Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02-20-2010, 14:07   #1
ALAKAZAM
Webmaster
 
ALAKAZAM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 2.692
Tecrübe Puanı: 435
ALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud of
Standart Risale-i Nur ve Tasavvuf: Doğru Sözler, Yanlış Anlamalar

ÖYLE SÖZLER VARDIR Kİ, BELLİ bir zamanda, belli şartlar ve kayıtlar altında söylenmiştir. Böyle bir söz, mutlaklaştırıldığında, yani her zaman ve zemin için aynı ölçüde geçerli kılındığında, o söz ‘yanlış anlaşılmış’ olur.
Bediüzzaman Said Nursî’nin birçok sözü için de bu durum geçerlidir. Onun belli bir zaman ve zeminde, belli şartlar dahilinde söylediği bazı sözler, içerdiği bu ‘zaman ve zemin’ boyutu gözardı edildiği için, Risale-i Nur adına yanlış anlama ve uygulamalar zuhur edebilmiş; dahası, bu yanlışlar, etki-tepki ilişkisi içerisinde, başka yanlışlara sebebiyet verebilmiştir.
Tıpkı, onun tasavvuf ve tarikatlar hakkında söylediği; Risale-i Nur dairesi içindeki herkesin bildiği, Risale-i Nur’a muhatap kişilerle bir şekilde karşılaşmış her ehl-i tarikin de duyduğu şu söz gibi: “Bu zaman tarikat zamanı değil,imanı kurtarmak zamanıdır.”
Risale-i Nur dairesi içindeki bir mü’mine, “Risale-i Nur tarikatlar ve tasavvuf hakkında ne diyor?” diye sorulduğunda, aklına geldiği gibi, diline de gelecek olan söz, budur. İhtimal ki, diyalog, ikinci bir söz de aktarılmadan, bu sözün ‘bizim anladığımız biçimiyle’ açıklanması ile devam edecek; “Tasavvufun devri geçti kardeşim; bırak bu işleri” demeye gelen bu açıklama karşılığında ise, muhatabımızın tasavvufa temayülü ölçüsünde bir kalb kırıklığı, Risale-i Nur’a karşı bir soğukluk şeklinde tecellî edecektir.
Oysa, “Risale-i Nur ve tasavvuf” deyince, yalnızca bu sözün aktarılması ve yalnızca bu söz üzerine bir açıklama çerçevesi kurulması, en başta, Risale-i Nur’a zıt bir keyfiyettir. Zira, söz tarikattan açıldığında, Risale-i Nur’un söylediği daha çok söz vardır; ve bu sözlerin bir kısmı açıkça, bir kısmı dolaylı biçimde, “Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” sözünün belli şartlar dahilinde söylendiğini göstermektedir. En başta, Risale-i Nur’un ana gövdesini teşkil eden eserler arasında Sözler’in hemen ardından gelen Mektubat’ın “Yirmidokuzuncu Mektub”unun “Dokuzuncu Kısım”ı olarak “Telvihat-ı Tis’a,” Bediüzzaman Said Nursî’nin tasavvufa bakışı konusunda en açıklayıcı risaledir. Ki bu risale, “Tasavvuf, tarikat, velâyet, seyr ü sülûk nâmları altında şirin, nuranî, neş’eli, ruhanî bir hakikat-ı kudsiye vardır” ifadesiyle başlamakta; “Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat, bir bürhan-ı şeriattır (...) İslâmiyetin bir sırr-ı kemâli ve medar-ı envârı ve insaniyetin İslâmiyet sırrıyla bir maden-i terakkiyatı ve bir menba-i tefeyyüzâtıdır” gibi ifadelerle devam etmekte; ‘ehl-i tarikatın dalâletin hücumu zamanında imanlarını muhafaza etmesi’nden övgüyle söz ederek sürüp gitmektedir.


" Ey Rabbim,
Kuran'ı kalbimin baharı,sıkıntı ve gamlarımın atılma vesilesi kılmanı Senden niyaz ediyorum."
ALAKAZAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-20-2010, 14:09   #2
ALAKAZAM
Webmaster
 
ALAKAZAM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 2.692
Tecrübe Puanı: 435
ALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud of
Standart

Kısacası, “Telvihat-ı Tis’a”nın ana örgüsüne bakıldığında, ‘sünnet-i seniyye dairesinde tarikat’ın Bediüzzaman’ın dünyasında kesin bir övgüye mazhar olduğu; onun tarikat ve tasavvufa yönelik ‘eleştiri’lerinin ise ‘sünnet-i seniyye’ mizanlarına uygun düşmediği halde tarikat perdesi altında açılan bazı yollara ve tarz-ı telâkkilere yöneldiği açıkça görülmektedir.
Nitekim, Bediüzzaman’ın ilk talebeleri de bunu böyle anlamışlardır. Barla Lâhikası’nda yer alan, bu risale ellerine ilk geçtiğinde edindikleri hissiyat ve fikriyatı ifade eden mektuplarında, bu risaleden aldıkları derse binaen tasavvuf ve de ehl-i tasavvuf hakkında edindikleri müsbet kanaat açıkça görülür. Ahmed Hüsrev, Sabri, Hulusi Bey, Âsım, Hacı Mehmed imzalı mektuplar, bunun açık bir göstergesidir.
Dolayısıyla, en başta, “Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” sözünü söyleyen zâtın, aynı zamanda tarikatın hakikatini beyan eden, ‘sünnet-i seniyye dairesinde tarikat’tan övgüyle ve takdirle söz eden, bununla beraber ‘sünnetin mizanına uymayan’ bir kısım ehl-i tariki uyaran bu risalenin de müellifi olduğunu hem Risale-i Nur talebeleri, hem ehl-i tarik dikkate alma durumundadır. “Telvihat-ı Tis’a” dikkate alındığında, ilgili sözü Bediüzzaman’ın tarikat ve tasavvufa iyi gözle bakmadığı şeklinde anlayıp anlatmanın bir ‘yanlış anlama’ ve ‘yanlış anlatma’ olduğu açıkça görülecektir.
Bu durumda, akla şu soru geliyor elbette: O halde, Bediüzzaman Said Nursî bu sözü niye söyledi? Bunu anlamak için, bu sözün söylendiği zaman ve şartları dikkate almak; ve lâhikalar arasında bir yolculuk yapmak gerekiyor.


O, “ben Senin Rabbin değil miyim?” dedi. Sen “Evet” dedin. “Evet” demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır...



Bu sözün söylendiği devir, imanın temellerine hücum edilen, Allah’ın varlığını inkârın neredeyse ‘eğitim’in esası haline getirildiği; okullardan ‘halkevleri’ne her kanaldan küfrî bir anlayışın kendini ifşa ve ifade ettiği bir devirdir. İmanın esaslarına ilişilen böylesi bir zamanda, yani imanlar tehlikeye düşmüşken tarikat yoluyla şahsî terakkiyatına çalışmayı, Bediüzzaman bu aslî vazifeyi terk olarak gördüğü için eleştirmekte; gereğinde ‘şahsî terakkiyatı’ndan feragat ile ‘imanları kurtarma’nın önceliğine dikkat çekmektedir.
Buna karşılık, aynı Bediüzzaman, 1950’li yıllarda Mesnevî-i Nuriye’nin Türkçe tercümesine dahil ettiği bir cümlede “Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir” demektedir. Bu, imanın esasına yönelen hücumlara karşı artık ellerde Risale gibi bir bürhanın yazılmış ve kökleşmiş olduğunu bize bildirir. Böylesi bir keyfiyet dahilinde, Bediüzzaman “Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” şeklindeki sözünü yumuşatmıştır.
Gelin görün ki, 1950’li yıllarda yazdığı bir mektup bunu açıkça belgelediği halde, Emirdağ Lâhikası’nın ikinci cildinde yer alan bu mektup, her nasılsa gözlerden ve dillerden ırak kalabilmiştir. Bu ıraklığın bedeli ise, “Bu zaman tarikat zamanı değildir” sözü mutlaklaştırılmasıyla, Risale-i Nur ehli mü’minler ile tasavvuf ehli mü’minler arasında bir kalb kırgınlığıdır. Daha da ağır bir bedel ise, bu yüzden, nice ehl-i tarik mü’minin Risale-i Nur’a da soğuk durması, hatta içlerinden hasmâne bir tavır alanların da çıkmasıdır.


Bu zaman tarikat zamanı değil,imanı kurtarmak zamanıdır.”

B
una karşılık, aynı Bediüzzaman, 1950’li yıllarda Mesnevî-i Nuriye’nin Türkçe tercümesine dahil ettiği bir cümlede “Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir” demektedir. Bu, imanın esasına yönelen hücumlara karşı artık ellerde Risale gibi bir bürhanın yazılmış ve kökleşmiş olduğunu bize bildirir. Böylesi bir keyfiyet dahilinde, Bediüzzaman “Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” şeklindeki sözünü yumuşatmıştır.
Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz
ALAKAZAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-20-2010, 14:10   #3
ALAKAZAM
Webmaster
 
ALAKAZAM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 2.692
Tecrübe Puanı: 435
ALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud ofALAKAZAM has much to be proud of
Standart

Bu sözün söylendiği devir, imanın temellerine hücum edilen, Allah’ın varlığını inkârın neredeyse ‘eğitim’in esası haline getirildiği; okullardan ‘halkevleri’ne her kanaldan küfrî bir anlayışın kendini ifşa ve ifade ettiği bir devirdir. İmanın esaslarına ilişilen böylesi bir zamanda, yani imanlar tehlikeye düşmüşken tarikat yoluyla şahsî terakkiyatına çalışmayı, Bediüzzaman bu aslî vazifeyi terk olarak gördüğü için eleştirmekte; gereğinde ‘şahsî terakkiyatı’ndan feragat ile ‘imanları kurtarma’nın önceliğine dikkat çekmektedir.
Buna karşılık, aynı Bediüzzaman, 1950’li yıllarda Mesnevî-i Nuriye’nin Türkçe tercümesine dahil ettiği bir cümlede “Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir” demektedir. Bu, imanın esasına yönelen hücumlara karşı artık ellerde Risale gibi bir bürhanın yazılmış ve kökleşmiş olduğunu bize bildirir. Böylesi bir keyfiyet dahilinde, Bediüzzaman “Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” şeklindeki sözünü yumuşatmıştır.
Gelin görün ki, 1950’li yıllarda yazdığı bir mektup bunu açıkça belgelediği halde, Emirdağ Lâhikası’nın ikinci cildinde yer alan bu mektup, her nasılsa gözlerden ve dillerden ırak kalabilmiştir. Bu ıraklığın bedeli ise, “Bu zaman tarikat zamanı değildir” sözü mutlaklaştırılmasıyla, Risale-i Nur ehli mü’minler ile tasavvuf ehli mü’minler arasında bir kalb kırgınlığıdır. Daha da ağır bir bedel ise, bu yüzden, nice ehl-i tarik mü’minin Risale-i Nur’a da soğuk durması, hatta içlerinden hasmâne bir tavır alanların da çıkmasıdır.
METİN KARABAŞOĞLU

Metim karabaş oğlu abimize ilaveten..

Bu sözün söylendiği devir , imanın esasatına hucumla birlikte ,;

anarşiliğe ve ahlaksızca sefahatı netice veren bu dehşetli ceryan zamanında

Ve aynı zamanda muamelat noktasında kur'anın esasatının ve sünnet-i seniyenin ve şeair-i islamiyenin esaslarının belki bin yılda yapılamayacak tarzda ,çok kısa bir sürede çok dehşetli bir tahrib ve tağyir hareketi başlamıştır..

Bu ise dine zararlı bid'a lar diyebileceğimiz kısımdır..

Neden tarikat zamanı değil kısmına dahil olan ise yukarıdaki alıntı ile birlikte ,bid'alara müait gitme ,hoş görme halidir ki bu dehşetli ceryanın gücüne güc katmaktadır..

Tarikatlar ise bin küsür yıldır o kadar çok bid'alara bulaşmıştırki bilmeden dinsizlik kuvvetine bu noktadan yardım hükmüne geçmektedir..(haksızlık etmeyelim şimdi ,kendisine nur cemaati diyen tarif ettiğimiz kısım daha ziyadesiyle yani tarikatlardanda ziyade müsait gidiyor amel ediyor,taraftar oluyor..)

Kaldıkı bu asırda aklı başında ,mühim meşayıhların, bir kısmından doğrudan ,bir kısmından ise en yakınlarından işittimki ,bu asır veli yetiştirme aslı yani tarikat asrı değildir..''İmanlarımzı kurtaralım ''dediklerini..hatta bizzat müridlerine risale-i nurları tavsiye eden şeyhler çoktur..Her tarikattan..Bundanda anlaşılıyor ki risale-i nur bu noktadan vaz geçilmezdir.

Ancak meselenin bir de bid'a karane bir tahribve tağyir olan ceryan var ki buda diğeri kadar mühimdir..Ne yazık ki bu ikinci cihet anlaşılmamaktadır..

Çok ince..

88 yıllık uzun ve bereketli ömrüyle tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Bediüzzaman’ın günümüzde tam olarak anlaşıldığını söylemek zor. O’nun çileli ve bir o kadar da bereketli ömrüne sığdırdığı “İman ve Kur’an” mücadelesi, marifetli sözleri ve ortaya koyduğu eserleri bütün dünyada hale hale yayılarak insanlığın istifadesine sunulmuştur.
Günümüzde fikri cereyanların insanı fıtratından uzaklaştırıcı özellikler taşıdığını, ruhi ve akli yönden yıpratıcı olduğunu hepimiz görmekteyiz. İnsanların evlerinde, işyerlerinde, çevre ve içtimai hayatlarında mutlu olamadıkları bir vakıadır. İntihar, stres, ahlaki yozlaşma, bunalım, haset, kin gibi ne kadar kötülük varsa, aslî değerlerimizden uzaklaştığımız için pençesine almıştır bizi. İşte Bediüzzaman’ın ömrünü adadığı iman hakikatleri olan Risaleleri, günümüzün bu hastalıklarıyla mücadele etmek için son derece mühimdir.
Bediüzzaman’ı anlamak için, onun yaşam öyküsü çok iyi irdelenmelidir. Yetişme tarzını, mizacını, mücadele metodunu, ilmî ve dünya görüşünü, eserlerini ve modern dünyayı etkileme biçimini iyi incelemek gerekir. Çağımızın en büyük hastalıklarının başında gelen inkâr ve küfür karşısında rahatsız olan her vicdan sahibi insanın imdadına bir can simidi gibi yetişen Bediüzzaman, bu hastalıklarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gözler önüne sermiştir. Bütün ömrünce öğrendiği şeyin “muhabbete en layık şey muhabbettir ve husumete en layık şey husumettir” diyerek sürekli uyanık bir iman, derin bir muhakeme gücü, onur ve mücadele azmini temsil eden ulu bir çınar olarak kalbimizdeki yerini almıştır.
Bediüzzaman’ın bir başka özelliği de eserlerinde derin bir tasavvufi/irfani dünya görüşüne sahip oluşudur. Mücadele dönemlerinde etkin olan materyalist ve pozitivist düşüncelere karşı geliştirdiği argümanların belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınması, o’nun çok yönlü kişiliğinin sınırlandırılması anlamına gelir. İşte Bediüzzaman’ın bu çok yönlü kişiliğinin temelini teşkil eden tasavvufi anlayışı kıymetli yazar Sadık Yalsızuçan’ın titiz bir çalışmasıyla okuyucunun istifadesine sunuldu. Bediüzzaman’ın Risalelerinde tasavvufi/irfani fikirleri tasnif ederek, tasavvufi/irfani geleneğin öncüleriyle takipçilerinin bu konudaki fikirlerini karşılaştırmaktadır. Kitabın yüz on beş sayfalık giriş kısmı, Bediüzzaman’ın tasavvufi/irfani görüşünün incelendiği kıymetli bilgiler içermektedir.
“Tasavvuf Seması ve Yıldızlar” başlığıyla ele alının giriş yazısı şu temel konu başlıklarıyla devam etmektedir:“Tasavvuf İrfanının Tedvini. Marifetin Nihai Düzeyine Doğru. Gazali’nin Tasavvuf Mirasına Katkısı. İrfan Semasının En Parlak Yıldızı: Şeyhü’l Ekber. İbn Arabi ve Bediüzzaman. İrfani Geleneğe Mensup Bir Külliyat olarak Risale-i Nur. Bediüzzaman’ın Seyr-i Sülûkü. Bediüzzaman’ın Şeyh-i Ekber’e ve Diğer Sufilere ilişkin Görüşleri. Risale-i Nur’da Vahdet-i Vücud ve Vahdet-i Şuhud. Bir Tasavvuf Risalesi: Telvihat-ı Tis’a.” Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi adlı bu kitabı önemli kılan asıl şey Sadık Yalsızuçan’ın çok haklı olarak vurguladığı Bediüzzaman’ın “Zaman tarikat zamanı değildir” meşhur sözü ve yorumlanış biçimidir. Üstad’ın bu meşhur sözünden hareketle izleyicilerinin tasavvufi/irfani geleneğe mesafeli durmaları, Bediüzzaman’ın bu engin okyanustaki yerini gözlerden kaçırmak anlamına gelir. Böyle sakıncalı bir yorumlanışın varlığından olacak ki, Yalsızuçan bu konuda şu önemli tespiti yapar: “Zaman tarikat zamanı değildir” sözü, “Hiçbir zaman tarikat zamanı değildir” biçiminde okunmuştur çünkü. Bu yanlış okuma, “bir zamanlar tarikat zamanıydı’yı içerir biçimde doğru gerçekleşmiş olsaydı, Risale-i Nur’la ilişki kurmuş insanların, tasavvuf irfanına bakarken hem bir zemine sahip olmalarını gerekli kılardı, hem de doğru bir yerden bakılmasını sağlardı” (sh. 108).
Yazarımız bu çok haklı tespiti yaptıktan sonra, Bediüzzaman’ın tarikat nedir? sorusuna verdiği cevabı nakleder: “Tarikatın gayesi, marifet ve iman hakikatlerinin inkişafıdır. Hz. Peygamber’in (asm) miracının gölgesinde, kalp ayağıyla bir ruhani seyr-i süluk neticesinde, zevkî halî ve bir derece şuhudî iman ve Kur’an hakikatlerine mazhariyettir. Tarikat, bu maksadı takip eden, ulvi bir sırr-ı insani ve beşeri bir kemaldir.” (sh. 109).
Üç yüz yetmiş altı sayfalık Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi kitabı, Bediüzzaman’ın tasavvuf hakkındaki görüşlerini bir arada toplayarak modern zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz metinlerin okunmasına imkân sunmaktadır. Risale-i Nur okuyucuları için büyük bir ihtiyacı karşılayan bu kıymetli çalışma için değerli insan Sadık Yalsızuçan’ları tebrik etmek istiyorum. Allah’ın halifesi olan insanın yeryüzündeki yolculuğunda hikmetin peşine düşmüş bir salik olan Sadık Yalsızuçan diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de modern insanın kalbine rahmet ışıltılarıyla sesleniyor…

ALAKAZAM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Risale-i Nur 3.0 Programın İçeriği: -Kur'an-ı Kerim -Risale-i Nur Külliyatı'nın Ta Yaso Dini Programlar 1 07-12-2010 18:28
Hangisi doğru, hangisi yanlış? ImmorTaL Sağlık - Genel 0 03-19-2009 19:42
Yanlış anlama :) akıllara zarar sözler ... Korax +16 Komik Tube yazılar resimler 1 08-31-2008 19:02
Doğru bildiğiniz her şey yanlış! Yaso Kültür ve Sanat 0 07-14-2008 14:51
Risale-i Nur Sözler 1.Söz TAMAMI FULL TÜRKÇE çeviri benden.... уυѕυƒ Dini Hikayeler 0 04-12-2008 17:24


Şu Anki Saat: 06:05


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows