Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-03-2011, 20:47   #1
xxLaraxx
 
xxLaraxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Nerden: ιѕтαηвυℓ
Mesajlar: 163
Tecrübe Puanı: 332
xxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond reputexxLaraxx has a reputation beyond repute
Arrow Muhasebee!!!!

1-Ticari defterlerin türk parası dışında tutulup tutulmayacağı ?
2- Finansman tekstil ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerde çalışan yöneticilerde bulunması gereken özellikler?

acil lazım hemen cevaplanırsa sevinirim ..
xxLaraxx isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-04-2011, 08:41   #2
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

TİCARİ DEFTERLERİN KAPANIŞ TASDİKLERİNİN YAPILMASI SADECE DELİL NİTELİĞİNDE KABUL GÖRMESİ İÇİN Mİ GEREKLİDİR?

I.GİRİŞ

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ncı maddesine göre her tacirin, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek maksadıyla defter tutması zorunlu tutulmuştur.

Tacirlerin tutacakları ticari defterlerin hiç veya usulüne uygun tutulmamış olmasının ve bu defterlerin tacir lehine delil niteliği taşıyıp taşımaması ticari davalarda çok önemli bir yere sahiptir.

Ancak, ticari defterlerin kapanış tasdikinin yaptırılması yalnızca sahibi lehine delil teşkil etmesi açısından önemli değildir. Kapanış tasdikinin yaptırılması tacirler için; zayi belgesi alınabilmesi, para cezasına muhatap olmamak, taksirli müflis sayılamamak ve konkordato taleplerinin kabul edilebilmesi açısından da çok büyük önem arz etmektedir.

Bu yazımızda ticari defterlere ait kapanış tasdiklerinin yaptırılmasının önemine ilişkin özellik arz eden durumlar hakkında açıklamalar yapılacaktır.

II. TİCARİ DEFTERLERİN KAPANIŞ TASDİKİNİN 6762 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU'NDAKİ YERİ

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun defter tutma mükellefiyetinin kapsamına ilişkin 66 ncı maddesinde;

“Her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri ve bilhassa, diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki defterleri Türkçe olarak tutmaya mecburdur:

1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri;

2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi şahsiyeti olmıyan diğer ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;

3. Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte yazılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defteri.

Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısıyla aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve kefalet ve sair teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.”

Hükmü bulunmaktadır.

Yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere tutulması gereken defterler, tüzel kişi tacirler için yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter defteri ve karar defteri şeklinde belirlenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 70 inci maddesinin son fıkrasında ise ; “Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz ettirilip son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmek şarttır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Buna göre, bir yıl için tutulan yevmiye defterinin yeni yılın en geç ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip, son kaydın altına noterce “görülmüştür” ifadesi yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirilmesi gerekmektedir.

Aynı tasdikin envanter defteri içinde yapılması gerektiği mezkur kanunun 72 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında; “Noterin yapacağı muamele hakkında 70 inci maddenin son fıkrası tatbik olunur.” şeklinde belirtilmiştir.

Envanter defterine kaydedilen envanter ve bilançonun kurumlarda idare işlerine salahiyetli olan kimseler tarafından imza ve notere ibraz olunacağı, noterin yapacağı muamele hakkında yevmiye defteri ile ilgili tasdik hakkındaki 70 inci madde hükmünün uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu tasdik işlemlerine uygulamada “kapanış tasdiki” denilmektedir. Yasada Defteri kebir için ise kapanış tasdiki yaptırılması öngörülmemiştir.

Kapanış tasdikinin ana amacı, defter sayfalarının boş veya satırlarının aralıklı olup olmadığını denetlemek ve böylece, sonradan eski tarihli kayıt yapılmasının önüne geçmektir.[1]

Yevmiye defterinin kapanış tasdiki ile ilgili olarak uygulamada en çok tereddüt yaratan konu, kapanış tasdikinden sonra defterde herhangi bir işlem veya kayıt yapılıp yapılamayacağıdır. Kapanış tasdiki, faaliyet konusu ticari işlemlerin ve buna ilişkin kayıtların sona erdiğini ifade etmektedir. Ancak kapanış tasdiki, tasdik tarihinden sonra gelen belgelerin (örneğin bir telefon faturasının) deftere işlenmesine veya dönem sonu işlemlerinin yapılmasına veya hesap mutabakatlarına göre hesaplarda düzeltme yapılmasına engel değildir.[2]

Tacirlerin tutmak zorunda oldukları defterlerden defter-i kebirin kapanış tasdikine tabi olup olmadığı ile ilgili olarak ise Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda, yevmiye defterindeki kayıtların aynen defter-i kebire intikal ettirildiği, dolayısıyla yevmiye defterinin aynı olan ve defter-i kebir kayıtlarının müstenidatını teşkil eden yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yapıldığına göre, ayrıca defter-i kebirin de kapanış işlemine tabi tutulması için herhangi bir sebebin olmadığını belirtmiştir.[3]

Kapanış tasdiki Türk Ticaret Kanunu’nda yer almasına karşın, Vergi Usul Kanunu’nda ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yaptırılması gerektiğine dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

III.6762 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU'NDA TİCARİ DEFTERLERİN DELİL OLABİLME ŞARTLARI

Delil; insanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare, kanıt olarak tanımlanmıştır.[4]

Ticari Defterlerin, Türk Ticaret Kanunu açısından mahkemelerde delil olarak kullanılabilmesi için kanunda belirtilen usullere uygun şekilde tutulması gerekmektedir.

Ticari defterlerin delil olması hükmü ise, Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Defterlerin İspat Kuvveti” başlığı altında yer alan 82 inci maddesinde;

“Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.

Tasdike tabi olmayan defterler ancak 69 uncu madde gereğince tasdika tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.

Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır; aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.” şeklinde düzenlenmiştir.

Ayrıca mezkur kanununun 85 inci maddesinde ticari defterlerin delil olabilmeleri ile ilgili olarak; “Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin münderecatı (içeriği) sahibi lehine delil ittihaz olunur (kabul edilir); şu kadar ki hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyideden (doğrulayan) defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.”

hükmünü içermektedir.

Türk Ticaret Kanunu’nda belirtilen açıklamalar neticesinde ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için;
Ticari işlerden dolayı olması,
Taraflarının tacir olması,
Tacirin tuttuğu defterlerin birbirini teyit etmesi,
Ticari defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmuş olması gerekmektedir.
Ticari defterlerin kanuna uygun bir şekilde tutulmuş sayılabilmesi için;
Tasdik işlemlerinin kanuni süresi içerisinde yaptırılması,
Kayıtların Türkçe ve Türk Parasına göre tutulması,
Haklı sebebi olmaksızın, kayıtların on gün içerisinde işlenmesi,
Envanter ve bilançonun tam ve doğru olarak düzenlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, ocak ayı sonuna kadar yevmiye defterinin ve mart ayı sonuna kadar envanter defterinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmaması halinde tacirin defterlerinin kanuna uygun olarak tutulmuş sayılmayacağından, ticari defter sahiplerinin lehine delil olarak kullanılması da mümkün olmayacaktır.

Konuyla ilgili olarak Yargıtay da vermiş olduğu kararlarda, ticari defterlerin sahibinin lehine delil olabilmesi için yasaya uygun olarak tutulmalarının şart olduğunu, yevmiye defterinin Yasa’ya uygun tutulmuş sayılabilmesi için ise, Türk Ticaret Kanunu'nun 70 inci maddesinin son fıkrasına göre yıl sonu tasdikinin bulunması gerektiğini belirtmiştir.[5]

Türk Ticaret Kanunu’nun 86 ıncı maddesinde “Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerininki olmaz veya hiç defteri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhinde delil olur.” hükmü bulunmaktadır. Buna göre yukarıda açıkladığımız usullere uygun olarak tutulmuş olan ticari defterler sahibi lehine delil olmasının yanında, diğer tüccarın da aleyhine delil olabilecektir.

IV.TİCARİ DEFTERLERİN KAPANIŞ TASDİKLERİNİN YAPILMASI SADECE DELİL NİTELİĞİNDE KABUL GÖRMESİ İÇİN Mİ GEREKLİDİR?

Ticari defterlerin kapanış tasdikinin yaptırılması yalnızca sahibi lehine delil teşkil etmesi açısından önemli değildir. Kapanış tasdikinin yaptırılması tacirler için; zayi belgesi alınabilmesi, para cezasına muhatap olmamak, taksirli müflis sayılamamak ve konkordato taleplerinin kabul edilebilmesi açısından da çok büyük önem arz etmektedir.

1.Ticari Defterlerin Sahibi Lehine Delil Olabilmesi İçin Kapanış Tasdiki Gereklidir;

Ticari defterlerin delil olmasının esas şartı, defterlerin “Kanuna uygun tutulması ve birbirini teyit etmesi”dir. Defterlerin birbirini teyit etmesi ise; bir mantık kuralıdır. Çift taraflı kayıt (muzaaf) yönteminde bu bir zorunluluktur. Esasen bu husus kanuna uygunluğa dahildir. Defterin kanuna uygun tutulması ise daha ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Ayrıca; defterlerin delil olması için kanunda yazılı olanlar dışında Türk Ticaret Kanunu’nun 66 ıncı maddesine göre ticari işletmenin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterlerin tutulmuş olması gerekir.[6]

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.05.1993 tarih ve 1992/3112 E., 1993/3405 K. sayılı kararı;

“Davalının gerçekten borçlu olup olmadığının tesbiti için mahkemece davalının şirketteki hissesini 14.9.1988 tarihinde başkasına devrettiği ve 27.9.1988'de şirketle ilgisini kestiği dikkate alınarak şirket defterindeki borç kaydının hangi tarihte yazılmış olduğu, bu kayıtların yapıldığı yıllar sonu itibariyle defterlerin kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığı, başka bir ifade ile bu kayıtların davalının şirketten ayrılmasından sonra yapılıp yapılmayacağı, kaydın yapıldığı tarihte şirket defterlerinin kim tarafından tutulmakta olduğu, davalının defter tutulmasında rolü olup olmadığı, defterlerdeki borç kaydının dayanağı olan tediye ve tahsil fişlerinin mevcut olmaması karşısında bu kaydın hukuken bağlayıcı olup olmayacağı irdelenmek ve incelenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulü doğru olmamıştır Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılabilmektedir. Ancak kapanış tasdiki yaptırılmayan defterler, tam ve kanuna uygun olarak tutulmuş sayılmamakta, sahipleri tarafından kendi lehlerine delil olarak kullanılamamaktadır.”

2. Zayi Belgesi Alınabilmesi İçin Kapanış Tasdiki Gereklidir;

Türk Ticaret Yasasının 68 inci maddesinin son fıkrasında, “Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kağıtlar; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesinden kendisine bir vesika verilmesini istiyebilir. Mahkeme lüzumlu gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir. Böyle bir vesika almamış olan tacir defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılır.” hükmü ile bu afetlere maruz kalan tacirin zayi belgesi alması öngörülmüştür. Böylece mahkeme tarafından ticari defterlerin istendiği durumda, tacir zayi belgesini ibraz edecektir.

Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.11.1992 Tarih ve E.1991/3729, K.1992/10671 Sayılı Kararı ile “ticari defterlerini onaylatmayan tacirlerin Türk Ticaret Kanunu’nun 68 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında sözü edilen zayi belgesini alma imkânları bulunmamaktadır.” demek suretiyle kapanış tasdiki yaptırmayan tacirlerin zayi belgesi alamayacaklarını hükme bağlamıştır.

3. Ağır Para Cezasına Muhatap Olunmaması İçin Kapanış Tasdiki Gereklidir;

Türk Ticaret Kanunu’nun 67 inci maddesinin 3 üncü bendinde defterlerin tutulması ile ilgili cezaî hükümler;

“66 ncı maddenin birinci fıkrasının 1 ila 3 üncü bentlerinde sayılan defterleri tutma mükellefiyetini hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmeyip de ikinci fıkraya göre mesul olanlar üç milyon liradan otuz milyon liraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır. Defterlerin kanuna uygun şekilde tutulmaması halinde, bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan kimseler dahi aynı cezaya mahkum edilirler. Diğer kanunlarda bulunan cezai hükümler mahfuzdur.” [7]
şeklinde açıklanmıştır.

Bu maddede belirtilen para cezasının, 01.08.1999 tarih ve 23773 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4421 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen usulle artırılarak uygulanması gerekecek olup, ceza her defter ve her yıl için ayrı ayrı uygulanacaktır.[8]

Buna göre; Türk Ticaret Kanunu’nun 66 ıncı maddesinin 1 ilâ 3 üncü bentlerinde tutulması mecburiyeti bulunan defterlerin yasaya uygun şekilde yerine getirilmemesi halinde bu konudan sorumlu olanlar ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Ayrıca diğer yasalarda bulunan cezaî hükümler saklı bulunmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 67 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında hakimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar, resmi muameleler dolayısıyla bir tacirin defter tutma mükellefiyetine aykırı hareket ettiğini öğrenince keyfiyeti savcılığa bildirmek zorundadırlar.

4. Konkordato Taleplerinin Kabul Edilebilmesi İçin Kapanış Tasdiki Gereklidir;

Ticari defterlerin kapanış tasdiklerini yapmayanların konkordato talepleri de kabul edilmemektedir. İcra İflas Kanunu’nun 285 inci maddesi gereğince, konkordato talep eden borçlunun İcra Tetkik Merciine vereceği konkordato projesine ekleyeceği cetvelde, Türk Ticaret Kanunu’nun 66 ncı maddesi gereğince tutulması zorunlu defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir. Bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulmamış olması halinde, tetkik mercii, ilgili borçlunun konkordato mühleti talebini reddeder.[9] (İcra İflas Kanunu 286 ncı madde)

5. Tacirlerin Taksirli Müflis Sayılmamaları İçin Kapanış Tasdiki Gereklidir;

Kapanış tasdiki yaptırmayanlar, iflas ettikleri takdirde, ‘‘taksiratlı müflis'' sayılırlar (İİK Md. 310/5) ve Türk Ceza Kanunu'nun 507. maddesine göre cezalandırılırlar.

V.SONUÇ

Ekonomik hayatı düzenleyen çeşitli kanunlar, ekonomik faaliyete giren taraflara kayıtlarını defterlerde izleme zorunluluğu getirmektedir. Tacirler eskiden beri defter tutma ihtiyacını duymuşlardır. Dolayısıyla ticari defterlerin tarihçesi ile ticaretin tarihçesinin eş zamanlı olduğu söylenebilir.[10]

Ticaret hukukuna göre her tacir, basiretli bir işadamı gibi davranmakla yükümlüdür. Bunun gereği olarak; alacak, borç ve diğer mali durum bilgilerinin, defterlere sistemli biçimde yazılmak suretiyle tacir tarafından sürekli ve düzenli takip edilmesi gerekmektedir. Bunun için ticari defterlerin kanuna uygun tutulması ve yetkili makamca tasdiki gereklidir.[11]

Ticari defterlerine kapanış tasdiki yaptırmayan mükelleflerin, defterlerini delil olarak kullanamamaktan dolayı büyük zararlara uğraması mümkündür. Konunun önemi genellikle bir ticari uyuşmazlık durumunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre, Türk Ticaret Kanunu’na göre tutulması zorunlu olan ticari defterlerin notere tasdik edilerek dönem sonunda kapanış tasdiklerinin yapılması tacir açısından önem arz etmektedir.

Konuyu kısaca özetlemek gerekirse;
Kanuna uygun olarak tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılmasına imkan tanıdığından, kapanış tasdiki yaptırılmamış defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılması mümkün olmayacaktır.
Kapanış tasdiki yaptırılmamış defterler kanuna uygun şekilde tutulmamış defter olarak kabul edilmekte ve mükellefler Türk Ticaret Kanununun 67 nci maddesi uyarınca ağır para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Ayrıca, hakimler, noterler, sicil memurları ve diğer memurlar defter tutma şartlarına uyulmadığını tespit ettikleri takdirde durumu savcılığa bildirmek zorundadırlar.
İcra İflas Kanununun 310 uncu maddesine göre Türk Ticaret Kanununda belirtildiği şekilde defterlerini tutmamış kişiler, iflas etmeleri durumunda taksiratlı müflis sayılmaktadırlar. Aynı zamanda Türk Ceza Kanununun 162 nci maddesine göre iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
İcra İflas Kanunu 285 inci maddesine göre konkordato talebinde bulunacakların defterlerini Türk Ticaret Kanununa göre tutmuş olmaları gerekmektedir. Kapanış tasdiki yaptırmayanların konkordato talepleri reddedilmektedir.
Yargıtay, kapanış tasdiki yaptırılmamış bulunan defterlerin, yangın, su baskını ya da yer sarsıntısı gibi afetler nedeniyle kaybedilmesi halinde mahkemeden, zayii belgesi alınmasının mümkün olmayacağı görüşündedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da görüleceği üzere; yevmiye ve envanter defterleri için kapanış tasdiki yaptırılmasının önemli büyüktür. Bu nedenle mükelleflerin 31 Ocak 2011 tarihine kadar yevmiye defterleri ve 31 Mart 2011 tarihine kadar da envanter defterlerine ilişkin kapanış tasdiklerini yaptırmaları yerinde olacaktır.

KAYNAKLAR
Şükrü KIZILOT, 24.01.2004 tarihli Hürriyet Gazetesi
A. Bumin DOĞRUSÖZ, “Defterlerin Tasdiki Ve Uygulamada Duraksamaya Neden Olan Bazı Konular” ,Yaklaşım Dergisi, Sayı: 181
Ersin ÖZDEMİR, “Ticari Defterlere Kapanış Tasdiki Yaptırmamanın Hukuki ve Cezai Sonuçları”, Yaklaşım Dergisi, Ocak 2007, Sayı:169
Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük .:: Türk Dil Kurumu - Bilim ve Sanat Terimleri Ana Sözlüğü ::.
Bekir BAYKARA, “Kapanış Tasdiki Ve Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliğine Etkisi” Maliye Postası Dergisi ,Sayı:441
Seyfi YILDIZ- Suphi ASLANOĞLU, “TTK ve VUK Açısından Ticari Defterler ve Ticari Defterlerde Kapanış Tasdiki”, Yaklaşım Dergisi, Haziran 2006, Sayı:162
Reha POROY-Hamdi YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, Beta Basım, İstanbul 1995
Ahmet BATTAL, Ticari İşletme Hukuku, Gazi Kitabevi, Ankara 2005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.11.1992 Tarih ve E.1991/3729, K.1992/10671 Sayılı Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 11.05.1993 tarih ve 1992/3112 E., 1993/3405 K. sayılı kararı


[1] Şükrü KIZILOT, 24.01.2004 tarihli Hürriyet Gazetesi
[2] A. Bumin DOĞRUSÖZ, “Defterlerin Tasdiki Ve Uygulamada Duraksamaya Neden Olan Bazı Konular” ,Yaklaşım Dergisi, Sayı: 181
[3] Yrg. Tic. D. 22.09.1966 tarih ve E. 64/4559, K66/3689 sayılı Kararı. (Ersin ÖZDEMİR, “Ticari Defterlere Kapanış Tasdiki Yaptırmamanın Hukuki ve Cezai Sonuçları”, Yaklaşım Dergisi, Ocak 2007, Sayı:169,)
[4] Türk Dil Kurumu, .:: Türk Dil Kurumu - Büyük Türkçe Sözlük ::., Erişim: 01.12.2010
[5] Yrg. 11. HD.’nin, 17.06.1991 tarih ve E. 90/2463, K. 91/4110 sayılı Kararı, (Ersin ÖZDEMİR, “Ticari Defterlere Kapanış Tasdiki Yaptırmamanın Hukuki ve Cezai Sonuçları”, Yaklaşım Dergisi, Ocak 2007, Sayı:169,)
[6] Bekir BAYKARA, “Kapanış Tasdiki Ve Ticari Defterlerin Delil Olma Niteliğine Etkisi” Maliye Postası Dergisi ,Sayı:441
[7] Bu fıkrada yeralan para cezası, 3/11/1995 tarih ve 4128 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
[8] Ersin ÖZDEMİR, “Ticari Defterlere Kapanış Tasdiki Yaptırmamanın Hukuki ve Cezai Sonuçları”, Yaklaşım Dergisi, Ocak 2007, Sayı:169,
[9] Seyfi YILDIZ- Suphi ASLANOĞLU, “TTK ve VUK Açısından Ticari Defterler ve Ticari Defterlerde Kapanış Tasdiki”, Yaklaşım Dergisi, Haziran 2006, Sayı:162
[10] Reha POROY-Hamdi YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, Beta Basım, İstanbul 1995, s. 143
[11] Ahmet BATTAL, Ticari İşletme Hukuku, Gazi Kitabevi, Ankara 2005, s. 210
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-04-2011, 08:43   #3
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETLERİNİN KURULUŞ VE
FAALİYET ŞARTLARI İLE SAĞLANAN BAŞLICA DESTEKLER

İstanbul, 01.07.2003

Talha APAK
Yeminli Mali Müşavir

GİRİŞ

İhracata yönelik faaliyetlerde özellikle küçük ve orta boy işletmelerin ihracata yönelmelerini teşvik etmek amacıyla çeşitli modeller benimsenmekte ve örgütlenme biçimlerine gidilmektedir. Bu kapsamda, firmaların ihracata yönelik faaliyetlerinde gönüllü olarak sermayelerini, bilgilerini, üretimlerini ve tecrübelerini bir araya getirerek ölçek ekonomisinin sağladığı avantajlara sahip olunmasını destekleyici çeşitli modeller ortaya çıkmaktadır. Farklı ülkelerde değişik uygulamalarına rastlanan bu modelin esas itibariyle amacı aynı olup, bu da özellikle KOBİ’lerin ihracata yönelmesi ve böylece daha fazla ihracat imkanı yaratılmasıdır.

Ürünlerini yurt içinde pazarlayan KOBİ’ler dış pazarlara açıldıktan sonra dünya standartlarındaki kaliteyi yakalamak için güçlü finansman ,kaliteli üretim ve pazarda rekabet koşullarını yaratacak alt yapılara ve organizasyonlara sahip olmaları gerekmektedir. Ülkemizde de dönem dönem ihracata yönelik çeşitli örgütlenme modelleri benimsenmiş ve uygulamaya konmuştur. Halen Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri uygulanmakta olan modellerdir.

Sektörel dış ticaret şirketleri modeli ile aynı üretim alanındaki küçük ve orta boy işletmelerin, ihracata yönelik olarak bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarlarına açılmaları, dış ticarette uzmanlaşmaları ve bu şekilde daha etkin faaliyet göstermeleri amaçlanmıştır. Bu model ile nihai olarak amaçlanan ise ölçek ekonomisine ulaşılması ve rekabet gücünün artırılması yoluyla ülke ihracatının artırılmasıdır.

I-SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETLERİNİN KURULUŞ VE FAALİYET ŞARTLARI

Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın 26,12,1996 tarihli ve 22859 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sektörel Dış Ticaret Şirketleri Statüsüne İlişkin Tebliğ” (İhracat 96/39) ile sektörel dış ticaret şirketleri modeli oluşturulmuştur. Bilahare 08,07,1998 tarih ve 23396 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 98/13 sayılı tebliğ ile bazı değişiklikler yapılarak son şekli ile mevzuatı belirlenmiştir.

Söz konusu tebliğe göre, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) ihracat sektörü içinde bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarlarına yönlendirilmesi amacıyla; ihracat ve ilgili konularda (finansman, tedarik, nakliye, sigorta, gümrükleme v.b.) hizmet sağlayarak, dış ticarette uzmanlaşmalarını ve bu suretle daha etkin faaliyet göstermelerini teminen kurulan şirketlere, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca “Sektörel Dış Ticaret Şirketi (SDŞ) Statüsü” verilir.

1-Normal yörelerde, aynı sektörden oluşan Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin;
a) 1-200 arasında işçi istihdam eden,
b) Aynı üretim dalında faaliyette bulunan,
c) Asgari 10 küçük ve orta büyüklükteki şirketin bir araya gelmesi,
d) Her bir ortağının sermaye payı, toplam şirket sermayesinin %10 ‘undan fazla olmaması,
e) Hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı (kooperatif, birlik,vakıf ve mesleki federasyon v.b. kuruluşlar hariç) çıkartılması,
f) En az 10 (on) miyar TL. ödenmiş sermayeli anonim şirket olarak,
kurulması gerekmektedir.

2-Kalkınmada Öncelikli Yörelerde, aynı veya farklı sektörlerden oluşan Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin;

a) 1-200 arasında işçi istihdam eden,
b) Aynı ve farklı üretim dalında faaliyette bulunan,
c) Asgari 5 küçük ve orta büyüklükteki şirketin bir araya gelmesi,
d) Her bir ortağının sermaye payı, toplam şirket sermayesinin %20’sinden fazla olmaması,
e) Hisse senetlerinin tamamının nama yazılı olması ve nakit karşılığı (kooperatif, birlik,vakıf ve mesleki federasyon v.b. kuruluşlar hariç) çıkartılması,
f) En az 5 (beş) miyar TL. ödenmiş sermayeli anonim şirket olarak,
kurulması gerekmektedir.

3-Diğer Ortak Hükümler (Şartlar)

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, şirketin kurulması ve gelişmesinde yardımcı olmak amacıyla, aşağıda belirtilen unsurlardan en fazla ikisini bünyelerinde bulundurabilirler.

a) Ortaklık payları toplamı, SDŞ sermayesinin %10’unu aşmamak kaydıyla, kurucu ortak olarak, 200’den fazla işçi istihdam eden şirketler,

b) Ortaklık payları toplamı, SDŞ sermayesinin %10’unu aşmamak ve şirkette profesyonel yönetici olarak çalışmak kaydıyla gerçek kişiler,

c) Ortaklık payları toplamı, SDŞ sermayesinin %10’unu aşmamak kaydıyla, SDŞ’nin faaliyette bulunduğu üretim dalına mal, ekipman ve hizmet sağlayan şirketler,

d) Ortaklık payları toplamı, SDŞ sermayesinin %10’unu aşmamak kaydıyla, kooperatif, birlik, vakıf ve mesleki federasyon v.b. kuruluşlar,

Yukarıdaki şartları haiz bulunan şirketlerin (T.T.K. ’na göre kuruluş işlemlerini tamamlamış, tüzel kişilik kazanmış) SDŞ olabilmeleri için tebliğ ekindeki (Ek:2) müracaat formunu doldurarak, istenilen belgeler ile birlikte Dış Ticaret Müsteşarlığı-İhracat Genel Müdürlüğü’ne müracaat etmeleri gerekmektedir. Yapılan inceleme sonunda, gerekli şartları haiz olduğu anlaşılan şirketlere SDŞ statüsü verilir ve Resmi Gazete’de yayımlanır.

Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinde; ortaklıktan ayrılmak isteyen ortakların payları, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın onayı alınmak ve %10’luk (Kalkınmada Öncelikli Yörelerde %20’lik) azami oran aşılmamak kaydıyla, bu tebliğ’de belirtilen tanıma uyan yeni veya mevcut ortaklara devredilebilir.

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, ortaklık yapısında ve sermayesinde yapılan değişiklikleri, bir ay içerisinde Dış Ticaret Müsteşarlığına bildirirler.

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, yaptıkları ihracatla ilgili olarak, altı aylık ve yıllık dönemler itibariyle, Dış Ticaret Müsteşarlığına (İhracat Genel Müdürlüğü) faaliyet raporu vermekle yükümlüdürler.

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, kendi nam ve hesabına yurt içinde satın alarak ürettikleri malların ihracında; ihracat, kambiyo ve ilgili sair mevzuatta öngörülen idari ve cezai yükümlülüklerden doğrudan ve münhasıran sorumludur.

Sektörel Dış Ticaret Şirketi ile imalatçı arasında bir aracılık sözleşmesine binaen imalatçı şirketin bizzat imal ve tedarik ederek Sektörel Dış Ticaret Şirketi üzerinden gerçekleştirdiği ihracatta ise, aracılık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece ihracat, kambiyo ve ilgili sair mevzuatta öngörülen idari ve cezai yükümlülüklerden doğrudan ve münhasıran imalatçı şirketler sorumludur. Kendi ortaklarının ürettiği malları ihraç eden SDŞ’ler doğrudan üretimde bulunmazlar ve imalatçı şirketlere iştirak edemezler, ancak ortaklarının faaliyet gösterdiği üretim dalına ait hammadde tedarikinde imalatçı gibi değerlendirilirler.

Normal yörelerde faaliyet gösteren Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin; kuruldukları yıl hariç, müteakip yıl içinde, ait oldukları üretim dalında en az 5 (beş) milyon ABD Doları ihracat gerçekleştirmemeleri, kalkınmada öncelikli yörelerde faaliyet gösteren Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin; kuruldukları yıl hariç, müteakip her yıl içinde, ait oldukları üretim dalında en az 2.5 (ikibuçuk) milyon ABD Doları ihracat gerçekleştirmemeleri, yapılacak inceleme ve denetlemeler neticesinde, Tebliğ hükümleri ile ortakların hak ve menfaatlerine aykırı durumların tespit edilmesi hallerinde Sektörel Dış Ticaret Şirketi Statüsü, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nca geri alınabilir.

II-SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETİ OLARAK ÖRGÜTLENMENİN SAĞLAYACAĞI FAYDALAR

İhracata yönelik bu örgütlenme modeliyle; KOBİ’lerin bireysel olarak ihracat yaptıklarında karşılaşacakları zorlukları aşabilmeleri, bireysel pazarlama etkinliklerine göre daha güçlü pazarlama imkanları edinebilmeleri mümkün olabilmektedir.

KOBİ’lerin SDŞ olarak örgütlenmeleri, kurulacak SDŞ’de görev alacak profesyonel personel vasıtasıyla, ihracat işlemlerinin, gümrükleme, nakliye, sigorta gibi faaliyetlerin daha etkin olarak gerçekleştirilmesini ve ihracata yönelik daha güçlü bir pazarlama imkanını sağlamaktadır.

Bugün mevcut olan SDŞ’lerin bir kısmı sadece üyelerinin ihracat işlemlerini gerçekleştirmekte ve üyelerinin SDŞ’lere yönelik teşviklerinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla faaliyet göstermektedir. Bir diğer grup SDŞ ise, üyelerinin ihracatlarını gerçekleştirmenin ve üyelerinin SDŞ’lere yönelik desteklerden faydalanmalarını sağlamanın yanı sıra, üyeleri için yeni pazarlar, yeni müşteriler bulmak ve üyelerinin mevcut Pazar paylarını artırmak yönünde faaliyetler de göstermektedirler. Bu amaçla gerçekleştirilen faaliyetlerin başlıcaları; üyelerin yurt dışı fuarlara katılımını organize etme, üyeleri ve ürünleri tanıtıcı yayınlar hazırlama, üyelerin ürünlerinin yurt dışında daimi olarak sergileneceği mağazalar, depolanacağı depolar, pazarlanacağı ofisler açma, üyelerini alım ya da satış heyetleri vasıtasıyla yabancı alıcılarla buluşturma şeklinde faaliyetlerdir.

Sektörel dış ticaret şirketi olarak örgütlenmenin, SDŞ üyelerine olduğu kadar dış pazarlardaki ithalatçılara da sağladığı bazı avantajlar vardır. SDŞ’lerle ticari ilişkiye girecek ithalatçılar, münferit küçük işletmeler yerine ihracat işlemlerinde daha profesyonel olan SDŞ’lerle çalışacaklarından, ithalat yapmaları daha kolaylaşabilecektir. Ayrıca, SDŞ’ler ithalatçı firmalara tüm üyelerinin ürünlerini pazarladıklarından, ithalatçı firmalara daha geniş bir firma ve ürün sunumu olacaktır.

SDŞ’lerin, üyelerinin ihracatlarını gerçekleştirmeleri yanı sıra üyelerine yeni pazar, yeni müşteri bulma, pazar paylarını artırma amacıyla da yapılanmış olmaları SDŞ modelinin amacına daha uygun bir yapılanma olarak görülmektedir. Çünkü, SDŞ modeli kapsamında başlıca beklenti, bu model ile Türkiye’nin ihracatının artırılmasıdır. Bu amaca yönelik faaliyet gösterecek SDŞ’lerin, hem üyelerinin ihracatını kolaylaştıracak, hem de yeni ihracat imkanları yaratacak faaliyetlerde bulunacak şekilde yapılanmaları daha doğru görülmektedir.


Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, ortaklarının faaliyet gösterdiği üretim dalına ait hammadde tedarikinde imalatçı olarak değerlendirilirler.

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri; aynı sektörde faaliyette bulunmak kaydıyla, SDŞ ortağının ait olduğu grubun diğer şirketleri ile bunların kurduğu ortaklıkların ihracatına aracılık edebilirler. Ayrıca, bu şirketler gerek SDŞ statüsünü aldıkları yılda ve gerekse takip eden yıl içinde, aynı sektörde faaliyette bulunan ve KOBİ niteliği taşıyan ve fakat ortak olmayan firmaların ihracatına da aracılık edebilirler.

SDŞ’ler İhracatına aracılık ettikleri ortağı olan (imalatçı) şirketler ile ortağı olmayan şirketler (imalatçı olsun/olmasın) arasında “Aracılık Sözleşmesi” düzenlerler. (İmalatçı olmayan işletmeler de SDŞ ne ihraç edilmek üzere imalatçılar gibi mal satabilirler.)

III-SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETLERİNE YÖNELİK BAŞLICA DESTEKLER

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, ihracatta devlet yardımlarının hedef grubunu oluşturmakta olup, bu yardımlardan öncelikle yararlanırlar.

Sektörel dış ticaret şirketleri KOBİ’lerin ihracata yönelik örgütlenmeleri amacıyla geliştirilmiş bir model olduğundan, kurulacak SDŞ’lerin ihracata yönelik faaliyetlerini destekleyici uygulamalar geliştirilmiştir. Bunlar doğrudan SDŞ’lere yönelik ya da kapsamı içinde SDŞ’lerin de yer alabileceği teşviklerdir.

1.Dahilde İşleme Rejimi Kapsamında Gümrük Muafiyetli İthalat

Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde yerleşik firmalardan, dahilde işleme izin belgeleri kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünlerin üretimi için gerekli olan (kendilerinin ve/veya yan sanayicilerinin ihtiyacı olan) hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul ve ambalaj malzemelerinin bedelli veya bedelsiz olarak ithali esnasında alınması gereken her türlü vergi tutarı kadar teminat yatırılmak kaydıyla gümrüksüz olarak ithalatına müsaade edilmektedir.

Dış ticaret sermaye şirketler ile sektörel dış ticaret şirketlerinin müracaat tarihinden önceki takvim yılı içerisinde gerçekleştirdikleri ihracat kadar dahilde işleme izin belgesi kapsamında yapacakları ithalatlarına; bu ithalattan doğacak her türlü vergi (KDV dahil) ve fon tutarının %10’unun teminat olarak yatırılması kaydıyla, ilgili gümrüklerce müsaade edilir.

2. Exımbank Kredileri

a) Kısa Vadeli İhracat Kredisi

Amacı; Dış Ticaret Sermaye Şirketleri (DTSŞ) ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri’nin (SDŞ) ihracata hazırlık dönemi finansman ihtiyacının uygun bir vade ve maliyet ile karşılanması, böylece ihracat performanslarının artışının teşvik edilmesidir. Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından DTSŞ ve SDŞ statüsü verilen ve Türk Eximbank tarafından kredibilitesi olumlu bulunan firmalar bu krediden yararlandırılır. Firmaların kredi limiti, bir önceki yıl ihracat performanslarına bağlı olarak belirlenir. Kredi tutarı, FOB ihracat tutarının %100’ü oranında belirlenir (döviz kredilerinde taahhüt kapatma aşamasında kredi tutarına ilave olarak tahakkuk eden faiz tutarı kadar ihracatın gerçekleşmiş olması ayrıca aranmaktadır). Kredinin azami vadesi 180 gündür. Uygulanan faiz oranı, uluslararası piyasadaki faiz oranlarına göre değişmektedir. Türk Eximbank’a ihracat kredi sigortası yaptıran firmalara döviz kredilerinde 0.5 puan, TL kredilerinde ise 4 puanlık faiz indirimi yapılmaktadır. Kredi, Türk Eximbank Genel Müdürlüğü ile İstanbul ve İzmir şubeleri tarafından doğrudan kullandırılmaktadır.

b) Yurt Dışı Mağaza Yatırım Kredisi

Bu program ile ihracatta kalıcı pazarlar edinilmesi ve net döviz girdisinin arttırılmasını teminen, Türk firmalarının değişik pazarlarda Türk menşeili her türlü tüketim malı niteliğindeki ürünleri doğrudan pazarlaması amacıyla, değişik ürün gruplarının sergilendiği çeşitli bölümleri içeren satış mağazalarından oluşan mağaza zincirleri ile bir ya da birden fazla firmanın bir araya gelerek kuracakları büyük alışveriş merkezleri oluşturulmasına yönelik yatırımların finansmanı amaçlanmaktadır. Söz konusu kredi, Türkiye’de yerleşik firmalara kredi konusu yatırımın tamamlanmasını takip eden dönem içerisinde, kredi vadesi ile sınırlı kalacak şekilde, Türk Eximbank tarafından tespit edilen tutarda Türk ürünlerinin ihraç ve satışının gerçekleştirilmesi ve söz konusu faaliyetlerden elde edilecek dövizlerden yatırım için kullandırılacak kredi anapara ve faizi tutarında dövizlerin yurda getirilerek bir bankaya satılması taahhüdü karşılığında kullandırılır. Kredilendirme oranı, yerli katkı oranı %50 ve daha yukarı olduğu durumlarda yatırım tutarının azami %75’i, yerli katkı oranı %50’den az olduğu durumlarda yatırım tutarının azami %60’ıdır. Kredi vadesi azami 7 yıldır. Faiz oranı kredinin kullandırıldığı andaki piyasa şartlarına göre proje bazında belirlenir. Kredi konusu yatırımın tamamlanmasını müteakip proje kredi vadesi ile sınırlı süre içerisinde yatırım konusu tesiste satılmak üzere ihraç edilecek Türk mallarına ilişkin finansman ihtiyacı, Türk Eximbank tarafından uygun görülmesi halinde, bankanın Kısa Vadeli İhracat Kredi programları kapsamında karşılanabilir.

3. Devlet Yardımları Çerçevesinde Sağlanan Destekler

Para-Kredi Koordinasyon Kurulu tarafından 29,01,2002 tarih, 23948 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “İstihdam Yardımı Hakkında 200/1 sayılı tebliği ile SDŞ statüsünü haiz şirketlerin münhasıran dış ticarete ilişkin işlemlerini yürütmek üzere, konusunda tecrübeli ve yüksek öğrenimli yönetici ve eleman istihdamının sağlanmasıdır. Bu tebliğ kapsamında ; SDŞ’lerin ilk defa istihdam edecekleri konusunda tecrübeli ve yüksek öğrenimli:

a) Yöneticinin toplam azami 18.000 USD karşılığı Türk Lirasını aşmamak üzere yıllık brüt maaşlarının % 75’i

b) Elemanların toplam azami 9.000 USD karşılığı Türk Lirasını aşamak üzere yıllık brüt maaşlarının % 75’i

Destekleme ve Fiat İstikrar Fonu’ndan azami bir yıl süreyle bir SDŞ’ye istihdam edeceği en fazla bir yönetici ile iki elemanın ücretleri için bir defa destek olarak karşılanır.

4. KDV İadesinde Sağlanan Kolaylıklar

Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ile Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinden;

İade talebinde bulunulan son beş vergilendirme dönemi itibariyle bu iadeleri için olumlu rapor yazılanlar (tam tasdik sözleşmesi bulunan mükellefler için YMM tarafından düzenlenen
olumlu raporlar da geçerlidir), 4 milyar lirayı aşan iade taleplerinde aşan kısmın %4’ü kadar teminat vermek suretiyle, iadenin tamamının yapılmasını sağlayabileceklerdir.

Katma Değer Vergisi iade alacağının hak sahibi mükellefin kendisinin, ortaklarının veya mal ya da hizmet satın aldığı kişilerin vergi borçlarına; ithalat sırasında uygulanan vergilere; Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) prim borçlarına mahsubu taleplerinin, miktarına bakılmaksızın, inceleme raporu ve teminat aranılmadan yerine getirilebilmektedir.

23.11.2001 tarih, 24592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği İle, dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketlerinin ihracat istisnasından doğan Katma Değer Vergisi iade taleplerinin % 4 teminat karşılığında yerine getirilmesine imkan tanınmıştır. İndirimli teminattan yararlanabilmek için başlıca şu üç şart aranmaktadır.

a) Son 5 yıl içinde adlarına tahakkuk eden gelir, kurumlar ve katma değer vergilerini ödemiş olmaları (Vergilerin tecil edilmesi bu şartın ihlali sayılmaz. Faaliyetleri 5 yıldan az olan mükelleflerde, faaliyette bulunulan süre içinde tahakkuk etmiş söz konusu vergi borçlarının ödenmesi halinde bu şart yerine getirilmiş sayılır.)

b) İade hakkı doğuran işlemlerin bulunduğu birbirini izleyen son 5 vergilendirme döneminde haklarında olumlu rapor yazılmış bulunması

c) Haklarında sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlediğine/kullandığına dair rapor bulunmaması

Belirtilen şartları topluca taşıyan dış ticaret sermaye şirketleri ve sektörel dış ticaret şirketleri, ihracat istisnasından dolayı nakden talep ettikleri tutarın 4 milyar lirayı aşan kısmının % 4’ü kadar teminat vereceklerdir.

Görüldüğü üzere normal teminat uygulanmasında bakanlıkça belirtilen sınırı aşan kısım için % 100 teminat gösterilmesi gerekirken; indirimli teminat uygulamasından yararlanan Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ve Sektörel Dış Ticaret Şirketleri için bu oran %4 olarak belirtilmiştir.

IV-FAALİYET İZNİNE SAHİP SEKTÖREL DIŞ TİCARET ŞİRKETLERİNDE SON DURUM

Bugün itibariyle kurulu bulunan sektörel dış ticaret şirketlerinin sayısı 37 olarak tespit edilmiştir. SDŞ üyelerinin faaliyet gösterdiği sektörler tekstil ve konfeksiyon, deri, ayakkabı, gıda, tarımsal ürünler, kesme çiçek, mobilya, inşaat yan sanayi, yazılım, plastik işleme, otomotiv ve otomotiv yan sanayi, makina ve makina yan sanayiidir.

SDŞ’lerin Sektörel Dağılımı

SEKTÖR
SDŞ SAYISI
Tekstil – Konfeksiyon
16
Deri mamulleri ve yan sanayi ürünleri
2
Ayakkabı sanayi
2
Gıda ve tarımsal ürünler
4
Kesme çiçek
2
Mobilya
2
Yazılım
1
Plastik işleme
1
İş makinaları, makina ve yedek parçaları
3
Otomotiv yan sanayi
3
İnşaat ve yan sanayi
1
Toplam
37

SDŞ’lerin İllere Göre Dağılımı
İLİ
SDŞ SAYISI
İSTANBUL
14
ANKARA
4
GAZİANTEP
3
SAMSUN
1
BURSA
4
KAHRAMANMARAŞ
1
ANTALYA
2
ADANA
2
DİYARBAKIR
1
KONYA
2
ÇORUM
2
İZMİR
1
TOPLAM
37
SONUÇ

Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, aynı üretim dalında küçük ve orta ölçekli firmaların ihracat sektörü içinde bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarlarına açılmalarını, dış ticarette uzmanlaşmalarını ve bu suretle daha etkin faaliyet göstermelerini temin etmek amacıyla kurulmakta veya daha sonra bu unvanı almaktadır.
KOBİ’lerin üretim hacminin sınırlı olması aynı zamanda, kalite, fiyat ve marka sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Zira KOBİ’lerin kullandıkları hammadde ve ara mallarını küçük miktarlarda almaları bu kalemlerde kalite standardı ve fiyat pazarlığı imkanını sınırlamaktadır. Bu da sonuçta ürünün fiyat ve kalite yönünden dezavantajlı olmasına neden olmaktadır.
KOBİ’ler kendileri ihracat yaptıklarında tüm ihracat giderlerini karşılamak durumundadırlar. Bu giderlerin bir kısmı değişken ve önemli bir kısmı da sabit maliyetlerden oluşmaktadır. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri, ortakları olan çok sayıda işletmenin ihracat işlemlerini tek elden yürüttükleri için söz konusu sabit maliyetlerin azalmasında etkili olmaktadırlar.
Sektörel Dış Ticaret Şirketi olarak örgütlenmenin sağladığı bir çok faydanın dışında aşağıdaki destekler ve kolaylıklar da sağlanmaktadır;
-Dahilde İşleme Rejimi Kapsamında Gümrük Muafiyetli İthalat
-Exımbank Kredileri
-Devlet Yardımları Çerçevesinde Sağlanan Destekler
-KDV İadesinde Sağlanan Kolaylıklar olarak sıralanabilir.

SDŞ’lerin, ihracatçıların organize olmaları, güç birliğinin ve uluslararası ticarette rekabet gücünün sağlanması ve ihracatla ilgili diğer hizmetlerin temini bakımından önemleri inkar edilemez. Nitekim kuruluş amaçları da budur. Ancak günümüzde bu amaçlarından çok uzaklaştıkları görülmekte veya birincil amaçları bu olmamaktadır. Neredeyse birincil amaçları her ay düzenli bir şekilde KDV iadelerini almak ve belirli bir komisyon karşılığında ihracatına aracılık ettikleri firmalara dağıtmak olmuştur. Adeta bir banka gibi çalışmaktadır.
İhracatçı veya imalatçı-ihracatçıların çeşitli teşvik ve yardım taleplerinde, KDV iade işlemlerinde, yurt içi ve yurt dışı finansman temininde, çeşitli vergisel avantaj taleplerinde ihracatlarını SDŞ aracılığıyla yapıp yapmadıkları sorgulanmalı, yapanlar bu avantajlardan olabildiğince kolay ve daha düşük maliyetli olarak faydalanmalıdır.


bunları bi incelermisin
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 11:04


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows