Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-02-2008, 21:45   #1
уυѕυƒ
Moderator
 
уυѕυƒ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 11.000
Tecrübe Puanı: 1000
уυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond reputeуυѕυƒ has a reputation beyond repute
уυѕυƒ - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Fobi nedir?

Fobi nedir?

Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Kişi, bu korkuların aşırı veya anlamsız olduğunu bilse de engelleyemez, mantıksal düşünerek korkularının önüne geçemez. Fobi toplumda sık görülen bir psikolojik rahatsızlıktır. Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştımalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer % 25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasnın en önemli nedeni budur.Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha faza görüldüğü saptanmıştır.
Fobilerin gerçek nedenleri bilinmemektedir. Öne sürülen fobi nedenleri türlerine göre değişmekle birlikte aynı fobi türünde de hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilerde de neden biyolojik, genetik ve çevreseldir. Bazı özgül fobilerde genetik yakınlık fazladır. Örneğin kan aldırma veya enjeksiyon yaptırma fobisi olan kişilerde ailede benzer hastalık normal topluma göre daha sıktır. Ancak bu yatkınlığın genetik veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişip gelişmediğini aydınlatacak araştırmalar henüz yetersizdir. Bazı insanlarda adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının veya etkilenen organların bu maddelere normal insanlara göre daha duyarlı olmasının bu hastalığa yol açtığı ileri sürülmektedir. Verilen ilaç tedavileri de bu maddelerin salınımını veya bedensel duyarlılığı azaltmaya yöneliktir. Psikiyatride fobilerin geçmiş yaşantılara bağlı olarak geliştiği yolunda ispatlanmamış çeşitli teoriler mevcuttur. Watsonun öğrenme teorisinde fobilerin şartlandırılmış refleks davranışlar sonucu oluştuğu ileri sürülür. Bu teoriye göre daha önce kaygı uyandırmayan bir uyaran kaygılı bir uyaranla bir araya geldiğinde öğrenme yolu ile kaygı uyandıran bir uyaran haline gelmektedir. Örneğin asansör korkusu olmayan bir kişi elektrik kesintisi ile asansörde mahsur kalma sonucunda asansör korkusu geliştirebilir. Bu olay öncesinde rahatlıkla asansöre binebilirken asansöre binemez hale gelebilir veya asansöre bindiğinde aşırı kaygı duyma görülebilir. Freud’a göre fobiler bilinç dışı çatışmalarla ilgilidir ve ödipal kompleks ile ilişkisi vardır. Bastırılmış, bilinç dışına itilmiş bazı korkular yer değiştirerek normalde kaygı yaratmayacak bir nesne veya duruma yöneltilir ve bu şekilde fobiler gelişir. Yapılan araştırmalarda sürekli strese maruz kalan çocuklarda yaşamın ileri dönemlerinde yaygın fobik davranışlar görülebimektedir. Sürekli stres yaratan nedenler arasında erken yaşta anne veya babanın kaybı, anne veya babadan ayrılma, ev içinde şiddete maruz kalma sayılablir. Bazı bedensel hastalıklar, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda fobk semptomlar görülebiir. Bu rahatsızlıkların ayırıcı tanı yapılırken dikkate alınması gerekir.


Kaç çeşit fobi vardır?

Fobiler başlıca üç guruba ayrılabilir:
·Sosyal fobi
·Agorafobi
·Özgül fobiler

Sosyal fobi:

Sosyal ortamlarda başkaları tarafından inceleme altında tutulduğu korkusu performans gösterilmesi gereken durumlarda eleştirilme yada küçük düşme korkusunun yaşanmasıdır.Ve kişi bu korkunun yaşanmasından kurtulamak için bu tür sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Kaçınma nedeniyle kişinin sosyal, meslekî ya da aile yaşamı etkilenir.

Sosyal fobi iki farklı şekilde görülür.
Genel: Korkular hemen her durum için geçerlidir.
Özel:Yalnızca özel bazı durumlar için geçerlidir. (Başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek vs gibi.)

Sosyal fobide en sık karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

Çarpıntı
Titreme
Terleme
Kaslarda gerginlik
Midede rahatsızlık hissi
Göğüste sıkıntı hissi
Sıcak yada soğuk basması
Başta ağırlık hissi-Başağrısı.

Bu durumda kişi zaman içerisinde bu belirtilerle yaşamaya alışabilir. Ancak hayatının değişik alanlarını kısıtlamaya başlayan belitiler bir gün iş güç yapmayı da engellemeye başlarsa işi için tedavisi şart bir durum haline gelir.Yaşanan bu belirtiler kişide derin bir korku ve heyecan hali lie birlikte görülür.
Korkulan durumlardan kaçıma davranışı genellikle çok belirgindir.Ve bazen tam bir sosyal yanlızlıkla sonuçlanabilir. Korkulan durumlarda kaçınmak için olmadık şeyler yaparlar. Bir seminer vermesi gereken kişinin seminer iptal olsun diye ayağının kırılmasına bile sevineceğini söylemesi hatta bunun için dua ettiğini söylemesi olayın ne kadar sıkıntı verici olduğunu anlatmak için yeterlidir.


Sosyal fobisi olanlar genelde aşağıdaki durumlarda sosyal fobi belirtilerini yoğun olarak yaşarlar.

-Topluluk önünde konuşmak.
-Bir işle uğraşırken seyredilmek.
-Başkalarının önünde yemek yemek-içmek.
-Otorite konumundaki kişilerle temas etmek.
-Misafir kabul etmek.
-Başkaları ile tartışmak.
-Toplulukta telefonla konuşmak.
-Tanımadığı kişilerin gözlerinin içine bakmak.
-İlgi odağı olmak.
-Başkalarının önünde yazı yazmak.
…………………………..


Sosyal fobi belirtilerini bazen kişi kaygı belirtilerinden birisiymiş gibi düşünebilir.

Korkulan durumdan kaçma davranışı genellikle çok belirgindir. Tam bir sosyal yanlızlığa yol açabilir. Başlangıç yaşı sosyal fobide çok erkendir. Hastaların % 40’ında başlangıç yaşı 10’un altındadır. Hastaların %95’inde ise başlangıç 20’nin altındadır. Okul fobisi olan çocukların %40’ında ise sosyal fobi olduğu belirtilmektedir.

Sosyal fobinin başlama yaşının erken olması ciddi sorunlar doğurur. Okul başarısı etkilenir. Bazıları okulu bırakmak zorunda kalır. Yine bir çok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkmasına da yol açabilir.Bunların içinde en önemlisi depresyon, alkol bağımlılığı ve ilaç bağımlılığıdır. Özellikle batılı ülkelerde yapılan çalışmalarda sosyal fobide alkol kullanımı normal toplum bireylerine oranla 2,5 kat daha yüksek bulunmuştur. Bu da alkolün superegoyu baskılaması daha rahat davranmayı sağlaması ile açıklanabilir ki bu durumda zamanla alkol bağımlılığı riskini artırmaktadır. Alkolikler arasında yapılan bir çalışmada sosyal fobi görülme sıklığının normale oranla 9 kat fazla olduğu tespit edilmiştir. İntihar düşünceleri ve girişimleri sosyal fobide yaşanan sıkıntıya bağlı olarak sık görülmekle birlikte sosyal fobiye başka psikiyatrik rahatsızlıklar ilave olduğunda daha da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal fobi bir an önce tanınmalı ve tedavi edilmelidir.





Sosyal fobisi olanlar genel nüfusa oranla şu farkları gösterirler:

· Yanlız yaşama oranları yüksektir.
· Eğitim seviyeleri düşüktür. Özellikle çok erken başlangıçlılarda okul fobisi gibi olur ve başarı düşük olduğu için eğitimlerini sürdüremezler.
· Genlellikle ekonomik açıdan bağımlıdırlar yada fobileri dolayısıyla gerçek performanslarını gösteremedikleri için hakettikleri başarıyı gösteremez ve ekonomik anlamda olmaları gereken yerin çok altında yer alırlar.
· Başka psikiyatrik problemleri vardır.
· Sosyal açıdan toplumdan yalıtılmış bir durumdadırlar.
· Zaman zaman yaşadıkları sıkıntılar intiharı düşündürebilir.

Sosyal Fobi Beraberinde Görülen Psikiyatrik durumlar:

-panik bozukluğu -obsesif kompulsif bozukluk -somatoform bozukluklar -depresif bozukluklar -alkol-madde kullanım bozuklukları -çekingen kişilik bozukluğu.


Sosyal fobinin çocuklardaki görünümü :

Çocuklar tanıdık olmadıkları ortamlarda aşırı ürkek, sessiz, hareketsiz, utangaç bir tavır sergileyebilirler. Bazen de böyle bir durumda ağlama, anne-babaya yapışırcasına sarılma, onlara dokunma, yanlarından ayrılamama, huysuzca davranışlar içine girebilirler. Toplulukla oynanan oyunlara katılmaz, uzaktan bakmakla yetinir hatta bir köşeye sinip, kendilerini gizleyerek olanları izlerler. Oyunlara katılsalar bile diğerlerinin sözleri doğrultusunda ve önemli roller almadan hareket eder , oyun kuruculuk yapamazlar. Oynanan oyunlarda geri planda kalırlar. Okula gitmek istemeyip, türlü yakınmalarla evde kalmak isterler.

Çocukluk öykülerinde utangaçlıkları olan, sosyal açıdan baskılanmış yaşantıları olanlarda görüldüğü gözlenmiştir. Arkadaşları ya da büyüklerince küçük düşürülme ya da çok üzücü, gerilimli bir olayı izleyerek de gelişebildiği saptanmıştır. Kişi bu tür üzücü deneyimlerle karşılaştıkça sosyal fobiyi geliştirebilir. Bazı kişilerde de varolan bazı sosyal beceri eksiklikçikleri bu türden olumsuz eleştirilere yol açıp, ilerleyen dönemde sosyal fobiye yol açabilir. Kişinin yetiştiği çevreden aldığı eğitim ve göreneklerle, hissettiği gerilimi katalize ediş sekli önemlidir. Bazı kişilerde az miktardaki gerilim kişiyi daha çok bir aktiviteye yöneltip, kamcılarken, yeterli güven ilişkisinin kurulmadığı , düşünce ve hareket serbestisinin verilmediği ailelerde bu durum geri çekilmeye ve aktivitelerde bozulmaya yol acar.

Yapılan araştırmalara göre sosyal fobik davranışların sinir sisteminin dopamin ve serotonin sistemleri ile de ilişkili olduğu görülmüştür.

Bir araştırmaya göre sosyal fobik kişiler ailelerini daha az ihtimam gösteren, daha reddedici ve anormal derecede fazla koruyucu, kollayıcı olarak algıladıklarını belirtmişlerdir.

Bu kişilerin 1. Derece yakınlarında toplum ortalamasına göre 3 kat daha çok sosyal fobiye rastlanmıştır. Ayrıca yakın akrabalarda majör depresyona da daha fazla rastlanmıştır
.

Agorafobi:
Fobiler arasında sık görülen agorafobi eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinirdi. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır.Yalnız başına kamaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyartro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenele DSM III-R ‘ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10’da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiç bir seçeneği olmama korkususdur.
Ağır agorafobikler yaşamın bir çok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çökkünkük durumlarına da girebilirler.

Özgül fobiler:
Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.




Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:

A.Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi...)

B.Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi...)

C.İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi...)



Bazı özgül fobiler:

·Kapalı ve basık yerde kalma korkusu (klaustrofobi):

Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.

·Kan-yaralanma korkusu:

Halk arasında “kan tutması” olarak bilinen kan-yaralanma fobisinde hasta kan görünce rahatsızlık duyma dışında, tıbbi işlemlerde bayılacak gibi olma, kalp hızında değişme, bulantı ve bayılma gibi tepkiler gösterebilir.

·Hayvan korkusu (zoofobi):

İnsanların bir kısmında korkulan hayvanlara karşı kötü bir deneyim yaşadıktan sonra fobi başlarken, bir kısmında da böyle bir başlatıcı bulunmaz.

·Gök gürültüsü ve fırtına korkusu (astrofobi):

Gök gürültüsü ve fırtına fobisi olan kişiler sürekli hava durumunu izler. Havanın fırtınalı,gök gürültülü ve yağışlı olma ihtimali olduğu günlerde büyük korku ve panik duyguları yaşarlar.

·Yükseklik korkusu (akrofobi):

Yükseklik korkusunda kişi yüksek binalara çıkamaz, yüksekten bakamaz. Birçok kişi için keyifle oturulacak balkonlar bu hastalar için eziyet olur.







·Yalnızlık korkusu (manofobi):

Yalnızlık fobisi duyanlar tek başlarına kalmazlar. Bu fobi akşamları evde tek başlarına kaldıklarında artar. Nedensiz olarak huzursuz olurlar. Evde duydukları tüm sesleri, gördükleri tüm gölgeleri hırsızın ve yabancı birisinin varlığına yorarlar.

·Uçak korkusu:

Uçak korkusunda kişi gideceği yere ne kadar eziyetli olursa olsun uçak dışında herhangi bir araçla gitmeye razıdır. Uçağa binmek zorunda kalırsa şiddetli korku duyar. Uçağın her hareketini, her sarsıntıyı büyük bir korkuyla izler, duyduğu her sesi motorun arızasına yorar.

·Yutma korkusu:

Yutma fobisinde kişi yemek yerken, su içerken boğazına birşey kaçacağı ve boğulacağı düşüncesindedir. Kuruyemiş ve küçük taneli yiyecekler onun için çok korkutucudur. Ciddi sorunlardan biri de ileri derecede kilo kaybıdır.

·Gece korkusu (niktofobi)
·Canlı canlı toprağa gömülme korkusu (tapofobi)
·Ateş korkusu (pirofobi)
·Giyecek korkusu (endofobi)
·Yenilik korkusu (kainatetofobi)
·Sivri cisim korkusu (amofobi)
·Karanlık korkusu (kenofobi)
·Dışkı korkusu ( koprofobi)
·Yamaçtan iniş korkusu (orofobi)
·Toplum içinde yüz kızarması korkusu (ertirofobi)
·Beyaz sayfa korkusu (lökoselofobi)
·Yabancı kokusu (xenofobi)
·Tozi pislik korkusu (mizofobi)
·Herşeyden korkma korkusu (pontofobi)
·Korkudan korkma korkusu (fabofobi)
·Cinsel ilişki korkusu
·Eşcinsel olma korkusu
·Aklını yitirme korkusu
·Hastalık korkusu


Bütün özgül fobiler tek tek anlatılamayacak kadar çoktur. Hepsi ayrı ayrı tanımlanmıştır.

Örneğin Amerikalı psikiyatrlar tarafından 65000 değişik tür fobi saptanmıştır(ör: sebze fobisi:lachonophobie,bir masada on üç kişi oturma fobisi:triskaidderkaphobie)

Fobi belirtileri nelerdir?

Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında
ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:
Çarpıntı

Yüz kızarması
Titreme
Terleme
Bulanık görme
Nefes darlığı
Ağız kuruluğu
Yutkunma güçlüğü
v.b.
Sosyal fobinin panik bozukluktan tek farkı belirtilerin belli durumlarda ortayaçıkmasıdır. Panik bozukluğu olan kişiler ne zaman panik atak geçireceklerini bilirler ve panik atak geçirmemek için fobik durumlardan kaçınırlar. Örneğin asansör korkusu olan kişiler asansöre bindiklerinde panik atak geçirebilirler
ve bundan korunmak için üst katlara merdivenlerden çıkıp inmeyi tercih ederler bu şekilde panik atak gelmesini önlerler. Yine uçak korkusu olan kişiler uçağa
binmek yerine başka vasıtaları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak gelişmesini önlerler.
Panik bozukluğu olan kişilerde fobilerden farklı olarak panik ataklarının ne zaman, nerede geleceği belli değildir ve atağın gelmesi genelde önlenemez.


Foilerde ayrırcı tanı:

Fobilerde tanı koyma genellikle kolaydır. Hasta özgül durumlardan nasıl korktuğunu ve kaçtığını tanımlar. Bu korkuyu anlamsız ve gereksiz bulduğunu, fakat elinde olmadığını anlatır. Fobileri yaygın aksiyeteden, panik bozukluğundan ve obsesif-kompulsif nevrozdan ayırdetmek gerekebilse de çok hastada bunlar birlikte bulunabilir.

Ayırırcı tanıda, fobileri akut organik beyin sendromlarından(deliryum), görülen özel panik korku ve tepkilerinden ayrıdetmek gerekir. Deliryum sırasında olan şiddetli korkuları tanımak genellikle kolaydır. Hastada büyük bir şaşkınlık , çevresini değerlendirememe, tanıyamama ve yönelim bozukluğu olur. Bazen paranoid hastalarda aşırı kuşkuculuk yüzünden toplumdan kaçma durumu sosyal fobiye benzer gibi görünse de, fobiklerde insanlardan kuşkulanma olmaz; kişi insanlardan değil kendi korkusundan yakınır. Paranoidlerde ise tehlikenin insanlardan geleceği düşünülerek kuşkuculuk ve ona göre savunma davranışları ortaya çıkar.

Şizofrenik bozukluktaki toplumdan çekilme sosyal fobiden çok farklı bir insanlardan uzaklaşma, içe kapanma belirtisidir.

Panik bozukluğu ve fobilerin tedavisi:

·İlaç tedavisi:

Fobik bozuklukta ilaçların önemli bir etksi yoktur ve fobilerin tedavisinde genellikle ilaç kullanılmaz, davranış tedavisi uygulanır. Anksiyete bozukluğu olan hastalarda da kişilik sorunları sık görüldüğü için bu sorunların çözümünde psikanalitik tedavi uygulanması önerilir.
Panik bozukluğunda (agorafobili olsun ya da olmasın) en çok kullanılan ilaçlar şunlardır:
Trisiklik antidepresanlar:
Klomipramin(Anafranil),imipramin(Tofranil) (günlük ortalama doz: 100-150 mg)
Benzodiazepinler:
Alrazolam(Xanax) (günlük ortalama doz: 2-6 mg)
Son zamanlarda serotonin gerim alım inhibitörlerinden:
Fluoksetin(Prozac) günlük doz 20 mg
Fluvoksamin (Faverin) günlük doz 200-250 mg
Sertralin (Lustral) günlük doz 150-200 mg
Ve yeni bir MAO inhibitörü olan moklobemid (Auroix) günlük doz 300-450 mg
Panik bozukluğunda etkili olduğu bilinmektedir.

·Psikoterapi

1.davranışçı terapi
Fobilerin ve panik bozukluğunun sağlatımında davranışçı yöntemlerin etkisinin başka psikoterapi türlerinden daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.
Panik bozukuğunda ve agorafobide en etkili yöntemin “üstüne giderek alıştırma” tedavisi olduğu anlaşılmaktadır. Alıştırma yönteminde hastanın fobik durumlarla özellikle karşılaşması ve korku doğuran durumun ya da nesnenin üzerine azar azar artan derece ve sürelerle gitmesi istenir. Örneğin yalnız başına sokağa çıkmaktan korkan hastaya, giderek artan süre ve uzaklıkta, sokağa çıkma ve korkuya dayanma talimleri yaptırılır. Buna ek olarak ters
Niyetlenme (paradoxial intention) yönteminin de birlikte kullanılması daha etkilidir. Yani yalnız başına sokağa çıktığında bir panik nöbeti ile bayılmaktan ya da ölmekten korkan bir kişiye korkuyu davet ederek, korkunun gelmesini isteyerek sokağa çıkması önerilir. Bu hastalar zaten korkudan korkmaktadırlar. Korkuyu çağırarak üstüne gitme ve alıştırma yönteminde hastaya korktuğu yerde korkunun gelmesini isteme öğretilir. Korku ya gelirse diye korkan kişi gelmesini istemeyi öğrenince korku ve panik zaten gelmemekte; gelse bile bu korkunun etkisi ile kendisine bir şey olmayacağını öğrenmektedir. Giderek artan sürelerle yapılan bu alıştırma talimleri ile kendine bir şey olmadığını gören hastanın güven duygusu artar, kaçınma gereksinimi azalır ve söner. Özellikle panik nöbeti geçiren hastalarda bu yöntemin yansı sıra klompiramin gibi bir ilacın da kullanılması ile çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Eskiden hiç iyileşmez sanılan ağır ve kronik agorafobiklerin bu yolla çok düzeldikleri görülmektedir.
Özgül fobilerde ve sosyal fobilerde de alıştırma yöntemi etkilidir. Bunlarda ayrıca sistematik duygusuzlaştırma yöntemi ile de iyi sonuçlar alınabilmektedir.


2. Çözümleyici(analitik) psikoterapi:
Panik nöbetlerinde ve fobik nevrozlarda analitik psikoterapinin çok etkili olmadığı artık kabul edilmektedir. Fakat bu tür psikoterapilerin içgörü kazanılarak kişiliği güçlendiren yanı düşünülecel olursa yararsız olduğu da söylenemez.
уυѕυƒ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aromaterapi Nedir? Korax Şifalı Bitkiler 1 09-13-2008 03:47
Protistler Nedir? LeGoLaS BiYoLoji 0 03-25-2008 20:20
Mikrop Nedir? LeGoLaS BiYoLoji 4 03-25-2008 20:18
Kin nedir... Korax Dini Nasihatler 0 03-15-2008 10:35
Gap Nedir Korax Coğrafya 0 02-23-2008 20:22


Şu Anki Saat: 04:10


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows