Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-15-2009, 16:04   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart SAglık bilgisi genel

  • Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığı.
2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununun 46. ve 47. maddeleri uyarınca kurulan Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı , Yüksek Öğretim Kurulu’nun yapacağı plan ve programlar gereğince, öğrencilerin beden ve ruh sağlığının korunması , beslenme , barınma , çalışma , dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılama ve bu amaçla bütçe imkanları nispetinde okuma salonları, yataklı sağlık merkezleri , öğrenci kantin ve yemekhaneleri açmak , toplantı , tiyatro ve sinema salonları , spor salon ve sahaları , kamp yerleri sağlamakla ve bunlardan öğrencilerin en iyi şekilde yararlanmaları için gerekli önlemleri almakla görevlidir.
  • Bu amaçla ; Üniversitemizin kurulduğu tarih olan 1982 yılında hizmete giren Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı hizmet verdiği kesimin bütünü için bir Sağlık Kuruluşu , öğrencilerin sosyal , kültürel , danışma ve rehberlik ile spor ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmet , aynı zamanda eğitim ve öğretimin desteklenmesi amacıyla bu alanda uygulama ve araştırmaların yapıldığı bir uygulama dairesidir.
  • Daire Başkanlığımız Rektör tarafından görevlendirilen bir Rektör Yardımcısına bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Dairede yürütülen başlıca hizmetler şu şekildedir:
A)Sağlık Hizmetleri
B)Beslenme Hizmetleri
C)Sosyal Hizmetler
D)Kültürel Hizmetler
E)Spor Hizmetleri
Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı 1997-1998 öğretim yılı başında Rektörlük Kampüsü içerisinde yeni yapılan modern teknolojik araçlarla donatılan binasında hizmet vermeye başlamıştır
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:05   #2
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Kansızlık

İnsanların vücudunda bulunan organların, dokuların sürekli oksijene ihtiyacı vardır. Kanda bulunan alyuvar sayısının ya da alyuvardaki oksijen taşıyan hemoglobin molekülünün azalması halinde kansızlık ortaya çıkar. Böylelikle dokulara olması gereken ölçüde oksijen gidemez. Kansızlık sorunu bazen kötü sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Vücutta kan kaybının çok olması halinde ya da alyuvar yapımının azalması ve yıkımının artışına neden olan bir durum ortaya çıkması durumunda anemi oluşur. Alyuvarların ana maddesi Hemoglobindir ve oksijen taşır. Hemoglobin miktarının yetersiz kalması ya da yapısında bir bozukluk olduğundan yapması gerekeni yapamaması halinde anemi meydana gelir.

Aneminin çok fazla çeşidi vardır ama büyük bir kısmı da fazla görülmez. Hemoglobin konsantrasyonunun erkekler için 14gr/dl'nin, kadınlar için ise 12gr/dl'nin altına inmesi anemi olarak kabul edilir.



Belirtiler

• Tırnak dibindeki etlerin, göz kapaklarının içinin, dişetlerinin ve de avuç içinde bulunan çizgilernin renksiz olması,
• Vücut renginin olması gerekenden daha renksiz olması ya da dudakların mor bir renk alması,
• Vücut direncinin az olması ve kendini sürekli yorgun hissetmesi,
• Efor sarfedilen işler yapıldığında çarpıntı olması ve nefes darlığı çekme,
• Kulaklarda sürekli çınlama ve uğultu oluşumu,
• Uyuşma ve karıncalanma hissini en çok da bacaklarda duyma,
• Beslenirken yutmakta zorluk çekmek,
• Tırnakların görünüşünde farklılıklar olması,
• Kadınlarda regli düzensizlikleri,
• Bacaklarda sık sık açık yaraların meydana gelmesi,
• Dalak da büyüme olması,
• Kalp atışlarında düzensizlik olması ve kalp sesinin değişiklik göstermesi,



Kansızlık Oluşumunun Etkileri

Kan Kaybı Olması
• Kan damarlarının birinin bir şekilde zarar görmesi,
• Vücudun herhangi bir organında ya da başka bir yerinde sık sık kanama olması,


Alyuvarların Yetersiz Olması
• Alinmasi gereken gıdaların alınmaması halinde oluşan vitamin eksikliği (vitamin B12, vitamin C, folik asit, demir),
• Lösemi, tumor ya da radyasyon gibi nedenlerle kemik iliğinin zarar görmesi,
• Kemoterapi ilaçları gibi ilaçlar kullanımıyla kemik iliğini baskıya almak,
• Kalıtsal bozukluklar,
• Endokrin bozukluklar (örn; tiroid veya böbrek yetmezliği),



Alyuvarların Yüksek Miktarda Yıkıma Uğraması

Alyuvara bağlı olmayan nedenler;
• Bağ dokusu hastalıkları
• Vücuda zararlı mikropların girmesi
• Nedeni anlaşılamayan anomaliler
• Dalak anomalisi
• Fiziksel ve kimyasal oluşumlar
• Tümörün ortaya çıkması

Alyuvarın neden oldukları;
• Yetersiz enzim
• Genetik sorunlar
• Hemoglobin yapısındaki bozukluklar
• Alyuvar hücre zarında anormallikler
• Globin ve hern de anormallikler.

Hemoglobinin ana maddesi demirdir. Demir eksikliği anemisi en çok görülen anemi türüdür. Bunun oluşumunun sebepleri ise şöyle sıralanabilir:

• Besin alımında gerektiği kadar demir alınmaması.
• Barsaklarda demir emiliminin bozulması (örn; geçirilmiş mide-barsak ameliyatları sonucu)
• Kan kaybı (kadınlarda ağır geçen regli vb. gibi}
• Demir ihtiyacının artması (özellikle büyüme çağındaki çocuklarda, gebelerde, emziren annelerde, adet görmeye başlayan kız çocuklarında)



Teşhis

Hastalığınızın anemi olduğu belirlendiyse bunun hangi çeşit anemi olduğu ve nedeni araştırılmalıdır. Kan testleri yaptırdığınızda aneminin sebebinin kan bozukluğundan mı ya da başka sebeplerden dolayı mı oluştuğunu öğrenebilirsiniz.



Tedavi

Aneminin sebebi demir eksikliği ise; vücudun neden sürekli kan kaybettiği incelenmelidir. Kanama olabilecek bütün yerler kontrol edilmeli ve gizli bir kanama olup olmadığı konusunda araştırmalar yapılmalıdır.

• Kan kaybı söz konusuysa nedeni belirlenerek tedavi yapılır.
• Demir emilim kusuru, sindirim sisteminde bir bozukluk yoksa ve ağızdan alınan demire karşı bir sorun yoksa demir tabletler verilir.
• Demir tabletler ağızdan alınamıyorsa demir enjekte edilir.

Vitamin B12 ve Folik asit eksikliğine bağlı anemi görüldüğünde ise eksikliği gidermek için doktorunuz istediği şekilde takviye yapar.


Hemolitik anemi:

• Kortikosteroidler, azathioprine veya cylophosphamide gibi bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla antikorlar kontrol altına alınır. Sorun ilaçla giderilemiyorsa dalak ameliyatla alınır.
• Alyuvarların dalakta aşırı yıkımına bağlı hemolitik anemide, dalak ameliyatla alınır.
• Hemolitik olaya yol açan veya artıran etkenler giderilmeye çalışılır
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:06   #3
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

GÜNLÜK YAŞAMDA STRESLERLE BAŞA ÇIKMA

Aslında bir parça stres günlük hayatta karşılaşılan zorluklarla başa çıkmada ihtiyaç duyulan enerji, uyanıklık ve gücü sağlar. Ancak uzun süreli, sürekli ve fazla miktarda stres yorgunluğa ve verimin düşmesine neden olur, bedensel ve ruhsal sağlığı tehlikeye sokar.


Uyku bozuklukları, mide rahatsızlıkları, baş ağrısı, bir konu ya da işe yoğunlaşmada zorluk, huzursuzluk, çarpıntı, omuz ve sırt ağrıları gibi yakınmalar günlük yaşamda başa çıkamadığımız stresler sonucu olabilir.
Stresle başa çıkmada ilk basamak, kişinin yaş**ındaki strese yol açan etkenleri ve nedenlerini belirlemesidir. Bir sonraki aşama ise bunlardan hangilerinin ortadan kaldırılabileceği ya da hafifletilebileceği ve bunun için ne gibi önlemler alınabileceğini bulmasıdır.

Günlük yaşamdaki streslerin pek çoğu -iyi iletişim kuramamaktan kaynaklanmaktadır. Yakın ve geniş çevremizdeki bireylerle iletişim kurarken açık, anlaşır ve samimi bir dil kullanmak, konuşmak kadar karşımızdakileri anlamaya ve dinlemeye de hevesli olmak ilk kuraldır. Olaylara karşımızdakinin bakış açısından bakmak, kabul etmesek bile anlamaya çalışmak iletişim açısından çok önemlidir. Olaylara olumlu yaklaşmak, kendi gücümüzle orantılı hedefler koymak, sonucunu değiştiremiyeceğimiz şeylerle uğraşmak yerine birey olarak üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmaya çalışmak streslerle başa çıkmakta en etkin yoldur.

Zamanı iyi değerlendirmek, “yapılacak işler listesi” hazırlamak, zor işleri basamaklara ayırarak bölümler halinde halletmek, zamanlı planlama yapmak ve bunu yaparken gerçekçi olmak, gerektiğinde yardım ya da danışmanlık istemek ve bir sorun için tek bir çözüme bağlanıp kalmadan diğer seçenekleri de göz önünde bulundurmak stres azaltıcı davranışlardır.
Her çeşit bedensel çalışma, spor yapmak, hobiler için zaman ayırmak, stresten ve olumsuz etkilerinden uzaklaşarak güç kazanmak için yararlıdır. Bazen sadece bir arkadaş ya da yakınla konuşmak, onun tarafından anlaşıldığını görmek bile bireyin yükünü çok hafifletebilir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:08   #4
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Gripten korunma yolları

Antioksidanların sağlığımız için ne denli önemli olduğunu anlatabilmek için bazı teknik konulardan bahsetmek gerekecek. Vücudumuz normal işlevini sürdürürken ve bunun için oksijen kullanırken bazı atık maddeler ortaya çıkar. Bu maddelere ' Serbest Radikaller' denir ve bunlar yüksek düzeyde tahrip edicidir. Temas ettikleri moleküllerin yapısını bozar, tabiri caiz ise paslandırır. Vücudumuzda bu tehlikeli maddelerle birlikte yaşarız ve dokularımız sürekli olarak bu maddelerin erozyonuna uğrar.
Serbest radikaller denilen bu zararlı maddelerden kurtulmak için vücudumuz 'Antioksidan' denen dost maddeleri kullanır. Antioksidanların bir kısmı vücudumuzda üretilir ancak bir kısmı dışarıdan alınır. Aslında serbest radikallerle antioksidanların savaşında ideal koşullar altında bir denge söz konusudur. Ama bu denge özellikle günümüzde karşılaştığımız dışsal etkiler nedeniyle bozulur ve yoğun hasarla karşılaşırız.
Ağır yemekler,
Besinlerdeki katkı maddeleri,
İlaç artıkları,
Radyasyon ve güneş ışığının kendisi,
Havadaki kimyasal maddeler,
Egzoz ve baca dumanı,
Karşılaştığımız bir çok kanserojen madde
ve stresli hayat şartları�


Bunlar vücudumuzun gücünü zayıflatır ve daha fazla antioksidan maddeye ihtiyaç duyarız...

Ancak yeterli ölçüde bu maddelerden bulamayız çünkü özellikle yüksek düzeyde işlenmiş ve içindeki birçok yararlı madde ayrılmış gıdalar diyetimizde çok önemli bir yer tutar. Sebzelerin doğal ortamında yetiştirilmiş olanlarına ulaşabilmek lükstür ve genel olarak yeterli ve çeşitli taze sebze ve meyve almayız�
Antioksidanların öneminin ve gerekliliğinin özü budur. Peki bu koşullarda yiyeceklerimizle yeterli ve çeşitli antioksidan almaz isek ne olur?
Her tür kanser artar.
Kalp hastalıkları artık 30'lu yaşlarda görülmeye başlar, yüksek tansiyon, beyin damar tıkanıklıkları gibi damar sertliğine bağlı hastalıklar artar.
Sıkı kolesterol diyetleri yapmak zorunda kalırız. Çünkü kolesterolün damar üzerine olan kötü etkisi artmıştır.
Beyin fonksiyonlarımız erken bozulur, erken bunama riskimiz artar.
Kronik ve yıpratıcı hastalıkların görülme sıklığı artar.
Cildimizdeki yaşlanma belirtileri çok belirgin olur.
Enfeksiyonlara karşı direncimiz azalır.
Tüm vücut sistemlerimizde bir kötüye gidiş kendini gösterir
ve vücudumuz hızlı olarak yaşlanır�
Şimdi gelelim bu antioksidanları vücudumuza nerelerden sağlayacağımıza� Hemen şunu not edelim; En güçlüsü olsa da tek bir antioksidan madde almak yerine çeşit çeşit antioksidanı bir arada alıyor olmak daha iyidir. Çünkü bu maddeler serbest radikallerle savaşta birbirlerini desteklerler. En çok ve en eski bilinen antioksidanlar A vitamini, E vitamini, C vitamini, selenyum ve çinkodur.

Üzüm çekirdeği şu ana dek bulunan en güçlü antioksidan maddenin taşıyıcısı olarak literatüre yazılmıştır. (Özellikle kırmızı şarabın kalp hastalıklarından koruduğunu hatırlayın). Brokoli ve aynı familyadan karnabahar, lahana ve brüksel lah*******n ve bunun yanında havucun, semizotunun, kerevizin, soğanın, sarımsağın güçlü antioksidan kombinasyonları olduğunu artık biliyoruz. Genel olarak daha koyu ve canlı ve parlak renkli sebze ve meyvelerin daha çok antioksidan taşıdığını artık biliyoruz. Domateste en çok olan ve diğer kırmızı sebzelere de rengini veren likopen isimli güçlü antioksidanla hepimiz tanıştık. Fermente edilmemiş çay olan yeşil çay güçlü bir antioksidan olarak hayatımıza girdi. Ceviz, badem, fındık, kabak çekirdeği, ayçiçeği, kabuklu hububat, tohumların diyetimizde çok önemli olduğunu artık biliyoruz. Diyetimizde genellikle eksik olan ve balık yağında veya keten yağında bulunan omega-3 yağları antioksidan özellikleriyle daha da önemli hale geldi. Kivinin, çileğin, mürdüm eriğinin, böğürtlenin, yaban mersininin, kuşburnunun önemini artık daha iyi biliyoruz. Değişik bitki çaylarının, en bilinenlerini saymak gerekirse, kekiğin, biberiyenin, adaçayının, nanenin veya zencefil, zerdeçal gibi baharatların şaşırtıcı derecede güçlü antioksidan kombinasyonları olduklarını gördük�
Özellikle;
kanser hastası olan kişilerin,
ailesinde kanser bulunanların,
kalp hastalarının,
ailesinde kalp hastası bulunanların,
yüksek kolesterolü ve tansiyon problemi olanların,
şeker hastalarının,
beyin damar tıkanıklığı yaşayanların,
ailesinde erken bunama bulunanların,
kötü koşullarda çalışanların,
sigara içenlerin,
cildi ile problem yaşayanların,
ya da bir türlü sağlıklı beslenemeyenlerin
hazır kapsül şekline getirilmiş antioksidan formülleri kullanması düşünülebilir. Ancak şunu göz önünde tutmak gerekiyor; antioksidan maddeler de diğer doğal besinler gibi ayrıştırılıp kapsül şeklinde sunulduğunda etkinlikleri azalıyor yani ne kadar az işlenirlerse o kadar yararlı oluyorlar�
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:09   #5
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Hipertansiyon (Yüksek kan basıncı)
Kalpten pompalanan kanın organlara ulaşıp onlara oksijen ve besinleri götürebilmesi için atar damarların içinde belirli bir basınçla iletilmesi gereklidir. Bu basınç insanlarda genellikle sabit değerler içinde tutulur. Bir tansiyon aleti ile belirlenebilen bu değerlerdendaha yüksek olanına “büyük” veya “sistolik” kan basıncı, daha alçak olanına ise “küçük” veya “diyastolik” kan basıncı adı verilir.
Bu basınçlar insanlar arasında farklılık gösterir ve ortalama olarak büyük tansiyon için 120 mm Hg, küçük tansiyon için ise 80 mm Hg’dır. Bir kimsenin kan basıncı günün değişik zamanlarında oynamalar gösterebilir. Kan basıncının yükselme göstererek 140/90 mm Hg değerini geçmesine “yüksek tansiyon” veya “hipertansiyon” adı verilir.
Hipertansiyonda sadece büyük tansiyon veya sadece küçük tansiyon normal sınır değerlerini aşıp yükselebilir, ama hastaların büyük çoğunluğunda her iki değer de yükselmiştir.



Hipertansiyonun Nedenleri ve Görülme Sıklığı Nedir?
Hipertansiyon tüm dünyada en sık görülen ilk 3 hastalıktan birisidir. Daha çok orta ve ileri yaşların hastalığıdır. Erkeklerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Her 10 hastanın 9’unda kan basıncının yükselmesine neden olan başka bir hastalık yoktur. Ancak bu hastaların ebeveynlerinde ve diğer aile üyelerinde de hipertansiyon sıktır.
10 hastanın birinde ise kan basıncı yüksekliği başka organların hastalıklarına bağlıdır. Bu hastalıklar kan basıncının düzenlenmesinde rol oynayan böbrekler ve iç salgı bezlerinin hastalıklarıdır. Bazı ipuçları hipertansiyonu olan bir hastada böyle bir nedenin varlığını düşündürebilir. Bu ipuçları şöyle özetlenebilir:
· Aniden ortaya çıkan ve çok yüksek değerlere ulaşan kan basıncı yükseklikleri
· Kıllanma, aşırı kilo alma gibi yakınmalarla birlikte ortaya çıkan kan basıncı yükseklikleri
· Uzun yıllar tedaviye iyi cevap verdiği halde birden kontrolden çıkan ve çok sayıda ilaca rağmen kontrol edilemeyen kan basıncı yükseklikleri
· Gençlerde saptanan kan basıncı yükseklikleri



Hipertansiyon Ne Gibi Belirtilere ve Yan Etkilere Yol Açabilir?
Atardamar sistemi içinde kan basıncının yükselmesi sinsi seyredebilir ve hasta kan basıncı yüksekliğini tesadüfen fark eder. Öte yandan, hipertansiyon bazı hastalarda yakınmalara yol açar. Bunlardan en sık karşılaşılanı özellikle sabahları olan ve enseden öne doğru gelen baş ağrısıdır. Bunun dışında, yüzde hissedilen sıcaklık basmaları ve kızarmalar, eskiye oranla yol yürürken, merdiven çıkarken zorlanma ve nefes darlığı, bazen çok sık idrara çıkma ve gece uykudan kalkıp idrara gitme, bacaklarda şişlik bu belirtilerden bazılarıdır.
Kan basıncının aşırı yükseldiği durumlarda hasta çift görme, dilde pelekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma ve kuvvetsizlik, nefes darlığı ve göğüs ağrısı hissedebilir. Kan basıncı yüksek seyrederse zamanla damar sistemine hasar verir. Hasar gören damarların beslediği organlarda da önemli problemler ortaya çıkar. Hipertansiyonun etkilediği organlar ve neden oldukları hastalıkların önemlileri şunlardır:
· Kalp ve dolaşım sistenini etkileyerek kalp krizi ve kalp yetmezliğine neden olur.
· Beyin damarlarını etkileyerek kanama, tıkanıklık ve dolayısıyla felçlere neden olur.
· Böbrekleri etkileyerek böbrek yetersizliğine neden olur ve böbrekleri hasta olanlarda yetersizliğin gelişimini hızlandırır.
· Göz damarlarını etkileyerek körlüğe neden olur.
· Görüldüğü gibi bu yan etkiler ölüme veya kalıcı organ bozukluklarına yol açabilir.






Hipertansiyonun Tedavisi Var mıdır ve Nasıl Uygulanır?
Kan basıncının neden yükseldiğinin anlaşılmasından sonra çok etkili ve çok değişik ilaçlar geliştirilmiştir. Bugün ülkemizde bu ilaçların hepsi vardır. Öte yandan hem kan basıncı yüksekliklerinin zamanında tespit edilememesi, hem de tedavideki aksaklıklar nedeniyle hipertansiyon dünyada ölüme ve kalıcı rahatsızlıklara neden olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Hipertansiyonu olan hastaların tedavisi konusundaki bazı önemli noktalar liste halinde verilmiştir:
· Hipertansiyonu olan hastalar bu ilaçları hekim kontrolünde kullanmalıdır.
· Hipertansiyonun tedavisi müsekkinlerle veya sarımsak gibi bazı doğal maddelerle yapılmamalıdır.
· Uygun ilaçlarla birlikteaz tuzlu yemeye alışmalıdır. Tereyağlı yemeklerle ve et ağırlıklı gıdalarla beslenmenin zararlı olduğu bilinmeli, bunun yerine meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tercih edilmelidir.
· Fazla kiloları vermenin, sigarayı bırakmanın ve her gün yürüyüş yapmanın da hipertansiyon tedavisine önemli yararı vardır.
· Hipertansiyon tedavisi bademcik iltihabı gibi kısa süreli bir tedavi değildir. Amaç kan basıncının kontrolde tutularak yukarıda sayılan önemli hastalıkların önlenmesidir. Bu nedenle tedavi uzun süreli, belki de hayat boyu sürecek bir tedavidir.
· Hipertansiyonu olan hastalarda eğer eşlik eden bir organ hastalığı, örneğin böbrek yetmezliği varsa tedaviye çok daha titizlikle uymalı ve daha sık hekim kontrolünden geçmelidir.
· Hipertansiyon zamanında teşhis edilip uygun ilaçlar ile tedavi edilirse, bütün bu hastalıkların ve onlara bağlı ölümlerin önlenmesi mümkün olabilir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bartın saglık ocakları saglık kurulusları Sevgi Sağlık - Genel 0 02-13-2009 10:42
Şiir Bilgisi nedir Şiir Bilgisi Türleri Yaso Türk Dili ve Edebiyat 0 12-14-2008 14:46
Cinsel saglık нüzüη Sağlık-Sağlıklı Yaşam 79 08-26-2008 10:43
Kullanın Çözünürlük Bilgisi Ve Sitenizin Cözünürlük Bilgisi Korax Smf (Arşiv) 0 03-24-2008 10:37
kumaş bilgisi ve kumaşların genel özellikleri.. LeGoLaS Tekstil 0 02-23-2008 20:18


Şu Anki Saat: 18:34


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows