Bilqi Forum  

Reklamı Kapat

Geri git   Bilqi Forum > Eğitim - Üniversiteler - Sınavlar > Üniversiteler > Kitap Özetleri

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Falaka-Ömer Seyfettin Özet

Kitap Özetleri


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-26-2008, 12:22   #1
 
_ѕєηєм_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.714
Teşekkürleri: 0
0 mesajına 0 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 451
_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute_ѕєηєм_ has a reputation beyond repute
Standart Falaka-Ömer Seyfettin Özet

FALAKA




Her sabah Çarşı Camii`nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi, cıvıl cıvıl neşeli geçerdik Okul biraz daha ileride,alçak duvarlı,oldukça geniş bir avlunun ortasında idi Bir kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri bütün çatısını kaplardı Biz daha avlunun kapısından Hoca girmeden Efendinin olup olmadığını, şöyle bir bakar, anlardık:
-Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?
-Gelmiş, gelmiş
Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendinin eşeğiydi Siyah, huysuz,inatçı bir hayvan Her sabah bizler gibi erkenden okula gelir, akşama kadar kalır Evlerimizden, sırasıyla getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol taraftaki abdestlik sundurmasının altında yavaş yavaş yerdi Ona su vermek, onu tımar etmek okulda bir ayrıcalıktı Hoca Efendiye kim yaranırsa bunu mükafat olarak kazanırdı Okulun kapısına dar, taş bir merdivenle çıkılırdı İçeri girilince ta karşı tarafta Hoca Efendinin rahlesi vardı Rahlenin önünde top yavrusu, müthiş tuhaf bir kürek gibi siyah kayışlı, ağır falaka asılı dururdu Hepimiz kırk çocuktuk Kızları birkaç ay evvel bizden ayırarak başka yere almışlardı Sınıf taksimi filan yoktuElifbeyi ,amme`yi her şeyi bir ağızdan okuyor,rakamları bir ağızdan sayıyor,bir ağızdan ilahi söylüyorduk Bütün dersimiz sıkıcı genellikle bir bestenin asla manalarını anlamadığımız güfteleriydi Hoca Efendi,ak sakallı,uzun boylu,bağırtkan bir ihtiyardı Yaz kış, her zaman cüppesiz abdest almaya hazırlanmış gibi kolları, paçaları çıplak, sıvalı,yerinde otururdu Öğleden sonra Çarşı Camii’ni süpürmeye gidip sonra hiç gelmeyen kalfa daha gençti Müezzinlik de yapıyordu Bize şeker, leblebi, keçiboynuzu, çiğdem gibi şeyler satardı
Gönen’den geldiğimiz günden beri her gün okula devam ediyordum En başta gelen zevkim falaka tutmak!Fakat bir gün Hakim Efendi ile setre pantolonlu,asık suratlı biri geldi
-Kaymakam Bey!Kaymakam Bey! dediler
Sakalsız esmer, uzun boylu, aksi birisi Kapıdan girdiği anda Hoca Efendinin işareti üzerine hepimiz ayağa kalktık Birisi çağırıyormuş gibi elini, başını sallayarak biri yerimize oturttu Hepimizi tek tek gözden geçirdi Bir kaçımızı okutmak istedi Oysa bizler tek ağızla, ahenksiz okuyamazdık Yüzünü buruşturdu Yere baktı ve başını salladı Sonra gözlerini Hoca Efendinin başında asılı duran falakayı dikti, baktı baktı Sanki ömründe ilk defa bir falaka görüyormuş gibi dikkat kesilerek öylece baktı Döndü, selam vermeden çıkarken:
-Biraz dışarı gelirmisiniz, Hoca Efendi? dedi
Hoca Efendi korkarak divan duruyor gibi kollarını önüne kavuşturarak yürüdü Hakim Efendi ile kaymakamın arkasından bahçeye çıktı Dışarıda ne konuştuklarını bilmiyorduk Ama falaka ertesi gün yine yoktu
Falaka yasak olmuş’ diyorlardı Sözde, Kaymakam Bey etmiş!
Dayak korkusu kaldırılınca bizler kırk çocuk, öyle azdık, öyle kudurduk ki Ne yaptığımızı bilmez hale geldik, artık hiç hocayı dinlemiyor, yüzüne leblebi atıyor, yalvartıyorduk
Dayaksız bizi okutamayacağını anlayan Hoca Efemdi, nihayet yine bir gün falakayı çıkardı Bu defa baş ucuna asmadı, oturduğu minderi arkasına gizledi Fakat şimdi kim kabahat ederse, eskisinden daha fena dövüyordu
Çok iyi hatırlıyorum; kırk çocuk, hepimiz birliğiz Aramızda bizi ele veren birisi çıkmıyor Hoca Efendiye karşı tek bir vücut gibi hareket eder olmuştuk Bir gün bahçede söz birliği ettik İçeride hepimiz birden esnemeye başladık Hoca Efendi de esnemeye başladı Zavallı ihtiyar oracıkta uyuyuverdi O zaman yerimizden kalkıp rahlenin üzerindeki enfiye kutusu aldık, hepimiz çektik Bütün mektebin içinde bir hapşırmalar başladı Hoca Efendi gürültüden uyanınca işi anladı Enfiyesini kimin çaldığını sordu Hep bir ağızdan ahenkle:
-Bilmiyoruz, bilmiyoruz, dedik
-Hepinizi falakaya çekeceğim
-Bilmiyoruz, bilmiyoruz!
-Kimse söylemeyecek mi?
-Bilmiyoruz ki, bilmiyoruz ki!
-Bilmiyorsunuz, öyle mi! Necip, git camiden falakayı çağır, çabuk

Beş on dakika sonra falaka geldi Korkunç bir sahne başlamıştı Sopayı biri bırakıp biri alıyordu
Artık nöbetleşe falaka tutuyorduk Hepimizi sıra dayağına çektiler O günden sonra Hoca Efendi
esneme ile hapşırmayı en büyük kabahat sanıyordu Hele hapşırmak kazara, kendiliğinden hapşıranı, ‘benimle eğleniyor musunuz?’ diye yere yıkıyor, bayıltıncaya kadar dayak atıyordu Aksi gibi benim hiç durmadan esneyeceğim geliyor, hapşırmak istiyordum Birkaç defa bunun için dayak yedim Hoca Efendi dayağı bitirince bürün kuvveti ile rahlesine vuruyor:
-bundan sonra kim hapşırırsa şart olsun ki, öldürünceye kadar döveceğim! Diye bağırıyordu
-
-Şart olsun, kim hapşırırsa
‘Şart olsun!’ Bu nasıl yemindi? Evde anneme sordum Başını salladı Gözlerini aç
-Çok büyük yemin! Dedi
-Yalan yere bu temini eden çarpılır mı?
-Hayır
-Ya ne olur?
-Daha kötü
-Nasıl?
-Karısı boş düşer
Tam anlamadım Ama bu yeminin dehşetini okulda
Okulda çocuklara bütün ayrıntıyla söyledim Artık hep, evli adamlar gibi,
Yalan doğru, bizde ‘şart olsun!’ yemine başladık ’Vallahi, billahi’ unutuldu Hoca Efendi de artık her sabah rahlesine çökerken hiç unutmuyor
- Kim hapşırırsa, şart olsun,öldürürüm! Diye tekrarlıyordu
Bir gün öğle paydosundan sonra içeri girdik
Her zamanki gibi derin bir uğultu Ben baktım Hoca Efendi dalmış güzel güzel uyuyor
Hemen aya kalktım Çocuklara dönüp, şahadet parmağımı dudaklarıma götürerek:
-Susunuz!İşaretimi verdim Seda kesildi Hepsi dikkat kesilmiş ne yapacağıma bakıyordu Gözüme rahlenin üzerinde, kapağı açık duran bir taba kadar büyük enfiye kutusu ilişmişti
Yavaşça yürüdüm,ayaklarımın ucuna basa basa yaklaştım, kutuyu aldım İçindeki enfiyelerin hepsini kitap yapraklarının arasına boşattım Kutuyu yine olduğu gibi yerine bıraktım Çocuklar çekmek için etrafıma toplandılar
-Hayır, bu defa biz çekmeyeceğiz, dedim Sonra hapşırırız Uyanır
-Ya sen ne yapacaksın?
-Görürsünüz
-Ne yapacaksın, ne yapacaksın?
-Söylemem dedim Çok güleceğiz
Öyle bir şeytanlık aklıma gelmişti ki, daha yapmadan, gülüyor, katılıyordum Çocuklar da bana bakarak gülüyorlardı Bizim gülüşmelerimizden çıkan sese Hoca Efendi uyandı Hemen kutuya baktı İçinde enfiye yok Sinirlendi
- Kim aldıysa söyleyin,şart olsun gebertirim
Hep bir ağızdan,ahenkle:
-Şart olsun, haberimiz yok! dedik
-Kim aldı? Söyleyiniz
-Bilmiyoruz, bilmiyoruz!
-Pekala, bunu size gösteririm Şimdi hapşırınca alan meydana çıkar Şart olsun, onu falakaya yıkacağım Sonra da öldürünceye kadar döveceğim
Kazara hapşıracağız diye hepimizin korkudan sesi soluğu kesilmişti
-Şart olsunAh bugün içinizden biri hapşırırsaŞart olsun,öldüreceğim
-
-Ah şart olsun,biriniz hapşırırsa
Akşam yaklaştı Hoca Efendi kollarını kapatıp, çoraplarını,mesini giydi Cüppesini omzuna aldı hep bir ağızdan,çarpım cetvelinin tekrarından sonra ilahiye başladık En sonuna doğru yanımdaki çocuğa dürterek ayağa kalktım O da kalktı Ellerimizi kaldırdık Hoca Efendi bağırdı:
Ne var?
-Abdurrahman Çelebiyi hazırlayalım mı?
-Haydi, ama çabuk!
Kapıdan çıktık Her akşam Hoca Efendinin izin verdiği iki çocuk önceden çıkar, eşeğin yularını, semerini vururdu
Taş merdiveni hızla indik Abdurrahman Çelebi yiyemediği otların üzerine uzanmış yatıyordu Tekmeleyerek yerinden kaldırdık Yularını, semerini vurduk Artık ilahi sesleri kesilmişti Ben cebimden içi enfiye dolu kağıt boruları çıkardım Usulca eğildim Abdurrahman Çelebi bir şey anlamıyordu Bu borulardan bir tanesini bütün kuvvetimle burnuna üfledim Genzine bir tabanca sıkılmış gibi şaha kalktı İkinci boruyu üfleyemedim Yularından sıkıca tuttum Sıçrata sıçrata taş merdivenin önüne doğru götürdüm Öteki çocuk yanımdan geliyor,gülmemek için sıkı sıkı eliyle ağzını tutuyordu Hoca Efendi cüppesini giymiş, ağır başlıkla,yavaş yavaş merdivenlerden iniyordu Çocukların hepsi bir kuş dizisi gibi arkasından iniyorlardı Eşek şaha kalkıyordu
- Ne olmuş bu hayvana?
- Bilmem efendim, uyuyordu
- Gemini yanlış vurmuşsunuz
- Hayır
- Getirin bakayım
Bütün çocuklar da hayretle bakıyordu Eşeği taş basamağa yaklaştırdım Tam bu esnada Abdurrahman Çelebi nezleye tutulmuş bir insan gibi ‘Pişih pişih’ diye başını sarstı, bütün çocuklar kahkahaya başladı Hoca Efendi şaşırdı Enfiyenin etkisiyle Abdurrahman Çelebi habire hapşırıyordu Ben sanki hiçbir şeyden haberim yokmuş gibi:
- Sizinle eğleniyor efendim, dedim - Halt etmişsin Daha da küstahlaştım: - Bunu da falakaya yıkmalısınız - O,o hayvan
Kahkahalarla katılan çocuklar:
-‘Falaka, falaka’ diye bağrşıyorlardıBen onlardan cesaret alarak dedim ki:
-Ama Hoca Efendi, bu gün okulda, ‘Kim hapşırırsa, şart olsun falakaya yıkacağım’dediniz Eğer Abdurrahman Çelebi’yi affederseniz karınız boş düşer
Çocuklar, ders gibi bir ağızdan ve ahenkle:
-Karınız boş düşer! Karınız boş düşer diye haykırıyorlardı
Hoca Efendi bir an şaşırdı
Bineceği zamanlar, ‘Oh benim Abdurrahman Çelebi, oh benim Abdurrahman Çelebi!’ diye diye sevgiyle okşadığı eşeğine dehşetle baktı Kapının yanından çocuğun biri içeri koşmuş falakayı, değneği çıkartmıştı Abdurrahman Çelebicik düzensiz aralıklarla durmadan hapşırıyordu, burnunu yere sürmek istiyordu
Falaka, değnek, elden ele Hoca Efendinin önüne kadar geldi Çocuklar gülmekten katılıyorlardı Karınız boş düşer! Karınız boş düşer! diye ahenkle durmadan tekrarlıyorlardı Çocuklara mı, eşeğe mi, neye kızdığını bilmeyen Hoca Efendi,elinde olmadan:
-Yıkınız! emrini verdi
Belki yirmi çocuk Abdurrahman Celebi’nin başına üşüştü Uzun bir uğraşmadan sonra yere yapıştırdık! Arka ayaklarını falakaya taktık Hoca Efendi sopayı eline aldı Nallar gibi ‘tak tak’ vurmaya başladı Eşek debeleniyor, çocuklar bağırıyor, gülüyor, naralar atıyorlardı Müthiş bir gürültü Ansızın arkadan bir çocuk:
-Kaymakam Bey! diye bağırdı
Hepimiz sustuk Yüzümüzü avlu kapısına çevirdik; siyah pantolonlu, kırmızı fesli, ekşi suratlı bir adamSağında solunda birer koltuk görevlisi, dimdik öylece duruyordu -Ne oluyor, Hoca Efendi? diye sordu
-
Hoca Efendi fena halde şaşaladı Önüne baktı Değnek elinden düştü Falakayı tutanlar ise bıraktılar Kurtulan, ürkmüş zavallı eşek çifte ata ata, kestane ağaçlarının altına doğru kaçıyor,avazı çıktığı kadar anırıyordu Kaymakam avluya girdi Yavaş yavaş yürüdü Okulun önüne geldi Kaşlarını çatarak hiddetle tekrar sordu:
Hoca Efendi fena halde şaşaladı Önüne baktı Değnek elinden düştü Falakayı tutanlar ise bıraktılar Kurtulan, ürkmüş zavallı eşek çifte ata ata, kestane ağaçlarının altına doğru kaçıyor,avazı çıktığı kadar anırıyordu Kaymakam avluya girdi Yavaş yavaş yürüdü Okulun önüne geldi Kaşlarını çatarak hiddetle tekrar sordu:
- Ne yapıyordunuz?
- Şey efendim

Hoca Efendi kekeliyordu
- Ne?
- Şart etmiştim
- Ne demek?
- Hapşıran için
- Ne hapşıranı?
- Eşek hapşırdı
- Eşek mi hapşırdı?
- !
- !!!
-Çocuklar, hem hapşırıyor, hem gülüyordu Kaymakam, ağır başlılığına dokunan bu arsızlığa hiddetlendi Isıracak gibi dişlerini göstererek:
-Defolun bakıyım oradan, terbiyesizler! dedi
Biz korktuğumuz için, hemen sustuk

Sonra şaşkın,perişan halde yere bakan Hoca Efendiye döndü:
-Benimle beraber geliniz
-Kaymakam önde, koltuk görevlileriyle Hoca Efendi arkada, çıkıp gittiler
Bu olup bitenlerden sonra, okulda ne falaka gördük, nede Hoca Efendiyi!
Şimdi kimi hapşırırken görsem,küçükken yaptığım bu tuhaf muzipliği hatırlarım Gülümserim Kalbimde belirsiz tuhaf bir acı sızlar Benim yaptıklarımdan dolayı hocalıktan kovulan, ihtimal aç kalan bu ak sakallı,fakır ihtiyarın zavallı hayali karşıma dikilir Aradan zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha da büyüyen bir vicdan azabı duyarım
Fakat
Fakat, bunun gibi, hayattaki her gülünç şeyin altında görünmez bir acı gerçek yok mudur?
__________________
İmZaaaZZzzzaaaa:):):)):)
_ѕєηєм_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Tags
falakaÖmer, seyfettin, özet

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Pembe İncili Kaftan-Ömer Seyfettin ÖZet _ѕєηєм_ Kitap Özetleri 0 11-26-2008 12:21
Ömer Seyfettin - Kaşağı Yaso Türk Dili ve Edebiyat 0 03-29-2008 21:24
Ömer Seyfettin - Külah Yaso Türk Dili ve Edebiyat 0 03-29-2008 21:24
Ömer Seyfettin - Bomba LeGoLaS Kitap Özetleri 0 03-10-2008 18:18
Kaşağı=Ömer Seyfettin нüzüη Kitap Özetleri 0 01-28-2008 09:55


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:10 .


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2015, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627