Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-07-2015, 23:24   #1
Korax
Android Destek
 
Korax - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Yaş: 34
Mesajlar: 21.062
Tecrübe Puanı: 1000
Korax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond reputeKorax has a reputation beyond repute
Korax - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart trakyada milli mücadele kahramanları - milli mücadele döneminde trakya

Edirne Yerel tarih Grubu, Mart ayı “Edirne Sohbetleri” toplantısında konuşmacımız Nihal Vardar'dı (Tuncer). Nihal Abla'nın çocukluk yılları Kaleiçi'nde geçmiş. Şimdi Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bulunduğu o koca konak evleriymiş.
Burada çok değerli anıları var ablamızın; İsmet İnönü misafir olmuş evlerinde. Hangi odada uyumuş, uyandığında hazırlanan kahvaltıda neler varmış, hepsini detayları ile anlattı bize.
Atatürk'ün kızkardeş'i Makbule Hanım ise on gün misafir olmuş evlerinde. Onunla da ilgili çok güzel anıları var. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin değerli başkanı pirinç levha çakacağını söyledi; Böylece hem İsmet İnönü'nün hem de Makbule Hanım'ın bu binada misafir edildiği vurgulanacak.
Nihal Vardar (Tuncer) Edirne Ticaret Odası Başkanlarından Rıfat Vardar'ın kızı. Amcası Mithat Vardar da iki dönem Edirne Belediye başkanlığında bulunmuş.
Nihal Abla'nın ağabeyini de tanırsınız; Edirne'nin tanınmış avukatlarından Ehat Vardar. CHP Edirne İl Başkanlığım döneminde beraber siyaset yapmıştık rahmetliyle.
Senatör seçilmesini istiyorduk. Bilgisi, olgunluğu ve beyefendiliği ile onun hakkıydı senatörlük. Fakat çirkin politikalarla onun senatörlüğü engellendi. Bunları kısaca anlattıktan sonra asıl konumuza dönelim.

SESSİZ KAHRAMANLARI TANIYALIM
Rıfat ve Mithat kardeşler aslen Selanik'lidir. Üstelik Mustafa Kemal'in çocukluk arkadaşları. Aynı mahallede büyümüşler. İlkokulu beraber okumuşlar. Hatta akrabalıkları olduğu da söyleniyor. Salih Bozok da onlarla beraber büyümüş, aynı yaştalar. Salih Bozok, Vardar Kardeşler'le kardeş çocukları oluyor. İki kardeş, babaları Ali Rıza Efendi dahil, ailece 1915 yılında Selanik'ten Edirne'ye göç ettiler. İkisi de ticaret erbabıydı. Rıfat Vardar Zındanaltı'nda çorap fabrikası kurdu. Mithat Vardar da ticaretle uğraşıyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonunda Kurtuluş mücadelesi için Atatürk Anadolu'ya geçince Vardar Kardeşler'e haber gönderdi. Onları Ankara'ya çağırdı; “Milli mücadeleyi gelin beraber yapalım” dedi. Onlar da, “Biz milli mücadeleyi Trakya'da sürdüreceğiz, merak etmeyin beraberiz” dediler. Gerçekten Trakya'daki Milli Mücadele'de önemli işler yaptılar.

MÜCADELE İÇİN GİZLİ ÖRGÜT KURDULAR
Nihal Vardar (Tuncer) ablamız bana bir kitap verdi. Emekli Süvari Albayı Şerif Güralp anılarını yazmış bu kitapta. Kitabın adı “İstiklal Savaşının İçyüzü”. Babasının mücadele arkadaşı Albay Şerif bey, “Kızım Nihal'e” notu ve imzası ile hediye etmiş kitabını. İşte bu kitaptan Vardar Kardeşler'in Trakya' daki milli mücadelede neler yaptıklarını öğrenmiş oldum. Onların bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum. O zaman Rıfat ve Mithat Kardeşler'e neden “Sessiz kahramanlar” dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Önce Albay Şerif Güralp'in anılarından kısacık bir aktarma yapalım. Sonra devam edelim yazımıza.
“Batı Trakya'yı ellerine geçiren Yunanlılar, Babaeski istasyonunu da bir müfreze ile işgal ederek Edirne'yi adeta yarım daire şeklinde sarmış oluyorlardı.

Bu hadiselerden birkaç ay evvel gayretli bazı zevatla beraber (Edirne'nin Mevlana şeyhi, Selanikli Rıfat ve Mithat biraderler, Gazeteci Behçet, isimlerini şimdi hatırlamadığım daha altı hamiyetli zatla beraber kendi kendimize bir müdafaa cemiyeti kurmuştuk. Bizim toplantılarımıza Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Cemil de iştirak ediyordu. Edirne Posta Telgraf Şefi Aziz Bey de cemiyetimize faydalı haberleri yetiştirmekle en mühim yardımı yapıyordu.”

Oniki kişilik gizli cemiyette en ağır başlı olan Rıfat, lider konumundaydı. Cemiyet kurulalı dört ay geçtiği halde önemli bir gelişme yoktu. Bir gün çekirdek kadrodan üç arkadaş Rıfat Bey'in Zındanaltı'ndaki çorap fabrikasında buluştu. Atıl durumda kalındığı, gereken hazırlıkların yapılamadığını dile getirerek dertleşiyorlardı. Rıfat, Mithat ve Şerif Bey'di dertleşenler. Rıfat Bey o arada şöyle söyledi;

“ Yahu Şerif Bey biz Selanikli'yiz, Edirneliler'in yerlilerini pek iyi tanımayız. Sen buralısın, birçok kimseleri tanıyorsun. Yerlilerden güvendiğin kimselere cemiyetimizi söylemeden bir silahlı kuvvet teşkil edemez miyiz? Subay olmak dolayısıyla bir çok subayla samimi görüşüyorsun, onların birliklerinden istifade mümkün değil mi...?
Bahsettiğim anı kitabının yazarı Şerif bey o tarihte üsteğmen rütbesinde bir subaydı. Şimdi sözü ona bırakıyorum;
“Rıfat Beyin sözlerini dinledikten sonra aklım başıma geldi. Hemen o gün icraata geçtim. Kıyık semtine giderek bir kahvehane işletmekte olan Edirne'nin sayılı fırtınalarından Pehlivan Yangöz İsmail Ağa'yı kahvesinde bularak yanına oturdum. İsmail Ağa o devirlerde bir subayla ahbap olmayı iftihar vesilesi sayan Edirne kabadayılarından biri olduğu için beni çok beşuş karşıladı. Kahveler ısmarladı. Sigaralar ikram etti. Şuradan buradan konuşurken meseleyi yavaş yavaş açmaya başladım.
İsmail Ağa ne olacak bu Edirne'nin hali ?
Şerif Bey bizim bu işlere aklımız ermez ki bir şey söyleyelim. Bildiğin bir şey varsa söyle.
Edirne Bulgar istilasını gördü, berbad oldu. Şimdi İtalyan ve Fransız işgali altında bulunuyor. Babaeski istasyonu Yunanlılar'ın elinde. Acaba birkaç gün sonra İzmir gibi Edirne'yi de Yunanlılar işgal etmek isterse onları alkışlarla mı karşılayacağız, yoksa silahlarımızla mı?
Dediğim zaman Yangöz İsmail'in gül gibi kıpkırmızı olan yüzündeki siyah bıyıkları dimdik oldu. Yere bakan yüzü havaya kalktı. Bana yan yan bakarak;
Şerif Bey seni çocukluğundan tanırım. Bir şey yapmak lazım geliyorsa düş önümüze. Bütün sağ kalmış Edirne delikanlıları emrindedir. Allah bize başka düşman göstermesin. Eğer Yunanlılar gelirse senin kumandanın altında hepimiz şehit düşünceye kadar vuruşuruz” dedi.
Benden en az on beş yaş büyük olan İsmail Ağa o anda nazarımda dağlar gibi bir kahraman olmuştu.
Aşk olsun İsmail Ağa, senin mert ahlakından bunu beklerdim.Yalnız bu işi sıkı ve gizli tutalım ve çabuk teşkilatlanalım.
Derken elindeki gümüşlü kırbacı, ince zarif endamı ile bir çelik mızrağı andıran diğer eli çolak olduğu için Çolak Sabri Bey denilen zat (Süvari teğmeni iken bir kaza neticesinde sakatlandığı için tekaüt edilmiştir) içeri girerek;
Selamünaleyküm, yahu Şerif sen buralara gelir misin? Hangi rüzgar attı seni? deyince, İsmail Ağa;
Otur Sabri Bey, otur. Bizim yaramaz mektepli yaman konuşuyor. Biz uyku uyurken o neler düşünüyor. Şaştım kaldım.
Sabri bey yanımıza otururken; İsmail Ağa bana hitab ederek devam etti;

Sabri bey bizimdir. Kendisini tanırsın. Ondan saklı işimiz yoktur. Buişlerde bizim akıl hocamızdır. Durumu kendisine söyle. Ben de dinleyim. Ne yapacaksak karar verelim.
Demesi üzerine bütün kötü ihtimalleri ortaya dökerek konuştum. Sabri bey makul, ateşli, çok vatanperver, cesur bir zattı. Onunla on dakikada anlaştık.

Onları ikinci ziyaretimde Yangöz İsmail, 220 silahlanmış delikanlının hazır olduğunu, günden güne bu kuvvetin daha da artacağını söylediği zaman hayretler içinde kaldım. Sabri bey ise 80 atlı, 120 silahlının hazır olduğunu, istediğim zaman teftiş edebileceğimi, bir yandan da gönüllü toplamayı sürdürdüğünü söylediği zaman göğsüm kabardı.”

Bu güzel haberleri aldıktan sonra Zındanaltı'ndaki çorap fabrikasına gitti Şerif bey. Burada Rıfat ve Mithat kardeşlerle buluştu. Onlara isim açıklamamak şartı ile hazırlanan kuvveti bildirdi. İki kardeş sevinçlerinden yerlerinden fırlayarak boynuna sarıldılar Şerif Bey'in, yanaklarından şapur şupur öptüler.

Vardar Kardeşler yaptıkları ile hiçbir zaman övünmediler. Çocukları ve torunları da öyle. Başkaları olsa şimdiye kadar yüzlerce defa televizyonlara çıkar, gazetelere beyanat verirdi. Fakat onlar hep sessiz kaldılar.
Korax isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
10 adet milli park ornegi Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 03-29-2015 14:35
İlker Alp hayatı biyografisi Fearleon Biyografiler 0 02-25-2015 16:56
Milli Kültür Nedir? Milli Kültürün Önem ve Unsurları Korax Satırlarla Türkiye 0 01-10-2014 22:52
MİLLİ MÜCADELE YILLARI (Geniş Arşiv-resimli) Korax Mustafa Kemal Atatürk 27 03-09-2013 20:39


Şu Anki Saat: 02:07


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows