Bilqi Forum  
Öldür.Com - Untraceable Yapım Bilgileri

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Öldür.Com - Untraceable Yapım Bilgileri

Gelecek Filmler


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07-02-2008, 15:35   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Öldür.Com - Untraceable Yapım Bilgileri

Öldür.Com - Untraceable Yapım Bilgileri Bu sayfayı Facebook'ta paylaşın


Öldür.Com'un başrollerinde Diane Lane ile Billy Burke'u izliyoruz.


İnternette canlı yayında cinayete tanıklık etseniz, gözünüzü kırpmadan izler miydiniz?

FBI Özel Ajanı Jennifer Marsh (Diane Lane), bekar anne olarak özel hayatıyla işi arasındaki dengeyi sağlamak için çok sıkı çalışmaktadır. Çok farklı ve ilginç bir görevi vardır. Her gece çalışma arkadaşı Griffin Dowd (Colin Hanks) ile birlikte FBI'ın Portland'daki bürosundan internete girerek kredi kartı dolandırıcılarının, manyakların, pedofillerin ve diğer cinsel sapıkların izini sürer. Suç işlemek amacıyla faaliyete başlayan yeni bir web sitesiyle ilgili ilk duyumu alan iki ortak, killwithme.com adresindeki sitenin nereden yayın yaptığını ve yayını yapan kişi ya da kişileri belirlemek için siteyi izleme altına alırlar.

Sitenin ziyaretçileri üzerinde şok etkisi bırakan bir havası vardır. Sitenin yaratıcısı yapışkan bir fare tuzağına küçük bir kedi yavrusu bağlamıştır. Siteyi hazırlayan ya da hazırlayanlar, sitenin ziyaretçilerinden o kedi yavrusunun kamera önünde yavaş yavaş ölümünü seyretmekle kalmayıp bunu herkese duyurmaya çağırmaktadır. FBI'ın internette yaptığı yoğun araştırma sonucunda karmaşık birtakım server ve host ağları sayesinde bu web sitesinin nereden yayın yaptığının asla belirlenemediği ortaya çıkar. Portland'daki ajanların bulduğu ufak ama işe yaramayan ipuçlarıyla katil ya da katiller adeta alay etmektedir.

Kentte bir adamın kaçırılıp yavru kedinin yerine bağlanmasıyla birlikte bambaşka bir senaryo ortaya çıkar. Site ekranında çıkan yazıda, siteye ne kadar çok ziyaretçi gelirse ve siteyi ne kadar çok insan ziyaret ederse bağlı adamın o kadar kısa sürede öleceği duyurulur. Siteyi her gün daha fazla ziyaretçinin tıklamasının önüne geçemeyen ajanlar, sitedeki ziyaretçi sayacının (counter) kaçırılıp öldürülmek üzere bağlanan adamın öldürüleceği ziyaretçi sayısına yaklaşmasını çaresizlik ve dehşet içinde seyretmek zorunda kalırlar.

Bu olayın soruşturulması görevi Jennifer Marsh'a verilir. Araştırması sırasında Portland'lı Polis Dedektifi Eric Box (Billy Burke) ile birlikte çalışacaktır. Katilin suçları hızla tırmanırken Marsh da onu bulmak için vargücüyle çalışmaya başlar. Bu arada ailesinden büyük oranda uzak kaldığı için sevdiklerine yönelik tehdidin de farkında bile değildir. Güvenlik güçleri hedefe giderek yaklaşırken katil de boş durmamış, Marsh'ın FBI ajanı olan ortağını ölümcül senaryosuna çekecek görünmez ilmikleri sıkıştırmaya başlamıştır. Zaman hızla akıp giderken Marsh ile Box, elde ettikleri ipuçları ve bağlantılar ağını çözmeye başlamıştır. Ancak çözüm için vakit çok geç olmak üzeredir.

FBI'ın internet suçları birimi harekete geçiyor

Robert Fyvolent ile Mark Brinker'in yazdığı senaryoyu okuyan iki yapımcı Tom Rosenberg ve Gary Lucchesi, ele alınan konunun güncelliğinin ve dehşet vericiliğinin senaryoyu karşı konulmaz kıldığını hemen fark ettiler. Lucchesi senaryoyu ilk okuduğunda edindiği izlenimi şu sözlerle anımsıyor:

“FBI bünyesinde sanal ortam suçları (internet suçları) biriminin kuruluşu oldukça yenidir. Sözkonusu birim bundan sadece yedi yıl önce oluşturuldu. 35 milyon dolar bütçeli `Untraceable'da çocuk istismarı veya başkalarının kredi kartını kullanarak hırsızlık yapmak gibi çok yaygın internet suçları yerine sıradışı bir internet suçu üzerinde odaklanılır. Cinayet işleyen ve bunu interneti alet ederek, internette sergileyerek yapan bir seri katil vardır. Yayın yaptığı siteye ne kadar çok ziyaretçi gelirse, kurbanını ziyaretçi sayısıyla doğru orantılı işkencelere tabi tutarak öldürür.”



Öldür.Com'un başrollerinde Diane Lane ile Billy Burke, FBI'da görev yapan iki özel ajanı canlandırıyorlar.


Lucchesi sözlerine şöyle devam ediyor: “İnternetin son derece yararlı bir bilgi ve eğlence ortamı olduğu doğrudur. Ancak anonim bir ortam oluşu yüzünden birtakım sağlıksız meraklar uyandırma potansiyeli taşıdığını görmezden gelemeyiz. Hepimiz bilgisayarımızı açıp haberlere göz gezdirirken dedikodu sayfalarına da bakmayı ihmal etmiyoruz. Dün gece hangi film yıldızı parmaklıklar arkasına atıldı, birisiyle öpüşürken fotoğrafını çeken paparazziyi kovaladı gibi haberlere de bakmadığımızı iddia edebilir miyiz? Sonuçta hepimiz internetten üzerimize yağan bilgi/haber/enformasyon bombardımanıyla beslenen insanlar olup çıktık. Bu filmin bize sorduğu sorulardan birisi şudur:Eğer korkunç bir cinayetin işlenişine internetten canlı olarak tanıklık etme fırsatınız olsa ve bunu hiç kimsenin bilmeyeceğinden emin olsanız, o cinayeti gözünüzü kırpmadan baştan sona seyreder miydiniz?”

“Untraceable”ı yapmayı kafasına koyan Rosenberg ile Lucchesi, senaryonun geliştirilmesi görevini Allison Burnett'e verdiler.

Lucchesi bu tercihin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: “Allison Burnett ile daha önce başrollerinde Morgan Freeman, Greg Kinnear ve Radha Mitchell'in oynadığı “Feast of Love” adlı filmde beraber çalıştığımız için onu iyi tanıyorduk. Allison'da normal bir drama yazarından fazlası vardır. Bir gerilim filmi için ihtiyaç duyulan karakterleri onun çok iyi anlayacağını biliyorduk.”

Beraber çalışmaya başlayan Rosenberg, Lucchesi ve Burnett, öncelikle filmin ana karakterleri ve aralarındaki ilişkiler üzerinde odaklandılar. Öncelikle filmin teknolojik açıdan akla yatkın sınırlar içerisinde kalmasını sağlamak gerekiyordu. Bu süreçte çok sıkı çalıştıklarını ifade eden Lucchesi neler yapıldığını şu sözlerle anlatıyor:

“Geniş kapsamlı bir işbirliği süreci oldu. Senaryo yazarımız Allison Burnett ile oturup senaryoyu sayfa sayfa gözden geçirdik. Burnett bu aşamada katil için inandırıcı bir özgeçmiş öyküsü ilave ederken, Diane Lane'in oynadığı FBI ajanı Jennifer Marsh karakterini de en ince detaylarıyla şekillendirdi.”

Senaryonun filme çekilmeye hazır hale geldiğinden emin olan Rosenberg ile Lucchesi, tüm dikkatlerini projeyi beyazperdeye taşıyacak doğru yönetmeni bulmaya yönlendirdiler. Senaryoyu yönetmen Gregory Hoblit ile yapımcı arkadaşı Howard “Hawk” Koch Jr'a gönderdiler. Bu ikili son olarak başrollerinde Anthony Hopkins ile Ryan Gosling'in oynadığı “Cinayet Gecesi-Fracture” adlı gerilim filminde beraber çalışmıştı. Hoblit'in etkileyici yönetmenlik kariyerinde ayrıca “İlk Korku-Primal Fear” adlı film ile, “NYPD Blue” ve “Hill Street Blues” adlı televizyon dizilerinin çeşitli bölümleri yer alıyordu.

Yapımcı Lucchesi, yönetmenlik için neden Gregory Hoblit'in düşünüldüğünü şu sözlerle açıklıyor: “Gregory Hoblit'in kanun adamlarıyla Hollywood kariyerinin ötesinde çok özel bir ilişkisi var. Onun babası bir FBI ajanıydı. FBI ajanlarını konu alan bir filmi ondan daha iyi kim yönetebilirdi?”

Senaryoyu okuduğu anda bu filmi yapmak istediğini söyleyen Hoblit, “Senaryonun tamamen yepyeni bir dünyayı ele aldığını düşünüyorum. FBI bünyesinde sanal suçlarla ilgilenen birim artık en hayati önem taşıyan birimlerden biri haline geldi. FBI'ın Portland'daki binasındaki katlardan birisinin tamamı sanal suç takibine tahsis edildi” diyor.

Yapımcı Koch ise düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Hoblit'in en ince detaylara dikkat eden harika bir yönetmen olması onu bu film için en ideal tercih haline getirdi. Eğer sanal dedektifler üzerine bir film yapıyorsanız, ele aldığınız konuyu çok iyi bilmeniz gerekir. Teknik detayları en kusursuz şekilde araştırdığımız için filmin otantik boyutunu tüm internet camiasının takdir edeceğine inanıyorum.”

FBI'ın yeni sanal suçlar birimini ele alan bir projenin yönetmenliğini üstlenen Hoblit, hiç vakit kaybetmeden konunun uzmanlarına başvurdu. Görüştüğü yetkililer arasında Portland'lı polisler ile Los Angeles ve Portland'da görev yapan FBI ajanları vardı.



Colin Hanks'i özel ajan Griffin Dowd rolünde izliyoruz.


Yapımcı Koch bu aşamada neler yapıldığını şu sözlerle aktarıyor: “Federal Büro yetkilileri senaryoyu dikkatle okuyup bazı teknik detaylarda bize yardımcı oldular. En fazla odaklandığımız konu şuydu: Gerçekten izi bulunamayan (nereden yayın yaptığı bilinemeyen), dolayısıyla kapatılamayan bir web sitesi nasıl yaratılabilir? Herşeyin teknolojik açıdan doğru olması için yardımcı oldular.”

Yapımcı Gary Lucchesi şunları ekliyor: “FBI'daki baş danışmanımız Özel Ajan E.J. Hilbert'ti. O dönem FBI bünyesinde Sanal Ajan (İnternet Ajanı) olarak çalışan Hilbert, bilgisayarlara izinsiz giriş ve bilgisayarlarla yapılan dolandırıcılık gibi konularda uzmanlaşmıştı. Daha sonra MySpace'e transfer olarak sitenin güvenlik departmanında çalışmıştı.”

Ayrıca FBI bünyesinde 20 yıldır görev yapmakta olan Özel Ajan Jane Brilheart'ın da yardımı istendi. Jane Brilheart filmin starı Diane Lane ile omuz omuza çalışarak oyuncunun bu görevi en iyi şekilde anlamasına ve kavramasına yardımcı oldu.

“Untraceable”da öyküsü anlatılan Jennifer Marsh karakteri gibi sanal suçlar biriminde çalışan Brilheart, FBI'da yaptığı görevi şu sözlerle açıklıyor: “Her gün internete girip online oluyorum. 13-14 yaşında bir çocuk/kız gibi takılarak çocukları kandırarak çocuk cinselliği istismarı yapmaya kalkışan yetişkinleri tuzağa düşürmeye ve yakalamaya çalışıyorum.”

Filmde FBI özel ajanı Jennifer Marsh rolünde kamera karşısına geçen Diane Lane, gerçek bir sanal polisle beraber çalışmanın sağladığı katkıları şu sözlerle dile getiriyor:

“Jane ile beraber çalışınca profesyonel FBI ajanlarını daha yakından tanıma fırsatını buldum. Ancak benim için daha önemli olan, FBI ajanlarının kişisel yaşamlarının nasıl olduğuydu. İşlerinin özel yaşamları üzerinde ne gibi baskılar yaptığını, ne gibi gölgeler bıraktığını merak ediyordum. Onunla asıl konuşmak istediğim konular bunlardı. Jane'den öğrendiklerimden kendi gerçek yaşamıma neler getirdiğimi sorarsanız herşey çok ilginçti. Örneğin küçük kızıma onun bilgisayarda yaptığı her şeyi, her işlemi, girdiği her siteyi görebileceğimi kendisine anlattım. Herkesin bilgisayarda yaptığı herşeyi FBI'daki birilerinin görebileceğini de sözlerime ekledim.”

Jane Brilheart ise yapılan çalışma hakkında şunları söylüyor: “Diane bu işin detaylarını öğrenmek için çok zaman ve çok enerji harcadı. Online iken neler yaptığımı, neler yaşadığımı görmek için ofisimize geldi. Küçük detaylara ilgi duyduğunu gördüm. Örneğin `Her yerde silah taşıyor musunuz?', `IP adreslerinin izini nasıl sürüyorsunuz?' gibi küçük gibi görünen ama önemli, harika, yerinde sorular sordu.”

Diane Lane'in sorduğu sorular arasında, “Bir özel ajan kişisel hayatında ne gibi dengeler kurar, varsa çocuklarıyla ilişkilerini nasıl düzenler?” sorusunun yer aldığını söyleyen Jane Brilheart, bu dengeleri nasıl tutturduğunu şu sözlerle açıklıyor:

“Özel ajanlık hayatı ile annelik rolü arasında hassas dengeler vardır. Başa çıkmakta zorlandığım anlar hep oldu. Diane ile yaptığım sohbette bu mesleğin bazı tehlikelerinden çocuklara söz etmek gerektiğini açıkladım. Ancak aynı zamanda çocukların her zaman çocuk olduğunu, bir anneye ihtiyaç duyduğunu, bu nedenle onların yanındayken bir adım geri çekilip kanun uygulayıcı görevini gölgelemek gerektiğini unutmamasını söyledim.”

Gerçek ajanları iş başında görme ve izleme fırsatı tüm aktörlerin hoşuna gitti. Filmin başrolünü Diane Lane ile paylaşan iki Oscar ödüllü Tom Hanks'in oğlu Colin Hanks izlenimlerini şöyle anlatıyor:

“Bence yaşadığımız deneyimin en büyüleyici kısmı, gerçek ajanları işlerinin başında görmekti. İnternet ortamını denetlemek için maaş alan insanlarla tanıştık. Onlar kötü niyetlileri avlamak için çeşitli gruplara üye oluyor, iletişime giriyorlardı. Onların yaptığı iş olağanüstü zor… Böyle bir işi yaparken aldıkları riski görebiliyorum ama aynı zamanda ödülünü de görebiliyorum. İnternet ortamında devriye gezen sanal polislerin çalışmasını izlemek, bence aldığımız ateşli silahlar eğitiminden çok daha ilginçti.”

Film yapımcıları ayrıca Portland Polis Bürosu'yla da yakın işbirliği halinde çalıştılar. Ekibe yardımcı olanlar arasında Portland'daki en ünlü cinayet dedektifleri yer aldı.



Öldür.Com'un başrollerinde Colin Hanks ile Diane Lane yer alıyor.


Oyuncular Hakkında

FBI Özel Ajanı Jennifer Marsh rolünde Diane Lane

“Untraceable”ın merkezinde yer alan FBI Özel Ajanı Jennifer Marsh karakteri, Burnett'in yazdığı senaryoda oldukça karmaşık, bazen çelişkili ruh haline sahip bir karakter olarak çizilmişti. Kişilik yapısında kırılganlık ve sertlik gibi boyutlar neredeyse eşit oranda yer alıyordu.

Yapımcı Lucchesi bu karakterin özelliklerini şu sözlerle tanımlıyor: “Jennifer Marsh son derece istekli, heyecanlı, işine bağlı ve kararlı bir FBI ajanıdır. Sekiz yaşında bir kızı vardır. Küçük kızını kendi annesinin de yardımını alarak büyütmeye çalışır. Evin geçimini sağlayan tek kişi odur. Aynı zamanda kızına çok bağlıdır. Kızının rahat etmesi için geceleri de çalışmaktan çekinmez. Sabaha karşı 6'da eve geldiğinde kızını uyandırır ve okuluna kadar götürür.”

Jennifer Marsh karakterinin kişiliğinin çeşitli katmanları olduğu için bu rolü üstlenecek kadın oyuncunun da kaydadeğer birikimi olması gerekiyordu. Bu rolde Diane Lane'in oynaması gündeme gelince filmin yapımında görev alan herkes büyük heyecan duydu.

Yapımcı Gary Lucchesi, oyuncu seçim sürecinin ilk günlerinde yönetmen Gregory Hoblit ile yaptığı bir görüşmeye değinerek şunları söylüyor: “Greg bu rolde Diane'in oynamasını istiyor, üstleneceği role gerçekçilik getireceğini düşünüyordu. Konuyla ilgili araştırma yaparken çok sayıda kadın FBI ajanıyla tanışmıştık. Hepsi de kararlı, ilginç, güzel ve çekici kadınlardı. Diane kişilik yapısıyla bu özelliklere tam uygun bir oyuncu gibi görünüyordu.”

Diane Lane'i ilk kez George Roy Hill'in 1979 yapımı komedi çalışması “A Little Romance”da izlediğini, o günden beri hayranı olduğunu söyleyen Hoblit ise düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:

“O zamanlar 20 yaşındaydı. Zamanla olgunlaşmasını hep birlikte izledik. Her zaman kaliteli ve saygın yapımlarda oynadı. Onun oyun tarzında daima çok gerçek ve çok otantik birşeyler vardır. Olağanüstü yetenekli bir oyuncudur. Yaptığı işe büyük miktarda zeka, bütünlük ve dürüstlük getirir.”

Kadın ağırlıklı bir gerilim çalışmasında oynama fikrinin dayanılmaz cazibesine kapıldığını belirten Diane Lane ise, “Untraceable” ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor:

“Kadınların olaylara hakim olduğu, kendi damgasını vurduğu zekice filmler hoşuma gider. Kadınları başı dertten kurtulmayan, çaresiz varlıklar olarak gösteren filmleri hiç sevmem. Ayrıca sanal suçlar biriminin yaptığı işler de beni büyüledi. Hayal edemeyeceğiniz kadar naif bir insanım. Bilgisayar virüslerinin tıpkı bildiğimiz dünyadaki virüsler gibi kendiliğinden oluştuğunu düşünürdüm. Bunları birtakım kötü niyetli insanların sırf zarar vermek için ürettiği, sonra da internet üzerinden tüm dünyaya kasten yaydığı hiç aklıma gelmemişti.”

Polis dedektifi Eric Box rolünde Billy Burke

Filmde FBI özel ajanı Jennifer Marsh ile güçbirliği yapan Portland'lı polis dedektifi Eric Box rolünde kamera karşısına geçen genç aktör Billy Burke, rol arkadaşı Diane Lane için, “Şimdiye kadar beraber çalıştığım en soğukkanlı insanlardan birisi…” yorumunu getiriyor.

Billy Burke'i daha önce “Fracture” adlı yapımda yönettiğini söyleyen Gregory Hoblit, “Fracture”dan önce onun adını hiç duymadığını itiraf ederek şöyle konuşuyor:

“Açıkçası `Fracture'da fazla boyutları olmayan bir rolde bile harika oyun çıkarttı. Varlığını kanıtlayarak dürüst bir oyun ortaya koydu. `Fracture'da oynadıktan sonra Lakeshore yapım şirketinin bir başka filmi olan `Feast of Love'da da başarısını kanıtladı. İtiraf etmeliyim ki, `Untraceable'da da ona rol verdiğimi çekimlerin başlamasından bir hafta öncesine kadar kendisi de bilmiyordu.”

Rolüne hazırlanırken Portland'dan iki dedektifle zaman geçirdiğini belirten Burke, çalışmaları sırasında izlemesi için davet ettiklerini belirterek o süreçte neler yaptığını şu sözlerle anlatıyor:

“İkisi de gerçekten bilgilendirici ve aydınlatıcı davrandı. Herşeyden önce onların yaşam tarzını hissetmek, hangi durumlarda nasıl davrandıklarını anlamak istedim. Çalışmalarını izlediğim dedektiflerin her ikisi de rahat ve sakin tavırlı insanlardı. Hani önüne gelen etten bir lokma ısırıp onu uzun uzun çiğnemekten hoşlanan rahat ve gamsız insanlar vardır ya, aynen onlar gibiydiler.”

Tespit ettiği bu özellikleri, filmde portresini çizdiği Eric Box karakterinin yapısına yansıttığını belirten Burke, oynadığı karakterin özelliklerini şöyle yorumluyor:

“Eric Box, Portland sokaklarından gelip kuruma girmiş bir insandır. Sokak ortamını iyi tanıdığı için onu şaşırtmak çok zordur. En karmaşık koşullar altında dahi rahat, sakin ve dingin davranmasını bilir. Oynadığım karaktere böyle bir kişilik yapısı vermekle, süregelen kaotik ortama istikrar, sağlamlık ve denge gibi boyutları getirdiğini düşünüyorum.”

Özel Ajan Griffin Dowd rolünde Colin Hanks

Jennifer Marsh'ın FBI Sanal Suçlar Birimindeki partneri Özel Ajan Griffin Dowd rolü için film yapımcılarının tercihi Colin Hanks'ten yana oldu. Genç aktörü daha önce Jake Kasdan'ın yönettiği “Orange County” adlı filmde izleyen yapımcılar, Griffin Dowd rolünü ona verdiler.

Hanks'in bugüne kadar oynadığı tüm filmleri izlediğini ve hoşuna gittiğini söyleyen Gregory Hoblit, “Bu genç oyuncuda olağanüstü bir sevimlilik var. Bu özelliği sayesinde Jennifer Marsh'ın güvenebileceği ve oğlu gibi görebileceği çok sevimli bir genç ajan karakteri yaratma fırsatı bulduk” diyor.

Colin Hanks'in oynadığı Griffin Dowd karakteri, FBI'ın genç kuşak ajanlarını temsil eder. Lucchesi'nin deyimiyle “Internet çağının ajanı”dır. 20'li yaşlarının sonunu süren esprili bir gençtir. İşini severek yapar. İnternet ortamına o kadar hakimdir ki, karısıyla bile bir web sitesi sayesinde tanışıp evlenmiştir. Sanal ortamla ilgili olarak ironik bir yaklaşımı vardır. Kötü adamları yakalamak için internette devriye gezerken sanal ortamı aynı zamanda karşıt cinsten insanlarla tanışmak için de bir kaynak olarak görür.

2006 yılında “King Kong” adlı filmde izlediğimiz, çok yakında da “My Mom's New Boyfriend” adlı komedide karşımıza çıkmaya hazırlanan Colin Hanks, “Untraceable”da oynadığı Griffin karakterinin Jennifer Marsh ile ilişkisini şu sözlerle tanımlıyor:

“Griffin ile Jennifer Marsh günlerini saatlerce bilgisayar ekranı karşısında geçirirler. Sürekli bilgisayar başında oldukları için ikisi arasında çeşitli zekice esprilere dayalı bir ortaklık oluşmuştur.”

Stella rolünde Mary Beth Hurt

Jennifer Marsh'ın iş arkadaşlarının tamamlanmasından sonra gerçek yaşamdaki ailesinin şekillenmesine başlandı. Annesi Stella rolünde Mary Beth Hurt'un oynamasına karar verildi. Yıllar önce New York sahnelerinde beraber çalıştığı Diane Lane ile yolunun yeniden kesiştiğini söyleyen deneyimli oyuncu, duyduğu memnuniyetini şu sözlerle dile getiriyor:

“Diane ile Lincoln Center'daki Vivian Beaumont Tiyatrosunda `The Cherry Orchard' adlı oyunda beraber çalışmıştık. Diane o zamanlar 20 yaşında, ben de 28 yaşındaydım. Onunla yeniden çalışmak harika oldu. Bu endüstride yaşanabilecek en büyük güzelliklerinden birisini yaşadığım için mutluyum.”

Hurt ile yeniden çalışmanın adeta aile buluşması gibi olduğunu ifade eden Diane Lane ise neler hissettiğini şu sözlerle açıklıyor: “Uzun yıllardır tanıdığım birisiyle gevezelik yapmak gibiydi. Mary Beth Hurt olağanüstü birikimi olan deneyimli bir oyuncudur. Kendisindeki bilgi birikimini takdir ediyorum. İşini yaparken kendisinden kattığı herşeyi hayranlıkla izledim.”

Yönetmen Hoblit de, Hurt'un büyük bir oyuncu olduğuna dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Tek üzüntüm bu filmdeki rolünün yeterince fazla olmamasıdır. Umarım ileride Mary Beth Hurt'un daha fazla sahnede görülebileceği başka bir film yapabilirim. Olağanüstü yetenekli olduğu için onunla çalışmak benim için büyük bir keyif oldu.”

Filmde anlatılan öykünün teknolojik boyutlarından çok insani yönünü cazip bulduğunu belirten Mary Beth Hurt, “Bekar annelerin yer aldığı aile yapısına ilgi duyuyordum. O ilişkilerde neler olduğunu, aile düzeninin nasıl işlediğini merak ediyordum. Bu filmde oynamakla bekar annelerin aile ilişkilerini yakından deneyimlemiş oldum” diyor.

Küçük Annie rolünde Perla Haney-Jardine

Hurt'un filmde göründüğü sahnelerin çoğu, torunu Annie ile bir arada göründüğü sahnelerdir. Annie rolünde kamera karşısına geçen dördüncü sınıf öğrencisi küçük oyuncu Perla Haney-Jardine'i çok sevdiğini ve başarılı bulduğunu söyleyen Hurt, küçük rol arkadaşıyla ilgili şu yorumu yapıyor:

“Bence o oyuncak bebek gibi bir çocuk ama biraz keskin bir bebek… Kesinlikle şımarık olmayan, çok akıllı, bencillikten uzak ve düşünceli birisi… Kendisine gösterilen yolları dikkatle izleyen ve ne yapması gerektiğini çok iyi bilen zeki bir kız olduğunu gördüm.”

Annie rolünde oynayan Perla Haney-Jardine, birkaç aşamalı sınavda birçok yetenekli rakibini geride bırakarak rolü almayı başardığını söyleyen yönetmen Hoblit'in küçük Perla ile ilgili yorumu şöyle:

“Perla hakkında bildiğim tek şey, bugüne kadar bir iki Tarantino filminde oynadığı, Spiderman'de de küçük bir rolü olduğundan ibaretti. Onu çok sevdim. Yaptığı herşeyde olağanüstü dürüst olduğunu düşünüyorum. Diane ile arasında gerçek anne-kız ilişkisi gibi bir bağlılık oluştu.”

“Untraceable”ın yetişkinlere yönelik bir konuyu ele alması nedeniyle küçük Perla, senaryonun tamamını okuma fırsatını hiçbir zaman bulamadı. Ancak yapımcıların bu kararı aslında küçük yıldıza farklı bir avantaj sağladı. Mary Beth Hurt bu avantajın ne olduğunu şu sözlerle açıklıyor:

“Çekimler sırasında Perla bana öyle sorular sordu ki, filmde tam olarak ne anlatıldığını bilemediği sonucuna vardım. Senaryonun tamamını okumasına izin verilmediği için gelişmelerden habersiz kaldığını fark ettim. Aslında bu, oyunculuk sanatı açısından hiç de kötü bir yaklaşım değildir. Portresini çizdiğiniz karakteri bir sonraki sahnede neyin beklediğini bilmezseniz daha doğal oynarsınız.”

Filmin Setlerinden İzlenimler

Yönetmen Gregory Hoblit ile daha önce “Fracture” adlı filmde beraber çalışmış olan aktör Billy Burke açısından “Untraceable”, setteki yaklaşımlarına büyük saygı duyduğu bir yönetmenle ikinci kez çalışma fırsatı anlamına geliyordu. Genç aktör bu konuda şöyle bir yorum getiriyor:

“Bence Greg bir film yapması gereken herşeyi tam olarak yapan bir yönetmendir. Ne istediğini belirgin şekilde bilir ve kendi tarzına uygun insanlarla anlaşır. Sonra da onları işlerini yapmaya bırakır. İstediği görüntüleri aldığına inanana kadar da yakalarını bırakmaz.”

Yönetmenlikte on yıllarca deneyimi geride bıraktığı halde heyecanının hiç eksilmediğini söyleyen Gregory Hoblit, yaptığı işten aldığı keyfi şu sözlerle açıklıyor:

“İnsanın önünde yepyeni ufuklar açan materyal bulmak çok keyiflidir. Önünüze konan materyali daha okuduğunuz anda aklınızda fikirler uçuşmaya başlar. Aslına bakarsanız senaryoyu daha okurken bile kafamda filmi çekiyordum. Bittiği zaman nasıl görüneceğini, ne gibi duygular uyandıracağını, bunların hepsini daha okurken hissetmeye başlamıştım.”

Billy Burke'a göre “Untraceable” yetişkinlere yönelik bir gerilim filmi anlamı taşımasının yanısıra yönetmen Hoblit açısından da mükemmel bir projeydi. Genç aktörün bu konudaki yorumu şöyle: “Greg son derece zekice filmler yapmasının yanısıra izleyicisine kesinlikle tepeden bakmayan bir yönetmendir. İnsanların gerçekten dikkatini çekecek filmler yapar.”

Aktör Colin Hanks de, Hoblit'e yönelik övgüler kervanına katılarak şunları söylüyor: “Greg ile çalışırken 20 yılı aşkın süredir kamera arkasında olan; hem sinema filmi hem de televizyonda izleyiciye gösterecek çok şeyi olan deneyimli bir yönetmen ile beraber olduğunuzu hissedersiniz. Ne istediğini bildiği gibi, istediği şeyi ne zaman aldığını da bilir.”

Gregory Hoblit istediğini tam olarak almak için her yeni filminde hep aynı prodüksiyon ekibiyle çalışma eğilimindedir. Yönetmen neden bu yola tercih ettiğini şu sözlerle açıklıyor:

“Hep aynı prodüksiyon ekibiyle çalışmanın bazı avantajları vardır. Yeni tanıştığınız insanları kendi vizyonunuza ikna etmek için uğraşmak zorunda kalmazsınız. Vizyonumu destekleyen insanları bir araya getirince işim kolaylaşır. Benim için önemli olan, ister aktör ister prodüksiyon ekibi olsun, aynı yöne doğru gitmesini bilen, aynı oyun planını ve hedefi anlayabilen insanlarla çalışmaktır.”

Colin Hanks de şu yorumu ekliyor: “Farklı filmlerde aynı grup insanla çalışırken kendi dilinizi geliştirme fırsatını bulursunuz. Konuşmaya bile gerek kalmaksızın iletişim sağlayabilirsiniz. Bu filmdeki ekipler aynen böyleydi. İyi yağlanmış bir makine gibiydiler. Dışarıdan katılan bir oyuncu olarak ilk başta biraz tedirgin olduğumu kabul ediyorum. Ancak onlara alışınca büyük yardımı oldu.”

“Untraceable”ın prodüksiyon tasarımcısı Paul Eads, daha önce Hoblit ile çeşitli projelerde beraber çalışanlardan birisiydi. Tecrübeli tasarımcı Hoblit'in yaklaşımlarıyla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Greg ele aldığı bir öyküyü mümkün olduğu kadar görsel açıdan anlatmak ister. Mimarlık sanatıyla da ilgili olduğu için kamerayı belli bir alanda hareket ettirmenin ilginç yollarını bulmaktan hoşlanır. Benim yaklaşımım da aynı şekilde olduğu için öyküyü yansıtacak, renklendirme ve renk uyumları anlamında en iyi mekanları bulmak için çalışma yaptık.”

“Untraceable”ın konusunun ilk başta Baltimore'da geçmesi düşünülmüştü. Ancak film yapımcıları sonradan fikir değiştirerek Baltimore yerine Oregon eyaletindeki Portland'ı mekan olarak kullanma olasılıklarını keşfetmek istediler. Prodüksiyon tasarımcısı Eads daha önce Portland'a hiç gitmemişti ama kentin doğal güzelliklerini görünce bu öykü için en doğru mekanların burada olduğuna ikna oldu.

Paul Eads bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Portland'da mekan arama çalışmamıza sonbaharın bitimine yakın günlerde başladık. Kış boyunca devam eden çalışmada bu kentin böyle bir öykü için ne kadar uygun olduğunun farkına vardık. Film için gri tonlardan oluşan ve ince ince yağmur çiseleyen bir renk paleti sunuyordu ki, hoşumuza giden buydu.”

Filmin ortamının Portland'a değiştirilmesiyle birlikte harekete geçen mekanlar menejeri Jennifer Dunne, kentin en tanınmış mekanlarını saptama görevini üstlendi. Böylece Portland kentinin sadece bir arkaplan olmaktan daha öte bir anlam taşıması hedeflendi.

Örneğin kentteki Willamette Nehri'nde yer alan yedi köprüden birisi olan Broadway Köprüsü ve Portland'ın tablo güzelliğindeki ufukları, “Untraceable”ın ana mekanları olarak katkı sağladı.

Mekanlar menejeri Jennifer Dunne, seçilen mekanların işlevini şu sözlerle açıklıyor: “Broadway Köprüsü'nden bakınca başta Pearl District ve Rose Quarter olmak üzere kent merkezini; tren istasyonunu ve nehrin iki yakasını birbirine bağlayan diğer köprülerden birkaç tanesini aynı anda görebilirsiniz. Bu köprü filmin öykü akışında odak noktası haline geldi. Öykünün akışı boyunca baş karakterimizi köprüde görürüz. Evinden çıkıp işine veya diğer mekanlara giderken bu köprüden geçer.”

Sözkonusu köprü ayrıca filmin en çok gerilim yüklü sahnelerinden birisine ev sahipliği yaptı. Özel Ajan Jennifer Marsh'ın Portland'ın yağmurlu gecelerinden birisinde köprüden geçişi sırasında arabasının aniden stop eder. Kendisini tuzağa düşürmek ve terörize etmek için katilin teknik uzmanlığını kullandığını fark etmesi uzun sürmez. Arabanın elektrik sistemine bir şekilde kısa devre yaptırmayı başarmış ve Marsh'ı arabasının içinde tuzağa düşürmüştür. Tüm sistemler kilitlendiği için pencere ve kapıları açamaz. Buna bir de vaktin gece yarısı olmasını ve yağmur çiselemesini eklersek, Broadway Köprüsünün ortasında gerilim yüklü bir sahne meydana gelir.

Filmin ortamlarını hem estetik, hem de pratik nedenlerle seçtiğini belirten Prodüksiyon Tasarımcısı Paul Eads, bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: “Broadway Köprüsünün en sevdiğim yanı renkleri oldu. Bence son derece estetik renkleri vardı. Ancak pratik kullanım açısından bakınca bize direkt olarak alttaki caddeye bakma imkanı veren tek köprüydü ki, öykü çizgisi açısından bu çok gerekliydi.”

Diane Lane'in portresini çizdiği Jennifer Marsh karakterinin biricik kızı ve annesiyle beraber yaşadığı ev ile ilgili çekimler ise, Portland'ın Kuzeybatı kesimindeki en eski bölgelerinden birisi olan Irvington semtindeki bir evde gerçekleştirildi.

Bazı sahnelerin çekiminde ise lojistik sebeplerden dolayı özel set kurulması gereği ortaya çıktı. Filmin konusunun neredeyse yarısı FBI ofislerinde geçiyor, bu sahneler filmin geneline yayılıyordu. Sözkonusu sahneler için çekim takviminin sonunda yer ayrıldığını bilen Paul Eads, yaklaşık 900 metrekare alana yayılan bir set hazırlamayı tercih etti. Böylece film yapımcılarına ışıklandırma ve süreklilik gibi alanlarda daha fazla kontrol imkanı sağladı.

Gerçek sanal suç birimlerinin nasıl olduğunu hissetmek için Portland ve Los Angeles'taki FBI ofislerini ziyaret ettiğini söyleyen Prodüksiyon Tasarımcısı Paul Eads, edindiği izlenimleri şöyle aktarıyor:

“Sanal suç birimleri FBI bünyesinde çok yeni birimlerdir. Bu nedenle sanal suç araştırma ve soruşturması için özel olarak inşa edilmiş alanlar şeklinde düzenlendiğini gördüm. Sanal suç birimlerinde hemen göze çarpan karmaşık yapının yanısıra son derece çağdaş bir duygu sağlamak istedik.”

Paul Eads sözlerine şöyle devam ediyor: “Sanal suç takibi ofislerinde kullanılan mobilyalar, daha önce hiç görmediğimiz türdendi. Biraz şeffaf (transparan) görünümlü olmaları nedeniyle sinematografik anlamda son derece cazipti. Bu çalışma alanları boyunca çekim yapabileceğimizi; çok ilginç kamera açıları, ön plan kesitleri ve buna benzer görüntüler alabileceğimizi düşündük. Sonuçta FBI'ın kullandığı mobilyaların tıpatıp aynısını bulduk.”

“Untraceable”ın sanal ortam katilinin (siber katilin) kurbanlarını işkenceyle öldürdüğü ortam, Eads'a göre filmin en karakter ağırlıklı seti oldu. Bu seti yaratırken çok ilginç deneyimler yaşadığını ifade eden Eads, nasıl bir çalışma yaptığını şu sözlerle açıklıyor:

“Bu ortama ürkütücü görüntülü bir ortam havası vermek istedik. Tavanları olabildiğince alçak tutmayı hedefledim. Felaket yaşanacağı duygusu veren karanlığın hüküm sürdüğü mahzen ortamını hissettirecek bir yer olmalıydı. Yüksekliği ise sadece iki metre olacaktı.”

Mahzen setinde yer alan ortamın hazırlanması görevini üstlenen Set Dekoratörü Cindy Carr, uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle anlatıyor: “Öncelik verdiğim ana nokta, set dekorasyonu açısından tekinsiz görünüm sağlayan bir mahzen ortamı yaratmak oldu. Kentte yaptığımız araştırmada kendi bilgisayarlarını inşa eden iki genç bulduk. Filmdeki karakterin bilgisayar dahisi oluşuna kanalize olan bu gençler, çok yoğun bir bilgisayar ortamında 24/7 yaşayan karakterimizin dünyasını oluşturmamıza yardımcı oldular.”

Öte yandan Paul Eads'ın ekibi, Marsh ailesinin üç farklı kuşaktan kadınlarının dünyası için daha yumuşak ve daha sıcak bir atmosfer arayışına girdiler. Paul Eads yapılan çalışmayı şöyle açıklıyor:

“Evin bitişiğinde müthiş güzellikte bir bahçe olması gereğini hiç aklından çıkartmadım. Çünkü filmin sonunda bir bahçe donanınımı çok önemli hale geliyordu. Mekan arama çalışmalarımızın ilk günlerinde çevreyi dolaşırken harika bir bahçesi olan bu evin yanından geçtik. Hepimiz bir anda bu eve aşık olduğumuzu hissettik. Dürüst olmak gerekirse başka bir ev aramadık.”

Portland kentinin çok iyi bilinen özelliklerinden birisi de iklimiydi. Bu kent yılda 91 cm. yağmur almasıyla tanınıyordu. Filmin hayati önem taşıyan sahnelerinden bazılarında arka plan hizmeti veren yağmuru yaratma görevi ise, özel efektler süpervizörü Larz Anderson ve ekibine düştü. Bunlar arasında Broadway Köprüsünde Marsh ve katil arasında geçen sahne de yer alıyordu.

Bu sahne için bugüne kadar yarattığı en büyük donanımı hazırladığını ifade eden Larz Anderson, yaptığı çalışma hakkında şu bilgileri veriyor: “Dakikada 5.600 litre su pompalamak suretiyle köprünün yaklaşık 300 metrelik bölümünü kapsadık. Bu donanımı yapabilmek için köprüde 40 tonluk bir vinç kullanma gereği ortaya çıktı. Vincin düşmemesini sağlamak için köprünün mühendislik hesaplarını aldık.”

Anderson sözlerini şöyle noktalıyor: “Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur yaratmanın güçlüğüne rağmen izleyicinin yağmur efektleri, izleyicinin bir mucize gibi görmemesi gereken efektlerden birisiydi. Umarım perdeye yansıdığı şekliyle Portland'da her gün yağan sıradan bir yağmur duygusu vermişizdir. Ancak o zaman işimi iyi yaptığıma inanabileceğim.”
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tatvan'da Yol Yapım Çalışmaları уυѕυƒ Yurttan Haberler 0 07-03-2008 11:24
UnTraceable 3 Yaso Araçlar 0 06-24-2008 18:46
Dokumacilik Bilgileri уυѕυƒ Tekstil 0 04-03-2008 17:03
Dokumacilik Bilgileri уυѕυƒ Tekstil 0 04-03-2008 17:03
Konu Bilgileri Korax vBulletin 0 02-23-2008 14:24


Şu Anki Saat: 16:46


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows