Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > > >

Siyaset Meydanı Siyaset Hakkındaki Görüşler ve Düşünceler...

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-16-2009, 13:16   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 33
Mesajlar: 21.060
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Kürt sorununun kaynağı ve çözümü Kürt sorununun kaynağı ve çözümü Osmanlı imparato

Kürt sorununun kaynağı ve çözümü


Osmanlı imparatorluğu döneminde Kürtler ile Türkler arasında bir sorun yoktu. İslam kardeşliği sayesinde sorunsuz olarak birlikte yaşıyorlardı. 19. Yüzyılda Batıda ortaya çıkan milliyetçilik ve ulus-devlet fikriyatı, imparatorluk yapılarını parçaladı. Bunlar birer Burjuva fikri olduğu için, güçlü uluslar, zayıfları ezerek, asimile ederek bağımsız devletler kurdular. Osmanlıdan kopan Müslim ve Gayr-i Müslim halklar da kendi devletlerini kurdular. Ayrılmaya güçleri yetmeyen Ermeni ve Kürtler, Osmanlı coğrafyası üzerinde bağımsız devlet kuramadılar.

Nihayetinde Türklerin kendisi de Batıyı taklit ederek bir ulus-devlet kurabildi(Türkiye). Bu devlet, kurucularının hepsi “Türk” olmasa da, “Türkler” adına, Balkan ve Kafkaslardan Anadolu’ya sığınmış etnik unsurları (Arnavut. Boşnak, Laz, Çerkez, Gürcü, Çeçen…) Türkçe ve Sünnilik ortak paydasında eriterek; fakat Kürtler kalabalık olup, aynı bölgede yaşadıkları için, onları eritemeyerek oluştu. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Irak, İran ve Türkiye arasında kendilerine bir devlet verilmeksizin paylaştırılan Kürtler, o tarihten itibaren çeşitli isyanlarla bu talepten vazgeçmediler. 1980’lerden itibaren Doğu Bloku ve Sovyetlerin dağılmasından sonra da bu talep yoğunluk kazandı.

Sorunun tarafları “Müslüman” olduğu için, “İslam” açısından bu sorunun kaynağı ve çözümü nasıldır? Kur’an, gayr-ı Müslimleri nitelediği bir yerde onlar hakkında şöyle der: “Sen dışarıdan onları birlik sanırsın; oysa onların her biri ötekine karşı soğuk ve gergindir”(59/14). Müminlerin birbirlerine karşı duygularının nasıl olması gerektiği hususunda da onların ağzından bir temenni ve dua ifadesi iktibas edilmiştir: “Rabbimiz, mümin kardeşlerimizden hiçbirine karşı kalplerimizde yersiz ve uygunsuz bir duygu ve düşünceye yer bırakma.”(59/10). Peki, ana hatlarıyla durum şu anda tam tersi değil mi? Gayrı-ı Müslimlerin durumunu tasvir eden yerde, gerekçe “akletmemeye” bağlanmıştır(59/14). Oysa bugün Avrupa halkları, oluşturdukları “Avrupa Birliği” ideali ile, geçmişte ırkçılığın doğurduğu felaketlerinden dersler çıkararak(aklederek) bir birlikte yaşama yordamı, etiği oluşturmaya çalışıyor. Müslümanlar ise, din, kültür, tarih ve coğrafya ortak paydalarına rağmen, ırkçılık ve milliyetçiliğin doğurduğu öfke ve şişkin ego yüzünden param parça ve birbiriyle kavgalı. Bu, Kürtler ile Türklerin halklarına yabancılaşmış siyasi elitlerinin bu iki kardeş halkın başına açtığı sorundur.

Oysa sorunun çözümü son derece basit. Asimilasyoncu ve Bölücü milliyetçilikten derhal vazgeçip, milliyetçiliği en fazla, etnik bazda ferdiyetin ortaya çıkması ve gelişmesi olarak kabul edip, din(kardeşlik), kültür, tarih, ortak menfaat ve coğrafya (Vatan, Yurt) ortak temellerinde eşit onura sahip bir birlikte yaşama tecrübesine geri dönmek. Bir farkla: herkes, kendi özel ismini bilerek. Osmanlıda ben, sen yok, biz vardı(ümmet). Şimdiki “Biz”, ben ve sen’in kardeşliği ve yurttaşlığı ile kurulur. Avrupa’dan farkımız da, gücü yetenin zayıfı ezerek, asimile ederek oluşturduğu “Ulus” ve “Devlet” yerine, anayasal eşitlik ilkesine dayalı olarak oluşturulmuş “yurttaşlık/ vatandaşlık”, hatta isteyene “kardeşlik”dir. Birincinin “çağdaş” olduğunu biliyoruz da, hangisi daha medeni ve ahlaki (İslami)?


*Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi · Temel İslam Bilimleri Bölümü Kelam Ana Bilim Dalı



*** *****

Açılırken Boğulmak

Ünlü düşünür Baudrillard çağımızı belirsizlik çağı olarak isimlendiriyor. Gerçekten çağımız belirsizlik çağıdır. Fakat bu belirsizlik belirsizliği nihai noktaya götürmeyi bilenlerin beklentilerine uygun bir sonucun ortaya çıkarıldığı belirsizliktir. Ülkemizin yakın siyasal tarihine baktığımızda önce belirsizliğin nasıl meydana getirildiğini daha sonra bu belirsizliğin neticesinde nasıl sonuçların meydana ge/tiri/ldiğini çıplak gözle görebiliriz. Örneğin 28 Şubat döneminde Kalkancıların, Müslüm Gündüzlerin, Fadimelerin ve ilginç tarikat gösterilerinin vasıtasıyla belirsizlik ve kaosu nasıl meydana getirdiklerini daha sonra bu belirsizlik sonrası nasıl insanların kovuşturma ve soruşturmaya tabii tutulduğunu nasıl fişlendiğini, mütedeyyin insanların yok sayıldığını gördük. Siyasal mühendisliğin bir uzantısı olarak Apo’nun nasıl paketlenip torbadan iki siyasal parti çıkarıldığını -bireyi yok sayan- devletçi bir duruşun sergilendiğini gördük. Abdullah Öcalan’ın paketlenip gönderilmesi bir belirsizlikti. Akıbetinin ne olacağı konusundaki muğlâklığa karşın seçim öncesi milliyetçi partinin asma taahhütleri içeren afişleri yakın hatıratlarımızdandır. Belirsizliğin neticesinde kurgulanmış bir rastlantı Apo’nun İmralı’ya bildiri-karargâhı kurmasına yol açmıştır.



Memlekette ilginç belirsizlikler ve rastlantılar söz konusudur. Marksist-Leninist bir çizgiye ve fikri kaynaklarına sahip olan bir parti yüzyıllardır molla-âlim yetiştiren topraklarda kökleşme konumuna gelmiştir. Altan Tan’ın dediği gibi birbirine uymayan tencere kapak ilişkisi ve birlikteliği meydana gelmiştir. Dinle uzaktan yakından ilişkisi söz konusu olmayan bir şahıs Selehaddin Eyyübi’nin bazı soydaşları tarafından muteber bir hale getirilmiştir. Tüm bu olanlar bu coğrafyanın genleri ve kodları ile nasıl uğraşıldığının bölgede frenkesteinlerin nasıl üretildiğinin en önemli göstergesidir. Sosyalizmin saç ayağından biri olan nasyonel-sosyalizmin yani milliyetçilik olgusundan hareketle Kürt milliyetçiliği üzerinden bir siyaset gütmesi bu bölgenin dini damarlarının kop/arıl/masına yol açmıştır. Özellikle gençlerin İslami bilinçten yoksun olmaları Kürt milliyetçiliği bağlamında bir fikir dünyası oluşturması bölgenin gelecekte sekülerizm tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına yol açacaktır. Bölgeden İslami duyarlılığa sahip olan kişilerin İslami duyarlılığa sahip olan bir siyasal hareket geliştirmesi elzemdir. Aksi takdirde Bitlisi, Bediüzzaman Saidi Nursi, Şeyh Fethullah El Warkanasi, Şeyh Alaaddin, Şefik Arvasi , Sadrettin Yüksel, Molla Abdülhakim Arvasi, Mehmet Emin Er Hoca gibi alimlerin yetişmesi hayal olacaktır.



Ak Partinin demokratik açılım adıyla bölgede gerçekleştirmeye çalıştığı değişim ve özgürlük hareketi ünlü semiyolog Roland Barthes’in metaforunu andırmaktadır. Barthes “Dünya” adlı eserinde deniz ortasında bir gemi olduğunu dümenin başında kimsenin olmadığını yolcuların panik içinde olduğunu söyler. Bu panik içinde oraya buraya koşuşturulduğunu uğultular meydana geldiğini söyler. Tabiî ki haliyle bu belirsizlik içinde ortalığı velveleye verecek eyyamcıların olması gayet normaldir. Nitekim malum siyasal partiler bu eyyamcılığı yapıyorlar. Bu malum partiler buradaki sıfıra yakın oy oranlarının muhasebesini yapmaması DTP’ye karşı en büyük siyasal partiye bel altı vuruşlarda bulunması etik bir hareket olmadığı gibi siyasi akla değil siyasal akılsızlığa ve beceriksizliğe önemli örnektir. Mevcut anayasanın millet vurgusundan ve ümmetçi bir algıdan daha çok raciszm/ırki bir temaya sahip olması açılımın en büyük aşamayacağı açmazlardan biridir. DTP’nin samimiyetsiz duruşu ve hesabının farklı olması da mevcut belirsizliği daha sorunsal hale getiren unsurlardan biridir. Ak parti İmralı’dan yapılacak bir açıklamayla çok ciddi sorunla karşılaşabilir ve Apo tarafından ters köşeye yatırılabilir. Bölge insanlarına karşı siyasal, bürokratik engellemelerden daha çok zihin olarak sorunsal yanlış bir algılama söz konusudur. Gerek bölge dışındaki insanların marazi bakış açısı gerekse bölge içindeki bazı insanların olumsuz bir imaj sergilemesi sorunları meydana getirmiştir.



Müslümanlaşmaktan daha çok siyasallaşmak haliyle yanlış oluşumları meydana getirir. “Sizin en üstününüz takvaca üstün olanınızdır.” düsturunu tersine çevirip ırki üstünlüğü kod olarak almak doğal olarak önemli bir sorun olan ötekileştirme ve bencilleşmeyi doğurur. Şerif Mardin’in dediği gibi İslam bu toprakların en önemli tutkalıdır. Eğer çocuklarımıza Baran, Roja, Rojda gibi isimleri ya da Alp, Mete, Kürşat gibi isimler koyup Peygamber ve sahabe isimleri yani İslam büyüklerinin ya da bu içeriğe sahip olan isimler kullanmazsak sorunlarımızı üretmeye başlamışızdır. Bu ülke insanları birbirini ancak İslam üzerinden anlayabilir çünkü İslam bu ülkenin tarihi gerçeğidir ve tecrübesidir.



Ak Parti açılımı bunun üzerinden yapamıyor. Çünkü sistemin kodları buna müsaade etmiyor. Ak Parti ülke bütünlüğünü ve değerlerini sağlayabilecek potansiyele sahip tek partidir. Fakat neo-liberal politika algılayışı ve kuramlar Ak Partinin dolaysıyla ülkenin önünü tıkayan yanlış bir paradigmadır. Yetişmiş olduğu kültür ve medeniyetten beslenmeyip kendine farklı kuramlar alan bir yaklaşıma sahip Ak Partinin bu meselede tökezlemesi an meselesidir. Köklü bir medeniyet geleneğinin evladı olduklarını fark etmeseler Necip Fazıl’ın dediği “güneşi ceketlerinin astarında kaybetmiş” şaşkın adama dönerler. Bu meseleyi aşıp aşamayacakları ne kadar Osmanlı(İslam) medeniyet geleneği birikimine sahip olduklarını gösterecektir. Ya da Ak Parti Goethe’nin Faust’undaki acemi büyücüye dönecektir. Yani bir şeyi başlatan sonra ne olacağını kestiremeyen her şeyi birbirine karıştıran bir büyücü gibi olacaklar. Bölünme sendromu evet bir sendromdur. 1000 yıllık bir geçmişe sahip bir medeniyet kurucu insan topluluğu bu oyunu bozar.


kaynak:timeturk
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türkiye Kürt Kapanında Türkiye Kürt KapanındaTürkiye Kürt Kapanında (1ci Bölüm) Hulki Korax Siyaset Meydanı 0 09-16-2009 13:15
İşte 'Kürt açılımı' İşte 'Kürt açılımı' Kürt Açılımının İçeriği - Korax Siyaset Meydanı 0 09-16-2009 13:12
Msn 81000362 Hata Kodu ve Çözümü Msn Messenger 1603 Hata Kodu ve Çözümü Msn 80072EFD Yaso Msn Teknik Destek 0 09-27-2008 16:17
UYDU da NTV nin avrupa maçları sorununun çözümü Yaso Şifreli uydu yayınları 0 09-12-2008 16:41
UYDU da NTV nin avrupa maçları sorununun çözümü Yaso Şifreli uydu yayınları 0 06-19-2008 10:27


Şu Anki Saat: 02:28


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows