Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-11-2008, 13:24   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart KİTABIN ADI İsmet İNÖNÜ : Din ve Laiklik

KİTABIN ADI İsmet İNÖNÜ : Din ve Laiklik
KİTABIN YAZARI Semih KALKANOĞLU
ÇEVİREN
YAYINEVİ VE ADRESİ Tekin Yayınevi / Ankara Cad.No:43 - İSTANBUL
BASIM TARİHİ 1991
KİTABIN YAYIM MAKSADI Ülkemizi fazlasıyla meşgul eden Din ve Laikliğin gelişimi ile İsmet İNÖNÜ’nün bu konudaki çalışmaları ve katkıları incelenmiştir.
KİTABIN BÖLÜM BÖLÜM ÖZETİ :
BÖLÜM 1 :
Laikliğin Terminolojisi, Tanımı, Tarihçesi : Laiklik ;basit anlamda din ve devletin ayrı ayrı özerk ve bağımsız kurumlar olmalarını savunur. Kavram olarak şu şekilde sıralanabilir:
a) Özellikle Cumhuriyetçilik anlayışına bağlantılıdır.
b) Radikaldir / Devrimciliktir,
c) Demokratizmin değil,Devletçilik’in üstünlüğü ilkesinin savunucusudur,
d) Asker-Sivil-Aydın kesimlerin elitzmini savunur,devlet‘e bunların katılımını desetler,
e) Hanedana karşıdır,
f) Eşitlikçidir,
g) Dinsel–Doğuş doğmasına karşıdır,Evrimi savunur,
h) Din yerine Eğitimi; Monaşi yerinede Merkezi devleti savunur.
ı) Toplumu esas alır, bireyi değil,
Laikliğin Batı Toplumlarında Gelişimi : Laiklik,uyğulama olarak ,kökende ,Bizans İmparatorluğu’na kadar gider. Laiklik ilkesini ilk ortaya atan Fransız hukukçu ve siyaset felsefesicisi Jean Bodin olmuştur.Mezhep ayrımlarının kalkmasını ve hoşgörülü davranılmasını savunmuştur.
Laikligin Türk Toplumundaki Gelişimi : İslamlıktan önceki Türk toplumlarında din olarak Şamanizm, Budizm, Jainizm gibi ilkel sayılan dinleri görmekteyiz. O toplumlarda, din ve devlet ilişkilerinde birbirleriyle bağlılık yoktu. Türkler islam dini ile Karahanlılar döneminde tanışıp, halifelik alınıncaya kadar teokratik bir yapı bulunmamakta idi. Osmanlı padişahları halife olduktan sonra tutuculuk artarak, devlet, din adamlarının denetimine girmiştir. 19.yy’ın ilk yarısında laiklik yönünden ilk kımıldanmalar başlamıştır. Bu yolda Atatürk’ten önce, batı kurumlarının yaşayışını benimseyerek toplumun kafasını değiştirmek esasını, düşünen ve bu uğurda savaşıma giren ilk lider; Mustafa Reşit Paşa’dır; fakat başarılı olamamıştır.
II.Mahmut döneminde din görevlilerine ve özellikle ‘Ulema ‘kesmine yalnızca din işleri ile ilgilenmelerinin gerektiğinin devlet işlerinin kendisine ait olduğunu belirtmiştir.Tanzimatla birlikte Laik yasalarda girmeye başlamıştır.
ATATÜRK Devrimi ve Laiklik :
İslam dininin özelliği ;toplumun cemaatlere ayrılmasıdır .Bu nedenle ,tüm İslam alemi bir cemaat olarak görülür. Ulusal bilinç, İslam toplumunda görülmez; bu ise İslamın bir devlet dini olarak ortaya çıkması nedenine dayanır, tüm dindaşlar herşeyden önce kendilerini kardeş olarak görürler.Bu nedenle ulusallaşma çabaları ilk kez 1908‘ den sonra Osmanlı toplumunda görülmüştür. Bu bilinci ulusal bir dava olmaya kanalize eden yine ilk olarak Mustafa Kemal olmuştur.Bu bilinçin din etkisinden kurtulmakla olacağını görmüş ve anlamıştır. Ve “Ya Bağımsızlık Ya Ölüm” parolası ile Anadolu’da Ulusal Bağımsızlık savaşına girişmiştir.
Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongresi Kararlarında “Ulusun egemenliği esastır.Ve ulusu, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.” Ulusal bağımsızlık savaşı başarı ile sonuçlanmıştı ve Batılı ülkeler Türk devleti ile barış görüşmeleri için masaya oturmayı kabul etmişlerdir. Ne var ki barış görüşmelerine hala ayakta durmaya çalışan İstanbul Hükümeti çağırılınca, Ankara Hükümeti, Türk ulusunun tek ve gerçek temsilcisinin kendisi olduğunu tüm dünyaya bildirip ,saltanatın kaldırılmasına karar vermiştir. Lozan barış anlaşması imzalanarak, tüm dünya yeni Türk devletini tanımıştır. Artık hedef Türk Cumhuriyetinin kurulması idi.
Cumhuriyetin İlanı Ve Hilafetin Kaldırılması :
Mustafa Kemal Ulusal birliği sağlamak için Kurtuluş savaşı boyuncu saltanat ve hilafet taraflısı görünmüş ,konuşmalarında hep işgal altında olan İstanbul’un dolayısıyla saltanatın ve halifenin kurtarılamısından bahsetmişti ; böylece özellikle dinci kesimden hiç değilse tepki almamak düşüncesinde idi . Artık Cumhuriyet ilan edilmişti, Ve şimdi tutucu kesim son sığnacakları kale olarak halifeyi görmeye başlamışlardır.
1 Mart1924 te toplanan meclis oturumunda Mustafa Kemal “Cumhuriyet tehdit altındadır.Her ne pahasına olursa olsun korunmalıdır. Osmanlı İmparatorluğunun zaman aşımına uğramış, dinsel temeller üzerine oturmuştu.
Yeni Türk devleti ise saglam temeller üzerinde yükselmelidir.O sarsılmaz bilmi kendisine temel edinmelidir .Halifelik çağından ve Osmanlı hanedanından kalma herşey kaybolmalıdır Dinsel yargı yerleri ve yasalar, yerlerini çağdaş yarğı yerleri ve yasalara bırakmalı ,dinsel okulların yerini laik devlet okulları almalıdır.Cumhuriyetimiz ulusal, birlikçi,laik bir Cumhuriyet olmalıdır.”Ve aynı gün Halifelik kaldırılmıştır.
BÖLÜM 2 :
Devrimler ve Çağdaşlaşmaya Doğru :
Mustafa Kemal ,uyğarlığa ve çağdaşlaşmaya ulaşmada; laikliği ,akılcı ve devrimci bir dünya görüşü olarak benimsemişti, “..Türkiye Cumhuriyeti içinde tüm tekkeler ve zaviyeler ve türbeler yasayla kapatılmışlardır. Şeyhlik, dervişlik, çelebilik, falcılık, büyücülük vs. yasaktır. Çünkü bunlar irtica kaynakları ve cahilliğin damğalarıdır.Türk ulusu,böyle kurumlara ve onların mensuplarına dayanamazdı ve dayanamadı.”
17 Şubat 1926 ‘da kabul edilen Yurttaşlık yasası ile din ve devlet işleri birbirinden ayrılmış bulunuyordu .Şeriatın dünya işleriyle ilgili hükümleri ,bundan böyle, çağdaş hukuk yasalarıyla düzenlenecekti .6 Nisan 1928 ‘de Başbakan İsmet Paşa ve 120 mebus tarafından hazırlanan yasa ile “Devletin dini, İslamdır “tümcesi kaldırılıyordu.Sıra uyğalık tarihinde dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kültür devrimine gelmişti. Türk dili artık gerçek benliğine kavuşmalıydı.1Kasım 1928‘ de yeni Türk alfabesi kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.
Başbakanlık yıllarında İsmet Paşa sık sık yurt gezilerine çıkar ve halkın sorunlarıyla yakından ilgilenirdi; ”İnkılapçı Başvekil ,Diyarbakır gezisinde kadınlara hitap ederek çarşaf ve peçeyi atmalarını işaret eylemekle memleketin kadın kıyafeti inkılabının da ilk işaretçisi oldu.”26 Kasım 1934 tarihli yasa ile “Cumhuriyetin sınırları icersinde yaşayan insanların hangi din ve mezhebe sahip olursa olsun ,inanç özgürlüğü konusunda tam bir eşitlige sahip olunmasını ve herkesin inanç özgürlüğüne saygı duyulmasını sağlamaktır.”
Devrim Yıllarında İSMET İNÖNÜ ve Laiklik :
1 Ocak 1931 günü Mecliste Başbakan İsmet Paşa ,Menemen olayı hakkında açıklamalarında şu şekilde bahsetmişti :”…Bu yüzlerce yıldan beri dini siyasete araç eden tüm haraketlerin bir tekrarı idi.Bu zavallılar laikliği karşı gelerek şeriat istemektedirler. Gerçekte ise ,çıkarlarını yitirmişlerdir,onu istiyorlar.”
İnönü devrimler arasında en çok iki devrime önem veriyordu :Harf devrimi ve Kadının toplumsal yaşama sokulması idi. Harf devrimi ,O ‘na göre ,ancak yeni harflerle yetişen kuşağın iş başına gelmesiyle yerleşebilirdi. Bu devrimi Arap kültüründen kurtulmanın koşulu sayıyordu,
Demokrat Parti kurulurken Celal Bayar ‘dan ezanın Türkçe okunmasına devam edilmesi konusunda söz almıştı ;fakat sözünde durmadı ve iktidara geçer geçmez .Türkçe okunan ezanı Arapçaya çevirdi.,Bu olay Türkiyedeki gericilik eylemlerinin başlanğıç noktasını oluşturur.CHP Genel başkanı İnönü yaptığı bir konuşmada “Dinin siyasete araç edilmesine taraftar değiliz .Prensibimiz dinin dünya işine karıştırılmamasıdır.”demişti .
DP iktidarı döneminde ,1958 yılına kadar dine daima ödün verildi irtica,gericilik ve nurculuk doğal olarak bu uyğun ortam içiersinde başkaldırmakta gecikmedi Said Nursi isminde gerici bir şahıs iktidardan aldığı güçle, hükümetin ve kendi propağandasını yapıyordu.Bu konuda İsmet Paşa “İrtica Başbakandan cesaret bulursa ,kim onun sokağa dökülmesini önleyebilir? İrticanın sokağa dökülmesi ise ülkenin kana bulanmasıdır.”diye endişesini belirtiyordu.
DP iktidarı, İmam-Hatip Okullarını çoğaltarak,islamcı görüşlerin laik Cumhuriyete karşı yayınlarını suskunlukla karşılıyordu; Başbakan ise Emirdağı’nda yeşil bayrakla karşılanmasından çok hoşnut olmuştu.Ve bir milletvekili tarafından : İslam dininin resmen devlet dini olması konusunda yasa önerisi vermişti. Bu ortam ve olaylar içersinde ,Türkiye Cumhuriyeti 27 Mayıs1960 Ordu eylemine ulaşıyordu.
27 Mayıs 1960 sonrasında İSMET İNÖNÜ : İnönü ,1950-1960 arası gidilen geri yolu,yeniden ileriye doğru döndürme düşüncesinde idi.İnönü İnanç özgürlüğü konusunda bir konuşmasında “Anayasamızın güvencesi altında bulunan dinsel inanç ve kanı özgürlüğünü korumayı görev sayıyoruz.Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmalarını, halkımızın bugünkü ve yarınki gereksinmelerini karşılayarak yeterlilige ve verimli bir gelişmeye kavuşturabilmek ,aydın din adamları yetiştirmek ve bunları layık oldukları gönenç düzeyine ulaştırmak için gerekli önlemler alınacaktır.”
«Türkiye Cumhuriyeti laiktir, herkes dinsel inanç ve kanı özgürlüğüne sahiptir. Cumhuriyetimizin bu niteliği dini inkar mahiyetini taşımaz.Laiklik dinin devlet işlerine karışmasını ve akli olmayan kaynakların, yani hurafelerin hukuku etkilemesini reddeder..»
Türk Ordusu,İnönü’ye büyük ,sonsuz ve sağlam bir güven duyğusuyla bağlıdır.Bu olağanüstü sevgi ve sayğının kaynağını şu iki özelliğinde görürüz :
“Atatürk ile İnönü ‘de şu iki meziyet var ;kaya kadar sağlam namus ve onur ,çok yüksek ve insan amacını aşan bir vatanseverlik “
SONUÇ :
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Yeni ve modern Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran devrimleri gerçekleştiren Atatürktü, uzun yaşamında O’na daima bağlı kalarak bu sistemi yerleştiren kişi hiç kuşku yok ki ,İsmet İnönü’dür. Laiklik konusunda onun kadar laikliği savunan ve koruyan ikinci bir devlet adamı gelmemiştir.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :
Kitap Laiklik konusunda verilen mücadeleler yapılan çalışma ve çatışmaları açıkça göstermektedir.Tarihin tekrar tekerrür ettiğini bu kitapla daha iyi anlaşılmaktadır.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İNÖNÜ üniversitesi GÜLLL Üniversiteler 2 07-30-2008 14:39
"İsmet İnönü" kavgası Meclis Başkanı Köksal Toptan'a taşındı Haberci Siyaset Meydanı 0 06-19-2008 12:29
Erdal İNÖNÜ ahmetanriverdi Bilim Adamları 0 03-15-2008 10:56
İsmet Atıcı LeGoLaS Sporcular 0 03-02-2008 16:58
I. ve II. İnönü Savaşları PHoeNiX TaRiH 0 01-28-2008 12:11


Şu Anki Saat: 10:16


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows