Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-14-2015, 14:25   #1
aknet
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 681
Tecrübe Puanı: 388
aknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud ofaknet has much to be proud of
Standart Bireylerin katılımını artıran başlıca unsurlar nelerdir?arkadaslar ? cevap iceride

bu bilgiler yardimci olur sanirim

Bireyler sosyal hareketlere ve protesto faaliyetlerine katılma yönünde koşulları değiştirme (araçsallık), bir gruba ait olma (kimlik) ve kendi hayatlarına anlam katma (anlamlandırma) gibi motivasyonlar duyuyor
Literatür, bireylerin aktif katılım sergilemesi ve sergilememesinin nedenlerinin çok çeşitli olduğunu, kişisel, kültürel, çevresel ve yapısal koşullara göre büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Farklı faaliyet türlerinde katılım motivasyonuna ilişkin engelleyen, tetikleyen ve olanaklı kılan etmenleri belirledikten sonra neden bazı bireylerin daha çok, bazılarının da daha az katılım gösterdiğini anlamaya başlayabiliriz. Bunlar, bireylerin katılımını engelleyen yapısal/toplumsal unsurları inceleyen sosyolojik bir perspektiften ve bireylerin motivasyonunu irdeleyen psikolojik bir perspektiften ele alınabilir.
Yalnızca formel gönüllülük alanında dahi motivasyonu açıklamaya çalışan çok sayıda sosyolojik ve psikolojik çalışma söz konusudur (Rochester vd., 2009). Rochester (2006), literatürde bireylerin neden gönüllü olduklarına ilişkin dört temel açıklama olduğunu ifade etmektedir:
• Sosyoekonomik faktörler: Daha yüksek eğitimli ve gelirli kişiler, daha az kaynağa sahip olanlara nazaran daha sık gönüllü olmaktadır.
• Fırsat veya erişim: Bu, kişinin dâhil olduğu toplumsal ağlarla ilişkilidir; gönüllü olarak katılım gösteren kişiler çoğunlukla kendilerinden rica edildiği için gönüllü olmaktadır.
• Toplumsal düzeyde tarihsel ve kültürel faktörler: Örneğin, İngiltere’de gönüllülüğün toplumsal refah alanında olması gerektiği konusundaki önyargı ve belli kültür ve dinlerden bireylerin gönüllülük olarak addedilebilecek faaliyetleri rutin olarak yerine getirmeleri (örneğin Çinli ve Afrikalı-Karayipli toplulukların aile bireylerine ve komşularına bakmaları).
• Bireysel motivasyon: Bazı bireyler kişilik yapısı olarak diğerlerine göre daha yardımsever ve cömerttir.
Bu geniş açıklamalar, orijinal olarak gönüllülüğe ilişkinse de insanların neden katılım gösterdiği konusundaki düşüncelere rehberlik edebilir. Kişilerin neden aktif katılım gösterdiğine ilişkin tüm nedenleri ortaya koymak, ne yazık ki bu incelemenin sınırlarını aşıyor. Dolayısıyla bu kısımda eksiksiz tüm motivasyonları ve tetikleyicileri gözden geçirmemiz söz konusu olmamakla birlikte katılım davranışındaki bireysel güdülerin genişlik ve derinliğini ve ayrıca bunları araştırmanın güçlüklerine ilişkin çıkarımlar verilmektedir.
Bireylerin kendi ifadeleriyle katılım gösterme gerekçeleri
Kişilerin neden gönüllü olduklarına ilişkin büyük bir literatür söz konusudur. Yardımlaşma Anketinin (gönüllülük ve hayırseverlik alanında yapılan ulusal bir anket, Low vd., 2007) katılımcıları gönüllülük davranışlarına gerekçe olarak pragmatik, bencil ve fedakar çok çeşitli nedenler göstermişlerdir. En çok dile getirilen motivasyon (yüzde 53 ile) “insanlara yardım etmek ve her şeyi daha iyi hale getirmek” olmuştur. Bunu, (yüzde 41 ile) gönüllülüğe konu olan meseleye hissedilen gönül bağı ve bireyin zamanının bolluğu gibi nedenler izlemektedir. “Var olan yetileri kullanmak”, “hayat felsefemin bir gereği”, “dinsel inancımın gereği” ve kariyere destek gibi birçok başka motivasyon da dile getirilmiştir. Katılımcının faaliyet türü seçimine de büyük oranda katkısı olan yaşam deneyimi, motivasyon açısından temel belirleyicilerden biri olarak ifade edilmiştir. Birey, belli bir sorun ile hayatının bir döneminde karşı karşıya kalmışsa, o konudaki çalışmalarda gönüllü olmaya daha yatkın olmaktadır. Bu bulguyu, “yeni toplumsal hareketler” konusundaki yazının bir kısmı da desteklemektedir. Searle-Chatterjee (1999), katılımcılık eğiliminin temellerinin hayatın ilk yıllarında atıldığını ve bu eğilimin aile içindeki sosyalleşme ile kişisel hayat deneyiminin kesişiminden kaynaklandığını ifade etmektedir.
Yardımlaşma Anketi (Low vd., 2007), motivasyonlar ile sosyal demografi arasında bir varyasyon olduğunu ortaya koymuştur. Yaş, dile getirilen çeşitli motivasyonlarda sabit bir değişkenken, başkalarıyla tanışma ve toplumsal ağları genişletme motivasyonlarıyla gönüllülük en genç ve en yaşlı yaş grupları arasında daha yaygındır. Gençler ayrıca iş bulma olanaklarını artırmak için de daha sık gönüllü olma eğilimindedir. Belki daha şaşırtıcı olan, etnik gruplar arasındaki farklardır: Örneğin beyazlar, zenci ya da Asyalı gönüllülere göre daha çok zaman bulabildikleri için daha fazla gönüllü katılım gösterme eğilimindedir.
Halk katılımı alanındaki literatür de katılım konusunda çok çeşitli gerekçeler ortaya koyar. Kişisel ilgi, bazı şeyleri değiştirme isteği, yetiştirilme, inanç, hayat deneyimi ile toplumsal etkilere maruz kalmış olma ve gönüllülük kültürünü keşfetme gibi geçmişten gelen etkilerin tümü bireyin topluluklar içinde siyasal katılım eğilimini etkilemektedir (Rai, 2008; CLG, 2008b; Haberis ve Prendergrast, 2007). Ancak bazı yorumcular, daha net olarak bireylerin kendilerini ifade etmek istediğini ve bu doğrudan kanallarla siyasete katılarak düşüncelerini ortaya koyma olanağı bulduklarını dile getirmektedir (CLG, 2008b; Foot, 2009). Gerçekten de toplumda bu biçimde kendini ifade etme ve güç kazanma duygusu, bireylerin yerel ya da daha geniş düzeyde olumlu bir katkılarının olabileceği duygusunu da yaşamalarını sağlamaktadır (age). Bu gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda, yerel düzeydeki gelişmelere duyulan ilgi ne kadar güçlüyse, bireyin yerel faaliyetlere katılımının o denli olası olduğu tezi de şaşırtıcı olmayacaktır (Skidmore vd., 2006). Dahası, bireylerin davet veya rica karşısında, görüşleri konusunda aktif bir ilgi gösterildiğinde, katılımlarıyla ilgili daha önce olumlu bir deneyimleri olduğunda, katılımlarının olumlu bir sonuç doğurduğunu hissettiklerinde ve kendilerini gerek zihinsel gerekse uygulama bakımından katılım için gerekli kaynaklara sahip, yeterli ve kendilerine güvenli hissettiklerinde siyasi katılım gösterme konusunda daha büyük motivasyon sergiledikleri de çalışmalarla kanıtlanmıştır (Lowndes vd., 2006; CLG, 2008b).
Bu faktörlerin birçoğu bireylere daha az formel katılımları için motivasyon sağlayan faktörlerle benzeşmektedir. Örneğin, Klandermans (2003) bireylerin belli bir konuya ilişkin güçlü duygular besledikleri ve sıkıntı duydukları ve bireyler ve kuruluşlar (para, zaman, teknik uzmanlık vb.) gerekli kaynaklara sahip oldukları zaman toplumsal hareketlere katıldıklarının altını çizmektedir. Taylor (1992), çalışmasında toplumsal kuruluşlar kurma ve bunlara katılma yönünde bireyleri motive eden çeşitli toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel nedenleri belirlemiştir. Bu motivasyon sağlayıcı etmenler arasında ortak faaliyetlerde yer almak, birbirine destek olmak, topluluk kimliğini pekiştirmek, ve bireylere bir aidiyet duygusu sağlamak, topluluğun erişebileceği hizmetleri geliştirmeye çalışmak ve daha geniş bir çevrede etki sahibi olmak gibi nedenler de yer almaktadır. Taylor’a göre, bu motivasyonlar kendisinin kültürel miras, toplumsal ilişkiler, ortak ekonomik çıkarlar ve siyasal erk tabanı olarak nitelediği bir dizi ortak çıkardan hareket etmektedir.
Kişilerin neden bireysel, gündelik ortamlarda yer aldıklarını açıklama çabasındaki literatür, daha çok felsefi bir yaklaşımdan yola çıkmaktadır. Barnett vd. (2005), etik tüketime ilişkin olarak iki felsefi duruşu ele almaktadır. İlk olarak, yazarlar etik tüketim yanlısı seçimlerin daha çok eylemin sonuçlarına ilişkin gerekçelerle yapıldığını ifade etmektedir. Buna göre tüketiciler, yapacakları seçimin sonuçlarını göz önünde bulundurmaktadır. Yazarlar, etik tüketim kampanyalarının ve politikalarının, tüketicinin sonuca ilişkin kaygılar barındıran duruşunu temel aldıklarını; bu türden bir duruşun “iyi”nin ve etik davranışın ne olduğuna ve neyi barındırdığına ilişkin tek bir ölçütün var olduğu ve temel meselenin tüketicilere doğru ve uygun davranış biçimini benimsetmek olduğundan yola çıktıklarını ifade etmektedir. (Barnett vd., 2005: 12). İkinci ve ilkine tezat olarak, etik tüketimin deontolojik/ahlaki bir bakış açısıyla da görülebileceğini ifade etmektedirler. Görev duygusunu ön plana alan böyle bir yaklaşım, sonuçlardan ve arzu edilen hedeflerden bağımsız olarak “doğru davranışlar” belirler. Etik tüketimi ön plana çıkaran yaklaşım insanların (başka insanlar, çevre ya da gelecek nesiller olarak tanımlayabileceğimiz) başkalarının yararını da gözetmesi gibi son derece genelleştirilmiş birtakım savları dile getirdiğinden, yazarlar tüketicilerin etik tüketim davranışlarında bulunma gerekçelerinin “ahlaki ödev” temeline de dayanabildiğine dikkat çekmektedir (Barnett vd., 2005: 13).
Yani fedakarlık hala yaşıyor. Yoksa yaşamıyor mu? Bazı şeyleri daha iyi kılma ve başkalarına yardım etme, İngiltere’de tüm gruplar ve bölgelerde temel motivasyon olarak dile getiriliyor. Gönüllülük konusunda fedakarlık faktörüne ve fedakarlığın insanları toplumsallığa iten bir unsur olarak var olup olmadığına ilişkin uzun zamandır kapsamlı çalışmalar yürütülüyor (Smith, 1981; Unger, 1991; Maner vd., 2002; Burns vd., 2006; Carpenter ve Myers, 2007).
Yine de insanların neden katılım gösterdiğini belirlemenin en yaygın yolu, kendilerine gerekçelerini sormak olagelmiştir. Dolayısıyla motivasyon üzerine var olan yazının büyük bir kısmını oluşturan ampirik çalışmaların bulguları, katılımcıların kendi katılımlarına yükledikleri anlamı temel almaktadır. Sonuç olarak, toplumsal olarak kabul edilebilir yanıtlar verme gereği, kişilerin kendi çıkarlarına yönelik bir edimde bulunduklarını itiraf etmekte çekingen davranması anlamına gelebilmektedir. “Fedakar davranışlarıyla” övünmekten kaçınmak yönünde toplumsal bir baskı hissedebilmektedirler (Musick ve Wilson, 2008).
Buna ek olarak, bir diğer metodolojik sorun, anket katılımcılarının, arasından seçim yapacakları bir motivasyon listesinin araştırmacılar tarafından verilmesidir. Dolayısıyla yukarıda adı geçen motivasyonel faktörler, bazı anket katılımcılarının katılımlarının temelinde değerlerin yattığını düşünmelerine karşın, bu gönüllülük davranışları için temel gerekçe olarak kabul edilemez. Ampirik anket verileri yalnızca motivasyonları açıklama görevi görebilir.
Psikolojik motivasyonlar
Motivasyonların daha geniş kapsamlı olarak anlaşılabilmesi için, anket sonuçlarında belirleyici rol oynayan psikolojik faktörler ve katılımı teşvik eden daha geniş koşullara ilişkin sosyolojik değerlendirmeler hesaba katılabilir. Özelde gönüllülük davranışı için motivasyonların analizine değerli çıkarımlar sunan iki temel çalışma söz konusudur.
Clary ve Snyder tarafından yapılan çalışma, özel olarak gönüllülerin motivasyonları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu çalışma sonucunda, artık alanda iyi bilinen ve gönüllülük için altı temel psikolojik motivasyon tanımlayan Gönüllü İşlevleri Envanteri geliştirilmiştir (Clary vd., 1992):
• Değerler: Başkalarına yardım etmek konusundaki fedakar inançlarla hareket etmek.
• Anlayış: Yeni şeyler öğrenmek ve deneyimlemek için, hayata ilişkin yetiler geliştirmek için gönüllü olmak.
• Kariyer: Kariyer odaklı, istihdama yönelik yetiler ve işinde ilerlemek için deneyim edinmek.
• Sosyal: Gönüllülüğün, kişinin ait olduğu toplumsal grup tarafından sıcak bakılan davranışlarla uyumlu olması.
• Gelişim: Kişinin kendine ilişkin algısını ve güvenini geliştirmek için gönüllü olmak.
• Korumacı: Gönüllülüğü, kişinin kendisine ilişkin olumsuz duygularıyla yüzleşmekten kaçınmak için bir kaçış mekanizması olarak kullanması.
Aradan geçen süreçte Clary ve Snyder’ın modeli üzerinde gerek yazarların kendileri, gerekse başkaları tarafından çokça düşünülmüş ve düzeltmeler yapılmıştır (Omoto vd., 1995; Clary vd., 1996; Clary vd., 1998; Clary ve Snyder, 1999). McEwin ve Jacobsen-D’Arcy tarafından Clary ve Snyder’ın Gönüllü İşlevleri Envanteri üzerine inşa edilen Gönüllü Motivasyonları Envanteri (1992) fazladan dört işleve yer vermektedir:
• Karşılıklılık: Birey, “ne ekersen onu biçersin” düşüncesine binaen gönüllü olmaktadır. Fedakarca davranış, gönüllünün kendisine olumlu şeyler kazandırmaktadır.
• Tepkisellik: Birey, geçmiş ya da güncel kişisel sorunlarıyla yüzleşmek ve bu sorunları çözmek için gönüllü olmaya motive olmuştur. Katılımı anlamak: Bir literatür taraması Aralık 2009 32
• Sosyal etkileşim: Birey, sosyal gruplarda yer almak ve başkalarıyla etkileşmek için gönüllü olmaktadır.
• Kabul görme: Birey, katkılarının başkalarınca fark edilmesi düşüncesiyle gönüllü olmaya motivasyon duymaktadır.
Batson vd. (2002) tarafından katılım motivasyonları konusunda yapılan bir çalışma, çok farklı bir analiz ortaya koymaktadır. Bu çalışma, katılımcıların dört motivasyondan biriyle hareket ettiklerini ifade etmektedir:
• Bencillik – kişinin niyeti kendi çıkarlarını ve iyiliğini geliştirmektir.
• Fedakârlık– kişinin amacı bir ya da birden fazla başka bireyin çıkarlarını ya da iyiliğini geliştirmektir.
• Toplulukçuluk – amaç bir grubun ya da kolektif birimin çıkarlarını ve iyiliğini geliştirmektir.
• İlkecilik – amaç, ahlaki bir ilkeyi ön planda tutmaktır.
Geleneksel gönüllülük dışında, Klandermans (2003) bireylerin sosyal hareketlere ve protesto faaliyetlerine katılma yönünde koşulları değiştirme (araçsallık), bir gruba ait olma (kimlik) ve kendi hayatlarına anlam katma (anlamlandırma) gibi motivasyonlar duyduklarını ifade etmektedir. Klandermans, daha sonra yaptığı çalışmalarda daha da ileri giderek bu üç motivasyonun toplumdaki kolektif siyasal edimlerin büyük çoğunluğu için geçerli olduğunu ifade etmiştir (Klandermans, 2004).
Katılımı tetikleyen unsurlar:
Toplumsal ilişkilerin önemi
Kişisel motivasyonların ötesinde bir dizi faktör de katılımı teşvik edebilir, mümkün kılabilir ve kişilerin katılımı sürdürme ya da çekilme kararlarını açıklamakta yararlı olabilir.
Kişisel koşullar, sosyal demografi, hayatta karşılaşılan olaylar ya da diğer faktörler katılımı açıklamada yararlı olabilir. Bireyler benzer motivasyonlara, değerlere ve koşullara sahip olabilir; ancak bazıları bunları eyleme dökerken bazıları dökmeyebilir. Öyleyse motivasyonlar nasıl aktif katılıma dönüşüyor? Bunu tetikleyen faktörlerden biri, basitçe “birinin rica etmesi” ya da “birinden duyma” olabilmektedir (Rochester, 2006; Lowndes, 2006; Haberis ve Prendergrast, 2007; Low vd., 2007; CLG, 2008b). Gibson (1996) tarafından “hareketli ruhlar” olarak adlandırılan bazı bireyler, yaşadıkları topluluk içinde sosyal ağlar oluşturma yetileri sayesinde topluluğun tamamını harekete geçmeye motive etme kapasitesindedir. Dolayısıyla sosyal bağlantılar hayati önemde görünmekte, yüksek öğrenimli, daha iyi gelirli ve toplumsal ağları sağlam, yani kaynakları iyi olan bireylerin katılım fırsatlarından haberdar olması ya da katılıma davet edilmesi olasılığı daha yüksek olmaktadır (Musick ve Wilson, 2008).

KAYNAK: Katılımı Anlamak:Bir literatür taraması, Eddie Brodie, Eddi Cowling, Nina Nissen, Bu rehber Stratejik Planlama ve Politika Geliştirmede Katılımcılık Projesi kapsamında Türkçeye çevrilmiştir. Ana faydalanıcısı Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı olan proje Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yürütülmüş olup, Birleşik Krallık Stratejik Program Fonu-Avrupa’yı Birleştirme Programı tarafından desteklenmiştir. İngilizceden çeviren: Aslı Toksabay Esen, Yayıma hazırlayan: Emre Demir, Mart 2011


alıntı
aknet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu Anki Saat: 08:51


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows