Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-20-2009, 17:37   #91
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

İngiltere'de Londra Üniversitesi bilim adamlarının Finlandiya, İtalya ve Almanya'daki meslektaşlarıyla üzerinde çalıştıkları bir ilacın 10 yıl içinde kalp krizlerini tarihe gömmesi umuluyor.
İlacın orta yaş ve üzerindeki kadın ve erkekler tarafından sürekli kullanılacağını belirten bilim adamları, proje üzerinde 10 yıldan bu yana çalışmakta olduklarını açıkladı.
Londra Üniversitesi'nden Prof. John Martin, kalp krizlerinin gelişmiş ülkelerde bir numaralı ölüm sebebi olduğunu, bu nedenle önleyici bir ilaç üzerinde çalışmayı tercih ettiklerini bildirdi.
''Vascular Endothelial Growth Factor'' (VEGF) adı verilen ve kalp damarlarındaki hücre bölünmesini engelleyen vücut kimyasalının salgılanmasını dengeleyeceği belirtilen ilacın, 10 yıl içinde kullanılabilecek duruma gelecek.
VEGF'nin zaman zaman yeterince hızlı salgılanmadığına ve kalp damarları içinde gereğinden fazla hücrenin bölündüğüne dikkati çeken uzmanlar, bu durumun kalp damarlarında oluşumlara yol açtığını belirtiyor. Uzmanlar, kolestrolün kalp damarlarındaki bu oluşumlara yapışması sonucunda akyuvarların hareketinin engellendiğine ve kalp krizlerine giden tıkanmaların ortaya çıktığına işaret ediyor.
Sorunun temelinde kalp damarlarında oluşumların yattığını kaydeden uzmanlar, geliştirdikleri ilacın vücudun daha çok VEGF salgılamasına yardımcı olacağını belirtiyor.
By-pass ameliyatını gereksiz kılan yöntem


Öte yandan Orlando'da düzenlenen Amerikan Kardiyoloji Konferansı'na sunulan bir rapora göre ilaca bulanmış stent, by - pass ameliyatına gerek kalmadan damar tıkanmasını önlüyor. Stendin üzerindeki ilaçlar yavaş yavaş kana karışarak daha önce tıkalı olduğu için tıbbı müdahaleyle açılan damarların yeniden tıkanmasını önlüyor. Böylelikle by - pass ameliyatlarına gerek kalmayacağı belirtiliyor. Çok ince damarları tıkayan büyük yağ kitlelerini ortadan kaldırmada da başarılı olan yöntemde, stent görevini tamamladıktan sonra vücut tarafından eritiliyor.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:37   #92
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

DENGELİ BESLENME KURALLARI

Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, "Ben gerçekten aç mıyım" eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.

Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.

Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.

Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık... sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..

Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:37   #93
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

ŞOK NEDİR?

Kelime anlamı SARSILMA demektir. Dolaşım sistemindeki kanın çeşitli nedenlerle azalması, hücrelere yeterli oksijenin gelmemesi sonucu ortaya çıkar.

BELİRTİLERİ:
Kaza yerinde sessiz, sakin, hiç hareket etmeyen bir yaralının şuuru genelde yerinde olmayabilir.
Rengi soluk, Vücudu soğuk ve terli, Gözleri göz çukuruna batmış şekilde, sanki burnu sivrilmiş gibidir.
Nabız zayıftır ve hızlıdır. Solunum hızlanmıştır.

YAPILMASI GEREKENLER:

Uygun bir yere sırt üstü yatırınız.
Etrafındaki kalabalığı dağıtınız.
Az hareket ettirmeye çalışınız.
Beynin kan dolaşımını ve çalışmasını kolaylaştırmak için, başta kanama yoksa başı 15o - 30o aşağı getirip, ayak ucunu 30-40 cm. kaldırınız.
Yakasını, kemerini, gömleğini gevşetiniz.
Solunum yolu tıkanıklığı varsa gideriniz.
Gerekirse yapay solunum ve kalp masajı yapınız.
Kanaması varsa kanamayı durduracak önlemi alınız.
Kırık varsa tahta parçası ile tesbit yapınız.
Soluk almakta güçlük çekiyorsa baş ve göğüs kısmını hafifçe yükseltiniz.
Battaniye ile örtünüz, yaralı şuursuz ise katı yiyecek vermeyiniz.
İhtiyaç durumunda dudakları ve dili birkaç damla su ile ıslatınız.
İç kanama yoksa ve tıbbi bakım gecikecekse yarım bardak su içine bir çay kaşığı tuz veya karbonat karıştırıp 15 dakika ara ile içiriniz.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:37   #94
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

İnsan vücudunu şöyle bir düşündüğümüzde ne kadar olağanüstü bir sistem olduğunu fark etmemek mümkün değil. Tıpkı her biri ayrı görevler üstlenerek sistemin ayakta kalmasını sağlayan bir makinenin dişlileri gibi... Dişlilerden biri kırıldığında ciddi aksamalara, bazen de sistemin çöküşüne neden olur. İşte insan vücudu da böyledir. Organizmayı oluşturan tüm sistemlerin her biri büyük önem taşır. Bu hafta beslenme etkinliğimizin insan vücudundaki yolculuğuna şahit olacağız.

3 aşamada sindirim
Sindirim sisteminin temel görevi, bizi hayatta tutmak ve enerji sağlamak için yakıtımız olan yiyecek ve içecekleri işlemektir. Yediklerimizi, yaş**ımızı devam ettirecek yapıtaşları olan glukoz, aminoasit, yağ asitleri, mineraller ve vitaminlere çevirmek için sindirim sistemine ihtiyacımız vardır. Sindirimin ilk aşaması, yiyeceklerin mekanik veya kimyasal olarak parçalanmasıdır. İkinci aşamada, metabolize edilmiş zerrecikler öğütülür. Üçüncü aşamada ise, kullanılmayan atıklar ortadan kaldırılır. Ana sindirim işlemi, mide ve bağırsaklarda gerçekleştiği halde sindirim aslında ağızda başlar.

Yemeğin tadına varın
Yemeğinizi hızlı yerseniz;
1. Bize yemeyi durdurmamızı söyleyen geri besleme mekanizmasını atlamış olursunuz,
2. Tat alma cisimcikleri, belirli yiyecekleri parçalamak için doğru sindirim enzimlerini hazırlamak üzere beyne hazırlık sinyallerini gönderemez,
3. Çiğnemeden yemek, fazla tükürük salgılanmasına neden olur ve aşırı salgılama sonucu enzimlerin etkisi azalır.
Bu yüzden yavaş yiyin, iyi çiğneyin, yiyecek ve içeceklerin dille yeterince temas etmesine izin verin.

Mide, öğütücü değildir
Yiyecek ve içecekler ağızdan yemek borusuna geçerek mideye gelir. Mide, yiyecekleri tümüyle sindirme ya da besinleri öğütme yeteneğine sahip değildir. Midenin değişik bölümleri çalkalama, asit ile karıştırma ve çevirme, sindirim enzimleri salgılama ve hamur haline gelmiş yiyecekleri depolama gibi değişik görevleri yerine getirmek üzere yapılanmıştır.
Mide, kısmi olarak sindirilmiş içeriğini yavaşça bağırsaklara bırakır. Safra kesesi, onikiparmak bağırsağına henüz gelmiş olan asidik mide içeriğini nötrleştirir.

Ölçüyü kaçırmayın
Eğer çok yemek yerseniz, özellikle de asitli yiyecekler ise ya da mide çok fazla asit üretirse, onikiparmak bağırsağı bunların hepsini alamaz ve bir kısmı midede kalarak hazımsızlığa neden olur.
Tüm bu aşamalardan sonra yiyecekler, pankreasın sindirim enzimleriyle karıştıktan sonra ince bağırsak boyunca yoluna devam eder. Bu yolculuğun son bölümünü kalın bağırsaklar oluşturur. Vücut yiyeceklerden bütün alacaklarını aldıktan sonra, geri kalanları dışarı atar.

Bira ve fıstıktan uzak durun


Hemen göğüs kafesinin altındaki sıkıntı ve ağrılar, midedeki asit yoğunluğundan kaynaklanır. Asidin fazlası yemek borusundan yukarı çıkıp bronşiyal girişe fışkırırsa, şiddetli bir yanma hissedilir.
Bunlardan kaçının: Narenciye, mayalı içecekler (beyaz şarap, şampanya ve bira), fıstık, kırmızı etli ve baharatlı yemekler, konserve yiyecekler ve koruyucu olarak sitrik asit içeren ticari olarak kutulanmış meyveler, sirkeli yiyecekler, sıcak sıvılar, bazı ilaçlar (Steroid, aşırı C vitamini - 1000 mg'ın üstü- ve ağrı kesiciler).
Bunları deneyin: Yemeklere anason tohumu ve soğan eklemeye çalışın. Mide yanması başladığında soğuk süt veya bir parça tuzla birlikte nane çayı (soğutulmuş) için. Yemeğinizi yavaş yavaş yiyin. Yemekten sonra yürüyüş yapın.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:38   #95
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Hepatit A virüsü

(HAV) fekal ve oral yollardan bulaşır. Kontamine sular sık rastlanan bir enfeksiyon kaynağıdır. HAV göl sularında 4 haftaya kadar enfeksiyöz olma özelliğini korur. Kuluçka süresi 14-15 gündür. Parenteral bulaşma istisnadır. Yaşam standardının yükselmesi ve hijyen koşullarının iyileşmesine bağlı olarak toplumun kontaminasyonu geçtiğimiz on yıllar içinde önemli ölçüde azalmıştır. Hepatit A'ya karşı antikorlar 18 yaşın altındakilerin % 5'inden azında, ve 70 yaşın üzerindekilerin % 75'inden fazlasında bulunur.

Tanı

Antijen: Hepatit A virüsü, prodrom döneminde dışkıda gösterilebilir. Kanda genellikle gösterilemez çünkü aşikar hastalık döneminde virüs replikasyonu sona ermiştir. Bu nedenle söz konusu antijen için dışkıda veya kanda yapılan elektron optik veya immunolojik testler bilimsel çalışmalar dışında endike değildir.

Antikorlar: IgM sınıfı spesifik antikorlar infeksiyon sonrasında 14 gün daha saptanabilir. IgM sınıfı antikorlar birkaç gün sonra ortaya çıkar. Bir kural olarak, IgG ve IgM sınıfı antikorlar aynı zamanda gösterilir. Bunlar mevcutsa ve hepatitin klinik kanıtları varsa, varlığı hepatit A'yı gösteren IgM sınıfı antikorlar için bir test yapılır.
Olguların % 99'dan fazlasında hepatit A 3 ay içinde spontan olarak iyileşir. Olguların % 0.1'inden azında fulminan hepatit görülür. Sarılık, olguların % 90 kadarında vardır. Yüzde 95'inden fazlasında transaminaz eğrileri bir zirve yapar ve hızla normale döner. Fulminan hepatitten sonra gürültüsüz bir karaciğer sirozu gelişebilir.


A tipi viral hepatit hakkında genel bilgiler

· A tipi viral hepatit bulaşıcı bir karaciğer hastalığıdır.
· Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde yaşayanlar, bu ülkelere seyahat edenler risk altındadır.
· Etken Hepatit A Virüsüdür (HAV).
· Bulaşma “Dışkı - Ağız” yoluyla olur. Yani virüs içeren dışkı ile kirlenmiş sularla temas sonucu bulaşır. Bulaşmadan iyi yıkanmamış gıdaların alınması ve iyi temizlenmemiş suların içilmesi sorumludur.
· Genellikle sessiz olarak geçirilir. Yakınmalı olarak geçirildiğinde
halsizlik, ateş, ishal, karın ağrısı, göz aklarında sararma ve idrar renginde koyulaşma önemli belirti ve bulgulardır.
· Yatak istirahati tedavinin esasıdır.
· İyileşme 10 - 20 gün sürer. B ve C tipinde olduğu gibi kronikleşme sözkonusu değildir. Taşıyıcılığı söz konusu değildir.
· Aşı mevcuttur ve koruyuculuğu oldukça iyidir.
· İmmun globulin uygulaması kısa süreli (3 - 6 ay) koruma sağlar.


Bulaşma yolları: Hepatit A virüsü hastalıklı kişinin dışkısı ile yayılarak, dışkı-ağız yoluyla bulaşır. Yani virüs içeren dışkı ile kirlenmiş sularla temas sonucu bulaşmaktadır. Bulaşmadan iyi yıkanmamış gıdaların alınması ve iyi temizlenmemiş suların içilmesi sorumludur. Bulaşmayı engellemek için şehir şebeke sularının temizliğine olabildiğince özen gösterilmeli ve gıdalar temiz sularla temizlenmelidir. Bulaşmayı kırmak için ellerin sabun ve suyla temizliği oldukça önemlidir. Bulaşma şekilleri şöyledir:
Hastanın dışkısının değişik şekillerde ele bulaştıktan sonra eller yıkanmadan yemek yeme ve enfekte dışkıyla kirlenmiş suların iyi temizlenmeden tekrar kullanılması.

Yol açtığı hastalıklar: HAV ile infekte olanların büyük çoğunluğu (yüzde 70 - 80) sessiz olarak enfeksiyonu geçirir. Bu kişilerin enfeksiyonu geçirdiği laboratuvar testleriyle anlaşılabilir. Yakınmalı enfeksiyonun belirti ve bulguları ileri derecede halsizlik, iştah kaybı, ateş, ishal, karın ağrısı, bulantı-kusma, göz aklarında - deride sararma ve idrar renginde koyulaşmadır. Bu dönemde karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma ortaya çıkar. Transaminazlar (AST, ALT) ve bilirubinler yükselir. Sarılıklı bu dönem 10 - 20 gün sürer. Nadiren enzim yüksekliği ve halsizlik bir yıla kadar uzayabilir. Çok nadiren karaciğer koması gelişerek ölüme yol açabilir.


Tipi Viral Hepatit İçin Riskli Bireyler Kimlerdir?· Gelişmekte veya gelişmemiş ülkelerde yaşayanlar
· Gelişmekte veya gelişmemiş ülkelere seyahat edecekler
· A tipi hepatit geçirmekte olanlarla aynı evde yaşayanlar
· Çocuk yuvalarındaki çocuklar ve bakıcıları
· Homoseksüeller


Hepatit A Tedavisi
Spesifik tedavi yoktur. Fulminan hepatitte yoğun tıbbi tedavi endikedir. Komplike olmayan olgularda medikal zeminde kesin yatak istirahati gerekli değildir.

Profilaksi: Endemik bölgelere seyahat edenler için aktif aşılama ile profilaksi yapılabilir. Başlangıçta 1ml enjeksiyonu takiben 2-4 hafta ve 6-12 ayda enjeksiyonlar uygulanır. Aşılamanın başarı oranı %95'in üstündedir. Gamma globulin preparatları ile pasif inokülasyon (0.1 ml/kg vücut ağırlığı veya 5.0 ml im) bugün nadiren endikedir. Enfeksiyon ortaya çıkmış olduğundan ev koşullarında bu uygulama genellikle başarılı olmaz. Bulaşmayı önlemek için hijyen koşullarını düzeltici önlemlere derhal uyulması önerilir. Hijyen önerilerine sıkı bir şekilde uyulması ve aktif aşılama en iyi profilaksidir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:38   #96
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

Gençlik ve sağlık için E vitamini



Sağlıklı beslenme, cilt sağlığı, bağışıklık sistemi ve zeka gelişiminin sağlanmasında oldukça önemli roller üstelenen E vitamini hakkında bilmemiz gerekenler...

En iyi E vitamini kaynakları; buğday, tohumlu besinler, zeytin yağı, soya fasülyesi yağı, arı sütü, balık, ceviz gibi kuruyemişler, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır ve yulaftır.

Vitaminin faydalarını madde bazında genel olarak özetlersek;

Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Son yıllarda oldukça sık rastlanılan Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatır.
Hücrelerin yenilenmesini ve daha uzun yaşamasını sağlar.
Antioksidan etkisi vardır.
Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
Kanser oluşum riskini azaltır.
Katarakt oluşumuna karşı koruyucu etkisi vardır.
Hamilelik döneminde oldukça önemlidir, bebeğin zeka gelişimini etkiler.
Yaşlanmayı geciktirir.
Vücutta gereksinim olan diğer vitaminler ve mineraller ile birlikte çalışarak etkinliğini arttırır.

E Vitamini kaybını nasıl önleriz?

E vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için suda eriyen vitaminlere kıyasla ısı, ışık gibi dış etkenlere daha dayanıklıdır. Ancak gıdaların ısıtılma, pişirme, dondurulma, işlenme esnasında tahrip olurlar. Bu nedenle yağın kızartılması durumunda E vitamini kaybı çoktur. Önerim iyi bir E vitamini kaynağı olan zeytinyağı kullanmaktadır. Ayrıca mümkün olduğunca yemeği pişirirken yağı soğan ile çok yakmadan pişirmenizdir. Yine mümkün olduğunca sebzeleri kızartmadan, suda ya da buharda haşlayarak üzerine daha sonra zeytinyağı eklemenizi tavsiye ederim.

Günlük E vitamini tüketmek için neler yapmak gerekir?
Yemeklerinizde sadece zeytinyağı kullanınız.
Günde 3-4 adet ceviz veya fındık gibi kuruyemiş yiyiniz.
Diyette olsanız bile salatanıza az da olsa mutlaka zeytinyağı ekleyiniz.
Haftada en az 2 öğün balık yiyiniz.
Bol bol yeşillik yiyiniz. Salatanızda tavuk, peynir gibi tercihlerinizde ton balığını da unutmayınız.
Beslenme şeklinizin posa yönünden zengin olmasına dikkat ediniz.
Haftada en az 2-3 porsiyon kurubaklagil yemeği yiyiniz.
Bol bol sebze ve meyve yiyiniz. Günde en az 4-5 porsiyon meyve, 5-6 porsiyon da zeytinyağlı sebze yiyiniz.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-20-2009, 17:39   #97
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart

SAĞLIKLI hayat için genelde koşma sporu tavsiye ediliyor, yaşına, durumuna ve vaktine bakılmaksızın herkesin koşması isteniyordu. Fakat zamanla koşunun birçok-mahzurları ortaya çıktı. Bazı kişilerin kalbi dayanamadı ve yollarda kaldılar. Sağlanan faydaların, koşu bırakıldığında devam etmediği ortaya çıktı. Bunun üzerine koşudan vazgeçildi ve yürüyüşün en güzel spor olduğu keşfedildi.


Gerçekten yürümenin koşmaya göre pek çok üstünlükleri bulunmaktadır. Herhangi bir sistemik (Kalp-Damar, Solunum vs.) hastalığı olanların ve yaşlıların koşması uygun değildir, ama bunlar rahatça yürüyüş yapabilirler. Yürüyüş sporu sürekli yapılırsa, koşu ve diğer ağır sporların kazandırdığı faydaların çoğunu sağlar. Üstelik hiçbir tehlikesi de yoktur. Vücudun adale tonusunu yükseltir, kilo attırır, kalp-damar ve solunum sistemlerini sağlığa kavuşturur.

Yürürken tepeden tırnağa bütün vücut idman yapmış olur. Bel kasları kuvvetlenir, hareket etme kolaylaşır ve vücut esnekleşir. Kemikler sağlamlaşır, eklem aşınması gecikir. Sinir gerginlikleri ve sırt ağrıları hafifler.

Düzenli bir yürüyüş kalbin kaslarını kuvvetlendirir, çalışma yükünü azaltır ve dinlenme süresini uzatır. Bu bakımdan yürümek, özellikle kalp ve damar hastalıklarına yakalananlar için çok faydalıdır. Çünkü yürüyenlerin bütün vücut hücreleri, havanın oksijeninden daha çok istifade eder. Koşu sırasında ise, beden kapasitesi aniden yükseldiğinden, kas ve eklemler ile dolaşım sistemi zarar görebilmektedir.

Yürüyenlerin kanlarındaki plaketler (trombositler) birbirine yapışarak kümeler oluşturmaz. Böylece damarlar tıkanmaz, kanın akımı kolaylaşır ve kalp krizleri önlenmiş olur.

Yine yürümek, yüksek tansiyonu aşağı çekerek kontrol altına alınmasını sağlar. Hafif veya orta derecede hipertansiyonu olanların kas basınçları, yürümeye başladıktan birkaç hafta sonra normale düşmektedir. Bu sporu yapan yüksek tansiyonlulardan yüzde 20-25'inde ise, bir iyileşme olmakta ve sentetik ilâçları kullanmasına lüzum kalmamaktadır. Aslında alınan bütün sentetik ilâçların yan tesirlere ve vücutta uyuşmazlıklara yol açtığı bilinmektedir.

Vücutta toplanan zararlı yağları eritmek için de koşmak şart değildir. Yürüyerek kilo atmak mümkündür. Sakatlanma tehlikesinin olmamasının sebebi ise, yürürken adımlarımızın vücut ağırlığının 1-1,5 katı gibi küçük bir darbe ile yere çarpmasıdır. Oysa koşmada bu oran vücut ağırlığının 3-4 katıdır.

Koşma sırasında önemli miktarda sıvı kaybedildiğinden, mühim elektrolitlerde azalma meydana gelir. Zira terleme ile vücuttan tuzla birlikte potasyum ve magnezyum da atılmaktadır. Bu da yürüyüşte olmayan bazı mahzurlara yol açar.
Yürüyenlerin beyninde ağrıları yok eden adrenalin ve anderphin miktarı artmakta bu sayede kişilerin düşünme yetenekleri gelişmektedir.

Yürümenin en büyük üstünlüğü ise basitliğidir. Herhangi bir âlet veya oyun sahası bulmak veya tükeninceye kadar zorlanmak gerekmez.

Gerçekten bol bol yapılan yürüyüşün vücudumuza sayısız faydalan vardır. Bir yere giderken, elden geldiğince taşıta binmeyelim ve yürüyelim. Asansör yerine merdivenleri kullanalım. Yoruluncaya kadar yürümeyi tercih edelim.

Yazımızı, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) asırlar öncesinden gelen ve gün geçtikçe tazelenen mesajları ile bitirelim:

"En hayırlı tedavi burundan ve ağızdan alınan ilâç, hacamat ve yürüyüşle yapılan tedavidir." (El Uhu-dül Kübra)
"Yolculuk edin. Sıhhatli olur, ferahlık duyarsınız." (Tıbbî Nebevî)
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 3 03-15-2009 16:45
Genel Sağlık Bilgileri Yaso Sağlık - Genel 4 03-15-2009 16:35
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 3 03-15-2009 16:29
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Yaso Sağlık - Genel 2 03-15-2009 15:18


Şu Anki Saat: 18:12


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows