Bilqi Forum  

Geri git   Bilqi Forum > >

Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk)

ÖDEVLERİNİZİ BULMAKTA ZORLANIYOMUSUNUZ!

SORUN ANINDA CEVAPLIYALIM.

TÜM SORULARINIZA ANINDA CEVAP VERİLECEKTİR !

Sitemize Üye Olmadan Konulara Cevap Yazabilir Ayrıca Soru Cevap Bölümüne Konu Açabilirsiniz !

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10-06-2009, 17:29   #1
Yaso
Operator
 
Yaso - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 32.914
Tecrübe Puanı: 1000
Yaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond reputeYaso has a reputation beyond repute
Standart Soru ergenekon destanın özellikleri cevabı iceride

ERGENEKON DESTANI

26 Eki, 2008 Edebiyat, İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

Moğol iline, Oğuz Han soyundan İl Han padişah oldu. Bu sırada Tatarların başında Sevinç Han vardı. Aralarında vuruş çıkmıştı. İl Han daima galip geliyordu. Sevinç Han, Kırgız hanına birçok adam ve hediye göndererek onu kendi tarafına çekti. Oralardaki kabilelerin en kalabalığı Moğollar olduğundan bütün savaşlarda üstün geliyorlardı. Bütün Türk illerinde Moğolun oku ötmeyen, kolu yetmeyen bir yer yoktu. Bundan dolayı bütün kabileler Moğolu kötülerlerdi. Sevinç Han Öteki boylara da elçiler gönderip birleşmek ve Moğollardan öç almak üzere anlaştı. Hepsi birleşerek Moğol üzerine yürüdüler. Moğollar çadır ve sürülerini bir yere yığıp etrafına hendek kazdılar; beklediler. Sevinç Han geldi. Vuruş başladı. On gün savaş oldu. On günde de Moğollar üstün geldi. Bunun üzerine Sevinç Han, bütün han ve beyleri topladı. Gizlice görüştüler. Sevinç Han, “Biz bunlara hile yapmazsak işimiz bitiktir.” dedi. Ertesi gün, tanla çadırlarını kaldırıp kötü mallarını ve birtakım ağırlıklarını bırakarak kaçtılar. Moğollar, güçsüzlükten kaçtıklarını sanarak bunları kovaladılar. Tatarlar dönüp çarpıştılar. Bu sefer Moğollar yenildi. Ordugâhlarına gelinceye kadar onları kestiler. Bütün ordugâhı zaptettiier. Bütün çadırları orada olduğu için Moğollardan bir aile bile kurtulmadı. Büyüklerini kılıçtan geçirdiler; küçüklerin her birini bir kişi tutsak olarak aldı. Tutsak olanlar, efendilerinin boy adını aldılar. Böylece dünyada Moğoldan eser kalmadı.
Sevinç Han, Moğol’u yağmaladıktan sonra ülkesine dönmüştü. İl Han’ın oğulları savaşta ölmüşlerdi. Yalnız en küçüğü olan Kıyan kalmıştı. Kıyan, o yıl evlenmişti. İl Han’ın kardeşi oğullarından olan Nüküz de o yıl evlenmişti. Bunların ikisi de aynı bölükten iki kişiye tutsak olmuştu. Savaştan on gün sonra bir gece atlanıp hanımlarıyla birlikte kaçtılar. Savaştan önce ordu kurdukları yere geldiler. Düşmandan kaçıp gelen deve, at, öküz ve koyunları orada buldular. Konuşup şöyle dediler; “Burada kalsak bir gün düşmanlarımız bizi bulur, bir kabileye gitsek hepsi de bize düşman. İyisi mi dağlar arasında kimsenin daha yolu düşmemiş olan bir yere gidip oturalım.” Sürülerini sürüp dağlara doğru yürüdüler. Yabani koyunların yürüdüğü bir yo/u tutup tırmanarak yüksek bir dağın boğazına vardılar. Oradan tepeye çıkıp öte yana indiler. Oraları İyice gözden geçirdiler. Geldikleri yo/dan başka yol olmadığını gördüler. O yol da öyle bir yoldu ki bir deve, bir keçi bin güçlükle yürüyebilirdi. Ayağı biraz sürçse düşer, parçalanırdı. Vardıkları yer geniş bir ülke idi. İçinde akar sular, kaynaklar, türlü otlar, çayırlar, yemişli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. Bunu görünce Tanrı’ya şükürler kıldılar. Kışın mallarının etini yer, derilerini giyer, yazın sütünü içerlerdi. Oraya Ergenekon adını verdiler, (Ergene dağ kemeri, Kon dik demektir.) Orası dağın doruğu idi.
Burada Kıyan ve Nüküz’ün oğullan çoğaldı. Kıyan’in oğulları daha çok oldu. Kıyan’in oğullarına Kıyat dediler. Nüküz’ün oğullarının bir nicesine Nüküzler, bir nicesine Dürlügin dediler, (Kıyan diye, dağdan şiddetle ve hızla inen sele derler.) İl Han’ın oğlu, güçlü ve tez bir kişi olduğundan ona bu adı vermişlerdi. Kıyat, Kıyan’ın çokluğudur. Bu ikisinin soyları uzun bir süre Ergene Kon’da kaldı. Çoğaldıkça çoğaldılar. Boy boy oldular. Her aile uruk adıyla bir oymak teşkil etti.
Dört yüz yıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldı ki artık oralara sığmadılar. Bunun üzerine toplandılar ve konuştular. “Atalarımızdan işitirdik, Ergenekon ‘un dışında geniş ve güzel bir ülke varmış. Atalarımız orada otururlarmış. Tatar baş olup öteki boylarla birlikte bizim uruğumuzu kırmış, yurdumuzu almış. Artık Tanrı’ya şükür, düşmandan korkarak dağda kapanıp kalacak durumda değiliz. Bir yol bularak bu dağdan göçüp çıkalım. Bize dost olanla görüşür, düşman olanla güreşiriz” dediler. Hepsi bu düşünceyi beğendi. Çıkmaya yol aradılar. Bir türlü bulamadılar. Bir demirci, “Ben bir yer gördüm, orada bir demir madeni var. Sanıyorum ki bir kattır. Onu eritirsek yol buluruz.” dedi. Gidip orayı gördüler; demircinin sözünü uygun buldular.
Millete odun ve kömür vergisi saldılar. Herkes vergisini getirdi. Dağın böğründeki çatlağa bir sıra odun, bir sıra kömür dizdiler. Dağın tepesine ve öteki yanlarına da odun ve kömür yığdıktan sonra deriden yetmiş körük yaptılar, yetmiş yere koydular. Ateşlediler; hepsini birden körüklediler.
Demir eridi. Bir yüklü deve geçecek kadar yol açıldı. O ayı, o günü, o saati belleyip dışarı çıktılar. Oradan çıkarlarken bir bozkurt gelip onlara yol gösterdi, işte o gün bayram sayıldı. O günden beri bu kurtuluş gününde bayram yaparlar. O gün bir demir parçasını ateşte kızdırırlar. Demir kıpkırmızı olunca önce han, demiri kıskaçla tutup örsün üstüne koyar çekiçle vurur. Sonra bütün beyler de öyle yapar. Bugünü çok değerli sayarak “zindandan çıkıp ata yurduna geldiğimiz gün” derler.
Ergene Kon’dan çıktıklarında hanları Kıyan soyundan, Korlas uruğundan Börte Çene (Çine) idi. Bütün boylara elçiler göndererek Ergenekon’dan çıktıklarını bildirdi. Boyların kimi sevindi, kimi yerindi. Tatarlar ise bunların üzerine yürüdü. Saf bağlandı, savaş oldu. Düşmanları yendiler. Tatarların büyüklerini kılıçtan geçirdiler, küçüklerini tutsak ettiler. Böylece dön yü2 yıl sonra kanlarını aldılar, mallarını zaptettiier ve ana yurtlarında oturdular.
Göktürkler’e ait olan Ergenekon destanından Türk boylarının kendi aralarında savaştığını anlıyoruz. Tatarlar da Göktürkler de Türk boyudur. Bu boylar arasında hâkimiyet kavgaları yapılmaktadır. Güçlü olan baskın yapmakta, yendiği boyun elindeki malı almakta ve bu savaş ganimeti ile yaşamını sürdürmektedir. Bir bakıma savaşlar, hâkim olmanın yanında mal kazanma savaşıdır da. Boyların düşmanlarına karşı anlaşma yaptıklarını ve birlikte savaşa girdiklerini görüyoruz. Bu siyasi bir durumdur. Kendi aralarında anlaşmazlık olsa bile düşmanlarına karşı birleşebilmektedirler
Türklerin yaşam kültürlerinde savaşın önemli bir yeri vardır. Er-genekon’a sığınan Göktürkler, savaşacak gücü kazandıklarında gidip düşmanlarıyla savaşıyorlar ve intikamlarını alıp eski yurtlarına yerleşiyorlar. Onlara yenilenler de zaman içinde güç topladıklarında yine yurt savaşı çıkarmaktadır. Bozkır yaşamı, bu anlayış üzerine kurulmuştur. Bu hareketlilik de insanlara hareketli bir yaşam tarzı hazırlamıştır. O dönemde yerleşik yaşamın ve tarımın değil de göçebe yaşamın ve hayvancılığın egemen olması bu durumun sonucudur. Ergenekon’a yerleşen Türklerin hayvancılıkla geçindiğini “Kışın mallarının etini yer, derilerini giyer, yazın sütünü içerlerdi.” cümlesinden anlıyoruz. Ergenekon’dan çıkmak için demir dağı eritmelerinden Türklerin demircilikte ileri olduğunu anlıyoruz.
Bu destanda “mekân” anlatımda fazlasıyla öne çıkmaktadır. Destanın adı bile yaşanan mekânla ilgilidir.
Ergenekon’un sarp ve dik bir dağda olması, savaşçı bir ulusun kendini emniyete alması demektir. Oraya bir kaleye sığınır gibi sığınıyorlar. Bu dik ve sarp yerde yaşamak insanın dikkatli ve hareketli olmasını sağlar. Aynı zamanda havası temizdir ve insanı dinç tutar. Ergenekon’un etrafı sağlamdır. O kadar sağlamdır ki âdeta demirdir. Demir dağı, gerçekten demir değil de düşmandan koruyan, geçilmesi zor bir dağ olarak düşünmek gerekir. Bir kale suru gibi düşünülebilir o dağlar. Bu destanda mekâna özel bir işlev yüklenmiştir. Ergenekon, zayıflayan ulusun güçlenmesinin sağlandığı bir sığınak, emin bir kale ve yaşamın sürdürüldüğü bir yurttur.
Ergenekon destanının konusu, yurt sevgisi, özgürlük, dayanışma, birlikte hareket etme gibi bir ulusu ulus yapan temel öğelerdir. Destanda evrensel özellikler de vardır. Künüz ve Kıyan, esirliği benimsemediği, özgür olmayı istedikleri için eşleriyle kaçmışlardır. Ergenekon’da çoğalan sonraki kuşaklar yurt sevgisi ve intikam almak arzusu ile yurtlarından çıkmışlardır. Bunu yapmak için birlikte hareket ederek demir dağı eritmiş ve düşmanlarıyla savaşmışlardır.
“Bozkurt, dağ” gibi destanlarda yer alan mitolojik öğeler bu destanda da yer almaktadır. “Dağ”, emin bir yurttur, yurdun çevresini saran bir surdur. “Bozkurt” ise yol göstericidir. Bu da o dönemde yaşama mitolojik öğelerin hâkim olduğunu gösterir. Bu anlayışın etkisiyle Ergenekon’dan çıkış günü daha sonraki yıllarda dinsel bir tören havasına büründürüimüştür.
Bu destandan Türkler arasında bir iş bölümü olmadığını da anlıyoruz. Bir yönetici olan han, kağan vb. vardır. Diğerleri onun buyruklarına uyarak yaşarlar. Bunun dışında demircilik mesleğiyle uğraşan bir kişi olduğunu da görüyoruz ki bu, o dönemde çok yaygın olmayan bir durumdur.
Tek iş, geçimini sürdürecek mala, yiyeceğe sahip olmak ve savaşmaktır. Gücü varken düşmanını yenmek, ona hâkim olmak, gücünü kaybedince kaçmak ve güç toplamaktır. Bu özellikler sadece Türkler için söz konusu değildir. Bu, evrensel bir durumdur ve o dönemlere hâkim oSan bir anlayıştır.
Benzer Yazılar


ANLATIM YOLLARI (İFADE ŞEKİLLERİ)
CIMBIZLİ ŞİİR AÇIKLAMASI
Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
Destan Anlatıcıları ve Destan Dilinin Oluşumu
Destanı Olay Esasına Bağlı Diğer Metinlerle Karşılaştırma
Destanların Özellikleri
Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi
Dünya Destanları
Edebî Eser
Edebi Metin
Edebiyat
Edebiyat Tarihi
Edebiyat tarihi - genel tarih ilişkisi
Edebiyat tarihi - halk bilimi ilişkisi
__________________



Tüm bölümlerimize yetkili alımları başlamıştır başvurmak için aşağıdaki linke tıklayınız


Yaso isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var
Sizin Konu Yanıtlama Yetkiniz var
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Soru ergenekon destanının özellikleri cevabı iceride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-05-2009 12:27
Soru 1.tanzimat dönemi sanatçılarının genel özellikleri cevabı iceride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-04-2009 20:20
Soru islami devir edebiyatının özellikleri cevabı iceride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-04-2009 18:35
Soru destanın ortaya çıktığı dönem cevabı içeride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-04-2009 15:37
Soru büyük selçuklu devleti özellikleri cevabı içeride Yaso Siz Sorun Biz Cevaplayalim(Maximum 5-10dk) 0 10-04-2009 10:28


Şu Anki Saat: 03:29


İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Bilqi.com Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. bilqi.com hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler doganinternet@hotmail.com ve streetken27@gmail.com dan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde bilqi.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.

Android Rom

Android Oyunlar

Android samsung htc

Samsung Htc

Nokia Windows