Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

Peygamberler Ademden ... Peygamber Efendimize Kadar ki Tüm Peygamberler ...

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-29-2009, 09:15   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Hz. Yusuf un Kıssası

Hz. Yusuf un Kıssası Hazret-i YusufHazreti Yakup, on iki oğlundan en küçüğü olan Yusuf aleyhisselâmıileride kendisine peygamberlik rütbesi verileceğini bildiği ve onda busebeple üstün meziyetler gördüğü için daha çok seviyor ve ayrı bir alâkagösteriyordu.Bir gün Yusuf aleyhisselâm babasına dedi ki:— Ey babacığım, ben rüyada on bir yıldız ile Güneş'i ve Ay'ı gördüm.Gördüm onları ki, bana secde ediyorlar!Yakub aleyhisselâm ise şöyle dedi:— Yavrum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar.Çünkü Şeytan insana belli bir düşmandır. Ve işte böyle rüyada gördüğüngibi o yüksek ve parlak Semâ varlıklarının sana secde etmeleri misâlinebenzer eşsiz bir seçiş ile Rabbin seni derleyip toplayıp ayırarak halkınen şereflilerinin en yüksek makamında bulunan zatların üstünde parlak birmakama getirecek. Yani rüya, istikbalin bir misâlini görmektir. O misâlâleminde o büyük büyük yüksek cisimlerin sana secde eder halde görünmesitemsil ve teşbih yoluyla şuna delâlet eder ki, ileride Rabbin sanaPeygamberlik verecek ve büyük büyük insanları senin emrinde kılacak,onları sana boyun eğdirecek. Ve sana kişide meydana gelen ve meydana gelişcihetiyle alâkası gizli bulunan sözlerin hadisedeki meallerini tâyinetmek, rüya tabir eylemek veya vahiy ve ilâhî işaretlerin kolayanlaşılmayan inceliklerini anlamak veyahut onlardan ileride varacağıhakikati anlamak ilminden şanlı bir hisse verecek ve binaenaleyh sen debenim bu söylediklerimin hak olduğuna muttali olacaksın ve kesbî ilimledeğil vehbî ilimle böyle tâbirler tefsirler yapıp şan alacaksın. Hem sanahem Yakub Oğullarına nimetini tamamlayacak ki, daha önce iki atan ibrahimve Ishak'a tamamladığı gibi. Rabbin seni böylece peygamberliğe muvaffakkılmış Dünya ve Ahiret'te tam bir şeref ve şana mazhar kılmıştır. Şüpheyok ki Rabbin bir Alîm'-dir, bir Hakîm'dir. Her şeyi bilir, olmuşu dabilir, olacağı da bilir ve yaptığını ilim ve hikmetle yapar. Onun içinkimin seçilmeye lâyık olduğunu da bilir.İşte rüyanın kısaca tevili bu idi. Tafsilâtlı olarak tevili iseileride meydana gelecek hâdiselerdi.Hazreti Yusuf'un ana ve baba kardeşi olan bir kardeşi vardı ki, ismiBünyamin idi. Diğer on kardeşi ise yalnız baba bir kardeşleri idi. Bu onkardeş de kendileri ile ana ve baba bir kardeş olmayan Hazreti Yusuf ileBünyamin'i kendilerinden adetâ kardeş saymayarak «Yusuf ve biraderi» diyetâbir ederek onlardan bahsederlerdi.Yusuf aleyhisselâmın üvey kardeşleri bir gün toplanıp dediler ki:— Yusuf ve biraderi babamıza bizden daha sevgili, biz ise birbirimiziçok iyi tutan bir kuvvetiz. Doğrusu babamız, belli ki yanılıyor. Yusuf'uöldürün yahut bir yere atın ki, babanızın yüzü size kalsın ve ondan sonraiyi bir kavim olasınız.İçlerinden bir söz sahibi:— Yusuf'u öldürmeyin de bir kuyu dibinde bırakın ki, kafilenin birionu bir buluntu olarak bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın! dedi.Bu teklifi uygun gören kardeşler, Yakub aleyhisselâm'a vardılar ve:— Ey bizim pederimiz! Sen neden Yusuf hakkında bize inanmıyor, onubize güvenmiyorsunuz? Cidden biz onun için ricacıyız ki, yarın onu bizimleberaber gönder, gezsin, oynasın. Şüphesiz biz onu gözetiriz. Kendisine birşey olmaz! dediler.Yakub aleyhisselâm:— Beni, onu götürmeniz her halde mahzun eder. Korkarım ki onu kurt yerde haberiniz olmaz! diye endişesini anlattı. Onlar:— Allah'a yemin olsun ki, biz birbirimize bağlı bir kuvvet iken, onukurt yerse, böyle bir şey oluverse, biz o durumda çok hüsran çekeriz, diyecevap verdiler ve Yusuf aleyhisselâmı beraberlerinde götürmeye babalarınırazı ettiler.Bunun üzerine vaktâ ki, onu götürdüler ve kuyunun dibine koymaya kararverdiler. Fakat âlemlerin sahibi Allahü Teâlâ, Yusuf aleyhisselâma şöylevahyetti:— Yemîn olsun ki, sen onlara hiç farkında değiller iken, bu işlerinihaber vereceksin!Böylece kardeşleri Yusuf aleyhisselâmı kuyunun dibine bıraktılar veyatsı vakti ağlayarak babaları Yakup aleyhisselâm'ın yanına geldiler,dediler ki:— Ey pederimiz, biz gittik yarış ediyorduk, Yusuf'u eşyamızın yanındabırakmıştık. Bir de baktık ki, onu kurt yemiş. Şimdi biz doğru da söyleseksen bize inanmazsın. Bir de Yusuf aleyhisselâmın gömleğinin üzerinde yalanbir kan getirmişlerdi.Yakub aleyhisselâm:— Yok, dedi. Nefisleriniz sizleri aldatmış ve bir işe sevketmiş. Artıkbir sabr-ı cemil ve Allah'dır ancak yardımına sığınılacak, sizin busöylediklerinize karşı, diye söyledi.Yusuf aleyhisselâm bu halde kuyu içerisinde beklerken, öteden birkafile gelmiş, kuyuya sucularını göndermişlerdi. Sucu geldi, kovasınıkuyunun içine saldı:— A... Müjde, bu bir oğlan! diye bağırdı.Kafile Yusuf aleyhisselâmı tuttular, ticaret için gizlediler. Sonundadeğersiz bir bahâ ile onu bir kaç dirheme sattılar. Hakkında rağbetsizdavranıyorlardı. Onu satın alan kimse ise Mısır AziziYani veziri İtfir idi. Kendisinin zürriyeti olmayıp zevcesi Züleyhaise bakire bulunuyordu. Itfır, Yusuf aleyhisselâmı zevcesine getirip:— Buna güzel bak! Umulur ki, bize faydası olacaktır. Yahut evlâtediniriz kendisini, diye söyledi.Yusuf aleyhisselâm kemal çağına erdiği zaman Allahü Teâlâ kendisinehikmet ve peygamberlik ilmi bahşetti. O, öyle erişti, derken hanesindebulunduğu hanım onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip:— Haydi seninim! dedi.Yusuf aleyhisselâm ise bu teklif karşısında:— Allah'a sığınırım! Doğrusu o benim efendim, bana güzel baktı. Allahkorusun o iyiliğe karşı böyle şey mi olur? Doğrusu zalimler felah bulmaz.Döşeğe hainlik etmek, iyiliğe karşı kötülük, ihsana nankörlük zulümdür.Senin dediğini yaparsak ikimiz de felah bulmayız.Yusuf aleyhisselâmın efendisinin hanımı Züleyha ise cidden onaniyetini kurmuş, ona tamamen gönlünü vermiş, bütün gayretiyle onakavuşmaya azmetmişti. Yusuf aleyhisselâm da ona kasdedip gitmişti ammaRâbbinin âyetini görmeseydi. Hazreti Yusuf hanımın arzusuna muvafakatetmedi amma bu onun erkeklik his ve kuvvetinin eksikliği gibi tabiatındanbir noksanlık olduğundan dolayı değil, Rabbinin delilini yani bu işinharam olduğunu, çirkinliğini bütün hakikatiyle o anda bile müşahedeediyordu da kaçınıyordu. Yoksa bu helâl olsa idi, o da ona azmetmişgitmişti.Vuslat olmayınca ikisi bir kapıya koştular, Züleyha Yusufaleyhisselâmın gömleğini arkasından yırttı. Kapının yanında Züleyha'nınbeyine rastgeldiler ve Züleyha hemen:— Senin ehline fenalık yapmak isteyenin cezası zindana konulmaktan,veya elîm bir azâbdan başka nedir? diye suçu Yusuf aleyhisselâmın üzerineatmaya kalkıştı.Hazreti Yusuf bu itham karşısında:— O kendisi, benim nefsimden arzu almak istedi, diye bunu reddetti.Hâdisenin böyle gelişmesinden sonra kimin suçlu olup olmadığıaraştırılmaya başlanınca, Züleyha'nın yakınlarından bir şahid de şöyleşahidlik etti:— Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmış ise, Züleyha doğru söylüyor daYusuf yalancılardandır. Yok eğer gömlek arkadan yırtılmış ise, Züleyhayalan söylemiş de Yusuf doğrulardandır, dedi.Zira odadan önce Yusuf aleyhisselâm kaçmak istemiş, Züleyha ise onungömleğini arkadan tutarak çekiştirmiş ve çıkmasını önlemek istemiş idi. Buçekişme sırasında da gömlek yırtılmıştı.Aziz baktı ki Yusuf aleyhisselâmın gömleği arkasından yırtılmış:— Anlaşıldı, dedi. O, siz kadınların hilenizden, her halde sizinhileniz çok büyük. Yusuf, sakın bundan hiç bahsetme, sen de kadın,günahına istiğfar et. Cidden sen büyük günahkârlardan oldun! diye söyledi.Fakat şehirde bir takım kadınlar da:— Aziz'in karısı, delikanlısının nefsinden murad istiyormuş, onaaşkından yüreğinin zarı çatlamış, kadın besbelli çıldırmış diye konuşmayabaşladılar.Züleyha kadınların bu gizliden gizliye yaptıkları dedikodularınıişittiği zaman, onlara dâvetçi gönderdi ve kendileri için dayalı döşelibir sofra hazırladı. Kadınların her birinin eline de birer bıçak verdi.Beri taraftan da Yusuf aleyhisselâm'a:— Çık karşılarına! dedi.Kadınlar Yusuf aleyhisselâmı o güzelik içerisinde görür görmez çokbüyüttüler, ona hayran hayran bakacağız diye ellerini doğradılar ve:— Hâşâ, dediler. Allah için bu bir insan değil, apaçık bir güzelMelek!Bunun üzerine Züleyha:— İşte bu gördüğünüz, hakkında beni kötülediğinizdir. Yemîn ederim ki,ben bunun nefsinden murad istedim de o temiz bir fikirle bundan kaçındı.Yine yemîn ederim ki, eğer emrimi yerine getirmezse mutlak zindanaatılacak ve mutlak, muhakkak zelillerden olacaktır! dedi.Bu durum karşısında Yusuf aleyhisselâm:— Ey Rabbim! Zindan bana bunların davet ettikleri işten daha sevimli,eğer sen benden bu kadınların tuzaklarını uzaklaştırmazsan, ben onlarınsevdasına düşerim ve cahillerden olurum, diye niyaz etti.Bunun üzerine Allahü Teâlâ duasını kabul buyurdu da, o kadınlarıntuzaklarını bertaraf etti. Hakikat o, öyle işitici, öyle bilicidir.Sonra bu kadar delilleri gördükleri halde, Aziz ve "adamlarına şugörüş galip geldi:— Her halükarda Yusuf'u bir müddet zindana atsınlar!Yusuf aleyhisselâm ile beraber zindana iki delikanlı daha girmişti.Birisi:— Ben kendimi rüyada görüyorum ki, şarap sıkıyorum, dedi.Diğeri de:— Ben rüyada kendimi görüyorum ki, başımın üzerinde ekmek götürüyorum,onu da kuşlar yiyor, dedi ve bize bunların tâbirini haber ver! Çünkü bizseni mahsûllerden olarak görüyoruz, diye söylediler.Hazreti Yusuf dedi ki:— Size rızıklanacağınız bir yiyecek gelecek de, her hâlde o gelmezdenönce ben size bunun tâbirini haber vermiş bulunurum. Bu, bana Rabbiminöğrettiklerindendir. Çünkü ben, Allah'a inanmayan ve hep âhireti inkâredenlerden ibaret bulunan bir kavmin milletini bıraktım. Atalarım İbrahimve İshak ve Yakub'un milletine uydum. Bizim Allah'a hiç bir şeyi ortakkoşmamız olmaz. Bu bize ve insanlara Allah'ın bir fazlıdır. Lâkininsanların ekserisi şükretmezler.Ey benim, zindan arkadaşlarım, değişik bir çek ilâhlar mı hayırlıdır,yoksa hepsine galip ve kahhar olan bir Allah mı? Sizin Allah'dan başkataptıklarınız bir takım kuru isimlerden ibarettir ki, onları siz veatalarınız takmışınızdır. Yoksa, Allah, onlara öyle bir saltanatindirmemiştir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, size kendisinden başkasınatapmamanızı emretti. Doğru ve sabit din budur. Lâkin insanların çoğubilmezler.Ey benim zindan arkadaşlarım! Gelelim rüyanıza: Biriniz efendisineyine şarap sunacak, diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecek, iştefetvasını istediğiniz emir hâllölundu.Bir de bunlardan, kurtulacağını zannettiğine, Efendinin yanında benian,- diye söyledi. O kimseye de Şeytan, efendisine söylemeyi unutturdu daYusuf aleyhisselâm senelerce zindanda kaldı.Fakat Allahü Teâlâ kurtuluşunu murad ettiği zaman da bakın nasıl birsebep yarattı:Bir gün hükümdar:— Ben rüyada görüyorum ki, yedi semiz inek, bunları yedi zayıf yiyorve yedi yeşil başaklı, diğer yeri de kuru. Ey efendiler, siz rüya tâbirediyorsanız, bana rüyamı halledin! dedi.Toplanan heyet dediler ki:— Rüya dediğin demet demet hayâllerdir. Biz ise hayâllerin tevilinibilmiyoruz!Bu sırada Yusuf aleyhisselâmın zindanda rüyasını tâbir ettiği kurtulankimse, nice zaman geçtikten sonra Hazreti Yusuf'u hatırladı da:— Ben, size onun tevilini haber veririm, beni gönderin! dedi. Sonrazindanda Yusuf aleyhisselâma gelerek:— Yusuf! Ey Sıddik! Bize şunu hallet: Yedi semiz inek, bunları yedizayıf yiyor ve yedi yedi başaklı, diğer yedi de kuru. Ümit ederim ki, oinsanlara cevab ile dönerim, gerektir ki, senin de kadrini bilirler, dedi.Hazreti Yusuf cevaben dedi ki:— Yedi sene mutad olduğu üzere mahsul ekeceksiniz, biçtiklerinizibaşağında bırakınız, biraz yiyeceğinizden başka tabi. Sonra onunarkasından yedi kurak sene gelecek, önce biriktirdiklerinizi yiyipgötürecek, biraz saklayacağınızdan başka tabi. Sonra onun arkasından biryıl gelecek ki, halk onda sıkıntıdan kurtulacak, sıkıp sağacak!Yusuf aleyhisselâmın bu tâbirini duyan hükümdar: — Getirin bana onu!dedi.Bunun üzerine zindandan çıkarmak için kendisine adam gelince, HazretiYusuf:— Haydi, efendine dön de sor ona: O ellerini doğrayan kadınlarınmaksadları neymiş? Şüphe yok ki, Rabbim onların hilelerini bilicidir,dedi.Melik de o kadınlara:— Derdiniz ne idi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almayakalktınız? dedi. Onlar:— Hâşâ, dediler. Allah için biz onun aleyhinde bir fenalık bilmiyoruz.Azizin karısı Züleyha da:— Şimdi hak ortaya çıktı. Onun nefsinden ben murad almak istedim. Oise şüphesiz doğrulardandır. Bu işte şunun için ki, bilsin, hakikaten ben,ona gıyabında hıyanet etmedim ve hakikaten Allah hainlerin hilecinimuvaffakiyete erdirmez, dedi.Yusuf Aleyhisselâm buyurdu:— Ben, nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis cidden kötülüğüemreden bir kumandandır. Ancak Rabbimin rahmetiyle muamele ettiğimüstesna. Çünkü Rabbimin mağfiret ve rahmeti çok büyüktür! dedi.Hak böyle açığa iyice çıktıktan sonra hükümdar da:— Getirin onu bana ki, kendime hass kılayım, kendim için tahsisedeyim! dedi.Bunun üzerine vaktâ ki Yusuf aleyhisselâm ile konuştu ve:— Sen bu gün, nezdimizde cidden bir mevki sahibisin, eminsin! dedi.Hazreti Yusuf da:— Beni arz hazineleri üzerine memur tâyin et. Çünkü ben iyi korur, iyibilirim, dedi.İşte bu şekilde Hazreti Yusuf Allahü Teâlâ'nın lütfuyla Mısır'da makamtutup, şanlı bir emniyetle hazinelerin başına geçmiş oluyordu.Bir de Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri çıkageldiler ve yanınagirdiler. Hazreti Yusuf derhal onları tanıdı. Onlar ise kendisinitanımıyorlardı. Hazreti Yusuf'un kardeşleri de onun daha önce hükümdarahaber verdiği kıtlık seneleri zuhur ettiği zaman zahire için her taraftangelip müracaat edenler gibi ona müracaat etmişlerdi, işte görüşme buesnada olmuştu. Hazreti Yusuf kardeşlerini bütün hazırlıklarıyla teçhizetti ve tam uğurlayacağı sırada:— Bana, sizin babanızdan olan bir kardeşi getirin. Görüyorsunuz yaben, ölçeği tam ölçüyorum ve ben misafirperverlerin en faydalısıyım. Eğeronu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size bir kile zahire yok vebana yaklaşmayın, dedi.Hazreti Yusuf'un istediği Bünyamin idi ve onlar da bundan sözedildiğini anlamışlardı.Onlar da cevaben dediler ki:— Her halde onun için babasından izin almaya çalışacağız, babasıbırakmak istemez ama her hâlde biz onu yanından almaya muvaffak oluruz.Hazreti Yusuf kendi uşaklarına da:— Onların sermayelerini de yüklerinin içine koyuverin. Belkiailelerine döndükleri zaman bu ayrıca yapılan ihsanı anlarlar da yinegelirler, dedi. -Bu şekilde Hazreti Yusuf'un kardeşleri babaları Yakub aleyhisselâm'adöndüler ve:— Ey pederimiz! Bizden ölçek menedildi. Bu defa kardeşimiz Bünyamin'ibizimle beraber gönder ki ölçüp alalım. Her halde biz onu muhafaza ederiz,dediler.Hazreti Yakub:— Hiç ben onu size inanır, güvenir miyim? Bundan önce onun kardeşiYusuf'u emânet ettiğim gibi artık size güvenir miyim? O zaman «koruruz»demiştiniz, hani ne oldu? Ancak en hayırlı muhafız Allah'-dır ve en büyükrahmet sahibidir, dedi.Derken Hazreti Yakub'un oğulları yüklerini açtılar, baktılar kisermayeleri de kendilerine iade edilmiş! Bunun üzerine:— Ey pederimiz! Daha ne isteriz? İşte sermayemiz de bize geriverilmiş. Yine ailemize erzak getiririz, kardeşimiz Bünyamin'i de muhafazaeder, hem onun için de bir deve yükü fazla alırız ki bu az bir şeydediler.Yakub aleyhisselâm:— Onu, asla sizinle beraber göndermem. Tâ ki Allah'dan bana bir mîsakveresiniz, Allah'a yemîn edesiniz. Onu her halû karda bana getireceksiniz.Her taraftan çevrilip çaresiz kalsanız dahi, dedi.Onlar da Allah'dan mîsaklarını verip onun üzerine yemîn ettiler.Hazreti Yakub:— Allah söylediklerimize karşı vekil! dedi ve devamla, ey yavrularım!Bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber neyapsam, sizden hiç bir şeyde Allah'ın takdir ettiğini defedemem. Hükümancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. O'nun için bütün tevekkülsahipleri Allah'a tevekkül etmelidir, diye söyledi.Hazreti Yakub'un evlâtları babalarının emrettiği yerden Mısır'agirdiler. Oradan şehre girmeleri onlardan Allah'ın takdirlerinden hiç birşeyi defetmiyordu. Ancak Hazreti Yakub'un nefsindeki bir haceti kazaetmişti. Yani sadece onun düşündüğü bir tedbir yerine gelmişti. Yoksaileride onların başına gelecek olanlardan hiç birine mâni olmamıştı.Kardeşleri, Yusuf aleyhisselâmın huzuruna girdikleri zaman:— İşte emrettiğin biraderimizi, getirdik! diye Bünyamin'i takdimettiler. O da:— İyi ettiniz, isabet eylediniz, onu nezdimde bulacaksınız! dedi,kendilerine ikram etti.Sonra onlara bir ziyafet verdi ve ikişer ikişer sofraya oturttu.Bünyamin ise tek kaldı. Tek kalınca da:— Şimdi kardeşim Yusuf sağ olsaydı o da beni beraberinde oturturdu,dedi ve ağladı.Yusuf aleyhisselâm da:— Biraderiniz tek kaldı, dedi ve onu yanına alıp kendi sofrasınaoturttu.Sonra yine her ikisine ayrı ayrı birer yatak odası tahsis etti.— Bunun ikincisi yok, binaenaleyh bu da benim yanımda olsun, diyerekkendi odasına götürdü, koklaya koklaya yanında yatırdı.Sabah oldu. Yusuf aleyhisselâm Bünyamin'e evlâdı olup olmadığınısordu, o da:— On oğlum var, hepsinin isimlerini kaybolan kardeşim Yusuf'unisminden müştak olarak koydum, diye cevap verdi. Bunun üzerine HazretiYusuf:— O kaybolan kardeşine karşılık olarak ben kardeşin olsam hoşuna gidermi? dedi. Bünyamin de:— Senin gibi bir kardeşi kim bulabilir? Amma ne çare ki sen Yakub veRahil'den doğmuş değilsin! diye içini çekti.O zaman Hazreti Yusuf ağladı, kalkıp kardeşinin boynuna sarıldı vekendinin hakikî hüviyetini tanıttı da:— Ben, ben cidden senin o kaybolan kardeşinim. Bu itibarla artıkaldırma kardeşlerinin geçmişte yaptıklarına ve bu defa da benimadamlarımın yapması kararlaştırılan muameleye gücenme, mahzun olma ve buanlattıklarımı kimseye sezdirme, duymamış gibi ol, diye tenbih etti vemacerayı anlattı.Hazreti Yusuf daha sonra kardeşlerini bütün hazırlıkları ile donattığıvakit, su kabını kardeşi Bünyamin'in yükü içerisine koydu. Sonra daadamlarından birisi bağırdı.— Ey kervan! Siz her hal de hırsızlık etmişsiniz.Bunun üzerine Hazreti Yusuf'un kardeşleri bu çağıranlara dönüp:— Ne arıyorsunuz siz? dediler.Onlar da:— Hükümdarın su kabını, ölçeğini arıyoruz. Onu getirene bir deve yükübahşiş var ve ben onun verileceğine dair kefilim, diye biri cevap veriyor.Fakat onlar:— Allah'a yemîn olsun ki, size muhakkak malûmdur ki biz arzda fesadçıkarmak için gelmedik, hırsız da değiliz! dediler. Hazreti Yusuf'unadamları:— Şimdi yalancı çıkarsanız cezası nedir? diye sordular. Onlar da:— Cezası, kimin yükünde çıkarsa işte, o onun cezasıdır. Biz nankörlereböyle ceza veririz, dediler.Bunun üzerine Bünyamin'in yükünden önce diğer kardeşlerinin yükleriaranmaya başlandı, sonra Hazreti Yusuf o kaybı Bünyamin'in yüküiçerisinden çıkardı.İşte Hazreti Allah, Yusuf aleyhisselâm için böyle bir tedbiryapmıştı. Hükümdarın ceza kanununda Yusuf aleyhisselâm kardeşini ancak buşekilde bir yolla atabilmesi mümkündü.Bünyamin'in kardeşleri, kaybın onun yükünde çıkması üzerine:— Eğer o çalmış bulunuyorsa, bundan evvel onun kardeşi —Yusuf daçalmıştı, dediler.Bundan kastettikleri ise şu idi ki, Yusuf aleyhisselâmın anasınınbabası bir puta tutkunmuş, Hazreti Yusuf çocukken anasının emriyle o putugizlice almış ve kırmış idi.Hazreti Yusuf bu ithamdan acılık hissetmedi değil, fakat içindegizledi, sabretti ve onların kusurlarına bakmadı da kendi kendine:— Siz fena bir mevkîdesiniz. Bu düştüğünüz durumdan dolayı mahcuboldunuz. Bu bakımdan böyle bir anda hiddetle ağzınızdan kaçırdığınız bulâfınıza tahammül gerekir, isnad ettiğiniz vasıfları da Allah bilicidir.Ben ve kardeşim Bünyamin biliyoruz, Allahü Teâlâ da biliyor ki, hakikatsizin dediğiniz gibi değil, bizden hırsızlık sâdır olmamıştır. O haldesizin asılsız sözünüzden niçin alınayım? diye söylendi.Bünyamin'in kardeşleri hiddeti ve şaşkınlığı bir an bırakıp şefaat verica yoluna dökülerek ellerinden aldırdıkları kardeşlerini kurtarmak içinkendilerini fedaya razı olarak:— Ey şanlı Aziz! dediler, emîn ol ki bunun büyük bir ihtiyar babasıvar, onun için yerine birimizi al. Çünkü biz seni ihsan sahiplerindengörüyoruz.Fakat:— Allah saklasın; eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasınıalıkoymamızdan. Çünkü öyle yaparsak biz, haddi aşanlardan oluruz! cevabınıaldılar ve çaresiz kaldılar.Ümitlerini kesince, fısıldayarak çekildiler ve büyükleri dedi ki: —Babanızın aleyhinizde Allah üzerine mîsak, yemîn almış olduğunu, bundanönce Yusuf hakkında işlediğiniz suçu bilmiyor musunuz? Artık ben buradanayrılmam, tâ babam bana izin verinceye veya Allâhü Teâlâ hakkımda birhüküm tâyin edinceye kadar ki, o hüküm sahiplerinin en hayırlısıdır. Sizdönün babanıza deyin ki:— Ey bizim babamız! İnan oğlun Bünyamin hırsızlık etti. Biz ancakbildiğimize şahidlik ediyoruz. Yoksa gaybın hafızları değiliz. Hembulunduğumuz şehre, sor, hem içinde geldiğimiz kervana. Emîn ol ki, bizcidden doğru söylüyoruz.Bünyamin'in kardeşleri gelip babaları Yakub aleyhisselâmakararlaştırdıkları şekilde söylediler amma hazreti Yakub:— Yok, size nefsiniz bir iş yaptırmış. Artık, sabr-ı cemil yakındırki, Allah bana hepsini bir getire. Hakikat bu ki, O, bilici vehükmedicidir, dedi ve onlardan yüz çevirip:— Ey kederim Yusuf! diye gamlanmaya başladı ve gözlerine ak düşüpcihanı görmez oldu.Artık üzüntüsünden yutkunuyor, yutkunuyordu. Bu durumu görenler:.— Allah'a yemîn olsun ki, hâlâ Yusuf'u anıp duruyorsun! Nihayet gamdaneriyeceksin veya helak olanlara karışacaksın, dediler. Hazreti Yakub:— Ben, dedi, dolgunluğumu, hüznümü ancak Allâhü Teâlâ'ya şikâyetederim ve Allah'dan sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim. Ey oğullarımhaydi gidiniz de, Yusuf ile kardeşinden bir haber almak için bütünhislerinizle çalışınız, araştırınız. Allah'ın darlıkları aşacak, sıkılmışsinelere nefes aldırıp ferahlık verecek lütuf ve rahmetinden ümitsizliğekapılmayın.Bunun üzerine Hazreti Yusuf'un huzuruna geldiler ve :— Ey şanlı Vezir! Bize ve ailemize güçlük bulaştı, pek mühim olmayanbir sermaye ile geldik, yine bize tam ölçü ver ve bize tasadduk buyur.Çünkü Allah, tasadduk edenlere mükâfatını verir, dediler.Hazreti Yusuf kardeşlerinin halinde kemâle doğru bir değişiklik veuyanış hissetmiş ve artık onlara kendisini tanıtma zamanının geldiğinianlamıştı. Binaenaleyh onlara:— Siz, biliyor musunuz? Cahilliğiniz zamanında Yusuf'a ve kardeşine neyaptınız? diye sordu.Bu beklenmedik tanıtma karşısında hayrete düşen kardeşleri :— A, a, sen, sen Yusuf musun? dediler. Hazreti Yusuf :— Ben, Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize lütfuyla nimetler ihsanbuyurdu. Hakikat bu ki, her kim Allah'dan korkar ve sabrederse her haldeAllah, muhsinlerin ecrini zayi etmez! dedi.Kardeşleri :— Allah'a yemîn olsun ki, Allah seni bize üstün kıldı. Biz doğrusubüyük suç işlemiş idik, dediler. Hazreti Yusuf :— Size karşı bugün bir tekdir yoktur. Allah, sizi mağfireti Debağışlar. O, erhamürrahimîn'dir. Şimdi siz benim şu gömleğimi götürün debabamın yüzüne bırakın, gözü açılır ve bütün taallukâünızla toplanıp gelinbana, diyerek onlara karşı kendi hakkını da afvetmiş oluyordu.Yakub Oğullarının kafilesi Mısır'dan ayrılıp Kenan iline doğru yolaçıktığı zaman Hazreti Yakub :— Ben cidden Yusuf'un kokusunu duyuyorum, inanın bana. Beni bunakyerine koymasaydınız, bana bunaklık isnad etmeseydiniz. Yusuf'a olanhasretimi ve hüznümü mânâsız bulmayıp takdir etseydiniz, bu sözümeinanırdınız! diye haber verdi.Fakat o gafil insanlar :— Allah'a yemîn olsun ki, sen cidden o eski şaşkınlığında devamediyorsun! diyerek hâlâ «Yusuf!» diye sayıklamasını kınadılar. Ancak nezaman ki hakikaten kervan gelip müjdeci Yusuf aleyhisselâmın gömleğinibabasının yüzüne bırakıverdi, hemen Hazreti Ya-kub'un gözleri açılıverdide:— Ben size, Allah'dan sizin bilemeyeceklerinizi bilirim, demedim mi?Şimdi anladınız mı Allah, ne büyük ve Peygamberlik ne hakikattir! dedi.O vakit gelmiş olan oğulları hepsi birden:— Ey bizim babamız, bizim günahlarımız için mağfiret talebiyle duaediver. Biz hakikaten suçlu idik. Şimdi ise çok pişman olduk! dediler. .Bununla beraber Yakub aleyhisselâm hemen dua edivermedi de : — Yakındasizin için Rabbime dua ederim. Şüphe yok ki, O'dur, O, ancak mağfiretedici ve rahmet edici, dedi.Hazreti Yakub bu suretle kendi afvını işaret etmekle beraber Allah'danistiğfarını seher vakti veya Cuma gecesi gibi bir kabul vaktini gözettiğiiçin ve daha doğrusu Hazreti Yusuf'la onları helâllaştırıncaya veya onunafvını anlayıncaya kadar tehir etmişti. Çünkü mazlumun afn mağfiretinşartıdır.Yakub aleyhisselâm ve hanedanı; Hazreti Yusuf'un istediği gibi Mısır'ahareket edip yanına vardılar. Hazreti' Yusuf ve hükümdar yanlarında dörtbin asker ve devlet adamı ve bütün Mısır ahalisi ile onları karşılamayaçıkmışlardı. Hazreti Yakub karşıdan Yehuda'ya dayanarak yürüyordu.Karşılamaya gelen ahaliye ve atlıların ihtişam ve kalabalığına karşıdanbakıp : — Ey Yehuda, şu gelen Mısır'ın Firavunu mu? diye sordu, O da:— Hayır, oğlun! diye cevap verdi.Yaklaştıklarında Hazreti Yusuf'tan evvel Yakub aleyhisselâm selâmverdi de:— Selâm sana, ey hüzünleri gideren! dedi.Hazreti Yusuf ebeveynini kucakladı, boyunlarına sarılıp bağrınabasarak hususî yerinde istirahat ettirdi. Bu karşılayış yerinde oluyordu.Daha sonra:— înşaallah, hepiniz emniyet içerisinde Mısır'a giriniz, dedi. BöyleceMısır'a girdiler ve annesiyle babasını kendisinin bir taht gibi olanyüksek köşkünün üzerine çıkıp izzet ve ikramda bulundu. Hazreti Yusuf içinanne, babası ve kardeşleri Allah'a şükrolması için secdeye kapandılar,işte o zaman Yusuf aleyhisselâm:— Ey babacığım, işte bu önceden gördüğüm ve senin tâbirini yaptığınrüyamın tevili! Onu Rabbim hakikaten hak kıldı, Bana lütuf ve ihsaneyledi. Çünkü beni zindandan kurtardı ve sizi sahadan getirdi. Benimlekardeşlerimin arasını Şeytan dürtüştürdükten sonra böyle öldü. Yanibenimle kardeşlerim arasında geçen ve kaale alınmaması lâzım gelen macerane benden ne de onlardan değil, aramızı bozmak için Şeytanın dürtmesindenkandırmasından idi. Fakat kardeşlerin arasına Şeytanın sokulması ne büyükbir belâ idi. Eğer Allah'ın ihsanı yetişmese idi, ne fenalıklar olmazdı.Binaenaleyh böyle bir belâdan sonra Rabbimin bu ihsanları ne büyükihsandır. Hakikaten Rabbim dilediği emir için tedbiri ne güzel, ne hoş, neincedir. Hakikaten O, ancak O'dur hikmet ve ilim sahibi.Ey Rabbim, sen bana mülkten bir nasib verdin ve hadiselerin tevilindenbana bir ilim öğrettin. Gökleri ve yeri yaratan Rabbim! Benim dünya veâhirette velîm sensin, beni müslim olarak al ve beni salihler zümresineilhak buyur!Hazreti Yusuf babasının elinden tutup hazineleri gezdirmiş, altın,gümüş, cevherler, elbise, silâh vesaire hazinelerini dolaştıktan sonrayazı yazılacak kırtasiye hazinesine vardıkları zaman, Hazreti Yakub : — Eyoğlum, bunlar dururken şu sekiz merhalelik mesafeden bana bir mektubyazmadın ha! Bu ne ilişiksizlik? demiş. Hazreti Yusuf da:— Bana Cebrail öyle emretti! diye cevap vermiş. Babası:— Peki iyi amma neye sormadın, sen ona benden daha üstünsün? demiş veböylece tekrar sual etmişti. Bunun üzerine Hazreti Cebrail:— Sen, korkarım ki Yusuf'u kurt yer, dediğinden dolayı Allahü Teâlâbana öyle emretti ve «Benden korksa idin» buyurdu, diye cevap verdi.Hazreti Yakub oğlu Hazreti Yusuf ile beraber yirmi dört sene yaşamış,sonra vefat etmiş ve Şam tarafında babası îshak aleyhisselâmın yanınadefnolunmasım vasiyet etmiş, Hazreti Yusuf da bizzat kendisi gidipbabasını oraya defnedip geri dönmüş, sonra da Mısır'da yirmi üç sene dahayaşamıştı.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Said Yûsif / Said Yusuf / Saîd Yusuf şarkıları ve sözleri Yaso Yabancı Şarkı Sözleri 0 09-14-2009 21:19
Yusuf Hayaloğlu ( Yusuf Hayaloğlu Kimdir? - Yusuf Hayaloğlu Hakkında ) paparazi edebiyat-tr 0 05-04-2009 12:26
Yusuf Vardar (Yusuf Vardar Kimdir? - Yusuf Vardar Hakkında) Korax Bilim Adamları 0 12-25-2008 17:36
Baykuşun kıssası Korax Dini Hikayeler 0 11-02-2008 18:16
Hz Yusuf уυѕυƒ Din KüLtüRü ve AhLak 0 04-03-2008 18:43


Şu Anki Saat: 08:00


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows