Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-12-2010, 22:55   #1
PaParazi
Moderator
 
PaParazi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 1.494
Tecrübe Puanı: 1000
PaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud ofPaParazi has much to be proud of
Standart semercilik mesleği

Bir ulusun, yaşayış, biçimini, kültürünü, geleneğini, göreneğini, tarihler öncesinden günümüze taşıyan el sanatları, halkın değerler birikimini de oluşturur aynı zamanda.

Geçmişten günümüze işlevini ve devrini tamamlayan, varlığını korumaya dirense de unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında en başlıca köşeyi almış durumda semercilik.

Tarihte çok geçerli potansiyel işgücü olan semerciliğin geldiği son noktada, maalesef ki birçok el becerisi mesleklerde olduğu gibi, çırak yetiştirememek neticesinde ve devamında sırasıyla kapatılan dükkânlar olmuş.
Yük hayvanlarının sırtına yerleştirilen ağaç iskeletli bir yastıktır, semer. Semer otu, sazlık olarak bilinen bataklıklarda yetişen kurutulunca esneklik kazanan, semer ve palan yapımında kullanılan ince, uzun ve yuvarlak bir bitkidir. Ve semerci ustaları bu otu bulmak zorundadırlar.

Semerciliğin tarihi çok da yakın bir tarih değildir. Mısır, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının yük taşımak için hayvanın sırtına bir ağaç yerleştirdikleri bilinmektedir. Semer, Araplar ve İranlılar tarafından kullanılmış ve onlardan da Türklere geçmiştir. Semer yapımında genellikle ağaç, çuval, deri, saz gibi malzemeler kullanılır. Ve hayvanın sırtında karnının iki yanına doğru açılan bir biçimdedir. Hayvanın sırtına değen iç tarafı saz doldurulmuş iki kanatlı bir çuvaldır.


Yük vurulan üst tarafı da semer ağaçları denilen ahşap küçük direklerle çatılmış ve üstüne hayvan derisi veya çadır bezi dikilmiştir. Hayvanların omuzları üstüne gelen bölümde üstte yükü bağlamaya yarayan öne doğru çıkıntılı iki kolu vardır.

Hayvana konulan yük, iple hayvanın sağrısı üstüne gelen bölümdeki kancalara bağlandıktan sonra tekrar omuz başı kollarından düğümlenir. Semer hayvanın sırtında kalan, kayış veya kaytan denilen sağlam bir şeritle bağlanır. Kolanın iki ucu hayvanın kaburgalarından biri üzerine takılır. Karın altından geçtikten sonra semerin üzerine dolanan bu kolan, semeri hayvanın sırtında sıkıca tutturmaya ve yükün sallanarak düşmesini önlemeye yarar.

Semerin omuz başı kollarına genellikle ''kaş'' denir. Semerler hayvan sahibinin zevkine göre süslü ya da sade olur. Sedef kakmalı semerler bile yapılmaktadır. Kaşları, kolanları, hayvanın kuyruğu altından geçen ve inişlerde semerin omuzlara düşmesini önleyen paldımı ve üzerine atılan çulu, isteğe göre işlemeli nakışlı olup, yörelere göre kilim motifli olur.

Osmanlılar döneminde, Yeniçeri ocağı mensuplarından birinin, bir ortadan başka bir ortaya geçmesi ocak kurallarına göre ''semer devirmek'' (ayrıldığı ortaya hakaret etmek) olarak sayılırdı.

Tarihte Anadolu'nun bazı yörelerinde evlenmek isteyip de bunu anne babasına söyleyemeyen gençlerin bu düşüncelerini belli etme yöntemleri arasında ineğe semer vurmak gibi bir gelenekleri varmış.

Sıcak bir günün öğle sonunda düşüyor yolumuz Menemen ilçesine. Daracık bir sokağın çaprazına düşen bir semerci dükkânına ilişiyor gözümüz. İrili ufaklı çanlar, bir boydan bir boya sarkan renkli boncuklar arasında babadan kalma dükkânını her sabah 09.00’da açan semerci Erol Usta buyur ediyor bizi içeri. Adımımızı atarken bu küçücük semerci dükkânına, Ümit İlter’in sözleriyle bütünleşen emek havasını soluyoruz. “Ustalaşmak, ustalaşmak bir eğlemedir / Buğday biçmek, taş kırmak gibi emek verdikçe ustalaşır insan.”


Kolay gelsin usta!

Otuz yıldır semercilik mesleğini yapan Erol Usta’yla tanışıyoruz. Tireli, evli ve iki çocuğu var. Bu mesleği seçmesini babası istemiş.

Babasının çırağı olmuş, sonra ustalaşmış. Ve şimdi bize bu mesleğin günümüzde geldiği son noktayı anlatıyor:

“Otuz yıldır bu mesleğin içindeyim. Baba mesleği, dedik. Aslında ben marangoz olacaktım, hatta semerciliğe başlamadan önce bir ay marangozculuk yaptım. Sonra babam beni yanına aldı, o zamanlar semercilikte çok para vardı. İyi kazanırdık, şimdiki gibi değildi, saygıdeğer bir işti.

Yörükler gelirdi, rençberler gelirdi. Günde sen de beş, ben diyeyim on semer çıkarırdık, yirmi dört saat çalıştığımız günler olurdu. Şimdi işler bozuldu, semercilik mesleği de iş tutmaz, para görmez oldu.

Eski kazanç kalmadı. Ege bölgesinde en küçük semerci esnafının bile yaşı kırk beştir. Yetişen oğul, çırak yok, dedemiz babamıza, babamız bizlere bıraktı; biz çocuklarımıza bırakamıyoruz, torunlarımız bu mesleğin varlığından habersiz büyürler artık.”

Erol Usta 11 yaşındaki oğlu Saim'in semercilik mesleğini seçmesini istemiyor. “Saim okumalı ve iyi bir mesleği olmalı.” diyor. Bir yandan da ekliyor,

“4 yıl daha ödemem gereken Bağ-Kur borcum var, ben de bırakacağım bu mesleği ondan sonra, dükkânı da kapatacağım. Gün geçtikçe zarara giriyoruz.”

Erol Usta bir yandan semercilik mesleğinin zorluklarını anlatırken diğer yandan da işini aksatmıyor.

“Semercilik zor zanaat. Zevkli yanları da var; zevk almazsan yapamazsın. Zaten emek verdiğin şeyi önce sevmek zorundasın, babam öyle der. Semerciliğin artık para kazandırmıyor oluşu moralimi çok bozuyor artık.”

Erol Usta’nın babası Mehmet Usta, Menemen’de “Semerci Mehmet Usta” diye nam salmış. En güzel ve en sağlam semerleri Mehmet Usta yaparmış. Eskiden Menemen’de semerci dükkânlarının sayısı on iken şimdi sadece Erol Usta’nın dükkânı kalmış. Erol Usta kararlı, Bağ-Kur borcunu zar zor ödesin dükkânı kapatacak.

“Gidişat kötü, hayvancılık para etmiyor, yörükler yazıya indi semercilik mesleği teknolojiye de yenik düşüyor. Küçük motorlar, traktörlerle iş görüyor köylüler. Eskiden her işini binek hayvanlarla yaparlardı, bu nedenle de semerci dükkânları çoktu.

Şimdi makineler olunca beygire, semere hacet kalmadı; hayvancılık öldükçe semercilik de öldü. Bu işler zincirleme oldu. Semercilikte istediğimiz verimi alamıyoruz, babam Mehmet Usta on yıl sonra düzelir oğul dese de düzelmez biliyorum. Dört yıl sonra kapatıyorum dükkânı…”

Menemen’den, Erol Usta’nın semerci dükkânından ayrılırken, onu hayatının 30 yılına sığmış mesleğinin anılarıyla baş başa bırakıyoruz…


Türkan Doğan
PaParazi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Berberlik Mesleği ve Tarihi Yaso Genel Kültür 1 01-05-2010 19:32
Mesleği bırakırım Haberci Magazin & Dedikodu 0 10-02-2008 02:12


Şu Anki Saat: 08:49


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows