Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-26-2010, 14:53   #1
فاروكي
Moderator
 
فاروكي - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2010
Mesajlar: 179
Tecrübe Puanı: 1000
فاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud ofفاروكي has much to be proud of
Standart Kur’an Soruyor

Kur’an Soruyor
Kur'an'da insana yönelik sorular var. Kur'an Rabbin kelamı.
Öyleyse sorular, Halık'tan insana yönelen sorular.
İnsan, kendisine herhangi bir varlık tarafından sorulan sorular karşısında duyarsız kalamaz. Bir çocuk soru sorsa, anne – baba soru sorsa, öğretmen soru sorsa, devlet soru sorsa... Kimine zorunlu olarak, kimine gönüllü olarak cevap verir insan. Cevap vermediği zaman, içinde bir ukde kalır.
-Nereye gidiyorsunuz?
-Neden böyle düşünüyorsunuz?
-Neden üzülüyorsunuz?
-Bu işin içinden nasıl çıkacaksınız?
-Kimin peşine düştüğünüzün farkında mısınız?
-Bu cinayeti neden işlediniz?
-Yediğiniz yemeğin içinde zehir olduğunu biliyor musunuz?
-Yürüdüğünüz yolun uçurumda son bulacağını bilmiyor musunuz?
-Zorlu bir yolculuğa çıkacaksınız. Yol için bir şeyler hazırladınız mı?
Hayatı boyunca böyle binlerce soru sorulur insana... İnsan ister istemez kafa yorar, cevap arar... Çünkü işin içinde kendi hayatı vardır.
Allah'tan gelen sorulara gelince, belki de insan için en hayati sorular bunlardır.
Çünkü soruyu Yaratan sormuş, yarattığı varlığın ser -encamına ilişkin en doğru istikameti kazandırmak için sormuştur.
Yaratan'ın yaratma fiili abes olmadığı gibi, sorusu da abes olmaz.
Kitabı boşuna gönderilmiş değildir. O kitaptaki tek harf, hatta tek hareke bile boşuna değildir.
İnsan hayatı dünyadan ukbaya doğru akmaktadır.
Soruların tamamı insan hayatı ile ilgilidir.
Öyleyse, dünya hayatı ile ilgili soruların cevabı bir gün mutlaka istenecektir.
Soru yaşamaya ilişkinse, cevap, yaşanıp yaşanmadığı ile ilişkili olacaktır. Soruyu sorana “Evet yaşadım”, ya da “Hayır yaşamadım” tarzında cevap verilecektir.
Soru düşünmeye ilişkinse, soru inanmaya ilişkinse, soru sevmeye ilişkinse, soru bir yanlış davranışı neden yaptığına ilişkinse...
İnsan, her bir soru için anlamlı, inandırıcı cevaplar geliştirmiş olmalıdır.
Bir dünyaya gidiliyor ki, dil konuşmasa bile eller, ayaklar, deriler cevap verecek.
Cevabı hazırlamak için öncelikle soruya muhatap olmak gerekiyor.
-Bu soru başkasına değil, bana soruluyor! Ya da başkası ile birlikte bana soruluyor.
Sonra soruyu kavramak, özümsemek ve hangi nitelikte cevap isteniyorsa o cevabı bulmak gerekiyor.
Kur'an, mesela, “Rabbinizin hangi nimetini yalanlarsınız?” diye soruyorsa, hem defalarca soruyorsa, durup düşünmek lâzım.
Bir ayette nimetler söz konusu edilerek “Saymak isteseniz sayamazsınız” deniyor. Demek ki sayıya gelmeyen bir nimetler yekunu var. Acaba bunlar içinde görmediğimiz, unuttuğumuz hatta yalanladığımız nimet var mı?
Belki de hemen, bir “nimet sayımı”na gitmemiz icap edecek. Nefesi tut, bir nimeti keşfet. Bir parmağını bağla, bir başka nimeti keşfet, tek ayakla yürü, bir başka nimet... Çiçekleri kaldır, gözlerini yum, kulaklarını kapa...
“Gökten suyu kim indirirdi O olmasa... Yerden bitkiyi kim bitirirdi? Size ateşi kim verdi?
“Görmedin mi? Görmedin mi? Görmedin mi?”
Yaratıcı defalarca bu soruyu soruyor.
Demek görmüyor insan.
-Gördüm Ya Rabbi, görüyorum ya Rabbi. diyebilmektir cevap.
-Gök nasıl yükseltildi biliyorum ya Rabbi, dağlar nasıl çakıldı yer yüzüne, yer yüzü nasıl döşek haline getirildi, biliyorum. Sen varsın hepsinin ibdasında, inşasında...
Kur'an, yani Halik-ı zülcelal soruyor:
-Kim var, Allah'a karşı size yardım edecek?
Demek insandan böyle tavırlar müşahede ediliyor. İnsan, sanki Allah'a karşı sığınaklar arıyor, yardımcılar bulmak istiyor... Herkesin yaratanı O, kim olabilir insanı Halık'tan daha çok sevecek, ona daha çok ikram edecek, ya da O'nun gazabı söz konusu ise, kim engelleyecek bunu? Her varlığı O yaratmadı mı?
İnsan, şayet davranışlarında böyle arayışlar varsa, ebedi âlemde onun hesabını vermeyi düşünecek, çünkü bu sorular cevabı verilmek üzere soruluyor.
İsterseniz en başa dönün. Halik-ı zülcelal en baştan bir düşünce dünyası inşa edebilmemiz için soruyor:
-Sizi boş yere, oyun eğlence olsun diye mi yarattık? Başıboş bırakılacağınızı ve hesaba çekilmeyeceğinizi mi sandınız?
İşte sorular nizamının omurgası... Soru sorulmuş, cevabı da içinde:
-Sizi boş yere, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık, bir. Mutlaka hesaba çekileceksiniz, iki.
Soru soruluyor ki, insanoğlu onun üzerinde düşünsün, hayatın mebdeini - meadını idrak etsin.
-Neden az şükredersiniz?
-Şükretmez misiniz?
-Akl etmez misiniz?
-Neden düşünmüyorsunuz?
Defalarca soruluyor bu sorular Kur'an'da...
Şükür isteniyor, akl etmemiz isteniyor, fikr etmemiz isteniyor... Görmemiz isteniyor.
-Namaz kılan bir kula mani olanı gördün mü? Yalan söyleyen, yüz çeviren adamı...
O da gündeminde olsun, demek bu... Karakteri düşük bir adam o, onu bil, demek.
Yaratıcı soruyor:
-Size Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır demedim mi, ve bana kulluk edin, doğru yol budur demedim mi?
Bu sorunun bizden beklediği cevap nedir? Yarın nasıl bir hayat dosyası götürürsek Halik-ı zülcelale, bizim, sorunun cevabını en doğru şekilde verdiğimize hükmedecek acaba?
Yaratıcı soruyor:
-Ey iman edenler! Yapmadığınızı neden söylersiniz?
Bu soru inananlara soruluyor. Başkalarına söylediği halde kendisi yapmamak gibi bir illet söz konusu demek ki inananlar için...
Nasıl verilir bu sorunun cevabı?
Bir iki yüzlülük sorgulaması bu.
Aslında en zoru, bu sorunun bize bu dünyadan göçtükten sonra sorulması hali. Çünkü geri dönüş yok, telafisi yok.
Anadolu'da terennüm edilen bir ilahi vardır:
“Derse Mevlam ben ne cevap vereyim?
Aslında ebedi hayatın başlangıcı, bir hayat sorgulaması halinde geçecek.
Binlerce soru konacak insanın önüne?
Kur'an'ın sorularını anlamak ve üzerimize almak, “Bu soru bana soruluyor, bunun cevabını hazırlamalıyım” demek, ebedi hayatın sorularına hazırlanmak anlamına geliyor.
Yaratıcı soruyor:
-Nereye gidiyorsunuz?
Allah'ın yolundan başka nereye gidilebilir? Şeytan'ın adımlarına uymanın getireceği felaketi düşünün, demek bu.
“Nereye gidiyorsunuz?” sorusunu duyan insanın, şöyle bir durup, istikametini yeniden tayin etmesi ve “O'na doğru koşması” gerekiyor.
Kur'an sorularla bizi, doğru bir imana götürmek ister. Zihinlerimizi sora sora arındırır, olmazları sora sora gösterir? “Olmazlar” Kur'an dilinde adeta “Buna nasıl inanırsınız?” şeklinde bir soru olarak çıkar karşımıza.
İnanılması gerekenler “Dünyanızda bunlar bunlar var, buna nasıl inanmazsınız?” şeklinde bir soru kalıbına dönüşür.
Yanlış tapınmalar, “Bu da tapılacak şey mi? Kendi kendilerini bir sinekten bile koruyamayan şeylere tapınılır mı?” sorusu ile çıkar önümüze...
Kur'an kendi içinde, insan muhakemesini adeta soru yağmuruna tutar, ta ki gerçek iyice özümsensin...
Kur'an sorularıyla insanın saplantılarını silkeler, cevapları ile gönülleri durultur.
Yeter ki Kur'an'a kulak verilsin.
Hayatta Kur'an'ın soru ve cevapları ne kadar erken kavranırsa, o kadar müstekıym bir hayat inşa edilir.
Hiç şüphe etmemek gerekir ki, Halik-ı zülcelal, bir gün sorgu meydanına çağıracak insanoğlunu... Cevap kağıtlarından emin olarak varmak gerekiyor o meydana... Çünkü ikmali – bütünlemesi yok hayat sınavının...

Yazar: Ahmet TAŞGETİREN
__________________
فاروكي isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
OĞUZ ATAY 12 Ekim 1934’te Kastamonu İnebolu’da doğdu. 13 Aralık 1977’de İstanbul’da Korax Şairler - Yazarlar 0 08-05-2009 15:09
OKTAY RİFAT 10 Haziran 1914’te Trabzon’da doğdu. 18 Nisan 1988’de İstanbul’da yaşamı Korax Şairler - Yazarlar 0 08-05-2009 15:09
İzmir’in İşgalinden sonra Uşak’ta Kuva-yı Milliye’nin Oluşumu Korax TaRiH 0 11-11-2008 19:52


Şu Anki Saat: 22:46


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows