Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Hayvanlar alemi Hayvan Türleri , Yetiştirme Yöntemleri , Hayvanlar hakkında bilmek istediğiniz herşey...

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-13-2009, 12:25   #11
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Kral Kobra

Kral kobranın bilimsel adı Naja naja değil, Ophiophagus hannah. Bu yılan, dünya üzerinde yaşayan bilinen en iri zehirli yılan türü. Yılan zehirlerinin etki derecesi, zehir sıvısının bir damlasında bulunan etken maddenin yoğunluğuna göre belirleniyor. Kral kobralarda bu yoğunluk bazı diğer kobra türlerinden çok daha düşük olsa da, bir ısırışta enjekte edebildiği zehir miktarı son derece yüksek. Bu nedenle de, tek ve kısa süreli bir ısırıkta bile vücuda çok yüksek miktarda zehir etken maddesi enjekte edebiliyorlar. Isırılma sonrası görülen sistemik nörolojik belirtiler, zehrin kan dolaşımı hızıyla hedef organlara ulaşması nedeniyle çok çabuk ortaya çıkıyor. Sinir hücreleri ve kaslar üzerindeki felç edici etki, özellikle kalp ya da solunumun durması nedenleriyle kısa süre içinde ölüme yol açabiliyor.

King Kobra Resimleri


Kral Kobra Resimleri


Kral Kobra (Ophiophagus Hannah) Resimleri


Yılan Yiyen Yılan Kral Kobra Resimleri


Yılan Yiyen Kobra


Kral Kobra (Ophiophagus Hannah) Resimleri


Kral Kobra (Ophiophagus Hannah) Fotoğrafları
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-13-2009, 12:25   #12
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Sürüngenler - Yılanlar (Squamata)
Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 807x501 ve %3$sKB ) Buraya Tıklayın

Yılanlar, vücutlarını örten boynuzsu tabakanın kalınlaşmasından pulları meydana gelmiştir. Bu sayede vücuttaki suyun buharlaşma ile kaybı önlenmiş olur. Vücutlarını örten pulların şekli ve rengi sınıflandırmada önemli rol oynar. Yılanlar salgı bezleri olmadığından derileri daima kurudur. Büyümeye mani olduğu için zaman zaman deri değiştirirler.
Dişler besini tutmaya yarar ve geriye doğru yatıkçadır. Zehirli yılanlarda ön çenede uzun oluklu zehir dişleri de vardır. Bunlarda tükrük bezleri, zehir bezine dönüşmüştür. Yürekleri üç gözlüdür. Yarım bir zar ile kısmen ayrılmış olan karıncıkta karışık kan bulunur. Vücutlarında da karışık kan dolaşır. Güneşin altında yatarak vücutlarını sıcak kayalara temas ettirerek, vücut ısılarını yükseltirler. Sonbaharda, kuytu yerlere çekilerek kışı hareketsiz ve uyuşuk olarak geçirirler. İlkbaharda, kış uykusundan uyanınca tekrar ortalıkta görünmeye başlarlar.

Yılanlar canlı hayvan avlayarak beslenirler. Böcek, karınca yiyenleri olmakla beraber, fare gibi kemirgenlerin baş düşmanıdırlar. Boa ve piton gibi büyükleri avlarını sıkarak öldürdükten sonra yutarlar. Bütün yılanlar avlarını parçalamadan bütün olarak yutarlar. Çeneleri 180° ye kadar açıldığından iri avlarını yutmakta zorluk çekmezler. Küçük bir bahçe yılanı, iri bir kurbağayı rahatça yutabilir. Ziraat için zararlı, fare, tavşan gibi kemirgenleri yiyerek yok ettiklerinden bir bakıma faydalı da sayılırlar, kuş ve kertenkele de yerler. Zehirlerinden de panzehir yapılarak faydalanılmaktadır.
Yılanlar, genellikle üç metre öteyi göremezler. Koku almada burun deliklerini değil dillerini kullanırlar. Uzun ve çatallı dillerinin her iki ucu havadan ve yerden gelen kimyâsal kokuları alır. İçeri çekildiğinde dil ucundaki kokular damaktaki jakobson organında duyu hâline dönüştürülür. Engerek yılanları zehirledikleri avının izini dilleriyle tâkip ederler ve ölüsünü bularak yutarlar. Yılanların burun delikleri, ağız kapalıyken alt çenedeki hava borusunun üzerine geldiğinden ağızlarını açmadan solunum yaparlar. Avlarını yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir. Böyle zamanlarda, vücutlarında bulunan hava torbalarındaki yedek havadan faydalanırlar. Çoğu yılanların sâdece sağ akciğerleri gelişmiştir. Diğeri âdetâ kaybolmuştur. Boa ve piton yılanlarında sol akciğerler küçüktür. İri avların yutulması uzun sürdüğü zaman ağız tabanında bulunan soluk borusunun girişi ağızdan dışarı çıkarılabilir. Bu özellik büyük hayvanları yemek için bir adaptasyondur, yılana ağız dolu olduğunda dahi nefes alma imkânı sağlamaktadır.
Dış kulakları olmadığından, uzun zaman yılanlar sağır zannedildi. Çeneleriyle kulakları arasında kemik bağlantıları olduğundan, üzerinde bulunduğu toprağın yansıttığı sarsıntıları kolayca işitirler. Çenesini yere koyan çıngıraklı bir yılan çok uzaktan gelen bir atın ayak seslerini kolayca duyabilir. Yılanların bulunabildiği arâzilerden geçen bir insan, gürültülü ayak darbeleriyle yürüdüğünde hiçbir yılana rastlamaz. Bâzı yılanların göz ve burunları arasında ince zarlı iki çukur bulunur. Bunlar, sıcak kanlı hayvanların vücutlarından yayılan ısı dalgalarını (infrared) tespit ederler. Bunların sâyesinde avlarını karanlıkta bile bularak tâkip ederler. Yılan zehiri av etini eritmeye yarayan kuvvetli bir sindirim sıvısıdır. Zehirsiz yılanlarda bile zehirli olan kuvvetli bir sindirim sıvısı vardır. Ağızlarına parmak sokulduğunda veya dişlendiğinde tükürüklerinden dolayı yanma ve şişme yapar. Dişleri sökülen zehirli yılanlarda dişler tekrar sürer. Yılanların renkleri ve boyları çeşitlidir. Zehirli yılanların başları üçgen ve kuyrukları küt olduğu söylenirse de bunlar kesin belirtiler olamaz. Her yılan zehirli kabul edilerek sakınmak gerekir.
Yılanlar yumurtlayarak ürerler. Yumurtalardan ergine benzer yavrular çıkar. Bunlar hemen başlarının çevresine bakarlar. Boa, anakonda ve engereklerin çoğu yavrularını doğurur. Bunlar gerçek doğum değildir. Yumurtalar ana karnında gelişip açıldığından doğum gibi görülür. Buna “‘ovoviviparite” denir.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-13-2009, 12:26   #13
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Yılanlar ve yılan türleri





Vücut silindir şeklinde ve bacaksızdır, hatta bu bacakların kalıntısı bile yoktur. Çeneler üzerinde konik ve uçları geriye doğru kıvrık sivri dişler bulunur. Pterygoid ve palatin kemikler üzerinde dişler yoktur. Burun deliği küçük nasal plak üzerinde bulunur. Occipital plak büyük ve belirgindir.



Kulak delikleri güçlükle fark edilir hatta bazen görülmez. Yılan gibi silindirik ve bacaksız bir yapısı olmasına rağmen yılan olmadığı serbest göz kapaklarının bulunması sayesinde kolaylıkla anlaşılır. Derisindeki pullar kemik içermelerinde dolayı daha sert ve parlaktır. Kuyruk kısmı baş ve gövde uzunluğunun toplamının iki katı kadardır. Sırt zemin rengi oldukça farklı olabilir. Mavi gri, sarımsı veya kırmızımsı kahverengi olabilir. Yan tarafları genellikle siyahımsı veya kırmızımsı kahverengidir. Mavimsi siyah olan karın tarafında beyazımsı sarı lekeler bulunabilir. Bazen sırtın orta kısmında boyuna kadar uzanan siyah renkte ince bir çizgi bulunur.



Gençlerde sırt taraf gümüşi renkte, açık sarı veya kırmızıdır, yan ve karın taraflar siyahımsı renktedir. Ayrınca sırtın ortasında başa kadar uzanan bir şerit veya iki çizgi bulunur. Yaşlı erkek fertlerde sırt rengi yanlardan daha koyudur ve ayrıca vücutlarında sıralar halinde mavi lekeler bulunur. Ergin hayvanın boyu 50 cm kadar olabilir.



Orman maki çayır gibi yerlerde nemli taş altı ve kökler arasında veya toprak içinde yaşar 2000 metre yüksekliğe kadar görülebilir. Yılan kadar hızlı değildir, ancak avının üzerine hızla atılabilir, solucan, küçük salyangozlar, kırkayaklar ve böcekler ile beslenir. Bu sebeple insanlar için çok faydalı canlılardır, uysaldır ve ele alındığında kesinlikle ısırmaz. Pulları kemik içerdiğinden yılan kadar bükülemez. Ovovivipardır yavrular kese içinde doğarlar fakat çok geçmeden keseyi yırtarak dışarı çıkarlar.



Gebelik süresi 2 aydır. Üreme mevsiminde bir dişi yaşına bağlı olarak 5-26 yavru meydana getirir.




Avrupa’nın büyük bir kısmıyla Batı Asya’da bulunur, üç coğrafi ırkı bulunur.

Bunlar: Anguis fragilis fragilis: Güney kısım hariç Avrupa ve Kuzeybatı Afrika

Angıis fragilis colchicus: Güneydoğu Avrupa’dan Kafkaslar ve İran’a kadar.

Anguis fragilis peloponnesiacus: Yunanistan’da Mora (Peloponez) Yarımadası.



Türkiye’de Trakya, İstanbul, Bursa, Bolu, Ankara (Kızılcahamam), Amasya, Ordu, Rize ve Trabzon’da ve civar bölgelerde yaşamaktadır. Türkiye’de Kuzeybatı Anadolu’da Anguis fragilis fragilis alttürü, Karadeniz sahillerinde de Angıis fragilis colchicus alttürü yaşamaktadır.



Yılanlar ve yılan türleri



Doğada yaşayan yılanlar
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-13-2009, 12:26   #14
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Türkiye'deki Zehirli Yılanlar

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, bir yılanın zehirli yada zehirsiz olduğunu saptamak, çoğu kez uzmanlık gerektiren bir konudur. Her ne kadar Türkiye'de bulunan yılanların zehirleri, sağlıklı bir insanı öldürecek kadar güçlü değilse de, yine de canınızı oldukça acıtabilir, bu bakımdan dikkatli olmak gerekir. Şunu hiç aklımızdan çıkartmayalım ki; Hiç bir yılan taciz edilmedikçe insanlara saldırmaz ve ısırmaz, tersine insanlardan kaçar. Ayrıca zehirli yılanlar, tarım alanları ve bahçelerdeki fare, köstebek gibi kemirgenleri yiyerek beslendiklerinden, çok faydalı hayvanlardır.
Bu bakımdan bağ ve bahçelerinizdeki yılanları; ister zehirli ister zehirsiz olsun öldürmeyiniz!



Ülkemizde bulunan 40 tür yılandan sadece 10 türü zehirli, 2 türü yarı zehirli, 28 türü ise zehirsizdir.

Yarı zehirli tabir ettiğimiz yılanlar Colubridae familyasından:

Malpolon monspessulanus (Çukurbaşlı Yılan) Max boyu: 180cm - 2 Metre
Telescopus fallax (Kedi Gözlü Yılan) Max boyu: 70-80cm türleridir

Her iki yılanında zehir dişleri ağızın gerisinde bulunduğu için, vücudun parmak gibi ince uzun kısımları, yılanın ağzına girmediği sürece insanlar için tehlikesiz, ancak küçük kertenkele ve fareler için ölümcüldür.

Diğer 10 Zehirli yılan'ın 9'u Viperidae (Engerekgiller) Familyasına ait olup, diğeri Elepidae familyasındandır zehirleri sağlıklı bir insan için ölümcül olmasa bile (Acilen doktora gidilmelidir), oldukça can yakıcıdır. Bunlar:

Vipera ammodytes (Boynuzlu Engerek) Maksimum boyu 90cm - 1 Metre
Vipera barani (Baran Engereği) Max Boyu: 55cm [/color]

Vipera kaznakovi (Kafkas Engereği) Max Boyu: 60 -70cm
Vipera lebetina (Koca Engerek) Max Boyu: 124cm
Vipera pontica (Çoruh Engereği) Max Buyu: 50cm
Vipera raddei (Ağrı Engereği) Max Boyu: 1m
Vipera ursinii (Küçük Engerek) Max Boyu: 50-60cm
Vipera wagneri (Vagner Engereği) Max Boyu 50-90cm
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m.
Walterinnesia aegyptia (Çöl Kobrası) Max Boyu 180cm türleridir.

Bunların içinde büyüklük ve zehir keselerinin büyüklüğü bakımından en tehlikeli olabilecek türler:

Vipera lebetina (Koca Engerek) Max Boyu: 124cm
Vipera xanthina (Şeritli Engerek) Max Boyu: 80cm, nadiren 1m türleridir.

Ancak ne zehirli yılanlar ne de zehirsiz olanlar, üzerlerine basılmadıkça, köşeye kıstırılıp rahatsız edilmedikçe insanları ısırmazlar tersine kaçarlar. Bu yılanlar tarlalardaki kemirgenleri yediklerinden faydalıdırlar ve kesinlikle korunmalıdırlar. Türkiye’deki Zehirli Yılanlar ile Zehirsiz Yılanların birbirinden ayrılması.


Türkiye’de yaklaşık 40 tür yılan yaşamaktadır ve bu 40 tür yılan 6 familya altında toplanmaktadır.
Bu familyalara göre türlerin dağılımı:

Typhlopidae : 1
Leptotyphlopidae : 1
Boidae : 1
Coluberidae : 27
Viperidae : 9
Elapidae : 1

Bu Familyalar içinde zehirli olanlar Viperidae ve Elapidae familyasına mensup olan yılanlardır, ayrıca yine fare gibi küçük hayvanlar için tehlikeli olacak yarı zehirli tür de Coluberidae familyasında vardır, diğer familyadaki yılanlar ise zehirlidir. Demek ki Türkiye’deki yılanların zehirli olup olmadığını anlamak için bu 5 familyayı birbirinden ayırt edebilmek gerekmektedir.

Bunun için öncelikle genel olarak sürüngenlerin tanımlanmasında kullanılan bir iki terim üzerinde duralım. Bilindiği gibi sürüngenlerin vücutlarının büyük bir bölümü pul (squama) ve plak (scutum) halinde eksoiskelet parçalarıyla örtülüdür. Pul ve plağı çoğu zaman ayırt etmek mümkün olmasa da; Pul diye genelde küçük parçalara, ekseriyetle ön tarafı sabit, arka tarafı serbest ve bu şekilde birbirini kiremit tarzında örten bünyelere denir. Plaklar ise genellikle daha büyük ve çoğunlukla çok köşeli ve birbirlerine yan yana bulunan parçalardır. İşte pul veya plakların sayıları, sıralanış biçimleri ve birbirleriyle olan ilişkileri (yani pholidosis durumu) sürüngen tanımında özellikle rol oynar.



Şimdi bu Familyaları inceleyelim:


Typhlopidae: (Zehirsiz)



Zehirsiz yılan türleri




Bu familyadan Türkiye’de sadece bir tür bulunur bu da Typhlops vermicularis dir. Bu türü diğer familyalaradan ayıran özellik hem karın hem de sırtının yalnız pullarla örtülü olmasıdır, gözler iğne başı kadar küçük olup, baş plaklarının altında bulunur, ağız da alt tarafta geride ve at nalı biçimindedir, canlı hayvanın rengi ve görünüşü solucan şeklindedir. Bu özelliklere sahip bir türde Leptotyphlopidae familyasına ait Leptotyphlops macrorhynchus da görülür. (Bu iki familyayı ayırma yönteminden ileride bahsedilecektir.) Hayvanın total uzunluğu 25-35cm kadardır, çapı 1 cm yi geçmez. Kuyruğun ucunda küçük bir diken vardır. Türkiye’nin her yerinde taşlar altında sıkça görülür. Anüs yarığından itibaren kuyruk uzunluğu vücut çapına eşittir. Ocular plak ağız kenarına kadar uzanmaz.






Leptotyphlopidae: (Zehirsiz)




Bu familyadan Türkiye’de sadece bir tür bulunur bu da Leptotyphlops macrorhynchus ’dur. Şekil olarak Typhlops vermicularis’e benzese de ondan daha ince (2mm.) ve kısadır 20-25cm hareketleri de ondan biraz daha yavaştır Typhlops’un aksine üst çene kemiği enine uzanmış olmayıp ağız kenarındadır, Ocular plak ağız kenarına kadar uzanır ve nasl plaktan bir tek supralabial ile ayrılmıştır, ayrıca kuyruk boyu, yılanın gövde çapının 10 katı kadardır. (Birecik, Urfa ve Mardin’de bulunur)





Boidae: (Zehirsiz)








Bizdeki tek boa cinsi Eryx jaculus (Kum yılanı) dur. Yukarıda saydığımız familyaların aksine karnı pullarla değil, plaklarla örtülüdür. Bu özellik birazdan bahsedeceğimiz diğer iki familya için de geçerlidir ancak onlarda bu karın plakları (ventral plaklar) bütün karın tarafını enine doğru kapladığı halde Eryx de daha dar olup orta kısımda bulunur. (Bak şekil 40, 1. çizim)




Hayvanın rengi kirli sarı renkli ve kahverengi lekelerle örtülüdür. Uzunluğu yaklaşık 60 cm olup kurak ve kumlu bölgelerde yaşar. Fare gibi küçük memelilerle beslenir ve onarı boğarak öldürürler.
Son derece uysal bir hayvandır, elinize aldığınızda ısırmaz. Göz bebekleri küçük ve dikeydir, baş küçük olup, gövdeden bariz bir boyunla ayrılmaz. Başın üstü küçük pul ve plaklarla örtülüdür ancak büyük bir rostrale vardır.







Coluberidae: (Sadece iki türü Zehirli)







Coluber caspius: Başın üst tarafı plaklarla örtülüdür, frontal plak supraocular plaklarla temastadır. (Bak şek 37) Anal plak ekseri çift, gözbebekleri yuvarlaktır (Sadece Telescopus cinsinde dikeydir)
Coluberidae familyasından sadece 2 türün ufak hayvanlar için zehirli olabileceğini söylemiştik bunların zehir dişleri ağızlarının gerisinde olduğundan insan için tehlikesizdir. Ancak Malpolon cinsi insanı öldürmese de oldukça canını yakabilir. Zehirli iki Coluber türü Malpolon monspessulanus ve Telescopus Fallax türleridir. Şimdi bu türleri tanıtalım.

Malpolon monspessulanus (Yarı Zehirli) :








Başın üzerinde ve gözler arasında bir çukurluk vardır, Rostrum ucu sivri, rostral plak üstten çok az gözükür, Frontal plak ince uzundur (Supraocular’in ancak yarısı genişliğinde) ve supraocular plakları öne doğru iyice geçer , (Bak Şek 69) vücut etrafı pulları 17 veya 19 sıralıdır pulların ortaları çukurcadır. Total uzunluk 2 metre kadar olabilir.Gövde üstü zeytuni gri veya koyu kahve rengidir bu zemin üzerinde siyahımsı küçük lekeler yer alır, lekelerin kenarında ince beyaz çizgiler bulunabilir. Karın, sarımsı beyaz ve gri noktalıdır.

Telescopus fallax (Yarı Zehirli)






Frontal plak dar değildir, supraocular plakları öne doğru geçmez, başın üzerinde çukur yoktur. Frenal plak çok uzun olup, arka ucu praeocular plak altından gözün ön kenarına kadar uzanır, göz bebeği dikeydir (Bak Şek. 79) Baş geniş boyun bariz incedir, vücut yanlardan basık, yüksekliği genişliğinden fazladır. Burun deliği nasal plağın ortasında yer alır. Gözün ön kenarına temas eden uzun bir frenal plak bulunur (Bak Şek. 79) Vücut etrafı pulları 19, nadiren 21 sıralıdır, pullar karinasızdır.Total uzunluk genelde 70-80 cm Nadiren 1 m olabilir. Üst tarafı gri veya gri kahverengi olup, zemin renk üzerinde sırtta siyah lekeler bulunur.





Telescopus fallax (Yarı Zehirli) :
Bunun dışındaki Coluberidae familyasına mensup 27 yılan da zehirsizdir.





Viperidae (Engerekler) Hepsi Zehirli)





Türkiye’de 9 Tür Viperidae familyasından yılan vardır ve bunların hepsi zehirlidir. Her ne kadar bu yılanların ısırmasıyla sağlıklı bir insanın öldüğü görülmediyse de yine de çok dikkatli olmak, gerekir ve bir ısırılma durumunda derhal önlemler alınmalı hasta fazla hareket ettirmeden mutlaka doktora götürülmelidir.




Bu familyanın ortak özellikleri:
Baş boyundan bariz daha geniş, Başın üst tarafı pullarla örtülü, (Bak şek. 84) veya plaklar mevcut ise frontal ile supraocular plaklar arasında küçük plaklar bulunur. Anal plak tek. Gözbebeği dikey. Genellikle kalın yapılı ve kısa kuyrukludurlar, vücut pulları karinalıdır.







Zehirli Yılan Isırması Durumunda Yapılacaklar





Çok Önemli Not:

Yılan sokması neticesinde tedavi uygulanması tamamen doktorların işidir. Bu sayfada yazılanlar, tamamen konu hakkında bilgi edinmek isteyen kişileri bilgilendirme amacı taşımaktadır. Doktorculuk oynamak bazen yılan sokmasından daha tehlikeli durumlara neden olabilir. Bu nedenle ısırma yerini mekanik emme usulüyle emdikten sonra hastayı fazla hareket ettirmeden en yakın hastaneye sevk etmek, istenmeyen olayların meydana gelmemesi için yapılacak en mantıklı hareket olacaktır. Tabii ki en akıllıcası kendinizi yılana hiç ısırttırmamaktır. Bu sayfada yazılanların yanlış yorumlanması neticesinde meydana gelebilecek kötü durumlardan hiç bir sorumluluk kabul edilmez.


Giriş:

Zehirli yılan sokmalarında yapılması gereken ilkyardımı bilmek bir çok bakımdan faydalı olacaktır ancak daha önemlisi yılana kendinizi hiç ısırtmamaktır. Dolayısıyla kendinizi yılanlara ısırtmamak için yapmanız gerekenleri bilirseniz tatsız durumlarla hiç karşılaşmamız olursunuz.

Öncelikle yılanlar insanlara durduk yere kesinlikle saldırmazlar, tersine kaçarlar. Bu bakımdan bir yılanla karşılaştığınızda eğer kaçmıyorsa onu rahatsız etmeden yanından geçebilirsiniz. Böyle bir durumda sopa ile yılanı rahatsız etmek veya taş atarak kaçırmaya çalışmak doğru davranışlar değildir.

Yılanlar sağırdırlar ve duyamazlar çünkü dış ve ortakulakları bulunmaz, sadece yerdeki titreşimleri algılayabilirler, dolayısıyla normal bir yürüyüş temposuyla yürüdüğünüzde çevredeki yılanlar titreşimleri algılayacak ve kaçacaklardır ancak sessizce yürüdüğünüz takdirde bir yılanla karşılaçabilirsiniz ki bu durumda onu rahatsız etmezseniz size karşı her hangi bir zararı olmayacaktır.

Yılanlar dişlerini bir ayakkabıya yada kalın bir kot pantolana batıramazlar dolayısıyla bu gibi yerlerde bu tür ayakkabı ve pantolonla dolaşanlar emniyette olacaklardır.




Bulunduğunuz ortamdaki kaya ve kütükleri asla kaldırmayınız. Eğer kaldırmanız gerekirse kütüğü ileri doğru yuvarlamak yerine ilerisinden tutup kendinize doğru çekin böylelikle yılan size doğru değil, ileri doğru kaçacaktır.

Yılanlar aşırı korkmadıkça, rahatsız edilmedikçe, köşeye sıkıştırılmadıkça ve üzerlerine basılmadıkça asla bir insanı ısırmazlar. Türkiyedeki yılanların çoğunun zehirleri sağlıklı bir insanı öldürecek düzeyde değildir yine de canınızı oldukça yakabilir. Kalp ve damar hastalıkları, şeker, tansyon ve böbrek yetmezliği durumları olan kişilerde veya yüksek miktarda alkol almış kişilerde ise çok daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu bakımdan yılan sokmaları ciddiye alınmalı ve en kısa sürede bir hastaneye gitmelidir. Türkiyede kayıtlara göre yılan sokmasıyla ölüm olayına rastlanmamakla birlikte tedbiri elden bırakmamak da fayda vardır.

Yılanlar genellikle çalı altlarında ve bir yere öbek olarak yığılmış, saman, yada çalı çırpı altında saklandıklarından ateş yakmak için çalı ararken dikkatli olmalı ve bu gibi yerlere çıplak elinizi sokmayınız. Önce bir sopa ile çalılarda gürültü yaparak yılanın kaçmasını sağlayınız.

Harabe yada terk edilmiş kulube gibi yerlere girerken çok dikkatli olmalı bu ve bu gibi yerlerde yılanların bulunabileceği düşünülmelidir.

Kamp kurarken kamp yeri seçimi çok önemlidir, taşlık, kayalık ve çalılık yerlere kamp kurmayınız çünkü bu gibi yerler yılanların sıkça bulunduğu ve bulunmaktan hoşlandığı yerlerdir.

Zehirli yılanlar genellikle güneşin battığı ve doğduğu alacakaranlık saatlerinde avlanırlar ve bu saatlerde ortaya çıkarlar bunun için ateş için odun toplama işini bu saatlere bırakmayınız.

Yerde gördüğünüz delikler genellikle tarla faresi, köstebek gibi hayvanların açtığı deliklerdir ancak yılanlar da bu deliklere girip kemirgenleri yedikten sonra saklanmak amacıyla kullanabilirler.

Ne olursa olsun zehirli veya zehirsiz hiç bir yılanı kesinlikle öldürmeyiniz! Bir çok yılan ülkemizde koruma altındadır ayrıca kemirgenleri yiyerek sayılarının artmasına engel olduklarından faydalıdırlar.

Zehrin yayılması:

Zehirli Yılan ısırınca, zehir dişlerinden akan sıvı vücut içine iki koldan yayılır. Bunlardan biri kan dolaşım sistemidir. Fakat zehir dişinin doğrudan damar içine batması ender görülen bir olaydır. Böyle olduğunda zehir çabuk yayılır ve birkaç dakika içinde etkisini gösterir. İkinci yol lenf dolaşım sistemidir. Zehir vücut içine daha çok bu yol ile yayılır, lenf yoluyla yayılma yavaş olur. Fakat zehrin bazı toksik unsurları, temasa geldikleri dokuları ve ince damarları tahrip ederek kan ve lenf in dokular arasına sızmasına neden olurlar. Lenf yoluyla yayılmada vücudun hareket ettirilmemesi gerekir. Çünkü hareket zehrin yayılmasını hızlandırır. Zehrin lenf yoluyla yayılması önlenmezse. Sonuçta zehir kana karışmış olur ve daha tehlikeli bir durum ortaya çıkar.

Zehir Miktarları:

Yılanların zehir miktarları yılanın boyu, zehir kesesinin büyüklüğü ile ilgilidir ama bir yılan ısırdığında zehrinin tamamını boşaltabileceği gibi dilerse hiç boşaltmayabilir bu tamamen onun kontrolündedir. Korkmuş veya kızmış bir yılan zehrinin tamamını boşaltabilir. Yine zehrin miktarı kadar zehir şiddeti (Toksisitesi) de önemlidir. Bu faktörlerin daha kolay anlaşılması için maxima tabiri kullanılır. Maxima bir zehirli yılanın bir ısırışta zehrinin tamamını boşalttığında öldürebileceği 70kg lık adam sayısına denk gelir. Örneğin maximası 15 olan Kobralar bir ısırışta enjekte ettikleri zehirle 70 kg ağırlığında 15 insanı öldürebilirler. Türkiye’deki zehirli yılanların maximaları 1’den daha düşüktür ve sağlıklı bir insan için öldürücü değildir, ısırılan yer şişer ve bu yerde devamlı ağrı duyulur. Türkiye’deki yılanların zehri ancak küçük memeliler veya sürüngenler (Fare, tavşan, kedi, köpek, kertenkele vs.) için öldürücüdür. Ancak bu yılanlar tarafından ısırılan bir kişiye de hiç vakit kaybetmeden derhal ilk yardım uygulanmalı ve gerekiyorsa yılan serumu (Antiserum) yapılması için derhal hastaneye kaldırılmalıdır.

İlk Yardım:

Böyle bir durumda yapılacak ilk işler aşağıdadır.
Isırılan kişi, ısıran yılanı yakalamaya çalışmamalıdır; çünkü bu durum diğer ısırma ve yaralanmalara sebep olabilir, ayrıca hareket zehirin yayılmasını çabuklaştırır. Hastahanelerde farklı yılanlar için farklı tip antiserumlar yoktur bu bakımdan yılanın türünü hassas olarak belirlemenin fazlaca bir anlamı da yoktur. Her yılan ısırması zehirli bir yılan ısırması anlamına gelmez, çoğu kez insanlar, zehirsiz yılanlar tarafından ısırılır. Hatta zehirli bir yılan ısırsa bile her zaman zehir enjekte etmeyebilir.

Yılan türlerinin ısırmalarında, şayet zamanında önlem alınırsa, ölüm çok enderdir. Tedavi edilmemiş engerek ısırmalarında dahi 24 saat içinde bir ölüm olayı hemen hemen imkansızdır. Bununla birlikte yılan ısırmaları ciddiye alınmalıdır. Derhal mekanik emme yapılmalıdır. Şayet yarım saat içinde ısırılan yerde bazı belirtiler ortaya çıkarsa bir zehirlenme ihtimali vardır. Bu durumda tedaviye geçmek için vakit kaybedilmemelidir. Ancak telaşlanma ve heyecan aynı şekilde tehlikeli olabilir. Bu bakımdan hasta yatırılmalı ve sakinleştirilmelidir.

Bazı hassas kimselerde (yılan zehirine aşırı duyarlı) ısırılma olayından hemen sonra kasılmalar ortaya çıkar, bu durumlarda mümkün olduğunca çabuk tıbbi yardım gereklidir.

Eğer bir zehirli yılan tarafından zehirlenme olayı gerçekleştiyse:


Türkiye'deki zehirli yılanların neredeyse tamamı Vipera cinsine aittir, yani Engerekdir. Engereklerin zehri kanın yapısını bozar bir kişi engerek tarafından ısırıldıysa ve engerek hatırı sayılır miktarda zehir enjekte ettiyse: Bölgesel ağrı, şişme, ödem, deri renginin değişmesi ortaya çıkacaktır. Bazı durumlarda yara ve hastanın dişetlerinde kanamalar meydana gelir. Ciddi zehirlenmelerde ise dirsek ve diz üzerine geçen şişmeler veya kanamalar 2 saat içinde görünebilir.

1) Isırılan yerin 8-10 cm. kadar üzerinden bir bağ ile (mendil, kravat, serum lastiği) ile sıkmak. Bağ ne çok gevşek nede çok sıkı olmalıdır ve arada gevşetilmelidir. Buradan amaç deri altındaki lenf hareketini durdurmak ama kan dolaşımına engel olmamaktır, baskı bu düzeyde olmalıdır, bilekteki nabız atışı hissedilmelidir. Ayakta ise nabız atışı topuktan alınmalıdır. Hastaya kesinlikle alkol VERİLMEMELİ, Antihistaminik ilaçlar VERİLMEMELİDİR.

2) Eğer ısırık zehirli yılan ısırığıysa ve yılan zehir boşalttıysa (ki her yaklaşık 3 ısırma olayından birinde boşaltmayabilmektedir) eğer hastayı 1 saat içerisinde bir hastahaneye yetiştiremeyeceksek o zaman (Bunu ısırma yerine yakın çok büyük ağrı, şişkinlik ve ödemli kızarıklık oluşmasıyla anlarız.) Isırılan yerin biraz üstünü antiseptik (Alkol, tentürdiyot vs.) ile temizledikten sonra temiz bir enjektörün on kısmını bıçak ile kesip bir çeşit emme pompası oluşturup, bununla ısırın yerini emdirerek zehrin boşaltılmasını sağlamamamız gerekir. Bu olayın ısırmadan ilk 15 dakika içinde yapılması çok faydalıdır yarım saat geçtikten sonra yapılacak müdahalelerden fayda sağlanamamaktadır. Böyle bir enjektörün bulunamadığı durumlarda emme işi ağız ile de yapılabilir ancak emecek şişinin ağzında veya dişetlerinde açık yara bulunmaması gerekir.

3) Lenf ve bununla birlikte zehrin çıkması için açılan yarıkların ağızla emilmesi veya vantuz ile yaklaşık 15-20 dakika boyunca çekilmesi gerekir. Ağız ile emilecekse, emen kişinin ağzında yara bulunmamalıdır ve emilen sıvı derhal tükürülmelidir. Ancak ağız ile emmektense daha iyisi plastik büyükçe bir şırınganın ön kısmı kesilerek vantuz olarak kullanılmalıdır ve zehir bununla emilmelidir. Kesinlikle insizyon (kesi) yapılmamalıdır. Hasta mümkün olduğunca yavaş hareket ettirilmeli ve kendisine kesinlikle alkollü içecek verilmemelidir çünkü bu zehrin kana karışmasını hızlandırır.. Hastaya hiç bir tedavi uygulanmasa bile ölüm olayı (Yılan büyükse ve tüm zehirini boşalttıysa ve ısırılan kişi sağlıklı değilse) 24 saatten önce gerçekleşmez bu yüzden acele edip yanlış bir hareketten kaçınılmalıdır. Yılan zehirinin emilmesi işlemi yılan ısırmasından hemen sonra yapılırsa etkisi artar ısırma olayından yarım saat geçtikten sonra yapılacak olan emme işleminin bir faydası olmaz.

4) Hastaya Yılan Serumu enjekte etmek ve diğer rahatsızlıkları bakımından tedavi altına almak için, en kısa zamanda bir doktora müracaat edilmesi veya bir hastaneye götürülmesi gereklidir Gerekiyorsa yılan serumu bir doktor nezaretinde yapılmalıdır çünkü serum, sadece 2. ve 3. tür zehirlenmelerde tatbik edilir. Çünkü bir görüşe göre panzehir aşırı duyarlılığı olan kişilerde ölümcül anaflaktik şoklara neden olabilir. Eğer yukarıda belirtildiği gibi hastanın ısırılan yeri mekanik emme yöntemiyle emildiyse 1. tür zehirlenmelerde yılan serumu uygulaması yapılmamaktadır.

Bu arada yeri gelmişken bu dereceleri ve doktor tarafından uygulanacak serum dozunu yazalım.

1. Derece: Yılanın soktuğu yerde şiddetli ağrı ve zonklama diş çevresinde 3-6 cm arası ödemli kızarıklık, görülür. Zehir emildiyse seruma gerek yoktur, 12 saat içinde belirtiler kaybolur. Zehir emilmediyse baldırın ön-yan yüzü veya kalçadan 1 ampul yılan serumu yaptırmak (Bir doktora) yeterlidir. (Önceden antiseruma alerji olup olmadığı kontrol edilmelidir)

2. Derece: 1. derecedeki belirtilere ilaveten, şişkinlik ve kızarıklıklar vücuda yayılmaya başlar, ödemli bölgede kanamalı lekeler ve morluklar belirir. Bunlara ilave olarak; Terleme, bulantı, kusma, karınağrısı, hafif ateş varsa, bu 2. dereceden bir zehirlenmedir ve doktor tarafından 1 ampul yılan serumu iv. olarak, bir ampul de kalçadan olmak üzere toplam 2 ampul serum yaptırılır (doktor nezaretinde).

3. Derece: 1 ve 2. Derece zehirlenmelere ilaveten, belirtiler büyüyerek artarsa, vücut ısısı düşmeye başlar, nabız atışları artar ve hasta şoka girerse bu 3. dereceden bir zehirlenmedir ki. Bu durumda hastahanede doktor tarafından damardan en az 5 ampul serum yapmak gerekir

4. derece: (Türkiye'deki yılanlarada görülmez) Genellikle çıngıraklı yılan sokmalarında görülen çok daha ağır belirtiler gösteren bir zehirlenmedir, Türkiye'deki yılan türlerinin ısırmasıyla bu tür zehirlenme olamayacağından, akılları karıştırmamak için bu tür zehirlenmeyi anlatmıyorum.

Yanlız şunu da belirtmekte fayda var ki; Bu müdahalelerin hepsinin hastahanede yapılması gereklidir ayrıca hasta müşahade altına alınmalı Tansiyon kontrol altına alınmalı, kan sayımı yapılmalı, kandaki fibrinojen düzeyi, trombosit sayısı, protrombin zamanı, azot düzeyi ve elektrolitler incelenmeli, hatta bunlar 2-8 saat arayla tekrarlanmalıdır. Ayrıca alyuvarlardaki olası yapısal değişiklikler belirlemek amacıyla periferik yayma da yapılmalıdır. Tansiyon düşmesine eşlik eden asidoz (kanda asitlik düzeyinin yükselmesi) durumunun sık sık laktat düzeylerinin ölçülmesi gerekir. İdrar incelemeleri sonucunda olası alyuvar yıkımına bağlı hemoglobinin ve olası kas dokusu yıkımına bağlı miyoglobin varlığı belirlenebilir. Dışkıda gizli kan da aranmalıdır. Tedavi buna göre sürdürülmelidir. Eğer bu kişiye daha önce yılan serumu uygulandıysa bunu doktora mutlaka söylemek gereklidir çünkü yılan serumları aynı kişide 2 veya 3. kullanımdan sonra hastanın anaflaktik şoka girmesine neden olabilir varsa bu husus doktora önceden bildirilmelidir.

Tabi bu saydıklarım çok ağır vak'alar için geçerlidir ki Türkiye'de bu türden ölüm olaylarına rastlanmamıştır. Türkiye'deki yılan sokmalarında eğer zehir emildiyse en fazla 2. dereceden bir zehirlenme gerçekleşebilir o da hasta büyük bir engerek tarafında ısırıldıysa ve engerek bütün zehirini enjekte ettiyse.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kimlik Türleri _ѕєηєм_ Felsefe 0 12-01-2008 10:52
Yılanlar (Squamata) - Yılan Resimleri Korax Hayvanlar alemi 7 11-21-2008 09:57
Yılanlar Adamın Burnundan girip ağzından çıkıyor Ohaaa Yani... +16 MiqRop +16 Korkunç Resimler 2 10-03-2008 22:40
Yılanlar Bütün Yılan Türleri Ve Açıklamaları Yaso Hayvanlar alemi 7 09-10-2008 15:26
Uyuşturucu bekçisi yılanlar LeGoLaS Dünyadan Haberler 0 02-01-2008 01:49


Şu Anki Saat: 13:59


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows