Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-11-2008, 15:40   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Goriot BAba

İlk önce 1834'te Revue de Paris'te tefrika edilen Goriot Baba, 1835'te kitap olarak yayımlanır. William Shakespeare'in Kral Lear adlı oyununun uyarlaması sayılabilecek Goriot Baba, Fransız Devrimi sonrası burjuva toplumunun yarattığı ahlak çöküntüsünün karamsar bir incelemesidir. Romanda çok hırslı ama beş kuruşsuz Eugene de Rastignac ile her şeyini çocuklarına adayan Goriot Baba'nın iç içe geçmiş hikayesi anlatılır. Kızları Anastasia ile Delphine zengin bir ailenin oğullarıyla evlenir. Utanç duydukları babalarını yalnızca para istemek için görürler. Sonunda Goriot Baba bütün varlığını kaybeder, öyle ki gömülecek parası bile kalmaz. Ölüm döşeğinde kızlarının bencilliğini fark eder -babalarını ziyarete gelmemişlerdir. Aynı zamanda kendi hatalarını kabullenir ve kızlarını affeder. Cenaze masraflarını Rastignac karşılar. Goriot'nun tabutunu kızlarının içi boş lüks arabaları takip eder. Devrimi zenginleştirdiği uyanık ihtiyar Goriot i baba sevgisini deliliğe varan bir saplantı durumuna getirmiştir;ama kızları tutkularının eşliğinde onu sefil Vauquer pansiyonunda yalnızlığa terk ederler.Komşulardan biri, daha sonra Nucigen’in sevgilisi olacak olan üniversite öğrencisi Eugene de Rastignac yaşlı adamın acılarını görür.Hastalığında ve ölümünde onun tek desteği olur ve öç almak amacıyla toplumu fethetmeye karar verir.Bir başka pansiyon komşusu, Vautrin’le işbirliğine yanaşmaz, kendisine Fautborg salonlarının kapısını kuzenine açar.







FRANSIZ DEVRİMİ

1789’da Fransa’da köylülerin, zanaatkarların, yeni güçlenmeye başlamış sanayiciler ile tüccarların, yani burjuvazinin, soylulara ve krallık yönetimine karşı büyük başkaldırışıdır.

Fransız Devriminin başlıca nedenleri; Avrupa’nın en kalabalık ülkesi olan Fransa’da yaşam koşullarının giderek kötüleşmesi, gelişmekte olan varlıklı burjuvazinin başka ülkelerdekinden daha sistemli bir biçimde siyasal iktidarın dışında tutulması, köylülerin üzerlerinde ağır bir yük oluşturan çağdışı feodal sisteme duyduğu tepkinin güçlenmesi, toplumsal ve siyasal reformu savunan düşünürlerin Fransa’da başka yerlere göre daha yaygın bir etki uyandırması ve Fransa’nın Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na sağladığı yoğun mali ve akseri destek yüzünden devletin iflasın eşiğine gelmesidir.

1789’da durumun ağırlaşması üzerine XVI. Louis, 1614’ten beri toplanmamış olam États Gènèraux’yu toplantıya çağırmak zorunda kaldı. États Gènèraux 3.sınıfın da temsilcilerinin olduğu bir meclisti. Fransız toplumunun üst basamağında din adamları, 2.basamakta soylular, 3.basamakta da tüccarlar, avukatlar, esnaf ve çiftçiler; yani halk kesimi yer alıyordu. Devlet yönetiminin yüksek görevleri ile ordunun tüm kumanda zinciri soyluların elindeydi. Bu seçimlerde işçi ve köylü temsilciler yoktu. 5 Mayıs 1789’da meclis çok gergin bir havada açıldı. Kralı paraya ihtiyacı vardı ve eğer meclis ona bu parayı sağlamakta yardımcı olursa, halkın bazı isteklerini yerine getireceğine dair söz verdi. Üçüncü grubun temsilcileri kral da içinde olmak üzere tüm yurttaşların yasalar uyarınca yönetilmeleri, yani bir anayasaları olmaları gerektiğini savunuyorlardı. Başlangıçta soylular ve din adamları bu düşünceye karşı çıktı fakat sonraları içlerinden bazıları halkı destekledi. Halk temsilcileri Fransa’ya yeni bir anayasa getirilinceye kadar kesinlikle dağılmayacaklarına ant içtiler; kendilerini Ulusal Meclis olarak ilan eden milletvekilleri daha sonra yeni anayasayı hazırlayıp açıklayacak olan Kurucu Meclis adını aldı. XVI. Louis bu duruma istemeyerek boyun eğdi; çünkü orduya güvenemiyordu ve halk ise kaynaşma halindeydi.

Askeri Birliklerin kralın emriyle Kurucu Meclis’in çevresini sarması ve Necker’in görevinden alınması Paris halkının ayaklanmasına yol açtı. Silahlanan Paris halkı Bastille’yi ele geçirdi. Bu hareketle ayaklanma devrime dönüştü. Fransız Anayasası’nı hazırlayan Kurucu Meclis 1789’da İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni kaleme aldı. Bildiri halk egemenliğini kabul ediyordu. Kilisenin ve soyluların ellerinden toprakları alındı ve ayrıcalıkları kaldırıldı.







1789 Fransız ihtilali öncesi ve sonrası
1789 Fransız İhtilali’nden önceki döneme bakıldığında, kurulan devletlerin çoğunlukla dini nitelikli devletler olduğu görülür. Batı Avrupa’da kurulan devletlerin papalık izni olmaksızın en basit politikaları bile uygulayamamaları, bu kuruma düzenli olarak vergi ödemeleri ve hatta verginin aksaması halinde papalık tarafından lanetlenerek tüm prestijlerinin ellerinden alınması din temelli bir devlet modelinin Batı Avrupa’da, Fransız İhtilali öncesi hakim olduğunu gösterir. Doğu Avrupa ve Ön Asya’da ise Osmanlı Devleti’nin tüm kurumlarında İslami kimliğini öne çıkarması, hukuk sisteminin İslami olması ve bunun en önemli belirleyicisi ve deneticisi olan şeyhülislamın devletin en önemli şahsiyetlerinden birisi olarak kabul edilmesi, hatta Osmanlı ordusunun bando ekibini oluşturan mehter takımının beyaz, kırmızı ve yeşil sancaklarından yeşil olanın İslamiyet’i temsil etmesi dini devlet anlayışının doğuda da egemen olduğunu gösterir.
Fransız İhtilali’ne kadar ulus bilincinin yeterince gelişmiş olmaması, ulus kavramının henüz tartışmalara konu edilmemesi, birçok ulusun aynı devlet egemenliği altında barış içerisinde yaşamasını sağladı. Bu anlamda bakıldığında, Osmanlı Devleti’nin ya da diğer imparatorlukların Fransız İhtilali öncesi sağladıkları “birçok ulusu bir arada yaşatma” başarısını da çok büyütmemek gerekir. Buradaki asıl başarı ‘birçok ümmeti bir arada yaşama’dır. 1789 öncesi devlet modellerinde ümmetçilik diğer tüm akımların önündedir. Katolik Hıristiyanlığı benimsemiş devletler papaya bağlıdır; Ortodoks Hıristiyanlık, Doğu Roma sonrasında çok geniş bir hoşgörü ortamı sağlamış Osmanlı Devleti’nin koruması altındaki patrikhaneye bağlıdır. Sünni Müslümanlık da yine Osmanlı himayesi altında olup devletin yapısına yön veren kesimi oluşturur. Şii Müslümanlık ise büyük ölçüde İran Devleti’nin egemenliğinde olup bu devletin kurumlarını oluşturmuştur. Bunların dışında kalan diğer tüm
devletler de yapılarını halklarının dinlerine göre oluşturmuşlardır
Kısacası, Fransız Devrimi’ne kadar olan dönemde devletlerin yapıları, onların himayeleri altında tuttuğu halkın ırkına göre değil dinine göre belirlenirdi. Avrupa tarihinde yeni bir çağ açan, yıllar boyunca Fransa’yı ve bütün Avrupa’yı sarsan Fransız İhtilali, genel olarak Fransa’daki yaşam koşullarının kötüleşmesi sonucunda halkın başkaldırısı biçiminde olmuş ve Avrupa’da taşları yerinden oynatmış, imparatorlukları dinamitlemiş ve bu yazıyla ilgili olarak da ulusçuluk akımının önem kazanmasına yol açmıştır. Ulusçuluk akımının yükselişi ile imparatorluklar devri kapanmaya mahkum olmuştur. Her ulus kendini bir önderin ardında bulmuş ve bir ulusal bağımsızlık mücadelesi içerisinde yer almıştır. Bunun sonucunda da genellikle dini temeller üzerine oturtulmuş ve birçok ulusun bir arada yaşadığı imparatorlukların çöküşüne zemin hazırlanmıştır.



Balzac

Honoré de Balzac 20 Mayıs 1799'da Tours'da doğdu. Babası bir köylü ailesindendi; adını sonradan Balzac olarak değiştirmiş ve buna soyluluk ifade eden “de” öntakısını eklemişti. Balzac hukuk öğrenimi yaptı, ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim, sonunda ağır bastı. İlk edebi yapıtlarının başarısızlığa uğraması nedeniyle basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Ancak sonunda kesin olarak edebiyata yöneldi. Yaşamı boyunca, bir salon adamı olarak göze çarptı. Hükümdarların hükümdar soyundan gelmesi gerektiğini savunanlara katıldı, görüşlerini kimi yapıtlarına da yansıttı. 1830'lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında topladı: Örf ve Adet İncelemeleri; Felsefi İncelemeler ve Çözümleyici İncelemeler.
1840'dan sonra, İnsanlık Güldürüsü'nün ciltleri yayınlanmaya başlandı; İnsanlık Güldürüsü, Balzac'ın daha önce yazdığı romanların toplandığı ciltlerin genel başlığıydı. Ne var ki hastaydı, gitgide artan ağrıları da edebiyat çalışmalarının yavaşlamasına neden oluyordu. 1848 devrimi gibi önemli tarihsel olayları yaşadıktan sonra, 18 Ağustos 1850'de öldü. Arkasında 85 tamamlanmış, 50'si taslak halinde kalmış romanlar bıraktı. Balzac, İnsanlık Güldürüsü'nün, sayısı 2000'i aşan kahramanları ile önümüze Fransız toplumunu ve kimi evrensel değerleri sermiştir. Başlıca yapıtları arasında Goriot Baba, Vadideki Zambak, Eugenie Grandet, Köy Hekimi, Köylüler, İki Yeni Gelinin Anıları sayılabilir. Aşağıda, İki Yeni Gelinin Anıları adlı kitaptan bir bölüm bulacaksınız. Balzac'ın 1840-1841 yılları arasında yazdığı, iki arkadaşın birbirlerine gönderdiği mektuplardan oluşan İki Yeni Gelin, önce La Presse gazetesinde 1 Kasım 1841 – 15 Ocak 1842 arasında tefrika edildi, daha sonra Souverain yayınları arasında 1842 yılında kitap olarak yayınladı.
Honoré de Balzac ölçüsüz hırsı, devasa yapıtının evrenselliğiyle, Moliere ve Hugo'yla birlikte kuşkusuz Fransız edebiyatının en önemli adlarındandır. İtalya'da Dante'nin, İspanya'da Cervantes'in, İngiltere'de Shakespeare'in, Almanya'da Goethe'nin, Rusya'da Tolstoy'un yaptığı gibi, o da Fransa'da gerçekliğe damgasını vurmuş, dilin bütün olanaklarını kullanarak çağının toplumunu anlatmış, kendi kişiliğini yapıtına yansıtarak, yaşamla edebiyat arasında şaşırtıcı ilişkiler kurabilmiştir. Yaşamla romanı kaynaştırarak, 'yaşamdaki zaferlerle' 'edebiyattaki zaferleri' aynı potada eritmiş, yaşamını ve romanlarını 'kesinlikle aynı biçimde kurmuştur' (Proust).


Kapitalizm-Aristokrasi-Burjuvasi

Kapitalizm: Bir "üretim ilişkileri biçimi" olan kapitalizmde, özel mülkiyet korunur. Yani sermaye sahipleri üretim araçlarına sahip olurlar, bu araçların işletilmesi için işçileri çalıştırır, onların emeğini sömürerek bir artı değer , yani kâr elde ederler. Kapitalizmde her metanın (malın) maddi bir değeri vardır. Emek de herhangi bir mal gibi alınabilir.

Aristokrasi: Aristokrasi iktidarın imtiyazlı ve genellikle soya bağlı bir toplum sınıfının elinde bulunduğu siyasi hükümet şeklidir.

Burjuvasi: Kapitalizmde orta ve üstündeki gelir sınıfından olan kimse. Sermaye sahipleri ve yedi ceddi. Fransızca’dan türkçeye geçmiş kelimelerden


Roman Nedir ve Romanın Tarihçesi
Bir düzyazı türü olan roman, insan ilişkilerini anlatımıdır diyebiliriz. İnsanın yaşadığı Serüvenler, iç dünyasının gerçekliği; insan-insan, insan-mekan, insan-doğa ilişkileri yaşadığı ortamın özellikleri toplumsal olay ya da olgular ekseninde belli insanlık durumları öne çıkarılarak işlenir.
Romanın burjuva toplumunun bir ürünü olduğu, 18. ve 19. yüzyılda gerçek kimliğine kavuştuğu söylense de; burjuva öncesi dönemde, özellikle Ortaçağ ve Rönesans edebiyatında kimi roman örneklerine rastlamaktayız. Romanın ortaya çıkışında söylenceler, destanlar, kahramanlık öyküleri ve masalları ilk kaynak olarak alabiliriz. Roman sanatının günlük yaşama dönük soyutlayıcı bakışı öncesinde ise söylenceler, mitolojik öyküler, şövalye ve kahramanlık öyküleri, anılardır. Romana ilk elden kaynaklık eden Pikaresk roman anlayışıyla "yeni bir insan tipi" ortaya çıkarılır. Romandaki ana figür olan "tip" dünyaya ve toplumsal yaşama "aşağıdan yukarıya doğru yönelmiş" bir bakışla bakar, bu eksende gezgin bir ruhla yaşar. Sürekli bir dönüşüm içindedir.



Realizm Nedir,Öncesi-Klasisizm ve Romantizm

Realizm: Bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm ise, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneği bu akamın iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert, Zola'nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya'da Lev Tolstoy, İvan Turgenyev, Fyodor Dostoyevski, İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika'da Theodore Dreiser, İrlanda'da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir. Realizmin etkisini, Türk edebiyatında Samipaşazade Sezai'nin "Sergüzeşt", Recaizade Mahmut Ekrem'in "Araba Sevdası" adlı romanlarında görürüz. Nabizade Nazım'ın "Karabibik" adlı romanı köy gerçeğini anlatır. Türk edebiyatında realizm, Servet-i Fünun dönemindegörülmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah"
adlı eserinde realizm romantizme üstünlük sağlar.

Klasisizm: Klasisizmin gerçeği belli bir güzellik anlayışıyla sınırlıdır, ölçülü biçilidir. Coşumculuk bütün sınırları yıkar, onun gerçeği yaşamdır. Klasisizm geneli anlatır, tiptir onun için önemli olan. Coşumculuk ise, özeli yakalamaya çalışır, tiplerle değil, kişiliklerle uğraşır. Bu nedenle de bireycidir, bireyciliğin utkusudur.

Romantizm: 18. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanan akımdır. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önce bir ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu
gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı. Romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarisel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır. Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu yeni sınıf, duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden yanaydı. Böylece romantizm gelişme ve yaygılaşma şansı buldu.

Kendi dilimle:

Klasizm: Sadece halkın üst kesimleriyle ilgili, üst seviyede bir dille yazılan roman türü. Temelini Rönesans dönemindeki aristokrasiden alır.
Romantizm: Klasizme tepki olarak çıkmıştır. Tarihsel olarak gelişen burjuvaziyi ön plana çıkarır. Klasizme göre daha açık bir dille yazılmıştır.
Realizm: Klasizme ve romantizme tepki olarak ortaya çıkar. Her konuda yazı yazılan, sadece üst sınıfa yönelik değil, tüm sınıflara yönelik roman türüdür. En büyük özelliği edebiyatı bilimsil ve önyargısız bir biçime getirmesidir. (ör. Balzac)

Kitaptan Örnekler:

Romantizm: Goriot Baba sadece iyilik yapıyor, hiçbir kötülüğü yok.
Realizm: 1)Madam de Nucingen ve Madam de Restaud: İkiside sosyetede çok şık, güzel, rahat yaşamlı birer birey gözükmektedirler fakat kendi özel yaşamalarında hem maddi, hem de kocalarayıla çeşitli problemleri vardır.
2) Kitapta sadece sosyetedekilerin yaşamı değil, bunun yanı sıra pansiyonda kalanların, maddi durumları, sınıfları pek iyi olmayanların da yaşamları anlatılmaktadır
Klasizm: Bu kitapta klasizm yoktur, hiçbir karakter mükemmel değildir.


GORİOT BABA KARAKTER TAHLİLİ VE ŞEMASI

Goriot Baba: Sadece kızlarını düşünen eski bir şehriye, İtalyan makarnası ve nişasta fabrikasının sahibidir. Saf, hayatta görmüş geçirmiş bir insandır.
Madam Vanquer: Paris’in ara sokaklarında Paris’in sosyetik atmosferinden uzak kötü durumda bir aile pansiyonu işletmekte olan bir kadındır.
Madam Couture: Fransa Cumhuriyet Ordusunun Ödeme Amirinin dul eşidir. Victorine Taillefer’a yaptığı yardımlardan dolayı çok iyi bir insan olduğu söylenebilir. Dindardır
Matmazel Victorine Tailleafer: Sessiz, ailesinin ihanetine uğrayan biridir. Her şeye iyi yönüyle bakar, hiç kimseyi kötülemek istemez.
Mösyö Poiret: Ezik, Madame Michonneau’nun kuklası bir adamdır.
Mösyö Vautrin (Jaqcues Collin, Tromp-la-Mort): Başta eski bir tüccar olduğu sanılan fakat aslında bir kürek mahkumu daha sonradan ortaya çıkan bir adamdır. Kurnaz, insanları etkilemesini iyi bilen biridir. Fakat en sonunda gururlu ve namuslu biridir. Etrafta herkes tarafından çok güvenilen ve kendi menfaatini çok iyi kollayan biridir. Çevresi çok büyük.
Matmazel Michonneau: Mösyö Poiret’i hep kendi tarafına çeken, paragöz, ispiyoncu yaşlı bir kızdır. En yakın olduklarına bile kolayca ihanet edebilen bir karaktere sahiptir.
Eugéne de Rastignac: Yoksul bir ailenin bütün umutlarının kendisi olduğunu bilen zengin olma hırsı içinde yaşayan oğludur. Cömert, yardımsever bir insandır. Gençliğin verdiği bazı kararsızlık ve saflıklarına rastlanabilir. Sevdiği insana gerçekten değer verir. Hırslıdır ve hedeflerine genellikle ulaşır.
Christophe: Pansiyonun uşağı olan pasif bir adamdır
Sylvie: Pansiyondaki hizmetçi bayandır. Paragöz olduğu söylenebilir.
Antoniette (Langeais düşesi): Madam de Beauséant’in en yakın arkadaşlarından biridir. En zor anlarında bile arkadaşının yanında olan iyi ve sadık biridir.
Madam de (Clara) Beauséant: Sosyetenin en yüksek bayanlarından biridir. Uzaktan akrabası olan Eugéne’e karşı gösterdiği davranışlardan çok yardımsever, şımarık olmayan biri olduğu söylenebilir. Karşılıksız aşkı yüzünden duygularına yenilir ve kendini kaybeder. Bu bakımdan ne kadar şöhetli ve duygularını dışa belli etmeyen biri olsada epey duygusal biri olduğu söylenebilir.
D’Ajuda Pinto: Madam de Beauséant gibi birine ihanet eder, aşkını red eder ve başka bir kadınla evlenir.
Madam de Restaud: Goriot Baba’nın kızlarından biridir. Şımarık ve normalde bir işi olmadıkça babasıyla pek ilgilenmeyen kötü karakterli bir sosyete kızıdır. Kocasını aldatmakta ve yapmacık bir hayat yaşamaktadır. Fakat kitabın sonunda son anda dahi olsa hasta babasına koşması okuyucuyu hakkında çelişkiye düşürebilir. Çok fazla para düşkünüdür
Delphine de Nucingen: Mösyö Goriot’un diğer kızıdır. Kocası tarafından aldatılmaktadır. Biraz şımarık olmakla birlikte aslında iyi bir insandır. Babasını sürekli ziyaret eder ve çok sever. Eugéne’e aşık olur ve duygularına kapılır. Fakat babasına ölümüne yakın dönemlerde onu ziyaret etmek yerine farklı, kendince daha önemli gördüğü şeyleri yapar. Sosyeteye ve paraya çok düşkündür.
Bianchon: Eugéne’in tıp öğrencisi olan yakın arkadaşıdır. Arkadaşına Goriot Baba konusunda çok yardımcı olur. Son derece yardımsever ve cömert biridir.
Mösyö Gondureau: Bir polis şefidir.
Thérése: Nucingen’in oda hizmetçisi.
Mösyö Derville: Madame de Nucingen’in avukatıdır.

Eugene ile Vikontes arasında geçen konuşmanın konuları (S.94):
-Başarıya giden yollardan biri bireyin düşüncelerini uluorta yerlerde söylemesidir.
-Paris bir bataklıktır.
-Herkes çıkarı için başkasını kullanır.
-Para tek değerdir.
-Ahlaki olarak insanlar yozlaşmıştır.
-İnsanların birbirine güvenmesi söz konusu değil.

Vautrin ile Eugene’in konuşması (S.202-207):
-Eugene Nucingen’den para alıp Vautrin’e Victorine’nin abisini öldürmesi için verecektir.
-Böylece Victorine’ye babasının onun yerine sadece abisine bıraktığı miras, kendisine kalacaktır.
-Daha sonra Eugene Victorine ile evlenecektir, böylece zengin ve iyi bir kızla evlenmiş olacaktır. Vautrin ise bu işten para kazanacaktır.

Goriot Baban kızlarını nasıl eğitmiş(S.119-120)?

Goriot Baban kızlarını çok şımarık bir şekilde yetiştirmiştir. Karısının ölümünün de bu konuda etkisi olmuştur. Şehriyeci olan bu adam karısını kaybedince, sadece kızlarıyla kaldığından en büyük önemi onlara vermiştir. Her istediklerini yapmıştır.

Goriot Babanın ölmeden önce fark ettikleri(S.326):

Goriot Baba kızlarını çok severdi ve onların da onu aynı şekilde sevdiğine inanıyordu. Fakat o ölüm döşeğindeyken kızları gelmeyince yanıldığını anladı, kendi kendini kandırdığına inandı.

Eugene’e annesinin yazdığı mektupta yazanlar (S.120):
Bu mektupta annesinin parayı kendisi ve Eugene’in kardeşleriyle büyük bir zorlukla topladığı anlatılıyor. Ancak annesi oğluna olan güveninin tam olduğunu ve bu parayı en iyi şekilde kullanacağına inandığından, oğlunun başarıya ulaşacağından bahsediyor.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
baba akü yok Korax Komik Tube 1 08-14-2008 20:19
Baba Oldum By-AsK Aşk ve Sevgi Şiirleri 0 03-21-2008 18:35
Baba İle Kızı By-AsK Aşk ve Sevgi Şiirleri 0 03-21-2008 18:35
Baba Hasreti By-AsK Aşk ve Sevgi Şiirleri 0 03-21-2008 18:34
Goriot Baba Romanının Özeti Balzac LeGoLaS Kitap Özetleri 0 03-10-2008 17:47


Şu Anki Saat: 13:34


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows