Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06-02-2010, 12:12   #1
ALAKAZAM
Webmaster
 
ALAKAZAM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 2.692
Tecrübe Puanı: 435
ALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud of
Thumbs up Uyku / çehov

Merhaba!

Gece on üç yaşlarındaki dadı Varka, çocuğun yatmakta olduğu beşiği sallıyor ve güç işitilebilen bir sesle mırıldanıyor:
-Ninni benim yavruma ninni
Uyusun da büyüsün ninni

Kutsal resmin önünde yeşil bir kandil yanıyor; odada boydan boya, bir köşeden öbür köşeye gerili bir ipe çocuk bezleri ve siyah büyük bir pantolon asılı. Kandilden tavana kocaman yeşil bir leke düşmüş. Bezlerin ve pantolonun uzun gölgeleri ocağa, beşiğe ve Varka'ya vuruyor. Kandil göz kırptıkça leke ve gölgeler rüzgarlanmış gibi canlanıyor ve kımıldıyor. Ortalıkta boğucu bir hava var, oda lahana çorbası ve kundura malzemesi kokuyor.

Çocuk ağlıyor. Ağlamaktan çoktandır sesi kısılmış ve gücünü yitirmiş ama yine de bağırıyor, ne zaman susacağı da belli değil. Varka'nın ise uykusu var. Gözleri kapanıyor, başı aşağı düşüyor, boynu ağrıyor. Göz kapaklarını, dudaklarını oynatamıyor, ona öyle geliyor ki yüzü kurumuş ve odunlaşmış, başı bir toplu iğnenin başı kadar küçülmüştür. Mırıldanıyor:
- Uyusun da büyüsün ninni, tıpış tıpış yürüsün ninni.

Ocakta bir cırcır böceği ötüyor, kapının ötesinde, bitişik odada, usta ile kalfa Afanasi horluyorlar. Beşik acılı bir sesle gıcırdıyor. Varka ise mırıldanıyor ve bütün bunlar, yatağa yatınca duyulması pek hoşa giden, gecenin ninni söyleyen müziğine karışıyor. Oysa şimdi bu müzik sadece kızı öfkelendiriyor ve sıkıyor. Çünkü onun uykusunu getiriyor. Ne var ki uyku ona yasak. Varka, Allah korusun bir uyusa efendileri onu gebertirler.

Kandil göz kırpıyor. Yeşil leke ve gölgeler harekete geçerek Varka'nın yarı açık hareketsiz gözlerine giriyor ve onun yarı uyumuş beynine dumanlı düşler halinde yerleşiyor. Gökyüzünde birbirini kovalayan ve bir çocuk gibi bağıran kara bulutlar görüyor. Ama işte rüzgar esti, bulutlar kayboldu. Şimdi Varka'nın önünde sulu çamurla örtülü geniş bir şose açılıyor. Şosede ağırlık kolları uzanıyor, omuzlarında torbalar bulunan bir takım insanlar yürüyor, birtakım gölgeler ileri geri gidip geliyor. Yolun her iki yanında soğuk müthiş bir sis arasından ormanlar görünüyor. Birdenbire torbalı ve gölgeli insanlar yerlere sulu çamurların içine yuvarlanıyorlar. Varka " Bu neden böyle ?" diye soruyor. "Uyuyacağız, uyuyacağız!" diye cevap veriyorlar. Derin bir uykuya dalıyor, tatlı tatlı uyuyorlar. Telgraf tellerine ise kargalar ve saksağanlar dizilmiş. Çocuklar gibi bağrışıyor, onları uyandırmaya çalışıyorlar.

Varka:
- Ninni benim yavruma ninni, uyusun da büyüsün ninni! diye mırıldanıyor ve artık kendisini karanlık ve boğucu bir köy evinde görüyor.Rahmetli babası Yefim Staopanov yerlerde kımıldayıp duruyor. Varka onu görmüyor ma ağrıdan nasıl yerlerde kıvrandığını inlediğini duyuyor. Onun deyimiyle 'fıtığı kopmuş'. Ağrısı öyle şiddetli ki bir sözcük bile söyleyemiyor, sadece havayı içine çekiyor ve dişleriyle trampet çalıyor:
-Bu bu bu bu!

Annesi Pelageya, Yefim'in ölmek üzere olduğunu beylere haber vermek için yurtluğa gitmişti. Gideli çok olmuştu, artık dönmesi gerekiyordu. Varka ocağın üzerinde yatıyor, uyumuyor, babasının "Bu bu bu"larını dinliyor. Birisinin köy evine yaklaştığı duyuluyor. Beyler kendinlerine kentten konuk gelen genç doktoru göndermişlerdi. Doktor eve giriyor; karanlıkta görünmüyor ama öksürüğü, kapıyı tıkırdatışı duyuluyor.
-Işığı yakın! diyor.
Yefim:
-Bu bu bu! diye karşılık veriyor.

Pelageya ocağa atılıyor ve içine kibrit koydukları kırık çanağı arıyor. Sessizlik içinde bir dakika geçiyor. Ceplerini araştıran doktor kendi kibritini yakıyor.
-Şimdi hemen şimdi! diye söylenen Pelageya dışarı fırlıyor biraz sonra da bitmek üzere olan bir mumla dönüyor.

Yefim'in yanakları kızarmış gözleri parlıyor; bakışlarında oturduğu odayı ve doktoru delip geçen özel bir keskinlik var.
Doktor ona doğru eğilerek:
- Ee, nen var bakalım? diye soruyor, bunu nereden çıkardın? Bu sen de çoktan mı var?
- Ne dediniz? Ölüyorum efendimiz. Günümüz doldu. Artık ben yaşayamam.

-Bırak şu saçmaları. Biz seni iyi ederiz.
-Nasıl isterseniz efendimiz. Çok çok sağolun! Ama artık biz bunu farkındayız! Ölüm insanın kapısını çalınca yapılacak ne kalır.
Doktor, Yefim'le on beş dakika kadar uğraşır. Sonra doğrularak:
-Ben hiç bir şey yapamam, der. Hastaneye gitmem gerek. Orada seni ameliyat ederler. Hemen gitmelisin! Gerçi vakit biraz geç, hastanede herkes uyuyordur ama zararı yok, ben sana pusula veririm, duyuyor musun?
Pelageya:
-Ay efendimiz, diyor ne ile gidecek? Arabamız yok ki.
-Zararı yok. Ben beylere rica ederim. Onlar araba verirler.

Doktor gidiyor, mum sönüyor, yine "bu bu bu" lar başlıyor. Yarım saat sonra köy evine birinin geldiği duyuluyor. Bu, hastaneye gitmek için beylerin gönderdiği arabadır. Yefim hazırlanıyor ve gidiyor.

İşte güzel ve açık bir sabah başlıyor. Pelageya evde değil. Yefim'in durumunu anlamak için hastaneye gitmiş. Bir yerlerde bir çocuk ağlıyor, Varka birisinin kendi sesiyle ninni söylediğini işitiyor:
-Uyusun da büyüsün ninni! Tıpış tıpış yürüsün ninni!

Pelageya dönüyor. İstavroz çıkararak mırıldanıyor:
-Gece ameliyat etmişler, sabahleyin de ruhunu Allah'a teslim etmiş. Toprağı bol olsun. Geç davrandınız. Daha erken getirmeniz gerekirdi, dediler.

Varka ormana gidiyor ve orda ağlıyor. Ama biri ansızın ensesine öyle vuruyor ki alnı kayın ağacına çarpıyor, gözlerini kaldırınca önünde efendisi kunduracıyı görüyor:
- bu yaptığın ne. pis kız? diyor, çocuk ağlıyor, sen uyuyorsun.

Fena halde kulağını çekiyor, kız başını silkiyor, beşiği sallıyor ve şarkısını mırıldanıyor. Yeşil leke, pantolonun ve bezlerinin gölgeleri sallanıyor, ona göz kırpıyor ve yine hemen beynine saldırıyorlar. Yine sulu çamurla kaplı şoseyi görüyor. Omuzları torbalı insanlar gölge yerlere uzanıp derin uykulara dalmışlar. Varka onlara bakarken fena halde uykusu geliyor. O da seve seve yatardı ama annesi Pelageya yanı sıra gidiyor ve acele etmesi için onu zorluyor. İkisi de şehre gidip iş bulmak için acele ediyorlar.

Annesi yolda karşılaştıklarından sadaka dileniyor:
- Allah rızası için bir sadaka verin! Merhametli efendilerim. Bana acıyın!
Bildik bir ses ona cevap veriyor:
-Çocuğu buraya ver! Ver çocuğu buraya!Aynı ses ama bu sefer öfkeli ve sert tekrarlıyor: Çocuğu buraya ver! Yoksa uyuyor musun aşağılık kız?

Varka yerinden fırlıyor, etrafına bakınca işi anlıyor. Ne şose ne Pelageya ne de yolda karşılaştıkları kimseler var. Çocuğunu emzirmeye gelen ve odanın ortasında durmakta olan hanımından başka kimsecikler yok. Şişman geniş omuzlu hanımı çocuğu emzirip sustururken Varka ayakta durup ona bakıyor ve bitirmesini bekliyor. Pencerenin ötesindeki hava artık mavileşiyor gölgeler ve tavandaki yeşil leke belirli olarak ağarıyor. Sabah yakın.
Hanım geceliğinin göğsünü ilikleyerek:

-Al, dedi, ağlıyor, beşiğe koyuyor, yine sallamaya başlıyor. Yeşil leke ve gölgeler yavaş yavaş kayboluyor. Artık kafasına girip beynini sislendirecek bir şeyler yok. Ama yine eskisi gibi uykusu var. Varka başını beşiğin kenarına koyarak uykusunu kaçırmak için bütün gövdesiyle sallanıyor. Ama gözleri yine de kapanıyor, başı ağırlaşıyor.
Kapının ardından efendisinin sesi duyuluyor:

-Varka sobayı yak!
Demek kalkıp işe başlamak zamanıdır. Varka beşiği bırakarak odun getirmek üzere odunluğa koşuyor. Sevinçlidir. İnsan koşarken ve yürürken oturur durumdaki gibi uykusu gelmiyor. Odun getiriyor, sobayı yakıyor. Odunlaşmış yüzünün düzeldiğini, düşüncelerinin durulaştığını duyuyor.
Hanımı:
-Varka semaveri yak! diye bağırıyor.
Varka çırayı parçalıyor ama bunları semavere koyup ateşlerken, yeni bir emir duyuluyor:
-Varka efendinin lastiklerini temizle!
Yere oturarak lastikleri temizliyor ve düşünüyor: Başını büyük ve derin bir lastiğin içine sokarak bunun içinde biraz kestirmak ne iyi olar. Birden bire lastik büyüyro, şişiyor, bütün odayı kaplıyor. Varka elinden fırçayı düşürüyor, hemen başını silkerek gözlerini testekerlek açıyor, eşyalarıngözünde büyümeyeceği ve hareket etmeyeceği bir biçimde bakmaya çalışıyor.
-Varka dış merdivenleri yıka, müşterilere karşı ayıp oluyor.

Varka merdivenleri yıkıyor, odaları silip süpürüyor sonra öteki sobayı yakıyor ve dükkana koşuyor. İş çok boş bir dakika bile yok. Ama bunlardan hiçbiri mutfak masasının önünde aynı yerde durarak patates soymak kadar ağır değildir: Başı masaya doğru eğilir, patates dumanlanır bıçak elinden düşer. Yanı başında ise kolları sıvalı şişman ve öfkeli hanımı dolanır ve öylesine yüksek sesle konuşur ki insanın kulakları çınlar. Yemekler de hizmet etmek de çamaşır yıkamak da dikiş dikmek de acı vericidir. Öyle anlar olur ki hiçbir şeye başını çevirmeden yere yıkılıp uyumak ister.

Gün bitiyor. Varka pencerelerin nasıl karardığına bakarak odunlaşan şakaklarını sıkıyor, nedenini kendisi de bilmeden gülümsüyor. Akşam karanlığı kapanan gözlerini okşuyor, ona biraz sonra derin bir uyku vaat ediyor.
Akşama efendilerine konuklar geliyor. Hanım:
-Varka semaveri yak! diye bağırıyor.

Efendilerinin semaveri küçüktür. Konukları çayla doyurmak için onu beş sefer ısıtmak gerek. Çaydan sonra Varka bütün bir saat aynı noktada durur, konuklara bakar ve emirlerini bekler.
-Varka, koş üç şişe bira al!
Varka yerinden fırlar, uykusunu dağıtmak için elden geldiğince çabuk koşmaya çalışır.
-Varka, koş votka al! Varka şişe açacak nerde? Varka tuzlu balığı temizle!

İşte sonunda misafirler gitti. Lambalar sönüyor efendiler yatıyor.
son emir duyuluyor:
-Varka, çocuğu salla!

Ocakta cırcırböceği ötüyor, yeşil leke tavanda, pantolondan ve bezlerden düşen gölgeler yine Varka'nın yarı açık gözlerinden giriyor, sallanıyor ve kızın beynini karartıyor.
-Uyusun da büyüsün ninni. Tıpış tıpış yürüsün ninni! diye mırıldanıyor.

Çocuk bağırıyor, bağırmaktan tükeniyor. Varka yine çamurlu şosesi, torbalı adamları, Pelageya'yı, babası Yefim'i görüyor. Her şeyi anlıyor, hepsini tanıyor ama onu ellerinden ve ayaklarından bağlayan, onu ezen başarmasına engel olan gücü yarı uykulu haliyle bir türlü anlayamıyor.

Etrafına bakınıyor, ondan kurtulmak için o gücü arıyor ama bulamıyor. Sonunda bitkin bir hale gelerek bütün gücünü ve dikkatini topluyor, yukarıya sallanan yeşil lekeye bakıyor, çocuğun bağırmasına kulak kabartarak yaşamasına engel olan düşmanı buluyor.

Bu düşman çocuktur.

Kız gülüyor. Böylesine basit bir şeyi nasıl olup da şimdiye kadar anlamadığına şaşırıyor. Yeşil leke, gölgeler ve cırcır böceği de galiba gülüyor ve şaşırıyorlar.

Yanlış bir düşünce kızı avucunun içine alıyor. Tabureden kalkıyor, ağzı kulaklarına varan bir gülümseyişle gözlerini kırpmadan odada geziniyor, ellerini ayaklarını bağlayan çocuktan hemen şimdi kurtulacağı düşüncesi ona hoş ve gıdıklayıcı geliyor. Çocuğu öldürmek sonra uyumak uyumak uyumak.

Gülerek gözlerini kırparak ve yeşil lekeyi parmağıyla korkutarak, Varka, sessizce beşiğe sokuluyor, çocuğun üzerine eğiliyor. Onu boğarak hemen döşemelere yatıyor. Uyuyabileceği için sevincinden gülüyor, bir dakika sonra da ölü gibi derin bir uykuya dalıyor.
ALAKAZAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Soru Çehov tarzı hikayelere öykülere örnekler cevap iceride Yaso Kitap Özetleri 0 11-17-2009 07:40
Sağlıklı Uyku ve Uyku Terimleri NEDIR SAGLIKLI UYKU NASIL OLUR Yaso Sağlık - Genel 6 06-07-2009 14:50
Uyku nedir? Yaso Genel Kültür 0 01-01-2009 09:54
Çehov Ve Maupassant Tarzinda YazilmiŞ İkİ Hİkayenİn KarŞilaŞtirilmasi _ѕєηєм_ Türk Dili ve Edebiyat 0 11-23-2008 10:16
Uyku bir nimettir уυѕυƒ İbretlik Yazılar 0 08-31-2008 00:33


Şu Anki Saat: 18:11


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows