Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Konu: Dil Bilgisi Konu Cevaplama Paneli
Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Random Question
Başlık:
  
Mesajınız:
Başlık Sembolleri
Konunun başında Sembol kullanmak için aşağıdaki Listeden bir Sembol seçiniz:
 
 

Diğer Seçenekler
Diğer Ayarlar

Konuya ait Cevaplar (Yeniler yukarda)
09-22-2013 21:18
Korax İsim Çekim Ekleri

EKLER


Türkçe eklemeli (sondan eklemeli) bir dildir. Türkçede değişmez kökler, onlardan türetilen gövdeler ve kök ve gövdelere eklenen yapım ve çekim ekleri vardır.

Dilimizi kullanışlı hâle getiren; aynı kelimelerle farklı anlamlar ifade edilmesini, kelime haznesinin genişlemesini sağlayan, eklerdir.

EK

Kelimelerle cümleler kurmak, onlara cümle içinde görev yüklemek ve kelimelerden yeni kelimeler türetmek amacıyla onlara eklenen seslere/hecelere ek denir.

Kelimelere cümlede görev yüklenirken ve onlardan yeni kelimeler türetilirken öncelik yapım eklerinindir. Yapım eklerinin üzerine çekim ekleri gelir. Ama bir iki ek haricinde çekim ekinin üzerine yapım eki getirilemez.

Ekler kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazılır. Yalnız, “mİ” soru eki her zaman ayrı yazılır; “ek-fiil”in kendisi, yani “i-(mek)” de ayrı ya da bitişik yazılabilir. Zaten ek-fiil bitişik yazıldığında düşer, sadece zaman eki kalır:

mİ: Gelmedi mi?
i(mek): Gelecek idi, gelecekti

Ekler yapım ve çekim ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. Yapım ekleri anlam; çekim ekleri de görev belirler.

I. ÇEKİM EKLERİ

Kelimelerin çekimlenerek değişik yerlerde ve görevlerde kullanılmasını sağlayan eklere çekim eki denir.

Çekim ekleri, kelimelerin diğer kelimelerle bağ kurmasını, kelimelerin cümlede görev almasını, hâlini, sayısını, zamanını, şahsını belirtir. Kısaca çekim ekleri kelimelerin cümle içerisinde kullanılmasını sağlar.

Kök veya gövde hâlindeki kelimeler ancak çekim eklerini alarak diğer kelimelere bağlanır, zaman ve şahıs anlamı kazanır.

“Kardeş kitap yer sor.”

Bu kelime dizisi bu hâliyle ancak bir kelime yığınıdır. Bir maksat, duygu, fikir, haber, bilgi ifade etmez. Ancak “bu kelimelerle ne söylenmek istenebilir”, sorusundan hareketle bir şeyler uydurulabilir ki bu yolla bu kelimelerin ne için söylendiği kesin olarak bilinemez.

Öyleyse bu kelime yığınını anlaşılır hâle getirmek için çekim eklerine ihtiyaç vardır. Çeşitli çekim ekleriyle bu kelimelerden anlamlı cümleler çıkarabiliriz:

“Kardeşine kitabın yerini sor.”

“Kardeşimden kitapların yerini soracağım.”

“Kardeşin kitabının yerini sordu.”

Çekim ekleri eklendiği kelimenin anlamını değiştirmez. Çekim ekleri yeni kelimeler türetmeye yarayan ekler değildir; yani bu ekler kelimenin anlam ve türlerini değiştirmeyen eklerdir. Yukarıdaki örnekte değişik çekimlere rağmen kelimelerin anlamlarının değişmediği görülür.

Çekim ekleri getirildikleri kelimenin türüne göre ikiye ayrılır:

İsim çekim ekleri ve Fiil çekim ekleri

A. İSİM ÇEKİM EKLERİ
İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onları diğer isimlere, edatlara, fiillere bağlayan; cümle içindeki görevlerini belirleyen, ait oldukları kişileri belirten ve isimlerin çeşitli durumlarını bildiren eklerdir.

İsim çekim ekleri şunlardır:
1-Hâl ekleri: -i, -e, -de, -den, -in, -ce, -le
2-İyelik ekleri: -m, -n, -i, -si, -miz, -niz, -leri
3-Çoğul eki: -ler
4-Soru eki: mi
5-Ek-fiil: -dir, -idi, -imiş
6-Tamlama ekleri: -in,
7-İlgi zamiri -ki

1. HÂL (DURUM) EKLERİ
İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklerdir.

İsmin hâllerinin başında yalın hâl (nominatif) gelir, ama bu hâlin eki olmadığı için sıralamaya dahil etmedik; isimler konusunda işlenmiştir.

a. -İ Belirtme/Yükleme Hâl Eki
Fiildeki işten, hareketten, eylemden etkilenen varlığı belirtir. Yani bu eki alan isimler cümlede belirtili nesne görevinde bulunur.

ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...

İsmi fiile bağlar.

Çocukları buradan kim alacak?
Babası çocuğu çağırdı.
Şimdi soruları cevaplayın.
Burada kimi bekliyorsunuz?

Türkçede iki tane –i eki vardır:

–i: iyelik eki: (onun) kalem-i
–i: belirtme hâl eki: kalem-i (kim aldı?)

b. -E Yönelme Hâl Eki
İsimleri fiillere, bazen de edatlara bağlar.

Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme söz konusudur.

okul-a git, ev-e dön...

Eklendiği kelimelere farklı anlamlar katar ve değişik anlam ilişkileri kurar.

Yönelme, yaklaşma, ulaşma bildirir. Bu eki alan kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir:

Bugün okula gitti.
Benim itirazım yapılan haksızlığa. (haksızlığadır: yüklem)

Fiyat, araç ile anlamı katar:

Kitabı bin liraya aldı. (karşılığında)
Bu iş kaç paraya olur?

Zaman bildirir, zarf tümleci yapar:

Bu iş sabaha biter.
Haftaya size gelelim.

Yer bildirir:

Bizi karşılamak için kapıya geldi.

İsimleri edatlara bağlar:

Akşama kadar okulda ders çalıştık.
Sabaha karşı varırız.
Yaşına göre ağır bir işte çalışıyordu.

Deyim kurar:

Ağzına geleni söyler.
İşleri yoluna koymak
Başına buyruk.
Başa gelen çekilir.
Çok cana yakın bir çocuktu.

İçin, aitlik, amaç ilgisi kurar:

Bunu size aldık. (sizin için)
Sana bir iyilik düşünüyorlar. (senin için)
Annesini görmeye gitti.

İkilemeler kurarak durum bildirir:

Otobüse nefes nefese yetiştiler.
İki ahbap kafa kafaya vermiş...

“-an, -en” sıfat-fiil ekleriyle birleşerek abartma anlamı veren ikilemeler kurar:

Soran sorana,
geçen geçene,
giden gidene...

Şekilce çekimli fiil olan fakat fiil özelliğini kaybetmiş söz gruplarına gelir:

Geçmiş olsuna gitti. (demeye)

c. -DE Bulunma Hâl Eki
İsimleri fillere bağlar.

ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...

Cümlede dolaylı tümleç, zarf tümleci ve yüklem yapar:

Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış. (dolaylı tümleç)
Saat yedide mi gelecekmiş? (zarf tümleci)
Her şey yerli yerinde. (yüklem)

Zaman bildirir:

Okullar bu yıl da eylülde açılacak. (zarf tüml.)

Fiili durum yönüyle niteler:

Suyu bir yudumda içti. (zarf tüml.)
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.

Zaman ve sayı bildiren kelimelere eklenerek ölçü, miktar bildirir:

Yılda yirmi gün izni var.
Haftada bir geliyor.
Yüzde yetmiş başarı vardı.

İkilemeler kurar:

Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.

Eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

Parmak kalınlığında yaprakları var.

Yapım eki görevi görür:

Gözde sanatçılarımızdandı.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
Sözde Ermeni soykırımı...

d. -DEn Ayrılma/Uzaklaşma Hâl Eki
İsimleri fillere bağlar.

okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...

Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; yer, ayrılma, uzaklaşma bildirir:

Ali, evden yeni çıktı.
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.

Edat tümleci ve yüklem de yapar.

Gönüldendir şikâyet. (yüklem)
Bebek gürültüden uyandı (edat tümleci)
Yalnızlıktan sıkıldım. (edat tümleci)

Durum bildirir:

Yağmur hafiften yağıyor.
Ben onu yakından tanırım.

Üstünlük, karşılaştırma bildirir:

Kıldan ince
baldan tatlı
Erzurum’dan soğuk şehir yok.
Bundan iyisi bulunmaz.

Bütünün parçasını, bütünden ayrılmayı ifade eder:

Verilen pastadan bir dilim yedi.
Soruların cevabını sözlerimden çıkaracaksınız.
Canından can vermek istiyordu.

İsimleri edatlara bağlayarak edat grubu ve edat tümleci oluşturur:

Akşamdan beri seni arıyoruz.
Yemekten sonra çayı nerede içeceğiz?

Sebep bildirir:

Soğuktan tir tir titriyordu.
Yorgunluktan uyuyuverdi.

İsim tamlamalarında tamlayan ekinin (-in) yerine kullanılır:

Geçen gün öğrencilerden biri yanıma geldi.
Bu ürünlerden hangisini istediğinizi söyleyin.

Yapım eki özelliği kazanarak eklendiği kelimeyi sıfat yapar:

Sıradan insanlarla düşüp kalkma diyordu.
Sudan sebeplerle buradan ayrılıp gitti.
Toptan satış
Uzaktan akraba
En içten duygular

İkilemeler kurar:

Zavallı çocuk günden güne eriyor.
Baştan başa bizim bu topraklar.
Durumumuz yıldan yıla kötüye gidiyor.
Dünden bugüne ne değişti ki...

Varlıkların neden, hangi maddeden yapıldıklarını bildirir:

Üstüne yünden bir kazak almıştı.
Tahtadan kılıçlarla oynuyorlardı.
Ayı derisinden post; Rus’tan dost olmaz.

Zaman anlamlı kelimelere gelerek zaman anlamı katar:

Bu işi dünden halletmeliydik.
Yarın geceden yola çıkmayı düşünüyoruz.

e. -CE Eşitlik Hâl Eki
İsimlere ve isim soylu kelimelere eklenerek çeşitli anlamlar katar. Türkçe'nin işlek eklerinden biridir. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır. Tür olarak da isim, sıfat ve zarf türetir.

ben-ce, okul-ca, yurt-ça, sert-çe...

Gibi, benzerlik anlamları katar:

Çocukça davranışları vardı.
İnsanca hareket etmeliyiz.

Yüklem yapar:

Onun davranışları çok zaman ****cedir.

Bakımında, yönüyle anlamı katar:

O sizden kiloca biraz daha düşük.
Akılca birbirinizden farkınız yok.

Göre anlamı katar, edat gibi kullanılır:

Sence bu yaptığın doğru mu?
Bence bu doğru.

Çokluk, abartma anlamı katar:

Evinde yüzlerce kitabı var.

Zaman bildiren isimlere gelerek eşitlik, süresince, boyu anlamı katar:

Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.

Birliktelik, beraberlik anlamı katar:

Bu kararı sınıfça aldık.
Bugün milletçe sevinçliyiz.

Durum bildirir; zarf tümleci yapar:

Anlatılanları sessizce dinledi.
Düşüncelerini açıkça dile getirdi.
Elazığ'dan gizlice ayrıldık.

Küçültme, sınırlandırma anlamı katar:

Oralarda yaşlıca bir adam dolaşıyordu.
Fatih, büyükçe bir taşı alıp denize atıverdi.

f. -lE Vasıta Hâl Eki
“ile” edatı kaynaklıdır; “i” düşürülerek kullanılır.

Ünlüyle biten kelimelere eklenirken araya y kaynaştırma harfi girer:

masa›masa-y-la.

Ünsüzle biten kelimelere eklendiğinde –la, -le şeklindedir:

kalem›kalemle.

İsim ve isim soylu kelimelere eklenerek değişik anlamlar katar. Bu eki alan kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.

Edat tümleci yapar:

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)

Durum bildirir; zarf tümleci yapar:

İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.

Yüklem yapar:O artık bizimledir.

Birliktelik anlamı katar: Öğrencileriyle geziye gitmişti.

Araç, alet bildirir: Arabasıyla evimize kadar getirdi. İğneyle kuyu kazıyorsun.

“ve” bağlacı görevinde kullanılır:

Annemle kardeşim buraya geldiler.
Baki’yle Fuzuli, 16. yy. şairleridir.

Sebep ve zaman bildirir:

Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.

g. –(n)İn İlgi Hâl Eki (tamlayan eki)
İsimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.

Bu ek birinci tekil ve çoğul şahıs için “–İm” şeklindedir: ben-im, biz-im.

İsimleri isimlere bağlar:

Benim elim kanadı
Kitabın yaprağı yırtılmış.
Yalancının mumu...
Gözlüğün camı...

İsimleri, zamirleri ve sıfat-fiilleri edatlara bağlar:

Bunu senin için yaptım dedi.

İsimleri ve zamirleri fiillere bağlar:

Birincilik ödülü Atilla'nın oldu.
En güzel ve mutlu yıllar sizlerin olsun.

Not: “-dEn” eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:

öğrencilerin bazıları›öğrencilerden bazıları
onların biri›onlardan biri

2. İYELİK EKLERİ
İsimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.

kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları

masa-m, masa-n, masa-s-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları

su-y[3]-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları

ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Kapının kol-u,
işin baş-ı,
hayvan sevgi-s-i

İyelik ekleri bazen yer bildiren zamirlerden (işaret zamirleri) sonra gelerek belirtme görevlerinde bulunur:

burası, ötesi, şurası...

Sıfatlardan sonra gelerek zamir yapar:doğrusu, böylesi, başkası...

Bazen isimlerle ve sıfatlarla birlikte sevgi ve abartma ifade eder:

Camın İstanbul.
Güzelim çiçekler kurumuş

İyelik eklerinden sonra hâl ekleri gelebilir:

Baba-m-a soracağım.
Kardeş-i-n-i arıyormuş.

-ler ekiyle –i iyelik eki birlikte kullanılarak zaman bakımından genelleme yapılır:

akşamları, sabahları, gündüzleri...

3. İLGİ ZAMİRİ: -ki
İlgi zamiri belirtili isim tamlamalarında taml*****n yerini tutabilir:

benim kalemim›benimki

onun eli›onunki

Türkçede üç tane “ki” vardır: “ki”, “-ki”, “-ki”

a. “ki” Bağlacı
Sadece “ki” biçimi vardır.

Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.

Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.

“ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-

Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.

Atatürk diyor ki: ...

Bir şey biliyor ki konuşuyor.

Ben ki hep sizin için çalıştım.

Sınavı kazanabilir miyim ki...

Baktım ki gitmiş.

b. “-ki” İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.

Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (taml*****n) yerini tutar.

Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki...

c. “-ki” Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.

Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.

Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...

masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...

4. –lEr ÇOĞUL EKİ
Cins isimlerine gelerek onların çoğul şekillerini yapar.

Kelimeler arasında ilgi kurmaz:

dağlar, fikirler, idealler, öğrenciler, dertler...

Özel isimlere getirildiğinde:

1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır

Yarın Ahmetlere gideceğiz.

İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)

Aliler bize gelecekler.

2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:

Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.

Bu topraklarda ne Çaldıran’lar, ne Ridaniye’ler yaşandı.

3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:

Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.

Hüseyin’lerin hepsi buraya gelsin.

4. Abartma anlamı katar:

Çalışmak için ta Almanya’lara gitti.

5. Topluluk kavramı bildirir:

Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

Bunların dışında:

-İkilemeler yapar:

Yıllar yılı bekledik.

-Abartma anlamı katar, bazen “bir” kelimesiyle birlikte bu anlamı verir:

Ateşler içinde kıvranıyordu.
O gün dünyalar benim olmuştu.
Valizler dolusu kitapları ne zaman almıştı.
Bir kumaşlar almış, görmelisiniz.
Bir bahçeler var, sözle anlatılmaz.
Bir zamanlar ne kadar şendik.

-Çoğul zamirlere getirilerek tekrar çoğul yapar:Bizler, sizler

-Saygı veya alay anlamı katar:

Dostumuz nedense bizi çağırmamışlar.
Müdür Bey döndüler mi?

-Her anlamı katar:

Akşamları erken yemek yeriz.
Sabahları geç kalkarım.

-“Yaş” kelimesine getirilerek yaşça yaklaşıklık bildirir:

O zaman henüz sekiz yaşlarında idi.

İyelik üçüncü çoğul eki ve şahıs eki ile karıştırılmamalıdır.

Çocuklar (çoğul eki) annelerini (iyelik eki) bekliyorlar (şahıs eki).

5. “mİ” SORU EKİ
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir:

Gelecek miydin? (fiile)

Sen misin? (isme)

Her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır.

Büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:

Salı mı?Sen mi?O mu?**ü mü?

Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.

Seni çağıran bu çocuk muydu?

Vurguyu kendinden önceki kelimeye aktarır. Yani mi soru ekinden önce gelen kelime vurgulanan kelimedir:

Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Soru anlamının dışında başka görevlerde de kullanılır:

Pekiştirme görevinde: Güzel mi güzel bir yer burası.

6. EK-FİİL
İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını sağlayan, ek hâlindeki fiildir.

“imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.

Dört kipe göre çekimi vardır:

Geniş zaman
-di’li geçmiş zaman
-miş’li geçmiş zaman
Şart kipi

1. Geniş zaman
İsim soylu kelimelere kişi ekleri getirilerek yapılır. Bunlar geniş zaman eklerinin yerini tutar. Üçüncü kişilere “-dİr” eki getirilir.

“insanım, insansın, insan(dır), insanız, insansınız, insan(dır)lar”

Ben bir küçük kelebeğim.
Ü stümüze doğan bir güneşsin sen.
Her taraf bugün bir başka güzel(dir).

Bu ek fiillere getirildiğinde kesinlik veya olasılık anlamı katar.

Ulaş şimdi tatil yapıyordur. (olasılık)
Bu durumda işe gitmeyecektir. (kesinlik)

2. -di’li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinen geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların bilinen geçmişteki durumuna şahit olunduğunu gösterir.

“idim, idin, idi, idik, idiniz, idiler”

Bir güzelin hayranıydım. ‹hayranı i-di-m

Dün daha heyecanlıydın. ‹heyecanlı i-di-n

Merhametli biriydi. ‹biri i-di

3. -miş’li geçmiş zaman
Ek-fiilin bilinmeyen (öğrenilen) geçmiş zaman çekimi, kavramların ve varlıkların öğrenilen geçmişteki durumunun başkasından duyulduğunu anlatır.

“imişim, imişsin, imiş, imişiz, imişsiniz, imişler”

Suçlanan ben-miş-im. ‹ ben imişim

Meğer sen ne çalışkan-mış-sın. ‹ çalışkan imişsin

Adam yirmi yıldır evine hasret-miş. ‹ hasret imiş

4. Şart
Eklendiği isimlerle yancümlecik kurar ve temel cümlenin şartını bildirir. Bazen karşılaştırma anlamı da katar.

“isem, isen, ise, isek, iseniz, iseler”

Elbise ucuzsa hemen alalım. ‹ucuz ise

Maaşlar düşük, giderlerse oldukça fazla. ‹giderler ise (karşılaştırma)

Dikkat!

Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı

Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki

Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki

Öğrenciydi ek-fiil çekimi

Uyuyordu birleşik çekim

Öğrenciymiş ek-fiil

Uyuyormuş birleşik zaman

Öğrenciyse ek-fiil

Uyuyorsa birleşik zaman

Not: Ek-fiilin olumsuzu ek-fiilden önce “değil” kelimesi getirilerek yapılır:

birinci değilim, değildim, değilmişim, değilsem

7. TAMLAMA EKLERİ
Bu eklerden tamlayan eki (ilgi eki: -in: kalem-in), isim hâl eklerinde; tamlanan eki (-i: uc-u) de iyelik eklerinde anlatıldığından burada tekrarına lüzum görülmedi.
09-22-2013 21:17
Korax Kelime (Sözcük) Grupları

KELİME GRUPLARI
Kelime Gruplarının Görevleri ve Özellikleri
1. İSİM TAMLAMALARI
a. Belirtili İsim Tamlaması
b. Belirtisiz İsim Tamlaması
c. Takısız isim tamlaması
d. Zincirleme isim tamlaması
e. Karma tamlama


2. SIFAT TAMLAMASI


3. İSİM-FİİL GRUBU

4. SIFAT-FİİL GRUBU

5. ZARF-FİİL GRUBU

6. TEKRAR GRUBU (İKİLEME)

7. EDAT GRUBU

8. BAĞLAMA GRUBU

9. AİTLİK GRUBU

10. ÜNVAN GRUBU

11. ÜNLEM GRUBU

12. SAYI GRUBU

13. KISALTMA GRUPLARI
a. İsnat Grubu
b. Yükleme Grubu
c. Yaklaşma Grubu
d. Bulunma Grubu
e. Uzaklaşma Grubu
f. Vasıta Grubu

14. BİRLEŞİK İSİM

KELİME GRUPLARI
Yan yana dizilen kelimeler, ya yargı bildirerek cümleyi, ya da varlık ve hareketleri karşılayarak kelime gruplarını meydana getirirler. Bu diziliş, Türkçenin söz diziminin bazı kurallarına bağlıdır. Türkçe söz diziminin en belirgin özelliği, ana unsurun genellikle sonda bulunmasıdır.

Kelimelerin, bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, hareketi karşılamak üzere, belirli kurallar içinde yan yana gelerek oluşturdukları kelime topluluklarına kelime grubu denir.

Varlıklar, kavramlar, nitelikler, durumlar, hareketler birer kelimeyle de karşılanır. Ama bir kelime bunlardan birini karşılamaya yetmiyorsa, yani bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, hareketi ancak birden fazla kelimeyle karşılayacaksak kelime gruplarını kullanırız.

Kelime ile kelime grubu arasındaki fark, kelime grubunun belli kurallar dahilinde bir araya gelen kelimelerden oluşuyor olmasıdır. Yani kelime grubunun birden fazla kelimeden oluşması.

Kelime Gruplarının Görevleri ve Özellikleri
]Tek kelime ile karşılanmayan varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri karşılar. Kelime grupları, kavramları en verimli şekilde dile getirmede kullanılan kolaylıklardır.

Meselâ, "ipek" ve "böcek" kelimeleri tek başlarına birer varlığı karşılarlar. Ama "ipek böceği" kelime grubunun karşıladığı varlığı tek kelime ile karşılayamayız.

Bunun gibi "telefon etmek, kör olmak, fotoğraf makinesi" kavramlarını da tek kelime ile karşılamak mümkün değildir.

] Kelime gruplarının en küçüğü iki kelimeden oluşur.

]Varlık, kavram, nitelik, durum ve hareketleri, anlamlarını genişleterek, belirterek, pekiştirerek, niteleyerek karşılar.

Meselâ, "Çocuk çiçeği arkadaşına uzattı." cümlesini, "Küçük çocuk, elindeki kır çiçeklerini çok sevdiği arkadaşına uzattı." şeklinde, varlıkların nitelik ve niceliklerini de bildirerek ifade edebiliriz.

]Cümle ve diğer kelime grupları içinde, tek kelime gibi (isim, sıfat, zarf ve fiil) görev yapar.

Küçük çocuk, / elindeki kır çiçeklerini / çok sevdiği arkadaşına / uzattı.
İsim isim isim fiil

Dallarda uzanan hışırtılar, / ağaçtan ağaca sürüklenerek, / ormanın kızıl
İsim zarf isim
derinliklerinde / kayboluyordu.
fiil

elindeki / kır çiçeklerini
isim

çok sevdiği / arkadaşına
sıfat

Dallarda uzanan / hışırtılar,
sıfat

ağaçtan ağaca / sürüklenerek,
ikileme

ormanın / kızıl derinliklerinde
isim

]Ana unsur grubun sonundadır.

Yemyeşil ovalar ana unsur: ovalar
Kuş sesleri ana unsur: sesler

Fiile dayalı gruplarda hareketin oluş sırası gösterilir.

Gülü koparıp koklayınca önce koparma, sonra koklama

Birleşik fiille edat grubunda ana unsur başta bulunur.

Gelebilmek ana unsur: gelmek
Adam gibi ana unsur: adam

]Kelime gruplarında unsurların sırası, konuşma ve şiir dilinde değişebilir, araya gruba dahil olmayan kelimeler girebilir.

Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl.
Gönlümü, Maraşlı'nın yaktı kara haberi.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak.

Kandilli yüzerken uykularda,
Mehtabı sürükledik sularda.

Sırtına Sakarya'nın Türk tarihi vurulur.
Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin.

]Kelime gruplarının diğer kelimelerle ve kelime gruplarıyla ilişkisi, grubun sonundaki çekim ekleriyle sağlanır. Bu çekim ekleri sadece grubun son kelimesine değil, o gruba aittir.

Çalışkan insan, kendi varlığında hüküm süren bir aheng-i bütün kâinat-a nakleder.

]İkiden fazla kelimeden oluşan gruplarda içe içe geçmiş, birbirini tamamlayan başka kelime grupları da bulunur.

Küçük oda
soluk ışık
mumun soluk ışığı
Küçük odadaki mumun soluk ışığı

]Kelime gruplarının vurgusu grubun yapısına göre değişir.

Küçük odadaki mumun soluk ışığı
bütün kâinat

Ayrıca sunu / slayt olarak indirmek isterseniz >> Kelime Grupları Sunusu
09-22-2013 21:16
Korax İSİMLER ( ADLAR )
İSİMLER
A. Varlıklara Verilişlerine Göre.

1. Özel İsim
2. Cins İsmi
B. Maddelerine Göre İsimler
1. Somut İsim
2. Soyut İsim
C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
1. Tekil isim
2. Çoğul isim
3. Topluluk İsmi
D. Yapılarına Göre İsimler
1. Basit İsim
2. Türemiş isim
3. Birleşik İsim
a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler
b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler
İsimlerde Küçültme.
İsmin Hâlleri
1. Yalın Hâl (Nominatif)
2. Belirtme (Yükleme) Hâli
3. Yönelme Hâli
4. Bulunma Hâli
5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli
6. Eşitlik Hâli
7. Vasıta Hâli
8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)
İsim Tamlamaları
Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında "tür, görev, tür ve görev" kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçe'deki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:
TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER

İSİM SOYLU KELİMELER FİİL SOYLU KELİMELER
A. Tam Anlamı Olanlar 1. Fiil
1. Tek Başına Görev Üstlenenler 2. Fiilimsi
- İsim (Ad) a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)
- Zamir (Adıl) b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)
c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)
2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler
- Sıfat (Önad)
- Zarf (Belirteç)
B. Tam Anlamı Olmayanlar
- Edat (İlgeç)
- Bağlaç
- Ünlem
Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçe'de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.
İSİMLER (Adlar)


Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları, hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.
İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.
A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE

İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.
1. ÖZEL İSİM:Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.
Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.
Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu...
Başlıca Özel İsimler
1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü...
3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî...
4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe...
5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak...
6. Ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
"Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı" gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.
10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı...
11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Ay'ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünya'ya dik olarak gelir.
Türkiye'nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi...
13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk...
2. CİNS İSMİ:Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza...
Başlıca Cins İsimleri
1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak...
2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze...
3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne...
4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz...
5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni...
6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu...
7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven...
8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber...
9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz...
10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir...
11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor...
12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel...
13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl...
14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi...
Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:
tırmık: bir ziraat aleti.
Tırmık: bir kedinin özel adı
ozan: şair
Ozan: erkek ismi
B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER

İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.

1. Somut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.
su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku...
2. Soyut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.
sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...
C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER

1. Tekil isim:Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter...
Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.
İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)
Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)
2. Çoğul isim:Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.
onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...
Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
Asker, sınırları bekliyor.
Genç yaşta saçı dökülmüş.
Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.
Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:
1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.
Yarın Ahmetlere gideceğiz.
İzmir'e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)
Aliler bize gelecekler.
2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.
Bu topraklarda ne Çaldıran'lar, ne Ridaniye'ler yaşandı.
3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
Sınıftaki Ali'ler ayağa kalksın.
Hüseyin'lerin hepsi buraya gelsin.
4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya'lara gitti.
5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

3. Topluluk İsmi:Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.
ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet...
Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.

D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER

İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.
1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), ...
Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.
Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ "kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp "kel" diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.
2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.
İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...
Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı
Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...
yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,
başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...
3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.
Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.
Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.
Türkçe'de üç yolla birleşik isim yapılır:
Anlam kayması yoluyla
Ses kaynaşması yoluyla
Kelime sınıfı kayması yoluyla
a. Anlam kayması yoluyla:
Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı...
İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:
Adamotu, yayın balığı, ince hastalık...
Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik... Başbakan, başyazar, başhekim...
Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder: Karatavuk, yer elması, karafatma...
b. Ses kaynaşması yoluyla: cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...

c. Kelime sınıfı kayması yoluyla: kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu...
örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...
giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...
elverişli, rasgele, albeni, çalçene...
Ayrıca bakınız>>> Birleşik Kelimelerin Yazılışı
Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:

Varlıklara verilişine göre : özel isim, cins ismi
Maddelerine göre : soyut, somut
Varlıkların sayılarına göre : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi
Yapılarına göre : basit, türemiş, birleşik
el : cins ismi; somut, tekil, basit isim
düşünce : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim
kitaplıklar : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim
ayakkabı : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim
ordu : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim
Ankara : özel isim; somut, tekil, basit isim
Çanakkale : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.
İSİMLERDE KÜÇÜLTME

Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen "küçük, mini, ufak" gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa...
Bazen bu sıfatların yerini "Cİk, -Ceğİz" ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.
küçük tepe>tepecik küçük çocuk>çocukcağız

Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:
Serçecik daldan dala atlıyor. (acıma)
Adamcağız korka korka ayağa kalkar. (acıma)
Bebeciğimi çok özledim, diyordu. (sevgi)
küçük insan>insancık (zavallılık)
zavallı kelimeler>zavallı kelimecikler (küçümseme)
"k" sesi ile biten sıfatlara -Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki "k" düşer:
küçük>küçücük ufak>ufacık alçak>alçacık minik>minicik

"-cE, -İmsİ, -İmtrak" ekleri de küçültme anlamı katar:
küçük>küçükçe büyük>büyükçe iri>irice yeşil>yeşilimsi sarı>sarımtırak
İSMİN HÂLLERİ:

İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.
1. Yalın Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.
ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)...
Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş...
Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi...
2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
Defteri, okulu... Ali kitabı aldı. (Belirtili nesne)
ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...
NOT : Türkçe'de üçt çeşit -i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.
  • Köyü güzelmiş (iyelik eki)
  • Köyü gezdiler (hal eki)
  • Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)
3. Yönelme Hâli:"-E" ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.
Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan "neye, kime, nereye" sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön...
4. Bulunma Hâli:"-dE" ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle "kimde, nede, nerede"sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)
ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...
5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:"-dEn" ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; "çıkma, ayrılma, uzaklaşma" bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan "nereden, kimden, neden" sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...
  • -den ekini alan isimler bazen zarf tümleci olur. Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)

    -den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir.Candan dost, toptan satış, içten davranış...

    -den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün 'ün yerini tutabilir. Çocukların biri ....Çocuklardan biri.

    -den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.

    -den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller...

6. Eşitlik Hâli:"-CE" ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Onun davranışları çok zaman ****cedir.
Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
O gün sizi saatlerce bekledik.
Bu kararı sınıfça aldık.
Bugün milletçe sevinçliyiz.
7. Vasıta Hâli:"ile" edatı kullanılarak yapılır. "i" düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
İşi kolaylıkla başardı.
Ayağına gelen topa hızla vurdu.
Babasını sevinçle karşıladı.
O artık bizimledir.
Öğrencileriyle geziye gitmişti.
Arabasıyla evimize kadar getirdi.
İğneyle kuyu kazıyorsun.
Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
Zilin sesiyle yarışma bitti.
8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):"-(n)İn", "-dEn" ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.
Kitabın yaprağı yırtılmış.
Ceket düğmesi
Öğrencilerden biri

İSİM TAMLAMALARI

İki veya daha fazla ismin, yeni bir anlam meydana getirecek şekilde birlikte kullanılmasıyla oluşan söz gruplarına isim tamlaması denir. Ad takımı şeklinde de söylenebilir.
İsim tamlamalarında ilk isme tamlayan; ikinci isme tamlanan denir. Bu kural iki isimden oluşan tamlamalar için geçerlidir. İkiden fazla isimden oluşan tamlamalarda genellikle son isim tamlanan diğerleri tamlayan olur. Fakat bu kurala uymayanlar da vardır.
Bahçeninduvarı. Bahçenin duvarının boyasınınrengi. Bizim okuluntahta kapısı
Tamlayan Tamlanan Tamlayan Tamlanan Tamlayan Tamlanan
İsim tamlamalarının çeşitleri ve özellikleri şöyledir:
1-BELİRTİLİ İSİM TAMLAMASI

Tamlayan -ın, -in, -un, -ün , tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerinden birini alır. Tamlayan sesli harfle biterse -n kaynaştırma harfi; tamlanan sesli harfle biterse -s kaynaştırma harfi kullanılır. Bahçe-n-in kapı-s-ı
NOT :* "Su" ve "ne" kelimeleri bu kurala uymaz. Örnek: Su-y-un tad-ı, ne-y-in tad-ı.
    • Zamirler tamlayan veya tamlanan olabilir. Örnek: Bizim evimiz. Çocukların birkaçı...
    • Tamlanan isim sayı veya belirsizlik bildiren bir kelime olursa, tamlayan eki -ın, -in, -un, -ün yerine-den, -dan eki gelebilir. (Adamların ikisi....Adamlardan ikisi)
    • Bazı belirtili isim tamlamaları, sıfat tamlamasının ters çevrilmesiyle oluşur. (Taze balık...Balığın tazesi)
    • Bazı b.isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan yer değiştirir. (Çok verimlidir ovası Konya'nın...) (Konya'nın ovası...)
2-BELİRTİSİZ İSİM TAMLAMASI

Tamlayan, tamlama eklerini almaz. Tamlanan -ı, -i, -u, -ü eklerini alır. Bahçe kapısı, gönül dostu...
  • Tamlayan somut veya soyut isim olabilir: Kitap kabı, duygu yoğunluğu

    Tamlanan somut, soyut isim veya isimleşmiş olabilir: Masa örtüsü, gurbet düşüncesi, dünyagüzeli.(İsimleşmiş sıfat)

    Tamlayan çoğul eki alabilir: Öğretmenler odası...

    "Kendi" kelimesi, belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan olabilir. Bunun dışındaki zamirler belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ve tamlanan olmaz.: Kendi evi...

    İsim-fiiller tamlanan olabilir: Gece yürüyüşü...

    Bazı belirtisiz is.tamlamaları kendisinden sonra gelen ismi niteler ve sıfat görevi kazanabilir: Deniz mavisi gömlek....

    Bazı belirtisiz isim tamlamalarında tamlama eki günlük konuşmada düşebilir: Hatay sokağı...Hatay sokak. Bu durumun yazıda gösterilmesi yanlıştır. (Lokanta Bahar) veya (Bahar Lokanta) yanlıştır. Doğrusu (Bahar Lokantası) şeklinde olacaktır.

    Bu tamlamalarda mecazlı anlatım görülebilir: Laf salatası, ömür törpüsü...

    Bazı belirtisiz isim tamlamaları kalıplaşarak birleşik kelime olmuştur: Kuşadası, hanımeli..

    Bazı belirtisiz isim tamlamalarının başına bir sıfat gelebilir: Kırmızı kadın ceketi...

    Bazen belirtisiz isim tamlamalarında sıfatın başa gelmesi dil yanlışlığına yol açar: Devlet Eski Bakanı (Doğru)... Eski Devlet Bakanı (Yanlış)

3 . TAKISIZ İSİM TAMLAMASI

Tamlayan ve tamlanan, tamlama eklerini almaz. Tamlayan, taml*****n hangi maddeden yapıldığını veya neye benzediğini bildirir. Takısız isim tamlamaları ile sıfat tamlamaları birbirine karıştırılmamalıdır.
Takısız İsim Tamlaması Sıfat Tamlaması
Tahta çanta Güzel çanta
Demir kapı Büyük kapı
Demir yumruk Sert yumruk
Badem göz Siyah göz
Çini vazo süslü vazo
Altın bilezik Burgulu bilezik
ZİNCİRLEME İSİM TAMLAMASI

En azından üç isimden oluşan tamlamalara denir. Dedemin dedesinin dedesi, Ayşe'nin kardeşinin okul çantası.
NOT: Zincirleme tamlamayı oluşturan kelimelerden en az biri sıfat görevinde kullanılıyorsa böyle tamlamalara KARMA TAMLAMA denir. Karma tamlamalar, isim tamlamalarının tamlayanı ile taml***** arasına bir sıfat girmesiyle oluşabildiği gibi, iki sıfat tamlamasının birleşmesiyle de oluşabilir. (Babamın eski ceketi)(Güzel Türkiye'nin güzel çayı)
09-22-2013 21:13
Korax
Dil Bilgisi

SÖZCÜKTE ANLAM

SÖZCÜK (KELİME)

Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

SÖZCÜKTE ANLAM

Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.

Meselâ, "ağız" dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. "göz" kelimesi de öyle.
Soğuktan su boruları patlamış.

Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

Biraz sonra toprak bir yola girdik.

Kanadı kırık bir martı gördüm.

Soğuk sudan boğazı şişmişti.

Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.

Dün gece erken yattım.

Sıcak çorbayı içince rahatladım.

Dolaptan temiz elbiselerini çıkardı.

Ahmet'in burnu iyi koku alır.

Ağzında yaralar oluşmuştu.

Elini hırsla masaya vurdu.

İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.

2. YAN ANLAM
Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

Meselâ "göz" dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama "iğnenin gözü", "çantanın gözü", masanın gözü" tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

Meselâ, "düşmek" kelimesi "Meyveler tek tek yere düştü" cümlesinde temel anlamda; "Çocuğun pantolonu düşüyordu", "Bu yılın ilk karı düştü" ve "Kavakların gölgesi yola düştü" cümlelerinde yan anlamdadır.
Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)

Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.

Uçağın kanadı havada parçalanmış.

Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.

Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.

Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.

Yokuşun başına kadar koştuk.

Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla "geçilen yer" demek olan "yol" kelimesi "yöntem, metot" anl***** gelerek soyutlaşmıştır.

Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb

3. MECAZ ANLAM
Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlamdenir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

Bu konuyu bir daha açmayacağım.

İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

Derdim çoktur, hangisine yanayım.

Doktora boş gözlerle bakıyordu.

Bu şarkıya bayılıyorum.

Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

Yakında savaş patlayacak.

Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.

İnce işlere aklım pek ermiyor.

Kitapları taşırken kolum koptu.

İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.

Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.

"Kurban olam, kurban olam

Beşikte yatan kuzuya" (açık istiare)

"Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor." (kapalı istiare)
İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl

Saçını kestir demedim mi?

Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.

Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

Orhan Veli'yi okur musun?

4. DEYİM ANLAM
Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?

Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.

Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.

Her gördüğüne dudak büküyordu.

Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

İki genç adam boğaz boğaza geldi.

Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.

Matematiği aklım almıyor.

Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.

Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.

Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.

Bizimkinin iyice çenesi düştü.

Göze girmek için her şeyi yapıyor.

İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.

Bu soruya kafa yormanı istemiştim.

Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.

Burası çok ayak altı, şurada duralım.

Deyimlerin özellikleri:

a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,

"ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,

"ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,

"dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,

"tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.

Ama istisnalar yok değildir: "baş başa vermek" ve "kafa kafaya vermek" gibi.

Araya başka kelimeler girebilir:

"Başını derde sokmak" Başını son günlerde hep derde soktu.

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: "Çam sakızı çoban armağanı", "dili çözül-", "dilinde tüy bit-", "dilini yut-"

c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.

  • 1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
ağzı açık, kulağı ****k,

eli uzun, kaşla göz arasında,

bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,

can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,

pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,

kafayı ye-, aklı alma-,

akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,

bel bağla-, çenesi düş-,

göze gir-, dara düş-,

  • 2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
Yorgan gitti, kavga bitti.

Dostlar alışverişte görsün,

Çoğu gitti azı kaldı,

Allah bana ben de sana,

Atı alan Üsküdar'ı geçti,

Tut kelin perçeminden,

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.

Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,

Ne şiş yansın ne kebap,

Fol yok yumurta yok ..

d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı ****k, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)

Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)

Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)

O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

g) Kafiyeli deyimler de vardır:

Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

5. TERİM ANLAM

Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

Örnek: kök, mısra, muson.

"yüklem, özne, kök, zarf", dil bilgisi terimleri; "üçgen, daire, çap", kelimeleri de geometri terimleridir.

Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında *****, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

Boğaz'ı geçip Karadeniz'e ulaştık.

Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

Ağacın kökleri çok derinde.

Üçgeninaçıları toplamı 180'dir.

6. ARGO ANLAM
Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.

Argo, dil içinde bir dil gibidir.

Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.

Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.

Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.

Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.

Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.

"Canına yandığımın dünyası" gibi.

abdestini vermek: azarlamak

aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek

röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek

piliç gibi: güzel ve sevimli kız

mektep çocuğu: acemi, toy

zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak

yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek

arakçı: hırsız

bal kabağı: *****, ********

torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak...

7. SOYUT ANLAM

Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

8. SOMUT ANLAM

Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...

Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

"Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum."

9. GENEL ve ÖZEL ANLAM

Genel anlamlı kelimeler birden fazla kelimeyi bünyesinde bulunduran, birden çok türü kapsayan kelimelerdir. Özel anlamlı kelimeler ise daha dar bir anlamı, kesin ve net olarak anlatır. Anlam özelleştikçe kesinlik de artar.

Varlık-canlı-insan-Ahmet

Metin-paragraf-cümle-kelime-hece-harf

B. SÖZCÜKLER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

1. EŞ ANLAMLI SÖZCÜKLER

Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...

Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: "kara bahtlı" kelime grubunda "kara" kelimesinin yerine "siyah" kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:

deprem-yer sarsıntısı-zelzele,

kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

2. YAKIN ANLAMLI SÖZCÜKLER

Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.

göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,

Kardeşim sana küsmüş.

Kardeşim sana kırılmış.

Kardeşim sana gücenmiş.

Kardeşim sana darılmış.

Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.

Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)

Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)

Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)

Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

3. ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER

Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.

Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,

Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.

"sevinmek" karşıtı sevinmemek değil "üzülmek"tir.

Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.

"doğru" kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede "eğri" olurken, diğerinde "yanlış" olabilir.

İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki "ağır" kelimesinin ağır olmayan anlamındaki "hafif"le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

4. EŞ SESLİ SÖZCÜKLER

Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.

Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir

Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz

Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi

Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir:

Siyah anlamındaki "kara" ile "kar-a" (-a: yönelme hâl eki) gibi

"Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar"

"Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar"

Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya

Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya

"hala" ve "hâlâ", "kar" ve "kâr", "adet" ve "âdet" kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.

5. İKİLEMELER

Anlamı pekiştirip güçlendirmek ve çekici kılmak için aynı kelimenin, yakın anlamlı kelimelerin veya zıt anlamlı kelimelerin tekrarıyla oluşan kelime grubudur.

ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek, doya doya ...

Yapı Yönüyle İkilemeler:

a) Yakın Anlamlı: doğru dürüst, ****k deşik, eş dost

b) Aynı Anlamlı: kılık kıyafet, ses seda, köşe bucak...

c) Karşıt Anlamlı: Aşağı yukarı, ileri geri, az çok, er geç ....

d) Aynı Kelimenin Tekrarı: duya duya, ağır ağır, yavaş yavaş ...

e) Yansımaların Tekrarı: çat pat, kıs kıs, fısıl fısıl ...

f) Sadece Biri Anlamlı: eğri buğrü, eski püskü

g) Yarı Anlamlı: eciş bücüş, ıvır zıvır, abur cubur ...

İkilemelerin arasına hiçbir noktalama işareti konulamaz.

6. YANSIMALAR

Tabiata, insana, insan dışındaki canlılara ve eşyaya ait seslerin taklit edilmesi sonucu ortaya çıkan kelime veya kelime gruplarıdır.

tık, tak, pat, çat, hışır hışır, miyav, hırr, hav, me, mee, mışıl mışıl, fıkır fıkır, şıkır şıkır...

Yansımalardan isim ve fiil türetilebilir.

"miyavlamak, çatırdamak, şıkırtı, meleşmek, şırıltı"

7. atasÖzlerİ

Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren, söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.

Kalıplaşmış sözlerdir, eşanlamlılarıyla dahi değiştirilemez.

Kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle çok anlam ifade ederler

Tecrübelere ve gözlemlere dayanırlar, bazen âdet ve gelenekleri ifade ederler

Çoğu mecazlıdır.

Anonimdir ve edebî tür özelliği gösterir.

Genel bir yargı bildirir.

Öğüt verme amacı taşır.

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.

Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

Böyle gelmiş, böyle gider

Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.

Damlaya damlaya göl olur.

Dost kazan dost; düşman anadan da doğar.

Eden bulur.

Geniş gününde dar gezen, dar gününde geniş gezer.

Göz görmeyince gönül katlanır.

Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.

Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.

Üzerine laf düşmedikçe konuşma.

Vakitsiz açılan gül çabuk solar.

8. DOLAYLAMA

Bir kelimeyle anlatılabilecek bir durumu birden fazla kelimeyle anlatmaya denir.

"yavru vatan": Kıbrıs,

"büyük kurtarıcı": Atatürk,
"ulu önder":Atatürk


"derya kuzuları": balık,

"file bekçisi":kaleci

"Türkiye'nin kalbi": Ankara

9. anlam genİŞlemesİ

(yan anlam)

10. anlam daralmasI

] "oğul" kelimesinin önceleri kız ve erkek çocukları için kullanılırken şimdi artık sadece erkek çocukları için kullanılması gibi.

11. anlam İYİLEŞMESİ

] "kötü" anlamındaki yavuz kelimesinin artık "yiğit" anlamında kullanılması gibi.

12. anlam kÖTÜlenmesİ

] "canlı" anlamındaki canavar kelimesinin artık yırtıcı yaratık anlamında kullanılması gibi.

13. gÜzel adlandIrma

] "verem" kelimesinin dildeki korkunçluğunu azaltmak için "ince hastalık" ile karşılanması gibi.

]Yabanî hayvan adı olan "börü"nün atılıp yerine "kurt" kelimesinin kullanılması gibi.

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı


Şu Anki Saat: 11:25


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows