Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-03-2009, 08:52   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.967
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Soru istiklal marşı niçin yazıldı cevabı için tıklayınız

İstiklal Marşı niçin yazıldı?
Trablusgarp, Balkan, Çanakkale, Yemen ve Millî Mücadele… Bire dörtle, bire on arasında ve amansız bir döğüş…Dünyanın en güçlü devletleri üstümüze çullanmış…Anadolu insanı masum bir ceylan… Mehmetcik ise sanki can pazarında; cepheler ölüme koşu beldesi olmuş. Her Mehmet göğsünü serhat, yüreğini kalkan yapmış. Ama nereye kadar? Tarihin kanlı seyrine can borcumuzu, kan borcumuzu ödemişiz.
İnsanın da bir tahammül gücü var. Zor’u başarır, olağanüstüyü yaparsınız belki ama sürekli değil. İşte söylemesi dilimize zor gelse de vakıa artık bir yılgınlık başlamıştır. Bu yılgınlığın, tıpkı közün üstünden külün üflenip savrulduğu gibi atılması gerekmektedir.Yeniden bir kendimize geliş şarttır. İnsanları heyecanlandıracak, gönülleri coşturacak; gözlerde damla damla yaşlar sıralayacak bir manevi atmosferin oluşturulması zaruridir. Körükle basılan havanın demiri erittiği gibi, insanımızı “vatan, millet, bayrak, sancak istiklâl sevdası” gibi kutlu bir amaçta birleştirip, yüce bir potanın içerisinde tek yürek, tek beden olmuşçasına dirilten millî bir inkılâba ihtiyaç vardır.
O zaman insanlar cephelerde yeniden ayyuka kalkar; herkes erkek kadın kız-kızan evlerinden düşmanla kavga için tekrar koşarlar. Bunu da ancak şiirin enfüsî, kelimelerin hikmet yüklü sıralanışıyla yapabilirdiniz. İşte İstiklâl Marşı bu amaçla yazdırılmak istenmiş ve yarışma açılmıştır. Yarışma Açılıyor
İşte o günlerde, “Genel Kurmay Başkanlığının” isteği üzerine, Millî Eğitim Bakanlığı 7 Kasım
1920′de gazetelere verdiği bir ilanla “İstiklâl Marşı için müsabaka açıldığını, güfte ve beste için 500′er lira mükafat konulduğunu bildirdi”

Yarışmaya katılan şiirler memleketin dört bir yanından gelmeye başlamış, beşyüzü aşmıştı.
H. Basri ÇANTAY şöyle devam ediyor:
Bu marşın M. Âkif tarafından yazılmasını kendisine söylediğim zaman O:
– Ben ne yarışmaya girerim, ne de ödül alırım,cevabını vermişti.
Ricalarımı tekrar ettikçe:
– Bırak yazsınlar. Bu yaştan sonra yarışa mı çıkacağım. Ayıp değil mi ? diyordu.
Bir gün Meclis’te H.Suphi Tanrıöver (Maarif Bakanı), beni gördü. Dedi ki:
– Şimdiye kadar yarışmaya 500′ den fazla şiir geldi(M. Akif’in yazdığı dahil toplam 725). Gelen şiirlerin hiç birisini beğenmedim; İstiklâl Marşı’nı yazması için, Üstad’ı ikna edemez misin? diye sordu.
– Âkif Bey müsabaka şeklini ve ikramiyeyi kabul etmiyor. Eğer buna bir çare ve şekil bulursanız yazdırmaya çalışırım. Düşündü:
– Dur, dedi; ben kendisine bir tezkire yazayım. Arzusuna tabi olacağımızı bildireyim. Fakat bunu kendisine siz veriniz
Bundan sonraki gelişmeler ise şöyle oldu:
Meclis’te Âkif’le yanyana oturuyoruz. Çantamdan bir kağıt parçası çıkarıp ciddi ve düşünceli bir tavırla sıranın üstüne kapandım.
– Neye düşünüyorsun Basri?
– Mani olma işim var!
– Peki, bir şey mi yazacaksın?
– Evet.
– Ben mani olacaksam kalkayım.
– Hayır! Hiç olmazsa ilhamından ruhuma bir şey sıçrar.
– Anlamadım.
– Şiir yazacağım da…
– Ne şiiri?
– Ne şiiri olacak, İstiklâl şiiri. Artık onu yazmak bize düştü!
– Gelen şiirler ne olmuş?
– Beğenilmemiş.
– (Üzüntüyle) Ya!?
– Üstad bu marşı biz yazacağız.
– Yazalım ama şartları berbat!
– Hayır şartları filan yok. Siz yazarsanız müsabaka şekli kalkacak.
– Olmaz, kaldırılamaz, ilan edildi.
– Canım Vekâlet buna bir şekil bulacak. Sizin Marşı’nız yine Meclis’te kabul edilecek. Güneş varken yıldızı kim arar?
– Peki bir de ikramiye vardı.
– Tabi alacaksınız!
– Vallahi almam!
– Yahu latife ediyorum. Onu da bir hayır kurumuna veririz. Siz bunları düşünmeyin.
– Vekalet kabul edecek mi ya?
– Ben H. Suphi Beyle görüştüm. Mutabık kaldık. Hatta sizin n******* söz bile verdim!
– Söz mü verdiniz, söz mü verdiniz?
– Evet!
– Peki ne yapacağız?
– Yazacağız!
(Buradaki yazacağız sözünden muradın, Âkif’e ithafen “Yazmalısın!” manasında söylendiği gayet açıktır)
Tekrar tekrar “söz verdin mi?” diye sorduktan ve benden aynı kati cevapları aldıktan sonra, elimdeki kağıda sarıldı. Kalemini eline aldı. Benim daldığım yapma hayale şimdi o gerçekten dalmıştı.
Aradan bir iki gün geçti. Sabahleyin erken Üstad bizim evde. Marşı yazmış, bitirmiş.
Mehmet Âkif neden yarışmaya katılmadı ?
Mehmet Âkif, o sırada Burdur Mebusu olarak Millet Meclisi’nde bulunmasına rağmen, bu müsabakaya acaba neden katılmamıştı?
Bunun iki sebebi vardı zannederim. Gerçi her iki sebep de müsabaka ile ilgilidir. Birincisi, şiirin karşılığında verileceği bildirilen mükâfaat idi. Âkif böyle millî bir vazife için para alınmasını doğru bulmuyor, hele kendisine hiç yakıştıramıyordu. Üstelik ne kadar halisane duygularla katılırsa katılsın, yarışmaya para için katılmış şüphesini daima üzerinde hissedecekti. Ona çok ağır gelen böyle bir baskının altında, tavizsiz ve mert gönlünün duygularını gereği gibi kağıda dökebilmesi mümkün değildi.
İkincisi ise, Mehmet Âkif, artık umuma ilan edilen ve her önüne gelenin iştirak edeceği, biraz çocukça gibi görünen bir yarışmaya çağrılacak adam değildi. Âkif, o zamana kadar,
Safahat’ın 7600 mısra tutan ilk beş kitabını yayınlamış ve bu şiirleriyle büyük bir millî şair olduğunu ispatlamış durumda bulunuyordu. Kendisinin bu yüksek mevkii, edebiyat üstadı Recaizade Mahmut Ekrem tarafından, daha Balkan Harbi sırasında açıklanmış ve Üstad Ekrem, Âkif’e Memleketin bir Millî destana ihtiyacı vardır. Onu ancak siz yazabilirsiniz Âkif Bey diyerek, kendisini tanıyanlar için çok mühim bir istekte bulunmuştu. Şimdi bu seviyede olan bir büyük şairin, adeta çoluk çocuk denilebilecek yüzlerce heveskarla birlikte yarışa çağrılması, elbette uygun birşey değildi.

Maarif Vekâleti müsabaka için bir heyet seçmişti. Doktor Şair Hüseyin Suat, Bursa Mebusu Şair Muhittin Baha, onlar bu heyette bulunacaklardı. Ancak onlar da birer istiklâl marşı yazıp vermişlerdi. Sonradan Âkif’in marş yazacağını duyunca ikisi de şiirlerini geri aldılar ve heyete girdiler.
Âkif’in İstiklâl Marşı şiiri ilk defa 17 Şubat 1337(1921) tarihinde, Ankarada Sebilü’r-Reşad dergisi’nde yayınlandı. Bu ilk yayınında beşinci kıtasındaki “uğratma” kelimesi “bastırma” şeklinde iken, sonradan M. Âkif Bey tarafından “uğratma” şeklinde değiştirilmiştir.
Bunun dışında İstiklâl Marşı’mızın ilk metni ile sonrakiler arasında hiç bir fark yoktur.
Nihayet Marş Büyük Millet Meclisi’nde. M. Âkif de sırasında.
H. Suphi Bey, kürsüde İstiklâl Marşı’nı okudu.
Meclis alkış tufanları arasında çalkalanıyordu. O gün, görüşmelerle geçti. Marşın esas kabulü
12 Mart 1337 tarihinin ikinci celsesinde oldu.

Ne kadar ibretli bir durum ki İstiklâl Marşı şairi tevazuundan kendi Marşı’nı kürsüden okumuyor. Bu görevi H. Suphi Bey yerine getiriyor.
Yine ne kadar ibretli bir durumdur ki, M. Âkif’in şiiri, Millî Marş olarak kabul edilirken şairi, sıkılarak salondan dışarı fırlamış, cümle kapısından çıkmış, hatta caddeyi boylamıştı. Konulan ödülü de almamış, çek’ini yoksul kadınlara ve çocuklara örgü işleri öğretmek üzere açılan
“Daru’l-Mesai” adındaki iş yurduna bağışlamıştı.

Sözün burasında şu hakikati belirtelim; O günlerde bir memur maaşı 7.5 liradır ve 10 lira zenginlik ölçüsü sayılmaktadır.
Bir başka ibretli hâle bakın ki, Âkif ödül olarak verilen 500 lira gibi o gün için büyük bir değer taşıyan parayı almadığı günlerde, paltosu olmadığı için sokağa ya ödünç bir palto ile veyahutta ceketle çıkmak durumunda kalıyordu.
Âkif, İstiklâl Marşı konusunda çok hassastı. Birkaç gazeteci, ölümünden kısa bir süre önce ziyaretine gittiler. Söz İstiklâl Marşı’ndan açıldı.
İstiklâl Marşı denince Üstadın gözleri büyümüş ve parlamıştı. Hastabakıcının yardımıyla doğruldu, anlatmaya başladı:
İstiklâl Marşı… O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi! O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir facia karşısında bunalan ruhların, ızdıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o Marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.
İstiklâl Marşı’mız, bizim âdeta tarihimizdir. Geleceğimizin bir aynası ve bütün milletimizin iman ve ahlakta son gayesi olan temel esasların bir özüdür.
Büyük Âkif, milletinin ruhunu okumuş ve onu sanki taşa kazırcasına yazarak, bir anıt gibi gözler önüne dikmiştir.
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Soru osmanlı tarihini öğrenmenin günümüz için önemi neler olabilir cevabı içeride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-03-2009 08:49
Soru günümüzde kullanılan yabancı kelimeler nelerdir sorunun cevabı için tıklayınız Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-01-2009 21:47
Soru 45 elementin semboller cevabı Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-01-2009 17:49
İstiklal Marşı Nasıl Yazıldı... Yaso Genel Kültür 0 09-17-2008 10:59
İstiklâl Marşı Niçin Yazıldı? нüzüη TaRiH 0 09-09-2008 13:47


Şu Anki Saat: 00:51


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows