Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-11-2008, 16:23   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Yusuf Has Hacib

Yusuf Has Hacib
Karahanlılar dönemi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız gibi; bu devletin 'vatandaşı' olan Yusuf hakkındaki bilgilerimiz de yok denecek kadar azdır. O'nun hakkında bütün bildiklerimiz, eseri okuyuculara takdim etmek amacıyla, sonradan ve başkalarınca eserin başına eklenen mukaddimelerin verdiği bilgilere ve eserin kendisinden çıkarılabilecek ipuçlarına dayanmaktadır. Bu ipuçlarına dayanılarak, hayatının bazı yönlerini tespit ve tahmin etmek mümkün ise de; tam bir biyografisini oluşturmak imkânsızdır. Kitap boyunca adını bile sadece bir kez, "Kitap sahibi Yusuf, büyük has hacib, kendi kendine nasîhat eder" başlıklı, son bölümünde anmıştır. Bu başlıktan baş teşrifatçı olduğu da anlaşılmaktadır. Esere eklenen mukkadimenin bildirdiğine göre, Yusuf Balasagun'ludur. Kitabın yazıldığı çağlarda Balasagun şehri 'Kuz-Ordu' adını taşıyor ve Kaşgar ile birlikte, XI. yüzyıl Orta Asya Türk kültürünün ve dilinin merkezi sayılıyordu. Balasagun'un asîl ailelerinden birine mensup olan Yusuf, eserinin esasını burada yazmış ve düzenlemiş, ancak son şeklini doğduğu yerden ayrıldıktan sonra gittiği Kaşgar'da vermiştir. Kitabını huzurunda okuyarak, Tavgaç Kara Buğra Han'a sunmuş; O da çok beğenerek Yusuf'a Has Hâcib ünvanı vermiş ve onu kendi yakınları arasına almıştır. Herkese yarayan fakat hükümdârlara daha çok yarayan6 kitaba 'Kutadgu Bilig' adını vermesini, "kitaba Kutadgu Bilig adını koydum ki, okuyanı kutlandırsın" diyerek açıklar. Yusuf, üzerinde 18 ay uğraştığı eserini 1069/1070'de tamamladığına ve yazmaya başladığı zaman 50 yaşlarında bulunduğuna bakılırsa 1018/1019 yıllarında doğmuş olmalıdır. Ölüm tarihi hakkında bilgimiz olmamakla birlikte, eserin sonradan eklenen kısımda iyice ihtiyarladığını söylemesinden uzun yaşadığı düşünülebilir.
Karahanlı Devleti döneminde Türkler ileri bir uygarlığa sahiptiler. Arap, Fars, Çin, Hint ve Batı uygarlıkları ile temas halindeydiler ve buralardaki gelişmeleri izleyebiliyorlardı. Türkler İslâmiyet’i kabul ettikleri zaman yazıya, kitaba, eğitime yabancı barbar bir millet değildiler10. Karahanlılar, İslâm kültür dairesine girmiş olmakla birlikte, köken olarak doğularındaki yüksek Uygur kültürüne de bağlıydılar ve bu kültür, Çin tarihçilerine göre, daha V. asırda oldukça parlak ve geniş bir edebiyata sahipti; yazılı eserleri olduğu gibi, hanların sarayında vakânüvisler de bulunurdu. Meşhur Çin elçisi Wang Yen-Te onuncu asırda, Uygur ülkesinde gördüğü kitaplıklardan bahseder. İşte, Yusuf böyle bir kültür ortamında yetişmiş bir Türk entelektüelidir. O, Kutadgu Bilig'i yazdığı sıralarda, Kaşgar yakınlarında, Sıngı-Seli-Tutung Budist sutrası Suvarnaprabhasa'yı Altun-Yaruk adı altında Türkçe'ye çevirmekte Kaşgarlı Mahmud ise, meşhur lûgatını kaleme almaktaydı. Yusuf, çevresinde bulunan büyük kültürlere ve bunların dillerine âşina idi ve eserinden anladığımız kadarıyla edebiyata, ilâhiyata, folklora, siyasete, felsefeye ve devrinin tüm pozitif bilimlerine ilişkin ansiklopedik bilgiye de sahipti. Hatta, devrinin bilginlerine Öklid geometrisi bilmeleri gerektiğini tavsiye ediyordu. Yusuf, devlet adamı olma sıfatı ile Budist ve Manihaistlerle de sık sık görüşmüş, bu inanç sistemlerini de yakından tanımıştı. Bütün bunlarla birlikte, Yusuf, Türklüğünün bilincinde olmuş; geçmişine ve diline bağlı kalmıştır. Bu tavrı ile o, Bilge Kağan'lardan beri aktarılan zihniyeti taşıyan hattın bir unsuru olmuştur.
Yusuf, İslâmiyet'in etkisiyle değişmekte olan Türk-Uygur toplumunun geleneksel ahlâki ve hukukî telâkkilerini tespit etmiş; yaşadığı çevrenin sosyal ahlâkını, devlet yönetimi hakkındaki esaslarını, hukuk anlayışlarını ve askerlik esaslarını unutulmaktan kurtarmış ve gelecek kuşaklara aktararak, elde edilmiş kültür hazinesinin yaşamasını sağlamıştır. Yusuf'un eseri sadece bu yönüyle değil, İslâmiyet'i kabul etmekle yepyeni bir medeniyet çevresine giren bir toplumun, şiddetle sarsılan eski ve geleneksel değerlerini yeni bir senteze vardırmak endişe ve çabasını yansıtması bakımından da çok önemlidir. Yusuf, bu süreçte kendini gösteren münzevî zahid tipine karşı, şiddetle, insanın toplum içindeki yaşayışını savunuyordu.
Yusuf'a ilişkin son bir bilgi olarak; Arsal'ın -ihtiyat kapısını açık bırakmak şartı ile- Kutadgu Bilig'de kut'u temsil eden Ay-Toldı ile Aklı temsil eden Ögdülmiş'in şahıslarında, şâirin kendisini tasvir etmiş olduğunu sandığını söyleyebiliriz.
Kutadgu Bilig
1069 yılında Balasagunlu Yusuf tarafından yazılmış, Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han'a sunulmuştur. Eseri çok beğenen Tabgaç Buğra Han, eserin yazarı Yusuf'a "has haciplik" görevini vermiştir. Yazar bu nedenle daha çok Yusuf Has Hacip ismiyle anılmaktadır.
Kut, Türkçe'de saadet ve devlet manalarına gelir. Kutadgu Bilig, kutluluk bilgisi, saadet bilgisi, devlet olma bilgisi,devlet idaresi bilgisi manalarında bir isimdir.
Kutadgu Bilig gerek fert olarak gerek cemiyet halinde yaşayan insanların, iyi bir siyasetle idare edilip, dünyada ve ahrette mesut olmaları için tutmaları gereken yolları göstermektedir.
Eser, mesnevi şekliyle yazılmış olup 6645 beyitlik bir esedir. Fakat Yusuf Has Hacip, Türk kültürünün öğelerinden olan manileri, eserinin çeşitli yerlerine yerleştirerek eserini Türk-İslam sentezi eseri haline büründürmüştür.
"Könül kimni sevse körür közde ol
Közin kanca baksa uçar yüzde ol
Könülde negü erse arzu tilek
Ağız açsa barça tilin sözde ol"

Gönül kimi sevse gözünün önünde hep onu görür
Göz ne yana baksa onun hayali uçar
Gönülde arzu, dilek her ne ise
İnsan ağzını açınca hep ondan söz açar
Bu manilerin İslamiyet öncesi manilerden farkı vezin hususundadır. Yusuf Has Hacip, eserinde kafiyeye de önem vermiştir.
"Bu dünya işi kör oyun ol oyun
Oyunka katılma nerek bu oyun
İdi'n varlığa kıl özin kullukı
Kalı kılmasa sen anuk tut boyun"

Bu dünya işi oyundur oyun
Oyuna katılma neyine gerek bu oyun
Allah'ın varlığına uy, kendi kulluğunu bil
Böyle yapmazsan boynunun gitmesine hazır ol

"Küvencim avıncımcım sevincim kamuğ
Sevinci içinde turur ey Uluğ"

Güvenim, avuntum, sevincim
Hepsi senin rızan içindir ey ulu Tanrım

Kutadgu Bilig, İslâm-Türk klâsik edebiyatının, şimdilik ilk Türk eseridir. Edebî bakımdan ilk sayıldığı gibi, dil bakımından da Orta Türkçe veya daha dar bir sahada düşünürsek, Hakaniye Türkçesi'nin ilk örneğidir. Kitabın yazıldığı lehçe, Karahanlı Devleti'ndeki bütün boyların konuşma dili değil, anlaşma dili, yani devlet ve yazı dili idi. Kaşgarlı Mahmud'un bu lehçeyi 'Hakaniye' adıyla anması da bunu göstermektedir. Kutadgu Bilig'de dil henüz saflığını korumaktadır. Eserde güçlü bir İslâm-İran etkisi olmakla birlikte Arapça ve Farsça sözler yüz tane kadardır. İlginç olan, bunların içinde İslâmiyet'e ait 'helâl, haram, ecel, şükür, dua, şeriat, tarikat, fazl, nimet' gibi sözcükler bulunmasına rağmen ve Yusuf da muttaki bir Müslüman olduğu halde, 'Allah' kelimesinin bir kez bile kullanılmamış olmasıdır. Genellikle Türkçe 'Tanrı', 'İdi', 'Bayat', 'Ugan' ve seyrek olarak da Arapça 'Rab' kelimeleri kullanılmıştır. 'Peygamber' ve 'Resul' kelimeleri de kullanılmamış, onların Türkçe karşılığı olan 'Yalavaç' ve 'Savcı' tercih edilmiştir. En dikkat çekici olanı ise 'Tengri Taâla' ifadesidir ve bir sentezin sembolü gibidir.
Eserin adı 'kutadgu' ve 'bilig' gibi iki Türkçe kelimeden meydana gelmiş bir tamlamadır. Tamlanan 'bilig' kelimesi, 'bil-' fiil kökünden '-g' fiilden isim yapma eki ile yapılmış bir isim olup, 'bilgi' demektir. Tamlayan 'Kutadgu' kelimesi ise, 'kut' isim kökünden '-ad-' isimden fiil yapma eki ile yapılmış 'kutad-' fiilinden '-gu' eki ile yapılmış bir isimdir. Kutadgu Bilig, 'kutlandıran bilgi' veya 'kutlu olma bilgisi' demektir. Bu çeviri üzerinde anlaşılmakla birlikte, kök unsur olan 'kut' kelimesinin anlamı üzerinde bir türlü fikir birliğine varılamamıştır. Vámbéry, Radloff ve Thomsen bu sözün 'saadet' anlamında kullanıldığını düşünmüşlerdir; Barthold'a göre 'majeste' (Haşmetmeab) karşılığı olarak kullanılmıştır. Arsal ve Kafes oğlu, kelimenin 'siyasî iktidar' kavramını ifade ettiğini, 'tâlih', 'saadet', 'bahtiyarlık' gibi karşılıkların ikinci plânda kalan ve ancak sonraları ortaya çıkan tâli anlamlar olduğu kanaatindedirler. Karamanlı oğlu, 'kut' kavramının tamamen 'devlet' sözünün bugün de ifade ettiği anlamlar karşılığı olduğunu kabul ediyor; yani, hem hükümranlık hem saadet. Bu yorum, doğruya en yakın olanı gibi görünmektedir. Bütün bu tartışmalar boyunca, Yusuf'un bilerek bir 'dil oyunu' yapmış olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Belki de, bu dil oyunu sayesindedir ki, Kutadgu Bilig felsefî yoruma daha uygun bir hale gelmiştir: Hükümdâr olabilecek kişi, hükümdâr olmakla, ancak kendini gerçekleştirebilir. Bu gâyeye eriştiğinde tamamlanmış olur ve aynı anda mutluluğa da kavuşur. Zirâ, mutluluğun önündeki en büyük engel 'eksiklik'tir.
Kutadgu Bilig'in bu güne değin üç nüshası bulunmuştur. Bunların hepsi de eserin yazıldığı dönemden çok sonra, eserin aslından değil de, kopyalarından alınmış ikinci kat kopyalardır. Bu nüshalar, bulundukları yerlerin adları ile Viyana, Mısır ve Fergana nüshaları olarak anılırlar. Uygur harfleri ile yazılı olan Viyana nüshası 1439'da Herat'ta kopya edilmiştir. Aynı yüzyıl içinde Tokat'a, oradan da 1474'de İstanbul'a getirilmiştir. Ünlü tarihçi Hammer, bunu XIX. yüzyıl başlarında İstanbul'da satın alarak Viyana Saray Kitaplığı'na vermiştir. Bilim dünyasında ilk tanınan nüsha budur. Arap harfleri ile yazılı olan ve Kahire'deki Kral Kitaplığı'nda bulunan Mısır nüshasının ne zaman yazıldığı belli değildir. Bu nüsha 1896'da tespit edilmiştir. 1914'de bulunan ve yine Arap harfleri ile yazılmış olana Fergana nüshası ise, eldeki nüshaların en eskisidir ve XIII. yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.
Her üç nüshanın tıpkıbasımları Türk Dil Kurumu'nca yayımlanmıştır. Bu üç nüshanın karşılaştırılması ile meydana getirilen metin ve eserin günümüz Türkçesi'ne çevirisi, Reşit Rahmeti Arat tarafından hazırlanmıştır.
Arat'ın hazırladığı karşılaştırmalı nüsha 88 bölümden oluşmaktadır. Baştaki 11 bölüm giriş, 74 bölüm asıl konu, son 3 bölüm de bitiriş bölümleridir.
Eser, genellikle mesnevî biçimiyle, sondaki bitiriş bölümleri de kaside biçimiyle yazılmıştır; bunlar 6299 beyit tutmaktadır. İçinde 173 tane de dörtlük vardır ki, hepsi birden 13.290 dize etmektedir. Bu dörtlükler biçimdeki millî unsuru teşkil etmektedirler.
Kitabın başında sonradan başkalarınca eklenmiş olan, nesir ve nazım olmak üzere iki önsöz vardır; bunlar eserin yazarı, konusu ve şöhreti hakkında bilgi vermektedirler.
Sözü edilen üç nüshanın da Türklerin hâkim olduğu coğrafyalarda bulunmuş olması, Kutadgu Bilig'in, vaktiyle bütün Türk dünyasına yayılmış olduğunu gösterir. Yayık nehrinin ağzına yakın, Saraycık denilen yerde, üzerinde Kutadgu Bilig'den alınmış dizelerin olduğu bir çömleğin bulunması, bugüne kadar bulunan nüshaları az olmasına rağmen, zamanında epeyce meşhur olduğunu düşündürtür.
Kutadgu Bilig alegorik bir münâzara karakterindedir. Eserin temeli dört kavram üzerine kurulmuş; bunlar kişileştirilerek eserin dört kahramanı ortaya çıkartılmıştır. Bunlar dört kişi olmakla beraber, kitap ikili konuşmalardan oluşur. Dört temel kavram ve bunları temsil eden kişiler şunlardır:
Kün-Togdı (hükümdâr): 'köni törü' (Adâlet) Ay-Toldı (vezir): 'kut' Ögdülmiş (vezirin oğlu): 'ukuş' (Akıl) Odgurmış (vezirin kardeşi): âkıbet (hayatın sonu) Bu dört kişi arasında geçen konuşmalarda; birey, toplum ve devlet hayatının düzenlenebilmesi için gerekli olan görgü, bilgi ve erdemlerin neler olduğu ve bunların nasıl elde edilip kullanılacağı anlatılır. Böylelikle, ideal olan devlet ve toplum yapısı belirlenmek istenir.
Sadece dört kavramın birbirleriyle olan ilişkileri veya temsilci kişilerin konuşmalarının içerikleri açılarından sonuçlar çıkarmak mümkün olduğu gibi, her iki durum gözetilerek de değerlendirme yapılabilir.
Bugüne kadar, eser ile ilgili yapılan çalışmalarda, üzerindeki Hint-İran, Çin, Yunan ve İslâm etkileri vurgulanmıştır. Bunların hepsi mümkün olabilir. Türkler İslâmiyet'i doğrudan doğruya Araplar'dan değil, İranlılar vasıtasıyla almışlar ve özellikle Maveraünnehir'deki İran kültürüyle ilişkide olmuşlardır. Çin'i iki bin yıldır tanımaktadırlar ve kültür alışverişinde bulunmuşlardır. İslâm felsefesi ise, Yunan felsefesinin en büyük mirasçısı olmuş; özellikle Aristoteles felsefesi, bu topraklarda, başta Fârâbî ve İbn-i Sinâ olmak üzere temsil edilmiştir. Ancak bu durumların hiçbirisi Kutadgu Bilig'in özgün olmadığını göstermez. Çünkü, Kutadgu Bilig'in önemi hikâyesinde ve şeklinde değil, kitaptaki tartışmaların konu içeriğindedir. Sosyal hayat, ahlâk, bilgi ve özellikle devlet anlayışı hakkındaki fikirler, tamamen eski Türk geleneğinin sonucudur. Kutadgu Bilig'de iyiliği telkin eden sözlerin dayanağı ise, bütün dinlerde ve ahlâkçı felsefe sistemlerinde rastlanabilen evrensel ilkelerdir ve kimsenin malı değildir. Eser üzerindeki çalışmalarıyla tanınan İtalyan Türkolog A.Bombaci, "tamamen orijinal bir eser olduğu hükmüne varıyoruz" demektedir.
Bu tartışmaların dışında, çok yeni olarak, eser üzerinde bir Sümer etkisinden söz ediliyorsa da, bunu temellendirmek oldukça güçtür; yine de hükmü zamana bırakmak gerektir.
Çoğu zaman, tartışmaların odağında, esere sonradan eklenen mukaddimelerde bulunan sözler vardır. Bunlara göre esere, Çinliler, Edebü'l-mülûk; Maçinliler, Âyînü'l-memleke, Doğulular, Zînetü'l-ümerâ; İranlılar, Şahnâme ve Turanlılar da Kutadgu Bilig derler49. Bu sözlerin eser üzerindeki etkileri gösterdiği iddia edildiği gibi, tam tersine, eserin etkilerini gösterdiğini savunanlar da vardır.
Kutadgu Bilig'in, dönemini tasvir ettiği; yaşamasını istediği değerleri tespit ettiği; mâziyi canlandırmak istediği ve ideal bir toplum ve devlet modeli tasarladığı söylenmiştir. Bunların hepsi de iç içe geçmiş şeylerdir ve doğrudur. Eserin ne tür nedenlerden dolayı kaleme alındığı bilinmemekle beraber, dışarıdan gelen bir emir veya istek üzerine yazıldığını gösteren bir işaret yoktur. Yusuf'un, yaşadığı dönemin iç karışıklıkları yüzünden sarsılmış olan toplum ve devlet düzenini, bir ideal devlet tasarlamak suretiyle eleştirdiği anlaşılmaktadır. Kitabın sonlarında yer alan "Zamânenin bozukluğunu ve dostların cefâsını söyler" başlıklı bölümde bunu açıkça görmek mümkündür.
Kutadgu Bilig, geçmişe referansla geleceği kurma çabasıdır. Yüzyıllar boyunca imparatorluklar kurmuş bozkır atlı kültürünün pratik zekâ ve zihniyetini 'teorileştirme' denemesidir.
Türk kültürü bakımından tartışılmaz bir öneme sahip Kutadgu Bilig, Roux'ya göre, bunun yanı sıra başka bir işlevi daha gerçekleştirmiştir. Bu da, kavmî ve dilbilimsel köklerine hâlâ bağlı kalmayı sürdüren bir dinin gerçekten evrensel nitelikte bir dine dönüşmesine yardımcı olmaktır.
KUTADGU BİLİG’DEN SÖZLER
• Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
• Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
• Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
• Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.
• Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar..
• Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
• Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
• Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
• Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
• Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
• Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
• Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
• İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah'a kulluk et ve O'nun kapısına yüz sür.
• Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.
• İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
• Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.
• Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.
• Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.
• Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir; okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.
• Gönlünü ve dilini doğru tut!
• Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.
• Halka faydalı ol, onlara zarar verme!
• Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.
• Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.
• Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.
• İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.
• İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.
• İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
• İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.
• İnsana insanlığı nispetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.
• İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.
• İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.
• İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!”
• Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.
• Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.
• Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.
• Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.
• Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.
• Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.

Kutadgu Bilig (Kut Veren Bilgi) kitabında der ki:
192-223 numaralı beyitler:
• Ey alim hakim, dileğim benden sonra geleceklere kalacak bir söz söylemek idi.
• Anlayış geldi ve: --İyice dikkat et; sözün yanlış olursa, sana zararı dokunur-- dedi.
• Halkın dili kötüdür, seni çekiştirir; insanin tabiatı kıskançtır, etini yer.
• Dikkatle bakınca, yüküm hafifledi; kendi kendime: Söyle, içindekileri dök dedim.
• Sebebini sorarsan, sana söyleyeyim; er mert ve yiğit, sözümü dinle.
• Bu yalinguk (insan) adi insana yanıldıgı (yangluk) için verildi; yanılmak (yangluk) insan (yangluk) için yaratıldı.
• Sen bana yanılmayan bir kimse söyleyebilir misin; ben sana yanılan binlerce insan göstereyim.
• Bilgi sahibi insanlar pek azdır; bilgisiz ise çoktur; bil ki, anlayışsız insanlar çok; anlayışlılar ise, nadirdir.
• Bilgisiz bilgiliye daima düşman olmuştur; bilgisiz bilgili ile her zaman mücadele halindedir.
• İnsandan insana çok fark vardır; bu fark bilgiden ileri gelir, sözüm buna dairdir.
• Bu sözümü bilgili için söyledim, bilgisizin dilini ben de bilemiyorum.
• Benim bilgisiz ile hiç bir sözüm yoktur; ey bilgili, iste ben senin kulunum.
• Sözümü sana söylemiş olduğum için, çekinerek, iste böyle senden özür diledim.
• Sözü söyleyen yanılabilir ve şaşırır; anlayışlı isterse, bunu düzeltir.
• Söz, deve burnu gibi, yularlıdır; o, dişi deve boynu gibi, nereye çekilirse, oraya gider.
• Sözü bilerek söyleyen çok kimse var; benim için sözü anlayan adam azizdir.
• Bütün iyilikler bilginin faydasıdır; bilgi ile göğe dahi yol bulunur.
• Sen her sözünü bilgi ile söyle; her kesin bilgi ile büyük olduğunu bil.
• Söz kara yere mavi gökten indi; insan kendisine sözü ile değer verdirdi.
• İnsan gönlü dibi olmayan bir deniz gibidir; bilgi onun dibinde yatan inciye benzer.
• İnsan inciyi denizden çıkarmadıkça, o ister inci olsun, ister çakıl taşı, fark etmez.
• Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır; oradan çıkınca, beylerin başına tuğ tokası olur.
• Bilgili bilgisini dili ile meydana çıkarmazsa, yıllarca yatsa bile, onun bilgisi muhitini aydınlatmaz. Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
• Anlayış ve bilginin ne olduğunu bilen, bu memleket beyi ne der, dinle.
• Dünyayı elde tutmak için, insan anlayışlı olmalıdır; halka hakim olmak için ise, hem akıl, hem cesaret gerekir.
• Dünyayı elinde tutan, onu anlayış ile tuttu; halka hükmeden, bu işi bilgi ile yaptı.
• Halkı idare eden hakim ve alim beyler, bilgisizin işini kılıç ile halletmişlerdir.

KUTADGU BİLİG'DEN PARÇALAR

Til Erdemin Mümin Asıgın Yasın Ayur
(Fa'ûlün Fa'ûlün Fa'ûlün Fa'ûl)

Ukuşka biligke bu tılmaçı til
Yaruttaçı erni yorık tilni bil

Kişig til agırlar bulur kut kişi
Kişig til uçuzlar barır er başı

Til arslan turur kör işikte yatur
Aya evlig er sak başıngnı yiyür

4 Tilin emgemiş er negü tir eşit
Bu söz işke tatgıl özünge iş it

Mini emgetür til idi ök telim
Başım kesmesüni keseyin tilim

Sözüngni küdezgil tişing barmasun
Tilingni küdezgil tişing sunmasun

7 Biliglig bilig birdi tilke başıg
Aya til idisi küdezgil başıg

Esenlik tilse sening bu özüng
Tilingde çıkarma yaragsız sözüng

Bilip sözlese söz biligke samur
Biligsiz sözü öz başını yiyür

10 Oküş sözde artuk asıg körmedim
Yana sözlemişte asıg tulmadım

Togoglı ölür kör kalır belgü söz
Sözüng edgü sözle özüng ölgüsüz

İki neng bile er karımaz özi
Bir etgü kılınçı bir edgü sözi

13 Kişi togdı öldi sözi kaldı kör
Özi bardı yalnguk atı kaldı kör

Tiriglik tilese özing ölmegü
Kılınçıng sözüng edgü tut ey bügü

Dilin meziyetini ve kusurunu (Faydasını ve zararını) söyler
Anlayış ve bilgiye tercüman olan, dildir: İnsanı aydınlatan Fasih dilin kıymetini bil.
İnsanı, dil kıymetlendirir, insan da onunla mutlu olur. İnsanı dil değerden düşürür, insanın dili yüzünden başı da gider.
Dil, aslandır, bak, eşikte yatar. Ey ev sahibi, dikkat et, sonra senin başını yer.
4 Dilinde eziyet çeken adam ne der, dinle, bu söze göre hareket et onu daima hatırda tut.
Bana dilim pek çok eziyet çektiriyor; Başımı kesmesinler de, ben dilimi keseyim
Sözüne dikkat et, başın gitmesin. Dilini tut, dişin kırılmasın.
7 Bilgili, dil için özlü bir söz söyledi: Ey dil sahibi, başını gözet.
Sen kendi selâmetini istiyorsan, ağzından yakışıksız bir söz kaçırma.
Söz: bilerek söylenirse, bilgi sayılır; Bilgisizin sözü kendi başını yer.
10 Çok sözden hiç fazla fayda görmedim; Ama söylemek de faydasız değildir.
Bak doğan ölür, ondan eser olarak da söz kalır. Sözünü iyi söyle ölümsüz olursun.
İnsan iki şey ile kendini ihtiyarlıktan korur, kurtarır. Biri iyi iş, biri de iyi söz.
13 Bak, insan doğdu, öldü, ama sözü kaldı; İnsanın kendisi gitti, adı kaldı.
Ey hakîm, ey bilgin, kendin ölümsüz bir dirilik istersen, işin de sözün de iyi olsun.
BEYİTLER
1- Kurugmış yığaçlar tonandı yaşıl
Bezendi yibül, al sarıg, kök, kızıl

2- Kişi könli tüpsüz teniz tek durur
Bilig yinçü sanı tüpinde yatur.

3- Tenizdin çıkarmasa yinçü kişi
kerek yinçü bolsun kerek say taşı

4- Yana ilçi bolsa kızıl tilki teg
Titir buğrası teg, kör, öc sürse keg

5- Bor içmes kerek kend özin tutguçı
Özin tutguçı er bulur kut, küçi

Bugünkü dille.
1- Kuru ağaçlar, yeşile donandı. Mor, al, mavi, kızıl (çiçeklerle) bezendi.
2- İnsangönlü, deniz gibidir. Bilgi, inci misali ( o denizin) altındadır.
3- Kişi, (o) denizden inciyi çıkarmazsa, ister inci ister taş olsun hepsi bir.
4- Elci, kızıl tilki,gibi kurnaz ve erkek deve gibi öç sürücü olmalıdır.
5- (Elci) şarap içmemeli ve kendini tutucu olmalıdır. Kendini tutabilen (Nefsini yenen, temkinli davranan) kişi, saadet ve güç kazanır.
Yukarıdaki beyitler, Kutadgu Bilig kitapının çeşitli yerlerinden alınmıştır. Birinci beyitte bir bahar gelişi, 2 ve 3. beyitlerde saklanan (insanın emrine verilmeyen) bilginin faydasızlığı, 4. ve 5. beyitle de iyi bir elcinin vasıfları anlatılmaktadır.

KILIÇLA KALEM

Kılıç teper erkentağı tepremez
Kılıç kanga kirse bey inçlik yemez
Kılıç til tüzer, hem budun kazganur
Kalem il tüzer hem hazine urur.
Kılıç kan tamarsa beyi alur,
Kalemdenkara tamsa altun kelür


Bugünkü dille.
Kılıç deprenirken düşman deprenemez
Kılıç kına girince beyin içi rahat edemez
Kılıç hem yurdu düzenler hem de halkı kazanır,
Kalem yurdu düzeltir ve hazineyi korur
Kılıç kan damlattıkça, bey Fetihler yapar
Kalemden kara (mürekkep) damlasa altın gelir

ALTIN GÜMÜŞ VE MİLLÎ MENFAAT
İtilmez köngülüg iter bu kümüş
Eğilmez kişini eğer bu kümüş
Kör er kördi altun özi yumuşadı
İri sözlüg erning sözi yumuşadı Özing asgı bolma budun asgı bol
Budun asgı içre özing asgı bol

Bugünkü dille:
İtilmez gönülü iter bu gümüş
Eğilmez kişiyi eğer bu gümüş
Gözü dumanlı er, altını gördü, özü yumuşadı
Büyük söyleyenlerin de sözü yumuşadı
Kendi çıkarını kollama, halkın çıkarını gözet
Kendi çıkarını, milletin çıkarı içinde gör.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hz Yusuf уυѕυƒ Din KüLtüRü ve AhLak 0 04-03-2008 18:43
Yusuf Has Hacib By-AsK Yazar ve Şairlerin Biyografileri 0 03-21-2008 18:54
Kuyudaki Yusuf (a.s.) Korax Dini İçerikli Film ve Klipler 0 03-14-2008 11:12
Hz. YÛSUF (a.s) Yaso Peygamberler 0 02-23-2008 21:55
Yusuf Has Hacib ahmetanriverdi Din Ve Tasavvuf 1 02-23-2008 10:32


Şu Anki Saat: 15:39


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows