Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-04-2009, 15:05   #1
LeGoLaS
 
LeGoLaS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 6.606
Tecrübe Puanı: 938
LeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond reputeLeGoLaS has a reputation beyond repute
Standart Bernd Schuster Analizi (Çok uzun ama okumaya değer)

Uzun olmasına aldırmayın okuyun [img]images/smilies/smile.gif[/img]



Galatasaray'ın 2009-2010 Sezonu'ndaki teknik direktörü
, eğer hedef şaşırtma gibi bir düşünce yoksa, Alman Bernd Schuster olacak.



Galatasaray'daki görevi bir türlü net olarak belirlenemeyen ve her geçen gün daha büyük stratejik hatalar yapan Bülent Korkmaz ise, sezon sonunda takımdan ayrılıyor. Bu anlamda, yapılan yeni hoca araştırmalarının bir an evvel sonuca ulaşması önemli. Piyasada çok sayıda, uygun çalıştırıcı var. Kararsızlığa kapılmadan ve sezon da sona ermeden yeni sezon planlarının yapılması gerekiyordu. Tüm bunların dışında Bernd Schuster tercihi de son derece akıllı. Nedenlerini incelemeye başlayalım.



2008-09 Sezonu başında iyi bir fırsat vardı Galatasaray'ın elinde. Michael Skibbe, yıllardır aranılan uzun vadeli plan yapılacak bir teknik adamdı. Ortaya koyduğu futbol projesi, yaşı, kariyer, ve duruşuyla. Ama olmadı; çünkü yalnızca teknik adamdı. Florya'da yaşanılanlardan haberi olamazdı. Florya'yı da yönetmesi gerektiğini bilemezdi, elindeki 24-25 oyuncunun yanı sıra. Bu, Türkiye'den kopuşunun bir yanı oldu. Diğer tarafta ise, ülkemizdeki futbol cehaleti vardı. ''Allah yardımcınız olsun'', ''Haydi oğlum!'' veya ''Sen yaparsın aslanım!'' gibi telkinlerin 4-4-2 ve 4-2-3-1 gibi dizilişlerden daha fazla inanıldığı bir ortamdı bu. Dolayısıyla, bir ikinci darbe de buradan gelmişti Skibbe'ye. Olan oldu. Yapacak bir şey yok artık.



Michael Skibbe, Galatasaray ve Türkiye'nin alışık olmadıkları bir futbol gösterisi sunuyordu. Ama eksik olan bir şeyler vardı yine de. Evet, en azılı ''Haydi Oğlum!'' savunucuları bile, aslında içten içe Skibbe'nin Galatasarayı'ndan hoşlanıyorlardı; fakat alan savunması yapan ''cool'' bir takım yerine, koşan ve basan 11 adam istedikleri de bir gerçekti. Önemli olan, içerisinde bulunan gündü zira. Yarınlara zamanı gelince bakılmalıydı. Böyle olunca, aklı ile oynayan takıma bir de kaosun eklenmesi istendi. Skibbe'nin takımı, aylarca pasa dayalı ve aklın hakim olduğu futbol projesinden bir anda vazgeçemezdi. Tüm çalışmalar bu fikrin üzerine yapılmıştı çünkü. Ama Kocaelispor maçında kaçan bir penaltı vuruşu, bir sezonun ve belki de çok daha fazlasının yitirildiği anlamına gelecekti.



Galatasaray, Skibbe ile yollarını ayırdıktan sonra Bülent Korkmaz ile anlaştı. ''Ön alanda basan bir takım yaratacağım, hedefimiz ligi zirvede bitirmek!'' diyen Bülent Korkmaz, Galatasaray'ın mevcut durumdaki analizini yapamamıştı. Yedi ay boyunca bambaşka bir fikir ile oynayan takıma alt yapısının oluşması adına çokça zaman geçmesi gereken yeni bir model getirmeye çalıştı. Futbol namına da saha içerisinde hiçbir veri olmayınca, belki de Galatasaray Tarihi'ne ''en vasat'' antrenörlerden biri olarak geçti. Aslında plan farklıydı. Taraftarın sevdiği bir ismi getirerek onların tepkisini azaltmak bir kenara, akıl ve kaos bileşimini yapabilmekti düşünülen. Bülent Korkmaz'da eksik olanı Michael Skibbe getirmişti. Michael Skibbe'de eksik olanı ise Bülent Korkmaz sağlayacaktı. Tutmadı plan. Ve şimdi bir yenisi daha yapılıyor.



Galatasaray'ın teknik adam arayışı da muhtemelen bu yönde başladı. En sonunda da Bernd Schuster ile anlaşıldı.



Elimizde iki veri bulunuyor. Öyle ya da böyle, Skibbe takıma pas yapmayı öğretti. Harry Kewell, Milan Baros ve Fernando Meira transferleri tamamen bu düşünce ile gerçekleştirildi. Belli bir alt yapı var bu anlamda. Hatta öyle ki; Galatasaray, Bülent Korkmaz döneminde bile zaman zaman gösterdi bu fikrini. Almanya'daki Hamburg karşılaşması önemli. Keza dün akşam Ankaragücü maçında yapılan başlangıç da. Hâlâ köklerini koruyor Galatasaray'daki pas futbolu yetisi. Bunun üzerine koymak ve mümkünse de Bülent Korkmaz'ın düşünüp de yapamadıklarını eklemek isteyecektir Galatasaray'a, Schuster. Yapabilir mi? Geçmiş tecrübelerine bakarsak, bu başlıktaki başarısı şansı en yüksek isimlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.



Bernd Schuster, son dört sezonu Madrid'de geçirdi. Önce iki sezon Getafe. Ardından Real Madrid ile La Liga Şampiyonluğu. Ve en sonunda Real Madrid ile yarım kalan sezon. Getafe ve Real Madrid'deki yılların iyi analiz etmek gerekir Schuster'in. 2005-06 ve 2006-07 Getafe ile bir model yaratmayı başardı. Real Madrid'e getirdiği şampiyonluk unvanı ise, kulübün diğer başarılarındaki görüntüsünden biraz daha farklıydı. Bunları incelemeye çalışacağız öncelikle.




2005-06, Getafe'nin La Liga Tarihi'ndeki ikinci sezonuydu. Bir sezon önce ilk defa La Liga'da bulunan ve 13. sırada yer alarak o sezon lige çıkan takımlar arasında yola devam eden tek ekip olarak kalan Getafe, birçok oyuncusunu ve teknik direktörü Quique Sanchez Flores'i büyük takımlara kaptırmak durumunda kalmıştı. Bernd Schuster göreve geldiğinde Getafe, rüya gibi geçen bir sezonun ardından ligde kalma umutlarını korumak isteyen bir takım görünümündeydi. Futbolculuk dönemini bizim jenerasyonumuzun hatırlaması pek kolay değil; ama İspanya'da (Barcelona, Real Madrid ve Atletico Madrid) yetişen bir Alman olması, hem akıl hem de kaosun Schuster'in bünyesinde birleşebileceğini gösterebilirdi. Getafe'deki kariyerinde daha çok ilki üzerinden gitti, Schuster.4-2-3-1 ile dizdi takımını Schuster sezon boyunca. La Liga'daki 29 maçta ana düşüncesi bu oldu, 2005-06 Sezonu'nda. Getafe gibi bir takıma karakter kazandırmaktı önemli olan. Bu anlamda, Schuster'in tercihini de büyük saygı ile karşılamak lazım. Sistemin getirdiği birçok sonuç oldu Getafe'ye. Sezonu 54 golle tamamlayan Madrid'in küçük temsilcisi, Barcelona (80), Real Madrid (70) ve Valencia'nın (58) ardından Sevilla ile birlikte ligin en golcü takımı olmayı başardı. 54 golün dağılımı, 12 oyuncu arasında olurken 10 isim sezonu iki veya daha fazla gol atarak tamamladı. Beş oyuncu ise ayrı olarak öne çıktı skorda: Veljko Paunovic (10), Pernia (10), Daniel Güiza (9), Riki (9) ve Gavillan (5).



2005-06 Sezonu boyunca La Liga'da Getafe için 42 gol üreten bu beşliden dördü hiç de sürpriz değildi. Tıpkı Galatasaray'daki 4-2-3-1 düzeninde Arda Turan, Harry Kewell, Cassio Lincoln ve Milan Baros'un sezonun ilk yarısında performanslarının zirve yapması gibi. Güiza, o sezon Getafe'nin 4-2-3-1i'nde en uçta yer alan adamdı. Arkadaki üçlünün solunda Gavillan, sağında Riki ve merkezinde de Veljko Paunovic vardı. 4-2-3-1 şeklinde dizilen hemen tüm takımlarda görülen bir sonuçtu bu aslında. 10 gollü Pernia da hem savunmanın hem de forvet arkasındaki üçlünün solunda oynayabilen bir oyuncuydu. 4-2-3-1, Getafe'ye çok uygun görünüyordu. Öyle ki; Bernd Schuster yönetiminde sezona 4 galibiyet ve 2 beraberlikle başlamıştı Getafe. Sezon boyunca belli bir sistem içerisinde de devam etti.



Getafe ve 2005-06 Sezonu'na dair söylenmesi gereken birkaç söz daha var.



Çok sayıda kırmızı kart görüyordu, Getafe. Sekiz defa eksik kalmıştı sezon boyunca Bernd Schuster'in takımı. Dikkat çekilmesi gereken, sekiz kartı yalnızca ikisinde Getafe'nin skor avantajına sahip olan tarafta yer almasıydı. Bu önemli; çünkü skor yapamayan bir takımın sinirlenmesi, hiç de tercih edilebilecek sebep değil.




Bir şey daha. Kırmızı kartlardan dolayı sezon süresince 24 ayrı oyuncu kullanmak durumunda kalan Getafe, 29 maçta 4-2-3-1 ile dizildi sahaya. (12 galibiyet, 9 beraberlik ve 8 mağlubiyet.) Topla oynama başlığında ise 38 maçın 24'ünde %50'nin üzerinde yer aldı, Schuster'in takımı. Bu bir bakıma sürpriz sayılabilir belki. Galatasaray, sezonun ilk bölümünde alan savunması ile sonuca giderken topla çok haşır neşir olmasına gerek kalmıyordu. Aslında Getafe'ye bakınca, bu anlamda ironik bir durumun olduğunu da görmek mümkün.



Getafe, topla en fazla oynadığı üç maçtan da galibiyet çıkaramayacaktı o sezon. Yine de ilginç. 5 Şubat 2006 günü Alaves'i evinde konuk eden Getafe, 90 dakika boyunca rakip kaleye 17 şut gönderdiği ve %66'lık bir topla oynama oranına ulaştığı karşılaşmada 2-2'lik beraberliği Daniel Güiza'nın 90+3. dakikadaki golü ile kurtarıyordu. %64'e ulaşılan Racing Santander maçında ise o kadar şanslı değildi, Getafe. En ilgi çekici olan veri bu anlamda, 3 Aralık 2005'te oynanan Real Madrid karşılaşması. Santiago Bernabeu'daki maç süresince rakibine yalnızca üç şut şansı verip karşılığında Iker Casillas'ın koruduğu kaleye 17 şut gönderen Getafe, %63'lük topla oynama oranına rağmen sahadan 1-0'lık yenilgi ile ayrılıyordu. Çıkarılması gereken sonuç? Aslında 4-2-3-1 oynayan Galatasaray'ın da sorunuydu bu. Kapanan takımlara karşı zorlanıyordu belki de Getafe. (Pas futbolunu en üst düzeyde oynayan Barcelona'nın bile başına gelebilecek bir şey.)



Bernd Schuster, Getafe'ye karakter kazandırdı öncelikle. Sezonu dokuzuncu sırada tamamladı, Madrid ekibi. (54 gole karşılık kalesinde gördüğü 49 gol ile ligin ilk 10 sırası içerisindeki takımlar arasında en fazla gol yiyen ekip oldu.) Daha önemlisi birçok sistem oyuncusu çıktı. Arjantin doğumlu Mariano Andres Pernia, İspanyol vatandaşlığına geçip Getafe'den Milli Takım'a yükselen ilk oyuncu olarak tarihe geçti. Daha sonra Atletico Madrid'e transfer oldu. 4-2-3-1'in önemli isimlerinden Riki, 2005-06 Sezonu'nun ardından Deportivo ile anlaştı. O dönem 20 yaşında olan Gavillan, Valencia seviyesine çıktı. Schuster'in sistemi, oyunculara değer kattı. Hatta bir sezon sonra Daniel Güiza, önce Real Mallorca'ya gitti ve 28 yaşında olmasına karşın Fenerbahçe'den 3.5 milyon €'luk bir kontrat aldı.



2006-07 Sezonu'nda sisteminden önemli oyuncuları kaybeden Bernd Schuster, yoluna 4-4-2 ile devam etti.



Manu del Moral, Daniel Güiza'nın ileri uçtaki partneri oldu sezon boyunca. Ama Getafe, bir önceki sezonda oluşturduğu hücum karakteri yerine savunması ile dikkat çekti. Getafe, yalnızca 33 gol gördü kalesinde. Ve Barcelona ile birlikte ligin en az gol yiyen ekibi olmayı başardı. Kaleci Roberto Abbondanzieri de mevkiisinde sezonun en iyisi seçildi.






Getafe, Bernd Schuster ile birlikte geçen ikinci sezonunda ligin en az gol atan altı takımından biri olsa da müthiş bir karakter hikâyesi de izletti tüm futbolseverlere. Copa Del Rey Yarı Final İlk Maçı'nda Lionel Messi'nin unutulmaz bir gol attığı karşılaşmayı Nou Camp'ta 5-2 kaybeden Getafe, rövanşı 4-0 kazanarak tarihî başarının altına imza atıp Kupa Finali'ne yükseldi. Final'de Sevilla, Getafe'yi 1-0 mağlup etse de Sevilla'nın Şampiyonlar Ligi vizesini alması Bernd Schuster'in takımını, La Liga'daki üçüncü sezonu sonunda UEFA Kupası'na taşımaya yetti. Devam eden sezonda Danimarkalı Michael Laudrup, Schuster'den devraldığı mirasa sahip çıktı. Ve Getafe, Avrupa'da da önemli yerlere gelmeyi başardı. Bu sırada Schuster, Real Madrid'deki yeni görevine başlamıştı bile.



2007-08 Sezonu'nda Real Madrid ile birlikte farklı bir Bernd Schuster de vardı artık.



İyi bir durum analizi yapmıştı, Barcelona'daki ününe karşın Real Madrid antrenörlüğüne getirilen Alman teknik adam. Real Madrid'in en büyük eksiği, Los Galacticos sonrası gelişen dönemde eksik olan, kazanma arzusuydu. Ve kadrosu aslında buna uygundu. Pepe, Fernando Gago, Rodrigo Higuain ve Arjen Robben gibi üçer puanlara aç; Guti, Raul ve Sergio Ramos gibi de ''kaos'' futboluna müsait yapıda olan oyuncularla Real Madrid'e yeni bir karakter kazandırdı, Bernd Schuster. La Liga'daki şampiyonluk da unutulmaz bir Pamplona deplasmanında geldi. Osasuna karşısındaki mücadelenin 83. dakikasında bir penaltı vuruşu ile yenik duruma düşen Real Madrid, 45 dakika boyunca 10 kişi oynamasına rağmen 87. ve 89. dakikalarda bulduğu gollerle bitime üç hafta kala şampiyonluğunu ilan ediyordu.




Getafe'de aklın hükmettiği ve pasa dayalı bir futbol ile takıma karakter kazandıran Schuster, mücadele eden ve gerçek anlamda maçı son ana kadar bırakmayan bir takım ile La Liga Şampiyonluğu'na ulaşmıştı Real Madrid'in başında. Öyle ki; bu karakter, hâlâ daha Real Madrid'in kurtarıcısı oluyor zaman zaman. (Bakınız Pepe'nin atıldığı 3-2'lik Getafe karşılaşması.) Ama tabii şöyle de bir şey var. Kaos futbolu diyoruz. Adı üzerinde. Geleceği yok, bu düşüncenin. La Liga'daki şampiyonluğa karşın Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finalleri'nde Roma'ya 2-1 ve 2-1 ile elendi, Real Madrid. Dahası, bir sonraki sezon yaşandı. Heyecan seviyesi çok yüksek, zevkli maçlar çıkardı Real Madrid. Ama hiçbir maçı ''rahat'' kazanamayacağını kanıtladı. 2008-09 Sezonu'nda Numancia (4-3), Bilbao (3-2) ve Malaga (4-3) maçlarında galibiyetler gelse de Sevilla'ya karşı kaybedilen 4-3'lük karşılaşmada Kaos Futbolu, Real Madrid'e ihanet etti. Şampiyonlar Ligi'nde de Juventus'a iki maçı kaybetti.



(Kaos ve heyecanın aslında ihanet gücünü, Erik Gerets ile geçen birinci ve ikinci sezon arasındaki farklılıktan çok net görmüştük. Ayrı bir yazı konusu.)



Gelinen son nokta. Galatasaray'ın ihtiyacı olan, akıl ve kaosu birleştirebilmek. (Yalnızca başlık anlamında konuşuyorum tabii.) Bernd Schuster, bunu yapabilecek bir isim. Ama şu an daha fazla ''akla'' hasretiz. Schuster'in doğru bir harmanlama yapması, en büyük dileğimiz.




http://eraysozen.blogspot.com/2009/0...latasaray.html
LeGoLaS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 23:37


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows