Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-03-2008, 15:24   #1
нüzüη
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 28
Mesajlar: 3.916
Tecrübe Puanı: 687
нüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond reputeнüzüη has a reputation beyond repute
Standart Hacet duaları ve kabulu

Bismillahirrahmanirrahim.

öncelikle mübarek kandilinizi en içten dileklerimle tebrik ederim. Hakkızda hayırlara vesile olsun inşaallah.

Bildiğim öğrendiğim kadarı ile hacet duaları ve dualarımızın kabulüne inşaallah vesile olacak dikkat etmemiz gerekli hususları paylaşmaya gayret göstereceğim. Sizlerinde yardımı ile.
*********************************************
Duanın kabul edileceğine önce kendisi inanması; duanın dilde kalmayıp yüreğin ta derinlerinden gelmesi; duanın başında ve sonunda Allah'ı zikretmek ve Peygamber Efendimize salat selamda bulunmak gerekmektedir. Bir bebeğin ebeveynlerine isteğini yaptırması gibi içten, samimi, yürekten istenmelidir. metafizik boyutta başka bir aleme geçmek lazım gelir.

Duanın kabulüne bir damla gözyaşı en büyük sebeb-i kabldür, vesiledir. Duanın kabulü için en önemli husus kuşkusuz gerçek bir müslüman gibi yaşamaktır.

Ayrıca dilimizi YA MUCİB zikrine alıştırmalıyız.
***********************
Dua’nın incelikleri

Her ibadetin kendine göre bir âdâbı olduğu gibi dua yaparken de dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Nitekim Ebû Hureyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) bu hususta şöyle buyurmuştur: “Sizden biri dua edince ‘Ya Rabb, dilersen beni affet! Ya Rabb, dilersen bana rahmet et!’ demesin. Bilakis, azimle (kesin bir üslupla) istesin, zira Allah’ı (şu veya bu işe) zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur.”(14)

Yine Ebû Hureyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Sevgili Peygamberimiz (sav): “Sizden biriniz; ‘ben Rabbime dua ettim de duamı kabul etmedi’ deyip acele etmediği müddetçe, duası kabul edilir”(15) buyurmaktadır.

O halde duanın kabul edilmesinde acele etmemek duanın âdâbındandır. Dua eden duasında ısrar etmeli, duaya devam etmelidir. Her halde, er veya geç duası müstecab olur. Bir de duası dünyada müstecab olmasa bile, kul bunu yine kendi lehine bilip Allah’tan ümidini kesmemelidir. Çünkü Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir Müslüman yoktur ki bir günah ve yakınlarla ilgiyi kesme isteği olmayan bir dua ile Allah’a niyaz etsin de, Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya isteğini aynen yerine getirir; yahut onun isteğini ahireti için saklar; yahut da duanın dengi olan bir kötülüğü ondan savar. Dediler ki: O halde çok dua edelim. Buyurdu ki; Allah da çok kabul eder.” (16)

Başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: “Yüce Allah, kıyamet günü mü’mini çağırır, huzurunda durdurur ve ona der ki:
- Kulum, ben sana, bana dua etmeni emretmiş ve duana icabet edeceğime söz vermiştim. Bana dua ediyor muydun?. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- Ama ben senin her duana cevap verdim. Falan falan gün başına gelen bir üzüntüyü kaldırmam için bana yalvarmıştın, ben de o üzüntüyü kaldırıp seni sevindirmemiş miydim? Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- O duanı dünyada kabul ettim. Falan falan gün de yine başına gelen bir sıkıntıyı def etmem için bana yalvarmıştın, fakat sıkıntının gittiğini görmemiştin? Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- İşte o duana karşılık sana cennette şunu hazırladım. Falan falan günde bir dileğini yapmamı istemiştin yaptım. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- Onu da sana dünyada verdim. Falan falan günde bir muradını vermemi istemiştin, muradın yerine gelmemişti. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- İşte o duanın yerine de cennette sana şunu, şunu verdim.’ Allah’ın Resulü şöyle devam eder:

Hâsılı, Allah, mü’min kulunun yaptığı dualardan hiçbirini bırakmaz, hepsini sayar, ya bunları dünyada kul için yaptığını veya ahirete bıraktığını söyler. O makamda mü’min, keşke dünyada hiçbir duası yapılmayıp ahirete bırakılmış olsaydı, diye temenni eder.”(17)

Yapılan duanın Allah katında müstecap olabilmesi için duanın âdâb ve şartlarına riayet etmek gerekir. Duanın adab ve inceliklerinden önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Evvela abdestli bulunmak.
2. Kıbleye yönelerek dua etmek, dua ederken elleri yukarıya kaldırmak, fakat gözleri göğe dikmemek. Hz. Enes (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz dua ettiği zaman koltuk altı görülünceye kadar ellerini kaldırır ve duada parmakları ile işaret etmezdi.(18)



Elleri semaya kaldırıp avuç içlerini açarak dua ettikten sonra, elleri yüze sürmelidir. Nitekim Hz. Ömer (ra)’ın rivayetinde: “Resul-i Ekrem ellerini duaya kaldırdığı zaman yüzüne sürmeden salıvermezdi” deniliyor.(19)

Dua ederken gözler semaya kaldırılmaz. Nitekim bir hadisinde Hz. Peygamber (sav): “Bir takım insanlar ya namazda dua ederken gözlerini semâya dikmekten vazgeçerler, yahut gözleri kör olur!”(20) buyurmuştur.

3. Sesi fazla yükseltmeden, açıkla gizli arasında bir sesle dua etmek. Nitekim, Yüce Allah A’raf suresi 55.ayette, “Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin, çünkü O, haddi aşanları sevmez.” buyurmaktadır.

Ebû Musa’l-Eş’arî diyor ki: Resul-i Ekrem ile bir sefere çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Ey insanlar! Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır veya burada bulunmayan birisine çağırmıyorsunuz. Siz, işiten, gören ve sizinle beraber olanı çağırıyorsunuz. Sizin dua ettiğiniz (Allah) her birinize, bineğinin boynundan daha yakındır”(21) buyurmuştur. Yüce Allah, duasını gizlice yaptığı için Zekeriya (as)’ı överek şöyle buyurdu: “O, Rabbine gizlice niyaz ettiği zaman.” (Meryem, 19/3.)

4. Duaya hemen muradını söyleyerek değil, Allah’ın adını anarak, besmele ve Allah’a hamd ederek başlamak, Peygamber Efendimiz (sav): “Sübhane rabbiye’l-Aliyyi’l-A’la’l-Vehhâb” diye duaya başlardı.
5. Allah’ın adını böylece andıktan sonra Peygamber’e salât ve selâm getirmek, daha sonra da dilek ve isteğini belirtmek gerekir.
6. Duayı yine başlangıçta olduğu gibi Allah’a hamd ve Resulüne salât ve selâmla bitirmek gerekir. Çünkü Allah, iki salavât-ı şerîfeyi kabul eder. Bunları kabul edince aradaki duayı da bunlar yüzü hürmetine kabul edeceği umulur.
7. Duada yapmacık sözlerden sakınmak gerekir. Dua ederken cümlelere vezin ve kâfiye aramamak, seci’ yapmaya çalışmamak, yapmacığa asla kaçmamak gerekir. Zira dua, yalvarma yeridir, orada yapmacığın işi yoktur.

Duada tekellüf edip seci’li sözler konuşanları Allah sevmez. En doğrusu, Kur’an, Hz. Peygamber ve Sahabeden vârid olan dualardan fazlaya kaçmamalıdır. Bir hadislerinde Hz. Peygamber (sav): “Duada secî’den, yapmacık sözlerden kaçının. ‘Allah’ım! Senden cenneti ve beni cennete yaklaştıracak söz ve ameli diler; cehennem ve cehenneme yaklaştıracak söz ve işlerden sana sığınırım’, demek kâfidir.”(22) buyurmaktadır.

8. Huzû ve huşû içinde Allah’tan korkarak ve kabulünü umarak istediği şeyde ısrarla durmaktır. Zira Yüce Allah, Enbiya suresi 90.ayette, “Onlar, hayır işlerine koşarak, umarak ve korkarak bize yalvarırlar ve bizden korkarlardı.” buyurmaktadır.
9. Can-ü gönülden dua etmek ve duanın kabul edileceğine kesin olarak inanmak. Zira bu hususta Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Dua ettiğiniz zaman, kabul olunacağına inanarak Allah’a dua edin. Bilmiş olunuz ki, gafletle oyalanan kalbin duasını Allah kabul etmez.”(23)
10. Israr ile dua etmek ve duayı üç kere tekrarlamak. İbn Mes’ûd (ra) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sav) dua ettiği zaman üç kere tekrar ederdi, Allah’tan bir şey istediği zaman üç kere isterdi.”(24)
11. Huzur-u kalp ile dua etmek, dua ederken Allah’tan başka her şeyi kalpten çıkarıp yalnız O’na güvenmek.
12. Kimin hakkını çiğnemiş, kime kötülük etmişse onlardan helâllik almak, herkesin hakkını geri vermek, günahlara tövbe etmek, ibadet ve taate yönelmek suretiyle kalbi temizlemeğe çalışmak.
13. Allah’a dua etmekten asla bıkmamak, hem darlık hem de bolluk zamanında Allah’a daima duada bulunmak gerekir.

Duanın kabulü için âdâbına ve şartlarına riayet etmek gerekir. Bu âdâp ve şartların hepsinin mevcut olduğu bir durumda, duanın kabul olunması ümidi galib ise de, kabul olunması yine de Yüce Allah’ın iradesine bağlıdır. Dolayısıyla Allah, dilerse kabul eder, dilemezse kabul etmez. Fakat kul, duanın âdâbına riayet ederek ısrarla duaya devam etmelidir. Allah, yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı kabul etsin. (Amin)
***********************************
Duanın nasıl yapılması gerektiği hakkında yüce Rabbimiz bize yol gösteriyor ve açıkça, başka hiçbir izaha gerek kalmayacak şekilde; “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. ... Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır.”(1); “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.”(2) buyuruyor.

Yine, dua etmekten kibirlenip kaçınmak gibi, dua ederken de tiz perdeden bir sesle ve ölçüsüzce ellerini avuçlarını açarak, büyüklenerek dua etmekten men ediyor ve mütevazi bir şekilde, kapısında bir dilenci gibi, boynu bükük ve kalbi kırık, dudağı buruk ve mahzun bir eda ile dua edilmesini emrediyor(3)

Dua, yalnız Allah için ve Allah’a yapılır. Yani, insan istediğini sadece Ondan ister, başkasından bir şey istenmez. Çünkü, “El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”(4)

Ayrıca, Cenabı Hakkın en hoşlandığı ve kabule en şayan olan dua da, herkesin uykuda veya başka işlerle meşgul olduğu gafil saatlerde yapılan duadır. Büyükler hep bu vakitleri gözleyip dua etmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) de, en geniş kapsamlı dualarını gece namazından (teheccüd) sonra yapmıştır. Uykuyu, gafleti bir kenara bırakıp, gecenin bir kısmında uyanık bulunarak münacatta bulunmak insanı Allah’a yaklaştırır. “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”(5)

Mühim bir iş için duaya başlamadan önce sadaka vermek ve iki rekat namaz kılıp abdestli ve kıbleye yönelik olarak dua etmek, önce Allah’a hamd edip sonra da Peygamberimize salavat getirmek, duanın kabulü için önemli şartlardan biridir. Dualar için belli vakitler ve uygun saatler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ezan ve kamet arası, ezan okunurken, gecenin sonunda, farz namazların ardından ve özellikle sabah namazından sonra, secde halinde, Kabe ve Mescid-i Nebevi gibi mübarek yerlerde, üç aylarda ve kandil gecelerinde, ramazan ayında ve kadir gecesinde vs. gibi. Bir de duası reddedilmeyen kimseler ve reddedilmeyen dualar vardır. Bunlar da, başta anne ve babanın evladına duası, misafirin duası, mazlumun duası müminin mümine gıyabında yaptığı dua.
************************************

Ali b. Mansur Kuddise Sırruhu Hazretlerine sordular:
"Günahımız nedir ki dualarımız kabul edilmiyor?"
"Duanın kabul olması, onun temiz olmasına bağlıdır. Yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz her şey temiz, helâl olmalıdır."
Bir Allah dostuna sormuşlar:
"Ne yapmalıyım ki duam kabul edilsin?"
O da şöyle demiş:
"Helâlinden kazanılmış lokma yemeli, helâlinden giyinmeli, ondan sonra dua etmelisiniz. Bu şekilde yaparsanız, duanızın kabul edildiğini göreceksiniz."
Soruyu soran tekrar sormuş:
"Bu anlattığınız, bu zamanda mümkün müdür?"
Allah dostu:
"Elbiseni çıkar, temiz bir suya gir. O sudan bir yudum iç; bu su sana hem elbise olarak hem de yiyecek olarak yetişir. Sonra da ne istersen iste."
Adam bu söyleneni yapar ve duasının hemen kabul edildiğine şahit olur.
****************************
Büyük zatlar, bir kimse dua ettiği zaman 7 kere "Yâ Vehhâb" dese o kimsenin duasını Allah teala kabul eder, demişlerdir
__________________
๒ค๒ค๓ א๏llคгıภ๔ค t๏z ๏l๓ค๓ ﻮєгєк
нüzüη isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Korku,cin,nazar duaları нüzüη Dua, Ayet, Hadis 0 09-03-2008 15:08
Sesli Namaz Sureleri ve Duaları Freeware уυѕυƒ Nokia Symbian 0 04-12-2008 15:38


Şu Anki Saat: 04:16


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows