Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > Kültür - Sanat - Biyografi > Düşünce Grubu > Köşe Yazıları

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Laiklik polemiği samimiyetsizlik ifadesidir

Köşe Yazıları


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-10-2009, 16:30   #1
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 33
Mesajlar: 21.060
Teşekkürleri: 4
7 mesajına 7 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Laiklik polemiği samimiyetsizlik ifadesidir

Laiklik polemiği samimiyetsizlik ifadesidir
İlginç bir ülke Türkiye.

Türkiye'de elden gitmesi özellikle elit bürokrasi için tedirginlik oluşturacak kavramlardan biri laikliktir. Onlar menfaatleri bozulmaya yüz tutunca ya da halka bir ayar verilmesi gerekiyorsa, 'laiklik elden gidiyor' söylemlerini ayyuka çıkarır ve tabir caizse, laiklik çığırtkanlığının yapılmasına zemin hazırlarlar. Türkiye'nin laik olduğunu ve laik kalacağını söylerler.

İlginçlik de tam burada başlıyor. Laiklik, bir defa kendi kültürümüze ait bir kavram değil. Kıta Avrupasında ortaya çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1931 yılındaki kurultayında 6 ilkeden biri olarak benimsendi ve CHP'nin diğer ilkeleriyle birlikte 1937 yılında anayasaya dahil edildi. Hem de anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez olan ilk üç maddesi arasında yerini alarak. Tek parti iktidarı, kendi anlayışının bekası için, bunu Anayasada belirleyici kılma yolunu seçti.

Anayasa, bir ülkenin sistemidir. Siyaset, hukuk, politika, kurumların ihdas ve işleyişi başta olmak üzere, ülke sistemini oluşturabilecek, sistem ve kurumlara ruh katabilecek her şey anayasada anlamını bulmak durumundadır. Anayasal çerçeveler, özgürlükçülüğü, esnekliği ve sürekli gelişime açık olmasıyla devletin ve milletin gelişim, değişim ve dönüşüm kabiliyetlerini de şekillendirecek bir özellik arzederler.

Laiklik, anayasada yer almasına rağmen, tanımı yapılmış net bir kavram değil ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sistemi anlamına gelen anayasasında, tanımlanmamış, net olmayan bir alan oluşturuyor. Üstelik bu tartışılmaya müsait, tanımlamış olmayan alan, aynı zamanda Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi dahi teklif edilemez, maddeleri içerisinde. Anayasayı bu haliyle şekillendiren anlayış, belli ki, kendi iradesini halkın iradesinin üstünde tutuyor. Ve aynı zamanda, hem millet iradesinin kısıtlarını ortaya koyuyor hem de tanımlanmamış ve net olmayan alanlardan faydalanarak kendi iradesini tehlikeye sokabilecek dönemlerde, askeri ve sivil bürokrasinin devreye girmesine imkan tanımaya çalışıyor. Belirsizliklerde güçlü olan, kendi yorumunu muteber kabul eder nedense. Kurt puslu havayı sever.

Esasında kavramlar, nettir ve net olmak zorundadırlar. Herkes aynı kavramı, aynı şekilde anladığı için kavramlar anlamını bulur. İzafi ve görece olmazlar. Aksi takdirde hiçbir ilmi disiplin meydana gelemez.

Laiklik bizde terim anlamıyla mevcut değil. Çünkü laiklik, Ortaçağ Avrupasında kilisenin toplumsal bütün yapıları kendi doğrularıyla dizayn ederek halkın yanısıra sosyal ve siyasal kurumlar üzerindeki etkinliğini artırmasına bir tepki olarak ortaya çıktı. Kilise, İncil'in öğretileriyle de bilimsel gerçeklikler ile de çelişen, kendisine çıkar sağlamaya dönük kutsal bir yapı oluşturarak bunu toplumun bütün katmanlarına dayattı. Bu yapıya göre, her şeyin temelinde kilise/tanrı vardı. Ve tanrı kilise öğretileriyle uygun hareket edenler için cenneti, diğerleri için cehennemi yaratmıştı. Ayrıca Kilise kendi sistemine karşı çıkan şahısları, mahkemelerde yargılama, dinden çıkarma, yöneticiler için de enterdi ilan etme hakkına sahipti. Ve çıkarlarını koruma noktasında bunu bir koz olarak kullanmaktan kaçınmıyordu. Zaten sonuç olarak da toplumun gittikçe fakirleşmesine, kilisenin de giderek zenginleşmesine zemin hazırlayan böyle bir ortam oluşturan kilise, bu gücünü halkın zihinlerine empoze etmeyi başardığı 'kilise ancak doğruyu söyler' anlayışının yerleşmesiyle derinleştirdi. Halkın doğru ve yanlışlarını kendi çıkarları doğrultusunda belirleyen kilise aynı zamanda halkın, kendisinin oluşturduğu manevi hegemonyaya karşı çıkabilecek bir zihin yapısına ulaşmasını da engellemiş oluyordu.

Hatta kendi halkının artık sömürülebilecek tarafı kalmayınca, bu sefer onların hayatı üzerinden politikalar yürüterek, ihtişamlı ve zengin olan İslam dünyasının servetine göz diktiler. Kudüs'ü bahane göstererek, yüzbinlerce Avrupalı Hristiyanın dini duygularını harekete geçirip, Haçlı seferleri sırasında ölmelerine neden oldular.

Ancak hem Haçlı seferleri, hem de Avrupalıların Endülüs Medreselerinden öğrendiklerini kendi ülkelerine öğretmeye başlamaları sonucunda, bir yandan Avrupa'da okur yazar sayısı arttı, bir yandan da İncil yerli dillere çevrildi. Bilinçlenen Avrupalılar, kilisenin kendileri için oluşturduğu sahte dünyanın farkına vardılar. Halkın dini duygularını kullanarak, bir afyon gibi beyinlerini uyuşturduğunu gördüler. Kötü bir aldanmaydı bu. Cehaletten kaynaklanan bir akıl tutulmasıydı esasında.

Bu sosyal, siyasal ve kültürel sürecin ardından Avrupa'da kiliseye karşı mücadele veren ve kilisenin örneğin siyasete müdahale etmesini engelleyen aydınlanma çağı düşünürleri bu durumu, 'din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması' şeklinde formüle ettiler. Onlar dinin yani kilisenin devlet işlerine, siyasete, eğitime karışmasını istemiyorlardı. Bizdeki Batıcı zihniyete sahip aydınlar ise, muhtevasından bağımsız olarak bu laiklik formülünü savunmaya başladılar. Oysa bizde yukarıda anlatılan şekliyle, laikliğin kullanılmasını sağlayacak bir geçmiş yoktu. Batıcı aydınlarımız bu gerçeği gözardı ederek, Hristiyanlık ve kilise bağlamında kullanılan 'din' kavramını, kendi toplumumuz içerisinde İslam'a tekabül edecek şekilde kullanmaya başladılar. Dışarıdan aldıkları kabuğu korudular ve fakat muhtevayı tamamiyle farklılaştırdılar. Yani 'din' kavramının içinden Hristiyanlığı alıp boşluğu İslam ile doldurdular.

Avrupa'da laikliğin oluşmasını sağlayan süreç, Kıta Avrupası dışında hiçbir yerde yaşanmadı. Hele İslam toplumunun böyle bir geçmişi hiç olmadı. Dolayısıyla Kilise ve Avrupalı toplumlar arasında meydana gelen mücadele akabinde ortaya konulan bir kavramın, evrensel nitelikleri haizmiş gibi tüm dünyaya sunulması hiç de doğru değil. Eğer Batılılar hala, kendi yaşadıkları süreçleri tüm toplumların da mutlaka ve bir şekilde yaşamaları gerektiğine inanıyorlarsa bu başka. Kaldı ki, laikliğin bu şekilde kullanılıyor olması, batı anlayışının global bir kültür oluşturma noktasında etkili bir mesafe aldığının da kanıtı olarak düşünülebilir.

Ancak bizde laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması şekliyle uygulanmadı. 'Din hiçbir şekilde devlet işlerine karışmamalı; devlet de dine karşı lakayd kalmamalı bilakis dine müdahale etmeli' şekliyle uygulandı. Uygulama başlangıçta böyleydi ve inancının gereğini yerine getirmek isteyen müslümanlar baskı altındaydı. Laiklik gerekçe gösterilerek halkın dini vecibeleri yerine getirmesi engelleniyordu.

Tam bir karmaşa hali. Bulanık ya da puslu bir durum. Halkın dini vecibelerini yerine getirmesinden rahatsızlık duyanlar, bunu 'laiklik' ile bağlantılı olarak dile getiriyorlar. Dini vecibelerini yerine getirmek noktasında ısrarcı olan halk da, bu ısrarını 'laiklik' bağlamında dillendiriyor. Biri başörtüsüyle okula gitmeyi 'laiklik elden gidiyor!' şeklinde değerlendirirken, ötekisi laikliğin kendisine böyle bir hak tanıması gerektiğini vurguluyor. 'Laikliğin tehlikede olduğu söylendiğinde, dini vecibelerini yerine getirme kaygısı içinde olanlar, kendilerine yönelik bir kısıtlama yapılacağını anlıyor. Onlar, din ve vicdan özgürlüğü söylemlerini dile getirirken de diğerleri, laikliğin elden gideceği zehabına kapılıyor.

Millet, laikliği, din devlete, devlet dine karışmasın, diye yorumluyor, çünkü işine öyle geliyor. Laikliği, dini baskı altında tutmak olarak yorumlayan kesiminde işine böyle yorumlamak geliyor. Çünkü anayasada geçmesine rağmen, kavram tanımlanmış değil. Bu bakımdan laikliği bir polemik unsuru olarak korumaya devam eden anlayışın kesinlikle iyi niyetten yoksun olduğunu söylemek haksızlık yapmak olmayacaktır.

Ama bir de, iyi niyetten yoksun olan çığırtkanların etkilemeye çalıştığı bir kesim var. Onların zaviyesinden bakıldığında işin özünde, bir güvensizliğin olduğunu anlamak hiç de zor değil. Onlar dini vecibelerini yerine getirenlerin bir gün kendileri için de bu vecibeleri dayatacakları endişesine sahipler. Bu endişe onları huzursuz ediyor. Dolayısıyla endişelerini bastırabilmeleri için, dini vecibelerini yerine getirenlerin baskı altında tutulmalarına destek verebiliyorlar. Bu duruma önemli ölçüde, propagandalara maruz kalmaları ve daha da önemlisi yaşadıkları toplumda yaygın olan din hakkında temel bilgilerden mahrum olmaları etkili oluyor. Yani cehaletin yoğun olduğu alana yönelik yoğun bir propaganda yapılıyor.

Oysa İslam dini, zorlamayı kabul etmeyen bir dindir. Ve bunu bir hüküm olarak ortaya koymuştur. Çünkü Allah'ın kimsenin inanmasına ve ibadetine ihtiyacı yoktur. Buna ihtiyacı olanlar, ateşe güç yetiremeyen insanlardır.

www.edipbeki.com
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla Hızlı Cevap
Cevapla

Bookmarks

Tags
ifadesidir, laiklik, polemigi, polemii, samimiyetsizlik

Hızlı Cevap
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın

Mesajınız:
Seçenekler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kaybedersem giderim polemiği Yaso Yurttan Haberler 1 11-24-2008 17:09
RTÜK'te Ukraynalı kadın polemiği Haberci Siyaset Meydanı 0 10-16-2008 15:40
Pazarlık polemiği PHoeNiX Siyaset Meydanı 0 02-27-2008 03:10
Şimdi de 'Osmanlı' polemiği PHoeNiX Siyaset Meydanı 0 02-17-2008 02:44
Çarşaf polemiği PHoeNiX Siyaset Meydanı 0 02-12-2008 17:00


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:18 .


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2016, Jelsoft Enterprises Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628