Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-03-2008, 11:28   #41
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Zamantı köylerinden birinde bir adam muhtar seçilmiş. Muhtar seçildikten sonra, köylülere, arkadaşlarına, muhtarlığa girerken kapı vurmayı öğretmiş. Köylüler kapıyı vurduklarında muhtar: -Dıhılın! (Girin) diyormuş, köylüler içeri giriyorlarmış. Muzip bir köylü yine kapıyı vurmuş, içerideki seslenmeyi duyunca muhtarı uyarmış: -Yahu muhtarım, ne kadar kabasın, biraz kibar olsana... Dıhılın ne demek? İçerden muhtarın sesi duyulmuş: -Valla haklısın gardaş... dedikten sonra dışarıya seslenmiş: -Dıhılınız!... yani (Giriniz!)

kayserilinin biri trende gidiyormuş.Çantasından pastırmayı çıkarmış ve yanandaki arkadaşına ikram etmiş.arkadaşı ise soğol benim basurum var demiş.kayserili onuda sonra yeriz demiş

Harp yılları... Kayseri’de gayrimüslimler zengin, Müslümanlar fakir... Gayrimüslim komşusu Kayseriliye büyük bir para gönderip bozmasını istiyormuş. Kayserili de bunu onur meselesi yaptığı için hemen oğlunu bir başka gayrimüslime gönderip parayı ondan bozdurup diğerine geri gönderiyormuş. Böylece kendi sıkıntısını belli etmiyormuş. Bir gün iki gayrimüslim aralarında konuşurken biri diğerine: -Vallahi şu memleketin en zengin adamı Kayserili Mehmet Ağa, ona ne zaman para göndersem hemen bozar. Diğeri de onun fikrini destekliyormuş: -Vallahi doğru, adamda para çok, ben de onun gönderdiği paraları bozmaktan usandım

Zamanın birinde avukat olmadığı için dava vekilliği yapan bir Mevlüt Amca varmış. Vatandaşın hukuki sorunları için uğraşır, dertlerine deva olurmuş. Mesela, bir tarla için dava açılıyor. Vatandaşın hakkı gasp olmuş. Mevlüt Emmiye varıyor, derdini anlatıyor. Mevlüt Emmi, dinliyor meseleyi, sakalını sıvazlıyor. Diyor ki: -Üçüncü maddeden tutturursak tamamdır! Bir cinayet davası, yahut bir kavga veya kız kaçırma olayı var. Mevlüt Emmi dinliyor meseleyi, sonra aynı cevabı yine veriyor: -Üçüncü maddeden tutturursak tamam! Bu nasıl üçüncü maddeyse mübarek, her derde deva... Her olayda üçüncü madde işliyor, joker gibi al oraya koy, al bu davada kullan! Yıllar sonra artık işten elini eteğini çekiyor Mevlüt Emmi. Bir adam yanına uğruyor. -Mevlüt Emmi beni hatırladın mı? -Yooo! -Hatırlamazsın, benim dava vekilimdin sen. Şu kadar yıl hapis yattım. Mevlüt Emmi, iştahla soruyor: -Hangi maddeden hüküm giymiştin? Cevap: -Üçüncü maddeden Mevlüt Emmi, üçüncü maddeden!

Tokat’ın kazanları meşhur imiş. Bir Tokatlı ile Kayserili yan yana gelmişler. Tokatlı lafa bizim orada bir kazanlar yapılır diye başlamış ki ballandıra ballandıra anlatıyor. -Bizim Tokat’ta bir kazan yaparlar, Allah seni inandırsın, kazanın içine üç usta girer, birbirlerinin çekiç seslerini duyamazlar. Kayserili “hadi canım sende…” dememiş de bakın neler anlatmaya başlamış. Önce büyük bir keyifle başını sallamış ve başlamış anlatmaya: -Doğru hemşerim doğru… Bizim orada da Talasaltı denen bir yer var. Allah seni inandırsın, öyle bereketli topraklarda öyle büyük kabak yetiştirirler ki, kabağın büyüklüğünden Ali Dağı görünmez olur. Tokatlı “hık mık” diyecek olmuş, Kayserili daha devam ediyormuş: -Sonra, sizinkiler o kadar büyük kazanları ne için yapıyorlar? İşte bizim kabakları pişirebilmek için… Bu kadar büyük kabak her kazanda pişmez değil mi Tokatlı hemşehrim! Adam ne yapsın söyleyecek söz bulamamış
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #42
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Bir gün gayserilinin biri istanbula iş aramaya gider ve gezerken fabrikanın birinde iş ilanı görür güvenliğe gider oda müdürün yanına gönderir sel.....leyküm der ve müdürün odasına girer müdürde aleykümselam der buyur nası yardımcı olabilirim diye adama sorar adam ben iş müracatı için geldim der müdür adamın konuşmasından Kayserili olduğunu anlar ni iş yaparsın diye sorar adamda ni iş olursa yaparım yiterki iş olsun der müdür gülmeye başlar adam müdür gülünce acaba yanlış bişeymi söyledim der kendikendine müdür hemşerim sen nirelisin der adam gayseriliyim deyince müdür yine güler adamniye gülüyosunuz deyince müdür bende gayseriliyimde ondan gülüyorum adam dayanamaz sorar müdürüm sen kaç senedir burda müdürsün müdür 3 senedir niye sordun adam daha bu fabrikayı 3 senedir üstüne yürütemedinmi sen nası gayserilisin deyince müdür yürütmeye yürütecektimde fabrikanın sahibi de gayserili

Develi hastanesi inşaatı devam ederken, Kozan’ın Kazım olarak meşhur olan Kazım Kozan, inşaatın bekçiliğini yapıyormuş. Bir gün akşamüzeri bir taraftan içkisini içiyor, bir taraftan da saç kavurma yapıp hem karnını doyuruyor, hem de meze olarak yiyormuş. O arada hastanenin mühendisi, kontrolü gibi denetçileri gelmiş. Kazım Ağa gelenleri buyur etmiş. Saç kavurma zaten az olduğu için birer parça almışlar ve çekilmişler. Ancak yemek gelenlerin de hoşuna gitmiş: -Yahu Kazım Ağa, saç kavurma da güzel olmuş. demişler. Kazım Ağa da: -Yarın öğlene gelin size yine yapayım, demiş. Ertesi gün öğleyin aynı gurup yine inşaata gelmişler. Ancak ortada saç kavurma falan yok: -Kazım Ağa, hani sen saç kavurma yapacaktın? diye sormuşlar. Kazım Ağa gayet sakin: -Amaan, demiş. O zamanki kafa mı! Getirin rakıyı size öküz keseyim.

Öğretmen Kayserili öğrencisine sorar: -Oğlum, 3 kere 7 kaç eder? Kayserili öğrenci cevap verir: - 30 eder hocam. Öğretmen : -Nasıl olur evladım, sen böyle bir hata yapmazdın ama... neyse...Sen otur arkadaşın gelsin. Öğrenci, yerine otururken tahtaya çıkmakta olan diğer Kayserili öğrenciye seslenir: -Sakın piyasiyi düşürme, yoksa başına geleceklere karışmam

Kayseriliye sormuşlar:
- Sizin çocuklar hem ticarette, hem eğitimde başarılı oluyorlar, bunun formülü var mı? Kayserili “ var hemşehrim” demiş ve aşağıdaki tekerlemeyi söylemiş:
"Ananın ketesi Hocanın nefesi Babanın kesesi Öğrencinin hevesi."
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #43
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Sürekli fiyatların artmasından şikayetçi olan Kozan’ın Kazım, Mehmet Yüceler Gümrük ve Tekel Bakanı olunca Kutlama telgrafı çeker: “Rakıyı eski fiyatına indir, tebrik ederim.”

Kozanın Kazım, ilçenin o zamanki kaymakamı ile Kızık köyüne gitmiş. Muhtarda bir telaş bir telaş. Nasıl olmasın biri belalı bir adam, diğeri Kozanın amiri. Sohbetler, bilgi alışverişleri birbirini kovalarken muhtar çekinerek Kozanın Kazım’ın kulağına eğilmiş: -Kazım Ağa köye şeref verdiniz. Bir yemek yedirmek isteriz. Acaba tavuk mu kessek horoz mu? deyince Kazım Ağa gürlerek: -Ulan oğlum biz sizin için çalışıyoruz. Siz tavuğu, horozu düşünüyorsunuz. Sizi bir türlü köylülükten kurtaramadım. Tavuğu da kes, horozu da. İsteyen tavuk yer, isteyen horozdan....

Köylüler sırasıyla koyunlarını her gün otlatmaya götürürlermiş, koç katım zamanı iyi koçu olan köylüye diğer komşular: -Senin koç herkesin koyununa yeter, derlermiş. Bu olay birkaç sene böyle tekrarlanmış, adam komşularından bıkmış ve şöyle demiş: - Komşular bu sene de bana güvenip de koyunlarınızı koçsuz bırakmayın.

İki köylünün yolculuk esnasında canları sıkılmış. Biri diğerine sormuş: -Ulan Ahmed, günün birinde zengin olsan ne ederdin? Ahmet, düşündükten sonra: -Soğanın cücüğünü yerdim, demiş. Bir süre sonra Ahmet, arkadaşına aynı soruyu sormuş: -Ulan Memed, sen zengin olsan ne ederdin? Mehmet düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş: -Ulan bana idecek bir şey komadın ki!!!

Trende yolculardan birisi, yanında oturan gencin Kayserili olduğunu öğrenince ona takılmak ister: -Ben Kayseri’yi hiç görmedim. Ama orada eşeğin çok olduğunu söylerler doğru mu? Kayserili genç bu sözden huylanır ve hemen de taşı gediğine koyar: -Onlar yerli değildir, çoğu yabancıdır.

Yine bir büyük şehirde bir Kayserili ile karşılaşan adamın birisi muhatabına takılır: -Yakında Kayseri’ye gideceğim. Orada eşek etinden pastırma yapıyorlarmış. Bunun aslı var mı? Kayserili buna öfkelenir, ama hiç çaktırmadan cevabın verir: -Vallahi eşek etinden pastırma yapıp yapmadıklarını bilmiyorum. Öyle de olsa sen giderken korkma sana ilişmez, senden pastırma yapmazlar
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #44
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Ordulu vatandaşın biri, elinde bond çantayla gösterişli bir şekilde un fabrikasına gelir. Orada bulunan görevlilere: -Bin torba un satın alacağım, parası peşin. Orada bulunan görevliler heyecana kapılarak patronu çağırmışlar: -Aman peşin paralı biri geldi acele gel. Adam gelmiş ki adamın elinde çanta, gözünde gözlük: -Aman oğlum hoş geldin. Biraz sohbetten sonra, -Bin torba unu hemen çıkartamayız, bize bir-iki gün müsaade edin, bizim misafirimiz olun. Hemen adama Turan otelinden yer ayırmışlar. -Bu bizim misafirimiz elinizden gelen her şeyi sağlayın. Bu arada fabrikatör uzun zamandır çalıştığı ve çok güvendiği çırağını çağırmış. Çırağına demiş ki: -Oğlum acele Ordu’ya git, falanca filanca esnafları gör. Bu adam kim araştır. Çırak otobüse atlayarak Ordu’ya varmış. Ertesi gün akşama doğru bir yıldırım telgraf gelmiş: -Ahmet ağa aman ha......

Kıranardılı bir vatandaşın geçirdiği kazadan dolayı eli yüzü yanmış, yüzünde belirgin izler kalmıştı. Yaptığı işten dolayı da o gün hırpani bir kılıkta. Görünümü karşıdaki kişiye fakir fukara, kimsesiz havası vermekte. O gün tıraş olmak için amele pazarında bulunan bir berber dükkanına girer. Berbere: -Bir sakal tıraşı yap.. Berber müşterinin haline vaziyetine bakarak içinden: - Bu adam fakir fukara birine benziyor, bu nasıl olsa para da vermez diyerek adam için taze jilet kullanmayı düşünmez. Kullanılmış jiletle adama acı ve eziyet çektirerek bir güzel tıraş eder. Tıraş olan adamın gözlerinden yaşlar gelir. Sesini de çıkartmaz. İş bittikten sonra berbere dönerek: -Eline sağlık borcum ne kadar? -On kuruş. Müşteri kendisinden beklenmeyecek bir tavırla çıkartır, o zamanın parasıyla 50 kuruş verir ve dükkandan ayrılır. Aradan 2-3 ay geçer. Aynı adam yine aynı berbere tıraş için gelir. Berber de adamı tanır. Bu sefer taze bir jilet ve daha itinalı bir şekilde tıraş eder. Tıraş bittikten sonra çıkartır berbere 10 kuruş verir. Berberin gözüne baktığını gören adam: -O zaman verdiğim 50 kuruş bu tıraş içindi. Şimdi verdiğim bu 10 kuruş da o zamanki tıraş içindi!

Bünyan’da İkbal Öztürk, kızı Canan hastalanınca annesinden yardım istemiş. Ferdane Ana yaşlı başlı kadın, torununun elinden tutmuş, onu doktora götürmüş. Doktorun yanına vardıklarında doktor Ferdane Ana’ya torununun adını sormuş. Ferdane Ana düşünmüş torununun adını bir türlü hatırlayamamış. Küçük yaştaki torun da zaten doktordan korktuğu için adını sorduklarında söyleyemiyormuş. Doktor, Ferdane Anaya: -Şimdi gidin, çocuğun adını öğrenince gelin demiş. Yolda Ferdane Ana, torununa kızıyormuş: -İnsan adını hatırlamaz mı? Canan deseydin ya... Çocuk mahcup evin yolunu tutarlar. Ferdane Ana, kızı İkbal’e torununu şikayet eder. -Daha bu adını söyleyemiyor. Benim adım Canan diyemiyor. İkbal, anasına: -Peki ana, o daha çocuk, doktordan korkup adını unuttu. Sen niye torununun adını unuttum anacağzım, demiş.

Vezilet Eme yaşlı ama çok sinirli, tahammülü olmayan sürekli küfreden biridir. Yeşilhisar’da Kel Vezilet lakabıyla tanınır. Sövmesi kimseye batmaz. Herkes hoşgörülü davranır. Şahit olarak mahkemeye hakim huzuruna çıkar, Vezilet Eme. Duruşma başlamadan hakim beye derler: -Efendim bu kadın çok küfreder, seslenme de şunu bir sövdürelim. Hakim “olur” der, seslenmez. Duruşma başlar. Hakim: -Söyle Vezilet Hala olay nasıl oldu anlat. Vezilet Eme başlar anlatmaya, ama mahkeme katibi Ali Ağabey o fırsatı tanımaz Vezilet Emeye. Başlar daktilo ile yazı yazıyormuş gibi takırdamaya. Vezilet Eme dayanamaz uyarır: -Ali oğul, kes şu tıkırtıyı da hakim beyin söylediğini anlayalım. Aldırmaz Ali AĞABEY devam eder. En son patlatır Vezilet Emeyi. Başlar bağırmaya:
-Karabitin oğlu Ali, ha İrmeninin oğlu Ali, sus da hakimin ne didiğini anlayalım.
Mahkemedeki herkes kahkahalarını tutamaz.

Rahmetlidir, Cadalın Şambal Emmi derlerdi. Şakacı bir insandı. Bir gün misafirliğe gitmek üzere yola çıkarlar. Şambal Emmi, abasının(annesinin) kolundan tutar, yavaş yavaş yürürler. Yaşlılarımız büyük motorlu vasıtaları hiç görmemişlerdir. Yeşilhisar’a o tarihlerde yeni yeni kamyon girmektedir. Yol kenarına bir Man kamyon durmuş. Ön kaputu kaldırılmış, şoför arabanın önünde arabanın arızasını gidermektedir. Gazına basılmış, yüksek sesle çalışmaktadır. Şambal Emminin abası ürperir, sorar: -Gadasını aldığım, kölesi olduğum Şambalım, hayvanın ağzını aşmışlar neydiyorlar? Şambal Emmi bu ya hemen başlar: -Aba aba dişi ağrıyormuş, dişini çekiyorlar. -Hele Şambalım, kölesi olduğum, hele nasıl bağırıyordu hayvan.
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #45
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Yeşilhisar ağzı, lakabına Kirimin Mehmet derler. Gençlik çağıdır. Askerliği gelir vatani görevini yapmak üzere askere gider. Birliğine teslim olur. Aylar geçer, yıllar geçer askerlik devam eder. Bölük komutanı İstanbulludur. İstanbul lehçesi kullanır nazik ve nezaketli ince ruhlu bir insandır. Mehmet Emmi bir kaza sonucu parmağını kırar. Revire çıkma gereği hasıl olur. Bölük komutanına varır: -Gomutanım benim bannağım kırıldı beni revire gönder. Komutan, Mehmet Emmiye tuhaf tuhaf bakar: -Oğlum Mehmet, parmak de bakayım. Mehmet Emmi söyleyemez bir türlü: -Bannak gomutanım. Terhis olana dek komutanı parmak de oğlum. Mehmet Emmi: -Bannak gomutanım. Mehmet “parmak” demeden terhis olur gelir.

Yeşilhisar’ın yaşlılarından Hediye Hala şu an rahmetlidir. Halanın yaşlı bir ineği varmış. Ağzında dişi kalmamış, sütten kesilmiş yaşlı hayvanı satmak istermiş. Kendisinin okur-yazarlığı olmadığından hesaba aklı ermez. Ürgüp eşrafından ineğe talip çıkar. Hala derler:
-Sende inek varmış, almak istiyoruz bakalım;

Yavrum buyurun inek burada bakın. Gelen müşteri ineğe bakar, ağzını yoklar, altına bakar, üstüne bakar. Hediye halaya bu ineğin yaşı kaç diye sorarlar. Hediye hala der ki:
-Ne bileyim yavrum, gadasını aldıklarım. Tahdaşı Ali’nin hanımı gelin olduğunda doğduydu. Adamlar bakar:
- Hala biz ne bilelim Ali Emmiyi, hanımın yaşı kaç.

Kayserilinin biri hemşehrisi olan pastırmacının dükkanına gider:
-Bu akşam misafirim gelecek, iyi yerinden biraz pastırma ver.
-Misafirin gelecekse pastırmadan vazgeç, sana hindi sucuğu vereyim. -Hem lezzetli hem daha ucuz.
-Neden?
-Pastırma accuk karışık. Sen beni dinle., hindi sucuğu al.
-Hindi sucuğuna bir şey karıştırmadın inşallah.
-Sen yabancı değilsin. Doğrusunu söylemek gerek. Biraz eşek eti var.
-Ne kadar? -Çok değil. Bir hindiye, bir eşek...

İncili Çavuş, eşeğine binip pazara gidiyormuş. Yolda şakacı bir köylüye rastlamış. Köylü eşeğini göstererek sormuş:
- Hemşehrim ikiniz nereye gidiyorsunuz böyle? İncili Çavuş lafın altında kalır mı:
-Üçümüz için pazardan arpa ve saman almaya
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #46
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Ülkemizin hemen her ilinde Karadenizli esnaflara sıkça rastlarız. Kayseri ilimizde de yerleşmek isteyen esnaf grubu başarılı olamamıştır. Şöyle ki: İşlek çarşılara dükkan açan Karadenizli esnafın işleri yolunda gider. Bizim Kayserili esnaf kara kara düşünür. Çareler aramaya başlar ve aralarında şu karara varırlar. Sabah çevremizdekiler Karadenizli esnaftan beziryağı isteyeceklerdir. Akşama kadar 20-30 kişi beziryağı ister. ( O yıllarda aydınlanmada beziryağından gaz yağına geçilmektedir) Bizim Karadenizli esnaflar bütün sermayelerini beziryağına aktarırlar. Bir sonraki gün hiç kimse beziryağı istemez. Durumu anlayan Karadenizli esnaflar bir ipte iki cambaz oynamayacağını anlayarak “bize burada ekmek yok” der, Kayseri’yi terk ederler.

İstanbul’a giden bir Kayserili ne satıldığını anlayamadığı bir dükkana, dikkati çeker bir şekilde bakmaya başlar. Kuşkulanan dükkan sahibi: -Ne bakıyorsun aptal aptal, diye sorar.
Kayserili:
-Hiç! Burada ne satılıyor diye merak ettim. Dükkan sahibi:
-Eşşek başı satılıyor der. Kayserili bu münasebetsizliğin altında kalır mı hiç. Belli… belli… görülüyor, der. Hepsi satılmış bir tane kalmış!

Öğretmen okula yeni gelen öğrencilerden memleketlerini sorarken sıra Kayseriliye gelince:
-Manisalıyım, diye atar... Bu öğrencinin Kayserili olduğunu bilen arkadaşları gülüşürler. Bunun sebebini soran öğretmene çocuklardan biri:
-Arkadaş yalan söyledi. O Manisalı değil, Kayserili. Öğretmen Kayserili öğrenciye:
-Neden Manisalıyım diyorsun? Kayserili öğrenci gayet ciddi cevabı kondurur:
- Övünmek gibi olmasın diye efendim.

Kasabamızda kış bitimi gençler dışarıya çalışmaya giderler. Süleyman Eryılmaz’ın çocukları –iki oğlu- da çalışmaya gider. Sonbahar geldiğinde geri gelirler. Komşular: -Nasıl senin oğlanlar bir şeyler getirdi mi? İşleri iyi miymiş? Gibi göz aydın ederler. Süleyman Eryılmaz, yaz boyunca işlerin de kendine kalması oğullarının da tatmin edici bir şeyler getirmemesi üzerine: - Ne olacak gurbete giden bi mot, bi got getiriyor

Padişah II.Ahmet döneminde Erzurum korkunç bir sel felaketine uğrar. Sadrazam padişahın huzuruna çıkar ve olayı haber verir. Allah sizi korusun hünkarım bir acı haber vereceğim. Erzurum şiddetli bir sel felaketine uğradı, şehir çok zarar gördü, çok sayıda insan ve hayvan can verdi. Padişah şöyle konuşur: -Cenab-ı Hak Kayserili kullarımı bu gibi felaketlerden korusun. Aradan bir süre geçtikten sonra acı bir haberi daha padişaha verir: -Devletlüm bugün Üsküp şehri yangınla mücadele verdi. Şehrin yarısı yandı, zarar çok fazla. Padişah yine üzgün bir tavırla şöyle konuştur: -Üsküplü kullarımın kederini canı gönülden paylaşıyorum. Allah Kayserili kullarımı bu gibi felaketlerden korusun. Her felaket haberinden sonra padişahın Kayserili kullarını koruması veziri-azamı hayrete düşürür, sonunda dayanamaz ve sorar. Padişah, vezirine şu açıklamayı yapar: -Erzurum sel felaketine uğrayabilir ama bunun etkisi geçince halk yerli yerine döner, eski hayatını yaşamaya başlar. Her vilayet için aynı şeyi düşünebiliriz ama Allah göstermesin Kayseri’de bir felaket ortaya çıkarsa Kayserililer yurda dağılır ve tüm halkın işlerini ellerinden alırlar. İşte asıl felaket o zaman olur, der
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:28   #47
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

1970`li yıllarda komşu illerden bir yolcu Kayseri`ye gelmiş. Pastırmanın çok methini duymuş, hatta birkaç sefer de yemiş. Ancak pastırma aleyhinde çıkan dedikodulardan da oldukça rahatsızmış. Tek problemi eşek etinden pastırma satmayan bir dükkan bulup oradan almakmış.

Adamcağız şüpheli bakışlarla pastırmacılar çarşısını dolaşıp dükkanları inceleyip (şurası satar, burası satmaz: şurası daha temiz, burası pasaklı v.b.) düşünürken, yazı tura atmak gelmiş aklına. Atmış yazı turayı, denk gelen dükkana girmiş. Adamın şüpheli bakışlarla girip pastırmaları incelediğini anlayan Kayserili esnaf, adamın ne için bu kadar incelediğini de tahmin etmiş ve bir oyun oynamayı düşünmüş. “Buyur” demiş esnaf. Adam yine tedirgin:
- Pastırma alacağım da... diye kekelemiş korkarak.
-Tabii derhal, ne kadar?
- İki yüz gram yeter. Çok severim de... Ama... Öbür tarafını diyememiş. (Yani aman eşek eti olmasın diyecek.) Kayserili anlamış vaziyeti. Parçayı tarttıktan sonra satırla kıymaya başlamış: Hemşehrim bu niye bu kadar zor kesiliyor öyle... Kayserili hemen taşı gediğine oturtmuş:
- Sorma birader, bu namussuz eşek iken de böyle inattı

Kayseri Karpuzatan’da pastırmacıların olduğu yerde bir pastırmacı pastırmaları kuruturken bir köpek büyük bir parça pastırmayı kaptığı gibi koşmaya başlamış. Bunu gören pastırmacı köpeği kovalamaya başlamış ve bütün Yeşil Mahalleyi dolaşmışlar. Epey bir kovalamadan sonra köpek ve pastırmacı bayağı yorulmuşlar. Köpek son bir gayretle Keykubat Tepelerine doğru koşmaya başlamış. Pastırma sahibi de tepenin eteğinde soluksuz ve nefes nefese kalmış , giden köpeğin arkasından bakarken ardından bağırmış: - Tamam tamam, bu da babamın hayrına olsun demiş.

Bilirsiniz, eskiden Kayseri’de Ermeniler yoğun olarak yaşarlarmış. Bir gün Ermeni’nin biri yolda yürürken elinde altın para olan küçük bir çocuğa rastlar. Nasıl olsa bu çocuğun aklı ermez, şu parayı elinden alayım diye düşünür. Çocuğun yanına yaklaşıp gülümseyerek çocuğu sever ve tatlı bir dille: -Sen bu elindekini bana ver, ben sana şeker, leblebi alayım. Bu senin işine yaramaz. -Tamam vereyim ama eşek gibi anıracaksın. Ermeni pişman olur, ne yapalım der ve sokak ortasında eşek gibi anırır. Çocuk: - Sen eşek aklınla bunun değerini biliyorsun da, ben bilmez miyim? Ermeni’nin olay karşısında ağzı açık kalmıştır.

Zamanın Bünyan Kaymakamı “gece kimse fenersiz gezmeyecek” diye emir verir. Emrine uyulup uyulmadığını kontrol etmek için geceleri gezmeye çıkar. Bir gün Aşık Mustafa’ya rastlar. Aşığın elinde fener yerine keven otu yandığını gören kaymakam, kızgın kızgın sorar: -Hani senin fenerin? Aşık Mustafa hiddetlenerek cevap verir: Ottan olur aşıkların feneri, Yeni çıktı Kaymakamın hüneri Çeker isem belimdeki döneri Haddini bildiririm kaymakam. Neye uğradığını şaşıran kaymakam, çevredekilere sorar. -Bu kim yahu? Çevresindeki görevliler: -Efendim buna Bünyan’ın meşhur Aşık Dayısı derler. Bu halk aşığıdır. Kaymakam bir şey söylemeden çeker, gider.

Yolda yemek için yanına aldığı pastırmayı çaldıran Kayserili, hayli hiddetlenir .Onun “of, puff” diye sıkıntısını anlayan hemşehrisi, “Kendisine bu kadar dert etme.” diyerek onu teselli etmeye çalışır: -Bir parça pastırmayı çaldırdığına bu kadar hayıflanmanın bir anlamı yok. Boş ver , gel bendekini beraber yeriz. Yol arkadaşı, pastırmayı çaldırdığına bu kadar hayıflanmadığını belirterek durumu izah eder: -Adamın çaldığına yanmıyorum, pastırma doğramasını bilmeyen bir adamın eline geçmişse diye ona üzülüyorum, demiş.
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:29   #48
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Adamın Biri Kayseride 7 Katlı Bi Binaya Bakıyormuş Oranı Halkından Biri Yanına Gitmiş Ve Hemşerum Kaçıncı Kata Bakıyorsun Demiş Adam-2. Kata Bakıyorum Demiş-Tamam O zaman 50 Milyon Çıkar Demiş Adam 50 Milyon Vermiş Ve Giderken içinden -Enayi Ben 7. Kata Bakıyorum Dİye Mırıldanmış

Uzaya gönderilmek üzere bir adam aranıyormuş. Gazetelere ilanlar verilmiş. Başvurular degerlendirilmiş. İlk elemeyi kazanan Alman, Fransız ve Kayserili mülakat için tekrar çagrılmışlar. Üçüde aynı odaya getirilmiş. Ve başkan bu üç kişiye "Beyler bu iş için her yönüylen uygun oldugunuza karar verdik. İş uzaya gönderilecek adama ödenecek para konusuna geldi. Bu konuda görüslerinizi almak istiyoruz. Siz bu iş için ne kadar alacaksınız?" diye her üçünede sorulmuş.
Soruya Alman şöyle cevap vermiş. - "Ben bu iş için 20.000 Dolar ücret isterim. 10.000 Doları benim için,10.000 Doları ise ben uzaya çıktıktan sonra burada geçimlerini sürdürsünler diye ailem için...
"Fransız soruya şu şekilde cevap vermiş.- "Ben bu iş için 30.000 Dolar alırım. 10.000 Doları bana, 10.000 Doları aileme ve 10.000 Doları da metresime..."
Cevap sırası Kayserili'ye gelince bakmışlar ki Kayserili harıl harıl hesap yapıyor. Neyse Kayserili hesabi tamamlayip söyle cevap veriyor:- Ben bu iş için 40.000 Dolar isterim. Bu paranın 10.000 Dolarını Başkana rüşvet olarak, 20.000 Dolarını uzaya gitmesi için Alaman'a veririm. Kalan 10.000 Dolar da kısa günün karı, Allah bereket versin.

Yahyalı’ya Adanalı bir ilköğretim müfettişi geldi ve kısa zamanda ahbap olduk. Kendisine köylere gittiğinde genç öğretmenlere yük olmamasını, onların imkanlarının kıt olduğunu anlattım. Çevreyi iyi bildiğim için falan köye gidince falan kişiye selam söyle, onda misafir ol, falan köyün muhtarının hali vakti iyidir, onda kal gibi notlar verdim. Dikme köyüne varınca da Ateş Ağa’da misafir ol, fakat o çok nüktedandır, dikkat et, bir laf söyler altından kalkamazsın, dedim. Günlerden bir gün müfettiş, Ateş Ağa’ya misafir olmuş. Çok iyi ağırlamışlar, ertesi gün ahırdan atını eşeğini çıkartmış, hazırlamış, müfettişi ata bindirmiş, kendisi de eşeğe binmiş, öbür köye kadar götürüyormuş. İki günden beri hiç de o anlattığım gibi nüktedan bir adam olarak göremediği Ateş Ağayı müfettiş yavaş yavaş yoklamaya başlamış: - Ateş Ağa, maşallah senin Karakaçan çok hızlı, ateş gibi yürüyor, demiş. - Evet beyefendi iyi yürür, demiş. Beklediği cevabı bulamayan müfettiş, biraz sonra Ateş Ağanın eşeği yerde gördüğü tütün paketinin kağıdını eğilip koklayınca, Müfettiş yine söz açmış: -Ateş Ağa, senin Karakaçan okuma da biliyor herhalde, demiş. Artık sabrı tükenen Ateş Ağa: -Evet bilir beyefendi. Biraz daha okusa müfettiş olacaktı zaten, demiş.

Vaktiyle Kayseri Sanayi Bölgesinde sobacı ustası İsmail Ağa mesleğini icra ederdi. Ticaret hayatı işte... Bir gün verdiği senedin tutarını ödemekte zorlanmış. Senedi protesto olmuş ve ihbar İsmail Ustanın adresine ulaşmış. Protestoyu öğrenen usta utancından ne yapacağını şaşırmış ve bağa kaçmış. Etrafına da haber sızdırmamış. Ama kulağı tetikteymiş. Emniyet güçleriyle jandarma ya da alacağı olanlar grup halinde işyerine gelerek kendisini protesto edecekler diye günlerce kaçarmış. Aradan epey zaman geçtikten sonra ne olduysa olmuş. Hele bir gidip ortalığı kolaçan edeyim demiş ve iş yerine uğradığında herkesin aldırmaz bir halde işine gücüne devam ettiğini görmüş. Hiç kimse kendisiyle ilgilenmiyormuş. Protestoya dair kimse bir kelime bile söylemiyormuş. Merak etmiş ve dükkan komşularına sormuş: -Beni protesto edenler olmadı mı? -Hayır. -Polis, jandarma ya da kalabalık bir alacaklı grubu gelmedi mi? -Hayır. Ama komşusu noterden bu protesto evraklarının geldiğini söylemiş ve evrakı ustaya uzatmış. Usta protesto kağıdını almış, masanın üzerine çarpmış: - Protesto dedikleri bu muydu? Bu ise her gün gelsin be birader!

Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki muayenelerde 30 bin lira alıyordu. Bunu öğrenen Kayserili, muayeneye ilk gidişinde: -"İşte yine geldim doktor bey" dedi. Doktor soyunmasını söyledi. Muayene etti, ücretini aldı: - Sağlığınız düzeliyor. Aynı ilaçları kullanmaya devam edin!
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:29   #49
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

ir uçakta, 99’u Laz, biri Kayserili, 100 kişi yolculuk yapmaktadır. Yolculuk sırasında uçağın motoru arıza yapar. Kaptan pilot: İrtifa kaybediyoruz, lütfen valizleri aşağı bırakın. Bütün valizler aşağı bırakılır. Uçağın arızası hala devam eder, koltuklar da aşağı atılır ve nihayet uçağın yer döşemesi de bırakılır, yolcular tavandaki korkuluklara tutunarak uçmaya devam ederler. Bu sırada kaptan pilotun sesi duyulur: Sayın yolcular bütün fazla ağırlıkları attık ama bir yolcunun ağırlığı maalesef fazla geliyor. İçinizden biri fedakarlıkta bulunsun. Buz gibi bir hava eser, herkes susar. Uzun bir aradan sonra Kayserili seslenir: -Arkadaşlar hepiniz akrabasınız, birbirinizden ayrılamazsınız,ben aşağı atlıyorum. Bütün yolcular büyük bir sevinçle Kayseriliyi alkışlamaya başlar.

Kayserili bir hayvan tüccarı ineğini satmak için pazara götürür. İnek ahırdayken ineğin gözü önünde on bin lirayı sayıp cebine koyar. Pazarda ineği on iki bin liraya satmak isteyen tüccara derler ki:
- Bu inek on iki bin lira etmez. Kayserili yemin eder:
- Vallahi de billahi de bu inek sabahtan on bin lirayı gördü

Kolkola


Hayvanat bahçesinde iki ahtapot kollarını birbirine sarmış dolaşıyorlardı.Erkek ahtapot eğildi hafif bir sesle dişi ahtapotun kulağına fısıldadı:
-Ne güzel bir gece değil mi sevgilim?...Mehtap,yıldızlar,sen,ben...Ve bu güzel gecede seninle ikimiz böyle kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola kolkola dolaşıyoruz...

Renk insanı değiştirir



Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına dönüp
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise :
-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi.
Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip :
-Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım.
-Hadi oradan pis zenci!;

Topun Hacmi



Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir mühendise bir kırmızı top verip bunun hacmini nasıl bulacaklarını sormuşlar. Matematikçi, bir mezura ile etrafını ölçüp formülle yarıçapını hesapladıktan sonra diğer bir formülle yarıçapından hacmini bulacağını söylemiş. Fizikçi ise topu suya batırıp yer değiştiren suyun hacmini ölçerek topun hacmini bulabileceğini söylemiş. Top son olarak mühendisin eline verilmiş, mühendis topu şöyle biraz çevirip bakmış ve sonra: "Bana kırmızı toplar kataloğunu bulun"
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-03-2008, 11:29   #50
_ѕєηєм_
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Tecrübe Puanı: 542
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart

Teknoloji



Bir Türk, Japon arkadaşının daveti üzerine Japonya'ya gidiyor. Birkaç gün gezdikten sonra arkadaşı onu çalıştığı fabrikaya götürüyor. Teknoloji muazzam. "Bak !", diyor Japon : "Burada robot yapıyoruz. Şu Robotlar öğle yemeğini hazırlar ve getirir. Şunlar bebek bakar. Şunlar araba bile kullanır." Bizim Türk vatandaşı hayretler içinde kalır. Dolastıkça gözleri fal taşı gibi açılır. Japonya'dan ayrılırken arkadaşı Türkiye'ye mutlaka gelmek ve teknolojisini görmek istediğini söyler. Ve o gün gelir. Fakat bizim Türk nereyi gezdireceğini bir türlü bilemez. Düşünür ne göstermelide altında kalmamalı Japonyada gördüklerinin. Aklına hamam gelir. Japon ne anlar Türk Hamamından. Alır götürür. Japona ilginç gelir: "Ne oluyor burada?" "Biz burada insan yapıyoruz." " Sahi mi?" der Japon. Bir odanın kapısını açarlar. İçeride tellak bir adamın kolunu ovmaktadır. "Bak der bizimki, burada kollar monte ediliyor." " Bir başka odada bacak ovulmaktadır. "Buradada bacaklar takılıyor." Japon bu sefer hayrette. Diğer odanın kapısını açarlar. İçeride bir kadının üstünde bir erkek iş üstünde. Japon sorar : "Peki burada ne oluyor." "Burada montaj bitmiş delikler açılıyor."

Sinekler

Dokuz yaşındaki oğlan cocuğu elinde raket, gözünü pencere c..... konmuş çiftleşmekte olan sineklere dikmis..
- "Anneee!!" diye cağırmış.. "Sineklerin erkeği olur mu?"
Anne bu masum sorudan kuskulanmadığı için "Olur yavrum.." cevabını verince, oğlan sorusunu ikilemiş
- "Peki sineğin dişisi olur mu?"
Kadın o zaman soruların çetrefilli bir yere gideceğini sezip, yan çizmiş
- "Olmaz evladım.."
Oğlan aradığı cevapları alınca elindeki raketi hırsla sineklerin çzerine yapıştırmış.
"İbneler!"

Haremağasının İntikamı



Ahmed sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun göğüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin göğüslerine dokunmak, öpmek.. Tüm cesaretini toplayıp haremağasına açılmış..
"Bana sultanın memelerini koklat.. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş.. Harem ağasının aklı yatmıs bu karlı işe..
Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı, büyücü karşımı bir kadın varmış.. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği korsaya iyice sürmüş.. Sultan çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Memeleri yangın yeri gibi yanmaya başlamış.. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare bulamamışlar.. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek.. Harem ağası ortaya çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir. Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili.. Kraliçemizi ancak o kurtarır, eğer izin verirseniz" demiş.. Padişah çaresiz çağırmış Ahmed'i hareme.. Ahmed bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş... Ne var ki söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış.. "Bu olayı açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın.. Hadi bakalım, çek arabanı" demiş, haremağasına.. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat sürmüş..

Güvenilmez



Adamın biri gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş.
İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.

Penguenler



Alaska'da bir bardan içeri iki İngiliz girmişler ve içki söylemişler. Bir süre sonra bir tanesi barmene
- Buralarda siyah kadın bulunur mu ?
- Hayır, bulunmaz elbet.
- Peki buralarda siyah beyaz kadın bulunur mu ?
- Bulunmaz tabi
Bunun üzerine Laz arkadaşına dönerek :
- Sanırım dün gece iki penguenleydik
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa....:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mal dağılımı Fıkra уυѕυƒ Fıkralar 0 11-21-2008 18:05
Hoşgeldiniz Yazısını Değiştirin DeviLDaRe Resimli Anlatımlar 0 09-28-2008 14:51
Fıkra нüzüη Türk Dili ve Edebiyat 0 09-18-2008 11:36
Men Of VaLoR - Vietnam Cehennemine HoşgeLdiniz !.. AzRaiL Oyun Download ve İstekleri 0 01-31-2008 20:25


Şu Anki Saat: 05:03


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows