüye dua ederlerse, Allahü teâlâ, o ölüyü affeder.) [Buhari]
(Şirkten uzak kırk mümin, bir Müslümanın cenaze namazını kılarsa, Allahü teâlâ, muhakkak o müminlerin dualarını kabul ederek, o ölüyü affeder.) [Müslim, Ebu Davud]
(Kırk gün içinde, bir ilim sohbetinde bulunmayan kimsenin kalbi kararır. Büyük günah işlemeye başlar. Çünkü ilim kalbe hayat verir. İlimsiz ibadet olmaz. İlimsiz ibadetin, faydası olmaz!) [Hazanet-ür-rivayat, M. Rabbani]
(Kırk gün ihlasla İslamiyet’e uyanın kalbini, Allahü teâlâ, hikmetle doldurur.) [Ebu Nuaym]
(Kırk gün helal yiyenin kalbini, Allahü teâlâ, nur ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya sevgisini, kalbinden giderir.) [Ebu Nuaym]
(Fal baktıran, falcıya inanmasa da, kırk gün namazı kabul olmaz.) [Müslim]
(Haktan batılı veya hidâyetten dalaleti red için, ilimden bir konu öğrenmek niyetiyle, evinden çıkan kimse, bir âbidin kırk yıllık ibadeti gibi ecir alır.) [Deylemi]
(Allah için, kırk gün nöbet tutanın, bütün günahları temizlenir.) [Taberani]
(Komşuluk, dört taraftan kırk evdir.) [İ. Hibban]
(Allahü teâlânın rızası için, helâli ve haramı açıklayan kırk hadisi, ümmetime bildiren, âlim olarak haşrolur.) [Ebu Nuaym] (Alimler bunun için, Kırk hadis adı ile hadis kitapları yazmışlardır.)
(Bir âmâyı elinden tutup, kırk adım götürene Cennet vacib olur.) [Taberani]
(Bir hasta, kırk defa “La ilahe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn” okursa, şehit olarak vefat eder. Şifa bulursa, günahları af olur.) [Necat-ül-musalli]
(Kırk yaşını geçtiği halde, hayırlı işleri [sevapları], kötü işlerinden [günahlarından] ziyade olmayan kişi, Cehenneme hazırlansın.) [İ. Gazali]
(Kırk yaşına girdiği halde, günahlarına tevbe etmeyenin yüzünü şeytan sıvazlayıp, “Bu artık iflah olmaz” der.) [İ. Gazali]
İmanla ölmek için de, şu duayı günde kırk kere okumalıdır:
(Yâ hayyü yâ kayyûm yâ zelcelâli vel ikram, yâ lâ ilâhe illâ ente.)

Gönül Pınarı
Osman Ünlü


İnsanların duâsını almak için...

Allahü teâlâ, insanlara hizmet edenleri, nasîhat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş yapanlara yardım edenleri, sabredenleri ve iyilik edenleri sever. Kendini beğenenleri ise, sevmez.
Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona, âhirete yarar işler, iyi, güzel ameller yaptırır ve onu, günâh işlemekten korur. Bir kimse, verdiğini Allahü teâlânın rızâsı için verir, sevdiğini Onun için sever, düşmanlığını Allah için yaparsa, o kimsenin îmânı tamâm olur ve Ahlâkı güzel olanın da, îmânı kâmil olur. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki:
“Seven bir kimse, sevdiğinin sevdiklerini de sever. Sevdiğinin düşmanlarına düşman olur. Bu sevmek ve düşmanlık, bu kimsenin elinde değildir. Kendiliğinden hâsıl olur. Bu kimse, sevmesinde ve düşmanlığında deli gibidir. Bunun içindir ki;
“Bir kimseye deli denilmedikçe, bu kimsenin îmânı tam olmaz” buyuruldu. Kendisinde bu delilik bulunmayanlar, sevmekten mahrûmdurlar. Seviyorum diyebilmek için, sevgilinin düşmanlarına düşman olmak lâzımdır.”


Sevmenin kuvvetli alâmeti
Bir kimseye yapılan ihsân, iyilik, ne kadar kıymetli ve ne kadar çok olursa, sevgi de o kadar fazla olur. Hadîs-i şerîfte;
(İnsânlar, kendilerine ihsân, iyilik edenleri sever. Bu sevgi, insânın yaratılışında vardır) buyuruldu.
Bunun için, herkes anasını, babasını, hocasını, ustasını, vatanını, din kardeşlerini çok sever. Bir kimse, kendisine din ve dünyâ bilgilerini, îmânını, Allahını, Peygamberini, güzel ahlâkı öğreteni, herkesten, daha çok sever. Bu sevgi, cibillîdir yani insanın doğuşunda vardır. Bu sevgiden mahrûm olan kimse, hakîkî insan değildir. Çok sevilen kimse, insânın kalbinden, hâtırından çıkmaz. Seven, dâima sevgiliye kavuşur, onun gibi olur. Sevgilisine tâbi olmamak, insanın elinde değildir. Sevmenin en kuvvetli alâmeti, sevgilinin sevdiklerini sevmek, sevmediklerini sevmemektir. Bunun için her mü’minin, Resûlullah efendimizi çok sevmesi lâzımdır. Onu çok seven, Onu çok anar, çok söyler ve çok över. Hadîs-i şerîfte;
(Bir şeyi çok seven, onu çok anar) buyuruldu.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Sevgiliden gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikrâm, ihsân ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hattâ, kendi nefsinin böyle isteklerinden dahâ tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tâm olmaz. Hattâ, seviyorum demesi, yalancılık olur. Seven ve sevgiliden başka her şeyden kesilen, sevdiğine kavuşur. Böyle sevgisi olmayan ise, bu kavuşmayı ancak öğrenir, bilir ve bu bilgisini büyük nimet sanır.”
İnsanlar, kendilerine iyilik edenleri sever. Bu sevgi sebebi ile, onların ahlâkı ve âdetleri, herkese, iyilikten aldıkları paya göre bulaşır. Böylece, iyilikler, kötülükler, düzelme veyâ bozulma, baştan aşağı doğru yayılır. Bunun için, Allahü teâlânın kullarına iyilik etmeye, güler yüz, tatlı dil ve güzel huy ile onlara kolaylık göstermeye çalışmalıdır. Bu çalışmalar, gayretler, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya ve âhirette yüksek derecelere kavuşmaya sebeb olmaktadır. Zira hadîs-i şerîfte;
(İnsanlar Allahü teâlânın ıyâlidir, kullarıdır. Kullarına iyilik edenleri çok sever) buyurulmuştur.
İyilik eden, elbette iyilik görür. İnsanlara yardım eden, Allahü teâlânın rızâsına ve kulların da duâsına kavuşur. Abdullah-ı Ensârî hazretleri;
“Sana iyilik eden kimsenin esiri olursun. Ona karşı boynun bükük olur. Kendisine iyilik ettiğin kimseye karşı ise, tam tersi olur. Onun için, dâima herkese iyilik etmeli, faydalı olmaya çalışmalıdır” buyurmuştur.


İnsan, ihsânın kulcağızıdır
Ebû Müslim Havlânî hazretleri buyuruyor ki:
“İyiliğin sevâbından daha güzel bir şey yoktur. İyilik yapmaya gücü yeten herkeste iyilik yapma niyeti bulunmaz. Bir kimsede, hem iyilik yapma gücü hem de niyeti varsa, saâdet hâsıl olur. Kalblere en çok tesir eden şey iyiliktir.”
Birbirlerine yardım eden insanlar arasında çekişme olmaz. Zira insan, ihsânın kulcağızıdır. Hadîs-i şerîfte;
(İnsânlar, kendilerine iyilik edenleri sever) buyurulmuştur.
Ali bin Muhammed hazretleri buyuruyor ki:
“Ey insanoğlu! İnsanların kalblerini kazanmayı, hoşnûd ve râzı etmeyi isteyerek, herkese iyilik et. İyilikten ayrılma. Bu yolda insanlara hizmetin devamlı olsun. Çünkü insan, iyiliğin kölesidir. Sana bir sıkıntı ve zarar gelirse, sen bunu yapanlara karşı gücün yettiğinde affedici ol ve hatâları görme!”
Netice olarak, duâ almak için, evvela karşıdakinin sevgisini ve güvenini kazanmak lâzımdır. İnsan, sevdiğini dinler ve sevdiğine itaât eder. Sevgiyi kaybedenler, geçici bir süre için belki başarılı gibi gözükebilirlerse de, o hâl, kalıcı değildir

Sohbet
Mehmet Ali Demirbaş


Bir dileği olanlar

Evlenmek isteyen veya evli olup da çocuğu olmayan kimse, sebeplere yapışmalıdır. İnsan, bir işin neticesinin iyi mi, kötü mü olacağını bilemez. Muhakkak şu işim olsun diye ısrar etmemeli, “Hayırlı ise olsun” demelidir. Kur’an-ı kerim ve duâ, şartları gözetilerek okunursa, fayda verir. Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, dileklere devadır. Allahü teâlâ, (Kur’an-ı kerim, müminler için şifa ve rahmettir.) buyuruyor. Çocuğu olmayan veya evlenmek isteyenler, şunları yapmalıdır:
1- İstigfar okumalı! (Malım çok, ama çocuğum olmuyor. Ne yapayım) diyen kişiye, bir sahabi istigfara devam etmesini söyledi. O da günde 700 defa istigfar okurdu. Nihayet on çocuğu oldu. Hasan-ı Basri hazretlerine, kıtlıktan, fakirlikten, çocuğunun olmadığından şikayette bulunuldu. Hepsine de istigfar etmesini söyledi. Sebebi sorulunca, Kur’an-ı kerimden üç ayet-i kerime okudu. Meali şöyle: (Çok affedici olan Rabbinize istigfar edin ki, gökten bol yağmur indirsin; size, mal ve oğullar ile yardım etsin, sizin için bahçeler, ırmaklar versin.) [Nuh 10-12]
Günde yüz defa istigfar
Çocuklarını idarede sıkıntı çeken bir sahabiye Peygamber efendimiz, (Neden istigfar etmiyorsun? Ben günde yüz defa istigfar ederim.) buyurmuştur. İstigfar edileceği zaman yüz defa (Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemelidir! Manası şöyledir: (Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allaha istigfar eder ve günahlarıma pişman olup O’na sığınırım.) [Azim, zatı ve sıfatları kemalde, Hay, ezelî ve ebedi bir hayatla diri olan, Kayyum, zatı ile kaim olan, yarattığı her şeyi varlıkta durduran demektir.]
2- Dileğine kavuşmak için, iki rekat namaz kılıp, sevabını silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diye duâ etmelidir! Mesela, “Ya Rabbi, hayırlı bir çocuk nasip eyle” diye duâ ettikten sonra, “Bu duâmı silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle” demelidir! (Mekatib-i şerife)
Sabah ve yatsı namazından sonra silsile-i aliyyenin isimlerini, sonra Fatiha okuyarak ruhlarına gönderip, onları vesile ederek yapılan duâ kabul olur. Tecrübe edilmiştir.
3- Ayat-i hırz, usulüne uygun okunur ve yanında taşınırsa, murat hasıl olur.
4- Adakta bulunmalı! Mesela, (Bir çocuğum olursa veya evlenirsem, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasin okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun) deyince, bu dilek kabul olur. Tecrübe edilmiştir.
5- Duâ izinli okunmalı! M. Masum hazretleri buyurdu ki: (Bir hacetin hasıl olması için duâ okunurken, tesir etmesi, üstadın iznine bağlıdır.) Üstad vefat etmişse, kitabından öğrenip okumak da izin almak olur.
Hacet namazı
6- Hacet namazı kılmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Allah’tan veya insanlardan bir isteği bulunan, güzelce abdest alıp iki rekat namaz kılıp, Allahü teâlâya hamd, Resulüne salevattan sonra şu duâyı okusun: (La ilahe illallah-ül-halim-ül-kerim. Sübhanallahi Rabb-il-arş-il-azim. Elhamdü lillahi Rabbil âlemin. Eselüke mucibati rahmetike ve azaimi magfiretike vel ganimete min külli birrin vesselamete min külli ismin la teda li zenben illa gafertehü vela hemmen illa ferectehü vela haceten leke fiha rıdan illa kadayteha ya erhamerrahimin)
Hacet namazı, 2, 4 veya 12 rekat olarak kılınır. Birinci rekatta Fatihadan sonra üç kere Ayet-el kürsi, diğer rekatlerde Fatiha ile birer kere İhlas ve Muavvizeteyn [iki kuleuzü] okunur.
Resulullah efendimiz, gözlerinin açılması için duâ etmesini isteyen bir âmâya, abdest alıp, iki rekat namaz kılmasını, sonra, (Allahümme inni eselüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahmeti sallallahü teâlâ aleyhi ve selleme, ya Muhammedü inni teveccehtü bike ila Rabbike fi haceti-hazihi, li takdıye-li, Allahümme feşeffihü fiyye) okumasını emretti Namaz kılıp duâ ettikten sonra, âmânın gözleri açıldı. Türkçe olarak şöyle duâ etmek de olur: (Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! O’nun hurmetine duâmı kabul et!) Bu duâyı müslümanlar, her zaman okuyup maksatlarına kavuşmuştur. Bu duâları, kırk gün kadar okumak iyi olur.
Sohbet
Mehmet Ali Demirbaş


Dua etme arzusu

Sual: Bazen içimde dua etme arzusu doğuyor. Her seferinde dua etmemde mahzur var mıdır?
CEVAP: Dua etmekte mahzur olmaz. İmam-ı rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İstemek, kavuşmanın müjdecisidir. Yanıp yakılmak da, kavuşmanın başlangıcı demektir. Büyükler (Vermek istemeseydi, istek vermezdi) buyuruyor. (m.61)
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Dua etme arzusu gelince, dua edin. Çünkü bu, duanın kabul olacağına alamettir.) [Tirmizi]
(Allah birine dua etmesini takdir etmişse, kabul etmeyi de takdir etmiştir.) [Ebu Nuaym]

On gece
Sual: Fecr suresinde, (Fecre, on geceye yemin olsun) buyuruluyor. On gece ne demektir?
CEVAP: Zilhicce ayının on gecesidir. (Beydavi, Celaleyn)
İbni Abbas hazretlerine göre on geceden murat, Zilhiccenin ilk on gecesidir. O günler hac amelleriyle iştigâl günleridir. (Hazin)
İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Fecr sûresindeki on gün, kurban ayının ilk on günüdür.)[Hâkim]
(Allah indinde zilhiccenin ilk on günündeki amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Tirmizi]
On geceden murat, Ramazanın son on gecesi veya Muharremin ilk on günüdür. (Medarik)

Boşamaktan vazgeçmek
Sual: Sitedeki yazı şöyle: Bir kimse, hanımına “seni boşadım” dese, sonra, şakadan boşamaktan vazgeçtiğini bildirse, boşamaktan vazgeçmiş olur. Hadis-i şerifte, (Üç şeyin şakası da, ciddisi gibi sahihtir. Nikah, boşamak, boşamaktan vazgeçmek) buyuruldu.
Boşamaktan vazgeçince, yine üç talak baki mi, yoksa birisi gitmiş olur mu?
CEVAP: Şakadan boşayınca da bir talak vermiş oluyor, iki talak kalıyor. Rici talakta erkek, iddet zamanı içinde, söz ile veya fiilen, eski nikaha dönebilir. Yani hanımı istemese de, nikah yapmadan evliliğe devam eder. Tekrar almak için, Hanefi ve Maliki’de şahide lüzum olmadan, (Önceki nikaha döndüm) demesi yetişir. Yahut, önceki nikaha dönmek niyeti ile öpmesi veya şehvetle elinden tutması da yetişir. Nikah tazelenmiş olur. Şafii ve Hanbeli’de ise, iki şahit yanında, (Önceki nikaha döndüm) demesi lazımdır. Fakat, velinin bulunması ve izin vermesi gerekmez.

Özür dilemek
Sual: Bana dargın bir arkadaş, gelip özür diledi. Özründe samimi olmadığını sanıyorum. Özrünü kabul etmek zorunda mıyım?
CEVAP: Samimi olmasa bile özrünü kabul etmek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Özür dilemek üzere gelen din kardeşiniz, niyetinde samimi olmasa da, özrünü kabul edin. Özür kabul etmeyen Kevser havuzunun başında yanıma gelemez.) [Hâkim]
(Müslüman kardeşinin özrünü kabul etmemek günahtır.) [Ebu Davud]
(Özrü kabul etmeyen, özür dileyenin günahını yüklenmiş olur.) [İbni Mace]
__________________
๒ค๒ค๓ א๏llคгıภ๔ค t๏z ๏l๓ค๓ ﻮєгєк
нüzüη isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hz.Ali(r.a) ın Unutulmaz Duası.. нüzüη Dua, Ayet, Hadis 0 09-03-2008 14:13
Anneye Hizmet mi, Nafile ibadet mi? уυѕυƒ İbretlik Yazılar 0 08-31-2008 00:37
Asya - Nafile Yaso Türkçe Şarkı Sözleri 0 08-17-2008 12:25
Aşk Duası AzRaiL Dua, Ayet, Hadis 1 08-17-2008 11:23
Kurban Duâsı нüzüη Dua, Ayet, Hadis 0 01-28-2008 09:47


Şu Anki Saat: 11:14


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2018 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows