Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Üniversiteler > Kitap Özetleri

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

ÖlÜ Canlar

Kitap Özetleri


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-11-2008, 23:10   #1
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.914
Teşekkürleri: 0
5 mesajına 5 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart ÖlÜ Canlar

ÖLÜ CANLAR


Rus Edebiyatı'nın usta yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol, Ölü Canlar'da 19. yy Rusya'sının çürüyen yanlarını gerçekçi bir üslupla yansıtıyor okuyucularına. Diğer Rus edebiyatçılarının yaptığı gibi bir dönem Rusya’sının çirkefliğini ve halkın içindeki sınıf farklığını ve bu farklardan doğan devlet içindeki düzenbazlığı Gogol betimlemeler ve gerçeğe çok yakın olan kahramalarla göz önüne sermektedir.

Ölü Canlar'ın kahramanı Çiçikov, kısa yoldan zengin olma peşine düşmüş bir düzenbazdır. O zamanın Rusya'sında bir insanın itibarı ve zenginliği, sahip olduğu canlarla ölçülürdü. (Can: Rusya’da çiftlik sahiplerine herşeyleriyle bağlı köylülere denir.) Bir kişinin itibarı da bu canlar sayesinde gün ışığına çıkar; diğer kişiler de buna göre itibar gösterirdi. Canlardan ziyade Gogol’un anlatımda en ince ayrıntılar bile göze çarpar; okuyucu adeta romanı okurken sanki o anın içinde kendisini de bir köşeden izlerken farkder. Okuyucu bazen düzene karşı çıkmak istese de Çiçikov hep buna engel olur. Çünkü ipler hep onun elindedir ve devamlı her işin içinde çürüyen düzene hizmet etmeye devam eder.

Gogol Ölü Canlar’da bu düzeni eleştirirken onun öne sürdüğü kahraman Çiçikov’dur. Çiçikov Gogol için adeta dönem Rusya’sının aynasıdır. O Rusya’nın içinde gezer dolaşır düzeni okuyucunun gözleri önüne sermek için elinden gelen her düzenbazlığı yapar. Mademki Gogol için Çiçikov bu kadar önemli bir kahraman biz de romanı bu kahraman üzerinden özetlemeye çalışalım.

N. kentinin merkezindeki büyük hana bir yolcu oldukça güzel, küçük, yaylı bir araba ile gelir. İlk etapta bu kimsenin ilgisini çekmez. Fakat bu inecek olan kişinin ilerde bu kentin kaderini, idari memurların hayatını değiştirecek olan kişi olduğunu kimse bilemez. Bunun yanında birçok çiftlik sahibinin de gıpta ile bakacağı bir adam ve birçok ölü canın sahibi olacağını da kimse anlayamamıştı. Soranlara ise kendisini danışman, çiftlik sahibi ve iş için yolculuk eden biri olarak tanıtır. “Pavel İvanoviç Çiçikov, danışman, çiftlik sahibi, çiftlik işleri için yolculuk ediyor.” Vali, polis memuru, yargıç, savcı, çiftlik sahipleri vs. ve gittiği her yerde kendini görgülü bir salon adamı olarak gösterir; konusu ne olursa olsun her konuşmada canlı, ilgi uyandırıcı sözler söyler. Gerçekten de konuşmalarıyla çevresindekileri etkileyebilen, onları kendi silahlarıyla vurabilen bir üsluba sahiptir. Çiçikov üst sınıftan biri gibi görünmektedir. Hayal dünyasında sadece zenginlik vardır; yeşillikler içinde güzel bir kasaba bulacak ve burada kuracağı büyük bir çiftlikte yüzlerce çitfçi ve uşağı onun sözünü dinlemeye hazır bekleyecektir. Bir melek kadar masum yüzlü bir hanımefendiyle evlenecek; üç tane çocukları olacak, bu çocuklar Avrupa'nın seçkin üniversitelerinde okuyacak ve herşeylerini borçlu oldukları babalarını onurlandıracaklardır.

Çiçikov gerçek hayatta ise gittiği her kasabada adı sahtekârlığa karışmış birisidir. Babasını çocuk yaşta kaybeden Çiçikov'un babasından edindiği tek mirası, paranın değerini öğrenmek olmuştur. Para kazanmaya sıfırdan başlayan Çiçikov girdiği işlerde her zaman amirlerine yakın olmaya dikkat ederek kariyer basamaklarını hızlandırır. İlişki kurduğu insanlar üzerinde iyi bir izlenim bırakmaya özen gösterir. Ona göre zengin ve rütbeli insanlar başarılı insanlardır ve gösterdiği özel ilgiyi haketmektedirler. Zengin olmak amacıyla her türlü yolu kendine mübah gören Çiçikov, hiçbir zaman adam öldürmeyi düşünmemiş, hiçbir zaman hırsızlığa yeltenmemiştir. Ancak gittiği her kasabada adının sahtekârlığa karışmasına anlam verememektedir. O da herkesin yaptığı gibi rüşvet almış, sahte vasiyetnameler düzenlemiş, sahte tutanaklarla mal edinmiş birisidir. Bunlar Rusya'da bürokrasinin işlemesi için gerekli şeylerdir ve bunları yapan herkes ufaktan bir çiftlik almayı başarmışken Çiçikov neden hala zengin olamadığını bir türlü anlayamamaktadır. Bir kasabadan diğerine gezmesi satın alacağı çiftliği aramasından mıdır yoksa gittiği her kasabada mahkeme tarafından aranmasından mıdır, N. kasabasında da durum pek farklı olmayacaktır. Çiçikov yine insanların zaaflarından yararlanacak onaları yine kendilerine övecek ve sahtekârlıklarına devam edecektir.
Çiçikov’un karşısındaki kişiler hep takdir edilmeyi, övülmeyi isteyen kişilerdir. Bu yüzden Çiçikov’un karşısındaki kişinin şuur altını ele geçirmesi çok kolay olmaktadır. Onlara mükemmel bir insan olduklarını, keşke beraber komşu olabilseydik gibi, yalandan sözlere benliklerini ele geçirip, taleplerini kabul ettirmeyi bilir. Bu insanlara yaklaşımda önemli bir unsurdur. İnsanların en zayıf yanları zaaflarıdır. Çiçikov da bunu çok iyi bilir ve insanların bu yanını sonuna kadar kullanmayı başarır. “ Nastasya Petrovna mı? Çok güzel bir ad. Benim annemin kardeşinin, yani teyzemin adı da Nastasya Petrovna idi.”

Her gün akşam toplantılarına, yemeklere gider hoş vakit geçirir. Sıra kent dışı ziyaretlere geldiğinde ise işe önce çiftlik sahibi Manilov ile Sobakeviç’ten başlar. Çünkü onlara söz vermiştir. Belki de Çiçikov’u bu ziyaretlere zorlayan daha temelli, daha ciddi, daha derin nedenler vardır. Önce Manilov’un çiftliğine gider. Manilov ailesi üzerinde çok iyi izlenimler bırakır. Yemekten sonra çalışma odasına geçip iş konularında konuşmaya başlarlar. Çiçikov öncelikle Manilov’a kaç tane kölesi olduğunu, en son sayımı hükümete ne zaman verdiğini, kaç kölenin öldüğü gibi sıradan sorular sorar. Ancak o kadar çok ölen olmuştur ki Manilov bile sayısını kâhyadan öğrenir. Ancak Çiçikov bunların listesini isteyince ortalık birden gerginleşir ve Manilov bunu niçin istediğini sorar. Çiçikov ne diyeceğini şaşırır ve ancak “Köylü satın almak istiyorum.” Denilebilir. Daha sonra toparlayarak ölmüş olan köleleri almak istediğini söyler. Yani ölmüş ama yaşıyor gibi görünen köylüler. Bunu duyan Manilov çok şaşırdı, bir süre konuşamadı ağzındaki vaz geçemediği piposu da yere düştü. Bir süre daha konu üzerinde duruldu ve tartışmalar yapıldı.

Çiçikov uzun tartışmalardan sonra Manilov’a ölmüş köylüler için devlete boşuna vergi ödediğini anımsatarak bunları kendisine satmasını teklif eder. Ancak Manilov aralarındaki dostluğu öne sürerek bu iş için para istemeyeceğini söyler. Anlaşmalar yapılır ve Çiçikov evden ayrılır. Yolda yağmura tutulur ve arabaları devrilir. “… Hiç devirmem, merak etmeyin! Bunları söyledikten sonra başladı arabayı öte yana doğru kaldırmaya. Kaldırdı ve sonunda araba öte yana devriliverdi. Çiçikov elleri ve ayakları üzerine çamura düşüverdi.” Ancak kısa sürede toparlanıp yola tekrar koyulurlar. Karşılarına çıkan ilk evin kapısını çalarlar. Ev sahibi onları içeri alır ve ağırlar. Geceyi orada geçirirler. Sabah ev sahibi bayana nerede olduklarını sorar. Anlaşılan yanlış yoldan gitmişlerdir. Geldikleri ev ise çiftlik sahibi Bayan Koroboçka’nın evidir. Çiçikov, Manilov’a köylülerle ilgili sorduğu soruları Bayan Koroboçka’ya da sorar. Lafı evire çevire ölü köylülerin satışına getirir. Bayan Koroboçka şaşkınlıktan küçük dilini yutar. Ancak Çiçikov, Bayan Koroboçka’ya, ölen köylüler için boş yere vergi ödediğini, kendisine yardım etmek istediğini bu masrafları karşılamak için ölü köylüleri almak istediğini söyler. Uzun tartışmalar sonucu Çiçikov, ileride çiftlik ürünlerini alacağı sözünü vererek ölü canlar için anlaşma yapar. Çiçikov çiftlikten ayrılarak meyhaneye gider.

Burada Nozdriev ile karşılaşır. Nozdriev ile savcının evinde tanışmıştır. Nozdryev birkaç günlük bir panayırdan döndüğünü ve eve gideceğini söyleyerek Çiçikov’u da evine götürmek ister. Ancak Çiçikov işlerinin çok olduğunu söyleyerek teklifi reddetse de Nozdriev’le başa çıkamaz ve eve giderler. Nozdriev gereğinden fazla konuşan, sürekli kumar oynayan ve olayları abartan bir kişidir. Yemek, içki, sohbet derken konu döner dolaşır Çiçikov’un işlerine, oradan da ölü köylüleri satın almaya gelir. Nozdriev’de diğer çiftlik sahipleri gibi şaşırır. Ancak Nozdriev çok uyanıktır. Onları pahalıya satmaya çalışır. Ancak Çiçikov’un fazla parası olmadığı için uzun uzun pazarlık yaparlar. Nozdriev bu alışverişin sebebini öğrenmek için ısrar eder. Çiçikov ise zengin bir kızla evlenmek istediğini ancak babasının kızı vermesi için üç yüz can kölesi olması gerektiğini bu yüzden de ölü can almak istediğini söyler. “En iyisi sana doğrusunu söylemek, dedi. Yalnız kimseye söylemeyeceğine söz ver. Evlenmek istedim; ama nişanlımın annesiyle babası çok onurlu insanlar. Nerdeyse kefil isteyecekler! Bu işe giriştiğime çok oldum: kızlarını verecekleri adamın en az üç yüz canı olmasını istiyorlar. Oysaki bende bunun yarısı ancak var, yüz elli cana daha gerekiyor…” Nozdriev her ne kadar inanmasada olay böylece kapanır. Nozdriev, Çiçikov’u iskambil oynamaya davet eder; ancak Çiçikov oynamak istemediğini söyler. Çok ısrar eder ancak sonuç alamaz. Hiç olmazsa dama oynayalım hem damada hile yapma şansım da yok deyince Çiçikov kurtulmak için teklifi kabul eder. Ancak Nozdriev yine hile yapar. Bunun üzerine Çiçikov sinirlenir ve evi terk eder.

Çiçikov’un aldığı köleler kentte günün konusu olur. Köylülerin başka bir yere götürülüp yerleştirilmesinin karlı bir iş olmadığının üstüne birçok yorumlar yapılır, birçok düşünceler, görüşler ileri sürülür. Bu konuşmalardan birçok kişinin bu sorunla ilgili derin bilgisi olduğu anlaşılır. Kimileri: “Elbette’’ der, “buna bir şey denemez. Güney illerinde toprak iyidir, verimlidir. Ama su olmadı mı, Çiçikov’un köylülerinin elinden ne gelir? Orada hiç akarsu yoktur.’’ “Su olmaması mümkün değil... Önemli değil bu. Fakat yerleştirme işine güvenilmez. Bizim köylülerin ne adam olduğunu bilemezsin. Yeni bir yerde, kulübesi, bahçesi olmadan toprağı sürsün, imkânı yok. İki kere iki dört gibi biliyorum, kaçarlar. Hem öyle kaçarlar ki, izlerini bulana aşk olsun.” “Hayır, afedersiniz ama ben bunu kabul etmiyorum. Çiçikov’un köylüleri kaçmazlar. Rus köylüsünün her şeye gücü yeter, her iklime alışır. Onu Kamçatka’ya bile gönderseniz bir sıcak eldiven verdiniz mi elini bir oğuşturur, baltayı eline aldığında yeni bir kulübe yapmak için başlar odun kesmeye girişir.” “Ama önemli bir sorunu gözden kaçırıyorsun. Sen Çiçikov’un köylüleri nasıl adamlardır, orasını düşünmüyorsun. Hiçbir çiftlik sahibi iyi adamını satmaz. Çiçikov’un köylüleri son derece hırsız, sarhoş kimseler olsalar bile kellemi keserim ki tümü de tembel, kırıcı dökücü heriflerdir.” “Ha bunu kabul ederim doğrusu. Kimse iyi adamını satmaz. Çiçikov’un köylüleri de baştan aşağı sarhoştur. Ama şuna dikkat etmeli ki; konunun can alacak noktası da buradadır. Evet, şimdi hepsi ahlaksızdır ama yeni topraklarına gittiler mi çok iyi birer uyruk olabilirler. Bunun birçok örneği var. Hem bugün hem geçmişte.” Devlet fabrikaları müdürü: “Böyle şey olmaz,” diyordu, “Çünkü Çiçikov’un köylülerinin şimdi iki büyük düşmanı olacaktır. Biri küçük Rusya illerinin yakınlığı. Pekiyi bilirsiniz ki orada içki serbestçe satılır. Bana inanın hepsi de on beş gün içinde ayyaş olup çıkarlar. İkinci tehlikede köylülerin göç sırasında serseriliğe alışmaları. Ancak Çiçikov onları sürekli göz hapsinde tutar, demir pençe içine alır, en küçük suçlarına göz yummazsa o başka.”

Çoğu, Çiçikov‘un durumunu iyice anlıyor, bu kadar çok köylünün bir yerden başka bir yere götürülmesindeki zorluğu kavrıyordu. Kimileri, Çiçikov’un köylüleri gibi, netameli insanlar arasında bir ayaklanma çıkması olasılığından çok korktuklarını söylerler. Bunlara emniyet müdürü, bir ayaklanma korkusu olmadığını, komiserin pekâlâ haklarından gelebileceğini söyler. O’na göre komiserin gitmesine bile gerek yoktur. Sadece kasketini yollasa, bu kasket onları yerleştirilecekleri yere kadar götürür. Kimi de, Çiçikov’un köylülerine egemen olan başkaldırma ruhunun kökünden kazınması için başvurulacak çareleri sayıp döktüler. Bu düşünceler çeşit çeşitti. Bir kısmı, son kerte zor ve baskı kullanılması gereğini ileri sürüyor, bir kısmı ise tam tersine merhametli davranmayı öğütlüyordu. Posta müdürü ise Çiçikov’a kutsal bir görev düştüğünü O’nun bir çeşit “baba” yerinde olduğunu, hatta köylülerini eğitimden yararlandırmasını söylüyor bu sırada Lancaster’in önerdiği karşılıklı eğitim sistemini övüyordu.

Artık kentte bu gibi düşünceler yürütülür, böyle şeyler konuşulur. Birçoğu Çiçikov’a duydukları sevgiden ötürü bazı öğütlerde bulunurlar. Hatta köylülerin Kerson’a kadar rahatça götürülmeleri için kolcu vermeye hazır olduklarını söylerler. Çiçikov bu öğütlere teşekkür eder, gerektiğinde bunlardan yararlanmayı unutmayacağını söyler. Ancak kolcuları kesin olarak reddeder. Kolcuların gereksizliğini, çünkü satın aldığı köylülerin çok sakin insanlar olduğunu yeni bir yere götürülmekten memnun olduklarını, aralarında bir ayaklanma olasılığının bulunmadığını söyler. “Kentte herkes işte bu yolla türlü düşünceler atıyordu ortaya. Çokları Çiçikov’a duyduklarısaygıdan, sevgiden ötürü türlü övütlerde bulunuyorlardı. Hatta yerleşecekleri yere değin konvoyun korunması için muhafız bile vermeyi önerdiler. Çiçikov bütün bu övütler için teşekkür etti, eğer gerekirse bu öğütlerden yararlanacağını söyledi. Muhafızları ise kesinlikle geri çevirdi. Muhafız gerekli değildi, çünkü satın aldığı köylüler çok uysaldı; yeni bir yere yerleşmektende sevinç duyuyorlardı. Bu nedenle de yolda bir ayaklanmaya çıkmasının düşünülemeyeceğini söyledi.” Bütün bu düşünceler ve öğütler, Çiçikov için çok yararlı sayılabilecek bazı sonuçlar sağlar: Ortalığa O’nun milyoner olduğu üstüne söylentiler yayılır. Kenttekilerin bu söylentilerden sonra O’na olan sevgileri daha da derinleşir.

Kentteki insanların tümü iyi kalpli, konuksever insanlardır. Onlarla birlikte yemek yiyen ya da Whist oynayan biri hemen dostları olup çıkar. Hele bu kişi Çiçikov gibi iyi huylu terbiyeli, kendini sevdirmenin büyük gizini bilen biri olursa. Çiçikov kentte o kadar sevilmiştir ki bir türlü ayrılıp gitmenin yolunu bulamaz. Her zaman “bizimle bir haftacık daha kalın, Pavel İvanoviç” gibi sözlerle karşılaşır. Kısacası kentte el üstünde tutulur. Ama kentin bayanları üzerinde bıraktığı etki çok daha güçlü, çok daha şaşırtıcıdır.

Sonunda Çiçikov da kendisine gösterilen bu ilgiyi fark eder. Bir gün oteline döndüğü zaman masanın üzerinde bir mektup bulur. Mektubunun altında imza falan yoktur. Ne adı, ne soyadı, ne tarih. Yalnız Çiçikov’un kalbi bu mektubun sahibini bulmalı, deniyor okur ve çekmeceye koyar. Biraz sonra Çiçikov’a valinin balosu için bir çağrı mektubu gelir. Bu, il merkezi için olağan bir şeydir. Nerede bir vali varsa, orada mutlaka bir balo vardır. Yoksa soylular valiye karşı duymaları gereken sevgiyi, saygıyı besleyemezler...

Çiçikov’un baloya gelişi büyük mutluluk uyandırır. Bütün gözler O’na çevrilir ve herkes O’nun yanına toplanır. Çiçikov herkese mutluluk ve neşe getirir. Herkese, her sorulana yanıt yetiştirir, içinde bir rahatlık, alışık olduğu üzere yandan, sağdan, soldan selam verir, herkesi büyüler. Bayanlar yerini alır almaz. Acaba yüzlerinden, gözlerinden mektubu yazanın kim olduğunu anlayabilir miyim? Diyerek onları süzmeye başlar. Ancak hiçbirinde böyle bir yüz ifadesi yoktur. Çiçikov O’nu bulmaya kararlıdır. Bayanlarla sohbeti koyulaştırır. Ancak tam o sırada, kötü bir sürpriz; Nozdriev salona girer. Çiçikov’un çok aptal bir insan olduğunu çünkü ölü can aldığını haykırır.“- Ah siz bunun ne adam olduğunu bilmezsiniz, efendim! Ölü can ticareti yapıyor bu! Vallahi! Dinle Çiçikov! Dinle, ben sana dost olduğumuz için söylüyorum. Biz burada hepimiz senin dostunuz, bak, sayın ekselans da öyle! Ben seni asardım, vallah asardım bir yetkim olsa!” Önce insanlar pek aldırış etmezler. Ancak bu hikâye kulaktan kulağa yayıldıkça insanlar itibar etmeye başlarlar. Olay o kadar yayılır ki herkes Çiçikov’un valinin kızını kaçırmak için bunu yaptığını düşünmeye başlarlar. Kentte o kadar çok aslı asdarı olmayan Çiçikov’u karalayan dedikodular dönmeye başlarki: “-Aman, Anna Grigoryevna, bırak şimdi kur yapmayı, bu bir şey değil! Bak dinle, başpapzın karısı ne anlattı: Ona çiftlik sahibi Bayan Karaboçka gelmiş, yüzü sapsarı kesilmiş korkudan. Anlatmış, hem de ne anlatmış! Dinle onun anlattığını, roman gibi: Gece yarısı birden bire, evdekilerin çoktan yatmış olduğu bir saatte, kapı vurulmaya başlamış. Hem de nasıl vuruluyormuş! Açın, açın, eğer kapıyı kırdırmak istemiyorsanız çabuk açın! Diye bağırılıyormuş dışardan. Bune ne buyrulur! Bundan sonra da ona yakışıklı kibar denilebilinir mi?... Hey! Demiş: Bütün ölmüş olan canları bana satın! Diye haykırmış…” Dedikodular o kadar ileri safhalara ulaşır ki Çiçikov’un sahte para bastığı iddiası bile ortaya atılır. Ama genelde insanların konuştukları valinin kız ve can meselesi arasındaki bağlantıdır. Ancak her iki olay arasında hiçbir bağlantı kuramazlar. Bunun yanında kentteki tüm memur ve amir ahalisi kendi derdine düşmüştür. Çünkü Çiçikov’un can meselesi içinde onların ya bir imzası ya da adları geçmektedir. Kent halkında ise durum şöyledir, kadınlar herşeyin Çiçikov’un başının altından çıktığı söyler erkekler ise buna karşı çıkarak valinin kızının ancak bir süvari subayının kaçırabileceğini savunur. Erkekler, sadece ölü canlarla; kadınlar ise sadece valinin kızının kaçırılmasıyla ilgilenirler. Kısacası bütün kent olayı çözmek için seferber olur.

Çiçikov’un hikâyesi ve hayal dünyasına kısa bir dönüş

Çiçikov; küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Babası ise onu, bakması için yaşlı bir akrabasına bırakır. “ Kahramanımızın aslı biraz karablık ve basittir. Anası, babası soyluydu, ama bu soyluluk gereçekten soylarından mı yoksa sonradan mı kazanılmıştı – Tanrı bilir. Yüzü hiç birine benzememişti. Doğumunda bulunan kısa boylu, ufak tefek – tam bodur denilebilecek – bir akraba kadın şöyle haykırmış: -Hiç düşündüğüm gibi çıkmadı! Hiç olmazsa anneannesine benzemesi gerekirdi, ama kimseye benzemiyor. Bir söz vardır: Ne anasına, ne babsına çekmiş, sanki bu anadan bu babadan değil!” Çiçikov okula başlar ancak dersleri iyi değildir. Babasının ona bıraktığı tek şey ise hayatta her şeyin para olduğu felsefesidir. Okulda öğretmeninin prensiplerini takip ederek ona göre davranır ve onun gözüne girer, derslerini düzeltir, okulunu başarı ile bitirir. Artık bir delikanlı olmuştur. Tek amacı vardır artık: Çok çile çekse de zengin olmak. Elindeki diploması ile ancak devlet dairesinde memurluk yapar. Burada müdürü onu hiç sevmemektedir. Ancak bir yolunu bulup evde kalmış kızı ile diyaloğa geçer, sık sık evlerine gidip gelmeye başlar. İşler ilerleyince müdüre “baba” bile demeye başlar. Bu arada müdürü onu kullanmaya başlamıştır. Bir süre sonra boşalan bir zabıt kâtipliğine getirilir. Ancak emeline ulaşmıştır. Atamadan sonra müdürün evine gitmemeye ve ona “baba” dememeye başlar.

Zamanla tüm ilişkisini keser. Rüşvet almaya başlar, para biriktirir, hayatını bir düzene sokar. Ancak bir süre sonra çok sert, rüşvetin ve her türlü haksızlığın, düzensizliğin amansız düşmanı yeni bir müdür gelir. Memurların çoğu işten atılır. Evleri hazineye mal edilir. Çiçikov ise bir türlü kendini müdüre sevdiremez. Yeni alınan memurlar çeşitli dolaplar çevirerek müdüre doğru görünerek onlara güvenmesini sağlarlar. Ancak yeni çete eskisine rahmet okutacak bir niteliktedir. Artık hırsızlık ve rüşvet büsbütün alıp yürümüştür. Ancak Çiçikov kendisini bir türlü kabul ettiremez. Yenilip kaybederek işten ayrılır. Bir süre sonra çok istediği gümrüklerde bir iş bulur. Burada kaçakçılara kök söktürür. Rüşvete aman vermez. En küçük bir rüşveti bile kabul etmez. Bu haliyle de yönetimin gözüne girer ve yükselir. Kaçakçılarla savaşması için gerekli yetkileri kendisine verirler. Artık önünde bir engel kalmamıştır. Kaçakçılardan inanılmaz paralar alır ve servetine servet katar. Ancak Çiçikov’un kaçakçılarla ilişkisini idareye haber verirler. Nazik tavırlar ve konuşmasını bilmesi, el-etek öpmesi ve para gücü sayesinde kendini savunur ve yakasını mahkemeden kurtarır. Artık bir işi yoktur. Yeniden yoksulluk günlerine döner ama inancını kaybetmez.

O günlerde kâhyalık adi görülen bir işti. Küçük memurlar bile hor görürdü. Bir gün Çiçikov birkaç yüz kölenin rehin işlemi ile uğraşmak görevini alır. Çiftlik sahibinin işleri çok kötü gitmektedir. Hükümetten borç para almak çok zordur. Çiçikov, çiftlik sahibinin vekili olarak maliyeye başvurur. Çiçikov, memura kölelerden yarısının öldüğünü, bunun sorun yaratıp yaratmayacağını sorar. Memur ise; eğer ölenlerin adının listede sağ olarak gösterilmişse sakıncası olmadığını nasılsa ölenlerin yerine yenilerinin doğduğunu söyler. Bu sözler kafasında inanılmaz fikirler oluşturur. Yeni nüfus sayımından önce ölü can satın alırsa borç ödeme sandığı bu ölenler karşılığında adam başına iki yüz ruble borç para verebilecektir. Çiçikov planını uygulamaya koyar ve oturacak bir yer arıyormuş gibi görünerek Rusya’nın çeşitli yerlerini gezmeye başlar. Tanıştığı insanlarla büyük dostluklar kurar. Böylece yardımlarını kazanır.

Çiçikov günler sonra Rusya’nın uçsuz bucaksız topraklarında dolaşırken cennet bahçelerini andıran çiftlikten gözünü alamaz ve çiftlik sahibi ile tanışmak için evine gider. Çiftlik sahibi Tientietnikov’dur. Tientietnikov, okulu bitirdikten sonra bir süre memurluk yapar, müdürünün üstlerine farklı, astlarına farklı davranışı onu çileden çıkarır ve dayanamayıp ona hakaretlerde bulunur. Böylece işine son verilir. Tekrar çiftliğine dönerek aldığı eğitimle köylüsünü eğitip daha fazla verim elde etmek için çabalar.

Köylüsüne toprak vererek hem kendisi için hem de çiftlik için çalışmasını sağlar. Onlara mümkün olduğunca iyi davranır, daha fazla boş zaman sağlar. Ancak gün geçtikçe verimin düştüğünü, köylünün davranışının değiştiğini fark eder. Zamanla iyice sıkılır. Her şeyden elini eteğini çeker. İşte tam bu sırada Çiçikov’la tanışır ve bir süre kendisiyle kalmasını ister. Çiçikov bunu kabul ederek tez elden çevre çiftlikleri gezerek çiftlik sahipleri ile tanışır. Ölü canlar satın alır. Tek hayali bir çiftlik sahibi olmaktır. Gittiği yerlerde çiftlik sahiplerinin eğitimli ve işten anlayan insanlar oldukları gözünden kaçmaz. Söylenenleri bir bir aklında tutar bu konular üzerinde geceler süren tartışmalara girer. Konuşmaların çoğu Köylünün eğitilmesi ve bilimsel yöntemlerle tarımın geliştirilmesi üzerinedir.

İflasın eşiğine gelmiş bir çiftlik sahibi çiftliğini satmak ister. Çiçikov’un ise o kadar parası yoktur. Çiftlik sahiplerinden biri borç para vermeyi kabul eder ve Çiçikov çiftliği satın alır. Ancak paranın yarısını verir. Geri kalanını da ileri bir zamanda ödemek koşuluyla bırakır.

Bu arada Çiçikov ölü can almaya devam eder. Ancak bunları yaşıyor gibi göstermeyi de unutmaz. Çiçikov bu yolculuktan çok karlı çıkmıştır. 300 bin Ruble kadar para biriktirmiştir. Ancak yaptığı kanunsuz işler maliye memurlarına, valiye ve hatta prense kadar gitmiştir. Prens tarafından hapse atılır.

Çiçikov hapisteyken derin bir vicdan muhasebesine girer ve giriştiği tüm iç hesaplaşmalardan derin bir vicdan azabıyla çıkar; artık değişeceğini söylemektedir kendi kendine. Üstünü başını yırtmış, saçı sakalı birbirine karışmış halde bu dünyadaki zenginliğin önemli olmadığını, öbür dünya için hayırlı işlere kendini adayacağını, ruh zenginliğinin paradan daha değerli olduğunu tekrarlayıp durmaktadır. Çiçikov'un üst düzey bürokratlarla olan yakın ilişkileri sayesinde hapisten çıkması uzun sürmez. Arkadaşı Murazov ona yardım edeceğini söyler ancak bunun karşılığı olarak bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini ister. Çiçikov isteği kabul eder. Prens ise hiç istemediği halde Murazov’u kıramaz ve Çiçikov’u serbest bırakır. Ancak tüm ülkeyi saran bir hastalık gibi rüşvet, ahlaksızlık ve dolandırıcılık almış başını gitmiştir.

Tüm bunlara rağmen prens olayın iç yüzünü araştırmak ve sorumluların bulunmasını ister. Bu düzen bozukluğu içerisinde olayların karışacağını anlayan Murazov Çiçokuv’ un evine giderek onu tüm bu olan bitenden haberdar eder ve kentten biran önce ayrılmasını aksi takdirde başına çok kötü şeylerin geleceğini söyler. “ Dinleyin Pavel İvanoviç, dedi. Kentten hemen uzaklaşıp gitmeniz koşuluyla özgürlüğünüze kavuştuğunuz haberini getirdim size. Ötenizi berinizi toplayın; bir dakika bile yitirmeyin, çünkü işler karışacağa benziyor.” Çiçikov bu konuşmalardan sonra uzun uzun düşünüp Murazov’ un haklı olduğu kanısına vardı. Onun için en hayırlısı olan kentten biran önce ayrılmaktı. Çünkü prens tüm memur ve amirleri toplayıp konuyu inceden inceye araştırmaya başlamıştı. Elbette düzenbazlık dönüp dolaşıp Çiçikov’a gelecekti. Bu yüzden kentten bir an önce ayrılmalıyde ki neticede de öyle oldu. Kendine en iyi Alman kumaşından dört takım için kumaş kestirir, ertesi sabah yola çıkmak üzere arabasının hazırlanmasını emreder ve aynaya bakarken saçında gördüğü bir beyazlığa hayıflanarak bu kadar ıstırab çekecek ne vardı sanki" diye söylenir. Çiçikov arabasını hazırlatıp kentten apar topar çıktı. Çiçikov’un kentten ayrılmasından bir saat önce de Murazov da, Potapıç ile birlikte üzeri hasırla örtülü arabasına binmiş kentten ayrılmıştı.

Çiçikov’un kentten ayrılamasından bir saat sonra, prens Petesburg’a gitmeden önce tüm amir ve memurlarını görmek isteyerek toplanmalarını emretti. Genel vali tüm memurları toplantıya çağırarak bu durumu gündeme getirir. Tüm insanların bu alışkanlıklardan vazgeçmesini, aksi takdirde birçok kişinin işten atılacağını ve durumun Çar’a bildirileceğini söyler. Vali sözlerini şöyle bitirir. “Sahteciliğin hiçbir ceza, önlem ve yaptırım ile ortadan kaldırılamayacağını bilirim. Çünkü sahteciliğin kökleri ruhumuzun ta derinliklerine kadar sokulmuş ve rüşvet alma, olağan bir hak durumuna girmiştir. Düşman karşısında nasıl silaha sarılmışsak, namussuzluk ve sahteciliğe karşı da ayaklanmamız gerektiğini herkes anlamadıkça kötülükleri ortadan kaldırmamıza olanak yoktur ...” Vali bunları söyledikten sonra prensin şu sözleriyle roman sona erer: “Herbirimiz düşman karşısındaymış gibi birleşip namussuzluk ve adaletsizliği ortadan kaldırmanın gerektiğini içimizde duymadıkça bu kötülüklerin kalkmasının olanağı yoktur. Birbirimizle aynı kanı taşıdığımız, hepimiz Rus olduğumuz için size anlatıyorum bunları! Soylu düşüncelerin ne olduğunu anlayanlarınıza söylüyorum! İnsanın her yerde önüne çıkan görevleri hatırlamanızı istiyorum! Görevlerinize daha bağlı olmanızı, yurdumuza karşı olan ödevlerinizi yapmanızı istiyorum! Çünkü her yanımız karanlıklara gömülmüş; ancak o zaman…” Romanımız prensin bu sözleriyle sona ermektedir.













Romanın Mesajı: Özetten de kolayca anlaşılacağı gibi romanımızda 19.yy Rusya’sının nasıl bir bataklık içinde yüzdüğü mizahi bir dille anlatılmaya çalışılmıştır. Romanda açkça görülür ki devlet memurları amirinden memuruna kadar herkes rüşvet alır. Amirler kendi dostlarını ya da yakın arkadaşlarını hep kayırır. Bu durumda bize gösteriyorki: Rüşvetin ve iltimasın ne gibi sonuçlar vereceği, büyük bir ülkeyi nasıl bir bataklığın içine sürükleyeceğini anlayabiliriz. Burada valinin şu sözlerini hatırlatmak yerinde olacaktır, “…Düşman karşısında nasıl silaha sarılmışsak, namussuzluk ve sahteciliğe karşı da ayaklanmamız…” İşte rüşvet ve iltimasın devlet içerisinde nelere yol açabileceğini bu sözler, gayet açık anlatıyor. Devlet içerisinde, rüşvet ve iltimas kurtulması zor bir sarmaşıktır. Bu sarmaşık zamanla tüm devlet kollarını sararsa eminolabilirizki devlet bu sarmaşık altında soluksuz kalıp ölecektir.

Gogol, yukarda da söylediğimiz gibi Rusya’nın kanayan yarasını bu kitapla gün ışığına çıkarmıştır. Onun başkahramanı Çiçikov, her devlet dairesinde rastlanılabilecek gerçekçi bir kahramandır. Gerçekçi kahramanları ve mizahi uslubuyla Gogol, adeta okuyucusuna romanı yaşatmış, her okuyana sanki kendi anısıymışçasına hissettirmiştir. Dostoyevski de Gogol’un bu yeteneğini farketmiş ve onun için şöyle demiştir: "Tüm Rus gerçekçileri Gogol'un paltosu altından çıkmıştır". Dostoyevskinin de dediği gibi, Gogol yaşadığı yüzyılın gerçeklerini satırlara dökmüştür. Elbette kötülük yapan insan düşüncesine göre hep cezasını bulur ama Gogol bu romanda Çiçikov’a cezasını yaşatmamıştır. Prense yapılan bir rica sonucunda Çiçikov serbest bırakılmış ve kenti terk ederek yaptığı tüm düzenbazlık ve sahtekârlığın cezasından kurtulmuştur. Romanın böyle bitirilmesi şaşırtıcıdır. Fakat bunun da şöyle düşünülmesi yerindedir, yazarımız realist bir yazardır. Başkahramanın cezasını çekmeden kaçması yine Rusya devlet düzenine bağlanmıştır. Devlet içerisinde de sahtekârlık yapanlar cezalarını çekmeden ya bir rica ile ya da bir görmemezlikten gelme ile affedilmektedirler. Çiçikov’un da roman sonunda cezasını çekmeden kaçması buna bağlanabilir. Romanda geçen şu konuşma düzenin ne kadar bozuk olduğuna herşeyin sadece dışarda sadece görüntü olsun diye yapıldığının ayrı bir kanıtıdır. “Hayır, geç, çok geç! Diye inledi. Bunun böyle olmadığını, böyle yürümeyeceğini, doğru yola dönmem gerektiğini ben de biliyorum, ama yapamam artık! Yetişme tarzım böyle benim! Babam bana zorla da olsa anlak dersi verir, döver, ahlak kurallarını, atasözlerini dikte ettirirdi; ama kendisi komuşumuzun ağacını çalar ve beni de yardım etmeye götütürdü. Gözlerimin önünde haksız işler çevirirdi; velisi olduğu bir öksüz kızı bile baştan çıkardı.” İşte bu sözlerde de görülüyorki çocuk yetiştirren bir babanın gelenek ve töreleri ne kadar dışından kavradığı, onu içine tam anlamıyla sindiremediği için yanlış işler yaptığı kahramanımızın ağzından verilmektedir.

Sonuç olarak romanımız, 19.yy Rusya’sının devlet amirlerinden memurlarına ve hatta halkına kadar birçok insanı unsurların çürüyen yanlarını anlatmakta ve bunların sonucunda nelerin ortaya çıkabileceği gün ışığına çıkarmaktadır.




















Roman Kahramanları ve Nitelikleri

Başkahraman Çiçikov: Romanın kahramanı kibar dolandırıcı Çiçikov, kısa yoldan zengin olmaya çalışan birisidir. Çeşitli çiftlik sahiplerinden, yeni ölen ve henüz kayıtlara geçmediğinden, resmiyette yaşıyor gözüken köleleri satın alır. Çiçikov bu yaşıyor gözüken “canlar”ı bir bankaya rehine olarak koymak ve bankadan bunların karşılığında alacağı krediyle de, hayatını saygın bir kişi olarak uzak bir bölgede sürdürmek amacındadır. Başta çiçikov herkes tarafından sevilen bir kahramandır. Onun kimse dolandırı ve düzenbaz olduğu anlamaz prens de buna dâhildir. Geldiği N. kentinde kentin ileri gelen amirleri ve memurlarıyla hoş sohbet kurar, tanışır kaynaşır.

Çiçikov göründüğünden çok daha kurnaz ve akıllıdır. Çiçikov’u erdemsiz olarakta nitelendirebiliriz. O sadece kendini ve devletten ölü canlar sayesinde alacağı parayı düşünür. Bunun sayesinde zengin olacak kendine hak ettiği güzel yaşamı kuracaktır.
Çiçikov’un alt benliğini incelersek, o hiçbir şeyi düşünmeyen insanların hakkını yemekten korkmayan, haksız kazancı düşünmeden cebine doldurabilen bir karaktere sahiptir. Aslında gittiği kentte herkes böyledir. Amirler de memurlarda hep bunu düşünmektedir. Çiçikov bir bakıma düzene ayak uydurmuştur diyebiliriz.

Çiçkov erdemli insan olmaya çalışmıştır, fakat iş çevrelerindeki rüşvet ve iltimas çarkı zaten mehilli olan Çiçikov’u da sindirmeyi başarmıştır. Kahramanımız, dönemin zenginlik değerlerini tespitle işe başlayarak kendini saygıdeğer bir insan olma yolunda düzenbazlığı girişmiş erdemsiz bir insandır. Dönemin saygı değer insan algısını da incelersek ortaya çıkan tablo pek de iç açıcı değildir. Rus Halkı gözünde saygı değer insan zengin insandır. Bu zenginliği nasıl ve ne şekillerde elde ettiği aslında pekte önemli değildir. Bu düşüncenin peşinden koşan bir başka kişi de başkahramanımız Çiçikov’dur. O zenginlik ve beraberinde gelecek olan saygıya ulaşabilmek için elinden gelen tüm sahtekârlığı yapmış erdemsiz bir kahramandır.

Manilov: Dost canlısı bir karakterdir. Erdemli bir kahrama olarakta düşünebiliriz. Onun için dünya malının çok bir değeri yoktur. Zengin olmakla birlikte mal kaygısı gütmeyen bulunduğu konumu hazmetmiş bir kahramandır. Onun en çok sevdiği fikir mülahazası yapmak ve mülahaza esnasında piposunu tüttürmek. Bu iki şey onun için hayattaki en önemli şeylerdir. Oldukça kibar bir yapıya sahiptir. Çiçikov’un ölü can macerası Manilov ile başlar. Manilov o kadar gönlü yok bir insadır ki ölü canlarını Çiçikov’a hiç para almadan hatta satış masraflarını bile üstüne alarak verir. “–Şüphesiz, diye devam etti. Eğer çevremizde komşuluk yapabileceğimiz, sizin gibi değerli biri bulunsa, insan onunla iyilikten, iyi ilişkilerden konuşabilse, bir bilim dalında fikir yürütebilse, örneğin; ruhun yeniden canlanması konusunda…” Görüldüğü üzre Manilov, Çiçikov’dan çok farklı düşünmekte, hayata bakışları ayrılık arzetmektedir. Burada Manilov’dan yola çıkarak Çiçikov’un ne kadar da para ve saygı meraklısı bir insan olduğu düşüncesini perçinleyebiliriz.

Hemen belirtmek gerekki romandaki tüm kahramanlar aslında tamamiyle Çiçikov’un para ve mal hırsını biraz daha öne çıkarmak için özenle yerleştirilmiş kahramanlardır. Bunlardan biri de elbette manilovdur. Geçelim bir başka kahramanımız olan Nozdryev’e.

Nozdryev: İlk etapta Nozdryev karşımıza gereğinden fazla konuşan herşey hakkında fikir sahibi olan biri olarak karşımıza çıkar. O yer ve durma göre kılık değiştiren bir adamdır. Her işe muhakkak parmağını sokar. Onun hep değişiklik isteyen bir yaradılışı vardır. Kumar oynamayı çok seven bir karakter özelleği çizer ve bundan dolayı diyebilirizki güvenilecek bir karakter yapısı yoktur. Çiçikov ona ölü canlar alacağını sırrını vermiş fakat bu sırrı tutamayarak valinin balosunda herkesin içinde haykırmıştır.

Roman genelinde Nozdryev için çizelen karakter ana hatlarıyla böyledir. Fakat onu iyice anlayabilmek ve roman içerisine ne için konulduğunu çözebilmek için yazarın kendi ağzından Nozdryev i nasıl tanıttığına bakalım; “Hiçbir sebeb yokken yanındakilere çirkef atmaktan hoşlanan insanlar vardır. Bunlar yüksek rütbeli, oldukça soylu görünüşlü, göğsü nişan dolu kişiler de olabilir. Size dostça elini uzatır, sıkar, sizinle derin düşündürücü konulardan konuşur. Birde bakarsınız ki karşınızda sizin aleyhinizde bulunuyor, size çamur atmaya çalışıyor. Hem de öyleki, bu davranışları, böyle göğsü nişanlı, derin, düşündürücü konularda konuşan kişiyle değil, basit, bayağı sivil bir memura bile yakıştıramazsınız. Bunlar karşısında insan hiçbir şey söyleyemez, apışır kalır, omuz silkmekle yetinir o kadar. İşte Nozdryev de böyle tuhaf bir insandır.” Yazar kahramanı için bunları söylüyor. Aslında onun bu romandaki yeri Çiçikov’u biraz daha öne çıkarabilmek, romandaki yerini ve karakterini iyice sabitleyebilmek açısından romana yerleştirilmiştir.

Çiçikov Nozdryev’e göre daha akıllı, düşünen, ne yaptığını bilen bir kahramandır. O Nozdryev gibi içindeki düşünceleri olur olmaz zamanlarda ortaya atmaz, insanları karalamaz akisine insanları överek ve iltifat ederek onların alt benliğinde yer edinmeyi başarır ve isteği herşeyi onlara yaptırır. Bu noktadan Nozdryev’in tomana konuluşuna bakalırsa daha durumlar netleşecek, Çiçikov okuyucu gözünde biraz daha sabitleşecektir.

Selifan: Selifan Çiçikov’un ayyaş şoförüdür ve ona çok sadıktır. Aslında Selifan Çiçikov’un hayallindeki uşaklardan biridir. Ona ne derse yapmakta ve asla sadakatten ödün vermemektedir.

Fetinya: Nastasya patrovna karaboçka’nın sadık hizmetçisidir. Bu karakterlerin romanda yer alma sebebi, gerçekler içinde romanın var edilmeye çalışılmasıdır. Rusya’nın bu dönemdeki durumu budur. Zengin kişilerin evlerinde muhakkak bir ya da birkaç hizmetçisi bulunmaktadır. Yazar hizmetçi, zengin kişiler yani soylular ve soylu olmayanlar gözüyle romana bakılmasını istemiştir. Çünkü roman içerisindeki olay örgüsü tamamen bu fikir çerçevesinde gelişmiştir. Yani Çiçikov’un soyluluğa doğru aldığı yolda yanında olan ama soylu olmayan kişilerdir bunlar.

Nastasya patrovna karaboçka: Kocası sivil kâtip olan ve orta zenginlikte bir kadındır. Toplam 80 canı vardır. Çiçikov’un Manilov’dan sonra arabasının devrilmesi sonucu tanrı misafiri olarak gittiği evin sahibidir. Vergisini ödeyen ve namuslu hayatını sürdüren bir kadındır. Çiçikov ondan ölü canlarını almak isterfakat o bu duruma çok şaşırır, işin iç yüzünü bir türlü anlayamaz. Fazla para meraklısı olmayan bir kadındır. İşlerin sadece kanunlara uygun olmasını ister. Bu noktada Çiçikov ile ters düşmüşlerdir.

Sabokeviç: Çiçikov’a göre Sabokeviç ayıya benzemektedir. Yüz yapısı olarak kaba hatlara sahip bir kahramandı. Sabokeviç’in kentteki amirlerle arası iyi değildir. Sabokeviç canlarına iyi bakar, onalrın ihtiyaçlarını elinden geldiğince gidermeye çalışan bir çiftlik sahibiydi. Bu kahramanla Piyuşkin’e hazırlık yapılmakla beraber Çiçikov’un yüz yapısının ondan daha düzgün olduğunu ve bunun ilk etapta önemli bir konu olduğunu yazar bize aksettirebilmek için bu kahramanı koymuştur.

Piyuşkin: Roman içerisinde çok cimri birisi olarak göze çarpar. Misafir ağırlamayı ve onlara hizmet ettirmeyi hiç sevmez; am Rus geleneklerinden ötürü bunu yapmaya mecburdur. Çünkü Rus geleneklerine göre Misafiri ağırlamak önemli bir erdem olmakla beraber köklü bir kültür örneğidir. Fakat Piyuşkun bundan hiç hoşlanmaz. Çiçikov’un burada övücü yanı ve ikna kabileyeti öne çıkarılmaya çalışılmıştır. Piyuşkin’in tüm ölü canlarını Çiçikov alır. Piyuşkin de para için herşeyi yapabilecek bir kahramandır. Cimrilikten konuklarına üzeri mantarlanmış çöreği yedirecek kadar görgüsüz bir insandır. Bu yönüyle Çiçikov’un görmüş geçirmiş bir kahraman olduğunu da anlamaktayız. Piyuşkin’in hiç dostunun olmayışı da gösteriyorki bu dönemde cimri olanların yani ileri gelenlere bişeyler yedirmeden ya da onlara rüşvet v.s vermeden pek dost olunamayacağı fikri okuyucu zihninde perçinlenmektedir.

İvan Antonoviç: Yaşlı ama işinin ehli bir kimsedir. Köylü masasında çalışır. Alım satımla ilgilenir. İşine bakan ve kuralları iyi bilen bir karakter örneği sergiler.

Mahkeme Başkanı: Mahkeme başkanı rüşvet alır arkadaş ve dostlarını hep devlet meselelerinde kayırırdı. Romanın bu aralığında (s.162–165) devlet memurlarından sıkça söz edilmiştir. Savcıların işi olmadığı için evde oturduğu, sağlık müfettişinin ise kâğıt oynamaya gittiği yine bölümler arasında mevzu bahis olur. Devlet memurlarının çarpık bir düzene ne kadar iyi hizmet ettikleri bu bölümde iyice gün ışığına çıkar.

Polis müdürü: Polis müdürü de rüşvet ve iltimas çarkına en iyi hizmet edenlerden biridir. Halkla arası çok iyidir. Esnaflardan istediği alır ama hiçbir zaman para verdiği ya da teklifte bulunduğu görülmez. Çünkü o da dönen bu çarkın bir dişlisidir. Herkes vurgunu yaparken onun gibi önemli bir mevkide bulunan bir amirin kenarda kalıp seyretmesi elbette uygun olmazdı.

Posta müdürü: Uzun süredir kenttin postanesinde namusuyla çalışan bir memurdur. O olan bitene hiç karışmaz, diğer memurlar gibi işini savsaklamazdı. O işine saatinde gelir, saatinde bırakırdı. İşini yapmanın huzuruylada uykusuna dalardı. Yeni valinin atanmasından sonra kentteki memurları bir telaş bir sıkıntı sarsa da posta müdürü bu durumdan hiç etkilenmiyor “Biz senin gibi kaç vali eskittik.” diyerek işine devem ediyordu. Onun kaygısı olmayışının sebebi işini dürüst yapmasıdır. Çiçikov’un ölü canlar mevzusunda da ne bir imzası ne de herhangi bir evrakta ismi geçmemekteydi. Çünkü öbür memurlar gibi düşünmüyordu. O sadece işini dürüstçe yapan bir memurdu. Burdan da erdemli ve dürüst çalışan memur karakterini çıkarabiliriz.

Çiçikovun Babası: “Kahramanımızın aslı biraz karanlık ve basittir. Anası, babası soyluydu, ama bu soyluluk gerçekten soylarından mı yoksa sonradan mı kazanılmıştı – Tanrı bilir. Yüzü hiç birine benzememişti. Doğumunda bulunan kısa boylu, ufak tefek – tam bodur denilebilecek – bir akraba kadın şöyle haykırmış: -Hiç düşündüğüm gibi çıkmadı! Hiç olmazsa anneannesine benzemesi gerekirdi, ama kimseye benzemiyor. Bir söz vardır: Ne anasına, ne babsına çekmiş, sanki bu anadan bu babadan değil!” Kahraman için söylenenler bunlardır. Fakat kahramanın babası için söyledikleri vardır. Babası oğlunun iyi yetişmesi için geleni yapıyor; ona iyi öğütler veriyor, öğütlerinide atasözleriyle süslüyordu. Fakat babası hiç de söyledikleri görünmeyen bir adamdı, komşusunun ağaçlarını çalar, velisi olduğu bir kızı baştan çıkacaracak kadar aşağılık bir adamdı. Böyle bir baba sahip olan Çiçok’ dan da aslında roman içinde iyi bir insan, erdemli biri olmasını beklemekte abes ourdu galiba.

Hlobuyev: Çocuklarının geleceğini düşünen ama bulduğu parayı da bulduğu gün harcayan bir karakterdir. Çiftliği de oldukça düzensiz ve bakımsızdır. İşlerin neden kötü gittiği ve neden çiftliğini satmak zorunda kaldığına dair kanıt, Çiçkov ve Plotov ile çiftliği gezerken ortaya çıkmıştır. Hlobuyev, çiftliğe gereken özene göstermemiştir. O çalışmayı pek sevmeyen eğlence düşkünü bir karakter olarak da gözümüze çarpar. Çiçikov, onun bu özellikleri sayesinde çiftliği ucuza kapatıp, almıştır. Plotonov da Çiçikov’un çiftliği almasına yardımcı olan bir arkadaşıdır. Hlobuyev gırtlağına kadar borca batmış olmasını fırsat bilen Çiçikov, çiftliği ucuz bir fiyata ve ödemenin yarısını da bir yıl sonra vermek kaydıyla kapatmıştır. Hlobuyev’in biraz hesap bilmez bir adam olduğunu ve Çiçikov’un da ne kadar kurnaz bir karakter olduğunu burdan çıkarabiliriz.

Konstantin Fedoroviç: İşini bilen, akıllı bir çiftlik sahibidir. Hlobuyev’in çiftliğini hep beraber gezerken Fodoroviç, çiftliğin perişan halini görünce birden sinir olmuş ve çiftliği terk etmiştir. İşini iyi yapan ve çalışkan bir adam olması yönüyle posta müdürüne benzetebiliriz. O, tenbel ve aldırışsız adamlara çok sinir olan bir karaktere sahiptir. Ona göre kişiler işini bilecek, tenbellik etmeyecektir. İşini bilme yönüyle yine Çiçikov’a da benzetebiliriz.

Vasiliy: Ploton’un kardeşidir. Tedbirli ve ihtiyadlı bir karakter sergiler. “ –Ne çabuk karar vermişsin! Ama kendini: <<İlk kez gördüğün bir adamla; ne olduğunu bilmediğin biriyle hemde! Belki de dğzenbazın biridir!>>” Gölemci ve yargılayıcı tavırlar içinde görülür. Güvenme zorluğu çekmektedir. Fakat bazı şeyleri tahmin edebilme açısından oldukça iyidir. Örneğin Çiçikov için düzenbaz olabilir, gibi ifadelerde bulunması bunu göstermektedir. Burada Ploton ile Çiçikov’un Rusya’yı gezme sevdasından anlayabiliyoruz ki, Çiçikov karşısındaki insanları hemen etkileyebilmekte ve onları kendine hayran bırakmaktadır. Netekim bu Vasilov üzerinde de görülmüştür.
Lenitsın: Eskiden kâtiplik yapmış, becerikli bir insandır. Haksızlıktan hoşlanmaz, haksızlık yapanı da sevmezdi. Çiçikov’un uzun süren yolculuk macerasında onun evine de uğramak gibi bir durum olmuştur. Çiçikov yine üstün zekâ ve ikna kabiliyetini kullanıp, Lenitsın ve ailesini kendine hayran bırakmayı başarmıştı.

Prens: Prens aslında iyi yürekli bir kişidir. Ricaları kıramayışı yüzünden dönen Rüşvet çarkının ekmeğine hep yağ sürmek zorunda kalmış bir yöneticidir. Ama o bunu hiçbir zaman istememiştir. Prens vatansever bir kişidir. O, hep isterki memurlar kurallar çerçevesinde çalışsın, yolsuzluklar olmasın. Ama bunu isteyen bir kişinin ricalara kulak asmaması gerekirken, Çiçikov’u affetmesi yine düşündürücüdür. Burda yazar şunu düşünmüş olabilir, yönetimin de aslında dönen bu çarkı döndürenlere izin verdiğini anlatmak istemiş olabilir. Netice de N. kentine gelen Prens geri dönmeden önce dönen bu yolsuzluk oyunlarına son verilmesi için tüm memur ve amirleri toplayarak etkili bir konuşma yapar.

Romanımızda gerçekçi bir uslubu ve olay örgüsünü yakalamak için yazar birçok kahraman kullanmıştır. Bunların bazıları dekoratif unsur olmakla beraber, bazılarıda olay örgüsünün içerisinde aktif olarak rol alırlar. Tabi ki romanda önemli olan başkahramandır. Burada başkahramanımız Çiçikov’dur. Eğer başkahramanımız Çiçikov ise yazar elbette bu kahramanı okuyucuya iyice tanıtabilmek için roman içerisine birçok kahraman yerleştirmek zorunda. Çünkü diğer kahramanlar sayesinde başkahraman okuyucu zihninde daha belirginleşecek ve kendini daha iyi tanıtacaktır.

Neticede romanımız bir dünya klasiğidir. Yukarda saydığımız özelliklerin hepsini Gogol mükemmel bir uslup, olay örgüsü, değişik karakterler ve yaptıklarıyla satırlara dökmeyi başarmıştır. Bunun sayesinde de o günün Rusya’sını okuyucu zihninde yaşatmış ve okuyanların zihninde adeta Rusya’dan bir anı tadında bıraktırmayı bilmiştir.
Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tags
canlar, olu

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çanlar Kimin İçin Çalıyor Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 13:46
ölü CANLAR Yaso Kitap Özetleri 0 03-11-2008 10:25


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:26 .


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628