Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-19-2008, 16:54   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Mustafa Kemal Atatürk Biyografisi

Mustafa Kemal Atatürk Biyografisi



Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanikte doğdu. İlköğrenimine, Annesi Zübeyde Hanımın isteği üzerine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Bir süre devam ettiği bu okuldan babasının isteğiyle ayrıldı ve öğrenimini o günün çağdaş eğitim anlayışını benimseyen Şemsi Efendi Mektebinde tamamladı. Mustafa Kemal, askeri dehasını ve liderlik yeteneğini geliştireceği askerî eğitimine, 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesinde başladı. 1896-1899 yıllarında Manastır Askerî Lisesini, 1902 yılında teğmen rütbesiyle Kara Harp Okulunu, 1905 yılında ise yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisini bitirdi. 1905-1907 yılları arasında Şamdaki, 5. Orduda görev yapan Mustafa Kemal, 1907de, bugün kıdemli yüzbaşı olarak adlandırılan kolağası rütbesini aldı. 13 Nisan 1909da, tarihimizde 31 Mart olayı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında etkin rol oynayan Hareket Ordusunda, Kurmay Başkanı olarak görev yapan Mustafa Kemal, 1910 yılında Picardie Manevralarında Türk Ordusunu temsil eden kurulda yer aldı. 1911 yılında, İstanbulda Genelkurmay Başkanlığındaki görevinin ardından, İtalyanların Trablusgarpa saldırısıyla başlayan savaşta, Tobruk ve Derne bölgelerinde gönüllü yerel güçlerin başında bulundu. Aynı yılın 27 Martında binbaşı oldu, 1912 yılının 6 Martında ise Derne Komutanlığına getirildi. 1912de Balkan Savaşının başlamasıyla, İstanbula geri dönerek, Gelibolu ve Bolayırdaki birliklerle savaşa katılan Mustafa Kemal, Dimetoka ve Edirnenin geri alınmasında önemli rol oynadı. 1913 yılında atandığı Sofya Ataşemiliterliği görevini sürdürürken yarbaylığa yükseltildi. 1914 yılının Ekim ayında, Osmanlı İmparatorluğunun İttifak Devletlerinin yanında I. Dünya Savaşına katılmasıyla, 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağda görevlendirildi. İtilaf Devletlerinin tüm gücüyle yüklendiği Çanakkalede eşsiz bir direnişin önderliğini yapan, çarpışmanın yazgısını değiştiren ve Çanakkale geçilmez dedirten yine Mustafa Kemaldi. 25 Nisan 1915te, Arıburnuna çıkan düşman kuvvetlerinin yenilgiye uğratılmasının ardından, 1 Haziran 1915te albaylığa yükselen Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak 9-10 Ağustosta Anafartalar, 17 Ağustosta Kireçtepe, 21 Ağustosta II. Anafartalar Zaferleriyle başarılarına yenilerini ekledi. 27 Ocak 1916da karargâhı Edirnede bulunan 16. Kolordunun Komutanlığına atanan Mustafa Kemal, kısa bir süre sonra, 16. Kolordunun, Doğu Cephesinin güçlendirilmesi amacıyla Diyarbakıra kaydırılması kararlaştırılınca, Kolordu Komutanı olarak Diyarbakıra gönderildi ve rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi. Rus güçleriyle savaşarak Muş ve Bitlisin geri alınmasını sağladı. Mustafa Kemal, 2. Ordu Komutanlığına, sonra da Halepte Alman Generali Falkenheim komutasındaki Yıldırım Orduları Grubunda, 7. Ordunun Komutanlığına atandı. 15 Aralık 1917de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanyaya yapılan resmî ziyarete katılan Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1918de yeniden 7. Ordu Komutanı olarak Halepe döndü. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından bir gün sonra, Mustafa Kemalin, 31 Ekim 1918de getirildiği Yıldırım Orduları Komutanlığı görevi, bu Ordunun 13 Kasım 1918de kaldırılması üzerine sona erdi. Onun artık görev yeri Harbiye Nezareti idi. Mondros Ateşkesi, yurt topraklarının İtilaf Devletlerince paylaşılmasını ve işgal edilmesini öngören, Osmanlı İmparatorluğunun çöküş sürecini hızlandıran, koşulları ağır bir antlaşma olarak tarihteki yerini aldı. Ateşkes koşullarının yanı sıra, yöneticilerin yanlış tutum ve davranışları sonucu ülkenin içine sürüklendiği durum, Mustafa Kemalin uzun yıllar boyunca zihninde yeşeren düşüncelerini harekete geçirmesini ve Türk Ulusunu esenliğe kavuşturacak kararı almasını sağladı. Mustafa Kemalin, Ulusal egemenliğe dayanan, kayıtsız, koşulsuz bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma kararını alması ve bunu gerçekleştirecek koşulları oluşturmak amacıyla Samsuna hareketi, tarihin akışını değiştiren bir adımdır. 19 Mayıs Türk Ulusu ve kendi yaşamı içinde öyle bir dönüm noktasıdır ki, Mustafa Kemal bu günü doğum günü olarak nitelemiştir. Mustafa Kemalin, Ben, Samsuna çıktığım gün elimde maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk Milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milletine güvenerek işe başladım sözleri, Onun kurtuluş yolunda, ulusal birliği gerçekleştirmek düşüncesiyle çıktığı Anadolu yolculuğunda Türk Ulusuna duyduğu güveni ortaya koymaktadır. Ulusal savaşımın bayrağını açmak için beklediği fırsat, 9. Ordu Müfettişliğine getirilmesi ile karşısına çıktı ve 19 Mayıs 1919da ulaştığı Samsunda kısa bir süre kaldıktan sonra 28 Mayıs 1919da gittiği Havzada, tüm komutanlara, üst kademedeki yöneticilere ve ulusal kuruluşlara gizli bir genelge yayımlayarak, işgal karşısında bütünleşme çağrısında bulundu. 22 Haziran 1919da Amasyada yayımladığı genelgede, Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır ilkesine yer vererek, Sivas Kongresini toplantıya çağırdı. İngilizlerin baskısı sonucu müfettişlik görevinden alınmak istenmesi üzerine, askerlikten ve resmî görevinden ayrılma kararı alan Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919da bir duyuruyla, tüm gücüyle Anadolunun bağımsızlık savaşı için çalışacağını açıkladı. 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 günlerinde, geleceğimizin sağlam temeller üzerinde biçimlenmesinin yolunu açan Kurtuluş Savaşının temel ilke ve yöntemlerinin belirlendiği, Erzurum Kongresini topladı. Bölgesel konuları görüşmek için toplanan Kongrede ülkenin tümünü ilgilendiren önemli kararlar alınarak ulusal savaşımın esas programı hazırlandı. Mustafa Kemal 7 Ağustos 1919da Kongrenin kapanışı nedeniyle Kongre heyetine yaptığı konuşmada, esaslı kararlar alındığını ve dünyaya Ulusumuzun varlığı ve birliğinin gösterildiğini, tarihin bu Kongreyi ender ve büyük bir eser olarak kaydedeceğini söyleyerek, toplantının önemini ortaya koydu. 4-11 Eylül 1919 günleri arasında toplanan ve Ulusumuzun, birlik ve dayanışma içinde bağımsızlığından hiçbir koşulda ödün vermeyeceğini dünyaya duyuran Kongre olma özelliği taşıyan Sivas Kongresinde, manda yönetimi tümüyle reddedildi. Erzurum Kongresi kararları genişletilerek, Misak-ı Millî görüşü yinelendi. Tüm ulusal direniş örgütleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. Yurdumuzun tamamını temsil eden Heyeti Temsiliyenin başkanlığına seçildi. 20-22 Ekim 1919da İstanbuldan gelen Bahriye Nazırı Salih Paşayla Amasyada görüştü. Anadoluda başlatılan ulusal savaşımın İstanbul Hükûmeti tarafından tanınması yönünden büyük önem taşıyan Amasya Protokolü imzalandı. 7 Kasım 1919da, İstanbulda toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclisi için Erzurumdan milletvekili seçildi. 27 Aralık 1919da, Heyeti Temsiliye üyeleriyle birlikte geldiği Ankara, bu tarihten sonra Türk Ulusal Kurtuluş Savaşının önemli kararlarının alınarak, tüm Anadoluya yayıldığı önemli bir merkez oldu. İstanbulun, 16 Mart 1920de resmen işgal edilmesi üzerine, Mustafa Kemal, bu hareketin haksız ve hükümsüz olduğunu belirterek, kapanan Meclisin Ankarada açılacağını tüm dünyaya ilân etti. Mustafa Kemal, 19 Mart 1920de yayınladığı bir genelgeyle, ulusun yeniden seçeceği temsilcilerle kurulacak yeni Meclisin ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak önlemleri alacağını ve uygulayacağını duyurdu. Bu genelgenin ardından ülkenin her yerinde seçimler yapıldı ve Ankarada toplanacak Millet Meclisinin hazırlıkları tamamlandı. Böylece ulusal istenci gerçekleştiren ilk Meclis 23 Nisan 1920de Ankarada toplandı ve Mustafa Kemal Meclis Başkanlığına seçildi. Bağımsızlık savaşımının askerî ve siyasî önderi ve ileri görüşlü kişiliğiyle davanın beyni olan yüce önder, 11 Mayıs 1920de İstanbul Hükûmeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Bir an önce kurulmasına büyük önem verdiği düzenli ordu ilk başarısını, 11 Ocak 1921de, I. İnönü, 31 Mart 1921de de II. İnönü zaferlerini kazanıp, Yunanlıların geri çekilmek zorunda kalmasıyla elde etti. Mecliste uzun görüşmeler sonucu 20 Ocak 1921de ilk anayasa olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisini, Misak-ı Milliye ve Anayasanın ilkelerine uygun biçimde çalışır duruma getirebilmek için, 10 Mayıs 1921de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunu kurdu. Grubun seçilerek göreve getirilen başkanı Mustafa Kemaldi. 5 Ağustos 1921de, Mustafa Kemalin, geniş yetkiler verilerek üç ay süre ile Başkomutanlık görevine getirilmesini sağlayan yasa kabul edildi. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça, terk olunamaz. anlayışı ve direktifiyle 23 Ağustos-13 Eylül günleri arasında, 22 gün 22 gece süren çarpışmalardan sonra Yunan Ordusu Sakarya Nehrinin doğusunda tümüyle yenilgiye uğratıldı. Sakarya Zaferinin ardından, TBMMnin çıkardığı bir yasayla, savaştaki üstün başarısından dolayı Yüce Önder Mustafa Kemale 19 Eylül 1921de mareşallik rütbesi ve gazi unvanı verildi. 26-30 Ağustos 1922 günleri arasında Mareşal Gazi Mustafa Kemal komutasındaki Başkomutan Meydan Muharebesi, Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Başkomutanın Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir, ileri! emriyle Türk Ordusu, büyük bir moral ve güç ile İzmir yönünde ilerledi. 9 Eylül 1922de çekilen düşman kuvvetlerinin İzmirde yenilgiye uğratılmasıyla, 4 yıl süren Ulusal Kurtuluş Savaşımı amacına ulaştı. 3 Ekim 1922de imzalanan ve 11 Ekim 1922de yürürlüğe giren Mudanya Ateşkes Antlaşması ile savaş durumu sona erdi. Barış Antlaşmasının koşullarını görüşmek üzere Lozanda yapılacak konferansa İtilaf Devletlerinin İstanbul Hükûmetini de çağırması üzerine, 1 Kasım 1922de TBMMnce alınan Milletin saltanat ve hâkimiyet makamı yalnız ve ancak TBMMdir kararıyla saltanat kaldırıldı. Varlığından büyük güç aldığı annesi Zübeyde Hanımı 15 Ocak 1923te kaybeden Gazi Mustafa Kemal, acısına karşın, Ulusuna olan görev ve sorumluluklarını yerine getirmek için çalışmalarına ara vermedi. 29 Ocak 1923te Gazi Mustafa Kemal, Latife Uşaklıgil ile 5 Ağustos 1925e kadar sürecek evliliğini yaptı. 17 Şubat 1923te İzmirde ilk Türkiye İktisat Kongresinin açılışını yapan Gazi Mustafa Kemal, çağdaşlaşma yolunda, iktisadî kalkınmanın gerekliliğini vurgulayarak, siyasî ve askerî zaferlerin, ekonomik zaferlerle desteklenmeden, kısa süreli olacağına dikkat çekti. 24 Temmuz 1923te imzalanan Lozan Antlaşmasıyla, Devletimizin uluslararası alanda siyasal, hukuksal, ekonomik ve toplumsal ilişkileri yeniden düzenlendi. Yeni Türk Devletinin varlığının, egemenliğinin ve bağımsızlığının tanınmasını sağlayan Lozan Antlaşması ile Misak-ı Millî sınırları İtilaf Devletlerince resmen kabul edildi. Gazi Mustafa Kemalin, Lozan Antlaşması, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşmasıyla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir vesikadır. sözleri, Lozanın tarihimizdeki yerini ve önemini gözler önüne sermektedir. 13 Ağustos 1923te, Gazi Mustafa Kemal, ikinci kez TBMM Başkanlığına seçildi. 9 Eylül 1923te, Cumhuriyet Halk Fırkasını kurdu. TBMMnin aldığı bir kararla yeni devletin başkenti, 13 Ekim 1923te Ankara oldu. Ulusal egemenlik esasının tam olarak ancak cumhuriyet yönetimiyle olanaklı olacağını düşünen Gazi Mustafa Kemal, 27 Eylül 1923de Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte Yeni Türkiye Anayasasının ilk maddelerini sizlere tekrar edeceğim: Hakimiyet Kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme kudreti, yasama yetkisi milletin tek ve gerçek temsilcisi olan mecliste toplanmıştır. Bu iki kelimeyi bir kelimede anlatmak mümkündür: Cumhuriyet... diyerek Cumhuriyetin kurulmasının yakın olduğu işaretini verdi. Gazi Mustafa Kemal 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkünde yemeğe davet ettiği arkadaşlarına Yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz diyerek, kurtuluş sürecinde temelleri adım adım atılan ve ulusal egemenliğe dayanan yeni yönetim biçimini yaşama geçirme zamanının geldiğini ortaya koydu. O gece, İsmet İnönü ile birlikte bir yasa tasarısı hazırladılar. 1921 Anayasasının 1. maddesinin sonuna Türkiye Devletinin hükûmet biçimi cumhuriyettir cümlesini ekleyerek, ilgili maddelerdeki gerekli değişiklikleri kaleme aldılar. 29 Ekim günü toplanan Halk Fırkası Genel Kurulunda konuşan Mustafa Kemal, hükûmet krizi ve bunun çözümü için Anayasanın 1, 2, 4, 10, 11, 12. maddelerinin değiştirilmesini ve hükûmetin şeklinin Cumhuriyet olmasını öngören teklifi sundu. Parti toplantısında kabul edilmesinin ardından Anayasa Komisyonunda incelenen tasarı İsmet İnönünün, ivedilikle görüşülmesi önerisi üzerine okundu ve ivedilikle görüşüldü: Meclis 29 Ekim 1923 günü saat 20.30da Cumhuriyeti ilân etti. Ardından Cumhurbaşkanı seçimi için oylama yapıldı ve sonucu İsmet Paşa Meclise şöyle bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti Başkanlığı için yapılan oylamaya 158 kişi katılmış ve cumhurbaşkanlığına, 158 üye oybirliği ile Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Hazretlerini seçmişlerdir. Atatürkün Türk Miletinin karakter ve adetlerine en uygun idare cumhuriyet idaresidir dediği Cumhuriyetin kuruluşu tüm yurtta coşkuyla karşılandı. Kazandığı zaferleri, daha büyük gayelere ulaşmak için gerekli vasıta olarak niteleyen Gazi Mustafa Kemal, başarılarının ardından devlet yapısında ve toplum yönetiminde büyük reformların yapılmasına öncülük etmesinin yanı sıra, çağdaş yaşam anlayışının temellerini de attı. Bu yaklaşımla ilk olarak, 3 Mart 1924te Cumhuriyetin çağdaş yönetim anlayışıyla örtüşmeyen Halifelik ile Şeriye ve Evkaf Vekâleti kaldırıldı. Böylece lâik hukuk sistemine geçiş sürecinde önemli bir adım atılmış oldu. 3 Mart 1924te Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabul edilmesiyle, her kademedeki okullarda eğitim birliği sağlandı. Medreseler kapatılarak, ulusal, lâik ve çağdaş eğitim kurumlarıyla Türkiye Cumhuriyeti gelişimini sürdürdü. Art arda yaşama geçirilen devrimlerin Devletin siyasal ve toplumsal düzeninde gerçekleştirdiği köklü değişikliklere bağlı olarak, 20 Nisan 1924 günü Türkiye Cumhuriyetinin ikinci anayasası kabul edildi. Köylüyü Türkiyenin gerçek sahibi ve efendisi olarak niteleyen ve tarım ile sanayinin birarada gelişiminin istikrarlı ve planlı kalkınmanın temeli olduğuna inanan Gazi Mustafa Kemal, modern tarıma öncülük etmek amacıyla 1925 yılında Atatürk Orman Çiftliğini kurdu. Gazi Mustafa Kemal, 24 Ağustos 1925te, Kastamonuya yaptığı gezide şapka giyerek, bu çağdaş simgeyi Ulusuna tanıttı. 25 Kasım 1925te, Ulusun içinde bulunduğu büyük değişim ve dönüşüm sürecinin uzantısı olarak Şapka Yasası kabul edildi. 30 Kasım 1925te tekke ve zaviyeler ile türbeler kapatıldı ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların kaldırılmasına dair Yasa kabul edildi. Batı dünyasıyla kurulan ilişkilerde, takvim ve zaman ölçülerinin farklılığından kaynaklanan sorunlar, 26 Aralık 1925te milâdî takvim ve 24 saat esasına geçilmesiyle aşıldı. 26 Mart 1931 gününde kabul edilen Yasayla metre ve kilogram gibi çağdaş uzunluk ve ağırlık sistemlerinde uluslararası standarda ulaşıldı. 17 Şubat 1926da, Mecelle ve Şeri Hukuk yerine Türk Medenî Kanunu kabul edildi. Kadınlarımızın yasalar önünde erkeklerle eşit haklara sahip olması, çok eşliliğin yasaklanması, medenî nikâh zorunluluğunun getirilmesi, mahkeme yoluyla boşanma gibi değişiklikler, Türk toplumunu çağdaş hukuk anlayışı ve yaşam biçimi ile tanıştırdı. Türk kadını 1930da belediye, 5 Aralık 1934te de milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme haklarını elde etti. 1926 Haziranında Gazi Mustafa Kemale İzmirde düzenlenmesi tasarlanan suikast girişimi önceden haber alınarak önlendi ve düzenleyicileri tutuklandı. Yüce önder bu girişimi, Anadolu Ajansına, Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet pâyidar kalacaktır sözüyle değerlendirdi. 30 Haziran 1927de askerlikten emekli oldu. Toplumların hafızasının canlı tutulmasının, ulusal birliğimiz ve aydınlık geleceğimiz için taşıdığı önemin bilinciyle, Samsuna çıktığı andan başlayarak, Kurtuluş Savaşının tüm evrelerini, Cumhuriyetin kuruluşunu ve devrimlerini, sorumlu devlet adamı kişiliğiyle Büyük Nutuk adlı yapıtında topladı. 15 Ekim 1927deki Cumhuriyet Halk Fırkasının İkinci Kurultayında Büyük Nutuku okudu. Büyük Nutukun sonunda, Türkiye Cumhuriyetini, her zaman güvendiği Türk gençliğine emanet etti. 1 Kasım 1927de ikinci kez Cumhurbaşkanlığına seçildi. 10 Nisan 1928de, 1924 Anayasasından Türkiye Devletinin dini İslâmdır hükmü çıkarıldı. 1937 yılında ise, Türkiyenin lâik bir devlet olduğu ilkesi Anayasaya kondu. 24 Mayıs 1928de, uluslararası rakamlar, 1 Kasım 1928de de yeni Türk harfleri kabul edildi. O Ulusunun Başöğretmeniydi ve yeni harfleri, çıktığı gezilerde yurttaşlarına tanıtma görevini üstlendi. 4 Mayıs 1931de üçüncü kez Cumhurbaşkanlığına seçildi. Türk Ulusunun büyüklüğüne inanan Gazi Mustafa Kemal, onun çağdaş uluslar arasında yer alabilmesi için önce tarihini bilmesi ve geçmiş birikimlerini ilk kaynaklardan kendisinin araştırarak öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. Bu anlayışın uzantısı olarak çıkarılan yönergeyle, 12 Nisan 1931de Türk Tarih Kurumu kuruldu. Türkiye Cumhuriyetinin temelinin kültür olduğunu belirten Ulu Önder, Türk dilinin güzelliğini ve zenginliğini ortaya çıkarmak ve onu gerçek değerine eriştirmek amacıyla, 12 Temmuz 1932de Türk Dil Kurumunun kurulmasını sağladı. 26 Haziran 1934te çıkarılan Soyadı Yasası ile TBMM tarafından Türk Ulusunun Yüce Önderine Atatürk soyadı verildi. 1 Martta, 1935te dördüncü kez Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı yıl Cuma günleri yapılan hafta tatili Pazar olarak değiştirildi. 5 Şubat 1937de, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dayandığı temelleri oluşturan cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, devrimcilik ilkeleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında değişmez ve değiştirilmez yerini aldı. Türkiye Cumhuriyetinin izlediği barışçı politikayı, Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözleriyle özetleyen Atatürk, bölgede barışın sağlanıp korunmasına büyük önem verdi. 1932de Milletler Cemiyetine giren Türkiye, 1934te Balkan, 1937de de Sadabad paktlarını imzaladı. 20 Temmuz 1936daki Montreux Anlaşmasıyla, Boğazlar Komisyonu kaldırılarak, yetkisi Türkiyeye verildi. Atatürkün çözümü için büyük uğraş verdiği konulardan biri de Hatay sorunu oldu. 2 Eylül 1938de Hatayda bir Türk Cumhuriyeti kuruldu. Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939 gününde oybirliğiyle aldığı kararla Türkiye Cumhuriyetine katıldı. 7 Temmuz 1939 gününde çıkarılan bir yasa ile de Hatay ili kuruldu ve anavatana katılma işlemi kesinleştirildi. Yoğun çalışmalar sonucu sağlık durumunun gittikçe bozulması üzerine hastalığıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanlığı tarafından ilk resmî bildiri, 31 Mart 1938de yayımlandı. 15 Eylül 1938de vasiyetini hazırlattı. Sağlık durumuna ilişkin raporların yayımlanmasına, 16 Ekim 1938de başlandı. 10 Kasım 1938de Dolmabahçe Sarayında saat 09.05te, ardında gözü yaşlı bir ulus bırakarak son nefesini verdi. Tarihe malolmuş saygın kişiliğiyle, insanlığın yetiştirdiği unutulmaz liderler arasındaki yerini alan Atatürkün ölümü yalnız Türk Ulusunu değil, tüm dünyayı derinden üzdü. Naaşı 21 Kasım günü geçici istirahatgâhı Etnografya Müzesindeki katafalka yerleştirildi. Cenaze törenine tüm dünyadan özel temsilciler katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi, ölümünden bir yıl sonra olağanüstü kurultayında, büyük kurucusunun Ebedî Şef olarak sonsuza dek yaşatılmasını kararlaştırdı. Ölümünün 15. yılında, 10 Kasım 1953te, naaşı büyük bir törenle Anıtkabirdeki ebedi istirahatgâhına defnedildi. Eşsiz lider, komutan, devrimci, siyaset ve devlet adamı olarak tüm insanlık için esin kaynağı olan Atatürk, doğumunun 100. yılında Türkiyede ve dünyada törenlerle anıldı. UNESCOnun aynı yılı Atatürk Yılı olarak ilan etmesi Ulusumuz için övünç kaynağı ve Yüce Önderin saygın kişiliğine yakışan bir davranış oldu. Sömürge halklarına, bağımsızlıklarını kazanmaları savaşımında yol gösteren; tüm İslâm dünyasında ise, lâikliğin ilk kez başarıyla yaşama geçirilmesinde Türkiyenin model olmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, eserleri ve düşünceleriyle, Türk Ulusunun ve başka ulusların geleceğine ışık tutmayı sürdürmektedir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mustafa Kemal AtatÜrk ( Hayati ) уυѕυƒ Hayatı 1 09-11-2008 15:15
Mustafa Kemal Atatürk Diyor ki уυѕυƒ Hayatı 1 09-11-2008 15:15
Mustafa Kemal Atatürk, der Gründer der türkischen Republik und sein erster Präsident: Yaso İngilizce 0 04-11-2008 20:58
Mustafa Kemal ATATÜRK The founder of the Turkish Republic and its first President, st Yaso İngilizce 0 04-11-2008 20:10
Gazİ Mustafa Kemal AtatÜrk ahmetanriverdi Asker ve Siyasetçiler 1 02-23-2008 14:08


Şu Anki Saat: 03:57


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows