Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-11-2008, 15:41   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Kİtabin Adi Gelİbolu, Yenİlgİnİn Destani

KİTABIN ADI GELİBOLU, YENİLGİNİN DESTANI
KİTABIN YAZARI NIGEL STEEL VE PETER HART
YAYINEVİ VE ADRESİ SABAH KİTAPÇILIK GÜNEŞLİ / İSTANBUL
BASIM TARİHİ
KİTABIN YAYIM MAKSADI GELİBOLU ÇIKARMASINDAKİ YANLIŞ ASKERİ VE POLİTİK KARARLARA, ASKERİN KORKU, UMUT VE ÖZLEMLERİNE, DÜŞMANLARIN BİRBİRLERİNİ ANLAMADAN KURDUKLARI DOSTLUK İLİŞKİLERİ İLE EMİR KOMUTA ZİNCİRİNİN GETİRDİĞİ KAÇINILMAZLIKLARIN ÇELİŞKİLERİNE YER VERMEK.
KİTABIN ÖZETİ :
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla beraber, tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen, Almanlara yakınlığıyla tanınan Enver Paşa ve Talat Bey’in iktidarda söz sahibi olmasıyla birlikte güçlü Alman ordularıyla birleşerek, eski gücüne kavuşma hayallerinin peşinden koşmaya başlamıştı. Almanların Boğazlardan Akdeniz’e gönderdiği iki geminin Türk donanmasının kontrolünden sorumlu olan İngiliz Denizcilik Heyeti yerine, gemilerle gelen Alman Amirali Wilhem Souchan’ın emrine verilmesi sonucu Almanya kendisine yeni bir müttefik daha bulmuş oluyordu.
Bu esnada İngiliz filosu bir Türk torpidobotunun Çanakkale Boğazı’ndan çıkmasına izin vermedi, Türkler de Boğazlar’ın kapatıldığını ilan ettiler. Bunu takip eden günlerde Rus kıyılarının Boğazlardan geçen iki gemi tarafından bombalanmasını müteakip, 31 Ekim’de Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletlerine karşı savaş ilan etti. İngilizler de bu esnada boş durmayarak 3 Kasım’da Seddülbahir ve Kumkale’yi bombaladı. Bombalanan tabyaların kontrolü için de 29 ncu Tümen Ege’ye gönderildi.
19 Şubat ve takip eden günlerde İngiliz gemileri Boğaz tabyalarını dövmeye başladı. İlk izlenimler “çok olumlu ve gurur vericiydi”. Boğazlar’a girip de tabyalara doğrudan ateşe başlandığında, bataryaların hiçbir şey olmamış gibi karşılık vermesi, daha önce yapılan bombardımanın etkisi olmadığını gösterdi. Tahrip ekiplerinin Kumkale ve Seddülbahir’deki tabyaların imhası için yaptıkları çıkartma, güçlü Türk direnişi sonucu kırıldı. Türkler çok büyük moral kazanmışlardı.
Daha sonra meşhur 18 Mart saldırısı başladı. Tabyalarla zırhlılar arasında adeta bir düello yaşanıyordu. On gün önce Türk mayın gemisi Nusret’in döşemiş olduğu yirmi hatlık mayın bütün dengenin yok olmasına neden oldu. Ardarda üç zırhlı batmış, bir çoğu hasar görmüştü. Böylelikle filo geri çekilmek zorunda kalmış ve Boğaz’ın gerçek savunucusu olan mayınlı alanlar olduğu gibi kalmıştı. Savaşın bu en yoğun deniz harekatlarından birinde Kraliyet Donanması yenilmişti.
Bu yenilgi sonrası Çanakkale Boğazı’nı yararak geçme yerine, Gelibolu Yarımadası’na büyük bir çıkartma yapılması karara bağlandı. Böylece savaş bir deniz savaşından kara savaşına çevrilmiş oldu. Çıkartma planları hemen tamamlandı. Fransızların desteğinde 29 ncu Tümen çıkacaktı. Asıl çıkartmayı Avusturalyalılar ve Yeni Zelandalılar yapacaklardı. Kıyıda su bulunup bulunmayacağı sürünceme konusuydu. Bu tartışmaya da Hindistan’dan ve Rusya’dan gönderilen katır birlikleri son verdiler.
Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, harekat başladı. Gemilerden ayrılan filikalar kıyılara yaklaşıyordu, ancak karşılığın çok çabuk ve ani gelmesi, filikaların mesafelerini koruyamamalarına ve çoğunun yanlış yerlere çıkmasına neden oldu. Karada da durum pek farklı değildi. İlerleme esnasında çoğu asker, kendi arkadaşları tarafından vuruldu. Daha sonra şaşkınlık ve karmaşa atlatılınca karşı saldırı başladı. Türkler 261 rakımlı tepeye doğru püskürtülüyordu. Buradaki Türkler geri çekilirken karşılarına durumu daha net görmek için gelen Mustafa Kemal çıkmıştı. Kendisine cephanelerin bittiğini söyleyen askerlere, ”Süngü takıp, yere yatmalarını” emretmiş ve blöfünde başarılı olmuştu. Avusturalyalı askerler durdurulmuş ve bir daha ilerleme hızlarını yakalayamamışlardır.
Gelibolu’daki siper savaşları, savaşın asıl korkunç yüzünü gözler önüne seriyordu. Siperlerin önü cesetle doluydu. Cesetler çürümüş, kurtlanmış ve etrafa berbat bir koku yaymıştı. Ölüler eksilen kum torbalarının parçaları oluyorlardı. Savaşın bütün bu insan kayıplarına değip değmeyeceği her zaman tartışılabilecek bir konu olarak kalmıştır.
Bütün bu yapılan savaşlar neticesinde önemli bir ilerleme olmamış, bir iki tepe, birkaç ileri karakol alınmış, karşılığında binlerce ölü verilmişti. Aslında kayıptan başka hiçbir şey yoktu. Bunda da Gelibolu’daki kötü şartların rolü çok büyüktü. İçecek ve kullanılacak su sıkıntısı, yiyecek sıkıntısı ve hastalıklar gün geçtikçe sağlam insanları bile ölüme sürüklüyordu. Tuvaletin olmayışı, sineklerin etrafa mikroplar saçması sonucu dizanteri de baş göstermişti. İhtiyaç olan malzemelerin zamanında gelmemesi veya yeterli olmaması felaketi arttırıyordu. Yaralılar geriye, gemilere taşınıyorlardı. Fakat artık gemilerde yaralılar için ne yazık ki yer kalmamıştı.
Kasım ayı gelmiş ve havalar sertleşmeye başlamıştı. Aşırı yağmurlar sele dönüşmüş, fırtınalar ve buzlanma nedeniyle birçok asker donarak ya da boğularak ölmüştü. Artık savaşın sonuna gelinmiş, çekilme için gizli planlar yapılmaya başlanmıştı. Sonunda İngiliz kabinesi toplanarak, kaçınılmaz olana boyun eğdi: Gelibolu boşaltılacaktı. Boşaltma işlemleri geceleri ve gizlice yürütüldü. Geride işe yarar bir şey bırakmamaya gayret edildi. İlk etapta Suvla, en son olarakta Seddülbahir ile Anafartalar boşaltıldı. Hiç kimse Gelibolu’dan ayrıldığına pişman değildi. Ama içlerinden çok azı buna gerçekten sevinebiliyordu. Bu durumda geride bırakılan arkadaşlarının rolü çok fazlaydı.
İngiliz olsun, Avusturalyalı, Yeni Zelandalı, Fransız, Hintli, Kuzey Afrikalı veya Türk olsun, Gelibolu’da savaşmış tüm askerler korkunç bir deneyimden geçmişler ve bir çoğu kendilerinden beklenenin en iyisini yapmışlar.
Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
OĞuz Kaan Destani уυѕυƒ Türk Dili ve Edebiyat 0 04-02-2008 19:00
Kİtabin Adi KeŞanli Alİ Destani Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 15:59
Gelİbolu Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 15:45
KİTABIN ADI Demokrasi Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 13:08
Kİtabin Adi :ana Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 10:09


Şu Anki Saat: 20:06


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows