Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-06-2010, 09:14   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kadının Namaz Kılma şekli Ile Erkeğin Namaz Kılma şekli Farklı Mıdır?

Kadının Namaz Kılma şekli Ile Erkeğin Namaz Kılma şekli Farklı Mıdır? Niçin KADININ NAMAZ KILMA ŞEKLİ İLE ERKEĞİN NAMAZ KILMA ŞEKLİ FARKLI MIDIR? NİÇİN ?

Kadının namazı ile erkeğin namazı, harici hükümler bakımından farklıdır. Bu hükümlerden bazıları: cemaat, ezan, ikame, setru’l avret ve saf bunlardan bazılarıdır.

Bu hükümler de iki namaz arasında bazı farklılıklar olduğu doğrudur. Fakat namazın şekli konusunda alimler arasında iki görüş bulunmaktadır:

Birinci görüş: Bu görüş dört mezhep imamlarının görüşüdür, o da: “kadının namazının erkeğin namazından farklı olması müstehaptır. “ görüşü.

Kur'an ve Sünnette kadınların tesettürüne özel bir önem atfettiği hepimizin malumudur. Namazda kadınların bazı hareketlerinin erkeklerden (kısmî olarak) farklılık göstermesinin temel sebebi de budur. Zira namaz dışında mütesettir (tesettürlü, örtülü) olması hassasiyetle istenen kadının, Rabbinin huzurunda bu noktaya daha fazla dikkat göstermesi tabiidir.
Bu sebeple İbn Hibbân, kadının evinin en gizli mekânında kıldığı namazın diğerlerine göre daha sevaplı olduğunu ifade eden hadisi [Ebû Dâvûd, "Salât", 53; İbn Huzeyme, III, 94-6] naklettiği babın başlığını aynen şöyle koymuştur: "Kadının Namazı Ne Kadar Gizli/Örtülü Olursa, Ecrinin de O Kadar Büyük Olacağının Beyanı." [ İbn Hibbân, el-İhsân, V, 595]
Ve yine bu sebeple İbn Abbâs (r.a)'a kadının namazının nasıl olması gerektiği sorulduğunda, "Derli toplu ve gizli" cevabını vermiştir.[ İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, I, 302]
Bilindiği gibi namazın rükünlerinde (namaz esnasında mutlaka yerine getirilmesi gereken hususlarda) kadın ile erkek arasında temelde herhangi bir farklılık yoktur. İftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû.. vd. hususların farziyeti erkek için de kadın için de geçerlidir. Farklılık sadece kısmî olarak şeklî bazı noktalarda öne çıkmaktadır.
İftitah tekbiri alırken ellerin nereye kadar kaldırılacağı, kıyamda ellerin bağlanış tarzı ve yeri, rükû ve secde ediş tarzı, teşehhütte oturuş biçimi… böyledir.
Kadınların namaz kılarken erkeklerden farklı olarak hangi noktalara riayet edecekleri, Efendimiz (s.a.v) tarafından tafsilatlı olarak açıklanmış değildir. Bu hususta, Sahabe'den ve sonraki nesillerden gelen uygulama ve fetvalar bulunmaktadır. Belli başlılarını zikredecek olursak:

İftitah tekbiri: Kadınların, namaza başlarken ellerini kulak hizasına kadar değil, sadece omuz veya göğüs hizasına kadar kaldıracağı konusunda Sahabe'den Vâil b. Hucr (r.a) kanalıyla nakledilmiş merfu (Efendimiz (s.a.v)'e dayanan) bir rivayet mevcut ise de [et-Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr, XXII, 19-20] senedindeki Ümm Yahya bt. Abdilcebbâr isimli kadın hakkında el-Heysemî herhangi bir bilgi bulamadığını söylemiştir. [Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid, II, 272; IX, 624] Dolayısıyla bu rivayet zayıftır. Ancak Sahabe'den Ümmü'd-Derdâ (r.anha) ve Tabiun'dan da Atâ, ez-Zührî, Hammâd… gibi isimlerden bu rivayetin delaletini destekleyen uygulama ve fetvalar nakledilmiştir.[ Buhârî, Kurratu'l-Ayneyn, 22; İbn Ebî Şeybe, Musannef, I, 270; el-Aynî, Binâye, II, 197] Zayıf hadisin bu uygulama ve fetvalarla kuvvet bulacağını ve kadınların iftitah tekbirindeki uygulamasının naklî bir temeli bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kıyam: Kadınların, kıyamda dururken ellerini göğüslerinin üstünde bağlayacağı konusunda herhangi bir rivayet bulunmamaktadır. Kaynaklar kadınların erkeklerden farklı olarak ellerini göğüsleri üzerinde bağlayacağını belirtirken yalnızca bunun "tesettüre daha uygun" olacağını söylemekle yetinmektedirler.

Rükû: Bu konuda da Efendimiz (s.a.v)'den nakledilmiş sahih bir rivayet mevcut değildir. Kadınların rükûda kollarını yana açmaksızın –erkeklere göre daha toplu bir şekilde– rükû edeceğini belirten ulema, bunu da "tesettüre uygunluk" ilkesine dayandırmıştır.

Secde: Kadınların secdede nasıl hareket edeceği konusunda Efendimiz (s.a.v)'den nakledilmiş iki rivayet vardır. el-Beyhakî bunların her ikisinin de zayıf olduğunu söylemiştir.
Bu rivayetlerden birinde Efendimiz (s.a.v)'in, kadın namaz kılarken (oturuşta) uyluklarını birbiri üzerine koyması ve secde ettiği zaman karnını uyluğu üzerine koymasını söylediği nakledilmiştir. el-Beyhakî bu rivayeti, senedindeki Ebû Mutî' el-Hakem b. Abdillah el-Belhî sebebiyle taz'if etmiş (zayıf olduğunu söylemiş) tir.
Bu zat, İmam-ı Azam'ın Beş Eseri adıyla dilimize çevrilmiş olan risalelerden el-Fıkhu'l-Ebsat'ın ravisidir. Hadis tenkitçileri, onun hakkında oldukça ağır cerh ifadeleri kullanmıştır.ez-Zehebî onun hakkında şöyle der: "İbnu'l-Mübârek onu, dindarlığı ve ilmi mevkii sebebiyle ta'zim ve tebcil ederdi. (…) Re'y konusunda basiret sahibi, şanı büyük bir allame idi."
Cerh-ta'dil alimlerinin Ebû Mutî' el-Belhî hakkındaki ağır sözlerinde (ki birçoğunun onun hakkında "Cehmî idi", "Mürcii idi" gibi ifadeler kullandığı dikkat çekiyor) itikadî meşrep farklılığının etkisini görmemek mümkün değil… Değil mi ki İmam Ebû Hanîfe ve Hanefî mezhebinin diğer büyük imamları dahi benzeri bir saikle taz'if edilmiştir?

Sonuç olarak söz konusu rivayetin Ebû Mutî' el-Belhî hakkındaki yanlı cerh ifadeleri sebebiyle zayıf sayıldığını söylemek mümkün ise, hadisin bu konuda ihticaca elverişli olduğunu söylemek de mümkündür… el-Beyhakî'nin taz'if ettiği diğer rivayet ise, zayıfı olduğu konusunda Cerh-Ta'dil otoritelerinin ittifak ettiği Atâ b. Aclân isimli ravi kanalıyla gelmiştir. Bu ravinin durumu sebebiyle o rivayetin zikrinden sarf-ı nazar edeceğim…
Kadının secde ediş tarzı hakkında ayrıca aşağıdaki nakilleri görüyoruz:
Hz. Ali (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kadın secde ettiği zaman yere kapansın ve uyluklarını toplasın (vücuduna bitiştirsin)."
İmam Ebû Hanîfe'nin hocasının hocası İbrahim en-Neha'î de (Tabiun'dandır) aynı tarzda hüküm vermiş, "Kadın secde ettiği zaman uyluklarını toplasın ve karnını uylukları üzerine koysun" demiştir. Kendisinden bu konuda yapılan bir diğer nakil de şöyledir: "Kadın secde ettiği zaman karnını uyluklarına yapıştırsın; kalçasını yukarı kaldırmasın ve erkeğin kollarını açıp yayıldığı gibi yayılmasın." Yine Tabiun'dan Mücâhid'in de, erkeğin, secde ederken karnını kadınların yaptığı gibi uylukları üzerine koymasını mekruh gördüğü nakledilmiştir.
Bu konuda Tabiun'dan ve daha sonraki kuşakların imamlarından, bunlara benzer hayli kaviller nakledilmiş ise de bu kadarı maksadı ifadede yeterlidir.
Beyhakî şöyle der: "Kadının namaz ahkâmında erkekten ayrıldığı yerler, kadının tesettüre riayeti ilkesine racidir. Kadın, her durumda kendisi için tesettüre en uygun şeyi yapmakla memur ve mükelleftir…"



Kadın ile erkeğin namazının farklı olması gerekir diyenlerin delillerini zikrettikten sonra , Kadın ile erkeğin namazında fark yoktur diyenlerin bu delillere cevaplarını hemen altına yazacağız:



1- Beyhaki’nin çıkarttığı, Haris’den, O’da Ali’den rivayet ettiğine göre: “Eğer kadın secde ederse, baldırlarını birleştirsin” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Bilindiği gibi Haris el-A’var‘ın hadisleri oldukça zayıftır. Zayıflığı hakkında bilgi almak isteyenler: [El-Kenz: rakam: 165 / 8 / 22400]


2- Yine Beyhaki’nin çıkarttığı bir hadisde: “Ebu Sa’id el-Hudri’den: Nebi (s.a.v) buyurdu ki: “Erkeklerin saflarının en hayırlısı, en başta olanıdır. Kadınların saflarının en hayırlısı, son da olanıdır. Nebi (s.a.v) erkeklere secdedeyken kollarını ayırmayı, kadınlara ise birleştirmeyi emrederdi. Teşehhütte erkeklere sağ ayaklarını dikmeyi ve solu yaymalarını, kadınlara ise bağdaş emrederdi.” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Bu hadis zayıftır. Beyhaki bunun hakkında; zayıftır, bu hadise ihtiyaç duyulmaz demiştir. Zayıf olmasının sebeplerinden bir tanesi hadisde Ata bin Ac’lan’ın bulunmasıdır. Ata hadislerde zayıftır, O’nun dışında bu hadiste başka zayıf ravilerde vardır. Zaten bağdaş kurmayı Nebi (s.a.v) kadınlardan hiç kimseye söylememiştir.


3- Beyhaki’nin çıkarttığı diğer bir hadiste: “Abdullah bin Ömer dedi ki: Rasulullah (s.a.v) buyuruyor ki: “Kadın namazda oturduğunda, bir baldırını diğer baldırının üzerine dayar, secde ettiğinde ise kendisini en iyi şekilde örtecek kadar karnı ile baldırını yapıştırır. Muhakkak ki ALLAH o kadına bakar ve derki: Ey melekler siz şahitsiniz ki ben O’nu bağışladım” [Beyhaki / 222/2]

Karşı cevab : Beyhaki’nin de zikrettiği gibi hadis zayıftır, ona ihtiyaç duyulmaz. Hadiste Ebu Muti’i bulunmaktadır, bilindiği gibi o kezzap (çok yalancı) dır. Alimlerin geneli onun hadislerine tabi olmazlar ve bu hadiste mevzu (uydurma) bir hadistir.


4- Beyhaki’nin çıkarttığı başka bir hadiste: “Yezd bin Ebi Habib den: Nebi (s.a.v) Namaz kılan iki kadının yanına yaklaştı ve onlara dedi ki: “eğer secde ettiğiniz de etinizin bir kısmını yere birleştirin, muhakkak ki kadın burada, erkekle aynı değildir.” [Beyhaki / 223/2]

Karşı cevab : Bu hadis ke oluşu yüzünden zayıftır. Çünkü Salim bin Ğaylan vardır, ki onun hadisleri tıpkı Mizan ve Cevher’ul Naki de olduğu gibi terkedilmiştir.

5- Taberani’nin Vail bin Hucer’den çıkarttığı hadiste: “Nebi (s.a.v) buyurdu ki: “Ey Vail! Eğer namaz kılacak olursan, ellerini kulaklarının hizasına getir, kadınlar ise omuzlarının hizalarına getirirler.” [Silsiletu’d Daife: C11]

Karşı cevab : Bu hadiste zayıftır, çünkü hadiste: Ümmü Yahya bintu AbdulCebbar vardır. O kadın ise, Heysemi’nin [Mucmee: 103 / 2] de belirttiği meçhuledir.


6- Halid el-Leclac dedi ki: “Kadınlar namazda oturduklarında bağdaş kurmakla emrolunmuşlardır. Kadına bir şey olmasından korkulduğu için erkekler gibi kalçalarının üzerlerine oturmamaktadırlar.” [İbni Ebi Şeybe: 270/1]

Karşı cevab : Bu bir hadis değil, bilakis bir alimin sözüdür. O halde bizim için hüccet sayılmaz. Ki rivayetin içinde Muhammed bin İshak vardır. O da bu rivayeti bir anane olarak rivayet etmiştir, çünkü kadının bağdaş kuracağını kimse söylememiştir.


7- Nafi den gelen rivayette: “Safiye (r.a) bağdaş kurarak namaz kılıyordu.”

Karşı cevab : Bu rivayette de zayıflığı üzerinde muhaddisler tarafından ittifak edilmiş Muhammed bin Ac’lan bulunuyor, ayrıca kadının hasta olma ihtimali de bulunmakta.


8- Aynı raviden gelen bir rivayette: “İbn Ömer (r.a) in hanımları bağdaş kurarak namaz kılarlardı, ibn Ömer (r.a) onlara bu şekilde emrederdi” (Musnef: 27,229 /1 ve el-Muğni: 606/1)’

Karşı cevab : Musnef: 27,229 /1 ve el-Muğni: 606/1’de de belirtildiği gibi rivayetin isnadı zayıftır.

Bu görüşü savunanların illetleri; “bu şekilde bir namaz kadını setrediyor. Hicab ve tesettür görevi yapıyor”, bundan ötürü kadının bu şekilde namaz kılmasına “müstehaptır” demişlerdir.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:14   #2
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

İkinci görüş: Bu görüş ; Buhari, ibn Hazm ve Selefin bir çoğu da bu görüş üzerindedir. O da: “Kadın ile erkeğin namazlarında şeklen bir farklılık olmaması” şimdi onunla ilgili delilleri zikredeceğiz.


1- Nebi (s.a.v) emretti: “Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, sizde öylece kılın!” [Üzerinde ittifak edilmiş hadis] erkekler ve kadınlar için genel bir şekilde emretmiştir. Bu hadis kadınları ve erkekleri kapsamaktadır, tabi eğer kadın ile erkeğin namazlarında ayrımlar yapan hadisler varsa bu müstesnadır. Lakin Nebi (s.a.v) den erkeğin namazı ile kadının namazını ayıran sahih rivayetler gelmemiştir.

2- Muhakkak ki Nebi (s.a.v) ; ümmetini hareketlerde hayvanlara benzemekten nehyetmiştir.
Hadisde geldiği gibi : ” Aslan’ın yayılışına, köpeklerin oturuşuna, kargaların gagalayışına, eşeklerin başlarını indirerek yürüyüşüne, develerin çöküşüne benzemekten ümmetini nehyetti.” [Camiu’t Tirmizi: 65/2 (Sahih) , Sunen en-Nesai: 207/2 (Sahih), Mişkatu’l Mesabih C1 (üzerinde ittifak edilmiş hadis), Sahihi İbn Huzeyme] ve bu nehy kadınlar ve erkekler için geneldir, bir erkeğin namazda hayvanlara benzemesi caiz değildir, aynı şekilde bir kadının namazda hayvanlara benzemesi caiz değildi çünkü mü’min bir kadın vakarlıdır, o halde namazının şeklide hayvanların hareketlerinden farklı olmalıdır.

3- Eğer kadının namazı ile erkeğin namazı farklı olsaydı, Nebi (s.a.v) ümmetine genel bir şekilde haber verirdi, tıpkı en ince meselelerde bizlere her şeyi detayıyla öğrettiği gibi. Çünkü namaz önemli bir ibadettir, günde 5 kere eda edilir, bu önemine rağmen namazların farklı bulunacağına dair sahih bir rivayet bulunmamaktadır. İşte bu kaide genel olup bir çok meselede bize yarar sağlamaktadır.

4- Sahihi Buhari’de sabittir ki: [Sahihi Buhari: 242 / 2] : “Fakihe (Fıkıh Alimesi) olan Ümmü Derda (r.a) namazında otururken erkeğin oturduğu gibi otururdu.” Aynı rivayeti İbni Ebi Şeybe çıkartmıştır. [İbni Ebi Şeybe: 270 /1 ] bilindiği gibi Ümmü Derda büyük sahabiyelerdendir. Buhari’de kadın ve erkeğin namazlarında bir fark olmadığını işaret etmiştir, aynı şekilde Fethu’l Bari de olduğu gibi.

5- İbrahim Nahi’i dedi ki:“Kadın namazda, erkeğin oturduğu gibi oturur.” [İbni Ebi Şeybe Sahih bir senetle çıkartmıştır:270/1]

6- Katada (r.h) dedi ki: “Kadın namazda kolayına geldiği gibi oturur

7- Ata (r.h) dedi ki: “Kadın dilediği gibi namaz kılar

İbn Hazm (r.h) diyor ki: Doğru olan rüku; rüku ettiğinde başını dikmemesi, ve belini meylettirmemesi, orta yolu tutmasıdır. Secde de ise belini köprü gibi kılması, ve kollarını da sonuna kadar açmasıdır. Kadın ve erkek tüm bunlarda aynıdır, aralarında bir farklılık bulunmaz.” [Muhalla: 37/3]
İbn Hazm’ın sözünden anlaşılana göre, Setru’l Avret sebebi ile kadının erkekten farklı bir şekilde namaz kılması doğru değildir.

Beni nasıl namaz kılıyor görüyorsanız, sizde öylece kılın” hadisi geneldir. Bu görüş aynı şekilde İbrahim el-Nahi’i nin de görüşüdür.” [Sıfatu’s Salat: Sayfa: 145]

Kadının secdede iken toplanmalıdır, muhakkak ki kadın orada erkek ile aynı değildir” hadisi mürsel hadistir.
Hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemez. Ayrıca Ebu Davud Mürsel Hadisler kitabında bu hadisi zikretmiştir. [El-Merasiyl: 87 / 117]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:14   #3
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

NAMAZLA İLGİLİ ÖNEMLİ KONULAR



66. Îmamın Cemaatten Daha Yüksek Bir Yerde Durması

597. ...Hemmâm (b. el-Hâris)'in rivayetine göre, Huzeyfe (b. el-Yemân) (r.a.) Medâyin'de bir sedir üzerinde halka imam olmuştu. Ebû Mes'ûd, O'nu gömleğinden tutup çekti (ve oradan indirdi). Namazı kıldıktan sonra, (Ebû Mes'ud ona) "Sahabîlerin böyle yüksek yerde namaz kıldırmaktan nehyedildiklerini bilmiyor muydun?" dedi.
O da "evet biliyorum. (Ama unutmuşum). Sen beni çekince hatırladım." (diye cevap verdi.)
[ Sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 2/443-444.]

Açıklama


Bu mevzuyu açıklarken, merhum Ömer Nasuhî Bilmen Efendi, Büyük İslâm İlmihâli isimli eserinin 146. sahifesinde şöyle diyor:
"İmamın cemaatten en az bir arşın (68 cm) miktarı yüksek veya alçak bir yerde durup namaz kıldırması mekruhtur. Meğer ki kendisiyle beraber cemaatten bir kaç kişi bulunsun.”
Bu hadis-i şerifte geçen kelimesi, bazı nüshalarda mechûl sigasiyle ( ojiî ) şeklinde harekelenmiştir ki, biz de tercememize bunu esas aldık. Bu mevzudaki imamların görüşü için aşağıda gelen 598 no'lu hadis-i şerifin şerhine müracaat edilmelidir.
[Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 2/444]

598. ...Adiyy b. Sabit el-Ensârî, "biri bana dedi ki" diyerek şunları nakletmiştir:
Ammâr b. Yâsir, Medâyin'de iken kamet edildiği zaman, namaz kıldırmak üzere öne geçip yüksekçe bir yere durdu. Halk ise ondan daha aşağı bir seviyede (bulunuyordu). Huzeyfe, hemen ilerleyip onun ellerinden tutup çekti. O da o'na tabî oldu. Nihayet Huzeyfe o'nu (oradan aşağıya) indirdi. Ammâr namazını bitirince Huzeyfe O'na;
Sen Rasûlullah (s.a.)'ın; "Bir kimse bir cemaata imam olduğu zaman cemaatin durduğu yerden daha yüksek bir yerde durmasın" buyurduğunu -veya bu manada bir söz söylediğini- duymadın mı? dedi. Ammâr da;
Elimi tuttuğunda ben de sana zaten bunun için itaat ettim karşılığını verdi.
[Kutub-ü Sitte'den sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 2/444-445]

Açıklama


Her ne kadar bu hadis-i şerifte imamlık edenin Ammâr b. Yâsir olduğu, onu bulunduğu yüksek yerden çekip indirenin de Huzeyfe olduğu kaydedilmekte ise de, bundan evvelki hadis-i şerifte, imamlık yapanın Huzeyfe ve O'nun gömleğinden tutup indirenin de Ebû Mes'ûd olduğu zikredildiği için iki hadis-i şerif arasında bir uyuşmazlık var gibi görünmektedir. Ama gerçekte böyle bir uyuşmazlık yoktur. Çünkü bu iki hadis-i şerifte beyân edilen hadislerin ayrı ayrı zamanlarda adı geçen kişiler arasında meydana gelmiş iki ayrı hâdise olması mümkündür. Ancak bu ikinci hadis-i şerifin râvileri arasında ismi kesinlikle bilinemeyen meçhul bir kimse bulunduğundan, bir evvelki hadis-i şerif daha kuvvetli ve tercihe daha lâyıktır.
Çünkü bir evvelki hadis-i şerifi aynı zamanda İbn Huzeyme, İbn Hibbân ve el-Hâkim' de rivayet etmişlerdir. Ayrıca Hâkim'in rivayetinde hadisinmerfu' olduğuna dair sarahat vardır.
Bu hadis-i şerif imamın cemaatten yüksek bir yerde bulunmasını mutlak surette yasaklamaktadır. Nitekim Hanbelîler bu görüştedir. Bunlara göre mekruh olan yükseklik bir arşın kadar olan yüksekliktir. Daha azı zarar vermez. Bu hadis-i şerifle, Buhârî ve Muslim'in Sehl (r.a.)'den rivayet ettikleri: "Rasûlullah (s.a.) minber üzerinde namaz kıldı. Sonra geri geri gelerek minberden inip secde etti. Cemaatde onunla beraber secdeye vardı. Sonra tekrar yerine döndü. Namazı bitirince bu kıldığım namazı öğrenesiniz ve bana uyasımz diye böyle yaptım" buyurdu. [bk. 1080 numaralı hadis, Buharî, cuma 26; Muslim, mesâcid 45] Mealindeki hadis-i şerifin arasını uzlaştırmak için minber basamağı yüksekliğinin namaza zarar vermeyeceğini söylerler.
Demek ki; Rasûlullah, en alt basamakta bulunuyormuşki, namaz esnasında minberden ameli kesiri gerektirmeden inip çıkmış ve namazına bir zarar gelmemiş.
Hanefîler ise, sadece imamın yüksek bir yerde bulunup da cemaatin aşağıda bulunmasını Ehl-i Kitabın papazlarına ve hahamlarına yüksekçe bir yer ayırarak ibâdetlerini o şekilde edâ etmelerine benzeterek bunun mekruh olduğunu fakat imamın yanında cemaatten bir kişi daha bulunsa bu kerahetin kalkacağını söylerler. [bk. es-Subkî, el-Menhel, IV, 322]

İbn Humâm'ın beyânına göre keraheti gerektiren bu yükseklik hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüşse de tercih edilen görüşe göre, bu yüksekliğin miktarı bir arşındır. Bir arşın, 68 cm. bir uzunluğa tekabül etmektedir.

Şâfiîlere göre de herhangi bir zaruret olmaksızın imamın böyle yüksek bir yerde namaz kıldırması mekruhtur. Ancak öğretmek gibi bir maksatla böyle yüksekçe bir yerde namaz kıldırmak zorunluluğu doğarsa kerahet yoktur.

Mâlikîler de bu görüştedirler. Onlara göre "İmamın yanında cemaatten biri bulunursa bu kerahet kalkar" diye görüş var ise de sarih olan kavle göre yine mekruhtur. Ancak İmamın yüksekte bulunuşu imama bir kibir ve böbürlenme hissi veriyorsa, namazı bâtıl olur. Bir arşından aşağı yüksekliklerin namaza zararı yoktur.

İbn. Dakiki'l-îyd ise öğretmek gayesinin dışında imamın yüksekte bulunmasının kesinlikle mekruh olduğu kanaatindedir.

Şevkânî'nin Neyi'de naklettiğine göre; cemaatin imamdan yüksekte bulunması Hanefilerle Şâfiîlere göre, mekruhsa da Malikîlere ve Hanbelîlere göre mekruh değildir. Ancak Malikîlere göre imama uyanın yüksekte duruşu kibir sebebiyle ise, namazı bâtıldır. [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 2/445-446]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:15   #4
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Namaz Kılanın Önüne Koyması GerekenSutre


685. ...Talha b. Ubeydillah (r.a.)'den; demiştir ki: Peygamber (s.a.v. bana hitaben) şöyle buyurdu:

"Önüne, semerin arka kemerinin boyu kadar bir şey koyunca önünden geçen kimse sana zarar vermez."
[Muslim, salat 241 - 244, 265, 266; Ebu Dâvud, salat 109; Nesâî, kıble 4,7; İbn Mâce, ikâme 36, 48,- Dârimî, salat 128; Ahmed b. Hanbel, I, 121, 162; II, 129; V, 149, 151, 155, 160, 161.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/51-52.]

Açıklama


Hadis-i şerifte geçen kelimesinin anlamı, "semerin arka kısmını teşkil eden tahta veya odun"dur.
Deveye binen kimse bu tahtaya yaslanır. Bu ağacın Hz. Peygamber devrindeki yüksekliğinin miktarı üzerinde ulemâ çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazıları bu yüksekliğin bir arşın olduğunu söylerken, bazıları da arşının üçte ikisine eşit olduğunu söylemişlerdir.
Netice olarak namaz kılan bir kimse bazılarına göre, bir arşın bazılarına göre de bir arşının üçte ikisine eşit yükseklikte her hangi bir nesneyi önüne koyarsa bu kimsenin önünden geçenler, namazına herhangi bir zarar vermezler.
Namaz kılan kimsenin önüne koyduğu bu nesneye sutre denilir.

1. Sutrenin boyu ve eni üzerinde fakihler farklı görüşlere sahihtirler.
Nevevî merhum diyor ki biz (Şâfiîler)e göre» sutrenin inceliği veya kalınlığı söz konusu değildir. Bu mevzuda bizim delilimiz Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edilen şu hadis-i şeriftir:
Rasûl-u Ekrem (s.a.) buyurmuştur ki: "Sutrenin semerin arkasına konan tahta boyunda olması kâfidir. (Eni ise) isterse kıl kadar ince olsun."[476]
Aynı şekilde Sebre b. Ma'bed'den rivayet edilen şu merfu hadis de bizim bu görüşümüzü te'yid etmektedir: "Nebiyyi Ekrem (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Namazınızı hiç değilse bir ok arkasına gizlenerek kılınız."
[ el-Muttekî, Kenzu'l-Ummâl, VII, 352.]

2. Hanbelî âlimleri de aynı görüştedirler.
3. Mâlikîlere göre ise, sutre en azından mızrak kalınlığında ve bir arşın boyunda olmalıdır. Bundan daha kısa olursa, sutre ile ilgili mendub yerine getirilmemiş olur.
4. Hanefîlere göre, sutrenin boyu bir arşın, kalınlığı parmak kadar olmalıdır. [A.A. el-Bennâ, eI-Fethu'r-rabbânî, IV, 128; el-Muttakî, Kenzu'l-Ummâl, VII, 346.]
Sutre dikmekteki hikmet, önünden herhangi bir kimsenin geçmesine engel olmakla birlikte gözün sutrenin gerisine kaymasına mani olarak namazdaki huşu ve hudu'un kaybolmasını önlemektir. Zaten namaz kılan kimseye önünden geçen bir kimsenin verebileceği zarar da huşu'u dağıtarak sevabın azalmasına sebep olmaktır. Zira ileride geleceği gibi, "namaz kılanın önünden geçmedeki günahın büyüklüğünü idrâk eden, kırk yıl bekler de yine geçmez" di.
[el-Menhel, V, 77.]

686. ...Atâ'dan; demiştir ki: "Semerin arka kemerinin boyu bir zira' ve daha yukarısıdır." [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/53.]

Açıklama


Bu görüş aynı zamanda imam Sevrî'nin ve meşhur olan rivâyete göre İmam Ahmed (r.a.)'in görüşüdür. [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/53.]


687. ...İbn Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.) bayram günü namaz kılmağa çıktığı zaman (önüne) bir kargı (dikilmesini) emrederdi. Kargı dikildikten sonra insanlar da arkasında oldukları halde ona doğru namaz kılardı. Seferde de böyle yapardı. Bu yüzden emirler de bunu âdet edindiler. [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/53.]


Açıklama


Hadis-i şerifte geçen "bu yüzden emirler de bunu âdet edindiler” sözü, îbn Mâce'nin rivayetinde yoktur.
Ali b. Mushir bu hadisle ilgili açıklamasında, bu sözün aslında Nâfi'e ait olduğunu ifâde etmiştir.
Bu sözle ifade edilmek istenen şudur:
Rasûl-u Ekrem (s.a.) bayram namazında musallada önüne bir harbe (kargı) dikildiği için müslüman devlet adamları, bayram namazlarında yanlarında harbe taşımayı âdet edinmişlerdir. Harbe kısa mızrak tarzında bir silahtır. [Mutercim Asım Efendi, Kamus Tercemesi, I, 106; Pakalın, M.Z., Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I, 737.]

Rasûl-u Ekrem'in önüne dikilen bu harbenin Peygamber'e nereden ve kimden geldiği söz konusu olmuş ve bu mevzuda çeşitli rivayetler ortaya atılmıştır. Bazılarına göre bu harbeyi Habeş Kralı Necaşî hediye etmiştir. Ömer b. Şeybe'nin Ahbâru'l-Medinc'de rivayet ettiği bir habere göre Necâşî, Resülullah'a bir harbe hediye etmiş, Efendimiz de bunu bir hatıra olarak saklamıştı. İşte sözü geçen harbe bu harbedir.
Bazıları da "Bu harbe, Zubeyr b. el-Avvâm'ın Uhud'da öldürdüğü bir müşrikten kalmıştır. Rasûl-u Ekrem bunu yanında taşır ve namaz kılarken önüne dikerdi" demişlerdir.
Bütün bu rivayetlerin çeşitliliğine bakarak şunu söylemek mümkündür. Necâşî'nin gönderdiği harbe gelmezden önce Efendimiz (s.a.) Uhud Harbinde ele geçen harbeyi sutre olarak kullanmış, Necâşî'nin gönderdiği harbe eline geçtikten sonra sütre olarak onu kullanmıştır. Sutrenin eni ve boyu hakkındaki görüşleri bir önceki hadisin şerhinde açıkladığımızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.
Sutrenin hükmü hakkında Merhum Ahmed Naim Efendi şöyle diyor:
"Aslında duvarsız yerde namaz kılan kimsenin önünden geçilmesinden korkulması halinde, orada namaz kıldığına alâmet olmak üzere bir sutre dikmesinin mendûb olduğunda ittifak vardır. Kimsenin geçmeyeceğinden emin olunan yerde namaz kılan kimse de imam Mâlik ile Şafiî'ye göre -bu mevzudaki hadislerin çokluğundan dolayı- yine sutre dikmekle mükelleftir.
Bununla beraber Atâ, Salim b. Abdullah, Kasım b. Muhammed, Şa'bî, Hasan el-Basrî gibi tâbiûnun ileri gelenlerinin kırda sütresiz namaz kıldıkları rivayet olunuyor. İmamın sutresi cemaat için de geçerlidir.
[Ahmed Naîm, Tecrid Tercemesi, II, 439.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/54]


Bazı Hükümler


1. Namaz için bir sutre kullanmak mendubtur.
2. İnsanın karşılaşacağı tehlikelere karşı koymak için yanında mızrak ve benzeri bir âlet taşıması caizdir. Bu çeşit aletleri taşımanın önemi yolculukta daha da artar.
3. Hizmetçi edinmek caizdir.
[Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/54-55]

688. ...Avn b. Ebî Cuhayfe (r.a.), babası Ebû Cuhayfe'den rivayet ettiğine göre; Nebî (s.a.) onlara Bathâ'da, önünde bir kargı dikilmiş olduğu halde öğle ile ikindi namazlarını ikişer rekat kıldırmıştır. (Namaz esnasında) kargının arkasından kadın da geçti eşek de.
[Buhârî, vudu 40; salat 90, 93; menâkıb 23; Muslim, salat 252; Nesâî, salat 12; Dârimî, salat 124; Ahmed b. Hanbel, IV, 307, 309.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/55]

Açıklama


Ulemânın büyük çoğunluğu namaz kılan kimse ile sutresi arasından geçmenin haram olduğunu söylemişlerdir. Ancak bundan dolayı o kimsenin namazı bozulmaz. Nitekim ileride gelecek olan "Namazı hiç bir şey bozamaz. Bununla beraber elinizden geldiği kadar (önünüzden) geçeni men'etmeye çalışınız. Çünkü o şeytandan başka bir şey değildir" anlamındaki 697 no'lu hadis-i şerif de bu görüşü desteklemektedir. Fakat anılan hadis zayıftır. .
Her ne kadar Muslim'deki; "Önünde deve semerinin arka kaşı boyunda bir sutresi olmayan kimsenin namazını, kadın, eşek bir de kara köpek bozar" [bk. Muslim, salât. 260] hadis-i şerifi bu görüşe ters düşmekte ise de, bu hadisin hükmü; îbn Abbâs'ın rivayet ettiği; "Rasûlullah (s.a.) Mina'da sutresiz olarak namaz kıldırdığı sırada dişi bir merkebe binerek karşıdan geldim. O zaman bulûğ çağına yaklaşmıştım. Saflardan birinin önünden geçtim. Merkebi otlasın diye salıverdim. Ondan sonra safa girdim. Bu yaptığıma kimse ses çıkarmadı" mealindeki 715 numaralı hadis-i şerifle neshedilmiştir.
Çünkü bu hâdise Veda haccında, Rasûl-u Ekrem'in irtihâlinden seksen gün önce olmuştur.
Muslim'in bu hadisinin nesh edildiğini kabul etmesek bile, namazın bozulacağına dâir olan ifâdelerim "Namazdaki huşu'un kaybolacağı" manasına almak ve namaz kılan kimsenin önünden geçmenin haramlığını beyan için söylendiğini kabul etmek yerinde ve isabetli olur. [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/55]

Bazı Hükümler


1. Namaz kılan kimse yolculuk esnasında, kırda, önünden geçilme tehlikesi olmadığı zaman bile önüne sutre koymalıdır.
2. Sutrenin kargı kalınlığında olması yeterlidir.
3. Yolculukta dört rekâtli namazları ikişer rekât kılmak gereklidir.[489]

102. (Sutre İçin) Sopa Bulunamadığı Zaman Çizgi Çizilir


689. ...Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden biriniz namaz kıldığı zaman önüne bir şey koysun, hiç bir şey bulamazsa bir sopa diksin, sopa da yoksa, önüne bir çizgi çizsin, bundan sonra önünden ne geçerse geçsin ona-zarar vermez."
[İbn Mâce, ikâme 36; Ahmed b. Hanbel, II, 249, 255, 266.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/56.]

Açıklama


Bu hadis-i şerife göre namaz kılmak isteyen bir kimse önüne ya ağaç ve duvar gibi bir engel olarak onun arkasına gizlenip, önünden başkalarının geçmesine mâni olmalı veya bunları bulamadığı takdirde önüne bir sopa dikmelidir. Ancak sopanın da bulunmaması halinde kıble tarafına çizeceği bir çizgi ile yetinebilir.
Hadisin zahirine bakılırsa sutrenin yüksek olup olmaması, kalın veya ince olması söz konusu değildir. Nitekim Hâkim'in Sebre İbn Ma'bed'den rivayet ettiği "Namazınızı hiç değilse bir ok arkasında gizlenerek kılınız.” [ el-Muttekî, Kenzu'l-Ummâl, VII, 351] anlamındaki hadis-i şerifle, Ebû Hureyre (r.a.)'in rivayet ettiği; "sutre için deve semerinin arka kayışı boyunda bir yükseklik yeter. Eni isterse kıl kadar olsun" [ el-Muttekî, Kenzu'l-Ummâl, VII, 352] mealindeki hadis-i şerifte sutrenin eninin kalın veya ince olması arasında bir fark gözetilmemiştir. Ancak sutrenin eni ve boyu mealini sunduğumuz Kenzu'l-Ummal hadisi ile ileride mealini sunacağımız 691 numaralı hadis gibi bazı hadis-i şeriflerle tayin ve tesbit edilmiştir.
Biz bu mevzudaki mezheb imamlarının görüşlerini 685 no'lu hadisin izahında açıkladığımızdan burada tekrara lüzum görmüyoruz.
Yine bu hadis-i şerifteki "sopası da yoksa önüne bîr çizgi çizsin" cümlesinden, sopa bulamayan kimsenin önüne çizeceği bir çizgi ile yetinebileceği anlaşılmaktadır. Ancak bu mevzuda da fıkıh âlimleri farklı görüştedirler.
Çizgi çizmeyi caiz görenler de bu çizginin hilâl şeklinde mi yoksa kıbleye doğru önüne veya sağından soluna doğru mu çizileceğinde de ihtilâf etmişlerdir.

1. Çizginin sutre yerini tutacağı görüşünde olan âlimler şunlardır: imam Ahmed, eski görüşüne göre Şafiî, Ebû îshâk eş-Şîrâzî, Ebû Hâmid, Şâfiîlerin çoğunluğu ve bazı Hanefî âlimleri (r.a.).

2. Çizginin sutre yerini tutmayacağı görüşünde olan âlimler de şunlardır:
Mâlikîler, yeni görüşüne göre İmam-ı Şafiî ve Hanefîlerin çoğunluğu (r.a.).
Çizginin sutre yerini tutmayacağını savunan bu ikinci gruptaki âlimlere göre mevzumuzu teşkil eden Ebû Dâvûd hadisi muzdaribtir. Yani zayıftır. Nitekim Ibn Uyeyne, Begavî, Şafiî gibi daha başka âlimler de bu hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Çizginin yeterli olmadığına, diğer bir sebeb olarak da çizginin sütrenin gayesini gerçekleştirememesim" gösterirler ve "sutreden gaye orada namaz kılınmakta olduğunu başkalarına bildirmektir. Çizgi ise, orada namaz kılındığım gösterecek bir alâmet olmaktan uzaktır" derler.
Sopa bulunmadığı zaman ne yapılacağı konusunda birinci görüşe sahib olan kimselerin düşüncelerine tercüman olarak imam Nevevî şunları söylemektedir:
"Gerçekte tercihe lâyık olan görüş şudur ki; sutre yerine çizgi çizmek müstehabdır. Sutre olarak kullanmak için sopa bulunamadığı zaman kıble cihetine bir çizgi çizilmesini emreden bu hadisin zayıflığı kabul edilse bile, amellerin faziletiyle ilgili mevzularda zayıf hadisle amel edilebileceğine dâir âlimler arasında tam bir görüş birliği vardır."
[Kenzu'l-Ummâl, VII, 352]

Bazı Hükümler


1. Kırda namaz kılanın sütre edinmesine teşvik vardır.
2. Sutre için belli bir nesne tayın edilmiş değildir. Sutre özelliğini taşıyan her şey sutre olarak kullanılabilir.
3. Sutre için hadis-i şerifte belirtilen sırayı takibetmek gerekir. Önce duvar, ağaç ve benzeri tabii sutreler tercih edilir. Bunlardan biri bulunanmazsa o zaman sütre olarak baston dikilir. Baston da bulunamazsa, o zaman kıbleye doğru uzanan bir çizgi veya soldan sağa doğru mihrab gibi kavisli bir çizgi çizilir.

690. ...Bize Muhammed b. Yahya b. Fâris haber vermiştir.(Demiştir ki Bize Ali, yani İbn el-Medînî Sufyan'dan, (o da) İsmail b. Umeyye'den, (o da) Ebû Muhammed b. Amr b. Hureys'den, (o da) Benî Uzre'den bir kimse olan dedesinden o da Ebû Hureyre'den, (o da) Ebu'l-Kasım (s.a.)'dan rivayet etti. (Ali Medinî) dedi ki; (bir önceki sopa bulunmadığı zaman çizgi çizilmesini ifade eden) çizgi hadisini (sufyan b. Uyeyne) rivayet etti.
Sufyan (şöyle) dedi: "(Ancak) bu hadisi takviye edecek bir şey bulamadık. Bize şu senedden başka (herhangi bir senedde) ulaşmadı." (Ali b. el-Medînî) dedi ki: ((Ben Sufyan'a; "Muhaddisler onda (yani Muhammed b. Amr'm İsminde) ihtilâf içindedirler" dedim de, bir süre düşündükten sonra şöyle dedi: "Ben (onun ismini) ancak Muhammed b. Amr (diye) hatırlıyorum."
Sufyan dedi ki: "Buraya İsmail b. Umeyye vefat ettikten sonra-bir adam çıkageldi. Bu adam Ebû Muhammed (adındaki) şeyhi arıyordu. Nihayet onu buldu ve ondan bu hadisi (rivayet etmesini) istedi. (Fakat Ebû Muhammed) hadisi karıştırdı.
Ebû Dâvûd dedi ki; ben bir çok defalar Ahmed b. Hanbel'e (bu) çizginin şeklinden sorulduğunu ve onun da; "enine hilâl gibi (kavisli)" diye cevab verdiğini işittim. (Yine) Ebû Dâvûd, Musedded'den; "İbn Davud'un (bu) çizgi uzunlamasına (çizilir) dediğininakletmiştir. [Yine dedi ki: defalarca bu çizginin vasıflarını Ahmed b. HanbeVden duydum. Dedi ki: "Şöylece yani enlemesine hilâl gibi kavistir.]
[Sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/58-59]

Açıklama


Râvi Sufyan b. Uyeyne'nin "Bu hadisi takviye edecek, elimizdeki şu senedden başka bir sened bulamadık." anlamındaki sözleri bu hadisin zayıf olduğunu ifâde etmektedir.
İsminin ihtilaflı olduğu söylenen kimse, İsmail b. Umeyye veya Ebû Muhammed b. Amr'dir. Bazılarına göre ise, Amr b. Muhammed b. Hureys'dir.
Çizginin şekliyle ilgili ifâdelere bakarak fıkıh âlimleri çizginin hilâl şeklinde mi, kıbleye doğru öne mi, yoksa sağdan sola doğru mu çizileceğinde ihtilâf etmişlerdir. Çünkü, rivayetlerin birinde bu çizginin hilâl gibi kavisli ve soldan sağa doğru olabileceği ifade edilirken, diğerinde kıbleye doğru uzanacağı ifade edilmektedir.


691. ...Sufyân b. Uyeyne demiştir ki: "Ben Şerîk'î cenaze (için geldiğimiz bir toplumda) bize ikindi namazı kıldırırken gördüm, başlığım (vakti) giren farz namazda, önüne (sutre olarak) koymuştu."
[Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/59-60]

Açıklama


Bu başlığın yüksekliğinin 685. hadis-i şerifte açıklandığı gibi deve semerinin arka kemeri kadar olduğu söylenebilir. Çünkü hadis-i şerifler bundan daha kısa bir nesnenin sütre olamayacağını ifâde ederken Şerîk'in küçük bir fesi sütre olarak önüne koyacağı düşünülemez. Sözü geçen hadis-i şerifte de açıkladığımız gibi semerin arka kemerinin boyu bazılarına göre bir arşın, bazılarına göre de arşının üçte ikisi kadardır. [Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/60]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:15   #5
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bînek Hayvanına Doğru (Onu Sutre Vaparak) Namaz Kılmak


692. ...îbn Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.) deveye doğru namaz kılarmış. [Buhârî, salat 50, 98; Ebû Dâvûd, cihâd 149; Muslim, salat 248; Tirmizi, salaî 144; Ah-med b. Hanbel, II, 26, 106, 316, 326, 329, 330.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/60. ]


Açıklama


Bu hadis-i şerif deveyi ve benzeri hayvanları sutre yaparak namaz kılmanın câiz olduğuna delildir. Ancak bu hadis deve yataklarında namaz kılmayı nehyeden 493. numaralı hadis-i şerife zıt değildir. Çünkü bu hadis-i şerifte söz konusu edilen deveye karşı Efendimiz (s.a.)'in namaz kılması yolculuk esnasında vuku bulmuştur. Yolculuk esnasında ise, deve hem bağlıdır, hem de sahibine karşı daha çok itaatlidir. Deve yataklarında ise, develer bağsız olduğundan içlerinde bulunan azgın develerin insana her an için saldırması mümkündür. Bu bakımdan deve yataklarında namaz kılmak tehlikelidir, huzur ve huşu'u bozucudur.
Ayrıca araplar arasında deve yataklarına insanların da abdest bozdukları düşünülebilir ki,. Efendimizin yolculukta deveyi sutre edinerek namaz kıldığı halde deve yataklarında bulunan develere karşı namaz kılmaktan niçin nehyettiği daha iyi anlaşılmış olur.

1. Hanbelî ve Hanefi âlimleri, bu hadis-i şerifi delil getirerek yerinde sabit olan hayvana ve arkası dönük olan insana doğru namaz kılmanın caiz olduğunu söylemişlerdir.

2. Şâfiîlere göre ise, hayvana ve kadına doğru namaz kılınamaz, Şafiî âlimlerinden merhum İmam Nevevî hazretleri bu mevzuda şunları söylemiştir:
"Kadını sutre edinerek ona doğru namaz kılmanın neden caiz olmadığı açıktır. Çünkü kadın o anda erkeğin zihnini meşgul eder. Fakat Rasûl-u Ekrem (s.a.) deveyi sutre edinerek namaz kılmıştır. Buhârî ve Müslim'de İbn Ömer'den gelen hadis-i şerif bunu açıkça beyân etmektedir. Durum böyleyken İmam Şafiî (r.a.)nin deveye doğru namaz kılınamaz demesi, ancak bu hadis-i şerifin onun eline geçmemesiyle izah edilebilir.
Şurasını da hatırdan çıkarmamak lâzımdır ki, İmam Şafiî (r,a.) sağlam hadis ele geçtiği zaman, kendi içtihadının bırakılarak o hadisle amel edilmesini vasiyyet etmiştir.
Anılan Buhârî ve Muslim'deki İbn Ömer hadisi sağlam olduğuna göre, deveyi sutre kabul ederek ona doğru namaz kılmanın caiz olduğunu kabul etmek İmam Şafiî'nin vasiyyetini yerine getirmek demektir.

3. Mâlikîlere göre ise,eti yenmeyen hayvanları sutre edinerek onlara doğru namaz kılmak mekruhtur. Eti yenenlerin ise, bağlı olanlarını sütre edinmekte bir sakınca yoksa da bağsız olanlarını sütre edinmek mekruhtur.
Yabancı bir kadını sütre edinmek de aynı şekilde mekruhtur.
Kendisine nikâhı düşmeyen bir kadının sutre edilip edilemeyeceği mevzuunda ise, Mâlikî imamları arasında iki görüş vardır.
Yüzünü namaz kılan kimseye dönmediği müddetçe bir erkek sutre edinilerek kendisine doğru namaz kılınabilir.


104. Kişi Direğe Veya Benzeri Şeylere Doğru Namaz Kıldığında Onu Hangi Tarafına Almalıdır?


693. ...Mikdâd b. el-Esved (r.a.) şöyle demiştir:
"Peygamber (s.a.)'i kaç kere bir ağaç parçası, bir direk veya bir ağaca (doğru) namaz kılarken gördümse onu tam karşısına değil de ancak sağ kaşının (sağının) veya sol kaşının (solunun) hizasına almış olduğunu gördüm."
[Kutub-ı sıtte müelliflerinden sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/61-62.]

Açıklama


Bu hadis-i şerif, sutre olarak kullanılacak ağaç ve benzeri şeylerin iki kaşın arasına gelecek şekilde tam karşıya konularak onlara karşı namaz kılmaktan nehyetmektedir. Namaz, kılan kişi sütreyi tam karşısına koymakla görünüşü bakımından puta tapan kimselere benzeyeceği için bundan nehyedilmiştir.
Şurasını unutmamak lâzımdır ki, sütreyi tam karşıya almanın sakıncası, sutre ağaç ve benzeri bir nesne olduğu zaman ortaya çıkar. Sutre bir duvar veya bir bina ise, o zaman herhangi bir sakınca sözkonusu değildir.
Bu mevzuda M. Zihni Efendi Ni'meti'l-İslâm isimli kıymetli eserinde şunları söylemektedir:
"Sünnet olan sutreye yakın durmaktır ve tam karşısına' durmayıp onu iki kaşlarından birinin (efdal olanı sağ kaşının) hizasına almaktır."
[bk. Nimet-i İslâm I, 345.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/62]



105. Konuşmakta Olanlara Ve Uyuyanlara Karşı Namaz Kılmak


694. ...İbn Abbâs (r.a.)'m rivayet ettiğine göre Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Uyumakta olan ve konuşan kimseye doğru namaz kılmayınız."
[İbn Mace, ikâme 40; Beyhaki, es-Sunenu'1-kubrâ, II, 279.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/62-63]


Açıklama


Uyumakta olan kimseye karşı namaz kılmanın sakıncası bellidir. Uyuyan kimse kendisini murakabe edemediği için ondan her an için namaz kılan kimsenin zihnini meşgul edecek haller zuhur edebilir. Bu da namaz kılan kişinin huzurunu bozar. Namaza kendini iyice vermesini engeller ve hatta onu şaşırtabilir.
Bu bakımdan İmam Mâlik, Tâvûs ve Mücâhid uyuyan kimseye doğru namaz kılmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir.
Bunların dışında kalan âlimler ise, ileride gelecek olan 810, 811 ve 812 numaralı hadislerle Buhâri ile Muslim'in ittifakla rivayet ettikleri Hz. Âişe'nin naklettiği, "Rasûl-u Ekrem (s.a.) namaz kılardı; ben de onun yatağının üzerinde önüne uzanmış halde uyurdum.” [Buhârî, salât 103; vitir 3; Muslim, salât 267, 268; Nesâî, kıble 10] anlamındaki hadis-i şerifi delil getirerek uyuyan kimseye karşı namaz kılmanın herhangi bir sakıncası olmadığını söylemişler ve mevzumuzu teşkil eden hadisin de zayıf olduğunu iddia etmişlerdir.
Şafiî âlimlerinden Nevevî ve Hattâbî de bu hadisin zayıf olduğu kanaatindedirler.
Hattâbî bu mevzuda şunları söylemektedir:
Bu hadisin Peygamber (s.a.)'e ait olduğu kesin ve sağlam değildir. Çünkü bu hadisin senedi zayıftır. Abdullah b. Ya'kub bu hadisi kendisine Muhammed b. Ka'-b'dan kimin naklettiğini açıklamamıştır. Aslında Abdullah'ın ismini açıklamadığı bu râviler, hadis âlimlerinin itimad etmediği iki adamdır. Bunlardan biri Temmam b. Bezi', öbürü de İsa b. Meymûn'dur ki Buhârî ve Yahya b. Maîn bu kimseleri tenkid etmişlerdir.
Hadis-i şerifte ayrıca konuşmakta olan kimseye doğru namaz kılmak da yasaklanmıştır. Çünkü konuşan kimse namaz kılanın zihnini meşgul eder ve huzurunu bozar. Nitekim İbn Mes'ûd (r.a.) konuşmakta olan kimseye karşı namaz kılmanın mekruh olduğu görüşündedir. Ancak bu kimseler zikir yapıyorlarsa, o zaman onları sütre edinmekte herhangi bir sakınca yoktur.
İmam Ahmed ile imam Şafiî de konuşan kimseyi sutre edinmenin mekruh olduğu kanaatindedirler. Nitekim mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerif de bu görüşe delâlet etmektedir.
Fakat herhangi bir kimsenin yüzüne doğru namaz kılmak hiç bir zaman ve hiçbir kimse tarafından uygun görülmemiştir.
[Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/63-64]

106. Namaz Kılan Kimsenin Sütreye Yakınlığı


695. ...Sehl b. Ebi Hasme, Peygamber (sallellahualeyhi vesellem)in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
"Sîzden biriniz sutreye doğru namaz kıldığı zaman ona yaklaşsın ki, şeytan namazında ona vesvese vermesin."
[Nesaî, kıble 5; İbn Mâce, ikâme 39; Ahmed b. Hanbel IV, 2; Beyhakî, es-Sunenu'l-kubrâ, II, 272.]

Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi(aynı zamanda) Vâkid b. Muhammed, Safvân'dan (o da) Muhammed b. Sehl'den (o da) babasından veya Muhammed b. Sehl (doğrudan doğruya) Peygamber (s.a.)'den rivayet etmiştir. Bazıları da (bu hadisin) Nâfi' ö. Cubeyr vasıtasıyla Sehl b. Sa'd'den (nakledildiğini) söylemiştir. Ve bu hadisin senedinde ihtilâf edilmiştir.

Açıklama


Hadis-i şeriften namaz kılmak isteyen kimsenin önüne sutre dikmekle mükellef olduğu anlaşılmaktadır. Sutre koymak kişinin istek ve arzusuna bırakılmış değildir.
Çünkü hadis-i şerifte geçen "her ne zaman” manasına gelen edatı, kişinin her namaz kılışında önüm sutre ayması gerektiğini ifâde eder.
Bu sayede namaza şeytanın vesvesesinin karışması önlenmiş olur. Bir başka açıdan şeytanın bazı kişileri aldatarak namaz kılan kimsenin önünden geçirtmesi engellenmiş olur.
Bilindiği gibi namaz kılan kimsenin önünden geçilince eğer namaz kılan kişinin önünü kesen, kadın, eşek veya köpekse bazı âlimlere göre bu kimsenin namazı gerçekten bozulur. Bazılarına göre ise namazın özünü teşkil eden huzur ve huşu bozulmuş olur.
Bazı âlimler de buradaki şeytandan maksat namaz kılan kimsenin önünden geçen her yaratıktır. Çünkü Peygamber (s.a.) namaz kılan kimsenin önünden geçen her yaratık için şeytan tâbiri kullanmıştır, nitekim 697 numaralı hadis-i şerifte gelecektir.
Sutreye yakın durmanın hükmü mendubtur.
Hanefi âlimlerinden M. Zihni Efendi Ni'met-î İslâm'ın da, "Sünnet olan, sutreye yakın dumaktır" sözleriyle Hanefi ulemasının bu mevzudaki görüşlerini dile getirmiştir.
Sutreye yakınlığın ölçüsünü Atâ, İmam Şafiî ve İmam Ahmed (r.a.) üç zira' olarakk tesbit etmişlerdir.
İmam Mâlik hiç bir ölçü getirmemiştir.
Bazılarına göre bir karış bazılarına göre de altı zira'dır. [el-Aynî, Umdetu'l-Kârî, IV, 280.]

Müellif Ebû Dâvûd hadisin sonundaki mütaleasmda bu hadisin zayıf olduğunu ifâde etmiştir.
Burada kadının eşek ve köpekle bir tutulduğu zannedilmemelidir. Çünkü eşekle köpeğin namaz kılan kimsenin huzurunu bozma sebebi ile kadının bozma sebebi tamamen ayrı şeylerdir. Eşekle köpeğin huzuru bozması yaratı Iışlanndaki fevkalâde dikkat çekici özelliklerle ilgili iken, kadının huzur bozması onun cinsî cazibesi ve erkekler için zaaf kaynağı olmasıyla ilgilidir. Namaz kılan bir erkeğin önünden geçen bir kadının, o erkeğin içinde ne gibi fırtınalar doğuracağını kimse kestiremez. Namazda gaye, İbâdet olması, Allah'a bağlılık ve Peygambere sadakatle tâbi olması hasebiyle, kadının geçmesi ile bütün bu sevgiler kadın sevgi ve ilgisi ile karışırsa namazın hikmeti ortadan kalkacağı malumdur. İşte bunda kadının zikredilmesi bundan başka bir şey ile tefsir edemez. Nitekim 702 no'lu hadiste gelecektir.

696. ...Sehl(r.a.)Men; demiştir ki:
Peygamber(s.a.)in namaz kıldığı yer ile kıble (duvarı) arasındaki (mesafe) bir dişi keçinin geçebileceği kadardı"
[Buhârî, salat 91; Muslim, salât 263; Ahmed b. Hanbel, IV, 54. ]
Ebû Dâvûd dedi ki; bu haber Nufeylî'ye aittir.

Açıklama


Rasul-u Ekrem (s.a.)'in "namaz kıldığı yer'den maksat, Kirmânî'ye göre, ayaklarının bulunduğu yerdir. Ancak Aynî merhum, "ayaklarının bulunduğu yerden secde ettiği yere kadar uzanan mesafe" olduğunu söylemiştir.[512]
Buna göre, namaz kılan kimse secdeye varınca secde halinde iken kıble duvarı ile arasında kalan mesafe bir keçinin geçebileceği kadar olmalıdır.
Ancak Ahmed b. Hanbel'in Hz. Bilâl'den rivayet ettiği; "Peygamber (s.a.) Kabe'ye girip namaz kıldı. Kendisiyle duvar arasında üç zira' bir mesafe vardı" hadis-i şerifi ise, Rasûl-u Ekrem'in ayakta bulunduğu zaman duvarla kendisi arasındaki mesafeyi belirlemektedir.
Davudî, mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifle Ahmed b. Hanbel hadisinin arasım şöyle uzlaştırmıştır: Namaz kılan kimse ile duvar veya kıble arasındaki mesafe en az bir keçi geçebilecek kadar olmalı, en çok ise, üç zira olmalıdır.


107. Namaz Kılan Kimsenin Önünden Geçilmesine Mani Olma Yetkisi


697. ...Ebu Said eI-Hudrî(r.a.)den rivayet edildiğine göre Rasûl-u Ekrem (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden biriniz namaz kılarken hiç kimseyi önünden geçirmesin, elinden geldiği kadar ona engel olsun. Eğer o kimse diretirse, onunla doğuşsun. Çünkü o ancak şeytan(ın yapacağını yapmakta)dır."
[Buhârî, salât 100, Muslim, salat 258; Nesâî, kasem 48; İbn Mâce, ikâme 39; muvatta', sefer 33, Ahmed b. Hanbel, III, 34, 44.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/66-67.]

Açıklama


Bu hadis-i şerifte namaz kılmakta olan bir kimsenin, önünden geçilmesine mâni olması emredilmektedir. Ancak namaz esnasında önünden geçen kimseye müdâhele etme hakkının doğması için daha önce geçen 689 ve ilerde gelecek olan 700 numaralı hadis-i şeriflerde beyân edildiği gibi sutre olma niteliği taşıyan bir nesnenin önüne konulmuş olması lâzımdır.

Buhârî, bu hadis-i şerifin sebeb-i vürûdu ile ilgili olarak şu hâdiseyi nakletmektedir:
"Ebû Salih es-Semmân dedi ki: Ebû Said el-H-udrîbir cuma günü insanlardan korunmak için önüne koyduğu bir sütrenin arkasında namaz kılıyordu. Derken Muayt oğullarından bir genç onun önünden geçmek istedi. Ebû Said de göğsünden iterek o gence mâni oldu. Genç, başka geçilebilecek bir yer olmadığını görünce, ikinci defa geçmeyi denedi. Ancak bu defasında da Ebû Said birincisinden daha şiddetli olarak karşı koydu. Bunun üzerine delikanlı Mervân'ın yanına gidip Ebû Said'i şikâyet etti. Hemen arkasından da Ebû Said, Mervân'ın yanına geldi. Ebû Said'i karşısında gören Mervân kendisine şu soruyu yöneltti:
Ey Ebû Said! Bu kardeşin oğluyla senin alıp veremediğin nedir? Ebû Said de şu cevabı verdi:
Rasûl-u Ekrem (s.a.)'i şöyle büyürken işittim:
"Sizden biriniz kendisini insanlardan koruyacak bir sütreye doğru namaz kılarken, birisi önünden geçmek isterse, ona mâni olsun. Eğer o kimse diretirse, onunla kavga etsin. Çünkü o şeytandan başka bir şey değildir.”
[Buhârî, salât 100.]

Kadı lyaz silâhla veya Önden geçen kişinin ölümüne sebeb olacak bir âletle müdâhelede bulunmanın caiz olmadığına ve tehlikeli olmayan bir müdâhale sonucu ölen bir kimse için de kısas lâzım gelmediğine dâir ulemânın görüş birliğinde olduğunu söylemiştir.
Bu kişi için diyet lâzım gelip gelmediği konusunda ise Malikîler arasında iki farklı görüş vardır. Bunlardan îbn Şa'ban'a göre bu kişi için diyet lâzım gelir. İbnu't-Tîn'e göre ise, kanı heder olur, yani karşılığında diyet ödenmez.
Ancak hemen şunu söyleyelim ki; namaz kılanın önünü kesip geçen kimse ile nasıl mücâdele edileceğine dair serdedilen bütün bu görüşler namaz kılarken önünde sütre bulunan kimsenin önünü kesen kimse ile ilgilidir. Yoksa önünde sutre bulundurmayan kimse için müdâhele veya mücâdele hakkı yoktur.
İbn Ebî Hamza ise, hadis-i şerifteki şeytanla kavgadan maksat, gürültüsüz, patırtısız olan ince ve mânevi bir müdâheledir. Yoksa gürültülü patırtılı, kaba kuvvete dayalı bir mücâdele değildir. Bu manada bir mücâdele de ancak istiâze (eûzu) ve besmele ile şeytandan korunmak ve sütre koymakla gerçekleşebilir.
Çünkü kaba kuvvete bağlı olarak yapılacak bir mücadelenin namaza vereceği zarar, önden geçen kimsenin vereceği zarardan daha büyüktür, demektedir.
Namaz kılan kimsenin önünden geçen kimse ile mücâdele etmedeki sebebin ne olduğu mevzuunda da iki görüş vardır:

a. Musallinin önünü kesen kişiyi günahtan alıkoymak,
b. Bu kişinin namaza zarar vermesini önlemek.
İbn Hamza birinci görüşü benimsemiştir. Aslında ikinci görüş daha kuvvetli ve isabetlidir.
Nitekim İbn Ebî Şeybe'nin İbn Mes'ûd (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadis-i şerife göre, "bir kişinin namaz esnasında önünden geçilmesi o namazın yarısını ifsâd eder".
Yine Ebû Nuaym'in Ömer (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadisi şerifte ise, "namaz kılan kişi eğer önünden geçilmekle namazım(n derecesini) ne kadar kaybettiğini bilseydi, sutresiz olarak asla namaz kılmazdı" buyurulmaktadır.
İşte bu hadis-i şerifler, namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek isteyen kimseye engel olmanın gerçek sebebinin namaza zarar vermesi olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca, "musallinin önünden geçeni günahtan alıkoymak için onunla mücâdele edilir" diyenlere de, "şayet sizin görüşünüz isabetli olsaydı, o zaman çocuğun namaz kılan bir kimsenin önünden geçmesinde bir sakınca olmaması lâzımdı. Çünkü çocuk mükellef olmadığı için bu hareketiyle günahkâr olmaz" diye cevap verilebilir.

Hanefî âlimlerine göre ise, efdal olan namaz kılanın, Önünden geçene müdâhale etmemesidir.

Buna göre namaz kılan bir kimseye mevzumuzu teşkil eden hadiste tanınan müdâhale hakkının doğması için namazdan önce önüne sutre niteliği taşıyan bir nesneyi koymuş olması gerekmektedir. İşte o zaman o kimse, önünden geçen kimseye gücünün yettiği kadar engel olmaya çalışır.

Zâhiriyye mezhebi âlimlerine göre, hadisteki "ona engel olsun" emrinin hükmü farzdır. Bu bakımdan namaz esnasında önünden geçen kimseye engel olmak o kimse için kaçınılmaz bir görevdir.
Şafiî âlimlerinden merhum Nevevî'ye göre ise, bu emrin hükmü kuvvetli bir mendubtur. Özellikle Şafiî âlimlerinden hiç bir kimse farz olduğunu iddia etmemiştir. [bk. el-Menhel, V, 90]
İleride gelecek olan 700 numaralı hadis-i şerifte de temas edileceği gibi eğer önünden geçmekte olan kimse yakınsa ona eliyle mâni olur, uzaksa işaretle veya "subhânellah" diyerek sesini yükseltmekle mâni olur.

Kadı İyaz ise, namaz kılmakta olan kimse 'önündenj geçene bulunduğu yerden müdâhalede bulunabileceğine, fakat bu maksatla yürümesinin asla caiz olmadığına dair âlimlerin görüş birliğinde olduklarım söylemektedir. Çünkü namazda yürümenin namaza vereceği zarar, önünden geçilmekle doğacak zarardan daha büyüktür. Bu bakımdan kişinin bulunduğu yerden elle müdâhalede bulunmasına izin verilmiştir. Önden geçen kimse uzakta bulunursa, o zaman da bulunduğu yeri terketmeden sadece işaretle veya "subhânellah" diyerek müdâhalede bulunabilir.
Hadisin zahirine bakılırsa namaz kılanın önünü kesmek isteyen kimseye çocuk bile olsa engel olunur.
Nitekim İbn Mâce'nin Ummü Seleme'den rivayet ettiği,
"Peygamber (s.a.) bir gün Ummü Seleme'nin odasında namaz kılarken Abdullah yahut Ömer b. Ebi Seleme önünden geçmek istedi de, Peygamber (s.a.) ona eliyle (geçmemesini) söyledi, o da vazgeçti, hemen sonra Zeyneb bint Ummü Seleme gelip önünden geçmek istedi. Rasûl-u Ekrem (s.a.) ona da aynı şekilde eliyle geçmemesini söylemişse de o (aldırış etmeden) geçip gitti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.) namazı bitirir bitirmez (şöyle) buyurdu:
"Kadınlar (isyanda ve inatçılıkta) galibtirler."
[İbn Mâce, ikâme 38; Ahmed b. Hanbel, VI, 294.]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:15   #6
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Bu hadisten anlaşılıyor ki önden geçmek isteyen çocuk da olsa izin verilmemelidir.
Hadis-i şerifteki "Onunla döğüşsün" cümlesinin anlamı İmam Şafiî'ye ve Mâliki âlimlerinden Kurtubî'ye göre, "eğer diretirse, birinci müdâhaleden daha sert bir müdâhalede bulunulsun"-demekse de, bazı Şafiîlere göre "gerçekten doğuşsun" demektir.
Ancak bu ikinci görüş namazın özünü teşkil eden huşu'a aykırı olduğu için ulemâ tarafından kabul edilmemiştir.

Kıymetli âlim Kâsânî'nin el-Bedâyi' isimli meşhur eserinde bu mevzuda şu bilgiler verilmektedir:
"Bizim için meselede delil şu hadis-i şeriftir: "Muhakkak ki namazda -ancak namazla ilgili fiillerle- meşgul olunur". Kavga ve mücâdele namazla ilgili bir hareket olmadığına göre bu fiillerle meşgul olmak doğru ve caiz değildir."
Ancak mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifi merhum Kâsânî şöyle te'vil etmektedir: Ebû Said Hadisi ise, namazda her türlü hareketin mubah olduğu zamanlara aittir. Sonradan namazla ilgisi olmayan davranışların mübahlığı neshedilmiştir. [ bk. Bedâyiu's-sanâyi, I, 217.]

Hanefî âlimlerinin bazıları da namaz kılanın önünden geçene engel olmak bir görev değil, bilakis bir izindir. Engel olmamak daha faziletlidir. Çünkü engel olma hareketi namazın dışında bir harekettir demişlerdir.
Ancak gerek mâni olma işinin namazın dışında bir hareket olduğu, görüşüne, gerekse Ebû Said hadisinin neshedildiği görüşüne diğer mezheb âlimleri tarafından itiraz edilmiştir.
"Çünkü o, şeytandan başka bîr şey değildir" cümlesindeki "şeytan” kelimesi bu kişinin yaptığı iş, şeytan işidir, anlamına gelebileceği gibi, gerçekten insan ve cin şeytanı anlamına da gelebilir.
Nitekim İbn Battal, "Şeytan" sözünün dinde fitne çıkaran herkes için kullanılmasının caiz olduğunu söylemekte ve kelimelerde mühim olan manadır, yoksa şekil değildir,
demektedir.
Yine İbn Battâl'a göre, cinnilere hakikaten şeytan denebildiği gibi insanlara da mecazen şeytan demek caizdir.
Nitekim Kur'an-ı Kerim'de de insanoğluna şeytan denildiği görülmektedir:
"Biz (sana yaptığımız gibi) her Peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yaptık." [el-En'âm, (6), 112.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/67-70.]

Bazı Hükümler


1. Namaz kılmakta olan bir kimsenin, önünden geçmek isteyene mani olması caizdir. Ancak namaz kılmakta olan kimsenin bu müdâhale etme hakkını kazanabilmesi için namazdan önce önüne sütre niteliği taşıyan bir nesneyi koymuş olması şarttır.

2. Namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek isteyen kimse en uygun bir yolla engellenmeli, tehlikeli sonuçlar doğuracak müdahale yollarına gidilmemelidir.

3. Namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek isteyen kişi, önünden geçtiği kimsenin gönlünü meşgul edip namazdaki huşu'una mâni olduğu için şeytana benzer.

4. Dinde fesat çıkaran kimselere şeytan denilmesi caizdir.


698. ...Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.), Peygamber (s.a.)'i ; "Sîzden biriniz namaz kıldığı zaman sütreye doğru kılsın ve ona yakın dursun.” buyurduğunu söylemiş sonra da (bir önceki hadisin) mânâsını rivayet etmiştir.
[Beyhakî, es-Sunen'il-kubrâ, II, 267.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/71.]

Açıklama


Muhammed b. Aclân, Zeyd b. Eslem'den rivayet ettiği bu hadisin sonunda, bir önceki hadisin mânâsını ifâde eden lâfızları nakletmiştir. İbn Hibbân'ın Sahîh'inde rivayet ettiğine göre, bu lâfızlar şöyledir:
Yanı "sizlerden biri namaz kıldığında sutreye karşı kılsın ve ona yaklaşsın. Çünkü şeytan sutre ile onun arasından geçer. Önünden geçen kimseye de fırsat vermesin."

699. ...Suleyman (b. Abdilmelik)in hacibi Ebû Ubey.d şöyle demiştir:
Ben Atâ b. Yezîd el-Leysî'yi ayakta namaz kılarken gördüm ve önünden geçmek istedim. O da beni geri çevirdi. (Namazını bitirdikten) sonra da (şöyle) dedi:
Ebû Said el-Hudrî bana Rasûlullah (s.a.)m şöyle buyurduğunu nakletti: "Sizden bir kimse (namaz kılarken)kıblesi ile kendi arasına birinin girmesine mâni olabilirse olsun."

Açıklama


Bu hadis-i şerifle ilgili açıklama 697. hadis-i şerifte geçmiştir. Oraya bakılabilir.

700. ...Ebû Said (r.a.)'den (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s.a.) (şöyle) buyurmuştur:
"Sizden biriniz kendisine insanlardan sutre olacak bir şeye doğru namaz kılar da başka biri önünden geçmek isterse, ona göğsüne dokunarak engel olsun. Diretirse, onunla dövüşsün. Çünkü o ancak şeytan(dan)dır."
Ebû Dâvûd, Sufyan-ı Sevrî'nin şöyle dediğini söylüyor:
"Ben namaz kılarken önümden böbürlenerek geçen adama mâni olurum. Zayıfa mani olmam.” [Buhârî, salât 100; bedu'1-halk 11; Muslim, salat 258, 259,-selâm 139; Ebû Dâvûd, salat 114; Nesâî, kasâme 48; Ibn Mace, ikâme 39; Dârİmî, salat 125; Muvatta, sefer 33; İstı'zân 33; Ahmed b. Hanbel, III, 39, 49, 57, 63.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/72]

Açıklama


Bu hadisle ilgili açıkljama 697. hadis-i şerifin açıklama kısmında geçtiğinden tekrara lüzum görmüyoruz. Oraya müracaat edilmelidir.

108. Namaz Kılanın Önünden Geçmenin Yasak Oluşu


701. ...Ebû Cuheym (r.a.), Peygamber (s.a.)'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
"Namaz kılanın Önünden geçen kimse, ne kadar günah işlediğini bilseydi kırk beklemeyi önünden geçmekten daha hayırlı bulurdu."
Ebu'n-Nadr; "Ravînin kırk gün mü, ay mı, sene mi? dediğini bilemiyorum" dedi.
[Buhârî, salât 101? Muslim, salât 261; Tirmizî, mevâkît 134; Nesâî, kıble 8; Dârimî, sa-lât 130; Muvatta, sefer 34, 35; Ahmed b. Hanbel, IV, 169.
Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/73]

Açıklama


Zeyd b. Halid el-Cuhenî, namaz kılmakta olan bir kimsenin önünden geçmenin günâhını öğrenmek üzere Busr b. Saîd'i Ebû Cuheym'e göndermiş, Ebü Cuheym (r.a.)'de bu hadis-i şerifi nakletmiştir.
Buna göre namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçen kimse bu hareketinin vebalini bilmiş olsa uzun müddet beklemeyi tercih edecek yine de namaz kılanın önünden geçmeyecektir.
Ebû Davud'un bu rivayetinde "kırk beklemesi onun için daha hayırlı olurdu" şeklindeki cümle, bazı hadis kitaplarında kırk yi], kırk ay, kırk sabah, kırk saat, gibi farklı ifâdelerle nakledilmiştir.
Bütün bunlardan şu anlaşılıyor ki, bu cümlelerde geçen "kırk" kelimesiyle bizce bilinen kırk sayısı değil de takdiri bizce mümkün olmaycak kadar uzun bir zaman kast edilmektedir. İbn Mâce'nin Hz. Ebû Hureyre'den tahric ettiği rivayette ise, Peygamber (s.a.) "biriniz namaz kılarken din kardeşinin önünden geçmekte ne derece büyük günah olduğunu bilse, yüz sene yerinde durması onun önünden bir adım atmaktan kendisine daha hayırlı gelirdi" buyurdu denilmiştir.
[ibn Mâce, ikâme 37; el-Muttekî, Kenzu'I-Ummal, VII, 355.]

Taberânî'nin rivayetinde; "Namaz kılanın önünden geçen kimse ne derece günah işlediğini bilmiş olsaydı, uyluğunun kırılmasına razı olur da onun önünden geçmezdi" [el-Muttekî, Kenzu'I-Ummâl, VII, 355.]denilmiştir.

Ka'bu'l-Ahbâr; "namaz kılanın önünden geçen kimsenin yere batması onun önünden geçmesinden daha hayırlıdır" demiştir.
Bütün bunlar namaz kılanın önünden kasten geçmenin pek çirkin ve veballi bir hareket olduğunu göstermektedir. Sutrenin ardından geçmekte ise, herhangi bir sakınca yoktur.

Bazı Hükümler


1. Namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek çok çirkin bir ıştır, bunu yapan günahkar olur. Nitekim bu mevzu ile ilgili olarak Ka'bu'l-Ahbâr'ın ve Taberânî'nin rivayet ettiği tehditkâr hadisler bulunmaktadır.

2. Namaz kılmakta olan kimse namazını ister tek başına, isterse imama uyarak kılıyor olsun, önünden geçmek isteyen kişiye engel olmalıdır. Nitekim bu mevzuda muktedinin durumu ileride tekrar ele alınacaktır.

3. Her ne kadar bu hadis-i şerifteki ve benzerlerindeki tehdid sadece namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçene aitmiş gibi görünüyor ve namaz kılmakta olan kimsenin önünde duran veya oturan veya önünde uyuyan kimseler bu tehdidin dışında kalıyor gibiyse de, aslında bu yasağın gerçek sebebinin namaz kılan kimsenin zihnini bozmak ve huşu'unu ifsat etmek olduğu düşünülürse, bu kimselerin de bu hadis-i şerifteki tehdidin kapsamı içine girecekleri kolayca anlaşılır.
[ Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/74.]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04-06-2010, 09:16   #7
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

NAMAZ SONRASI TESBİHAT



SUNEN-İ NESAİ



78- İMAMIN SELÂM VERMESİNDEN SONRA TEKBİR

1318- İbn Abbas (r.a)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in namazının bittiğini selâmdan sonra alınan tekbirle bilirdik.”
(Ebû Davud, Salat: 191; Muslim, Mesacid: 23)

79- NAMAZIN BİTİMİNDEN SONRA NAS FELAK VE İHLÂS SÛRELERİNİ OKUMAK

1319- Ukbe b. Amir (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) bana her namazdan sonra Nâs, Felâk ve İhlâs sûrelerini okumamı emretti.
(Ebû Davud, Salat: 353; Tirmizî, Fedailul Kur’an: 13)

80- SELÂM VERDİKTEN SONRA YAPILACAK DUA

1320- Ebu Esma er Rahabî (r.a), Rasûlullah (s.a.v)’in kölesi Sevban’dan naklettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) namazını bitirince; Üç defa “Estağfirullah” der ve Allah’ım! Sen selâmsın, selâmet te Sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım” derdi.”
(İbn Mâce, İkametu’s Salat: 32; Muslim, Mesacid: 26)





81- NAMAZ DA SELÂMDAN SONRA, İSTİĞFAR; DAHA SONRA, NE OKUNUR?

1321- Aişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) (namazını bitirip) selâm verdiğinde (üç sefer istiğfar ettikten sonra) Allah’ım! Sen selâmsın, selâmette sendendir. Sen ne kutlusun, büyüklük ve ikram sahibi olan Allah’ım derdi.
(İbn Mâce, İkametu’s Salat: 32; Muslim, Mesacid: 26)


90- NAMAZIN BİTİMİNDE TESBİH SAYISI KAÇTIR?


1331- Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
İki şey vardır ki onları yapan mutlaka Cennete girer, onlar çok kolay olup yapanı da azdır.”
Sözünü şöyle sürdürdü:
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
Beş vakit namaz… Sizden biriniz her namazın arkasında on defa: “Subhanallah” on defa “Elhamdulillah” on defa “Allahuekber” derse; günde diliyle bunları yüzelli defa söylemiş olur ki, Allah katındaki karşılığı bin beş yüzdür.”
Peygamber (s.a.v) bunu söylerken parmaklarıyla sayıyordu.

Sizden biriniz yatağına girdiğinde otuz üç defa “Subhanallah” otuz üç defa “Elhamdulillah” otuz dört defa “Allahuekber” derse; gerçekten Allah’ı dili ile yüz defa zikretmiş olur. Fakat bunun Allah katındaki değeri bindir.
Rasûlullah (s.a.v) sözüne şöyle devam etti:
Hangi biriniz günde iki bin beş yüz günah işleyebilir? bunun üzerine: Ashab:
Öyleyse bunları neden yapmayalım dediler.
Bunun üzerine şöyle buyurdu:
Şeytan size namazda iken gelir şunları hatırla, şunları hatırla der siz de bu duayı yapmayı unutursunuz. Yine şeytan geceleyin aynı şekilde gelir ve bu duayı yapmadan sizi uyutur.”
(Tirmizî, Dua: 25; İbn Mâce, İkametu’s Salat: 32, Suneni Nesai, kitabu's sehv 91/ 1332 )


91- NAMAZDAN SONRA DEĞİŞİK BİR TESBİH

1332- Ka’b b. Ucre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Birbiri ardınca yapılması gereken zikirler vardır onları yapanlar sevaptan mahrum kalmazlar. Onlar şunlardır: “Otuz üç defa “Subhanallah” otuz üç defa, “Elhamdulillah” otuz dört defa, “Allahuekber” demek.”
(Muslim, Mesacid: 26; Tirmizî, Dua: 26)




Sunen-i Nesai C.1 , 13- KİTABU’S SEHV (NAMAZDA YANILMA), Abdullah Parlıyan , Konya Yayıncılık , 518-528



SUNEN-İ İBN MACE

926) Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
"İki şey vardır ki bunlara devam eden her müslüman adam behemehal Cennet'e girer. Bunlar kolay şeylerdir de bunlarla amel edenler azdır.


(Birincisi şudur ) Müslüman kişi her namazdan sonra on defa teşbih eder, on defa tekbir getirir ve on defa hamd eder."
Abdullah (Radıyallâhu anh) : 'Ben Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bu zikirlerin sayısını mübarek el (parmakları) ile zab-tederken (hesaplarken) gördüm,' demiştir. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyruğuna şöyle devam eylemiştir:.
-İşte bunlar dille (söylenmesi) itibariyle yüzelli (cümle) dir. Mizân'da (ise) binbeşyüz cümledir.

(İkincisi de şudur) Müslüman kişi yatağına girdiği zaman yüz defa teşbih, hamd ve tekbir okur. İşte bunlar da dille söylenmesi bakımından yüz (cümle) dir. Lâkin mizân'da bin (cümle) dir. Şu halde hanginiz günde ikibin beşyüz kötülük işler?»
Sahâbîler (Radıyallâhu anhum) :
(Ya Rasûlallah!) Müslüman adam nasıl bunlara devam edemesin? dediler. (Bunlara devam edememezliği garibsediler.)
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Her hangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek: Falan şeyi ve şu şeyi hatırla, der. Tâ ki kul gafletle namazdan çıkıp gitsin ve her hangi biriniz yatağında (uzanmış) iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır.
[Sunen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 3/198-200]




İzahı


Tirmizi ve Nesâi'de bu hadîsi az lâfız farkıyla rivayet etmişlerdir. Nesâi' nin rivayetinde "Beş vekit namazlarından sonra" kaydı mevcuttur.
Anılan üç zikir her farz namazdan sonra onar defa okununca toplam yüz elli eder. Her hasene'nin en az on kat arttırılarak mu'min'in hayır defterine geçirileceği âyet ve
hadiste sabit olduğu gibi burada da okunan yüz elli cümlenin binbeşyüz cümle olarak teraziye konacağı bildirilmiştir.
Yatağa girildiği zaman teşbih ve hamd cümlelerinin otuz üçer defa ve tekbir cümlesinin otuz dört defa olması durumu da Nesâî' nin rivayetinde belirtilmiştir. Toplamı yüz cümle olan bu zikir'de on kat arttırılmakla bine ulaşınca günlük zikir toplamı ikiyüz elli eder ve on katı da bilindiği gibi, ikibin beşyüzdür.
Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : "Hanginiz günde ikibin beşyüz kötülük işler?" ifâdesi ile bir müslümanın normal olarak günde bu kadar hatâ işlemediğine ve ikibin beşyüz hasenenin icâbında bu kadar hatâyı giderir durumda olduğuna işaret buyurur.
Sindi: "Eğer kulun hatâları varsa mezkûr hasenelerle giderilir. Şayet hatâları yoksa veya az ise artan haneseleri onun derecelerinin yükselmesine vesile olur." demiştir.
Sahâbîler, bunca sevabı bulunup çok kolay olan bu iki şeye devam edilmemesini garibseyince Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şeytanın bu güzel hasletlere devam etmeyi engellemeye çalıştığına işaret buyurmuştur.
Teşbih : 'Subhânellah' demektir.
Hamd : -El-hamdu lillah' demektir.
Tekbîr : Allah u Ekber' demektir.
[Sunen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 3/200]


Hadîsin Fıkhı Yönü


1. Farz namazlardan sonra teşbih, hamd ve tekbîrin onar defa okunması meşrudur.
2. Yatağa girerken teşbih ve hamd'i otuzüçer defa ve tekbiri otuz dört defa okumak meşrudur.
3. Her hasene on kat arttırılarak mizana konur.
4. Bir hasene' bir seyyie'yi (kötülüğü) giderir.
5. Yapılan zikir sayısını elle hesaplamak meşrudur.

[Sunen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 3/200]
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Namaz Kitabı - Namaz Kılmayı Öğrenmek İçin Detaylı(pdf - 11mb) Namaz kılmayı öğrenme Korax Dini Programlar 0 03-16-2010 13:11
Dünyanın Şekli İle İlgili Eski Görüşler Nelerdir? dünyanın şekli ile ilgili düşüncele Korax Coğrafya 0 03-14-2010 17:14
Kaza namazı çetelesi-kuran öğreniyorum-namaz öğreniyorum-namaz vakitleri programları уυѕυƒ Dini Programlar 0 12-22-2008 16:18
bu hıkaye gercekten insana namaz kılma duygusu KazandırıyoR уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 09-01-2008 16:39
Namaz (Namaz Hocası ve Dini Bilgiler) уυѕυƒ Dini Programlar 0 04-11-2008 18:17


Şu Anki Saat: 19:45


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows