Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03-15-2009, 16:26   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Ailesinde kalp hastalığı hikayesi bulunan, sigara içen, kolesterol, tansiyon, şeker problemi olan, fazla kilo veya stresli bir yaş** tarzı bulunan bireyler bu sayılanlardan biri veya bir kaçına sahipse muhakkak bir spor hekimi kontrolünden geçtikten sonra spora başlamalarında fayda bulunmaktadır. Günümüzde en sık gözlenen hastalıklar olan kalp-damar rahatsızlıkları (tüm ölüm nedenlerin %50’si) çok erken yaşlarda başlamakla beraber, özellikle erkekler için 35, kadınlar için 40 yaşından sonra önemli bir risk oluşturmaktadır. Özellikle egzersiz esnasında nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetleri olanların muhakkak bir check-up’ tan geçmesi gerekir.

Hangi Egzersiz, Ne Sıklıkta, Hangi Yoğunlukta ve Ne Kadar?
Egzersizin bahsettiğimiz hastalıklardan korunma, kondisyonun gelişimi ve kilo verilmesi gibi faydalarından yararlanılabilmesi için bilinçli yapılması gerekir. Büyük kas gruplarını kullanıldığı yürüyüş, bisiklet, jogging, koşu, yüzme, tenis gibi sportif aktiviteler sağlık için daha faydalı bulunur. İspatlamış herhangi bir sağlık problemi bulunmayan bireyler bu sporları ideal olarak her gün, ama haftada en az 3-4 gün yapmalıdırlar. Bu konudaki en iyi davranış egzersizin yemek yemek, dişleri fırçalamak gibi bir yaş** alışkanlığı halini almasıdır.
Egzersizin süresi en az yarım saat, ideal olarak 45 dakika sürmesi gereklidir ve efor süresince egzersiz herhangi bir kesintiye uğramamalıdır. Örneğin tempolu yürüyüşlerde 20 dakika kadar egzersize devam ettikten sonra bir 10 dakika soluklanma veya vitrin bakma gibi verilen aralar egzersizin etkinliğini sıfıra indirir. Çünkü vücudumuz egzersize başladıktan ortalama 20 dakika sonra enerji kaynağı olarak yağlar yanmaya başlar ve eğer egzersiz 30-45 dakika kesintisiz sürerse, egzersizden sonra bile 1 ila 4 saat yağlar yanmaya devam eder.
Egzersiz yapılırken dikkat edilmesi gereken en kritik nokta yapılan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur. İdeal olarak spor hekiminizin size yaptığı ergospirometrik efor testi sonucu egzersiz nabzı belirlenebilir. Her birey için bu egzersiz nabzı değişir ve bu limitler aşılmamalıdır. Bir hekim tavsiyesi alma imkanı yok ise eforunuzun yoğunluğu; siz egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdaki ile konuşmanızın mümkün olacağı bir egzersiz şiddetinde olması gerekir. Tabii egzersiz yoğunluğu çok hafifte olmamalıdır ve egzersiz esnasında tatlı şekilde bir ter atmanız gerekir.
Kaliteli ve üretken bir yaş** sürmek ve hastalıklardan korunmak için spora ideal olarak çocukluk yıllarında başlamak gerekir. Ancak spora başlamak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmayız. 70 yaşında eklem sertliği ve kemik erimesi olan, hiç egzersiz yapmamış ev hanımlarına bile ilaç tedavisinin yanında tedavi olarak egzersiz yapılması önerilir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:27   #2
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Makrobiyotik Beslenme: Daha Sağlıklı Olmanın Yolları
Makrobiyotik beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı sizin ve ailenizin daha sağlıklı olmasına yardımcı olur. Makrobiyotik beslenme tarzını seçtiyseniz ve bu kitaptaki önerilere uymaktaysanız daha aktif, daha sağlıklı ve enerjik bir yaşamın getireceği ödülleri almaya hak kazandınız demektir. Karmaşık dünyamızdaki felaketlere ve baskılara rağmen, doğanın ne kadar zengin ve uyum içinde olduğunu göreceğinize de inanıyoruz.
Makrobiyotik felsefesi, sağlığa yararlı (wholesome) bir diyetin sağlıklı bir yaşama giden en doğrudan yol olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle de kitabın ilk bölümünde makrobiyotik felsefede beslenmenin rolünü irdeleyeceğiz. Diğer pek çok diyetin tersine, makrobiyotik beslenme kişilerin farklılıklarına önem verir ve yaşanan yer, yaşam tarzı ve halihazırdaki sağlık durumu gibi konulara göre öneriler getirir.

Denge ve uyumun felsefi kanunlarına dayanan beslenme diyeti aslında çok basittir: yaşadığınız iklim ve coğrafi bölge, hareketlilik düzeyiniz ve fiziksel durumunuz beslenme ihtiyaçlarınızı belirler. Diyetinizi seçerken bu faktörlere genel beslenme önerilerinden ve kalori tablolarından daha çok önem vermelisiniz.

Buna ilaveten, makrobiyotik beslenme uzmanları, günümüzdeki yiyecek işleme ve rafinasyon yöntemlerinin fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerindeki zararlı etkilerine de dikkat çekerler. Makrobiyotik beslenmede sadece geleneksel yöntemlerle hazırlanmış tam ve doğal yiyecekler kullanılır.

TAM-İŞLENMEMİŞ BESİNLER

Yaşadıkları bölgede yetiştirilmiş tam tahıl ve bakliyatlarla taze sebze ve meyveyle beslenen Hunza, Vilcabamba ve diğer geleneksel kültürlerin insanlarından farklı olarak, Amerikan insanı hemen hemen tümüyle kimyasal katkı maddeleri eklenip işlemden geçirilmiş yiyeceklere bağımlıdırlar. Alex Schauss, Diyet, Suç ve Suçİşleme (Diet, Crime, and Delinquency) adlı kitabındaşöyle der: “Amerika Birleşik Devletleri, 1971 yılında, diyetinin %50’sinden fazlası işlemden geçmiş yiyeceklerden oluşan ilk ulus olma ayrıcalığına sahiptir.” Kanser Politikaları (Politics of Cancer) kitabının yazarı Dr. Samuel Epstein de ortalama bir Amerikalının yılda 4.5 kilo kadar kimyasal katkı maddesi tükettiğini söylemektedir, ki bu katkı maddeleri arasında koruyucular, yapay renklendirici ve tatlandırıcılar ile koyulaştırıcılar sayılabilir. Bu tipik “Amerikan” diyeti, aynı zamanda diğer endüstrileşmiş ülkelerin de diyetidir. Diyetinde daha az işlenmiş yiyecek bulunan insanların yaşam süresi ve genel sağlık durumunun doğruladığı gibi, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için kimyasal katkı maddelerine ihtiyaç yoktur.

Aşırı kalori ve doymuş hayvansal yağlar, katkı maddeleri ve işlemler geçtiği için besin değeri düşen yiyecekler, pek çok Batılı toplum için sağlık problemlerinin artışından sorumludur. Sağlıkİstatistikleri Ulusal Merkezi (The National Center for Health Statistics) tarafından yayınlanan Mevcut Sağlık Görüşme Araştırması (Current Health Interviews Survey)’na göre yaklaşık her iki Amerikalıdan birinde herhangi bir hastalığa yol açabilecek kronik bir duruma rastlanmıştır. Bu durumu düzeltmek için makrobiyotik beslenmede önerilen genelde bitkisel ve doğal haline yakın durumda tüketilen tam tahıllara ağırlık verilebilir. Makrobiyotik beslenmede önerilen gıdalar aynı zamanda daha düşük kalorili, daha az doymuş yağ içeriklidir, kimyasal katkı maddeleri içermezler ve rafine edilmeleri gerekmez.

YEREL OLARAK YETİŞTİRİLMİŞ BESİNLER

Dünyanın her bölgesinde, o bölgenin coğrafi yeri ve sıcaklık durumuna göre farklı beslenme modelleri görülür. Yaşadığımız bölgede yetişen ürünleri yiyerek çevremizde olan bitene daha rahat uyum sağlayabiliriz. Örneğinİskoçya veyaİrlanda gibi soğuk ve nemli bir iklimde yaşayan biri geleneksel olarak o bölgelerde yenilen yağlı tahıllara diyetinde çokça yer verecektir. ABD’nin güneyinde yaşayan biri ise o bölgede yetişen tatlı mısır ve esmer pirinç gibi tahıllara ağırlık vermelidir.

Soframıza gelen ürünlerin çoğunluğu yaşadığımız bölgeye özgü besinler olmalıdır. ABD’nin kuzeyinde yaşayan biri için Florida’da yetişen portakalları veya Kosta Rika’dan gelmiş muzları yemek vücutla fiziksel çevre arasındaki uyumu göz ardı etmek demektir. Bu da soğuk algınlıkları ve gripal enfeksiyonlar gibi mevsimsel dengesizliklere veya daha ciddi hastalıklara davetiye çıkarmak demektir.

ABD’de yaşayan insanların çoğuılıman iklimde yaşamaktadır. Ilıman iklimin doğal besinleri tam tahıllar, bakliyatlar, tohumlar, sebzeler ve bazı meyvelerdir ki bu bölgelerde yaşayan insanların ihtiyaç duydukları besin değerlerine sahiptirler.

MAKROBİYOTİK BESLENMEYE GENEL BAKIŞ

Makrobiyotik diyet, modern toplumlarda kabul görmüş diyet ve ABDİçin Beslenme Hedefleri (Dietary Goals for the United States) adlı yayında önerilen diyetin karşılaştırmalı tablosunu aşağıda göreceksiniz.

Makrobiyotik diyet tam besinlerden oluşmuştur. Yiyeceklerden aldığımız enerjinin çoğu kompleks karbonhidratlardan gelir. Makrobiyotik beslenmede kullanılan pişirme yöntemleri yiyeceklerdeki besin değerlerini korur ve lezzetlerini ortaya çıkarır. Kimyasal katkı maddeleri, sofra tuz veşekeri içeren rafine gıdalardan uzak durulur. Süt ürünleri, kırmızı et ve kümes hayvanlarının eti iseılıman iklimlerde yaşayan insanlara önerilmez.

Beslenme Hedefleri önerileri katkı maddeleri ve koruyucu elemanlar içeren rafine edilmiş yiyeceklerin diyetten çıkarılması gerektiğini söylemez. Bu nedenle önerilen diyet hala doymuş yağ, kolesterol ve rafine edilmiş bitkisel yağlar açısından zengin bir diyettir. Pişirme yöntemleri hakkında özel önerilerde bulunulmaz, ya da diyetin dengelenmesi gerektiğine ilişkin bir bilgiye rastlayamazsınız. Ancak yine de bu öneriler pek çoğumuzun diyetinde olumlu değişiklikler yapmayı hedefler.

Modern diyet, yoğun olarak rafine edilmiş, sentetik yiyeceklere dayanır. Yüksek oranda doymuş hayvansal yağlar, kolesterol, rafine edilmiş bitkisel yağlar ağırlıklı olarak diyette yer alır, buna karşın kompleks karbonhidratlar, lif ve doğal vitamin-mineral alımı yeterli değildir. Çok miktarda tuz,şeker ve kimyasal katkı maddesi (piyasada satılan ürünlerde yaklaşık 3500 değişik katkı maddesi kullanılır) içeren modern yiyecekler besin kalitesi açısından zengin değildir.

STANDART MAKROBİYOTİK DİYET

Makrobiyotik diyet %50-60 oranında tam tahıl ve bu tahıllardan yiyecekler; %20-30 civarında mümkünse organik, yerel sebzeler; %5-10 bakliyat ve deniz yosunları; %5-10 çorbalar; ve %5 içecekler, balık ve doğal tatlılardan oluşur.Şekil 1.2’de bu oranları grafik formunda görebilirsiniz.

Standart makrobiyotik diyette yer alan bazı yiyecekler size tanıdık gelmeyebilir. Aşağıda bahsedilen bu yiyecekler ve menü önerisi bu kitabı ve kitapta yer alan örnek tarifleri okuduğunuzda size daha anlamlı gelecektir. Makrobiyotik diyette, lezzetli ve sağlıklı besinleri bir yaşam tarzı haline getirirsiniz.

Ilıman iklimlerde yaşayan kişilere kırmızı et, kümes hayvanlarının etleri, süt ürünleri ve bunlarla hazırlanmış yiyecekler önerilmiyorsa da, makrobiyotik beslenme tümüyle vejetaryen olmak zorunda değildir. Makrobiyotik beslenmede az miktarda beyaz etli balıklar ve bazı deniz ürünlerine yer verilir. Ayrıca çok besleyici ve kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan işlem görmüş tofu (soya peyniri) ve diğer soya ürünleri de hayvansal gıdaların yerine geçer.

Ayrıca yine hayvansal gıdaların yerine geçen buğdayın özünden oluşan glüten (seitan) adlı ürün de çok besleyici ve zengin bir protein kaynağıdır
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:28   #3
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Makrobiyotik Beslenme: Daha Sağlıklı Olmanın Yolları
Makrobiyotik beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı sizin ve ailenizin daha sağlıklı olmasına yardımcı olur. Makrobiyotik beslenme tarzını seçtiyseniz ve bu kitaptaki önerilere uymaktaysanız daha aktif, daha sağlıklı ve enerjik bir yaşamın getireceği ödülleri almaya hak kazandınız demektir. Karmaşık dünyamızdaki felaketlere ve baskılara rağmen, doğanın ne kadar zengin ve uyum içinde olduğunu göreceğinize de inanıyoruz.
Makrobiyotik felsefesi, sağlığa yararlı (wholesome) bir diyetin sağlıklı bir yaşama giden en doğrudan yol olduğunu öğretmektedir. Bu nedenle de kitabın ilk bölümünde makrobiyotik felsefede beslenmenin rolünü irdeleyeceğiz. Diğer pek çok diyetin tersine, makrobiyotik beslenme kişilerin farklılıklarına önem verir ve yaşanan yer, yaşam tarzı ve halihazırdaki sağlık durumu gibi konulara göre öneriler getirir.

Denge ve uyumun felsefi kanunlarına dayanan beslenme diyeti aslında çok basittir: yaşadığınız iklim ve coğrafi bölge, hareketlilik düzeyiniz ve fiziksel durumunuz beslenme ihtiyaçlarınızı belirler. Diyetinizi seçerken bu faktörlere genel beslenme önerilerinden ve kalori tablolarından daha çok önem vermelisiniz.

Buna ilaveten, makrobiyotik beslenme uzmanları, günümüzdeki yiyecek işleme ve rafinasyon yöntemlerinin fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerindeki zararlı etkilerine de dikkat çekerler. Makrobiyotik beslenmede sadece geleneksel yöntemlerle hazırlanmış tam ve doğal yiyecekler kullanılır.

TAM-İŞLENMEMİŞ BESİNLER

Yaşadıkları bölgede yetiştirilmiş tam tahıl ve bakliyatlarla taze sebze ve meyveyle beslenen Hunza, Vilcabamba ve diğer geleneksel kültürlerin insanlarından farklı olarak, Amerikan insanı hemen hemen tümüyle kimyasal katkı maddeleri eklenip işlemden geçirilmiş yiyeceklere bağımlıdırlar. Alex Schauss, Diyet, Suç ve Suçİşleme (Diet, Crime, and Delinquency) adlı kitabındaşöyle der: “Amerika Birleşik Devletleri, 1971 yılında, diyetinin %50’sinden fazlası işlemden geçmiş yiyeceklerden oluşan ilk ulus olma ayrıcalığına sahiptir.” Kanser Politikaları (Politics of Cancer) kitabının yazarı Dr. Samuel Epstein de ortalama bir Amerikalının yılda 4.5 kilo kadar kimyasal katkı maddesi tükettiğini söylemektedir, ki bu katkı maddeleri arasında koruyucular, yapay renklendirici ve tatlandırıcılar ile koyulaştırıcılar sayılabilir. Bu tipik “Amerikan” diyeti, aynı zamanda diğer endüstrileşmiş ülkelerin de diyetidir. Diyetinde daha az işlenmiş yiyecek bulunan insanların yaşam süresi ve genel sağlık durumunun doğruladığı gibi, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için kimyasal katkı maddelerine ihtiyaç yoktur.

Aşırı kalori ve doymuş hayvansal yağlar, katkı maddeleri ve işlemler geçtiği için besin değeri düşen yiyecekler, pek çok Batılı toplum için sağlık problemlerinin artışından sorumludur. Sağlıkİstatistikleri Ulusal Merkezi (The National Center for Health Statistics) tarafından yayınlanan Mevcut Sağlık Görüşme Araştırması (Current Health Interviews Survey)’na göre yaklaşık her iki Amerikalıdan birinde herhangi bir hastalığa yol açabilecek kronik bir duruma rastlanmıştır. Bu durumu düzeltmek için makrobiyotik beslenmede önerilen genelde bitkisel ve doğal haline yakın durumda tüketilen tam tahıllara ağırlık verilebilir. Makrobiyotik beslenmede önerilen gıdalar aynı zamanda daha düşük kalorili, daha az doymuş yağ içeriklidir, kimyasal katkı maddeleri içermezler ve rafine edilmeleri gerekmez.

YEREL OLARAK YETİŞTİRİLMİŞ BESİNLER

Dünyanın her bölgesinde, o bölgenin coğrafi yeri ve sıcaklık durumuna göre farklı beslenme modelleri görülür. Yaşadığımız bölgede yetişen ürünleri yiyerek çevremizde olan bitene daha rahat uyum sağlayabiliriz. Örneğinİskoçya veyaİrlanda gibi soğuk ve nemli bir iklimde yaşayan biri geleneksel olarak o bölgelerde yenilen yağlı tahıllara diyetinde çokça yer verecektir. ABD’nin güneyinde yaşayan biri ise o bölgede yetişen tatlı mısır ve esmer pirinç gibi tahıllara ağırlık vermelidir.

Soframıza gelen ürünlerin çoğunluğu yaşadığımız bölgeye özgü besinler olmalıdır. ABD’nin kuzeyinde yaşayan biri için Florida’da yetişen portakalları veya Kosta Rika’dan gelmiş muzları yemek vücutla fiziksel çevre arasındaki uyumu göz ardı etmek demektir. Bu da soğuk algınlıkları ve gripal enfeksiyonlar gibi mevsimsel dengesizliklere veya daha ciddi hastalıklara davetiye çıkarmak demektir.

ABD’de yaşayan insanların çoğuılıman iklimde yaşamaktadır. Ilıman iklimin doğal besinleri tam tahıllar, bakliyatlar, tohumlar, sebzeler ve bazı meyvelerdir ki bu bölgelerde yaşayan insanların ihtiyaç duydukları besin değerlerine sahiptirler.

MAKROBİYOTİK BESLENMEYE GENEL BAKIŞ

Makrobiyotik diyet, modern toplumlarda kabul görmüş diyet ve ABDİçin Beslenme Hedefleri (Dietary Goals for the United States) adlı yayında önerilen diyetin karşılaştırmalı tablosunu aşağıda göreceksiniz.

Makrobiyotik diyet tam besinlerden oluşmuştur. Yiyeceklerden aldığımız enerjinin çoğu kompleks karbonhidratlardan gelir. Makrobiyotik beslenmede kullanılan pişirme yöntemleri yiyeceklerdeki besin değerlerini korur ve lezzetlerini ortaya çıkarır. Kimyasal katkı maddeleri, sofra tuz veşekeri içeren rafine gıdalardan uzak durulur. Süt ürünleri, kırmızı et ve kümes hayvanlarının eti iseılıman iklimlerde yaşayan insanlara önerilmez.

Beslenme Hedefleri önerileri katkı maddeleri ve koruyucu elemanlar içeren rafine edilmiş yiyeceklerin diyetten çıkarılması gerektiğini söylemez. Bu nedenle önerilen diyet hala doymuş yağ, kolesterol ve rafine edilmiş bitkisel yağlar açısından zengin bir diyettir. Pişirme yöntemleri hakkında özel önerilerde bulunulmaz, ya da diyetin dengelenmesi gerektiğine ilişkin bir bilgiye rastlayamazsınız. Ancak yine de bu öneriler pek çoğumuzun diyetinde olumlu değişiklikler yapmayı hedefler.

Modern diyet, yoğun olarak rafine edilmiş, sentetik yiyeceklere dayanır. Yüksek oranda doymuş hayvansal yağlar, kolesterol, rafine edilmiş bitkisel yağlar ağırlıklı olarak diyette yer alır, buna karşın kompleks karbonhidratlar, lif ve doğal vitamin-mineral alımı yeterli değildir. Çok miktarda tuz,şeker ve kimyasal katkı maddesi (piyasada satılan ürünlerde yaklaşık 3500 değişik katkı maddesi kullanılır) içeren modern yiyecekler besin kalitesi açısından zengin değildir.

STANDART MAKROBİYOTİK DİYET

Makrobiyotik diyet %50-60 oranında tam tahıl ve bu tahıllardan yiyecekler; %20-30 civarında mümkünse organik, yerel sebzeler; %5-10 bakliyat ve deniz yosunları; %5-10 çorbalar; ve %5 içecekler, balık ve doğal tatlılardan oluşur.Şekil 1.2’de bu oranları grafik formunda görebilirsiniz.

Standart makrobiyotik diyette yer alan bazı yiyecekler size tanıdık gelmeyebilir. Aşağıda bahsedilen bu yiyecekler ve menü önerisi bu kitabı ve kitapta yer alan örnek tarifleri okuduğunuzda size daha anlamlı gelecektir. Makrobiyotik diyette, lezzetli ve sağlıklı besinleri bir yaşam tarzı haline getirirsiniz.

Ilıman iklimlerde yaşayan kişilere kırmızı et, kümes hayvanlarının etleri, süt ürünleri ve bunlarla hazırlanmış yiyecekler önerilmiyorsa da, makrobiyotik beslenme tümüyle vejetaryen olmak zorunda değildir. Makrobiyotik beslenmede az miktarda beyaz etli balıklar ve bazı deniz ürünlerine yer verilir. Ayrıca çok besleyici ve kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan işlem görmüş tofu (soya peyniri) ve diğer soya ürünleri de hayvansal gıdaların yerine geçer.

Ayrıca yine hayvansal gıdaların yerine geçen buğdayın özünden oluşan glüten (seitan) adlı ürün de çok besleyici ve zengin bir protein kaynağıdır
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-15-2009, 16:29   #4
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Yaz demek çocuk, büyük hepimiz için tatil demek. Tatil dönemlerinde kuralları, kaygıları, yasakları unutup gönlümüzce yaşamak istiyoruz. Dinlenme saatleri değişiyor, beslenme düzeni altüst oluyor. Sayılı tatil günlerinden yararlanmaya çalışırken bundan sağlığımızın etkileneceğini aklımıza getirmek istemiyoruz.
Yaz hastalıklarının genelde, tatil rehaveti içinde abartılı davranışların sonucunda ortaya çıkıyor. Yaz hastalıkları denilince akla ilk gelenler, sindirim sistemiyle ilgili sorunlar oluyor.
Evinizde ya da evinizden uzakta geçirdiğiniz tatil günlerinde sık sık karın ağrılarından yakınabilirsiniz. Daha önce yaşadığınız stresli günlerin sindirim sistemine yansıması ihtimalini aklınıza bile getirmemiş olabilirsiniz. Bu arada yemek saatlerinizin ve de yemek türlerinin değişmesi sizi sorunlarla baş başa bırakabilir. Karın ağrılarını ishal ya da kabızlık gibi sorunlar izleyebilir.İshalin durması için aldığınız ilaç, kısa sürede etkili olmazsa, bir doktora görünmelisiniz. Yaz aylarında bağırsak enfeksiyonları yaygınlaştığı için bu ihtimali göz önünde bulundurun. İshal kesici ilaçlarla bağırsaklarınızda bir düzelme olmazsa, doktorunuz bağırsak enfeksiyonuna karşı antibiyotik tedavisi önerecektir. Bu arada bol bol su içmeyi asla ihmal etmemelisiniz.
Neler Yapılmalı? Sindirim sistemiyle ilgili tatil sorunlarını önlemek için kafeinli ya da sodalı içeceklere itibar etmeyin. Ağır yiyecekler ve tabii alkollü içecekler konusunda da dikkatli olun. Asidi bol, acılı yiyecekler dengenizi bozabilir. Alışkın olmadığınız yiyecek ve içecekler konusuna da dikkatinizi çekmek isteriz. Sindirim sistemi, alışkın olmadığı yiyeceklere tepki gösterebilir
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 4 03-15-2009 16:17
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 2 03-15-2009 15:18
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 2 03-15-2009 15:10
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 0 03-15-2009 14:23
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 3 03-15-2009 14:15


Şu Anki Saat: 02:38


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows